Şiirler

Bilseler, Ah Bir Bilseler! ( Ziya EGELİ )
Okunma: 93
Yoldaş Furkan - Mesaj Gönder


Ömürlerinde bir kere bile
Rahat yüzü görmeyenler,
Her sabahın köründe olduğu gibi yine
Biriktiler
Fabrikanın siyah demir kapısının önüne

Dindirsin diye yüreklerinin acısını
Yaktılar
Ucuz sarma sigaralarını.

Dumanları,
Sararmış bıyıklarının arasından
Zehrini içeri
Acısını dudaklarına bırakarak çıktılar.
Sabahın ilk ışıkları
Gecenin karnını yırtarken
Karanlıklar yerini
Göğün ışıklı kızıllığına bıraktılar.
Aydınlandı envai çeşidi fukaralığın,
Evlerin damları aydınlandı
Çamurlu sokaklar,
Bacaları ve siyah demir kapısı fabrikanın


Yıllar var ki yoklukla geçer.
Yıllar var ki yoksulluk ve kahır…
Fabrikanın çarklarında öğütülür işçilerin ömürleri ağır ağır,..
Ve havada
Eli ayağı kesen
Masmavi, bıçak gibi bir ayaz...
Ne oturmak mümkün olur
Kaldırım taşlarına biraz,
Ne yaslanmak
Yüksek taş duvarlarına fabrikanın.
Kömür karası yağar
Bacalarından sokaklara.
Ve damlarına evlerin...
Kondularına yoksulluk…
Onlar;
Çıplak ayaklarını çocuklarının
Buza kesen avuçlarını,
Kapısız penceresizliğini kondularının,
Ekmeksizliğin, aşsızlığını sofralarının,
Alın yazıları sanırlar.

Bilseler,
Ah, bir bilseler,
Alınlarındaki o yazı
Ellerinin karasındandır.
Ve ellerinin ölesiye itaatkâr
Ve ellerinin
Sanki hiç birleşemeyecekmiş gibi
Ayrı gayrı kalmasındandır.

Bilseler,
Ah bir bilseler;
Nasıl ki birleştirince
Söküp atarlar ellerinin karasını avuçlarından,
Alınlarının yazısı da öyledir.
Ve ne zaman
Milyonlarca el birleşir ve ahdederse
İşte o zaman
Kurtulurlar alınlarındaki o kara yazıdan.



Yoldaş Furkan



Yorumlar (12)
Dilan Özçelik 7.04.2021 00:45
Anlamlı ve de güzel olmuş. Başarılar...

Yoldaş Furkan 7.04.2021 12:47
Haksızlığı, eşitsizliği ve sömürüyü anlatan güzel bir şiir . Şiir Ziya Egeli ye aittir . Ben sadece bu güzel eseri paylaşıp daha fazla insanın okumasına vesile oluyorum .

Dilan Özçelik 7.04.2021 14:19
Anladım, evet güzel bir şiir. Daha önce okumamıştım. Paylaşmanız güzel olmuş. Sağlıcakla..

Yoldaş Furkan 7.04.2021 15:38
Ülkede felsefe o kadar zayıf ki sorgulamıyoruz önümüze gelenin nerden geldiğini kimler tarafından üretildiğini ve kimlerin bu üretimde emeğinin soyulduğunu acı çektiğini görmüyoruz bile . Ezilen sınıfın haklarını savunmak bu ülkede malesef çok yanlış yerlere çekiliyor . Paylaşımlarımda biraz da olsa o tarafı görmeye itebiliyorsam okuyan sevgili dostları çok mutlu oluyorum . Sağlıcakla kalınız .

Dilan Özçelik 7.04.2021 16:45
Bütün bilimlerin anası olan felsefenin şuanda esamesi bile okunmuyor. İnsanlar gittikçe birbirine benzemeye başladılar. Biriyle konuşunca sanki bütün hepsiyle konuşmuş gibi oluyorsun. Sorgulama, eleştirme, analiz etme, düşünme vs. Hak getire..
Ezilen halklar konusuna gelince; bu konuda ki düşüncem ideoloji bataklığına düşmeden, sömürüleni, ötekileştirileni , haklı olduğu halde haksız duruma düşürülen halkı, kişileri yada herhangi bir canlıyı bu tarz basmakalıp düşüncelere ihtiyaç duymadan,insani mertebe ile karar vermektir. Çünkü İnsan olan tüm bunları görür, tartar ve tarafsız bir biçimde yapılması gerekeni zaten yapar. Ama dediğiniz gibi haksızlığa boyun eğmeyip, direndiğimiz zaman bu ülkede çok farklı yerlere çekiliyoruz. Zulümden yana olana, yalnış olana yada kötü olana vs. istiyorlar ki her koşulda eleştirmeden, sorgulamadan,onaylayalım, biat edelim...
Sözün özü; Eğer ben düşünebiliyorsam kimsenin yönlerdirmesine, yada kimsenin bana birşeyleri dayatmasına imkan tanımam. Bu yüzden ideolojiler bir bataklık tır, körlüktür. İnsanın düşünmesini engeller, bir şeyleri dayattığı için, emrettiği için. Ona bağlanan kimseler mantıklı ve makul bir biçimde düşünemez. Çünkü ideoloji onu içine,çoktan çekmiştir... Mühim olan "insanlıktır" ve her daim kalıcı olan da...Sağlıcakla kalın. İyi günler.

Yoldaş Furkan 7.04.2021 17:09
" Köylü eğitilmeden , işçiye iş verilmeden , herkesin toprağı olmadan Demokrasi gelmez , iki tür demokrasi vardır , gerçek demokrasi için halk sıkı bir eğitimden geçirilir , biz ise Amerikan Demokrasisini seçtik , bir sandığa kağıt attık adı Demokrasi oldu . " İsmail Hakkı TONGUÇ (1954) . Durumu özetler nitelikte olsa gerek .

Kenan Sarı 7.04.2021 21:44
Burada işçilerden bahsediliyor.. işçiler ne zaman birleşip hak aramaya başlayıca refah gelecektir denilmekte.
Fakat işçiler sendikalardan geçiyor; devlet masasına oturan sendikadır. Bunun felsefeyse bir bağlantısı yok, olamaz. Herkes aynı sınıfa giremez (insani olarak değil)
Ama herkesi aynı sınıf olarak savunan bir kurum vardır mutlaka. Bu kurumlar işçiler tarafından seçilir; bu kurumlar seçilirken işçi kesimi yumruğunu sıkamıyor malesef. Bu bir korkudur belki, ya da bir tür bilmemezlik; ama daima yol gösteren vardır herbir sistemde, gözlerin on’a dikilmesi lazım..

Yoldaş Furkan 7.04.2021 22:24
Sendikalar içşi haklarından uzak işçiyide savunmuyorlar. Kapitalist düzenin bekçisi olmuş durumda buda solun eksikliği . Yener Orkunoğlunun dediği gibi "Türkiye sosyalist hareketinde sığlık ve yavanlık vardı. Biz , dedim , önümüzdeki yıllar için bırakalım her şeyi , siyasi kadro yetiştirelim , belli alanlarda örgüt yaratabilecek belli birikimleri olan kadro yetiştirelim , belli alanlarda örgüt yarabilecek belli birikimleri olan kadrolar yaratalım . Kadroların yoksa örgütler uzun dönemde yavaş yavaş çürümeye , yok olmaya mahkumdur . Türkiye siyasetine mudahale edebilecek bir sosyalist hareketi olmadığını düşünüyorum . Bunu yaratmak kolay değil , bunu yaratabilmek için ilkin yeni bir sosyalist aydın kuşağı yetiştirmek gerekiyor . Yeni bir aydın kuşağın olmadığı yerde , uzun vadede bilimsel temelde sosyalist düşüncenin geleceği karanlık görülüyor " diyor . “Öyleyse tarihin görevi, gerçeğin öteki dünyasının yitip gitmesinden sonra, bu dünyanın hakikatini ortaya koymaktır. İnsanın kendi-öz yabancılaşmasının kutsal biçimlerini bir kez ortaya çıkardıktan sonra, kutsal-olmayan biçimleri içindeki kendi-öz yabancılaşmasını da ortaya çıkarmak, ilkin tarihin hizmetinde olan felsefenin görevi oluyor. Böylece gökyüzünün eleştirisi yeryüzünün eleştirisine, dinin eleştirisi hukukun eleştirisine, teolojinin eleştirisi de siyasetin eleştirisine dönüşüyor.” [vurgu Marx’ın, Marx, MEW Band 1, s.379]

Marx, insanın kendi-öz yabancılaşmasının, kutsal biçimleri (dinsel yabancılaşma) ve kutsal-olmayan yabancılaşma (iktisadi yabancılaşma) arasındaki ayrıma dikkat çeker.

Düşünmezsen sorgulamazsan zaten düzende ayakta kalma şansın olmaz ki felsefe öncelikle bunu öngörüyor .Yani felsefesiz ilerleme ve aydın bilinç düzeyine ulaşılcağını düşünmüyorum . Felsefe tarihteki görevini toplumların kökleşmiş inaçlarını düzeltmede ahlaki değerleri objektif değerlendirmeye bir yana mal etmeden sahip çıkmada yorumlamada en büyük ihtiyaçtır. Sol kesime çok iş düşüyor anlıcağınız üzere .

Kenan Sarı 7.04.2021 22:57
Düşünmek, sorgulamak güzel bişey.. yanlış düşünmek, yanlış sorgulamak tamamen ayrı bişey..
bu yüzdendir ki herkes filozof olamıyor. Olamaz da zaten..
Marx, bir sistemin mimarı; ama kurduğu sistende eksiklikler var; bundan dolayı oturmadı kapitalizme karşı.
Marx, insanların yoksulken ki hallerini, aynı yoksulun zengin olduktan sonra ki halini birleştirmeden ele aldı konuyu. İnsan oğlu iki farklı kişilikten oluşur. İkide bir vardi, birde iki.
Örgütte aynıdır; güçsüzken haklıdır. Güçlüyken kurucusunun vicdanına kalmış bir oluşumdur..

Yoldaş Furkan 7.04.2021 23:20
Gayette güzel işlediğini düşünüyorum . Sadece hala savunuyorum gerekli kadro eksikliğinin zaafı ile yıkıldı.Lenin in erken vefat etmesi ve ekibinin dağılması benim kanaatimce Sverdlov un gelecek vaad etmesi ancak onunda erken vefatı epey üzücü oldu . Bu arada Sverdlov un hayatını da okumanızı tavsiye ederim öyle sürekli vurguluyoruz başarısızlığı ama bilimsel yaklaşınca ve kökleşmiş ideolojileri yıkmak epey zor oluyor . Boş vaadlerlede halkı anlamsızca oyalamak bizlik meseleler değil . Oysa günümüzde ne kadar ihtiyacımız olduğuda açık . Marx ın eksikleri olabilir bunu Lenin tamamlıyor ondan Marksist-Leninist oluyor teorinin pratiğe dönüşümü . Zor temellere oturdu ve sürekliliği sağlanamadı . Bunun sorumlusu Komünistler değildir. Revizyonistler epey zarar vermiştir davamıza soyvetlerde . Şuan Stalin dönemi hakkında sağlıklı bilgilerim bulunmadığı için pek örnek veremiceğim yanlış olur çünkü temelsiz konuşmayı sevmiyorum . Yoksulun zengin olduktan sonra ki değişimi Marx ın alanı olmadığını dünüşüyorum . Din ideolojisinin zehirli sarmaşıkları o tabirin hayat bulmuş hali . “İnsanlar inanç ve ideolijilerle hipnotize edilmeye başlandığı günden bu yana, kaderlerinde ne yaşayacaklarını astrolojiye bağlamış gibi bir duruma düştüler.” | Önder Karaçay bilimden uzaklaşmanın son durumu . Marx açısından din, belirli toplumsal koşulların ürünüdür. Ve toplumsal koşulların ortadan kalkmasıyla, bir toplum teorisi olarak bütün topluma düzen veren ve toplumu şekillendiren dinin, bir üstyapı teorisi olma niteliğini yitireceğine dikkat çeker. Dolayısıyla Marx’a göre, sorun dini eleştirmek değil, dini doğuran toplum ve devleti aşmaktır. Bu anlamda Marx, dini “ortadan kaldırma”yı (Abschaffung) değil, dini ve dinsel bilinci “aşmayı” (Aufhebung) savunur.
Öncelikle felsefe ile eğitilen komünizm çizgisinde olan birisinin Yoksulluktan zenginliğe gelmesinde bir değişim olmaz ki . Bizde zenginlik diye bir kavram yok . Zenginlik haksız kazançtır . Hem toplumun eşitliğini savunuyorsun hem zenginlik varediyorsun çelişki olur bence . Şu yanılgıda vardır ilk aşama sosyalist bir düzen ardından komünist düzen gelir tam anlamıyla komünist düzen hiç bir zaman kurulmadı . Kavramlarla haşır neşir olmak gerek ve tarihini anlamını bilmek . Direk komünist düzene geçiş olmadı belki Paris Komünü örnek verenler olabilir ama ömrüyle eksikliğiyle belli eder kendini . Sosyalizm de “herkesten yeteneğine göre, herkese emeği kadar” komünizm de ise ihtiyaca göre . Gerekli eğitim bilim felsefe verildiğinde bu tarz sorular davranışlar ortadan kalkmış olur .

Yoldaş Furkan 8.04.2021 00:07
Bu arada hoş bilgilendirici sohbet için teşekkür ederim dostlar . :)

Kenan Sarı 8.04.2021 00:51
Yanlışıyla, doğrusuyla sohbet daima güzeldir.. sosyalizmin belkide ana caddesi ordan geçiyor.
Sağlıcakla..


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6582
2 Firari Fırtına 4605
3 Mustafa Ermişcan 4091
4 Hasan Tabak 3745
5 Nermin Gömleksizoğlu 3357
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3273
7 Uğur Kesim 3184
8 Sibel Kaya 3068
9 Enes Evci 2758
10 Turgut Çakır 2414

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1144 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com