Hikayeler

İnsanlık Hali
Okunma: 43
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Çoğu insan sarhoş değildi, hiç olmamıştı. Şehirde göze batan bir insan olmaktansa bir şehir tanımı olmak istedi. Olur mu canım, ayıklardı, ben okudum. Gerçekten de baş harfimi bilmeye çalışanlardandı sadece. Şehir kadar uzun ömürlü bir girdabı olsaydı içinden çıkmak için hemen yolun sonundaki kitaplığa baş vururdu. Yolu düm düz takip et seni zaten buraya ulaştıracaktır. Orada adını andığınız kişiler yeterince sivri dilli değillermiş gibi bir de benim adımı bile anmamanız yetecek. Şehirdeki tuzluklar yüzünden lokantaya gitmek istemeyenler, şehirdeki karmaşa yüzünden hislerini geri plana çekenler falan hep nerede diye merak edildiğinde, yerlerini bir tasvir alacak; yoldaki en güzel çiçeği kopartıp arabayı sağa çekti denildiğinde anlayamadıklarımız, kendisini dinleyince de anlaşılmayacak. Kırık tabelalar onarılsın, park yerlerinde ödeme kolaylığı olsun, bunlar hep benim işimdi artık. Yolda yürürken başına gelenlere inanamayan biri inancını tazeleyecek ve en kötü şakasını senin yüzünden yaptıysa eğer, mutlaka şehirdeki yeri mezarlıktan hapishaneye kadar değişen yerine doğru gidecek. Bütün hayatını şehirde yapamayacakları üzerine kurgulayan biri seni en kuytu sokağa çektiğinde adını sormayanlar ayrıca seni de aynı araba gibi eve çekip sonra bir de tokat atacaklar. Bu aynı zamanda bir o kadar da anti sempatik görünüm bizi hangi semtin surlarını izlemeye ya da özlemeye kadar vardıracak. Şehirde asla bulamayacağımız bir bulmaca yaratıp adamı aramaya çıkalım mı ne dersiniz? Bu budur diyor, şehir anlatır her kitap! Mümkünse sadece öte dünyada karşıma çıkacak. Bu da bu mecburen, anladınız mı bilmiyorum... zaten çok olmasa da okuyorum ama okumadıklarım sıraya girecek. Bela geliyorum demez derken, yanından geçip gidecek. Şehir çok soğuk. Ellerimiz çok temiz sayılmaz. Peçeteler yerlerinde. Vitrindeki noel elbisesini henüz değiştirmemişler. Çiçekler yeterince canlı. Sokaklara ekilen tohumlar can suyunu gene sana sorarmış gibi... beni çağırdığında anlatabileceğim bir cafe, bir nevresim dükkanı ya da bir çadır sarayı kim bilir, bir müzede çocuğun yaşadıkları, arabada midesinin bulanması, otobüsün çok kalabalık olmadığı günler, en azından deniz kokusunun evin camına vurduğu o tembel dürbünü de hemen kenara koyduğu gibi, son olarak hepimizi tebessüm ettirenler, o anlamda bir düğüm yok mu, şehir bizi kendisine yaklaştıracak ya da herkes bir kitap alıp okuyacak. Hayır yok. Hayalini kurmaya doyamadığım bir hamburger ve bisikletle gidecek kadar yakın bir kurabiye dükkanı... yok. Farklı ülkelerin farklı kültürlerinin bizi içine çektiği bir kültürel iletişim ağının kendi yazgısında bulunmuş bir aşk heykeli ya da belki de ışıkları söndüğünde aynı görünen bir şehir, yine şiir gibi bir başka tablo yok. Onların yerini bir adam aldı. Artık sadece evimde kahve içerken aklıma geldiği gibi: herkese selam, hepimize merhaba. Ben Mehtap Sultan'ın en sevmediği insanım. Ya sen? Bana kitap gibi anlatılanların şehrin süzgecinden geçmiş hali. Mükemmel değil mi? Kareli gömleğimiz aynı. Suratımız fazlasıyla boyalı. Yolları da aynı iş yerine bile çıkmıyor, sordun soralı...  



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6539
2 Firari Fırtına 4568
3 Mustafa Ermişcan 4051
4 Hasan Tabak 3705
5 Nermin Gömleksizoğlu 3322
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3218
7 Uğur Kesim 3152
8 Sibel Kaya 3032
9 Enes Evci 2728
10 Turgut Çakır 2389

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:133 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com