Senaryolar

Vizyon Tesadüf
Okunma: 189
Hep de Böy - Mesaj Gönder


O dediğinden herkeste var. Allah ! mesafeleri! İçki konusunun cennetten gelme olduğu durumda da içki bu dünyaya ait etrafı şiddet, bağımlılık, tolerans yada kalite gibi konularla çevrili. Biz bu konuyu ele alamıyor muyduk? O zaman aklımda bir konu vardı. Bazen biz bazen hepimiz. Kuzenim kardeşinin eşinin tarafından da denir. Yani oyun ve sanat içeren bölüm biz kendimiz, cümlelerimiz, konuşma mantığımız, yaşam kapasitemiz. Kültür edinmek ise okumayla ilgili! Neden tam tersi olmasın? Çünkü telefon vardı ve çiçek siparişi için aklımızdan geçince saçma görünmedi. Biraz da soğuk camı açık unutmuşum ama bi ara kapadık gene de. Onlar uzaklara gitmeleriyle ilgili mutluluklarını bizden duymuş olsalardı belki konumuz bir hediye olurdu. Biz bunu tanımlamak için söyledik, yokluğundan yakınmak için değil. Kalbinin temiz olması ile aynı değildi evin temiz görünümü ama memnunduk sadece. Zaten sadece acelemiz neydi? Benim tablomda da dondurmanın sadece meyvelileri boyalı ve külahı boyalı değil. Sırf külah artık dondurmalar, bir nevi kader değil mi? Ne eşyası? Kedi yünlerin olduğu çekmeceyi açtı ve naylonu ısırdı! İpi çıkardık pek oynamadı tabii. Biz mi defteri doldurmadık? Üstümdeki elbiseyle yaptığım bir sunum mu elbise hakkında sonra? İyi, demek ikisi de önemli. Masaya takım mı çıkarmadık? O kimseyi saçma sözler vermeye zorlamaz. Doğru cümle bu olsa da sürekli bizi yaratan bu hal nereye götürür bizi bilinmez. Biz miydik? Peki. Sekiz gibi benim için sabah oluyor. Konu daha çok uyumak değil. Madem öyle niye kendi kitabını okumuyor. Benim anlık bi sorundu geçti. Demek ki üstünü örtmüş geri kalanının ki bir tek 'çıt' sesi duyuldu. Biz öyle berbat bir seçim yapmazken aslında ne yapıyorduk? 1 saatin var mı? Cıh. 1 dakikanızı alabilir miyim? Cıh. Görünmüyor muydum yani? Cıh. Güzel bir bebekti... baban akşam yemeyecek... var öyle bir bayrakları... O konu onun için öyle değilmiş. Sadece affedecek diye değil, affettiklerine iyi bir kader veriyormuş diye. Onları benden üstün kılan nedir bilemediğim için öğütlerini alamayacağım belki de. O insanlara iyi olacak şekilde anlatırdı. Ne denir onlar için, abisi kendinden önce öldü diye herkese 'katliam mı oldu' diye soruyormuş! Çok merak edenler bir baksınlar. Yeter artık! Şu konu şöyle olsa, biz bile soramazdık 'şu kitabı ona vereyim mi, uygun olur mu' diye, öyle mi? Ama sorduk da ne oldu? O zaman da beynimiz vardı bizim... kitabımız olmasa da, ne yazık ki bunları bile fazla ciddiye alacak değilim yada kendimi. Hiç işiniz yok mu, niçin bana kulak verdiniz derken belki sağır ama onlar da şimdilik bir teşekkür edecekti. Az işittiğin şeyi anlayana kadar sabrettin mi? Şu konu şöyle olsa, gene yolda gördüğüm insanlar için 'te oraya mı gittin' derlerdi. Yok derdim, arkadaş edinmek için. Oysa arkadaşlığımı korumak için. Benim buradaki haklılığım ona orada bir yerde manasız şekilde ödev olarak verilmiş gibi sorulunca hoş olmamıştır belki. Benim diyalog dediğim konunun içinden bir kişinin lafını çıkarıp karşısındakine yamayınca anlamlı gelmemiştir belki. Yok derken ne demek istediğimi çok merak edenler de dahil olmak üzere de herkese 'yok, çok toz birikmiş de, yıkadım balkonu, uçuşmasın çamaşırların üstüne' diyebilirdim. Beklerdiniz, noktası virgülüne uyar mı ki! Yine de bazı şeyler olur, bazı şeyler olmuştur, bazısı olacaktır, bazen olmayacak ve kimi zaman olmamıştır, öyle değil mi? Demek bana yapmayacağını yapmayacağınız bir platformdasınız. Bu bir film olsa bile şimdi bunu mu diyecek sanki? Yada bir şarkı olsa şimdi belli mi ne dediği? Bence öyle değil! bence öyle demedi! Bu ayrımdan haberdar mı olalım? Yada nasıl anlatabilirim şu resimdeki kişi olmadığımı? Sanatın doyum noktası yada bittiği yeri duymak isteyen mi var? Yani şu korkunç adam degil miydi? Yani hem belki de bunun sadece tam tersini yapmış olurduk ve amaçsızca ne istediğimizi bilemezdik. Ben hakem desem n'olacak! Belki bunların duyulması bir ibadet ama evlendim diye tüm dünya değil beni kutlayacak olan, sadece 'en özel olan' emin olacak. Bu hataya düştüğüm bir hayatım değil ama bir dünyam mı oldu? Ne duyacaktı hayvanlar? Sülükleri... Madem ilk gelişimdi dünyaya, bu yeryüzü açısından hiç tecrübem olmuş mu ki şimdi neye dayanarak anlatıyormuşum anladıklarımı! Şimdi öyle yine, onun da dışındayım! O açıdan siz yani! Neyse, biz de fotoğraflarda benziyoruz, normalde alakamız yok. Sonra Afterlife Jubelee bana her şeyi anlattı! Ben daha cahildim, okumamıştım. Sanki onlara, biri bana dur desin, dedim. Bu akıl edemediğim şeylere 'sır' demedim. Bu durumda okumadım diye bir kitabı nasıl 'daha cahil' oluyorum da cahil değil? Onlar anlatmışlar biz bir daha anlatmayalım diye ve yazmışlar anlatmaya gerek kalmasın diye. Benim eteğim de aynı ama derdim başka, olamaz mı? Bir fotoğrafta göründük diye mi sırf, konu ne öyleyse? O dönemde onlar her konuya hakimlerdi yine de öyle oldu kendilerine... şimdi nasıl olmasın? Evlenmemenin zıttı evlilik değil çoğuna göre, tek gecelik lanet! İstersen tekrar et: değil çoğuna göre tek gecelik lanet. Ama o zaman bu konuyu bize 'çocuklarımızı doğuran kadınlar var uzaklarda, onlara kendimizi mi beğendiremeyeceğiz' diye aktarıp, kandırırlardı eğer okumadan evvel doğruları anlasaydık. Oysa onlar teknoloji için cahil, insan için tecrübeliyken kendi niteliklerini bulamadılar bir sesin içinde. Oysa diğerlerine göre çok işe yaramış dilenci ile arkadaş olması. Dudaklarının söylemediğini bacakların da söylemiyor. Her ailede bir hakarete uğrayan vardı belki ama her ailede bir hakaret eden yoktu! İşte o zaman 'biri anlatsın ama' diyorlardı. Ya okur da anlatmazsa.... Yanlış! Aşık olmadan da beni duyabiliyor musun, diyorlarmış! Biz sana tuzak kuranlar gibi sana uzağız, dediler. Bir de biz senin gibi sana uzağız diyenler vardı. Aslında kendisi gibi kendisini ararken yine bi kendini bulanlar olurdu. Hani şu sokakta bulamadığın? Evet o seninki. Sadece kendi kendime dinlediğim bi şarkıyı playlist'e eklemek için aradığım erkeği bulmayı mı bekledim? Aslında annesine eşarp almazdım da t öyle mi? Ama biz 'inşallah diledikleri sadece kendileri için gerçek olur' diyebildik. Herkesten birine dediğim bir lafı herkese de dedim! İçinden beni düşmeden duyamıyor musun? Boş ver sen de insansın... ne diledin? Japonya'da deprem araştırmayı. Ben seni nasıl emanet edebilirim bilmiyorum... benim için konunun şu kasetin evde çaldığı gibi olması yeterli belki. Tek başına kitap okumak isteyen birinin kitabı okumadan önceki çevresi ve kimsenin kendisi gibi istekli olmayışı! Umudum şunları kaybetmemek... Yani asla ne yapmayalım? Madem o kadar tedbirliymişim, önceden göz göre göre mi delilerle yemek yemişim, sapıklıklarını bilmeden? Şimdi de 'ya senin yüzünden seveceksek biz bu konuları, şimdiden nasıl bilelim' diyenler sürüsü sorunlarına başladılar. Bir sonraki çocukluğunda çilekli pasta yiyecekse bu yaş gününde suratına çikolatalı pasta fırlatan bir yaramaz çocuk olması zorunlu gibi görünür bazılarına. Biz sanki bu ikisini bir arada düşünemezmişiz gibi, kimler gelecek? Yarım saniyede bilmeden yapılan bir resim gibi belki bir kazayı belki bir belayı bir ömür boyu anlatarak ne yapmak istiyorlarmış? Biri canına okurken rol yapabiliyorsun demek! İyi, şimdi ölmedin mi? Sen bırak biz yapalım ama o dediğiniz bir sonraki cinayet olmasın! Sizin başka bir dilinizdeki küfür bana evin bahçesi gibi göründü resimde. Biz iyi niyete inandık. Ama deprem oldu!



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6449
2 Firari Fırtına 4495
3 Mustafa Ermişcan 3959
4 Hasan Tabak 3621
5 Nermin Gömleksizoğlu 3249
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3115
7 Uğur Kesim 3096
8 Sibel Kaya 2960
9 Enes Evci 2662
10 Turgut Çakır 2339

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:530 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com