Hikayeler

Ne düşünürsem düşünürüm...
Okunma: 79
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Yağmur yağacak mı, felaket haberi var mı, taşınacak mıyız, ev sağlam mı bileceksin yıllar öncesinden. Ama aşkı en son kararına göre değil kim ne derse ona göre mi yaşayacaksın mecburen? Ben anlamadım, sevmedim de. Hiç niyetim yok doğrusu aşık olmaya. Mahkeme sonuçlarını merak ettiğin kadar beni merak etmedin ki kulağıma iyilik fısıldayasın ayrıca da. ne dese boş dediğiniz adamın eserine katil muamelesi yapılmasını ise tamamen yersiz buluyorum. O kadar zaman kaçtığım insanların elinde maskara olmuş geçmişimi temsil etmediğinden şüphem olmayan bir hayat istiyorum. Varsa, o olur. On beş yıl tanımazdan geldiği birini sevdiğini sanan biri olduğuna inanmıyorum. Hapishanede masum insan aramanın da hoş olmadığını düşünüyorum. Yine de "öldür" emrinin bu gibi sakat fikirleri öldürmesinden yanayım. Ölmemiş bir edebiyat yoktur. Tanım itibarıyla edebiyat zaten ölüdür yoksa yaşamımdan sonraya kalmazdı. Yokluk gibi bir şeydir. Kimseye anlatmadığım şeyin ne zaman sır olmayacağına sadece ben kendim karar verir, davetiye yollarım. Kaç yıldır içimden söylediğim şarkıyı bugün söyledin diye besteci mi oldun sandın ki iki saat okuyorsun? Ben o an marketteydim ve içimden dua okumamı zorlaştıran şeyleri sevmiyorum. Abuk sabuk şarkılar dinleyip avaz avaz bağıran ben olmadığım için, hastaymışım gibi gelmiyor bana. Evrende böyle bir şarkı var diye suçu bana atacak olanlar için olmasa da olası mahkemelerden sonra hayatıma devam ediyor muyum kendi başıma diye dava açma sesi üretmem elbette sağlık belirtisi değil. Sabrımın son zerresi. Zaten sevmemiş olduğum birini neden şimdi seveyim? Herhangi biri olanlar öyle kalsalarmış... Yeniden doğup gelsem okula gitmezdim. Online okurdum. Bunun bana günümüz şartlarını unutturacağını ya da anımsatacağını sanmıyorum. Ama ben online okumadım. Aklıma mukayyet olacakken bu haklılık hangi yanlış algılamanın sonucunda olmuşsa olmuş demeyi anlamsız bulduğum için ufak tefek saplantılardan kurtulurken kitaplara başvurmayı en azından doğru buluyorum. Karşısında haklı olduğum bir dünya insan dışında birinin haneye tecavüz suçu işleyeceğini sanmıyorum. Belki o nedenle de edebiyat. O şekilde insan demek hiç de kolay değil ve çoğu bir aşk hikayesi bekler gibi hani saçını başını yolacak. ne için özür diliyor ki kabul edelim ayrıca? Yani kitaptan bir farkı varmış... aslında mütevazı biri zaten özür de diler ama bunu açıkladıysa bu bir dönem ödevi falandır ya da yalandır. Pazartesi günü aşure yapmak için önce komşulardan fasulye istemek gibi bir şey değildir. O cadılar bayramı olurdu. işte o kimmiş? Beni mi seviyormuş? Yok. hayır. E o zaman düğün neden hala açıklanmamış?

- Kadın cadıyı andırıyordu! Düğünü açıklaması için adama şantaj yaptı.

İşte ben buna haber derim, dediler. Ben iyiye yoramadığım bir şeyi kaleme almak istemezdim ama bilgim dahilinde yaşadığım hiçbir şeyi de andırmıyordu.
Pembe rüyalar...

Bütün şarkılar roman olsun isteyen biri vardı. Roman yazsaydım eğer, konusu ağaçlar olurdu. Konu haftada bir gazoz içmek miydi yoksa hayatına bir şekilde devam etmek mi? Devam etmek tabii... o neyse, o olur. Bu yaşta bu kadar olurdu. Ne o kadar olurdu? O kadar olmaz yani. Birisi için de buydu. Dalgalar halinde yayılan haber beni içermiyordu. Saçımı siyaha boyasaydım kıyametler kopardı. Daha dün sarıydı diyebilen bu insanlar beni tanımıyordu. Oysa bir nedenle tanıyabiliyor olmalılardı. Aslında o kadar basitti. Ama yazlık site senaryosu yazdığım gün tüm dünyada yangın çıkması değil, başka bir şeyler yazdığım bir sekiz bin sayfa olması önem kazandı. Kadın artık bu adamı seviyordu .Hoş değil ama demek ki iyi olmuş ki sevmiş. Her şeyin bir sonu var elbette. Bitince biter her şey. Müzik ise bütün kitap bana yangın dese de o an başka bir hayırlı sayfa okuyabiliyor bence. Dünyadaki varlığına inanmalı bazen... okumalı. Tüm sesleri affeden bir adam hayal ettiler ve bağırmaya başladılar. Bir kadının bunları anlamak zorunda olduğunu sanmıyorum ama adamın kafasını davul gibi şişirmemek lazım, gene. Yani kitabı inandığı kadar okumadan da hayatına aktarabilen pozitif ilime inanan birinin karşısına inançsız birinin çıkması ne kadar saçmaysa, cehenneme inanmamak da o derece zor. O konu böyle olsa yangını da ben yazmadım mı? Nasıl aynı kefeye konuyorum yazılarımla? Ben sadece bunları düşünemem, karşıma alıp ne diyor anlamalıyım. Anladım bizde bir şey yokmuş. e yangın da yok mu artık? Dünya yanmıyor mu? Beni bencillikle suçlamalarını yanlış buluyorum. Ayrıca da düşüncenin üstündeki her sesi bencil buluyorum. 



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6645
2 Firari Fırtına 4657
3 Mustafa Ermişcan 4149
4 Hasan Tabak 3801
5 Nermin Gömleksizoğlu 3411
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3346
7 Uğur Kesim 3229
8 Sibel Kaya 3119
9 Enes Evci 2801
10 Eyyup Akmetin 2479

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1137 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com