Senaryolar

Vizyon Pes
Okunma: 224
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Bir nedenle bende konular olabildiğinde kime yarar? Annem babam, eşinin annesi babası değil mi ki o talimat verenlerden? Kartona adını yazdık kazısan çıkmaz ama ne diyecektik? Dünyada kabul edilmeyecek konular olabilir mi, bilmiyorum? Baktığım her yerde gördüm... Ama dünyada ararken ne fayda? Savaş uçağı yerine aynı isimli şarkıcıyı rüyamda görürsem üç maymun da harekete geçer, duymaz, görmez bilmez anlatmazdı. Yoksa korkulu rüyamın gerçek olacağından korkulurdu. Bu konu hep böyleydi... Fakat bizler zeytin dalı denince mecazi bir anlama tutunabilmek için sahip çıkabilirdik. Yıllar sonra küp şeklinde televizyonumuz olur muydu dünyada? Bizim evlilik daha önce olur muydu? Bilmem vardı işte bir şarkıcı. Mesela sesi beş ya da keş mi diyor, hepsi de ı ıh! Kaderimden bir iz algılasam tamam diyeceğim, bu benim ama madem bilemiyorum yarın da iyi hissedeceğim, demiş olayım. Mesela her gün sigarayı söndürüyoruz değil mi? On dakika hiçbir şey, zaten bu ömrü de öyle boş verebiliriz ama yine de nedeni önemsiz olması değil, hesaplamayı sağlamayı yapamamak. Kardeşimize sırf babanız diye durduk yere 'hayır' demeyelim madem ki iyi bir iş teklifi var amcamızın... Konu meyve yemek ya da meyve yememek yani hayır yanıtıyla bir konu bile kalmaması ne hoş. Yiyelim mi: hayır. Yemeyelim mi: hayır. Bütün maillerimin haberim olmadan yollanıp silinmesi ayrı bir konu gibi görünse de, ikinci kitaba yazacak hiçbir şey bulamıyorum. Yani hayat bir sağlama yapacak yapıya sahip değil! Birini sevgilisi konusunda uyarırken bile bunun onun suçu olmadığını anlatmak ne zordur belki... Her insanın içindeki iyiliği ortaya çıkaracak bir eş bir kaç dost vardır. Belki önce bu kişileri bulmak için yaklaşmalıyız insanlara ama illa da buldum deyince dünya küçülmüyor mu? Düşünsene koca dünyada sadece bir kişiyiz! Diyelim ki pişman diye yeni bir hayat kurmasına yardım edeceğiniz biri... herkese bu iyiliği yapmak kolay mı? Demek ki anlaşmak ve özgür kalmak da mühim. İnsan sırf kendi ayaklarının üstünde durdu diye bencilleşemez ya! Bir ilişkide hiç sorun yaratmamış çekimser bir hanımın onu döven adamın hayatını mahvedebileceğini nasıl aklımız alsın? Mesela benim hiçbir şeye değişmeyeceğim anlar var ki kelimelere dökmem imkansız. Ne bir ses ne de nefes! Tüm şehir suskun yere düşen yaprak gibi... Sırf anlaşamamak ve ya anlayamamak için yapılan kaç iş biliyorsun? Bir önceki cümledeki kabiledeki insanların sayısı kadar mı? Kabileler kurulurken ben kendim giyinirim demiş bir çocuk gibi mi? Bu korkunç suçluluktan ve sülalenizi anlatırken ettiğiniz bütün laflar sizin olsun! Çocuklarım hakkında konuşmam gerekseydi ki öyle değil, başka birisinin adını kullanmazdım. Çocuğumu dünyaya getirdiğiniz için teşekkür ederim. Yani ayaklarım çapraz bacak bacak üstüne atsam da yine de sağ ayağım sağ ayağım. Aynadaki görüntüm gibi bir öpücük de kabul etmiyorum. Şimdi konu dünyevi olsa, montum ipe asılı, ben donuyorum. Doğru konuşmak da yetmiyor. Ama onun bir adı var. Niyet ettim Allah rızası için herkesi sevmeye. Mesela evimi ve kalbimi sevgiyle dolduruyorum, dışarıda ne var bilmiyorum, sevgiyi bilmiyorum ama sanırım bu yarattığım koşullara çekildikçe benim için anlam kazanıyor. Koca tarlayı tek başımıza yiyip size bir küçük armut verecek değiliz ya! Bir nedenle babama benziyormuşum. Tamam biz o zaman camiye gitmedik mi? Ekmeğin ve simidin içinde yumurta ve süt olmamasına nasıl da sevinmiştim. Yine de bir neden ile şu kitap kadar etmemiştim. Ne kadar anlaşsak da nerede olduğum ile alakalı değilse de dünyada henüz anlaşmaya hazır olmadığım kişilerle bile bu şekilde anlaşmıştık güya. Şimdi on sekiz de olsak o değil! Yine de hiç on gün Yasin duası okuyup sonra bir camiye gidip tanımadığın birinin cenaze duasını dinleyip, lokum alıp eve döndüğün oldu mu? Orada daha kısa bir bölümü okuyacakmışız. Oysa onların da geçenlerde kaybettiğimiz bizim tanıdığımızdan haberi yoktu. Bütün bu rolü üstlendik mi? O zaman fatura aynı diye sevinmiştim! Mesela bu da 'yapabilirdim yapmıyorum' anlamında ve aklımdan geçmediği tek bir an bile yok. Hep sarı yapraklı ağaç var mı? Bu kedi kozalakları gördü mü? Televizyon izledi mi? Öyle ağaç olsa bile bizdeki gülsuyu gibi mi? Neyse ki aseton ucuz... Yani biz kimi kazanmaya çalışıyoruz?



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6539
2 Firari Fırtına 4568
3 Mustafa Ermişcan 4051
4 Hasan Tabak 3705
5 Nermin Gömleksizoğlu 3322
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3218
7 Uğur Kesim 3152
8 Sibel Kaya 3033
9 Enes Evci 2728
10 Turgut Çakır 2389

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:916 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com