Denemeler

Savaşanlar kaybedebilir, ama savaşmayanlar çoktan kaybetmiştir .
Okunma: 179
Furkan Sezen - Mesaj Gönder


-DAC(Demokratik Alman Cumhuriyeti )’da güzel olan ne vardı ve de “Alman toprağındaki ilk sosyalist devleti” kurtarmak için sosyalist hükümetin neleri daha iyi yapması gerekirdi?
Bu ülkede herkesin bir yeri vardı. Bütün çocuklar ücretsiz olarak eğitim alabiliyordu. Mesleki stajlar yapıyorlar veya eğitim görüyorlardı ve eğitim sonrası iş garantileri vardı. Çalışmak para kazanmanın ötesinde bir anlam ifade ediyordu. Kadınlar ve erkekler eşit iş ve performans karşılığında eşit ücret alıyorlardı. Kadınlar için eşitlik sadece kâğıt üzerinde değildi. Yaşlılar ve çocuklar için bakım hizmetleri kanunlarla güvenceye alınmıştı. Sağlık hizmetleri ücretsizdi, kültür ve eğlence aktivitelerinin fiyatları uygundu. Sosyal güvenlik vardı. Evsiz ya da dilenci kavramlarının olmadığı bir toplumdu ve bir dayanışma hissi vardı. İnsanlar sadece kendilerinden sorumlu değildi, aynı zamanda ortak çıkarları temelinde değişik demokratik organizasyonlarda da görev üstleniyorlardı.

DAC bir cennet değildi. Arz yetersizliği, gündelik politik yaşamdaki eksiklikler gibi gündelik hayatı zorlaştıran sıkıntılar da vardı. Bazı seviyelerde alınan kararlara bu kararların ilgilendirdiği insanların hepsi dahil olamıyordu. Ancak şu anda kapitalist ülkelerin çoğundaki baskın durum ile karşılaştırıldığında DAC cennete yakındı. DAC’daki hayatı deneyimlemiş olan çoğu insan bugün bunu anlıyor. Aradan 25 yıl geçti, bir nesil DAC’daki hayatın nasıl olduğundan bihaber bir şekilde büyüdü. Bu durum FAC’ın propagandasını kolaylaştırıyor. DAC tarihin derinliklerine gömüldükçe, DAC hakkında atılan yalanlar da artıyor.

Sorunuza dönersek. Önemli konular hakkında, kötüleşen durum hakkında halkla daha açık bir şekilde konuşabilseydik yaptığımızdan çok daha iyi bir iş başarabilirdik. İnsanları sorunların çözümüne dahil etmeniz gerekiyordu. Ancak bütün bunları yapsak dahi, bu şartlar altında DAC’ı kurtarabilir miydik, bu konuda hâlâ şüphelerim var.
-Stasi hakkında çok konuşuldu. Bir işçi köylü devletinde böyle bir yapının var olmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Öncelikle söylemek lazım ki bu yapı gerekliydi. Alman toprağında kurulan ilk işçi ve köylü devleti kapitalistler açısından bir baş belasıydı ve onu yok etmek için her yolu denediler. En başından beri DAC saldırı altındaydı. Sabotajlardan ve terörist eylemlerden kaçınmayan casusların sızmaları, sıradan vakalardı. Dünyanın neredeyse bütün gizli servisleri Batı Berlin’de konuşlanmıştı. Amerikalılar, Teuflesberg’dan (NSA’nın Soğuk Savaş boyunca önemli izleme tesisinin bulunduğu Batı Berlin’de bir tepe) Doğu’nun yüzlerce kilometre içini dinliyorlardı.

DAC’ın dış istihbarat ve savunma organları Devlet Güvenlik Bakanlığı şemsiyesi altındaydı. Bu, dünya üzerindeki bütün ülkelerde var olan yasal ve meşru bir kurumdu. “Stasi” 1990’dan sonra bir canavar gibi gösterilmeye başlandı, bütün çalışanları ifşa edildi, bu çalışanlar ve kurum hakkında yalanlar ortaya atıldı, kitaplar yazıldı, filmler çekildi ve “Stasi” nin gerçekleştirildiği varsayılan terör olayları ile ilgili korku hikâyelerini anlatan müzeler kuruldu.

Yavaş yavaş insanlar farkına varmaktadır ki, bugün gizli servislerin ajanlık ve izleme faaliyetleri, küçük DAC’ın karşılayabileceği ya da arzu ettiğine oranla çok daha korkunç bir hal almıştır. DAC düşmanca saldırılara karşı direnmek zorunda kaldığında devlet güvenliği bir zaruretti. Bugün artık DAC olmadığına göre “Stasi”ye de gerek kalmadı. Bence bugün istihbarat servisleri geçmişe göre çok daha tehlikeli olmanın yanı sıra gereksizdirler de. Dünya çapında fesih edilmeleri gerekmektedir.                                                                 -Siz kişisel olarak sivil savunma derslerini müfredata dahil ederek, DAC’daki okulların militarize edilmesi ile suçlandınız. Bu doğru mudur?
Şaşırtıcı olmamakla birlikte kimse beni, üç ila altı yaş arası tüm çocukların okul öncesi eğitime ardından da ilkokula gidebildiği ve bu okullarda iyi eğitimli öğretmenler tarafından hümanizm, barış ve diğer insanlara saygı temelinde eğitim aldıkları bir sistemin parçası olmakla suçlamıyor. Ama birkaç saat sivil savunma dersi olduğu için bütün eğitim sistemini militarize etmiş mi oluyorum?

Bu derslerin müfredata dahil edilmesi ben dahil birçok sorumlu bakanın fikir birliği ile gerçekleşmişti. Yasalarımız gereği 18 ay askerlik yapması gereken erkekler için lise çağında askerlik hizmeti öncesinde bazı temel yararlı bilgileri öğrenmelerinin faydalı olduğunu düşünmüştük. Belki mükemmel bir fikir değildi, ama bugünden bakıp bu yapılanlarda hata bulmak her zaman kolaydır. ( Demokratik Alman Cumhuriyeti’nde (DAC) yaşanan karşı devrimin ardından kendi seçtiği sürgün yeri Şili'de uzun yıllardır sessizliğini koruyan Margot Honecker'in geçen Ekim ayında yayımlanan uzun söyleşisinin tamamı soL'da.) Margot Honecker: Savaşanlar kaybedebilir, ama savaşmayanlar çoktan kaybetmiştir ...



Furkan Sezen



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6763
2 Firari Fırtına 4749
3 Mustafa Ermişcan 4245
4 Eyyup AKMETİN 3908
5 Hasan Tabak 3902
6 Nermin Gömleksizoğlu 3504
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3450
8 Uğur Kesim 3307
9 Sibel Kaya 3208
10 Enes Evci 2891

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:751 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com