Hikayeler

YÜRÜYÜŞ
Okunma: 156
ozan ozan - Mesaj Gönder


Sayfa seçiniz: Sayfa: 1 - Toplam Sayfa: 2
               Fevkalade Mayıs havası.  Akasya kokusu sokakları sarıp sarmalamış adeta. İftar saatine sayılı dakikalar olduğu yemek kokularından belli. Yemek ve Akasya kokuları kol kola girmiş gibiler hatta sarmaş dolaş halindeler. Merdivenlerden usul usul inerken kokular daha çok yoğunlaşıyor. Soğan ve sarımsak kokuları buram buram sokakları arşınlıyor. Acaba hangi yemekleri pişiyor kadınlar.  Sanki yemek yapan sadece kadınlar. Benim gibi yemek yapmayı seven erkekler yok mudur? Hele öğrenciler, öğrenci evlerinde yaşayan erkek öğrenciler? Yemek yapma, bulaşık yıkama sırasını tartışıyorlardır belkide. Belkide içlerinde biri yemek yapmayı kimseye bırakmıyordur. Kereviz, ıspanak, karnabahar, enginar olabilir ocaklarda pişen. Her evde yemek piştiğini mi sandın? Ocağında yemek pişmeyen, pişemeyen evler! Aklıma geldikçe üzülüyorum. Allah yardımcıları olsun diyerek vicdanımı susturmaya, üzüntümü geçiştirmeye çalışıyorum...
 
                   Evet hazırım yürümeye. Yürüyüş şu sıralar benim için en uygun spor. Hele bu karantina günlerinde yürüyüş yapmam gerekir. Sokağa çıkma yasağı var. Yasağa rağmen kaçak göçek yürüyüş yapıyoruz. Sokakların ıssızlığının nedeni yasaktan mı yoka iftara sayılı dakikalar kalmasından mı kaynaklanıyor? Ayaklarım beni mahallenin yukarı sokağına götürüyor. Yürüyorum sokakta aval aval bakınarak. Sokaklarda yankılanan tabak çanak sesleri, senkronu olmayan bando takımı anımsatıyor bana. Evlerden yankılanan seslere çocukların sesleri de eşlik ediyor.
 
                   Önüme onlarca kedi çıkıyor. Yolun ortasında onlarca kedi. Arabalardan mahrum kalmış yolda, kediler rahatlıkla cirit atıyor. Leylim apartmanın üst katından bir kadın (kadın olduğunu tahmin ediyorum), penceresinden sosis parçacıklar atıyor kedilere. Bazıları ise sosise burun kıvırdıklarını görüyorum. Aralarında ağızlarının tadını bilen var. Sanırım sağlıklarına önem veriyorlar. Ağzının tadını mı biliyor yoksa vicdanları ağır bastığından mı yemiyor orası muamma. Belkide biliyorlardır sosislerin hangi koşullarda ve nasıl üretildiğini. Kedilere son kez bir daha bakıyorum onlara “Hoşça kalın” diyorum, sadece kedilerin duyabileceği seste. Üst sokağa geçiyorum buradan.
 
               Bu sokakta da aynı sesler çınlmakata. Kaşık ve tabak çıngırdamaları, kedi miyavlamaları, televizyon gürültüsü. Alt ve üst katlardan gelen televizyon sesleri daha gür bu sokakta. Adımlarım hızlanıyor yürürken. Adımlarım hızlanınca kendimle konuşur halde buluyorum kendimi. Umursamazlık içine düşüyorum. Memnunum halimden. Kendimle konuşmanın keyfini çıkarıyorum. Yolda yürürken kendimle konuşmaya devam ediyorum. Yolda yürürken kimse bana deli diyemeyecek. Kendi kendine konuşmanın iyi olmadığı öğretildi bize. Kendi kendine konuşanları deli bildik biz eskiler. Kendinle konuşmanın faydaları yok muydu?  Deli olduğum kendi kendime konuştuğumu kimse anlamaz maske sayesinde. Maske takma faydalarından istifade ediyorum. Evet ben maske takmayı seviyorum. Böylece konuşuyorum kendimle. Hangi konudan konuşuyordum kendimle? O bende kalsın. Benimle, benim aramda O. Beni anladı mı yoksa anlıyormuş numarasını mı yapıyor orasını ben bilemem.
 
               Benle derin sohbetimi 15-16 yaşlarında bir delikanlı kesiyor. “Sigara kullanıyor musunuz” diyor. Belli ki sigara arıyor. “Maalesef” cevabını veriyorum. “Teşekkür ederim” diyor yoluna devam ediyor. Ben de kaldığım yerden yürüyüşüme devam ediyorum. Alt sokağa geçiyorum. Aklıma o delikanlı takılıyor. Onu kendime benzetiyorum. Ergenlik dönemim aklıma düşüyor. O yollarda yaşadığım içsel kaos duygularımı tekrar yaşıyorum sanki. O dönemim gözlerimin önünden geçiyor. Annem yaşadığım kavgalar, evden çıkıp yürüyüşlerim, demir yolunun kenarında yaptığım yürüyüşler, demiryolu kenarında bulunan o bankta oturup içtiğin sigaralar, efkârlı efkârlı içişim... Hepsi gözlerimin önüne geliyor. Kim bilir o çocukta hangi sorunla, hangi efkarla sokaklarda geziyor. Asi olduğu belli. Rapçi olduğunu nasıl anladım? Şapkası ve pantolonu rap şarkıcıların giydiği türden. 



ozan ozan

Sayfa seçiniz: Sayfa: 1 - Toplam Sayfa: 2


Yorumlar (2)
ozan ozan 7.05.2021 17:46
Silmeye kıyamıyorum. Çok hakslısın.

Hep de Böy 8.05.2021 11:09
:) Gerçi ben asla yazar olmak istemedim. Her şeyden güçlü bir kalem istedim.



İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6645
2 Firari Fırtına 4657
3 Mustafa Ermişcan 4149
4 Hasan Tabak 3801
5 Nermin Gömleksizoğlu 3411
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3346
7 Uğur Kesim 3229
8 Sibel Kaya 3119
9 Enes Evci 2801
10 Eyyup Akmetin 2479

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1249 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com