Romanlar

GÜNEŞLİ GÜNLER
Okunma: 75
Hikmet Demirci - Mesaj Gönder


 
            Otururken ağlıyordu, hamileydi, karnındaki çocuğun da göz yaşlarına boğulduğunu hissettikçe daha çok ağlıyordu, anneydi çünkü o. Kışın ortasında soba yansın diye hamile hamile odun toplamaya gitmesini istemişti kocası. Ağlasa da gitmek zorundaydı. Oturmak yakışmazdı zaten kendisine. Gücünü toplaması gerekiyordu. Kalkması ve karnındakinin güneşli günleri görebilmesi için gitmesi gerekiyordu. Üşürdü yoksa, bu daha çok ağlatırdı. Anneydi o. Kendisinden daha çok düşünmesi gerekiyordu karnındakini, hatta kendinden bile vazgeçmesi gerekiyordu. Başka çocukları da vardı ama nihayetinde karnındaki daha masumdu diğerlerinden. Gitmek zorundaydı.
 
               Ayağa kalktı tüm gücünü toplayıp. Bir kat aşağıda ahırdan merkebi, odunluktan da baltayı alması gerekiyordu. Yavaş olmalıydı, karnındaki çocuğun incinmesini de istemiyordu. O yüzden yavaş yavaş indi tahta merdivenlerden. Her bir tahtaya bastığında kulağa hoş gelmeyen bir ses çıkıyordu. Tahtalar kırılacak diye çok korkuyordu. Güç bela indi aşağı. Karnını yokladı, bebeğinin karnında olduğundan emin olmalıydı. Anneydi çünkü o. Bebeğinin kıpırdadığını hissettikten sonra yüzünde bir tebessüm belirdi. Gözlerini yukarı kaldırarak dua ediyordu belli ki içinden. Güzel bir dua olduğu ise yüzündeki tebessümden belliydi.
 
               Önce alt kattaki tahta kapıdan içeri girip odunluktan baltayı alıp meydana çıkartması gerekiyordu. Merkebe baltayı yüklerken kolaylık olsun istiyordu. Odunluğa doğru ilerledi. Bir eli karnındaydı. Diğer eli ışığı yakmak için düğme arar gibiydi. Etraf karanlıktı. Güneş vurmuyordu odunluğa. Ama güneşli günler için girmişti odunluğa. Sonunda aradığını buldu gözleri sağı solu kolaçan ediyordu. Evet oradaydı bulmuştu sonunda. Bir iki adım attı ve durdu. Düşünceli gibiydi. Gelecek günlerin hayalini kuruyordu. Bebeği sağlıklı doğacak mıydı? Öncekiler gibi ölmesini istemiyordu. Anneydi çünkü o.
 
               Güçlükle duruyordu ıssız odunluk içinde tek başına. Hayır tek başıma değilim bebeğim var yanımda dedi gözleri bir anda. Sesini duyuyordu. Sonunda bebeğiyle iletişim kurabilmişti. Gülümsemesi artmışken bir anda çığlık atmaya başladı. İki eliyle karnını tutarak dirseğini duvara dayadı. Güç bela ayakta duruyordu. Bir anda olduğu yere oturdu ve çığlıkları gitgide arttı. Zamanı değil diyordu iç sesi. Birinin duymasını ve kendisine yardım etmesini istiyordu çığlıkları. Daha ziyade bebeğini düşünüyordu. Bebeğine yardım eli uzatılsın istiyordu. Anneydi o. Kendisinden ziyade bebeğini düşünüyordu.
 
               Işık açıktı, sesini duyan biri olsa kısa sürede bulabilirdi kendisini. Bu iç konuşması rahatlattı kendini. Ama kimse gelmiyordu. Yapayalnız kalmıştı. Kendi başının çaresine bakmak zorundaydı. Derin derin nefes almaya başladı. Geliyordu güneşli günleri görecekti sonunda. Bebeği, gelirken bile yüzünün gülümsemesini sağlamıştı. Nasıl bir duyguydu bu . Nefes alışları arttıkça endişe duymaya başladı. Henüz erkendi. 8 ay olmuştu. Bu acelesi neydi? Ama geliyordu bir kere. Doğurmaktan başka çaresi yoktu. Yardım etmeliydi bebeğine. Anneydi çünkü o.
 
               Tek dileği sağlıklı doğması ve bebeğini kucağına almasıydı. Tüm dünyalar kendinin olacaktı bu olduğunda. Tüm gücüyle bağırdı. Geliyordu. Güneşli günler geliyordu. Derin nefes alışverişleri içinde kulakları kendi çığlıklarını duymaktan yorulmuşken bir ses duydu. O çığlıkları arasında duyabilmişti güneşli günlerin sesini. Önündeydi bebeği. Gülümsemesini görebiliyordu. İçi ferahladı. Dudakları şükür kelimesini çıkarıverdi bir anda. Nefes alışverişleri normale dönmeye başladı. Merdivenlerden inmeden önceki ağlayışları aklına geldi. Ve tekrar ağlamaya başladı. Bu seferki başkaydı. Sevinç gözyaşlarıydı. Tebessüm de eşlik ediyordu bu gözyaşlarına. Öylece bakakaldı bebeğine. Güneşe bakar gibi hissetmişti. Evet bebeğinin gülüşlerini tekrar görebilmişti sonunda. Canlıydı. Güneşli günler gelmişti.
 
                İki eliyle göz yaşlarını silmesi gerekiyordu. Bebeği zarar görmesin istiyordu iki eli göz yaşlarını silerken. Önce göbek bağını yana çekti. Sonra bebeğinin başını diğer tarafa getirdi. Başının altına, duvarda asılı bulunan odunlukta odun keserken elleri terlediğinde ellerini kuruladığı havluyu koyuverdi. Bebeğinin zarar görmesini istemiyordu. Anneydi çünkü o. Bebeğinin zarar görmeyeceğinden emin olduktan sonra iki elini önce havaya kaldırdı. Ellerini birbirine yaklaştırdı. Dua eder gibiydi. Ağzından tekrar şükür kelimesi çıkabilmişti.
 
               Elleri gözyaşlarını silmek için yolculuğa çıkmıştı. Sonunda parmakları gözlerine ulaştı. Ve sağa sola doğru silmeye başladı sevinç göz yaşlarını. Güneşli günleri daha güzel görebilmek içindi tüm çabası. Ayağa kalkması gerekiyordu. Göbek bağını kesmeliydi. Ya zarar görürse diye iç geçirdi, gözleri sol aşağıya doğru bakarak. Ama daha önceki doğumlarında bir şey olmadığını anımsadı ve içi rahatladı. Odunluktan almak için gittiği balta aklına geldi. Göbek bağını bununla kesebilirdi. Başka çaresi de yoktu. Kimsenin de geleceği yoktu. Eliyle koymuş gibi bulmuştu zaten baltayı. Sol elini baltaya uzatıp baltayı yerinden aldı ve duvara yasladı. Bir anda titremeye başladı. Yapabilir miydi bilmiyordu. Korkmuş gibiydi. Ama yapmak zorundaydı. Güneşli günlerin devamı için bu şarttı çünkü.
 
               Bebeğinin başının altında bulunan bezle baltanın ağzını silmesi gerekiyordu. Zordu. Bebeği zarar görebilirdi. Ama yapmak zorundaydı. Biraz incinecekti belki bebeği havluyu aldığında. Ama yapmak zorundaydı. Tüm hassasiyetiyle sağ eli havluya uzandı. Sol eli ise bebeğinin başını tutuyordu. Kendisi gibi solak mıydı acaba bebeği diye içinden geçirdi. En kibar dokunuşuyla bebeğinin zarar görmemesini sağlayarak almıştı eline sonunda havluyu. Sol elini bebeğinin başından çekmeliydi. Ama dayanamadı anneydi çünkü o. Eğilip koklamak istedi. Taptazeydi çünkü güneşli günleri. Henüz dakikalar olmuştu güneşli günler geleli. Bir anda kendini topladı ve sol eli tüm hassasiyetiyle bebeğinin başını yere bıraktı. Şimdi baltanın ağzını havluyla silip göbek bağından kurtulabilirdi.
 
               Önce havlunun temiz olduğundan emin olmalıydı. Havlunun sağına soluna baktı. Temiz görünüyordu. Az önce duvara yasladığı baltayı ellerine aldı. Titremesi devam ediyordu. Bitmeliydi titremesi göbek bağını keserken. Yoksa bebeğine zarar verebilirdi. Baltayı da düşürebilirdi. Tüm gücüyle derin nefes aldı tekrar. Tüm çabası güneşli günleri kucağına alabilmek içindi. Anneydi çünkü o. Keskin baltanın bakışlarını kendisine çevirdiğinde elindeki havlu bir anda yere düşer gibi oldu. Düşürmedi ama. Soğukkanlılıkla halletmeliydi işini. Sımsıkı tuttuğu baltayı göbek bağına doğru yaklaştırdı. Acaba ağlar mı diye içinden geçirdi. Yapamayacağını düşündü. Bir an baltayı bırakmak istedi. Ama yapmalıydı. Kocası şehirde idi. Çocukları ise okulda. Gelmelerine saatler vardı. Komşuları da duymamıştı çığlıklarını. Başka çaresi yoktu. Hem biraz ağlasada gülecekti bebeği sonunda. Kararını verdi. Yapacaktı. Hem bu bağ değildi ki aralarındaki asıl bağ. Kesse ne olacaktı. Soğukkanlılıkla sol eli ile baltayı göbek bağına yaklaştırdı. Sağ eli ile de göbek bağını tuttu. Küçük kardeşinin doğumunda annesinin yanında bulunmuştu. Nereden keseceğini biliyordu. Çok yavaş olmalıydı. Güneşli Günleri incitmemeliydi.
 
                  Göbek bağını kesmeden önce son kez Güneşli Günlere baktı. Gülümsemesi arttı. Elllerinin titremesi geçti. Az önce soğukkanlı ve yavaş olması gerektiğini söyleyen iç sesi yine aynı şeyi söyledi. Devam etti. Baltanın ağzı bir anda göbek bağını kesivermişti. Başarmıştı. Güneşli Günlerini kucağına alabilecekti sonunda. Bir iki saniye sürmüştü düşüncesi. Elleri hemen bebeğine gitti. Almıştı sonunda kucağına. Pek de güzel görünüyor ve gülümsüyordu. Minnacıktı ama koca bir yüreği taşıyordu. Güneşli Günlerine kavuşmuştu sonunda. Hemen üstündeki hırkasını çıkartıp bebeğine sardı. Üşümesini istemiyordu. 8 ay taşımıştı karnında ve güneşli günlerine kavuşmuştu. Merdivenleri çıkamazdı. Dışarısı da korunaklı değildi. Bebeğinin sırtını sıvazlayıp öylece duvara yaslanmış vaziyette eşinin ve çocuklarının gelmesini beklemeye başladı.
 
 
 
 
 
 



Hikmet Demirci



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6436
2 Firari Fırtına 4485
3 Mustafa Ermişcan 3937
4 Hasan Tabak 3607
5 Nermin Gömleksizoğlu 3240
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3088
7 Uğur Kesim 3087
8 Sibel Kaya 2950
9 Enes Evci 2653
10 Turgut Çakır 2331

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:907 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com