Senaryolar

Vizyon Sınavlar
Okunma: 271
Hep de Böy - Mesaj Gönder


BEN KENDİM SÖYLERKEN: öterdim AMA: BİR İKİ CÜMLE SİLMİŞ! YANİ BİR SONRAKİ CÜMLENİN İNGİLİZCE AÇIKLANMASINA KALMAMIŞ. KULAKLIK TAKILIRDI... BLES BLUES OLURDU. BUGÜN HAMAMA GİTSEM ŞARKICI DA BULURDU. ÜÇ KEZ DAHA OLDUYDU? BU UMUT DA BULUNDU. ŞİMDİ BAK BU CÜMLENE: OLMAZLAR DA OLUR MU? POP HİÇ KORKMADIN HİÇ KORKMADIN HA? ŞARKI OLSA ULURDU. SEN! KAÇIYORSUN! BEN! ÖBÜR TARAFLADIM! Anne Seni Seviyorum. Bir Allah biliyor ya rüyamda gördüm ikimiz ve öyle öylece ölünebilirdi ve oğlu dış dünyada haberini aldığımda çok inandım rezil olmadığıma. Biz ama şöyleydik: anne seni seviyor. anne! seni seviyor. anne seni seviyorken de... çünkü anneler günü de. herkeste bir anne olur. herkesin yanında anne nasıl denir. oysa bence yoktu kimse, bir şey anlamaya çalışıyordum. biraz da bilhassa bana anlatıldığından. Oracıkta benimle ölse gitse, evin içi dememek an meselesi... Neyse ki ses ölür! Ama şimdi şu adam da duyar: Allah'tan ölmüyormuş. Bütün o zamansız teklif de: müziği kapattığın gibi çalarken, bir daha da dinlemeyiz dersin! Evde yaşayan tek canlı artık o diğer ses. Artık ne dese de oracıkta ölür gideriz gibi hissediyorum. Pek canım yanmıyor doğrusu ancak gerçek dışı. Bazı manyaklara göre de can çekişiyormuş! Halbuki şöyle: piyasaya çıkmayalım! NET. AMA Bİ GÜN BEN DE OCAĞI İKİ KERE AÇABİLİRİM. Yani ben güvenilir ya da güvenilemez her hangi bir konuyu sevmedim. Güven üzerine kurulu olanı sevdim ki bu mecazi anlamda değil... mecazi anlam ama mecazi anlamda değil. Demek ki amaç asla ortalığa bir laf saçıvermek değil. Ne daha yaratıcı ne de daha verimli bir kaynağımız olduğu net. Kitaptan daha verimli hiçbir kaynağımız olmadığı noktada gerçekten de bütçeler düşünebildiğimizden aşağılardaydı. Çünkü konu dünyaya açılmak değil. Ve Sadece kitaba dayandığın bir noktada dünyaya açılmış bulunmak belki. O an zelzele bile olsa, sen de internete bakmazsan sakızın patlamazdı ama ben falan demiyorlar mı!!! Nefes alamıyorum adeta. Yeryüzündeki en kısa süreden de kısa bir süre içerisinde ilgilenmiş bulunduğum yegane şartlar. Her ne kadar o lafım ancak bu kadar umutla tutabildiğim bir söze tekabül edebilecek olsa da, tüm laflarım ağzıma tıkanmış demek. Bir nedenle ORALARDAKİ EN GÜZEL UZAK DİYAR dediğimizde de anlaşılabilecek konunun idrak meselesi oluşu ise bir formüle nasıl sığabilirmiş ki? Her ne kadar bütün bunlar bir verimlilik de olsa, buradan yani dünyadan göndereceğimiz bir şarkı olduğuna inan dilekler de vardı. Ya da bende bir dileeeeek onda bir dileeeeek dememek de vardı. Ancak bu durumda dahi, neyse ki kötüler ölmüş diyebileceğimiz bir film bile yoktu. Diğer bir anlamla basit bir kazayı sevdiğine ruh eşine kavuşmak dışında hiçbir şey ifade etmeyebilecek bir noktada sorgulamak da yoktu! Ama kaza da oldu! Yine de ben kaza olunca değil de, sanki hiç böyle bir gerçeği yokmuş dünyanın ya da evrenin gibi davranılıp bunu da 'pardooon' lafına bağlayanları ayrıca sapık sandım. O nedenle fazla ses etmeden başımdan atmaya çalıştım. Yoksa biz de deriz 'ne işi var bu kitabın senin elinde'. Bütün bu aldatmacalı ip ucu tuzağına ise hala gerek kalmayışı bile yeterince gerçekleri ispat edebiliyordu. Elbette belli olmaz ama bir gün paçayı sıyırdıysam, yine o nedenle diyebilirken düşünebilir hale de tekrardan kavuştuğumu hissediyorum. O halde büyük kitap denince anlaşılabilecek olanlar aklına gelenlerin dayandığı konu olmaktan çok öte bir yerde de aynı güvenle durabiliyor hala. Yanlışlıkla üstüme düşüp sonra bu hususta affedilmiş olmak üzerine göbek atmaya da benzemiyor yine de. Çok da laf işittik aslında ne olacaksa böyle de boka batar diye de değil. Tecrübeden söz etmek istemiyorum ama güvenilecek bir dal aramadığım kesin. Uzak diyarlardaki en uzun süre de nere! Hadi ama çocuklar onlar da BEN'İ duydu diye. Elbette kalbimin bu derece kırılmış olması da çok normal. Demek ki (inşallah) bu en kısa süreden de kısa süreyi, dünyadaki en kısa süreye değil de evrendeki en uzun süreye yönlendirebiliyor olmak lazım. Bu durumda ömrünü bizim evde harcamak istemeyen bin kişi artık olmasa da çok fazla fark etmiyor yine. Sırf zihin diyene kader de diyecek değilim ama... sorular ordan gelse bari, ses varsa gürültüden kaçacağın bir yerden değil. Belki ömrünü adadığına inandığın kadar ispat etmek de sadece en uzak diyardaki en güzel yerde diye vaz geçmekle ilgili değil diyenler falan eskiden arkadaşımdı. Pek dost canlısı değilimdir... ille yine bir şut ve gol arayacaklarsa. Aynı noktada durabilmek için yalvarabilmek de vardı. E madem durum içler acısıydı bu adam da beni duymazdı. Bütün bunların bile sadece tek bir yolu vardı. Zihnen baskı da diyecek değilim ama bunları bilmese iyiydi gene diye diye dinlemek de vardı. İşte tam o anda görünmüş! YAŞŞA. Kuşlar gibi hafif... iyi de konuşacak NE VARDI! Nerede susturacak kim? Aptal bir şey desem de bana inandığı an! ne kadar istek almış...



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6539
2 Firari Fırtına 4568
3 Mustafa Ermişcan 4051
4 Hasan Tabak 3705
5 Nermin Gömleksizoğlu 3322
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3218
7 Uğur Kesim 3152
8 Sibel Kaya 3033
9 Enes Evci 2728
10 Turgut Çakır 2389

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:913 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com