Hikayeler

Lokantalar Zincirleri
Okunma: 52
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Yedin, içtin, sınavlarını verdin, yıllarca güldün eğlendin, bi çekip gitmeyi bilemedin sen: ne bu lokantalar mı? Lokantalardan söz etmek için biraz fazla uzağınızda değil miyim acaba? Lokantalar her zaman en güzel menüyü insana sunmaz, elinde ne varsa onu sunar ama bu iki özellik de yok sende. Yani bir an evvel evine gitmek lokantalar için mi geçerli bir kavramdı? Bizim ne eksiğimiz vardı? Yarın buralarda olmayacağım, dediğim gibi bir sonraki haftayı planlamak da nesi? Neden tam 'ben ölünce' diye okurken adam, 'sen gülünce, sen sevince, sen bilemeyince, ben bilince...' diye güçlendiriyorsunuz, lokanta menüsü mü bu? Kaç kez 'aptal' dedin bana, şimdi desene! Hiç denemediğim bir yemek de varsa, hiç denemediğim konuların arasında, her şey pembe mi oluyordu? O da Amsterdam mıydı? Hayır. Neden bıktırıyorsunuz insanları 'ben bunu yemeyeceğim geri vereceğim' diyerek tabakları kırmışsın aynı şey mi? Bu kadar sıkıcı bir yemek planlamamak da nesi, şimdi biz böyle mi ölüp gideceğiz? Sadece mutluluğu arayanlara 'sen mutsuz olmayı da hak ediyorsun' mu diyecekler? Düşüncelerin dünyasında fazla yüzmemenizi dilerim, orası çok kaba bir yer desem de, başka ne var ki elimizde? Lokantalar bunları düşündü diye kimseyi kovmazlar ama filmlerde öyledir.

Şimdi sonsuza kadar benden beklediğin bir yumurtalı omleti lokantadan almaya gidiyorsun ve eve omletle döneceksin, burası kesinlikle Türkiye değil. Dünyanın geri kalanını gezerek nerede olduğumu anlamaya mı çalışacaksın? Çalışalım diyorlar. Lokantada çalışalım, hem iş hem eğlence. Ben çok fazla tercih etmiyorum. Bu açıdan sadece düşünmek yetmezdi, çalışmak lazımdı, onlar tercih etmiyorlar. Kendimi uydu anteni gibi hissediyorum, herkesin televizyon sandığı bir anten. Hiç aklın almıyor mu? Neyse boş ver zaten! Anteni televizyona anlatmayacak mısın, diyorlar. Anten lokantanın dışında asılı, bayrakların hemen yanında... sonuçta o tarz bir balık lokantasına gitmiştim bir kere, tamam orası: şimdi televizyon, diyorlar. Aman canım televizyon demeyen insan mı var bu dünyada ama bunlar uydu antenine televizyon diyorlar. Çok kafam karışık diye başlıyor muhabbet, antene bakarak anlatmaya devam ediyor, kimse huzursuz değil, muhabbet huzursuz edici. Çocuk kar yağdığı için lambanın altındaki karlara bakıyor, bu harika şehir manzarasına kendi bakışlarını katıyor. Biri ona kendi bakışlarının önemsiz olduğunu anlatıyor sürekli. Menüde makarna yok muydu? Tamam ondan. He, yok o çalan şarkıdan değil yani ondan.

Lokanta değil, restoran değil, balıkçı değil, cafe değil... çok çalışırsan bu konuları eğer, hayatta anladığın tek şey hiçbir şey değil! Keşke yağmur yağmasaydı kar yağarken, keşke elimdeki peçete sarı renkte olmasaydı, keşke hesap tuzlu olmasaydı, keşke seçici biri bunları dahiyane bulmasaydı, keşke... şimdi ne kadar da gerçekçi, ne kadar da keyifli bir yemek oldu bu. Sadece akrabanı çağırmayı unuttun ve beni de! Kapıdaki araba benim değildi. Eve dönebilmem gerekirdi. Bu kadarını yapamadıktan sonra, neden onca fikir aklında birikti? Bir daha da gitmezsin Almanya'ya patates yemeye. Olamaz mı, para biriktir, e iyi ya birikti. Çok mu zor durumumuz? Lokantalar da var, kalabalık da, acaba hangi saz ekibi unuttu?  



Hep de Böy



Yorumlar (1)
Hep de Böy 24.11.2020 11:22
https://www.youtube.com/watch?v=CufmZ4kXyqs


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6537
2 Firari Fırtına 4566
3 Mustafa Ermişcan 4049
4 Hasan Tabak 3702
5 Nermin Gömleksizoğlu 3320
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3216
7 Uğur Kesim 3150
8 Sibel Kaya 3031
9 Enes Evci 2726
10 Turgut Çakır 2387

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1689 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com