Senaryolar

Vizyon Kalık
Okunma: 189
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Yani herkesinkini biliyorsun da bir tek kendininkini mi bilemiyorsun? Ne var kaderin içinde geçmişe gidilecek günlerden ilk? Sence bendeki o ilkten önce gelen ne var? Ailecek yapamadığımız bir kimin hakkı var? Böyle aptal soru mu olmaz? Yukarıda anlatılan durum gözünün içine sokulduğundan görememe hali ile ağzının burnunun üstündekini görememe gibidir yalnızken. Oysa toplum içerisine çıkıldığında bu şekilde insanları düşünmek yerine gerçekten tanımak isteyebilirsin. İsteyebilecek halde olmalısın belki de. Bu nedenle kendine yetebilen insanlar ancak bunu başarabilir. Oturup bir kişiyi tek tek yargılarsak, farklı davalarda gösterdiği tutumun bizim hayatımıza hiç etkisi olmamasıyla birlikte 'bir ömür boyu' kavramını dolduran her konudan uzaklaşmış olur gibi görünebilir... Oysa onun gerçekten hakkıyla bir kez yargılanmış olması toplu bir sonuç için yeterlidir. tekrar hata yapmasını beklemek yada ummak zorunda kalmayız. Bir insanı en çok sevdiğimizde onun bizi en çok sevenle arasında bir güçlü bağ olmasıyla birlikte de hareket etmiş oluruz. En çok seven bilir biz bilmeyiz. Bu durumda yalnız kalmayı bilenler herkesin yalnız olduğu yerde olabilirler. Hastalık var ve sağlık var ama işte ben öyle değilim... Mesela ölü gibi görünmüyorsun ama hepimiz bazen uyuklarız. Bir kişi olsun 'onu da biz yasak etmedik ya be' der diye mi? Neden tavuğun içi pişmiş dışı çiy? Niye aynı çay hem zayıflatıyor hem de kanser yapma riski taşıyor, deniyor? Sevmediğin halde sevmek ne demek? Ben de daha kanserli gibi görünmüyorumdur. Şimdi var mı öyle güzel bir koku odada? E, peki ben nasıl alıyorum? Bu çıtırtı mahkeme salonundan mı geliyor? Hayır, kütüphaneden. İnsan üzülmekten mi korkar, korkup sakınması gerektiği yerde, üzülmesi gerekenlere rağmen? Mesela oğlunun ne kadar yaşayacağını nasıl öğrenebilirdi bir insan? Bir kitap yeterliydi ispat olarak. Nasıl daha çok sevebilirdik? İnsanlar oğlum diye onu kapıştığında... Bana sormadan yaptığınız bu işlemi onaylayamam. Bugün cenaze vardı, Onu gömecek değiliz ya? Bu kitap öyle mi değildi? Bu kitap öyle miydi? Sonuçta bir çalışma... parktaki sağlık şenliğini kaçırırken göz göre göre.... geçip giderken yanımızdan asırlık bir konuşma. Nasıl tercih ederdik biz filozofların birbirlerine gönderme yapmalarını, kendi işiteceğimiz bir lafa? YAPAMAYACAĞIZ ÖZETLE Yani ben az uyuyacak hayatımı iyi kullanacak zamanı ve enerjiyi nasıl dileyebilirim? Birden önem mi kazanıyor bildikleri ve soruyorlar 'neden sekizinci simidi seçtin'. Kuzenimin ev sahibi 'tabi canım' diyor. Diğerleri 'tabi tabi'. Diyelim ki gerçekten sesi bu mu diye soran biri binlerce ses arasından benimkini ayırt edebiliyor! Bence bunu nasıl yapabildiği önemli. Bunu denemeden anladığını nereden bileyim? Var benim sepetim, diyecekmişim diyen hayvan sürekli halıda uyuyorsa ne yapabilir, yerde halı yoksa ne yapabilir? Hala aynı şeyi mi diliyorum? Yine de yani işi değil! Yine de yani ölmesin ama... onu ilgilendirmeyen şey beni niye mi ilgilendirsin? Öyle de mi benim ömrüm uzar? O halde bu sebebi değil. Bir amaçla karar verip bu konuyu iyiye götürmek için çalışınca iyi olur. O bu kitap değil. Bu konu sevilmedi falan gibi bir düzlemden daha net kuralları olan bir noktaya varmak elbette daha iyiydi. Ben bu ölümü zor taşıyacaktım. O zaman oraları ve o kadar uzağını akıl edemedik mi? Melek değilse hesap tutulmayacaktı. Demek ki gerçek değil! Yani gerçek olamaz... Konu oralarla alakalı. Bütün bu insanlık dışı gürültüye sebebiyet verenlerin cezalarını çekmelerini diliyorum. herkesi iyileştiren adam bile memnun değilmiş onlardan. Herkes bizi dinlese de dünyada biz olurduk sözü dinlenmeye layık... Onlar değil! Gerçekten romantik. Sonunda ona kavuşacaksın ve pratik yolu bunlardı. Özetle tek bir küfür ile bütün bu işkenceye sebebiyet veren laneti konuşabilen biri o hayatın içini dolduramıyorsa, öyle birinden söz etmek ister mi bu insan? Sonuçta bu insan her kim olursa olsun bu bilgisayarda bir 'haç' tuşu değil şu bastıklarımdan biri. Onun için giyinmişsin ve bu elbisen olmamış. Aslında şükretmeyi bilen ve yaşamayı seven kişilerle daha fazla vakit geçirmiş olmak isterdim. Ha bire biz anlıyoruz aynı şeyleri düşünüp de, kimsenin anladığı yok ama sürekli bizi tekrar ediyorlar yine de. Bir plandan vaz geçmeden diğerini yapamam sonuçta. Hepimiz 'ı ıh' dedik ama bir kişiyi seçtiler. Okursan eğer, kaybedilen davayı kazananlara dair bir örneğimiz yok. Allah'ım karşıma iyi insanlar çıkar ve birlikte olmamın uygun olduğu kişiyle buluştur. Şu konu kıskançlık olsa bile ben soruyorum doğru kişiyi bulunca iyice emin olmak için soruları. Tamam da şimdi bu açıdan da biz mi diyeceğiz? Annedeki x ile x yan yana gelince yada x ile y yan yana gelince bu özel bir x oluyormuş elbette ve özel bir xy fakat soruyu anlamıyorum, hepimiz de x mi diyorlar, hepimizde y mi soruyorlar yada nasıl oluyor da kendileri bir adet xy iken diğerlerini tanımlıyorlar? Düpedüz üstümüzden geçiniyorlar, denilen de bu olsa gerekti, yazdık ama memnun değilim. Bu konular aşağıdaki gibi daha iyidir... diz çöküp özür dilese de, evlilik teklif edilse de o an, bilemiyorum. Yoksa ben, bu yaşadığım hayatı kimse için dilemiyorum. Ancak böyle olunca, tıpkı her zamanki gibi kimsenin bir yan bakışına kalmadı anlamak. yani konu kromozomlar da olsa mitoloji de, iyi oluyor biraz güvenmek, biraz en baştan güven oluşturmak. Gidebilir mi annedeki x babadaki y'ye ama babam süt versin işte... Şu dışarıdaki elbisenin fiyatı üstündeki gibi mi? Aslında benim de eşimle yapamadığım şeyler var, mesela çamaşır makinesini biz kendimiz tamir etmiyoruz da tamir ettiriyoruz. Bu hiç yapmadığımız bir nedir, diyemiyoruz galiba. Tamam. Bu elbiseden mi? Biz beş kişi olsak ben gene ona mı soruyor muşum içimden? Yani bu konularda anlayacağımız bu konular çok önemlidir. Çok konu önemlidir. Bu konular çok önemlidir. Kimse anlaşamasa bile konular önemlidir. Beğendiğimiz noktada 'bunu bile biz yapmıyoruz' dersek, sevmenin tersi sevmemek olmaz. O zaman beni dinlemek için hep aynı yerde karşılaşmamız gerekmez! O zaman ben yine ağlamıştım, umarım sesim bir diğerininkine benzemedi, diye. Dünyaya kendisini kırmak için geldiğimi söylediğinde, ailemi eve çağırmama izin vermediğinde, yemeği bitirdim diye sinirlenip şakayla önümden aldığında, çocuklara kitap hediye etmemi bile engellediğinde, muhteşem bebek olarak beni kutladığında falan hangi yılan bana dokunmaz yada onun neresine ne yapmış tam anlatamıyorum demek ki. Sonuçta size böyle olmuyor muydu? Onlar yaratıcının kalıbında seni bir kılıfa soktuklarında sadece karşı çıkacakları bir iki gerçek dışında bir şey işitemeyip her şeyden vaz geçebilirler. Yaratıcı seni o kalıba koydu mu? Elini tutsun dediği nasıl biri, artık fark eder mi? Bu ay evden çekip gidenlerin arkasından evde kalan bir kişiye 'onları sen kovdun' demeyeceğim. Git arkadaş bul, demekten başka bir şey demeyen bir arkadaş olamıyordu ama... Kalık. Ben inanmıyorum zaten ne işi varmış okuduğum kitabın şarkının icinde: sarsmak.



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6449
2 Firari Fırtına 4495
3 Mustafa Ermişcan 3959
4 Hasan Tabak 3621
5 Nermin Gömleksizoğlu 3249
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3115
7 Uğur Kesim 3096
8 Sibel Kaya 2960
9 Enes Evci 2662
10 Turgut Çakır 2339

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:424 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com