Denemeler

YAŞAMAK SANATI
Okunma: 271
Dilan Özçelik - Mesaj Gönder


Günlerin kalın tortusu, ıslak bir yorgan gibi sararken bedenimi, gelecek günlerin ağır aksak hesapları, zihnime bir kurşun gibi saplanmıştı. Günlerce düşünemez hatta, konuşamaz olmuştum. Ne zaman bir şey söylemeye yeltensem, küflü bir yumru, genzimi dizginlemiş, hızımı kesmişti. Nefes dahi alamadığım bu köhne malikanede, yarı aydınlık turunculuğun altında, kendime bir yer yapmaya çalışmış ve tüm bu korkunç düşüncelerden sıyrılmayı ümid etmiştim.
Neydi beni bu denli düşünmeye sevk eden,  içinden çıkılmaz bir vaziyete sokan?
Yoksulluk mu?
Dağ gibi biriken borçlar mı?
Yoksa geçmişin tüm kötü günleri kollayıp, bir anda zalimce ortaya çıkması mı?
Nedenini biliyordum belki, ama  kendime olan saygımı alaşağı edip de, bir türlü itiraf da bulunamıyordum.
Birikmişti sualler....ardı ardına, zihnimde şüphe yaratarak.
Kendime dahi cevap veremediğim bu sorular, büyük bir ispat yeteneği kazanarak, kaçabildiği kadar uzağa kaçmıştı.
Üzülmüştüm ve ziyadesiyle içerlenmiştim bu duruma. Herşey beni terketmişti, benden uzaklaşmıştı.
  Nefes alırken bile, derin iç çekişlerime sebep olan bu dünyevî meseleler, aklımı müthiş bir ciddiyetle kurcalamış ve bu cihetle yaşamanın daimi bir görev olduğu bilincine sokmuştu. Lakin, her görevin verdiği bilinç, beni içinden çıkılması güç bir zıtlığa sürüklemiş, hayata karşı ödenemez bir sorumluluğun altına sokmuştu.
Yaşanan her hadise,  vücuduma keskin bir ok gibi hücum etmiş ve beni hasta etmişti. Sanki bir mürekkep lekesi gibi, parmaklarımda dağalmış, beni o renge boyamıştı. Bu durum beni telaşlandırmış, fazlasıyla ürkütmüştü.
Daha fazla dayanabilecek miydim?
Yaşamın tüm ağır sorumluluklarını yerine getirip,hayatımı idame ettirebilecek miydim?
-Bilmiyorum...
Öylesine yorgun, öylesine bitgin bir vaziyetteydim ki; serçe parmağımı dahi, kaldıracak gücü, kendimde yakalayamamıştım ve tüm bu yaşananlar, beni sonsuz bir muammanın eşiğine getirip, sonuçsuz bırakmıştı. Minik vücüduma ağır gelen bu darbeler, tüm güçsüzlüklerimle alay edercesine, beni tek çelsede yere yıkmıştı. Hiç bocalamadan, sanki teslimiyet duygusuna olan bütün karşı koymalarım, bir anda büyük bir zaafa dönüşmüştü.
Düpedüz Yenilmekti bu.. Hayata karşı, yaşama karşı...
Fakat her yenilgi, gerçekten yenilgi miydi?
-Belki değildi ama elimde kazanılmış bir şeyin olmaması, beni kendime karşı hayli gülünç bir duruma sokmuştu. Kendimden ziyadesiyle utanmış, kaçmış ve belki kendime karşı derin bir nefret beslememe neden olmuştu.
Artık kaçtığım her meselenin bedenimi ele geçirmiş olması, beni bu hayatta tüm dik tutmaların verdiği dinginliğe karşı, küçük düşürmüştü. Yüzümü öne eğmiş ve çelimsiz bir vücudun, hafızalarda bıraktığı önyargıyı, tüm  inkar etmelerime rağmen, gerçek bir vaziyete sokmuştu.
Hakikat, asla aralanmayan bir sır perdesi gibi, varlığını başka mecralarda sürdürürken,ben yabancı bir insan gibi, kendimle çelişmiştim, tüm net durmaların belini, bir anda kırmıştım. Ağır bir diyetin, çığlığıydı bu. Yaşamaya çalışmanın, en gerçek ve en acı tecrübesiydi bu. Artık tüm mümkünlerin, tam orta noktasından geçmiştim, derin kesikler bırakarak...



Dilan Özçelik



Yorumlar (7)
talevis mas guaryan 2.04.2021 02:53
Üstesinden gelemeyeceğiniz zorluk yok bu hayatta,olmamalı.. böylesine iyi tanımlarken yaşadıklarınızı..

Dilan Özçelik 2.04.2021 10:50
Şayet, yaşamış olsaydım tüm bunları; yenilmezdim. Ama yaşamamış olmak, bana harikulade bir rahatlık tanıyor. Bu iyi bir neden; çünkü ben yazdığım hiç bir yazın türünde kahramanlarıma, yahut gizli olan bir tanığa, kişiye asla yaşama fırsatı vermem. Yazdıklarımın sonunda; bir ışık, aydınlanma yada tinsel bir durum yaşanmaz. Sanırım Onları öldürmekten haz alıyorum yada mücadeleci bir tavıra sokup içinden çıkılması güç bir durumla karşı karşıya bırakmak beni heyecanlandırıyor ve burası benim için hakikikatli olandır, Esas olandır..
Ama gerçek bir yaşanmışlık, asla değildir. Sağlıcakla kalın..

Kenan Sarı 2.04.2021 19:35
Tı.. ti.. tu.. tü..
Noktalamalarda biraz fazla beliriyorlar, bu da akıntıyı kesiyor..
Zamanlamayı faklılaştırabilirsin sanırsam; o yetenek var..

Deniz Candan 2.04.2021 19:37
Harika bir tasvir yeteneğinız var mest oldum resmen bi roman yada öykü yazarsanız eminim ki büyük yankı uyandırırsınız👏👌

Dilan Özçelik 2.04.2021 20:14
Geçmiş zaman kipiyle çekimlendiği için öyle olmak zorunda. Çünkü yazılanların tamamı geçmiş zamanda olanları anlatıyor. Bir cümleyi geçmiş zamanla, öbür cümleyi başka bir zamanla çekimlersem cümle yapısında sıkıntı olur. Hızın kesilmesinin nedeni, kipler değil. Bir cümlenin fazla öbek bulundurması ve bağlaçlar vasıtasıyla birbirine bağlanmış olmasıdır. Bu durum genel olan cümle yapısından uzaklaştığı için, insan beyninin algılamasını zorlaştırıyor ve cümleleri okurken bazı yerlerde tıkanabiliyor. Bu durum ancak farklı olanın, zihindeki genel cümle yapısı ile bağdaşmaması sonucu oluşur. Çünkü insan zihninde stabil bir cümle yapısı var. Dolambaçlı yahut söz oyunlarının yapıldığı cümle, beyinin algılama süresini uzatıyor. Bu da yazıyı okurken, bir takım duraksama Lara neden oluyor. Yorumunuz için teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.

Dilan Özçelik 2.04.2021 20:17
Sevgili Deniz güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim. Sağlıcakla.

Deniz Candan 2.04.2021 20:27
Rica ederim güzel olanı herzaman söylerim. Takipteyim 😊😊


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6582
2 Firari Fırtına 4605
3 Mustafa Ermişcan 4091
4 Hasan Tabak 3745
5 Nermin Gömleksizoğlu 3357
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3273
7 Uğur Kesim 3184
8 Sibel Kaya 3068
9 Enes Evci 2758
10 Turgut Çakır 2414

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1179 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com