Romanlar

Cânilerin Dünyası 2.Bölüm (yerli bir ZOMBİ hikayesidir)
Okunma: 86
emrah öztürk - Mesaj Gönder


Mete uzaklara dalmış bakıyordu. Kafasında ki tek düşünce herkesi eve sağ salim götürebilmekti. Sadece o zaman rahat bir nefes alabilecekti. Gözü karaydı, cesurdu, dışarıya en fazla çıkan isimler arasında en üst sıradaydı. Başına gelecek hiçbir şeyden korkmuyordu. Tek korkusu yanındakilere bir şey olmasıydı. Onun liderliğinde çıkılan görevlerde arkadaşlarına birine bir şey olma düşüncesi onu yiyip bitiriyordu. Çünkü defalarca başına gelmişti bu. Ve her seferinde biraz daha dikkat etmeye çalışıyor değişik tedbirler almaya çalışıyordu. Hele de bu sefer yanlarında kendisi için biraz önemli bir kişi daha vardı. Asya. Asya 26 yaşındaydı. Koloniye ailesinden sağ kalanlar ile sonradan katılmıştı. Babası ve abisi maalesef ki canilerin yaptığı saldırılarda ailesini koruyabilmek için hayatlarını kaybetmişlerdi. Annesi ve iki küçük kardeşiyle aylarca kaçarak hayatta kalmaya çalışmışlardı. Zar zor yemek ve su bulabiliyorlar hatta bazı günleri hiçbir şey yiyemeden geçiriyorlardı. Artık güçleri tükendiğinde ve bir umutları kalmadığı anda uzaktan Meteyi görmüştü. Boş bir dükkâna sığınmışlardı ve saklanıyorlardı. Korkuyorlardı. Herkesten, her şeyden. Çünkü artık kimseye güvenilmiyordu. Kimin ne yapacağını kestirmek zordu. Ama farklı bir şey vardı bu adamın gözlerinde. Öyle hissediyordu, bir yanı hem kendi hem ailesi için korkuyor olsada, bir yanı bu adama güvenmesi gerektiğini haykırıyordu ona. Dışarıda Mete ile beraber dört kişi görmüştü. Hiçbir şansları yoktu. Sessiz kalıp gitmelerini bekleyeceklerdi. Kardeşlerine sessiz olmalarını söyledi ve izlemeye devam etti. Mete onların bulunduğu yerdeki dükkanları tarıyordu. Üç, dört dükkân uzaktaydı ve yaklaşıyordu. Kalp atışları oldukça hızlanmıştı Asya'nın. Heyecan, korku, panik gibi türlü duyguları aynı anda yaşıyordu. Ve içinde adlandıramadığını başka bir duygu daha vardı. Ama şu an önemli olan sadece ailesi ve hayatta kalmaktı. Yavaş, temkinli ve kendinden emin adımlarla yürüyordu Mete. İki dükkân. Bir dükkân. Ve şu an tam önlerinden geçiyordu. Nefesini tutmuştu Asya. Gözleri Mete'ye kilitlenmiş bir şekildeydi. Ve içeriye öylesine bakarak geçti Mete yanlarından. Rahatlamış bir şekilde nefesini bıraktı Asya. Derin bir nefesi hak ettiğini düşünerek içine çekecekti ki arkadan gelen bir sesle yarıda kaldı aldığı nefes. Küçük olan kardeşi masanın üzerinde duran boş teneke kutuyu yere düşürmüştü. Dükkânın içi boş olduğundan yere düşen tenekenin sesi en az iki üç katı daha fazla ses çıkarmıştı yankıyla beraber. Tekrar kalp atışları hızlandı Asya'nın. Çok çabuk bir şeyler düşünmeliydi ama çok fazla bir seçenekleri de yoktu artık. Hemen annesi ve kardeşlerini devrilmiş masanın arkasına sakladı. Ve kendi de karşılarında duran koltuğun arkasına geçti ve saklandı. Sesin dışarıdan da duyulduğunu tahmine ediyordu. Bu arada içeriden ses geldiğini duyan Mete ani bir hareketle belinden palasını çekip çıkardı. Sesin geldiği dükkâna doğru yavaş ve temkinli adımlarla yürümeye başladı. Gelecek her tehlikeye karşı savunmadaydı. Aklındaki dükkâna sıkışıp kalmış canilerden biri olduğuydu. Buna göre hareket ediyordu. Efe karşı tarafta yaklaşık on dükkân kadar uzağındaydı. Mete'nin hareketlerinden bir terslik olduğunu anlamıştı ve desteğe gitmek için karşı tarafa doğru yürümeye başlamıştı. Mete onu görü ve başıyla dükkânın içini gösterdi. Efe'nin arkasını kollamasını istedi, çünkü içeride bir cani varsa devamı da olabilirdi. Zira bunlar tek başlarına dolaşan bir tür değildi. Mete palasını kaldırdı, kapıya var gücüyle bir tekme attı ve açtı. Hemen girmedi, önce içeriyi dinledi. Sağı sola iyice baktı dışardan. Bir hareket göremiyordu. Bu pek normal bir durum değildi. Çünkü içeride canilerden biri olsaydı şimdiye kadar çoktan Mete'nin üzerine koşuyor olması gerekiyordu. Efe "belki de sadece bir faredir. Lanet leş yiyenler her yerde" dedi. Ama Mete'nin içinden bir ses başka bir şey olduğunu söylüyordu. Efeye cevap vermeden içeriye doğru bir adım attı. Hala bir hareket yoktu. İçeriye tamamen girdi. Boş bir dükkân. Harap yıkılmış masa ve sandalyeler. Parçalanmış bir koltuk. Boş kutular, tenekeler, şişeler. Hiçbir yaşam belirtisi yoktu. Ortaya kadar yürüdü. Hiçbir şey yok. Sanırım Efe haklı diye geçirdi içinden. Bu lanet leş yiyen fareler her yerde. Arkasını döndü ve dışarı doğru yürümeye başladı. Tam dışarı çıkacakken, kısık sesle ufak bir hapşırma sesi. Yine Asya'nın kardeşlerinden biri tozdan etkilenip hapşırığını tutamamıştı. Mete palasını kaldırıp içeri döndü tekrar. "Kim var orda, çabuk dışarı çık" dedi. Ses yoktu ama nerden geldiğini anlamıştı. Masanın arkasında birisinin olduğunu biliyordu. "Sana zarar vermek istemiyorum. Caniler dışında bizden kimseye zarar gelmez. Yardım edebiliriz" dedi. Ama hala bir hareket yoktu. Masanın oraya geldi, palası her ihtimale karşı hazırda bekliyordu. Masanın arkasını görebilecek kadar geldiğinde iki küçük çocuk ve annelerini gördü. Biraz şaşkınlıkla karşıladı çünkü böyle bir şey beklemiyordu. Palasını indirdi. Ama bilmediği bir şey vardı. Asya'da hala dükkandaydı ve Mete'nin henüz haberi yoktu. Asya daha önce bulduğu kalınca bir sopayla Mete'nin arkasına doğru yürüyordu. Mete ailenin diğer fertlerine korkmamaları gerektiğini söylerken, Asya sopayı geriye doğru kaldırmış vurmaya hazırlanıyordu ki bir anda sırtına yaslanan bıçağı hissetti. Mete'nin çıkmadığını gören Efe'de geri dönmüş ve Asya'yı görmüştü. Arkasından gidip hamle yapmasına fırsat vermeden bıçağını sırtına dayamıştı. "At o elindekini seni vahşi şey" dedi Efe. Mete arkasını döndüğünde Asya'nın kendisine nefretle bakan bir çift mavi göz gördü. Bir şey söyleyemedi. Bir şey yapamadı. Sadece gözlerine bakıyordu Asya'nın. O an içinden bir şeyler akıp gitmişti. Başkaydı o gözler. Anlamıştı. Göz göze geldiği ilk an anlamıştı. Asya elindeki sopayı atmıştı. Gözleri Mete'ye kilitlenmişti. Öfke, korku, endişe ve yine o belirsiz duygu, hepsi birbirine girmişti. Ailesi için endişeliydi ve korkuyordu. "Lütfen onlara bir şey yapmayın. Bırakın gitsinler. Bana ne isterseniz yapabilirsiniz" dedi Asya. Gözleri dolmuştu. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
"Saçmalama lütfen. Kimsenin kimseye bir şey yapacağı yok" dedi Mete. Bu sırada Efe'nin hala bıçağı Asya'nın sırtına dayadığını fark etti.
"Efe indir şu bıçağı"
"Ama Mete, kim olduklarını kimlerden olduklarını bilmiyoruz. Temkinli olmalıyız"
"İndir dedim sana. Silahsız iki kadın ve iki küçük çocuğun bize zarar vermesinden mi korkuyorsun?"
"Tamam, patron sensin. Ben dışardayım" diyerek dükkânı terk etti Efe. Biraz bozulmuştu bu duruma. Ama yine de bir şey demedi.
"Arkadaşımın kusuruna bakmayın. Biraz fazla korumacıdır. Ama özünde iyi bir insandır" dedi Mete. Ortamın biraz yumuşamasını ve gerginliğin azalmasını istiyordu. Palayı beline soktu. "Siz de kimsiniz. Hangi kolonidensiniz ve burada ne işiniz var?" diye sordu Mete. Daha önce dışarıda böyle bir grup görmemişti. Alışılagelmiş bir durum değildi. "Kimseye ait değiliz. Göçebeyiz. Kaçarak hayatta kalmaya çalışıyoruz sadece" dedi Asya. Efe'nin çıkmasıyla biraz rahatlamıştı. Ve nedense Mete'nin onlara bir zarar vermeyeceğini düşünüyordu. Ama yine de aciz görünmek istemiyordu ve cevapları sert ve ters bir üslupla söylüyordu. Ama Mete konuşurken gözlerini onun gözlerinden çekemiyordu bir türlü. "Amacım size zarar vermek değil. Biz ....... Kolonisinden geliyoruz. Dışarısı sizin gibiler için çokta güvenli değil. Aslında hiçbirimiz için güvenli değil. Özelliklede silahsız ve yalnızsanız. İsterseniz bizimle beraber kolonimize gelebilirsiniz. Yiyecek ve kalacak güvenli bir yer sağlayabiliriz. Sizlerde hem kolonimize yardımcı olursunuz hem de daha güvenli bir hayat yaşarsınız" dedi Mete. Yine Asya'nın gözlerine bakarak konuşuyordu. Asya öfkelenmişti. "Kendinize yeni köleler mi arıyorsunuz? Bir kap yemek verecek sonra da bütün gün köle gibi çalıştıracaksınız ve kim bilir daha ne tür ihtiyaçlarınızı karşılayacaksınız" dedi. Kardeşlerinin ve annesinin yanına geçmişti. Onları arkasına aldı. Mete'de bu son söylediğine çok sinirlenmişti. Onu gördüğü andan itibaren ilk kez öfkelenmişti. "Bizim kolonimizde böyle şeylere yer yoktur. Herkes elinden hangi iş geliyorsa onu yapar. Birbirlerine yardımcı olurlar. Öyle bir girişimde bulunanın cezasını kendi ellerimle keserim. Bizi başkalarıyla karıştırma. Bizler onurlu insanlarız ve kolonimizde bu şekilde yönetilir. Kimseyi zorlayacak değilim. İstemiyorsanız kendiniz bilirsiniz. Umarım hayatta kalırsınız" dedi ve çıkışa doğru hızlı adımlarla yürüdü. Efe ve Alaz dışarıda Mete'yi bekliyorlardı. "Toparlanın, dönüyoruz" dedi Mete. Diğerlerinin gelmeyeceğini anlamıştı Efe ve yola koyuldular. Arabayı biraz ileriye güvenli bir yere park etmişlerdi. Yalnızca çok uzak ve hızlı gidip gelmeleri gereken yerlere arabayla giderlerdi. Çünkü benzin çok kıymetliydi. Bu arada Asya'da ailesiyle durumu konuşuyordu. Gerçekten de dışarıda fazla bir şansları yoktu. Hala hayatta olmaları bir şanstı ama bu şartlarda ne kadar daha dayanabilirlerdi, bu şans ne kadar daha sürerdi bilemiyorlardı. O adlandıramadığı duygu da Mete'ye güvenmeleri gerektiğini söylemeye devam ediyordu. Annesi de çocuklarının hayatta kalmasını istediği için gitmekten yanaydı. Kardeşleri içinse durum fark etmiyordu. Yerdeki kutularla oyun oynuyorlardı sadece. En kötü ne olabilir ki diyerek cesaretini topladı ve "Hadi kalkın. Gidip şunların yaşantısına bir bakalım. İstemezsek yine yollara düşeriz" dedi Asya. Dükkândan çıktılar. Aradaki mesafenin açıldığını gördü. Meteler kapalı bir alana girmişlerdi. Ve arabanın çalışma sesini duydu. Panik halinde koşmaya başladı Asya, onları kaçırmak istemiyordu. Arabayla çıkan grup karşıdan gelen Asya'yı gördü diğerleri de daha gerideydi. "Heey. Hala bizi almak istiyor musun?" diye sordu gözleri Mete'nin üzerindeydi. Mete'nin yüzünde anlamsız bir gülümseme oluşmuştu. İçten içe mutlu olmuştu bu duruma. Kendini toparlayıp "Atlayın hadi" dedi sadece. O günden sonra Asya koloninin, ekibin ve tabii Mete'nin vazgeçilmezi olacaktı.



emrah öztürk



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6582
2 Firari Fırtına 4605
3 Mustafa Ermişcan 4091
4 Hasan Tabak 3745
5 Nermin Gömleksizoğlu 3357
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3273
7 Uğur Kesim 3184
8 Sibel Kaya 3068
9 Enes Evci 2758
10 Turgut Çakır 2414

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1104 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com