Denemeler

KOMŞU RÖNTGENLEME SANATI
Okunma: 63
Kerem TEĞİN - Mesaj Gönder


Hayatımdan nefret ediyorum. Ama hayatı algılayış şeklimi ve ondan beklentilerimi daha doğrusu beklemeyişlerimi seviyorum. İlerde torunlarım olursa yazının başlığına bakarak dedelerinin sapık olduğuna karar verebilirler. Ancak başlığı okuyup içeriği okuma zahmetinde bulunmuyorlarsa bu onların sorunu. Hayatımın hiçbir döneminde maddi şeylerde gözüm olmadı. Şöyle bir arabam olsaydı, şu ev neden benim değil veya neden zengin değilim gibi hezeyanlara kapılmadım. Fenafillaha ermiş falan değilim. Benim de kötü huylarım var. Mesela bilinenin aksine çok kıskancımdır. Kıskandığım şeyler de hiçbir zaman maddi şeyler olmadı. Sıcacık bir aile ortamı, huzurlu bir ev, birbirini çok seven insanlar, sürekli gülümseyen ve buram buram pozitiflik kokan şeyleri kıskandım. Dallas tarzı bir aile hayatı, Yalan Rüzgârı misali entrikalı arkadaşlık ortamları beni daha da kıskanç biri haline getirdi. Yaklaşık on bir yıllık insomnia hastalığı ve uykusuz geçen yüzlerce gece başkalarının hayatını röntgenlememe daha da çok teşvik etti beni. Şu sıralar Bekir abiye taktım kafayı. Yaklaşık bir aydır adamın tüm hayatını hafiye titizliği ile röntgenledim. Apartman görevlisi. Bodrum katta eşi ve iki kızıyla yaşıyor. Yüzünde silinmeyen bir tebessüm var. Yahu bu çağda sürekli gülümseyecek ne buluyorsun be adam? Bir kere bile somurtmaz mı insan? Çok seviyorum onu. Aynı zamanda en çok onu kıskanıyorum. Her akşam apartmana girerken gün ışığının yarısını gören pencerelerinde kah kızıyla namaz kıldığını kah çay keyfi yaptığını kah da televizyon izlediğini görüyorum. Nerde görürse görsün selamı ilk önce o veriyor. Mutlaka hal hatır soruyor. Her iki cümlesinden biri:” Allah’ım iyilik versin.” Onunla ne zaman karşılaşsam mahsus sohbeti uzatıyorum. Elinde bir kürek benim sohbeti bitirmemi beklediğini bilmeme rağmen bırakmak istemiyorum. O, çok kıskandığım gülüşünü sürdürüyor. Ah be Bekir abi! Akşamları kızıyla el ele tutuşup sitede yürüyüşe çıkarken sırf sohbet etmek için tesadüfi karşılaşmış gibi yapmak beni biraz utandırsa da mutlu oluyorum. Yoksa ben sana aşık mı oldum be adam? Kızı da çok tatlı. Bir iki defa çikolatalı gofret aldım ona. Ne zaman şehir uykuya dalsa pencereden gökyüzünü izleyip uzak diyarları hayal ediyorum. Kuzey ışıkları, Güney Kutbu, Toroslar, Ağrı Dağı… Bekir abinin en küçük bir şeye tamah ettiğini duymadım. “Abi dünyanı dolaşma şansın olsa nereye gitmek istersin?” diye sordum bir defa. Ben evimden başka bir yere gitmem istemem, dedi. Ve ben onu daha çok kıskandım. Biz ki dünyaya sığamıyoruz ama o ikiz göz odası olan evini hiçbir şeye değişmiyor. Galiba bunun adı huzur. Ben onun hayatını kıskanıyorum. Küçücük evinde, dar gelirli yaşantısında kurduğu mutlu hayatı kıskanıyorum. Yazmaya devam edemeyeceğim. Çünkü daha fazla odaklanamıyorum. Doksan beş metre karelik yalnızlığım bu kadar tahammül ediyor kıskançlığıma. Ne diyim? Hep mutlu ol Bekir abi. Darısı başıma



Kerem TEĞİN



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6489
2 Firari Fırtına 4528
3 Mustafa Ermişcan 4009
4 Hasan Tabak 3660
5 Nermin Gömleksizoğlu 3283
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3165
7 Uğur Kesim 3123
8 Sibel Kaya 2994
9 Enes Evci 2692
10 Turgut Çakır 2363

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1942 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com