Denemeler

Hassas Kalpler
Okunma: 332
Dilan Özçelik - Mesaj Gönder


Günler hızla geçiyor, hayat bu basitlikte ilerliyordu. Bizler sıcacık odalarımıza kapanmış, soğuk günlerin hatıratlarıyla, kemiklerimizi ısıtıyor, uzak günlerin sulu sepkenine, beton evlerin keskin rutubetine, hatta cam buğusuna bile, lanet okuduğumuz o kahredici günlerden çıkıp, hep beraber ısınmanın hazzına varıyorduk. Yada varıyordular...
Isındıkça genişliyor, uzuyor, farklılaşıyor ve değişiyorduk....
Hayata bunun için mi gelmişti insan?
Hayır tabiki de, hayata bunun için gelmiş olamazdı insan..!
Daha ulvi bir sebep olmalı, daha manidar, makul bir sebep. İnsanı bütün uç noktalarından, ikilemlerinden, yol ayrımlarından ve onu ikircikli bir hale sokan her durumdan, muaf tutmalıydı, ona netlik sunmalı ve bir çizgiye sadık olmalıydı...
Ah Tanrım bu ne korkunç bir his, ne çok evsiz var, ne çok kedi üşüyor...
Üzülüyorum... bütün ters giden şeylere, dünyada olamasına imkan dahi vermediğimiz herşeyin, her durumun gerçekleşiyor olmasına, ne çok içerleniyordum.
Kemiklerim ısındıkça, vicdanım beni zorluyor, sınıyor ve aklımla en olmayacak şekilde, mukayese ediyordu. Bu çok yoruyordu beni, hem üzülüyor olmak, hem herşeyi ve herkesi aynı anda düşünüyor olmak; kalbime zarar veriyor, beni ziyan ediyordu. Hiç bölünemediğim kadar ufalanıyordum, parçalanıyordum. İçimde kopan her fırtanın çığlığı, etrafa sonsuz bir sessizlik olarak yayılıyordu. Boyuna ellerimle dizlerimi ovalıyor, tek kelime etmeden aynı noktaya odaklanmış vaziyette keskin bakışlar atıyordum. Etrafımda konuşan insan kalabalığına ve kelimelerin telaffuz biçiminden olsa gerek ki; ağızları sağa sola yamulan, bağırmanın en harikulade anlaşma aracı olduğunu düşünen, bu geri kafalı zihniyetin ses tonuna aldırış etmeden oturmuş, hareketsiz bir vaziyette bütün şaşkın yüzleri sivri bir ok gibi, kendime doğrultmuştum. Pek umursamıyor, daldığım derin düşüncelerin altında şaşkınlaşan yüzüm artık farklı bir hal alıyordu. Gözlerim kısılıyor, kaşlarım hafif öne eğilerek, kızgın bir görüntü oluşturuyordu. Çelimsiz ve sarı yüzüm, bir kaşık içi kadar küçülüyor, adeta yokoluyordu. geçen her dakika içimdeki sesin ağırlığıyla yoruluyordu. Isındıkça üşüyordum, üşüdükçe düşüncelerim koyulaşıyordu. Bütün bir günü heba etmek adına, aynı noktaya odaklanıp, dünyaya gelmiş, zulüm görmüş her sabiye, her canlıya, üzülüyor, hassas bir kalbin verdiği cehennem ızdırabıyla, kavruluyor, adeta düşüncelerimin altında eziliyordum. 



Dilan Özçelik



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6696
2 Firari Fırtına 4695
3 Mustafa Ermişcan 4191
4 Hasan Tabak 3845
5 Nermin Gömleksizoğlu 3451
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3394
7 Uğur Kesim 3264
8 Sibel Kaya 3158
9 Eyyup Akmetin 2848
10 Enes Evci 2840

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:342 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com