Senaryolar

Vizyon Hata
Okunma: 226
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Dedemin koluna girmiştim de, keşke annen olsaydım mı? Ne demek beni resmimden tanıyanlarla anti-sosyalleşmek? Biz bu kızı babamızın evine çağırmadık mı? Bizim mikrofon da konulu ama sizinki gibi değil. Doğru formül kimde? Demek, insan bunlara ihtiyaç duymak için umursamaz olmamalı. Kalk kızım, içeride uyu. Herkes herkesle hep aynı oyunu oynamaz ki, bak burada delirmek de bazen mantıklı derler, bence gereksiz. Daha önce söz ettim mi? Hiç tanımasam, hiç tanımadığım birini kıskanmaz mıyım? Nadiren yazdığım Türkçe samimiyet b-planıydı. O da nesi? İyi bayramlar kahvesini nasıl almaz kardeş? Yeterince aptalca değil, herkes bilmez bu kelimeyi. Öyle uzun mesafe aşklarım oldu ki adamı gördüm. Beni de televizyona yerleştirin ki hayatımın nelerden ibaret olduğunu anlayayım ama kağıt sözlükler sadece internet'ten daha güvenilir görünüyor, benden değil. Yarın armut yiyecekmişim, onun yediğini sanıyorum! Artık anladık ki sizlerle de iletişim halinde, o nedenle bizimle anlayana kadar görüşmeseniz mi? Doğduğum güne şükredip bir de iş istemişim, çok mu? Amaç bir nevi de günde beş kere uyanmak değil mi? Aynı umutlu durumun umutsuz bekleyişi. Dünyada daima sabit durabileceğim bir yerle özdeşleşmişim. Gerçek mi bu yalan mı diye sorulunca bize saldırmak isteyenler de az değil. Olsun yine de, önce annenin babanın adını söyle, sonra bunu on bin kişiye yolla. Siz de mi bugün gazetede o haberi okudunuz? Öyle ama anne ben nereden bileyim ne zaman geleceğimi, henüz o parça bile çalmadı. Neden sadece müzisyenlere müzik yapmak isteyeyim ki? Kafamın içindeki stadyum dolusu insan neye delaletti? Anadilim sayılar, onlar kulüp 125'e geçti. Sonra gel de pekmezi başkalarının sanma. Kavanoz az öteye düşünce 'hayatımı kurtardın' diye bağırdığımda yanlış anlaşıldı. Benim vaktim var. Ya hep ya hiç dedik bile. Ama onlarda hep de var, hiç de var evde bira yoksa. Yaptığınız her şeyin evrene iyi hizmet ettiğini düşünüyoruz. O kadar hatayı beraber yapan birlikte iyi bir halt niye yemesin? Demek akıştan hoşlanmış… hoş bir rehavetle evlerimize en önden dört bilet aldık. Erkekler iyidir diyelim, elde var iki. Yo korkma, bu yemeğin adı kuş yuvası değil, sadece örgününki. Ne belki kızıydı da oğlu değildi? Ben hemen bir şey uyduracağım enerjimize dokunmadan! Paranoyak mıydı? Meraklı bir tip olmadığını nasıl ispatlayacaktı? Müziğe yetenekli! Yapma ya, yine mi? Yok bunun yeri apayrı. Bu 3000 dosya arasından bulduğum cümle nasıl da cuk oturdu? Doğum günü ile sesin hızının hesaplanışı aynı. Sonra tabi günler geçti. Yeni kuaförümün adresi, web sitemin adresi, iş adresim ve favori kulübümüz, teknemiz ve albümümüz aynı adları taşıyor. Görüşürüz tabii… Kendime anımsattım: ‘Yarın yatağını topla.’ Ne, bugün değil mi? Evet ben de yoğundum, Çarşamba briç kursu. Gene mi? Böyle görünüyordu ama öyle oluyordu! Spor salonuna gidiyorum ve biri ayrı bir dünyada ona: haydi spora diyor. Soru sormak için para ödeyelim mi? Biz böyle miyiz? Hayır. Nihayet sahibi olduğum magazin ortalarda yok. A, onun da yokmuş ve biri 'artık var' diyor. Nasıl biri? Okulda öğrendiğimiz İngilizcenin kimlerin işine yaradığı belli oldu, turne ve anahtar, oda anahtarı, tekne anahtarı, apartman anahtarı, ev anahtarı, spor salonundaki dolabın anahtarı ve notalardan bazıları… Oysa biz iki anahtar arasında bir belirsizliğe yazmıştık notalarımızı. Bu değil, öbürü! Spordan çıktığımda vücudumun ağrımamasına daha yıllar vardı, hepsi hepsi şartlanmaydı ve spora gittiğim yıllarda sırtım ağrımasın diye bir sonraki yılı beklediğim yıllardan biriydi bu da. Tam bir insan tavrında: çok özel değil mi? Birleşin açılan masalar, içgüdüsel bir resim bu, dolduralım içini. Salondaki tüm misafirler benim. En mükemmel tablom elimde, ucuza kapatılmış iş misali. Sonunda kendi dilimi anlayamaz haldeyim. Tam ona yazmadığıma göre bulur yanıtını diyeceğim, yazmasam daha mı iyi? Önümde dört resim var, birini imzalamalıyım, rüyamda da olsa bu isimden kurtulmalıyım. Hayat sahte, bana bile bu söylendiyse onunki kesin aldatmadı. Sizi korkutmak adına, mutluyum! Tahta sırt kaşıma aleti, masaj kolu ve taze çay yani ben konuyu buradan bile yakalarım. Doğal rol yapalım! Hayır. Çocukları bu paragraf için ertelesek, konular uygun değil. Nerede kalmış seyirciler, bir diğer oyuncu nasıl benden doğal olabilir? Kedimin doğal yeteneği mi, bilgisayar hilesi mi? Bak işine, o da kendisi tereddüt beslemedi! Bunu anlamalıyım. İşi gücü bırakıp mı? Derken adam bizi korkutmamak adına kilo5 aldı. Elime ilk sakız aldığımda, sakızın içinden çıkartma çıktığında, çıkartmalara duyduğum ilginin yıllar sonra yazarlık yerine matbaacı olarak bulacağım iş ile beslendiğini bilmiyordum. Artık sakızı bilmemek daha da iyiydi. Bugün o çocukları evlat edinip bize kardeş getiren, yarın bizi evlatlık verebilirdi. Tohum sadece toprağın içinde değil. Gölge olmadan gidemezdi. Bir eksik iletişimi doldursun diye değil sanırım. Çünkü aynı anda bana farklı bir teklifte bulunan enerjinin bir üstünü kabul ederken o noktaya kendisini de taşıyamıyormuş. Kendisini çürüten şey! Sanatçının üşütüğü de hiç çekilmiyor. İnsan bilmeden de doğru yapabilir. Narsisizm ağacın dallarına tutunmaya çalışırken uçtuğunu sanmak olsa gerek. Benden çöpçatan olmaz mı? İnsan üzülürken sadece üzüntüyü anlamaz mı? Az önce onun evindeydim, şimdi ne işim var dünyanın öbür ucunda? Tamam mı sebep, bunlar mı? Bu enerjiyi öfkelenmeye ben mi ayarladım? Şu yazılı küfür cümleleri var ya ışığa rağmen mi sayfalarda? İnançtan olabilir ama biz etmeyelim diye... Nedir canlılara olan bu düşkünlüğüm? Bu evde ne olmuşsa aynen onlar olmuş, dışarıda olan bitenlerle ilgili değiliz sonuçta hiçbirimiz. Yani eğitim gerektirir ya da bir eğitim gerektirir diye kurmalıyım cümleyi... sesli ya da sessiz ne fark eder? Ben en mutlu haberlere sevinmekten başımı kaldırdığımda, kendime yöneldiğimde, içinde bir tek benim olmadığım bir kabusla kalakalıyorum öyle mi? Ben daha gerçek olamıyor muyum? Herkese seslendiğin aynı mantıkla dilenci olanlar da mı var? Ben de öyle bir insan olamayacağıma göre devam eden hayatında ne değişmiş olabilir anlayamıyorum mu? Nasıl hala yapmadığım bir hatadan sorumlu değilim? Neden isim benzerim gibi görüneyim dokuz yüz yıl sonra da olsa? Hakaret işittiğim için hakkımı aramaya karar vermek çok mu hoştu sanki? Benim yüzümden muz ağaçları kısırlaşmadı ya? Aklınızda bir bu mu kaldı? İyi bir şey kaldıysa geriye gene iyi, acizlik mi bu? Önce bir film izleseydik yeterdi, başka planlarınız mı vardı?



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6539
2 Firari Fırtına 4568
3 Mustafa Ermişcan 4051
4 Hasan Tabak 3705
5 Nermin Gömleksizoğlu 3322
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3218
7 Uğur Kesim 3152
8 Sibel Kaya 3033
9 Enes Evci 2728
10 Turgut Çakır 2389

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1164 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com