Denemeler

İLK ADIM
Okunma: 38
Ömer Can AKÇABA - Mesaj Gönder


Deneme için "Ben'in ülkesi" demişti Nurullah Ataç. Demek ki, insan bir deneme içinde kendini anlatarak kendi "Ben"liğini yaşayabilir özgürce. Demek ki, insan kendi benliğinin özgürlüğünü ancak yazarak hissedebilir parmaklarının ucunda. Bu benim ilk denemem. Bu, benim ülkemin içine attığım ilk adım, kendi ülkeme ilk girişim. Peki, kendi ülkesinde olmayan bir hükümdar nasıl bir hükümdar olur? Kendi halkını, benim durumumda hislerimi, duygu, düşünce ve söylemek istediğim her şeyi; hükümdarsız bırakan bir hükümdar nasıl layıkıyla bir hükümdar olabilir? Bu durumda, denememe bir özür ile başlamak istiyorum: Bugüne kadar sessiz, yani hükümdarsız bıraktığım tüm halkım, tüm duygu ve düşüncelerimden özür diliyorum. Ve, sizlere layık bir hükümdar olabilmek için her gün sizin sesiniz olmaya ve sizi tüm dünyaya duyurmaya söz veriyorum. Eh, zaten bir düşüncenin, en önemlisi de bir fikrin yaratılışının yegâne maksadı da herkesçe duyulmak değil midir?  Öyleyse, ben de tüm duygu ve düşüncelerimi tüm dünyaya duyurmaya söz veriyorum. 
 
Madem ülkeme bir giriş yaptım yıllar sonra; ülkemde bir gezintiye çıkmalıyım. Gezip görmeliyim halkım nerede nasıl yaşamakta. Bunu görmek için kalp sarayıma en uzakta bulunan köylerden bile haberdar olmam gerek fakat benim bir hükümdar olarak oralara gidecek vaktim yok. Zaten en başından bu ülkeyi yıllar yılı başsız bırakmış olmamın nedeni de bu değil miydi? Vakit yok. Hiçbir şeye yetecek vakit yok aslında. Fakat inanıyorum ki, sarayımdaki her bir görevli bana ülkemin en ücra köşelerinden haberler getirecektir. Bu durumda, en azından ilk olarak, kalp sarayımı etraflıca inceleyip içindeki her bir his ve düşüncenin hâlini ve hatrını sormam yeterli olacaktır. Hadi o zaman başlayalım:
 
Öncelikle incelemem gereken ilk his, sanıyorum ki, bir şeyler başarma isteği. Bu her ne kadar her insanda olan bir his olsa da, ben bu hissin bana özel olduğunu düşünmüşümdür hep. Bunun nedeni ise, etrafımda ne zaman bir şeyler başarmak isteyen birilerini görsem, bu insanların hep ne yapmaları gerektiğini başkalarına sormalarıdır. Yani, örnek olarak, etrafımda gördüğüm kimse bir şeyler başarmanın en temel sorusu olan "Ne yapmalıyım?" sorusunu kendine sormuyor, soranlar ise defalarca başkaları tarafından cevapsız ve hatta belki de daha fazla soruyla baş başa bırakıldıktan sonra; gerçekten hâlâ içlerinde yanan bir şeyler başarmak isteğine dair bir ateşin cızırtısı olarak değil de, çaresizliği tarafından ele geçirilmiş ve savaşmak yerine boyun eğmeyi seçmiş ve sonuç olarak yolunu da amacını da kaybetmiş bir insanın başarmak istediği o şey aklına geldiği zaman gözünden düşen bir damla olarak soruyorlardı. Fakat ben, özellikle de bunları gördükten sonra, ne zaman bir şey başarmak istesem bu soruyu ve aklımda doğan ve/veya karşıma çıkıp yolumu kesmek isteyen her soruyu yine sadece kendime sordum. Belki sonunda o şeyi başaramadım ama yine de başkalarından yardım istediğim zamanlarda olduğundan daha destansı savaşlar verdim. Belki sonunda yenildim; ama hiçbir zaman karşıma çıkan o soruyu her bir zerresine kadar korkuyla titretip hırpalamadan yıkılmadım savaş meydanının ortasına. 
 
Ve inanıyorum ki, bundan sonra da hiçbir savaş meydanımda o savaşımı belki bir zafer ya da en azından binlerce yıl sonra bile anlatılacak bir destan hâline getirmeden yıkılmayacağım. 



Ömer Can AKÇABA



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6463
2 Firari Fırtına 4507
3 Mustafa Ermişcan 3976
4 Hasan Tabak 3634
5 Nermin Gömleksizoğlu 3262
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3133
7 Uğur Kesim 3106
8 Sibel Kaya 2973
9 Enes Evci 2673
10 Turgut Çakır 2347

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:802 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com