Romanlar

durak başına insanlar
Okunma: 64
mustafa güngörmez - Mesaj Gönder


insanlar bilmem kaça ayrılıyordu bunları hesab ederken epeyce yoruluyordum hep aynı şeyleri düşünmekten edememiştim heleki ölümü ölüm yakındı ve herkez uzakta sanmıştı evden çıkmak için hzırlandım hergün aymı şeyler gerçekleşiyordu belkide ben böyle istiyordum yürüyecektim hatta uzun bir süre fakat ilçe adeta bir köy gibiydi meydana doğru yürüdüm bazı duraklarda bekleyen çok bazılarında hiçkimse yok bazılarında bir kişi bulunuyordu bu tek olanların bazıları düşünüyordu bazıları üzülüyordu yanlız kalmak iyi gelmiyordu onlara yanlız olmasalr bile kendi içlerinden yanlız düşünüyorlardı kimse ne düşündüklerini bilmiyordu bende yanlızdım ve düşünüyordum kendimi değil insanları insanlar birsürü vardı hepsini birbirinden ayrıt etmeye çalışırken çook yorulmuştum meydana geleli dört dakika olmuştu buradaki insanlara baktım bankta yanlızdım ve yanlız olanları düşünüyordum yaşlılar çay içiyor genç arkadaş gurubu kadınlara bakıyor sigara içenlerde var hebsi bir takım şeyler hisediyordu bende onlar gibi hisetmiştim başım ağrıyordu ve kimse bilmiyordu kalkıp gitmeye hazırlanırken dişleri ayrık esmer saçı kel uzun bir adam geçti yanımdan biraz sevmemiştim kendisini taki dönene kadar döndüğünde elinde gördüğüm kuş yemlerini yerlere attıp kuşları çağırıyordu bunu görenler şaşırmış gibiydi bende öyle ilçe ilk defa görüyordum kuşlar yem yiiyor yaşlı adamın teki gülümsüyor yanlız yürüyen genç bakıyor kuşları umursamanayan birisi uzaklaşıyor umursayanlar ve umursamayanlar olarak ikiye ayırmıştım bürsürü insan vardı kütüphaneye doğru yol aldım hemen karşımda sağ tarafında othel olan ski binanın içinde bulunuyordu kütüphane kapının önünde herzamanki sarı montlu adam vardı adam aynıydı fakat hisetikleri farklı idi sonuçta birtakım şeyler hisediyordu ve o yine buradaydı kütüphanenin yan tarafında peynir satan adamla sohbet ediyordu ve tadına bakıyordu kendisinin beni fark etmemesini fakat kendisini herzaman gördüğğümü bilmiyordu üzüldüm ve kütüphanenenin merdivenlerini yavaş mı yoksa hızlı mı çıkmalıyım buna karar veremedim işi ruh ahlime bıraktım oda yavaş yavaş çıkmayı tercihh etti tam on dördüncü basamakta sağ taraftaki duvarın dibine oturmuştum karşımda olan camın kenarındaki kibrit kutuları güzel bir atmosfer oluşturuyordu merdivenlerde etrafı biraz çirkin gösteren mavi duvarın döküülmekte olan boyaları idi mavi durvarın altındaki beyaz lekler biraz kötü gösteriyordu kütüphane müdürünün burayı yenilemesi lazımdı kalkmadım merdivenlerden gelecek olanları merak etttiğm tam yirmi dakika bekledim çocuklar utandı içeri geçti zayıf uzun boylu genç nefret eder gibi baktı öbür şişman olan selam verdi hepsi birbirinden farklı hisetmişti bana karşı özeliklede sarı saçlı bayan herkez beni düşüncelerine göre şekilendirmişti biraz durdum kütüphaneden de çıktım sanki bir geziye çıkmıştım ve kameram eksikti yanımda birbirinin aynısı cadelerde biraz tütün biraz peynir kokuları mevcuttu bir adım sonra başka kolular gelicekti nefesimi tututum ve yürüdüm ilçeyi ikiye ayıran şeyler vardı biir tarafı köy gibi öbür taraf şuan bulunduğum taraf adeta güzel bir il gibiydi bir tarafta birsürü araba birbirine taym deyecek gibi olan fakat değmeyen arabalar öbür tarafta ise toprak sahalar ve toprak arsalar bayağpı çoktu çöp kutuları birbirinden farklıydı burada insan çoktu arabada öyle bunları üzerime alınarak toprak ve tarlalrın çok olduğu yere doğru yürüdüm arkamda birşeyler birakıyordum sanki yeniden duraklara baktım bu kez duraklardaki insanları düşünmemiştim sadece insanları düşünmüştüm kötü olanlar iyi olanlar olağan üstü olanlar sırdan insanlar bürsürü insan vardı hepsi birbiri gibiydi fakat hepsi birbirinden farklı hisediyordu her durak başına farklı insanlar eklemiştim ve insanlara dakikalar ayırmıştım birinci durakta iyi olanlar belkide iyi değilerdi biz öyle düşünüyordum iyi insanlar kimdi ve kimlere denilirdi bilmiyorduk ik,ikinci dakika ikinci durak kötü insanlar belkide hep iyi olmaya çalıştılar aslında iyi olmaya çalıştıklarını bilmek bile onlara iyi insanlar dememizi gerektirir fakat belkide bizler iyiliklerini görmezden geldik diye kötü olmayı seçtiler bazende kötü olmak zorundaydılar üçüncü durak son belirsiz insanlar katiileri suçlayan fakat her katil belkide kötü değildi her suçlu belkide suçl değildi herşeyin dürüstü olduğuna inanıyordum dürüst hırsız dürüs katil fakat bazı insanlar bunları düşünmemişti bile empatı nedir bilmeyenler hayla yaşıyordu yürüyordum ve rüzgar hayla esiyordu toprak sahalarda oluşan mahallerin birine girmiştim bile çok fark vardı arada bu aradaki farkı düşünürken dakikalar yetmiyordu bile ben neredeydim nerde oturuyordum bu ikisinin arasında ne köy gibi olan yerde nede daha çok ile benzeyen yerde orta düzey bir yerdeydim tam ikisinin arasında yeni kiraladığım eve doğru yol aldım herkez yürüyordu bazıları birbirine değmeye izin veriyor bazıları değmemeye özen gösteriyor yeni duraklar yeni insanlar düşünmüştüm rüzgar esmekteydi hayla ve eve gehlmiştim işte böyle hep dolaşıyordum ve düşünüyordum eve girmek için sonkez sokağın sonundaki çöp kutusuna baktım beyaz eskimiş duvarlar bir yatak bir koltuk ve tozlu bir pencere akşam olmak üzereydi dişarda bırakmıştım dışarıda olanları fakat içeriye girebilmişlerdi gördüklerimi düşünüyordum gördüklerimi bir başklarının hisedebileceklerini yoruluyordum ve uyumak istiyordum dört tane duvar vardı insanlarmı duvarlarmı her türlü insanı düşünmüştüm fakat seçimim duvarlar olmuştu bende duvarlar gibiydim öyle eskimmiş öyle yıkılmaya yatkın duvarlar daha öncede köpeklermi yada insanları diye düşünmüştüm fakat yine köpekler olmuştu seçimim insanlar çoğalıyordu ve ben korkuyordum yanzlılık bizlere çok tuhaf şeyler düşündürürüdü kendim ve duvarı düşünmüştüm benden bile iyiydi bu duvar birşeyler yapıyordu en azından beni mutlu edebiliyordu kendim ve duvarları kıyaslamıştım bende insandım ve hangilerinden blmiyordum har hangi bir türün içinden biriydim duvarları şekilendirmek istediğim gibi şekilendiriyordum bazen bir ağaca bazen kendime bazen kötülüklere benzetiyordum herzaman böyle yapmıştım önce biraz camdan sokkaları izlemiştim sonrada doşalşımıştım omuzlarımı yere doğru çeken şeyin ne olduğunu bilmeyerek ay sonu verilmesi gereken kirayı da düşünecektimbirazda tavanı izleyerek tavam ve kendim arasındaki boşluğu bile düşünnüyordum herşeyi uzak sanıyordum tıpkı insanların ölümü kendisinden uzak sandığı gibi ve istediğim kişi olamıyordum hataa uzun süredir babamın istediği kişide ben ne avukat nede adam olabilmiştim büyümüştüm fakat adam olamamıştım sadece yapabildiğim ve düşünebildiğim şeylerden birisydi git gide küçülmekte olan hayalerim ve git gide hayaleri küçülecek olan insanları hep uzaklaşmıştım işlerden çalışmaktan sürekli uyumak istiyordum ve düşünmek ben hangi tür bir insandımki biraz korkak biraz tembel yapabileceğim şeyler vardı fakat yapmamıştım düşünmek bana izin verseydi eğer düşünebilirdim farklı şeyler çok günlerim böyle geçmişti sürekli kendim ve insanları kıyaslayarak kendim ve insanlar arasındaki farklılıkları görmeye çalışırken kendimi göremez olmuştum bizlerin özgürlüğünü çalıyordu insanlar birbirini mutsuz ederek öteki öteki yüzünbden günlerce ağlıyordu bir bakıma hiçbirimiz özgür değildik gece olmuştu çöpler ve kaldırımlar birbirine uyum sağlerken bende odadaki ruhun içerisine girmiştim biraz evimi biraz durakları birazda insanları düşünmüştüm köpekler duvarlardan duvarlar insanşlardan üstün gözükmüştü kısa bir süreliğine birazdan düşüneceğim şeyi daha önce planamış gibiydim birazdan olduğunda düşünmüştüm hayalerimi evet hayalerim vardı ve git gide küçülecekti bnei vazgeçmeye sürükleyen şeyler vardı kim veya ne olduğunu bilmediğim şeyler kokrkuyordum daha önce çoğu hayel için kendi kendimi çok ezmiştim bu şimdi kurduğum hayallerim içinde öyle çok eziyor çok üzüyordum kendimi ve vazgeçmiştim hepsinden bu hayalimden vazgeçeceğimi bilfiğim için biraz daha üzülmüştüm birsürü bahane bulabiliyordum hayalerim için birşeyler yapmamak için nahaneler hayallerin önüne geçiyordu ve buna engel olamıyordum küçük çok az bir yer kapladığım bu dünyada büyük hayaler kurmak beni büyük boşluklara sürüklüyordu ağrılarım çoğalıyordu hiç yazmaya zamanın yetemeyeceği şeyler vardı düşünülecek tüm herşeyi şişmdi düşünmüştüm yanlız olmak zor yanlız düşünmek güzeldi çöpler kaldırımlarda hayalerim uçurumda ben yatağımda biraz daha düşündüm neden uyuyanadığımı ve uyumaya çalıştım ...



mustafa güngörmez



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6560
2 Firari Fırtına 4587
3 Mustafa Ermişcan 4074
4 Hasan Tabak 3725
5 Nermin Gömleksizoğlu 3339
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3244
7 Uğur Kesim 3168
8 Sibel Kaya 3050
9 Enes Evci 2744
10 Turgut Çakır 2401

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1538 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com