Senaryolar

Vizyon Düşünmek
Okunma: 251
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Bir aptalın yanında yapamayacağın şeyler mi var? 1. Söylemek 2. İnanmak 3. Kendinize yardım etmek 4. Aynı şeyi elde etmek 5. Yazmak 6. Başından atmak HA, BU ARADA: Sabahları canım sigara istiyor sanmıyorum artık, o aslında O'nun içmeme gerek kalmasın diye beni doyurduğuymuş, çok şükür. Kıskanmamak için adam tuttuğunuza göre, ananız öyle değil mi? Ben yapmıyormuşum, yada yüzüme bakınca gördüğün her ne ise o... Kıçından (geminin) daha ısrarcı bir şey bulamadığımız için dayanamadık ne olmadığımıza! Te orama kadar yağmur suyu... Sırf boş ver diyelim diye. my right when not asked by the right think about it this is only his: no answer where there's he never asked the whole tale is: Confidence is in the sky with grasshoppers and the boot I don't believe in the part Where noone gets the briefs apart there was a fly here the fly at home just left have you seen the mosquito movies theatre - No. I don't know the tale. With his understandingWith his understanding of meWith his understanding of everythingMy self-understandingI understand youMy understanding of the worldSame? the guilt of brain oh that white logo? itz not a loho when we quit everything when I smoke I think of 2 things your ğerfum my ? your wat! (mimics : lets smoke I forgot) you tell me. no. hı hı guess what og no we don't write on water beside the files might this is now what I never saw the devil this was a topic who could who should could should Hani şu ingilizcesini hemen neredeyse söyleyemediğim en kutsal kelimelerden biri... Rujum ne renk boyamamışım buraya, oh nihayet. ne suçluluk, ne bir şey. Diğer yandan şu hiç görmediğim film değil ki, etrafımda görmedim. Evet. Geçmişte bir gün ve 'bu sayfada kelebek var diyemiyorduk. But I never saw 'Theron Devil' things around me!!! I guess... A movie. Eskiden görmemiştim, şimdi ise bilemiyordum. Köpeğin ağzını bağlayan benim kafam olsa, bu filmi ikimiz mi görmedik sanki. Ben hala filmi görmedim... Ruj yutmak ne ki? Böyle tip mi olur! Rujumun rengi... Çünkü bu yağlıboya resim olsa düşünmek için adamın dudakları kırmızıymış, sırf beni görmekten. Oysa bu düşünmek mi ki? Dans etsek bile niye! Belki mezuniyet diye... Fakat, bir resim bunu düşünmek mi ki? Şu konu böyle olmasa, belki bacağımın yarısı bir fotoğrafmış... Olabilir, n'olcak? Bir fotoğraf. Bil bakalım 'savaşta bile söylenmez' ne? Düğün fotoğrafları herkesin aynı mı ki? Ama bu poz. Köpeğin ağzını bağlayan benim kafam olsa bile, tam o anda demiyormuşum ki aynı şey! Ama diyormuşum aynı şey. Benim için kitap bitti bugün, o yüzden bu ikinci. Şimdi ben şu film çıkmasa da, bir filme anca bu kitaba harcadığım kadar harcarmışım. Yazmadan evvel böyle değilmiş ki... Öyle dinliyormuşuz hocaları, gerek edebiyat, gerek gizliden bir sızı. Belkisi yokmuş. Şimdi belkisi melkisi yokmuş. Biz bu belkiye para harcamıyor ama yatırım yapıyormuşuz. Oysa şimdi belkisi melkisine yatırım da yapmıyormuşuz. Yani; planlanıyormuş ve telaffuz ediliyormuş. Karşılık bulmuyormuş. Belkisi bende bir konu değil! Zaten hep kitap... Melkime kalmamış, diyelim ki. Şimdi bu konu mel kime kalmamış değil: madem belkisi yokmuş melkime kalmamış. Şimdi bu düşünmek. Oysa düşünce olmalıydı. Bu kişi belkisi yokken melkileri okuyormuş ama belkiyi düşünmüyormuş. Şimdi ben mel kime kalmamış filmleri izlediğimde, bu aynı huzuru bulamıyorum. Teşekkür ediyoruz. -------------------------------------------------------------------------------------- Bir centilmenin gücü nedir ki erkek egemen bir toplumdan söz edelim ki hiç de öyle bir beklentim yok toplumdan. Saygılı, çalışkan, işini seven, ailesin, seven biri ve toplumun bu kişinin hayatını kolaylaştırabilme potansiyeli belki de. Bütün olanlar karşısında ne hissettiğimi anımsayacağım bir gerçek elbette vardı. Benim hakkımda yada aileleri hakkında konuşabilirlerken o korkunçlukta bir film yada şarkı bile yoktu. Bana bunlar olurken sonuçlarla dünyaca yüzleşiyorduk. İşte o an bir film benden daha iyi gibi göründü yada algılandı. İyi de öyle mi? Sadece birkaç kelime! ve bir mesaj alıyorum: unut gitsin! İyi. Geride beni mi bıraktılar. Ne yapmak zorundayım peki: mutlu! Seni gerilere itecek kadar yeterince deli değilim. Nötrlük bir mimikken herhangi bir utanç şifası idrak edemiyorum ve ne olur ne olmaz diye biri bunu benim için onaylıyor. Zaten çocuk yaştan te geleceğe sakinim de nasıl denir? İnsan psikolog olamıyor adeta... Tek ihtiyacım olmayan şey ev ve bir sığınağım var, üstümde. Evde topuklu giymeyip çimlerde topukluyla ses çıkaramıyormuş. Abim bizimken abi diyormuşum da bize abi abi demiyormuşum! Bu nasıl bir bakışmış! Bu nasıl bir soruşmuş! Bu nasıl bir görüşmüş... Diğer ikisi değilmiş ki. Hamburger resimlerini bırakıp yazısına bakıp hamburger mi yiye kim? Henüz yanılmadık! Anlayamadık. Yanıtımız yok ve cevabımız olmayacak. Anlatıyor: toplantının ortasında bir konu 'buradan çıkabilir miyiz' Söylüyor: bir kulüpte 'buradan çıkabilir miyiz Açıklıyor: kırmızı bitkileri olan bir mağarada denizden 'haydi buradan çıkalım' Birbirlerini görüyorlar mı? Sence? Mikrofon belden yukarıymış. Anlamı: Korku. Korkuyorum çok korkmuş haldeyim. Her eşek bu kadar korkmuş olabilir. Ondan dolayı yada ondan. İşte o zaman bazıları iyi dedi, bazıları fena değil. Ama o her şekilde güzel. Asla onaylamadığı hiçbir şey ortaya çıkarabildiğim yok. Bütün dava benimse muhteşem olmadığını nasıl anlamalıyım? Her markanın bir alt markası yok. O sadece yapmıyor. Aynı zamanda emrediyor da... Bilemedin sipariş veriyor. Bir kurgu dahilinde neye ihtiyaç olduğunu kim bilebilir bazen bize tam olarak söylemiyor. Kendi önceliğime dair tahminimce... Oysa kendisini ezbere biliyor o büyük, bense sadece onunla biliyorum ve onu bilmek nedir bilemiyorum. O haklı da. Türkçe konuşur muyuz? Böcek ayakkabının üstüne konmuş. Tek ihtiyacım olan bir ev. Yeterince deli değilim. Beni geri plana atıyorsunuz. Sormuyoruz bile: tamam bir dakika! Bundan hiç not almadık. Sevdiğimiz işi yapıyoruz. Yarın için erken, kendince bir neden, eğitim sakinleştirilmiş, zamanında yetişebilmek için. Herkesi buraya çağıramam. Nefes matbaa resmi mantığı: bu servis barda da var diye memnun oluyorum. Stratejin ne? Şans eseri asla 'niye' deme! Bu aynı 'her yer' bol şans diliyor ki bunu duymayacaktı üstesinden gelirken. Aileden geliyordu... mesela şelalenin musluk başı. Oldu yankı ama harmoni herkes başarabildiğinde ben gelmiyorum. Buharlı çay mesela... ama takma adı kararlılık. Evre: durağanlık. Teşekkürler (her gün) iyiyim. Hayır (sonsuza kadar evet) değilim. Light Owen yeterince kapalı mıydı... şey yani şahsına özel demek istedim sanırım ya da belki mahremiyete dair kendisinden emin miydi? Bel Saw olağan bir yüksek kalkan sınır çizgisinde Noto'ya doğru ilerliyordu. Her şey gittikçe karmaşıklaşıyordu, neden biliyor musun çalışmak daha önemliydi. Bir nedenle insanları anlayamıyordum ve 'bazen' demek için hiç bir nedenim kalmamıştı. On ikiden vurunca bir nasıl da özgürlüğü ziyan edemeyinceye dek haklı. Dizimde bir sümüklüböcek vardı: Gökyüzü fermuar- Battaniye mantra yaz günü - Battaniye fermuar değil - Aması maması bizde değil -Bizde olsa koması değil - Bin cümle var bende değil - Özgürlük kalpte değil ki bende olsun - Ve doğru olmak elde değil ki - Soldan bize yar olsun - Be kelebek gizli değil ki - Gizli gizli ben olsun - Ki yeşili - Ki sizli bizli - Sizden bize zor olsun - İşte uçtu bir tane - Rengi sizde değil ki - Bence öyle ben olsun - Fuji filmler gerek ne için - Örtecekse makinesi - Bence böcek tam olsun - Bence böcek değil ki -Söylemesi saz olsun - Az bilene değil - Az görene caz olsun - Dünyaları versem almaz - Ki dünyalar onun İşte saçımın tasarımı bunun gibiydi. Kendimi kendimde bulduğumda, ssadece kendimde ararken kendimi ve kendimi duyduğumda, her şey benim iyiliğimeyken herkese tavsiye ederim. Bu hafiften topuzlu dalgalı salyangoz nedeniyle size bakınca kendisini uçak gibi hisseden bir adam düşünüyor muyum? İşte o zaman öyle değildi. Ben öyleydim. Ve bir ingilizce öğretmeni... beş duyuyu anlatırken yüzümüze doğru ve tüm demir parmaklıklar ses geçirmezken. Yeni B anahtarı, B olan ben! Örümcek ağaçtan aşağı doğru bir ip örüyorsa da ip görünmüyordu. Ama biz bir tane satın aldık, örgü ipi ya da film, ay da sevilene dek! Tanrım hala turuncu değilim! Bizi yağmur gibi inerken gören oldu mu? Başka şansım yoktu. Şimdi ben ve sevgilim belki erkek arkadaşım. Namibya ma bay fen heybi gibi bir dille anlaşıyoruz! İşte bunu öğrenmiştik. Birden internet sayfama yüksek bir sorumlulukla bakıyorum.... Şimdi her şey bedavadan geri dönüyor. Eee, hayat nasıl? Tamam Po, gerçekten benim, sekin ol. Arkadaşımla markete gitmek bile benim karakterime uygun düşmüyor. Kim ödüyor bu arada? Tamam, şimdi duvar her rolde. Ne resmi olsun! Tam da odamda havalandırma istemediğim an nasıl denir! Bunu uzun uzun konuşurken reklamcı oldu. Okumuş mu uzatılan kitabı? Farketmezmiş. Önemli zaten... göklerde.



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6539
2 Firari Fırtına 4568
3 Mustafa Ermişcan 4051
4 Hasan Tabak 3705
5 Nermin Gömleksizoğlu 3322
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3218
7 Uğur Kesim 3152
8 Sibel Kaya 3033
9 Enes Evci 2728
10 Turgut Çakır 2389

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:925 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com