Senaryolar

Vizyon Dayak
Okunma: 242
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Karıncayı bile incitemeyeceğimiz için gerçek tuzağı anlatmıyoruz sanırım. Bana kalırsa ya olmasaydı ya da kapansaydı zaten konular ama artık imkansızdı pek çok boyutta, benim için bile. Film festivali konuşulurken, 'bu benim şarkımın' falan dememiz şart ya, hazır bekliyoruz. Ben de isterdim sorunlar çok boyutlu tartışıldığında yeni yeni çekingenlikler, karamsarlıklar ve boş bekleyişler adına kavramlar ortaya çıkmasın ama özetlemek de çözüm değil, alakasız noktalara yansıması da. Aileme sarılıp ‘siz olmasanız, ben olmazdım’ demek için ünlü bir sanatçı olmayı beklemesem de olur. Briçten ya da blöften korkmuyorum ama ‘iyi’ demek için iyi bir nedenim olsa iyiydi gene. Aşka zorunlu olmayı sevmiş ve benimsemiş olduğum günlerden çok uzaklarda olmak için aşktan kaçamasam da zorunluluktan nasıl kaçabilirim? Saat sabahın biri, nerede kaldın? Saat sabahın biri çok erken! Yok, o saatler geçti, kulüp doldu bir daha taştı. Her şeyden uzaklaşmak için birine yaklaşmak iyi fikir değildi sanırım ama her şeyin tanımını unutmakla kalmayıp, özümdeki aşkı anımsadığım günlerde, konudan bağımsız diğer konu ve kişileri de bu bilgi ile donatmışım. Bana kalsa... bana da kalsa. Tekrar baktık, yapmamışız! Bugünümüze de, yarınımıza da... Birden 'güle güle' diye boynuna sarılacağım şu adam, şimdi benim ev tiyatromda, aramızda hiçbir benzerlik olmaksızın bir uyum yakalamaya çalışmakta. Sanatçılar aşkı anlamayı en çok isteyen kişiler olsa, çalışıp duruyor işte iş-kolikler. Bazıları ne kadar da şanslı, etraflarını saran her enerji dünyaca kabul görmüş kaderleri değil, her bilgi diğerini desteklemiyor ama kendini destekliyor gibi. Neyim ben? Argo tercümanı mı? Demek hayatımın ilk beş on yılı beni çok etkilemişti. Kitabın yarısını okumuş olmak bence kitabı da değiştiriyordu. Kedimin yirmi yıl sonra bunları yazdığım bilgisayarın kablosuna dokunacağını duyumsuyor ve rahatsız olmuyorum. Bir gelinliğin ardına bu kadar fazla şeyin saklanması inanılmaz! Sevebilirim ama sevmeyeceğim, çıkmasın karşıma yirmi yıl sonra falan. Sanırım abarttık. Sanırım pahalı. Sanırım pahalıya mal oldu. Genç bir kızdan söz ediyorum, kendimden, ne o kadınlar yaşlanmaz mı? Beğendim, iyi fikir, fena değil. Ne gıcık bir öz hikaye filmi! Tüm bildiklerime, hayat hikayemin tamamına rağmen şu anda beni şaşırtan konular tutarsız. Evimde sessiz bir an için neler vermezdim? Delilik deliliği iyi etmeyebiliyor ama bariz destekliyor –demek insanlar korkuya doymadan, boş yere doğmadan evvel daha mantıklı olabiliyor. Dirseğini duşa çarptığında olmamış gibi davranmadın ama değil mi? Yok biz kesin abarttık. Gerçekten de çarpacaktım bir kez ya daha ona sıra gelmedi. Hatta kokudan doyacaktık, niye öyle olmadı? Vücudunu yalayan dalgalar varmış. ben baş edemedim konularla. Söyleme, sonunu söyleme, Tome Smith ne zaman ölecek söyleme. Olcay sürekli İzzet adındaki aynı kişiyle karşılaşıyor. Yıllar boyunca aklında yer etmesine rağmen sevgisi ne artıyor ne de eksiliyor. Çevresindekilerden bu serüvene dair en küçük bir paylaşım bulamayışı ile daha çok yalnızlaşıyor. Yaşadıklarının bir yazı malzemesi halini almasını istemediği için hayal dünyasında da çok rahat değil. Evden çıktığı zamanlarda gideceği yerdeki amaçların belirliliği kendisi için yeterli gelmiyor. İşittiği hakaret yüklü teklifler, bir diğer teklifsizlik ve güçlü algıları arasında bocalayıp duruyor. Benzincide arkadaşlarının şakalaşmaları arasında tanışmalarını izleyen diğer buluşmaya kadar bir anda hayatını planlamaya çalışıyor. İş bulmalı, öyle değil mi? Bir diğer gün kitapçıda kendi kitabının parlayıp söndüğünü fark ettiğinde üzerinde kendi adının değil, kitabın adının parlayıp söndüğünü zorlukla ayırt ediyor. Arkadaşlarıyla birlikte eve dönüp ders çalıştıklarında bile bu fikirler gözünün önünden gitmiyor ve orada İzzet'in kendisine ilgi gösterdiğini unutuyor. Kısa bir süre içerisinde evliliğe karar veren arkadaşlarından birinin doğum yapacağını öğrenip düğünden beri görüşmediklerini düşünüyor. Neden İzzet'i düğünlerine çağırmamışlardı? Hastanenin önünde yine İzzet ile karşılaşıyorlar ve ona 'sen ikimizi de alsaydın iyiydi, bak şimdi bana kaldın' deyiverdiğine inanamıyor. Artık tek bir arkadaşı kalmamış biri olarak ressamlığa soyunduğunda bir tablosunu yine İzzet'in almasına ne tepki vereceğini şaşırıyor. Mutlu olmak için mutlu etmek lazım olsa da bu denklemi hayatında her zaman doğrulayamıyor. Sonunda İzzet'i uzun zamandır tanıyor olduğunu hissediyor, yıllarını geçirdiği dostlarını asla tanıyamamış olduğundan pişmanlık duymamak için büyük bir çaba harcıyor. Kendi kitabını eline alıp sonra satın almadığı o günü anımsıyor... İşte bunlar olmuyor! Evlenmemiş adam bulmak kolay mı? Babam yukarı mı çıktı? Avukat tutarmışım kendime ya da tutmazmışım, kime ne? Aylar sonra ilk kez o gün cenazede tavuk yemiştim. Bu ayrılıktı ama oralardaki gibi kalplerimiz iyi bir nedenle atıyordu. Belki biraz kendime kulak vermiştim... Ondan duymak herkesi ya da onu duyamamak herkesten. Üst-benliğinizi dinlemezsem sanırım bir eşitlik oluyor kendimi duyarken hani belki siz de kendinizi? Niye biz demedik? Bir de ben 'çıkıyorum', 'konuştuğum var' diyormuşum. O da ne? Demek anlayamıyorum yeterince! Her hali güzel ama biz öyle mi önce daha çocuğuz mesela sonra daha bakımlı belki ama bazen hoş. Hepimiz gitsek de bir ülkemiz varmış belki sevgimizden sorulacak. Allah'ım sen benim tek güvendiğimsin yani ikimizin tek güven kaynağısın. Hayatınızdaki beş kişiden biri olmam için beni çağırmayın! Diyelim ki dedim; çağrılmadığım bir yerde yönetici olabilir miyim? Olay kaderde bitse 'cenazeme bile gelmeyin' diyeceğim annemlere! El aleme hava atarken üstümde unuttuğu en iyi hisler... yararsız! Düşünmek iyi ve verilerle hareket edip kitaba uygun yol almak düşünmenin bir şekli olabilir. Her şeyi yazsam da her şeyi ben anlatmış olmuyorum. Bir tokat da olsa bir elden çıkmasında fayda var sanırım. Demek ki şu söz konusu etmediğim konular da yoktan var olmuştu.



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6539
2 Firari Fırtına 4568
3 Mustafa Ermişcan 4051
4 Hasan Tabak 3705
5 Nermin Gömleksizoğlu 3322
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3218
7 Uğur Kesim 3152
8 Sibel Kaya 3033
9 Enes Evci 2728
10 Turgut Çakır 2389

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:946 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com