Romanlar

KİTAP -Serbest Yeni Bir Sorun
Okunma: 68
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Herkesin romanlarını okuyup yazamadığımız bir dünya düşünemiyorum doğrusu. BU:Sanat ayrı şey sanatçı ayrı derken bahsedilen Tanrı neredeydi? Dünya sanatında yeri olmayan ne olabilirdi ki sanat? Benim dünyada yatacak yerim var mıydı ki? Yoksa eğer... ne yiyelim denildi. Ne yiyelim denildi. Sanat yapamayanlardan dem vuruldu. Çok uzağa gitmeye gerek yoktu. ... özümden çok sevmektir! Birisi için konu affetmekti. Birisi için çocuk istemek. Birisi için konu konuşmaktı, muhabbet. Birisi için konu sevgi. Ama böyle bir kitap kutsal kitabımız. Buna hayır demek, başka bir konuyu evet haline getirmez. Bunu hiçe saymak, okul günlerimde yaşadığım çelişkileri sıfıra indirmez. Bu durumda sanat insan ise ve sanatçı şartsa yerine sürekli sanat insan bile değildir, sanatçı da yok zaten diyen sorun kümesinden bıktım, usandım. Zihnen o kadar yorgunum ki işkence görmemiş olmamı küçümsemelerinden nefret ediyorum. Evimi hapishane önü ya da sığınak sananları anlamak falan istemiyorum. Anlasam da onlara yardımcı olamam. Cami ile insanın yaşadığı evi ayıramayanları anlamak zorunda değilim ben. Tüm evrende yemek yenecek bir cennet kavramı yerine cehenneme bela okuyan şarkılar olduğuna inanmıyorum. Şarkı Tanrı için okunur. Tanrı ile sohbet kitabı da bir piyano ile başlar. İnsanı salak yerine koymanın da bir sınır olmalı bence çünkü diri diri gömmek gibidir akıl hastanesine daha delirmeden yatırmak. Sanat yapamamama rağmen bile mi bir Tanrı'dan söz edemeyeceğim hem bu çok saçma. Bu onun sanatı. Beni sanatla haşır neşir eden de ne olabilirdi ki? Anlaşılması gerekmeyen onlarca kitap yok mu elinizde, bu adamların hepsi de deli mi? Bunlardan bıktım anlıyor musun. Kimseyi affedecek değilim çünkü konu insanın bir Tanrı mevhumu olmasından ibaretti. Ben de okula gittim! Aden diyip Tanrı diyemeyen insanlar da düşünmek zorunda değilim ben. Çok uzakta değildi kitap. Çok uzakta değildi Tanrı. "Neden uzaktasın" diye sordum. O da anlattı. Beni rahat bırakın! Hoş bir muhabbet ve muhabbet ortamı olsa, Tanrı hayatıma bir anlam verse, bir ilişkide gereken tüm sabır her ilişkide olsa, iletişimde kararlılık söz konusu olsa, insanlarla şıklıkta yarışabilsem, derslerimde başarılı olsam, para da kazanabileceğim bir işim olsa, kibarlığı elden bırakmayacağım bir zeka seviyesinde olsam, insanlara karşı anlayışlı olabileceğim kadar insanlar hayatımda olsa, hafızam güçlü olsa ve genel kültür seviyemi her gün güçlendiren bir kitap sevgim olsa, tebessüm edince ben akan sular dursa, cool denildiğinde anlaşılmayan bir şey kalmasa, güçlü bir kişilik yapım ve hobilerim için zamanım olsa, annelik özelliklerim olsa, hayatıma yaşam enerjisi veren şeylerle aramda gereksiz mesafeler olmasa, çekici bir olgunluğum olsa, sırlarım olsa, zarafetim ile duygusallığım çatışmadan anlaşsa, çok keyifli arkadaşlıklarım ve kalıcı arkadaşlarım olsa... aileme sağlık huzur dilemek için yılbaşını beklemezdim, evin kirası denilince ben vaktinde yatırırdım, aile düzenimiz ile özel hayatımı dengeye oturtsun diye yalvarmayı öğrenemesem de, biraz güven versin diye Tanrı'ya yakarırdım, çocuklara başarı ve aile düzenine gereken her şey lazım, nasıl olacak ki beni uygun görüşün ben bunları anca ve ancak hiç aksatmadan ibadetlerimi ölmeden evvel belki... nasıl olacak bana yardım et, derdim. Çok salak değildim ama burada bir zeka da göremiyorum tabii. Gene de kendimle barışık olmak isterdim. Topuklu giyebilecek kadar sağlıklı olmak isterdim. Ellerim için ayrıca dua ederdim. Sağlıklı bir çocuk isterdim atbii ama öncelikle ruh sağlığım derdim. O siğil nasıl yok olmuştu, bunlar da olur derdim. Anlıyor musun? Neyse... bunlar olsun, bir sene on gün her ay iki gün oruç tutacağım. On gün yirmi gece hacet namazı kılacağım derdim. Ama o şekilde içimden gelmezdi fazla. O yüzden herkes için iyi dileklerde bulunmayı tercih ettim. İnsan hep çocuk kalamıyor yine de içinde bir çocuk olduğunu unutarak anımsayabileceği bir şey yok sanırım. Kolay gelsin. CQNNH Kütüphanem baştan sona yenileniyor bugün... Jack Hirschman dün vefat etmiş. Ben Kırmızı Zambak'ı okumaya devam ediyordum. Konusu o kadar güzel işlenmiş ki, buna da yer veriyor bence. Sanat, güzellik ve şiir üzerine iltifatlar! Gene de kütüphaneme bir kaç beat kitabı katabilirim. Bugün bütün gün parkta kitap okuyacak olsaydım eğer ki öyle, Jack Kerouac'ın tüm kitaplarını alırdım. Gelecek kuşaklara değindiği bölüm beni etkilemiştir. Okurken yakın olduğum kadar yazarken de yakınlaşmak istediğim bir gerçeğe gönderme yapsaydım her gün, bugün olurdu o belki de. Bilmediğim şiiri kalmasın isterdim. Zaten şu antolojiyi yazmamı mı? Okumaya razı olan biri bu kitabı da yazmış gibi Kırmızı Zambak artık, Anatole France. Bu bakımdan muhabbet koyu. Bekleriz diyeceğim ama konu kitap. Kitap, anlıyor musun, kitap ve okurken aklına gelenler. Hem Neil Cassady'nin bahsettiği tren bir paragraf düzeni değil miydi? Resim hayatıma geri döndüğümde senin üstünü mü örtecek kitap, bu kitap kime emanet edilir, bilen var mı, bilmiyorum ama emanet alan yazarlar varmış gibi. Biraz abartmıyor musunuz? İşte bakın bakın; geriye sadece kitapları ve gözü yaşlı eşi kaldı. İmparatoriçeyi sabaha kadar dinlemektense, bu saygısız lafına küserim anlıyor musun? Bir feminizm akımı gibidir benim küsmelerim: bir daha asla barışmam! Asla. Elimde sadece bir kitap vardı. Hangi kitap daha ahlaklıdır bilemem. Yargılamadığım tek kelime yoktur ve kitapta yazılanlardan daha karamsarımdır, daima yazacak bir şeyim vardır. Daima anlıyor musun? Şimdi ölenlerin arkasından kitaplarını okuyalım, mektuplarını anlayalım. Onların her zaman istedikleri
gibi olsun. Bizim hep yaşadığımız gibi de zaten. Bundan daha küstah bir başkaldırı olmaması adına, yöneticilere gönderme yapan bir tilki mi sanıldı haklı diye? Sesi güçlüydü herkesin. Hepimizin küçük rolleri vardı. Mekanı cennet olsun. Gerçi ben bu tip haberlere asla inanmadım. Bana ölmemiş gibi gelir, yalan haber dediklerim bunlar. Kendinize iyi bakın. Yine de bunlar hayatın anlamı haline geliyor. O küçük şiir neydi acaba, ilk taşı atan, sudaki halkalar? İşte o çamlar arasına saklanmış, laf aramızda. Bu kodu anı olarak saklayacağım... ah, ha ha hah. Ne okumuş olursam olayım, şu şiiri henüz okumamış sayılırdım. Bu doğru. O adam var ya bahsetmeye değer bulmadığı her şeyi bana doğum günü hediyesi yapmıştı. Elinden geleni yapmış bir delinin çıkmadığı birkaç sokak kalmış kadar bir iz bıraktı kabadayı bakışlarında. Robert olsa bunları daha sorunsuz bir daktiloda yazardı. Bu satırları ona borçluyum diye düşündüm. O şekilde kaybettiğin kimdi acaba, bu satırlardan doğan bir tartışmanın ayak izleri mi onları silenler mi? Ona göre yas tutacağım. Seni tanımıyorum bile. O kadar çok sanat kokan sokaklar var ki, bunu bilmek benim hakkım dediğim gibi kapıyı polis çaldı. Kim o, dedim. Bunu akıl etmiştim. Adam polisle birlikte çıktı, onu sevdiği bir filme götürecekti ve o filmde ben yoktum, gerçekten sevdiği biri vardı. Bastırdığı duyguların kim için olduğunu anlayamayacak kadar kafam karışmıştı. Dondurma ise büyük bir ziyafet vermek anlamı taşıyacaktı, olsaydı buna nasıl teşekkür eder bilemiyordum. Şehrin bu karanlık yanını anlayamayacağım kadar çok sanatseverin yaşadığı güzel bir semtti bu. O an sorsalar saçma sapan diyecek olduğum bir hikayeyi aslında ne kadar çok sevdiğimi idrak ederken “hangimiz ikiyüzlü değiliz ki” diye iç geçirdim. Bu kadar ipucu bile asla canavar olma özelliğini yitirmeyecek bir canavarın her şeyi yıkması için çok ileri bir tarihten gün alması için yeterliydi. Bütün bunların olmayacağını ispat edemiyordum. Artık aynı güvenle (neyin güveniyse) bizi takip eden o ses nasıl söndüyse (müzikal anlamda) onlar olacaktı. Eski plaklar gibi bir hayat hikayesi izlemek isteyenler, plaklarıyla zor vedalaşıp şehre yeniden ayak basanlar hep okumuş tiplerdi, benden bir adım önde olmamaları için bir neden yoktu. Beni daha çok ayak izleri ilgilendiriyordu. Uyuyakalmama neden olanlar değil de, uyanık kalıp elime bir kitap daha tutuşturanlar. Küfür etmeye gelince herkes beat olamaz. Onların üstünden geçtiği karelerin gerçekliğiyle sekiz kişilik grubun içinden kaçmak isteyenler kim, kalmak isteyenler kim hemen anlaşılıyordu. Kaçanlar ayak izlerini silenlerdi. Kalanlar ise ayak izleri kalmasından korkan tartışmacı tipler. Dokunduğun anda anılarını anlatmaya başlar onlar. Tamamı bana göre değil sözlerinin dediklerim. Bir bütün sayfayı aşağı kaydırdığımda adını göremediğim için biraz üzüldüklerim. Polis olmadığından nasıl emin olabilirim? Sürekli aynı lafı tekrar eden biri “yüzük” demiyordu da, altın madeni denilince özür dilemeyi öğrenmiş haberler özür üstüne özür beyan ediyordu. Altın nasıl oluşur kimse bilmiyor ama altın çıkarmak için kullanır gibi kullanılıyor artık “linç yemek” sözde tanımı. Çok garip bir dünya bu. Resimlerin götürdüğü kadar uzağa götürmüyor beni olanlardan. Dünya gözümde bir resmin karşısında küçüldüğü kadar küçülmüyor. Şarkı söylerken her şeyi unutmak gibi değil resimler. Onları ben göremiyorum, bunlara ise resim bakmıyor. Evet. İşte ben o kişiyim. Tanrı’yı resimlere kazıyan bir yapım var zaman çizelgemde. Yaşlılığımı hattat olarak geçirmek istiyorum. Yine de yazı dünyasında o kadar çok cevher var ki insan en azından kitap okuyabilecek kadar yalnız kalabilmeli. Bu da sıradan bir durum olabilmeli öyle değil mi? Sıradan bir sessizlik. Sıradan bir sayfa. Bense dünkü haberle birlikte yaşlanıp yurtdışına Miami’ye gittim. Oradan Londra’ya geçtim ve bir evde eşimle birlikte ölü bulundum. Beni şu aptal pop şarkısı sanacak değilsiniz sanırım. Onlardan büyük çoğunluğu beni taklit ediyor ne yazık ki. Kendisini resme başlamamış bir ressam sanmak istediğinde karşımda beliren bir kopyalama formatı gibidir çoğu. Büyük çoğunluğuna inanmadığım bir yazıda bile dün öğrendiğim Alman alfabesine değil de hafif bir kalp kırıklığına bel bağlamış olanlar. Bu öyle bir perde olmalı ki ben kendim kitap okuyabilmeliyim ve dileyen herkes de bu yazdıklarımı okuyabilir halde olmalı. Acaba kaç kişi kaldı hayatta? Yaşıyorsan takıl! Artık küstüğümü anlamayan bir ses yığınıyla beni gördüğü yerde kaçan bir kan pıhtısı arasında kalamayacak kadar güçlendim. Kendi inandıklarımla beni ayakta tutanlar aynı cümlelerde geçiyor ama konuşmaya olan merakım yine güncel birkaç haberden ibaretken anlatacak değişik bir hikaye arıyorum. Geçenlerde yine sana geliyordum az kalsın son anda vaz geçtim! Buna inanan var mı? O yerini işaretlediğim sayfa mı yoksa player’da bile yeri şaşmayan: tam üç saat sizi dinledim Bay Robert. Henüz konuşmaya hazır değilim. Artık bu sayfaları yazdıktan hemen sonra yayına girecek bir kitap arayışından vaz geçtim. Çevirmen ise sadece o kitabı tercüme etti belki yani şiiri okumamıştı bile. Beni daha ne kadar başkalarını kopyalamakla suçlayacaksınız? Bunlar herkesin aklından geçebilecek dünyaya dair gerçekler. Oradan soyut bir mesaj çıkarmak isteseydim bir kepçem olurdu benim de ama istemedim. O küfürleri sen mi ettin Bay Robert? O küfürleri sen mi ettin Bay Robert? O da kitap değil ya! Robert biraz üzülmüştü. Şizofreni nasılsa iyileşiyor. Siz hakkımda bir tahminde bulunun. On yıl sonra ölmediysem, yarın düğünüme beklerim! İnan bu saçma tartışmadan nefret ediyorum. Sorduğu sorular beni bir yere vardırmıyor. O küfrü sen mi ettin Bay Robert? Bay Robert sahtekarlıktan o an vazgeçmiş gibiydi. Bir gün okursun. Şu hastalık bir atlatılsın da. Olanları bilmeden yazma pratiğiydi... konu sadece aşktı. Canımı yakan yanı, sıkıldıklarım ve sıkılınca okuduklarımdı... konu paylaşmaktı bir kaç güzel an olsun, gene olur muydu... daha güzel? Biri ben de makarnayı güzel yapıyorum dedi. Diğeri aynı giyinmediklerini söyledi. Biri de klipleri kiminle olsa canlandırdığına değindi sanki. Hiç anlayamadım. Müziğin tam olarak hangi bölümünden zayıf not almıştım. Benim açımdan affetmek denilen olgu bana ceza gibi geldi bazen. Benim geçip gittiğim yerden videolar geçti. Bir plan yapmaya gelince herkes ticari bir yer alsaydı, olan bana olurdu da, ödeştik. O şarkıyı rockçılar bile okumadı. Sevdiğimiz bölümü konuşmaların zihnen, anlaşmaların anlamının bir birlikte edilen cümle olduğu zihnimin yükseldiği yerden düşerken sırf canım yanmadı diye olana bak lütfen: kitap yaz. Kİtap! Kitap! Kitap! Ne zaman yazacağım bu kitabı,
ne ilgisi var şimdi diyordum, o tarihe ertelendi merhabalar da, arkadaşlar da rol aldı. Ben bu kadar duyduklarımdan sıkıldığımı anımsamıyorum. Şarkı söyleyen herkes şarkıcı mı olacaktı. Neden bu kadar kısıtlı bir kitleye müzik yapılırdı? Tamamdır, ben kanser değildim. Resmini yaptım. Avaz avaz bağıran adamın biri birazdan benim en yakın arkadaşım olacak gibiydi. Benim için sorun yoktu, istersem söylemezdim o an aklımda kalmış tek satırları kimseye, herkes ne derdi, bu mühimdi, bunlar da müziğe gene de yansıdı ve sevindik ama birileri de "bugün Çamlca'ya gidelim" dedi. Şu anda gittiğin iddia edilen yere git denilen bir tartışmaydı. Yandı. Söndü. Ben küle dönmek istediysem de, olmadı. O heykeller ziyaret edildi falan ama beni kendi aklıma çağıran o soyut cümlelerin olmadığı bir dünyada yaşıyorduk artık. ne demekse! O gün dedi, gerçekten de oluyor. Shakespeare mi bunları diyor? Hem kaç gün kaldı sıkılmak için kimseye muhtaç olmadan makarna yemene? Aç kalmadan konuşabilmene? Kaç gün kaldı bir sonraki müziği isteristemez şarkı diye okuyup da, bunun kendi rüyan oluşuna şaşırmamana. Ben DJ'likten anlamam ama sürekli dinlemek istediğim şarkılar sürekli çalıyor zaten. Kaç gün kaldı albümü alıp o günü anımsamana? Onlar neredeler gene de? Somut bir gök gürültüsünden habersiz... gürültüyü araştırmaya başladım. O tablonun elinde gitarı olmayanı belki de nereden biliyorsun? Benim yüzüme söylenen bana uymadığı net olan saçma sapan laflar, sütlü domates çorbasını kadının burnundan getirenlerin yanında önemsizdi. Kadın olmaktan utanıyorum artık. Birileri de hevesliydi. O açıdan demişim ki, dersim var. Herkes işi gücü bıraktı sanki, pek yakında ölüm var. Ben sanki dün ölmüştüm çünkü görmüştüm göreceğimi -kelebek renklerini önce kuru toprakta dövmüştüm. Burada ağlanacak. Bırak peşimi artık dedektif. Ben ölmüştüm. Müziği sonuna kadar açıp kulaklığın pili bitmesin diye dua ediyorum. Öncekiler iptal oldu. Sanırım bundan oldu. Eyvallah. Sadece müzik vardı. Ben bazen resim, bazen müzik ve bazen şiir düşünürüm... BENİ ASLA YAKALAYAMAZSIN. Çoğu insan perdenin arkasında sessiz bir insan olduğunu düşünmeden izlediği oyun her neyse onun hakkında konuşuyor. O bakımdan pek azı sessiz... Buraya kadarı kaderdi, buradan sonrası kitap mı? Önem verdiğim şeyler önem kazandı. Böyle olur, diyor. Böyle olur, diyorlar. Ne için sabrettiğini unutan bir hayvan da yoktur. Tabii olmaz. Bugün her günkü gibi hep beraber oluşumuzun yıldönümü kutlaması gibi olmuş. Bir kaç asır kadar salak bulacağım şeyler olmasaymış keşke. O kadar salaklığa katlanabilen neden katlanamasın bilemiyorum, asla katlanamadım. Dayak yemeden evvel dövüşmeyi öğrenemediysen dayak atmak için öğrenme. Bilerek yapılan hatalar kadar büyük hatalar olması için sıraya girilen bir dünyada hiçbir şey düzelmez. Salağım diye altına imza atacak değilim... Kavga etmek için kavga edilmez, defolup gitmek için bahane bulunur. Sapık mıdır sülük müdür bilememekten... canım! Öyle de bir beni savunur ki... bu da benim için tövbe etmek demek... MOHAMMAD Bir bayan olarak verdiğim savaşı veremeyen erkekler olduğuna inanmıyorum. Bu sizi ya da bir erkeği feminist yapmaz. Al başına bela!!! İŞTE O AN Keşke daha dengeli bi ruh sağlığı olan bi dünyada yaşasaydık. Aman Tanrım... kedi kapalı kapıdan nasıl geçti balkona! Ben ne kaçırdım? Stop Being Political Correct- Authentic Affirmations Subliminal Yazdıklarım okuduklarımı, okuduklarım da yazdıklarımı yansıtmıyorsa eğer... gazeteye kaptırmışımdır kendimi. Sen gideceksin ve ben sadece uzun zamandır ihmal ettiğim her şeyi gözden geçireceğim. Bu burada değil sevmek HİÇE SAYMAKMIŞ. Sizler de neden yazdığım yazılara "beat kuşağı" adını verdiğimi merak etmişsinizdir. Bunun nedeni bu kuşağa çok yakın olmam ya da şiirlerini ezbere bilmem değil ne yazık ki. Ben müzisyenlerin hayat hikayelerini okumaya başladıktan sonra "neden olmasın" dedim, belki de her kitabı bir beat müptelası gibi ele alabilirim. "Sen kafayı mı yedin, kitapta öyle bir şey yazmıyor" ya da "bilimkurgu bu, neden beat olsun" denildiği anda kendinizi beat çizgiromanları ve popüler kültürün son harikası pozisyonunu asla yitirmeyen klasikler arasında bulabilirsiniz elbette ama bu akımın bir kızın güncel sorunlarını uyuşturucunun etkisi altında olmasına bağlamasıyla şekillenen bir makaleyle ortaya çıktığını söyleyenler de hiç de az olmayacaktır. Akımın önemli isimlerinin "uyuşturucudan uzak durun" söylemleriyle karışmış şiirleri biraz da bu yüzden youtube'ta arayıp bulacağınız bir nimet gibi yerini koruyor. Yine de az da olsa bir araştırma yapmak istediğimde elime geçen antoloji dönemin sorunlarına çok güncel bir açıdan ışık tutuyor. Bugün ne yapıyorsun denildiğinde, Jack Kerouac için ayrılmış bir kaç saatiniz ve bir kitabınız yoksa bu söylediklerime bir anlam veremeyebilirsiniz. Allen Ginsberg, Steve Allen, William S Burroughs sıklıkla duyacağınız sayılı isimlerden... Ben adını bu kadar iyi bildiğimiz bir edebiyat akımının hemen hiç sesini çıkarmamasına dair bir şeyler yazmak istediğimde her yazı derlememe bu adı vermeye karar verdim. Bu benim kütüphanemle aramızdaki küçük sırrım olacaktı. Günde bir makale okumakla günde bir makale bile okuyamamak arasında büyük farklar görmeyen bu yapıda ne gibi bir sorunun altını çizmekte olduğumuza birlikte
bakalım. Yaşadıkları sefaleti, şiir okumak için aldıkları yolların kendilerini bir yere götürmeyişini ve bugün herkesin tanıdığı isimlerin o günlerde şöhretin kapısı olduğunu bile bilmediği öykülerin içinde bir yerlerde müziğe olan ilgi gene de var. Acaba bununla mı ilgili demiştim! Bugün kütüphanenizden bir caz kitabı çekip okuduğunuz gibi değil de, elinde tek bir kitap ve boş bir buzdolabından başka bir şeyi olmayan bir evde yıllar geçirmek gibi mi? Müziğin geniş şemsiyesi altında karanlıktan aydınlığa çıkacağını sanan milyonlarcasının etkisi altında kaldığı tam olarak bu küçük kitaplar değil. Herkesin aynı saçma siyasal dili konuştuğu bir sürecin içinde elindeki şiirlere bakıp kendini hayattan kopmamaya ayarlamaya çalışması gibi daha çok. Gerçeklerden hiçbir iz taşımayan bazı siyasi olaylar süreçlerinin bir kaç satırla vurgulanıp yine aynı satırlarla dalgalanması gibi biraz... Jimi Hendrix İnsanlar, cehennem ve melekler diyerek bir şeyler anlatamadıysa bunu kim anlatabilir? Kuşaklar arasındaki çatışmaların ele alındığı bu tavır karşısında "otuz yaşın üstündekilerin hiçbir dediğine inanmayın" denilmesi de bundan sanırım. Şimdi hızlı bir okuma ve biraz özet notlar alma çalışması yapalım -bunu daha önce yaptıysanız bu hızın bir sınırı olmadığını bilirsiniz. Baktığım her yerde savaşın izlerini görüyordum... büyük salgın hastalık bile içinde yaşadığımız çağı geride bırakmış gibi değildi benim için. Şu sabah aydınlığında yürüyen kediyi görüyor musun? İşte o savaştan dönen bir asker gibiydi... transpoze nasıl çalınır hala bilmiyorum diye düşündüm. Üstü kapalı Budizm eğitimiyle ilk kez giyinik şiir okuyan bir şairle kazandığı barış yanlısı tavır galerilerin şiirle dolup taşmasına neden oluyordu. Müzisyenler tam olarak Çin, Kore ya da Japonya'dan çıkmıyordu. Budist cemaatler ise Japon cemaatleriydi. Budizm'e ilgi duyan belki sadece bir kişi vardı. Doğu hayatına ilgi bir köprü görevi görecekti. Bir zen keşişinin şiirine ve alime olan ilgi an meselesiydi. Beat argo deyimiyle bütün bir Budizm'i edebiyatla destekleyen cehaletin yolculuğu karşı karşıya getirilmişti. Bu durum post-modern entelektüel kültürün amatörlerini takip eden seviyesiz bir basınını da ortaya koydu. "Öncelikle ticari, yağmacı ve kanlı bir toplumdan gelen savaş sonrası gençliğin kitlesel reddinin, o toplumun dikkatini çekmesinin biçimiydi". Beat Kuşağı Antolojisi Bu otostopla beat kuşağına doğru gitmeyi andırıyordu. Hayatı yadsıma savaş alanında son bulmuş gibiydi. Kadınları hor görme! Bir intiharlar dalgasıydı. Gazeteyi açıp okuyabileceğiniz sıradan bir haber sayfasının alkole batmış hali gibiydi. Bu isyan dalgasının kıyıya çıkardıkları ve kenara ittikleri vardı. Yaşananlar artık siyasetin ya da sosyal tarihin konusu haline geliyordu. Kübizm edebiyatla aralarında ince bir çizgi oluşturdu, bir bağ. Dil devrimi ile dilin devrimci kullanımı sözde mantığının insan hassasiyetine saldırısıydı çoğu zaman. Bu kolanın içinden çıkan renkli oyuncakları andıran bir dünyada kılçıksız balık yemek gibiydi. Davet edilmedikleri halde hayatımıza girenlerin yatak odası penceremizden göklere bağırmasına kadar vardı. Ben bu dünyaya cehennem sınavı için gelmedim Kitabın "haklı olan dilediğine dilediği şekilde kavuşur" bölümü sanki silinmiş Dünyanın kalbindeki kitap sanki cehennemliklerin elinde yansın diye orada Suçsuz insanın yüzüne küfür etmenin gıybet olmadığını sanan cahiller var Bütün hayatımı zehir eden o tartışmayı çıkaranlar tartışma başlatanlar bana kıskanmak nedir öğretecek sanıyor Tanrı mı onlar Hayatım gözümün önünden kayıp gidiyorken kul hakkı nedir bilmemekten kendini masum sanan cahiller var Ben üç kere dua okusam bu kadarını anlarım Bütün kitabı okusan gözüm kapalı takip ederim Bu cahilleri başka bir cehenneme atacağınıza buraya başkalarının cehaletini de doldurdunuz İnsan anatomisine uymayan bir senaryoyu uygulamak için ruh eşi kelimesini sözlükten sildiniz Hepsinden davacıyım. Hepsinden şikayetçiyim. Hiçbir zaman affetmeyeceğim. Hüküm ise Allah'ındır. Şeytan görsün yüzünü onların! Ne durdan anlarlar ne çüşten: bana bu iğrenç sesleri dinlettiniz. Bu kadar eziyet gören biri olarak da kitabı bir kere okuyunca pembe rüyalara
koşmakla kandırmaya çalıştınız. Şurada müzik dinleyebilir miyim dediğim her defasında beni aldatılmakla suçlayıp midemi bulandırdınız. Hepsinden davacıyım. Hepsinden şikayetçiyim. Tecavüzün yasallaştığı bir dünya olmayacak. Saygı nedir bilmeyen bu insanların tamamı da benim düşmanımdır. Beni kendi planlarıma hakaret etmekle suçlayacağını sanıp dostunla eşini ayıramayan hayvanlarla bir tuttunuz. Asla affetmeyeceğim. Hüküm ise Allah'ındır. BOŞAR MI ACABA HAKİM BEY? YOKSA NÖRONLARI DAHA G.TÜNE TAM GİRMED Mİ? SABAH ÜÇ! EVİMDEYİM. KÜFÜRÜNÜZ BATSIN. DEFOLUN GİDİN CEHENNEME. Bir de bana cehennemlik diyerek büyüklük taslayıp günahımı aldılar. Gitsinler çok biliyorlarsa. Gözüm görmesin. Allah hepsinin canını alsın. Özrü batsın. Canı cehenneme hepsinin de. Sesini yükselteni hemen atın ki biz de sizin kitabınıza kitap diyelim. Ben bu dünyaya cehennemlik sınavı için gelmedim Karyolasını yatak odam sananı hemen atın ki cehenneme size insan diyelim. ANASININ G.TÜNÜ AFFEDEMEM BEN AYRICA. Allah kabul etmişse affetmişimdir. Etmedi diyen hayvan sürüsünü besleyemem ben. GEBERSİNLER BEYİNSİZLER. Nefesimin üstüne nefes katamam. ben ömrümde kimseye salak bile demedim, katil miyim diye baktılar! Nefret ediyorum kafirlerden. Beğenememişler küfürlerden küfür. El el üstünde elin var, denir mi? Hepsinden de davacıyım, şikayetçiyim. Yetmezmiş!!! Bir küfürbaz şartmış ki laf yerini bulsun. Cehennem bile yerinde değil sanki. Dünya nasıl olsun? Ben kimseyi kendime arkadaş olarak seçmedim. Kendi arkadaşlığım ile "kendi kendine konuşana sapık derler" lafını ayırabilecek durumdayım. Yalnız bu da kendi başına okuma seçimin olan bir YAZI, sadece. Pezevengini de tepemde bekçi dedirtmem, orospuna insan dedirtmem. Evime hakaret ediliyor. Davacıyım. Maaşallah dedim, küfür ettiler. İnşallah dedim, küfür ettiler. Sosyal güvenlik elemanı mı sandınız beni? Reklamcılar pek fazla alkış almaz... Herkes reklamcı olabilir mi? Müşteri odaklı çalıştıkları için brief çok önemlidir... Reklamcılar karakter analizi yaparken markayı analiz ederler... bunun aşamaları vardır. Reklamın anlamını vermek için bazen sadece reklam düşünmek gerekir. Çünkü herkesin tepkisini almış biri bile herkesin onayını alabilir bir filmde olduğundan farklı olarak, reklam izleyicisi özgürdür. Elinde zaten bisküvisi olan biri reklam izlemektedir ve katı bir şekilde eleştirmez. Bunu siz de düşünmüşsünüz dedirtebilmek önemlidir. Eğitime eğitimle karşılık verilmezse her şey CV gibi algılanır. Bunu kimse istemez. Biriktirmeyin. Sunun! Bir havuz olsun; her çalışmadan evvel o havuza atın aklınıza gelen her iyi bulduğunuz yaklaşımı ama sunduktan sonra, seçilmeyenlerle vedalaşın. Kişisel çalışmalarınızı işinizin bir parçası yapamayacağınızı unutmayın ve fazla yer vermeyin. Sosyal kişiliğiniz sadece sizin analiz ve oluşturma kabiliyetinizi ortaya koyacaktır. Yaratıcı çalışma denilen bu aşamaya: oluşturma
diyeceğim. Çekimden evvel bir seçeneğin elenmesi için milyonlarca sebep vardır oysa siz basit bir boşluğu doldurabilirsiniz. Sektördeki herkesle çalıştığınız halde, yalnız olduğunuzu asla unutmayın....Yaptığınız her çalışma sistem içinde uygun ise size geri dönecektir. Bu noktada dikkatli olun. Bazı yazılı dosyalar örneklendirilmeden hiçbir şey ifade etmezler. Fiyatlandırma reklamcılar derneği fiyat listesiyle yapılır ama daima büyük indirimler söz konusudur. Büyük çarkın küçük bir parçası olduğunuzu düşünecek olursanız gerçekçi olmalısınız. Ajansı oluşturan iş tanımları reklamı da oluşturmaktadır. Bazen reklamcı kimliğiniz hayattaki her durumun önüne geçmiş gibi hissedebilirsiniz. Reklamda "çıkıp hava alma" deyimi çok sık kullanılır. Filmin anlaşılırlık kriterleri ile filmin yapım aşaması kriterleri tamamen farklıdır. Filmin takibi ise bambaşkadır. Özel hayatınız reklamcılık kariyeriniz ile karıştırmayın. İş yemekleri ve uzun çalışma saatleri düşünüldüğünde freelance çalışmaya geçen çok başarılı başka reklamcılar da olduğunu asla unutmayın. Bu denge, işe vaktinde gitme, sınırlarını çizip koruma önemlidir. Yeni bir marka ile görüşürken ortaya çıkan bu durumu çok fazla abartmamak gerektiğini herkes bilir. Hiçbir şey yolunda gitmezken size başarılı olduğunuz söyleniyor. Neden dersiniz? Reklamcıları hangi bilgisayarları kullanırlar? Bir kez adım attıysanız, ömür boyu reklamcısınızdır. Bence hemen bir reklam izlemeye başlayın. Reklamcının düşmanları nedir? Kendi hayatının senaryolaştırılması... gerçeğin sınırlarını kendiniz çizin. Olumlu ile özdeşleşin. Olumlu ile özdeşleşmeyin. Olumsuzdan kurtulun. Reklamcılık asla sadece şaka değildir. Bu nedenle de en zor mesleklerden biridir. Bazen hayat sadece delirmeye değmez. Kendinizi korumaya alın. En yakınlarınız hariç kimseyle fazladan iletişime geçmeyin. Çalışma disiplini içinde kalmaya çalışın. 360 derece iletişim reklamcının hep en önem verdiği ancak önem sırasına alırken yardıma ihtiyaç duyduğu konudur. İlk işe başlayan bir reklamcı neler hisseder? Patronlar neden hep hem meşguldür hem de her şeye zamanı vardır? Reklamcılık kariyeri... hiçbir şey reklam malzemesi değildir ancak her şey Warhol'a yakın bir yerde reklama hizmet amacıyla düşünme çemberine alınır. Reklamcının bir günü... uzundur... çok uzun. Hem sahne önündedir, her şeyi planlar oluşturur, yaşar ve de hem de hep sahne arkasındadır. Bütün dünya filmi izlerken kendisi en gerideki seyirci gibi de algılamak zorundadır. Beynin çalışma prensiplerinin ve öğrenme faaliyetlerimizin davranış ve düşüncelerimize olan etkisini psikoloji de inceliyor. Beyin vücudumuza oranla 2/100 gramlık küçük bi alan. oksijenin, gıdaların, kanın yüzde yirmiye yakınını beyin kullanır. Bir mutfak robotunun bile nasıl çalıştığını kontrol ediyoruz da, beynin nasıl kullanıldığını incelemiyoruz. Beynin %5-%10 arasında kullanımı normal ile dahi arasında bir yerde duruyor. Normal bir kullanımla uzaya da çıkabiliyoruz. İcatlar yapılıyor, arabalar var. Teknoloji sürekli gelişiyor. Beyin yaklaşık 100milyar nörondan oluşuyor. Nörün beyni oluşturan sinir hücresidir. Telekominikasyon ağında bile hatalar çıkar, beyinde çıkmaz. Amerika kıtasını düşünün o kadar alana ağaç ekilse, o kadar sayıda nöron var. Nörünlar ana rahminde 4 haftalıkken oluşmaya başlar. Her bir nöron 15.000 bağlantı yapar ve bütün dünyanın telekominikasyon ağından daha fazla bir bağlantı sayısı içeriyor. Bu potansiyeli daha iyi kullanmak mümkün müdür?
Psikoloji bunları inceler. Örneği Brandon Miller -bilim adamı, trafik kazası geçirmiş bir kişinin kazaya kadarki anılarını anımsadığını, diğerlerini anımsamadığını ortaya çıkarmıştır. Vaka çalışmalarında genelleme yapmak doğru değildir. Varoluşçu psikolojiye göre çevremiz düzelirse biz de düzeliriz. Her bir duyunun beyinde bir anlamı vardır. Yoksa dışarıdan gelen veriyi algılayamayız. Amigdala lumbik sistemin önemli bir parçasıdır. Çok öfkelenmek bu bölümle ilgili bir soruna işaret eder. Öfkelendiğinizde hemen içinde duyu değil mantık olan bir şeyle uğraşmaya başlarsanız hemen düzelir, iyi hissedersiniz. Uzun süre hafızada kalan bir şeye kesin bir duyu katmışsınızdır. Bastırılan duygular uzun sürede kesin soruna neden olur. Beyne gelen titreşim, enerji, belli bi seviyenin üstündeyse, uyarılma olur. Bu eşiğe mutlak eşik denir. Ses gibi... tat: 500lt suya 1 grm tuz, 3 odalı bi evde bi damla parfüm -koku, 1 cm uzakta bir sinek, 50 km uzakta bir mum ışığı -görme, 6 m. uzakta bi kol saatinin sesi -duyma. Fark eşiğinde ise farkı hissedersin. Gün ışığının gözünü alması gibi. 50 kg. lık bi çuvala ağırlık eklendiğinde hissetmezsin de, 5 kg'a eklendiğinde hissedersin. Ortama ayak uyduran sorunla, sorun olarak kalır. PAZARTESİ Sabah 5 ile 8 arasında -Yürüyüş / Yoga Sabah 10:00 -Caz kitabını oku Öğle 12:00 -Playlist'ten iki şarkı ezberle Öğle 14:00 -Piyano dersi Akşamüstü 16:00 -Bir dua ezberle Akşam 18:00 -Evi temizle. Topla. 21:00 -Paydos SALI Sabah 5 ile 8 arasında -Yürüyüş / Yoga Sabah 10:00 -Bir roman dinle Öğle 12:00 -Playlist'ten iki şarkı ezberle Öğle 14:00 -Piyano dersi
Akşamüstü 16:00 -Esmaül Hüsna yazılı çalışması Akşam 18:00 -Evi temizle. Topla. 21:00 -Paydos ÇARŞAMBA Sabah 5 ile 8 arasında -Yürüyüş / Yoga Sabah 10:00 -Resim kitabını oku Öğle 12:00 -Playlist'ten iki şarkı ezberle Öğle 14:00 -Piyano dersi Akşamüstü 16:00 -Kuran alfabesi çalış Akşam 18:00 -Evi temizle. Topla. 21:00 -Paydos PERŞEMBE Sabah 5 ile 8 arasında -Yürüyüş / Yoga Sabah 10:00 -Caz kitabını oku Öğle 12:00 -Playlist'ten iki şarkı ezberle Öğle 14:00 -Piyano dersi Akşamüstü 16:00 -Kuran alfabesi Akşam 18:00 -Evi temizle. Topla. 21:00 -Paydos CUMA
Sabah 5 ile 8 arasında -Yürüyüş / Yoga Sabah 10:00 -Caz kitabını oku Öğle 12:00 -Playlist'ten iki şarkı ezberle Öğle 14:00 -Piyano dersi Akşamüstü 16:00 -Bir dua ezberle Akşam 18:00 -Evi temizle. Topla. 21:00 -Paydos CUMARTESİ - PAZAR Sabah 5 ile 8 arasında -Yürüyüş / Yoga Sabah 10:00 -Bir roman dinle Öğle 12:00 -Playlist'ten iki şarkı ezberle Öğle 14:00 -Piyano dersi Akşamüstü 16:00 -Almanca dersi Akşam 18:00 -Evi temizle. Topla. 21:00 -Paydos ALMANCA ÖDEVLERİ BİTİR Örgü - Resim - Yemek - Okumalar derken akşamları nasıl geçti anlamayacaksınız. Bırakın şu TV kutusunu. Orijinal planımı rica ediyordum. Kadın adamın t-shirt'üne baktı, orijinal galiba dedi. Orijinal bir günah peşindeydi. Orijinal manyaktı belki de ve bununla gurur duyuyordu. Ben de bütün bunların ortasında orijinal planımı rica ediyordum. Kitap karışık değil arkadaşlar, sadece içine zerre kadar da olsa iyi niyetini katman lazım. Hani şu kıyıp da ortaya çıkaramadığın iyi niyetini. Belki onu sevdiği birine saklıyordu aman, diye geçiştirildiğinde sevdiği birinin beni sevdiğinden emindi. Ben gerçi belki ölürdüm, o yüzden de belki ölürdüm. Onu kapmışlar. Çılgınlar gibi beğenmişler. Herkes biliyormuş. Neyse şu an o oluyormuş. Acaba modacı mı seninki dediler. Çeyizimi ikiye bölüp bir kısmını attım, zaten hepsi giysiydi. Siyah yapsaydım keşke, atmazdım diye üzüldüler. Onlar yok anlıyor musun? Onlar beni aşağılayıp, gittiler. Belki beyaz satan bir yere gidilirdi. Şu beyazların partisini gördünüz mü? Orijinal planımı rica ediyordum. Adamı okşayan yoktu, bunu söylemek zorundaydım çünkü anlamıyorlardı. Acaba dayak yiyen kimdi ya da kedi mi almıştık? Kedi t-shirt giyer miydi? Okşamadıklarından emin miydim? İnşallah okşamazlardı. Yanımdakine bakıp, inşallah seni zincirlerler de ben bulurum, dedim. Yok canım t-shirt'tü. Her an kaybetme korkusuyla yaşadığım bu insanla tanışmak için artık çok geçti. Beni korkuttuklarında on iki yaşındaydım -seninkini yıllıktan bulalım, demişlerdi. Herhangi birini parmağıyla seçip "git bunu sev"
dedikten sonra bana çirkin hikayelerinin detaylarını anlattılar. Onları gördüğümde bayılacak gibi oluyordum. Başımıza bunlar mı gelecekti? Yoksa ilkokulda yediğimiz tokat liseye mi alındı. Yoksa evlenmek isteyenler bundan mı ibaretti? Bu ne iğrenç bir dünyaydı böyle. Bir gün bu cadı kazanı peşimi bırakacak mıydı? T-shirt canım bunlar. Korkan bana yapışırdı artık, anası babası yoktu kimsenin, onları sokaklarda arıyorduk. Yani büyük beden yoktu mağazada. Bunu bir köpek de giyebilir dedim. Planım yok ortalıkta... herhangi bir t-shirt alıp çıkıyorum. A aaa, kadına bak yatak odası kavramını benimkine taşıyor -salak biraz galiba. Yatak odamda rakip tanımıyorum. Bu çizgilerde cahillerle aynı sıralarda okumak çok zor oluyor. Aşırı cahiller. Şikayetçiyim. Artık ararlarsa telefonu suratına kapatıyorum. Canımın istediği müzikal kavram sizde yok, bende de bu dünyaya dair en küçük bir heves yok! Şarkı söyledikçe ben bu küçük anlaşmazlıkla dolu dünyayı çok seviyorum sanıyorsunuz. Sırf aradığım şeyi sizden istemedim diye bende de yok sanılıyor. ÇOK KOMİK: Gölge. Etme! Başka ihsan.... İstemem. Senden. Kitap, ben sizden günahımı bile istemedim, demek. Şarkı; bütün dünya bunu anlamak zorunda, demek. Üstümde şeytanlar tepindi. Şikayetçiyim. - O sen misin_ Anladım sadece sensin. Bu ben miyim_ Anladım sadece benim. - Tam "biz" diyeceğim senli benli bizli sizli -business mı? Hayır. Üstümde şeytanlar tepindi. Şikayetçiyim. Sıradan bir gün olacaktı. Sıradan bir sabah. Şu iki soruna hoşça kal demek istiyorum. Yani şimdi sen rüyanda gördün ama daha hayırlısını görmen gerekirdi... bitti işin kızım! Dava kapandı. Bizden kim var, duyan var mı, yardım edebilecek olup etmek isteyenler, edebileceklerine! Tamam ya, dediler. Şeytan bu kadar gösteriyor. Bunlar olur. Sen evden yedi dünyaya el uzatamazsın ama kendin gibi, kendin kadar şarkı! Biz de senin evinin bir biblosuyuz artık. Kime dersem ona canım, şu haline baksana... ha h a ha hah ha! INSTANT RESULT ! MANIFEST WHATEVER YOU WANT l MIRACLE MEDITATION MUSIC l MANIFEST YOUR WISH Benimki de muhallebi yiyebilsin. Memeyi bıraktığı anda hayır kurumuna vereceğim muhallebi yesin diye. Bunun şaka olduğunu anlamadı. Bunu ciddi ciddi söyledi ya. O tarz sorunlara elveda. Sorunsuz bir merhaba. - Sorunlusun sen. Sana insan diyen oldu mu ki hiç ben diyeceğim? Az önceki rüyayı şartlanmış olarak gördüğümü düşündüm. Oysa sadece o masala inanmayıp gerçek olur diyecektim. - O hooo! Masal mı? Tatlı rüyalar. Ben inanmıyorum şahsen. Neyse, gel de bir deneyelim. Aslında gerek yok, var masal.
Farklı bu masal. Kurt ve kuzu. Duymamış olmana şaşırdım doğrusu. Beni bu sorunlardan kurtar. Hatta hepimiz biriz. Şeytan da var. Tüm o gerçek dışı senaryolar ve olanlar. Bunu hak etmediğimi söyle, gene. Hem ayrıca çalışmam lazım. Ezberim iyi de... ezberime olan güvenim için yardım et. Şöyle düşün; şimdi çıkıp herkese bu yazıyı okutmam lazım ve tanıdığım herkes "benim sayemde yazdın" diyor. Oysa bu yazıyı yazarken benimle aynı sorunlara elveda diyen yazarlar gördüm. İnan şeytandan bir mucize beklemiyorum. Şu anda "bu" oluyormuş. Olmuş yani artık. Sonsuzluk bir de bana sorsun, dediler! Kızdılar. Ezber yaptığım kafaya küfürler yağdı ama ben hepsini öyle ezberliyorum... demek ezberleyebilirim demek dua bilmek demek. NEDEN BİLMİYORMUŞUM? Şunun da olmamış olması gerekirdi. Artık herkese ne diyebilirim? Zaten bu yazıyı okutacaktım size! Ezberlesem bile... Şunu sorunsuz yaşama şansımı soracaktım. Her istediğin belirginleşsin, sadece bir dilek tut ve mucize frekansını dinle. Ben öyle miyim? Sen hangi eşeksin? Küfür nedir bilen kitabı okumamak sende yük olsun? Eşeğin korku tüneli anlamına gelmesi bizde bundandır. Günah anlamına gelmesi ise yabancılarda yine bundandır. Konu çok ağır gelmiş... bizde sadece "defol" diyen büyük kudret, yabancılarla hiç konuşmuyor. Onlarda tüm dünya müzikken, bizde cennetteki şeytanın işi olduğundan Kayır ay pardon, Kapıp Cennet'te şeytan yeryüzüne iniyor. Eserlerimizi yazan adamlardan birinin her şeyi affettiği iddia ediliyor. Bizse affetmek zorunda değiliz, güzelce affetsek iyi olabilir o da okurken. Üff, nereden bulayım şimdi o satırı. Ama hepimiz üzüm yiyoruz. Çok saçma! Eserlerimizi yazan bir numaralı adamların yerini bunlar almış çünkü biri ölmüş gibi, bizce ölmemiş. Bunların hepsini kabul eden birine inançlı deniyor ama hiçbirini kabul etmeyene aynı kitapta bir şey bile denilmiyor. Kitapta olanlar bizde yok, bizde olanlar kitapta yok. Okumadığım sürece var olacak bir kitap da yok. Onlara göre yatak odası takımı almak kadar basit değil, bize göre o kadar basit olan şey o kadar basit. Leylak rengi almışlar diye bağıran biri ise her koşulda terbiyesiz. Yasaklara uymayan birinin cezaları her kitapta farklı, değişiyor. bu bir akıl hırsızı olduğuna göre, kolunu neden kesiyoruz, onu da anlamadım. Bunları bağırtandan daha şerefsizi yoktur denilen bölüm de aynı sayılır. Bize göre şeytan azdırıyor, onlara göre insan da olabilir. Onu da leylek sanmışlar. Her sesi affeden bir adam yok!!! Affetmeyen bir adam var. Yabancıların sürekli idam konulu kitapları yazması bundan da olabilir... Dünyada da yapılan her eziyetin bir bedeli var diye kendisine basit bir hata daha seçen insanları anlamam mümkün değil. Umarım cehennemde bile karşıma çıkmazlar... oysa onlar da cenneti hak ediyor. İnsanların sırf davulu var diye yapabileceklerinin bir sınırı olmamasının bedelini ödetmek dışında bir şey bilmediği sanılan bir Tanrı'ya sığınmadım ben. Bu beni inançsız yapmaz. Konu aynı değil... şikayetçiyim -geber diyen eserlerimizi yazan adam, ölen adama dedi sanmışlar. Hangi şarkıyı okumaya müsaitim bir tek ben varım, şimdi seçerken. Kudursunlar. Yağmur yağacak mı, felaket haberi var mı, taşınacak mıyız, ev sağlam mı bileceksin yıllar öncesinden. Ama aşkı en son kararına göre değil kim ne derse ona göre mi yaşayacaksın mecburen? Ben anlamadım, sevmedim de. Hiç niyetim yok doğrusu aşık olmaya. Mahkeme
sonuçlarını merak ettiğin kadar beni merak etmedin ki kulağıma iyilik fısıldayasın ayrıca da. ne dese boş dediğiniz adamın eserine katil muamelesi yapılmasını ise tamamen yersiz buluyorum. O kadar zaman kaçtığım insanların elinde maskara olmuş geçmişimi temsil etmediğinden şüphem olmayan bir hayat istiyorum. Varsa, o olur. On beş yıl tanımazdan geldiği birini sevdiğini sanan biri olduğuna inanmıyorum. Hapishanede masum insan aramanın da hoş olmadığını düşünüyorum. Yine de "öldür" emrinin bu gibi sakat fikirleri öldürmesinden yanayım. Ölmemiş bir edebiyat yoktur. Tanım itibarıyla edebiyat zaten ölüdür yoksa yaşamımdan sonraya kalmazdı. Yokluk gibi bir şeydir. Kimseye anlatmadığım şeyin ne zaman sır olmayacağına sadece ben kendim karar verir, davetiye yollarım. Kaç yıldır içimden söylediğim şarkıyı bugün söyledin diye besteci mi oldun sandın ki iki saat okuyorsun? Ben o an marketteydim ve içimden dua okumamı zorlaştıran şeyleri sevmiyorum. Abuk sabuk şarkılar dinleyip avaz avaz bağıran ben olmadığım için, hastaymışım gibi gelmiyor bana. Evrende böyle bir şarkı var diye suçu bana atacak olanlar için olmasa da olası mahkemelerden sonra hayatıma devam ediyor muyum kendi başıma diye dava açma sesi üretmem elbette sağlık belirtisi değil. Sabrımın son zerresi. Zaten sevmemiş olduğum birini neden şimdi seveyim? Herhangi biri olanlar öyle kalsalarmış... Yeniden doğup gelsem okula gitmezdim. Online okurdum. Bunun bana günümüz şartlarını unutturacağını ya da anımsatacağını sanmıyorum. Ama ben online okumadım. Aklıma mukayyet olacakken bu haklılık hangi yanlış algılamanın sonucunda olmuşsa olmuş demeyi anlamsız bulduğum için ufak tefek saplantılardan kurtulurken kitaplara başvurmayı en azından doğru buluyorum. Karşısında haklı olduğum bir dünya insan dışında birinin haneye tecavüz suçu işleyeceğini sanmıyorum. Belki o nedenle de edebiyat. O şekilde insan demek hiç de kolay değil ve çoğu bir aşk hikayesi bekler gibi hani saçını başını yolacak. ne için özür diliyor ki kabul edelim ayrıca? Yani kitaptan bir farkı varmış... aslında mütevazı biri zaten özür de diler ama bunu açıkladıysa bu bir dönem ödevi falandır ya da yalandır. Pazartesi günü aşure yapmak için önce komşulardan fasulye istemek gibi bir şey değildir. O cadılar bayramı olurdu. işte o kimmiş? Beni mi seviyormuş? Yok. hayır. E o zaman düğün neden hala açıklanmamış? - Kadın cadıyı andırıyordu! Düğünü açıklaması için adama şantaj yaptı. İşte ben buna haber derim, dediler. Ben iyiye yoramadığım bir şeyi kaleme almak istemezdim ama bilgim dahilinde yaşadığım hiçbir şeyi de andırmıyordu. Pembe rüyalar... Bütün şarkılar roman olsun isteyen biri vardı. Roman yazsaydım eğer, konusu ağaçlar olurdu. Konu haftada bir gazoz içmek miydi yoksa hayatına bir şekilde devam etmek mi? Devam etmek tabii... o neyse, o olur. Bu yaşta bu kadar olurdu. Ne o kadar olurdu? O kadar olmaz yani. Birisi için de buydu. Dalgalar halinde yayılan haber beni içermiyordu. Saçımı siyaha boyasaydım kıyametler kopardı. Daha dün sarıydı diyebilen bu insanlar beni tanımıyordu. Oysa bir nedenle tanıyabiliyor olmalılardı. Aslında o kadar basitti. Ama yazlık site senaryosu yazdığım gün tüm dünyada yangın çıkması değil, başka bir şeyler yazdığım bir sekiz bin sayfa olması önem kazandı. Kadın artık bu adamı seviyordu .Hoş değil ama demek ki iyi olmuş ki sevmiş. Her şeyin bir sonu var elbette. Bitince biter her şey. Müzik ise bütün kitap bana yangın dese de o an başka bir hayırlı sayfa okuyabiliyor bence. Dünyadaki varlığına inanmalı bazen... okumalı. Tüm sesleri affeden bir adam hayal ettiler ve bağırmaya başladılar. Bir kadının bunları anlamak zorunda olduğunu sanmıyorum ama adamın kafasını davul gibi şişirmemek lazım, gene. Yani kitabı inandığı kadar okumadan da hayatına aktarabilen pozitif ilime inanan birinin karşısına inançsız birinin çıkması ne kadar saçmaysa, cehenneme inanmamak da o derece zor. O konu böyle olsa yangını da ben yazmadım mı? Nasıl aynı kefeye konuyorum yazılarımla? Ben sadece bunları düşünemem, karşıma alıp ne
diyor anlamalıyım. Anladım bizde bir şey yokmuş. e yangın da yok mu artık? Dünya yanmıyor mu? Beni bencillikle suçlamalarını yanlış buluyorum. Ayrıca da düşüncenin üstündeki her sesi bencil buluyorum. İzin iste Kendini güne hazırla Özgür kal Önceliklerini belirle Önemli kararlarını sun Rahatla ve güne uyumlan Planına sadık kal Bunu sesle ifade ettim. Adı belki sanat ama kitap nedir nasıl okunur biliyor... pek çok sanatçıdan iyi benim için. Burada bir bireysel güç var çünkü benim kendi günümü ve hayatımı kendi planlamama dair bir motivasyon içeren bir güç. Bunu kimse kimse için başaramaz. Sanatın kavramların arasına sıkışmayıp her önemli kavramla yarışmayıp benim olduğu kadar aynı kavramlarla ayakta duruşunda binlerce ibret var, hayatta bile her zaman olmayan. Basit günlük işlerde, otomatik yapılan hareketlerde bile aynı önemi koruması ise güne ayrıca bir anlam bile katabiliyor. Her şeyi sevmek için insanın kendisine ait bir çizgisi olmalı ama günümüzde kendine ait bir nefesi kalması için dahi savaş veren insanların da bir mücadeleye ihtiyacı var. Tek başına yapabildiğin her şeyi çok kişili bir plana uygulamak için de elinde aynı listeyle geriye bir kendin kalması lazım ki sana da bana da insan desinler. Yoksa bize insan bile demezler... Bu şekilde müzik yapmış sanatçılar var, bu herkese denir mi diyorlardı... fazla başarılıymış özel nefesleri, hayatları, kuşların öpücüklerini kıskandırışları falan filan. O kadar özelse neden şarkı olsun diyorum ya da değilse neden olmasın şarkı falan da uçan kuşa bile "hayır desin, ortada koca bir şeytan dururken: ille de müzik! Ben anlayamıyorum artık bu sorunları. Ben aştım bugün, dün çoktan "sorun yok sanırım" derken. O kadar hayatımı sıfırın altından ele alacak kadar nerede kopmuş bu bağlantılar da şimdi radyoda bile anonsu başka bir eylem planından alıyorsun? O kadar zor mu ki o kadar önem verdiğin karyolanın hakkını verecek 3 cümle edip konuyu karyola reklamına bile taşıman, sen ne anormal bir reklam aracısın. işte bunlardan kurtuldum ben de bugün. Sapık derseniz, kitap da yazsa, gazete de yazsa sapık. Gidip marketten un aldım, şimdi buraya yazmasam un demeye bin şahit ister. O beş dakikalık sesle sabaha başlıyorum ve bütün gün rahatım artık. Yüzlerce sevdiğim sevmediğim şarkı dinledim de öyle tabii, işin şakası da. Zaten öyle yapıyordum ama halkın müziğe güvensiz ya da küfre güvenli sesi olmak bana göre bir çelişki değil ve bence olmaması da lazım. Herkese başarılar diliyorum. Siz de yapı çok kolay. Basit bir org alıp sevdiğiniz notaları telefonunuza kaydedin. Zor değil. Komplike bilgisayar programlarına da ihtiyaç yok. Kolay gelsin. Yazmak her şeyin anlamı olsa da yetmiyor insanlara; yarışabilecek mi sesle ya da savaşmaya hazır mısın artık? Teşekkürler. Evet bütün dünyaya küsüp dünyayı yöneten adamla barışınca konu çözülmüştü. Ancak küstüğüm büyük bir anlayışsız insan topluluğu olduğunu idrak etmem gerektiği sanıldı. Küstüğümü anlayamamışlar, bu da yetmez gibi bana olası bir tecavüz halinde sülük yalamamı emrediyorlardı. Sülüğü tuzlayıp yalarsam büyük bir sorunla yatakta boğuşmaktan kurtulacaktım. Tek bir arkadaşı kalmamış biri olmak için fazla şanslıydım. Arkasını dönüp giden biri olmak için fazla ısrarcıydılar. O kadar eziyet çektirmek için aşırı pasiftim. Küstüğümde ortaya çıkan terör ruhunu lanetleyenler düşünüldüğünde bile ben en gereksiz canlıydım. Ben sadece dünyaya küsüp, dünyayı yöneten adamla barışınca karşımda gördüklerimi yaşamak istiyordum ama küsmek nedir bilmeyenler çoktan ambardaki buğdayları çalmaya hazırlanıyorlardı. Olmadı hiç arkadaşın yok demeyiz, teröristten iyiyiz dediler ve gördüğüm herkes bir bombalı saldırı vakası atlattı. Yarın size gelmeyecek miyim,
bunun adı şimdi küsmek mi oldu diyerek bize bütün cadılık marifetlerini anlatmaya başladı. Bildiğim tek dua olan Tanrı'nın varlığına yüzünü dönmek (innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn) cadılık sınırlarında savaş alanında okunur mu diye tartışıldı. Bayan sanki fotoğrafını çekiyormuşum gibi bir tavırla bana "yazma" dedi. Ona göre hepsi sanattı. Ormanlar yanıyor... kurtarın bizi kendi köyümden! Çocuklar papağanları çok sever... Adam küsüp düğünümden kaçacak çünkü henüz arkadaşım bile değil... gene de sen kendin kitap oku demek için gelmiş... azıcık aklı olsa kendini işe verirmiş... Ağzından erkek dışında laf çıkmamış, kızı bize ayarlıyor -babasıyla barışacak, bir ömür yetmez -800 yıl yaşasa birinde kesin aç kalır. Psikologlara göre annem babam polis çünkü ben öğretmen değilim. Siparişim gecikti. Bir fidan diksek iyi gelirdi. Arkadaşlarım içine taşlar doldurulmuş insan şeklinde bir fileyi andırıyordu, bunu internette gördüm. Çocuklar normal uçak nedir kendileri öğrenebilecekler miydi? Normal bir ormanda yürümek çocukları sevindirir, özellikle de papağanları severler. Ama ben cadı kazanındaydım. Görevi tanımadığım insanlar devraldı. Onlara kızgınım. Köy yolundayım... köyse baskın var. Biraz kitap okumak istemiştim. Siparişim silindi. Bunlarla da yarışalım! Diyordum ki kendi kendime, boş ver affet... köpek de saldırsa gerçekten de, bu dünyada yeraltı edebiyatı diye bir şey de var. Diyordum ki acaba kimi seviyorum, acaba beni seven kim, acaba beni özlüyor mu, acaba benim üzüldüğümü düşünüyor mu, acaba şu anda içimde kalan umutla yola çıkabilmek için hazır mı, acaba şu anda midesi bulanıyor mu, acaba benim güvende olduğumu anladı mı... bir de diyordum ki şu anda dünyayı yöneten adam bu halimi görse ne yapar, yalnızlığımı görse, ağladığımı görse, şu satırlarımı görse, bütün dünyaya kendisi uğruna küstüğümü görse ne yapar, aşka inanır mı yine? Belki her şerde bir hayır var. Belki başa gelen çekilir ama insanların tepkisiz kalması gereken şeyler var. Benim için özel olan bir aile mevhumu üzerine "nasıllar" dışında sorulmaması gereken sorular, söylenmemesi gereken sözler belki sadece edebiyatta var çünkü orada içinden geçmen gereken bir korkusu tüneli yok, kaybedeceğin yıllar yok, insanı evinden barkından etmiyor bunlar. Yazarlar nasıllar? Midesine kramp giren, şu satırları yazmadı diye yazmayan, ağlamadı diye her gün daha çok ağlayan yazarlar? Adı ne sevdiğim kişinin acaba? - Serhat bey nasılsınız? Ailenize selamlar... çay için teşekkürler. - Şey biz, yangından sonra... yani toparlanamadık daha tam. Nasıl olur, sizin evde kimse yok!!! Ya Da Sizi utandırmak istememiştim!!! Bunu demesi gereken biriyle bir de evlenmiş mi? Aile kurmak mı sanmış selamlaşmayı? O kadar battık mı? Bende böyle bir konu bile yok... sadece it kopuk ve edebiyatın yırtılmış sayfaları var. Dünyayı yöneten adam ne der? Her gün küfür duyan beynimdeki Tanrı ne yapıyor? Kulağımı mı çeker? Canımı mı yakar? Beni rezil mi eder? Dedikodu mu çıkarır? Pişman mı olur? Bunu bile dememiş biri çekmiş kolundan götürmüş mü? Ne önemli organlarınız var. İnsanın hayatını karartıyorlar! Sanki senin kuyruğun var kurbağanın yok ve masallara bile inanasım var. Tanrım sen her şeye tat verensin: tatlandırıcı alır mısınız, yoksa bir şube mi açalım, yoksa
fakir mi kalalım, yoksa el üstünde el mi var? Siz üzülmek nedir bilmez misiniz? Siz kırılmak nedir bilmez misiniz? Siz kızmak nedir bilmez misiniz? Bütün sınırlar şimdi aşılmak için mi var. A.S.C.A. Allah canımı alsın ki ben lanetlenmişim. Büyü dediğin her yerde var. Sen kendi dünyanı yönetmek için gereken güce sahipsin. Sen sadece seni desteklemesi için evrenin en değerli mucizeleriyle çevrilisin. Sen kendi iki ayağın üzerinde durmayı hak ediyorsun. Güvende hissetmen için kendi düşüncelerine hoş geldin. Sen kendi planlarının süper kahramanısın. Sen bu değerli biricik hayatın her anına teşekkür etmek için bir sebepsin. Sen kendi amaçların için güç kuvvetsin. Kendini harika hissetmek için akıl huzurun var. Sen kendinin her şeyden iyisi olabilirsin. Biri sakat kaldı. Diğeri ise hayatta istediği her şeyi elde etti, mutlu ve başarılı kaldı. Her işinizde Allah'a yönelin. Allah kendisine yönelenleri karşılıksız bırakmaz. Sakat olan bana bıçakla saldırdı. Sabah 3 gibi ilham geldi. Dileyenler bana inanmadı!!! Hak etmedi dediler... tek başına başaramazdı. Haksız bir grup insan başlarına gelecekleri sevmedi ve hatalarında ısrar ettiler. Haklı olanlar ise kitabı okuyup bu belayla baş başa bırakıldılar. Ben etrafımda mutlu mutsuz yerli yersiz çiftler görüyordum... aralarında bir tek benim olmadığım çiftler. Sanırım haksız olan çift de benim derdimdi ama şeytan bile kitap okurdu da bunlar okumazdı. Bütün yaşam felsefesi küfretmek olan biri korkudan da küfür ediyordu. İnsanlara yaptığı işkence kendi başına gelince ikiyüzlülüğüne doyamıyordu. Küfür dinlemek de bir eziyetti benim için. Yanımızda bir amip var, dedi. Bana ait, tek hücreli bir amip... o bu hatalara dünden hazır. Suçu sizin üzerinize atmak zorunda kalacağım, dedi. Ailecek kuyumuzu kazmaya başladılar. Sevenler sevenlerle hariç her şeyi diyen bir cümleye bir dünya insanı sığdırıp bize sevgiden söz ettiler: aldatmış ama beni! Bunu serinkanlı karşılayıp kitap okuyacak gibiydim ki, düelloya davet edildim. Haklı olmakla ilgili az çok beni içeren ve bunlardan beni muaf tutan cümle sanki dünyadan silinmiş gibiydi. Bu kadar okursam ben sinir krizi geçiririm diyen kadın zaten sadece kitaba kızıp hepimize kitabın en çirkin bölümünü çalıştırmaya devam eden ikiyüzlü bir megalomandı. Bir şey düşünmeden okumak da mümkündü üstelik. İçinde kulağa kendi diliniz gibi gelen bir yabancı dil vardı. Bu kadar saçmalamayı kimse hak etmediğinden bilmeden yemem bu yemeği, içinde neler var diyenler sıraya girdi. Bu çok sesli aldatma sehpasında ne işim vardı. Ne halt etmişse etmiş... sonunda senin olacakmış diyemiyorduk. Sürekli kaderin daha çirkin bir sayfasından iyi olduğunu sandığı bir kusmuğa bizi çağırıyordu. Ben kusmuğumla sergi açabilecek kıvama gelmiştim. Onlar da bakıp bakıp
"haklısın" diyip geçerlerdi. Bunlar tabii benim kulağıma böyle geliyordu. Adama kalsa bana bi yumruk atar çeker giderdi. İşkence yaptığı binlerce kadın arasına kendi karısını koymaya yemin etmişti -ben karım derim valla, neden demeyecekmişim, eninde sonunda bu kadın değil mi, dedi. Aklı yoktu ki işletsin zavallı. Ben "sülalen batsın demeyi unutmuşlar da ondan" dedim. Susarsa okuyacaktık. Çok uzun yıllar susmadı. Beşinci çocuklarını dünyaya getiren biri de sanki bunları kafaya takardı da! Artık okumuş aydın kesimden olduğumdan ben bu işkenceden her gün geçecek gibiydim. Tamam dedim, ben değilim ama şu manken var ya şu şarkıcıyla evlendi mi? Olay bu! Takip edelim... Dizi film düşünmek için yanlış sayfadaydım yine. Onlar gittiler. Kitap okudum. Gizlice okuyan rahibeleri andırıyordum. Doğada komplike ses yoktur... ya da doğada basit sesler vardır. BİRİNİ KISIYORUZ A.S.C.A Gürültü ile frekans arasındaki fark gibiyiz ama mecburen! Frekanstan gürültü doğdu diyenlerden şikayetçiyim. Kafamın içi mahkeme salonu gibi; ben Allah diyorum, sen Bismillah! BUNU HAPİSTE TEMİZLEYELİM!!! 4 yıl Adem ile Havva hikayesi çalıştım. Sonunda hangisi Süleyman dediler! Bi baktım aradan 30yıl geçmiş... su gibi. KİMMİŞ... MERAK ETTİM DOĞRUSU. Vaz geçtim her şeyden. Kimmiş bu açıdan bilelim de dediler, her doğduğunda sormayalım -edebiyat mı bari? Nispeten bir spastik sustu ruhumda; artık benim de ciğerim yanıyormuş... Bu açıdan da; herkes Ademoğlu diyorum. Evet ama İbrahimmiş!!! Bu açıdan kimmiş? TWITTER Bana kızdıkça yangın çıkıyor gibi geldiği için aşırı sinirim bozuluyor... Tamam babamız bir olabilir... İBRAHİM KİM? Madem ki kitap da, annemize Ayşe mi diyelim... BİR ADAM Benim sadece genimde var. O konu öyle olsa "kimmiş falan" -babası kitabı-ı mukaddeste diyor ama bana... edebiyatta yeri çok farklı. O şekilde anne deniliyor. Baba deniliyor. Asırlık ormanlar yok oldu... kızgınım. O nedenle çocuğum denilen kitap... bizimki olsa da -ben hariç bi dünya çocuktu. Buna "çünkü annenler öğretmen diyor mu" hayır. AMA DEDİLER En küçük bir ilgim olması için benim de babam olması lazım. Küfür etmenize ise ZATEN GEREK YOK. Tipik bir kabus: ben bu saçmalıklara inanmıyorum!!! Bir gazoz içeceğiz, iki de ev ödevi -sözleşme mi imzalamak lazım? Bazıları vakit kaybı bazıları zamanın katili hocam. Hızlı geçelim! Kitap şart. Kitapçı şart. - Heeeee! Gidebilcem mi kitapçıya? Biz bi keresinde yani ateizm sunumu yaptık polise okulda, keyifle dinledi edebiyat diye. ARTIK ROMANMIŞ Var bi iki tanıdık sevdiğim; onların hatırına bari TRBYSZ MAHLKTT Ve yanlış yerde bela okumak bir yana... cennette bi su dökeni bile yokmuş A.S.C.A. Gene de bizim okulda da insanı kapıda polis köpeği yiyebilirdi. Yemedi! An itibarıyla en iyi neticeyi almak için sesle yarışanlar var ama aslında ışık zaten sadece. Siz boş boş konuşunca başımıza gelen felaketler biz insan gibi konuşunca beklediğimiz iyi niyetten fazla mı yani? NE DİYORSUNUZ SİZ DÜNYA EDEBİYATINA BİLE Şurada 'su ses frekansı' dinleyeceğim. Bi gün bu acı haberler arasında olacağım -Disco'da yıllarca kitli kaldı, çalan müzik değildi. A.S.C.A. Bi gün bu acı haberler arasında olacağım -bayanın evini disco sanıp mikrofondan konuştular ama terbiyesizlerdi. A.S.C.A. Bayanın evini Disco sananlardan bazıları posterlerini astılar. A.S.C.A. Biz kendisini ağaç diye diktiler sandık, diyen sülüklerin küfür bildiği ortaya çıktı. Bayanın evini Disco sandılar. A.S.C.A. Allah demek için yaratılmış bir insana söylettiklerine bak da utan... insanlığından Sen bağır biz müziği kısarız diyen teşvikçilerden şikayetçiyim. Suçu twitter'a atmaya çalışan yetkililerin
durumumu küçümsediklerini düşünüyorum, dedi. Ben değil Disco'ya evime bile insan çağırmadım diyen bayanın düştüğü tuzaklardan sonuncusuna hakaret değil, ses duymak adı verildi. Kendisi herkesten davacı. Binarual seslerle şeytan kovan bayan kendisini 8 yıl sonra kurtardığı durumdan sonra açıklama yapmak istemediğini söyledi. Cehennemdeki düğünlerin dünyadaki tek adresi dedikleri evinde bayanı ölü sandılar. Sesi açıp bağırdılar!!! A.H.C.A. Bayan daha önce sülük görmekle suçlanıyor...A.S.C.A. Seni affetsem küfür bilen sülük avına çıkarım! İSTEMİYORUM Sülük en azından doğanın bi parçası. AMA BENİM AVINA ÇIKMA İHTİYACIM YOKTU. ACİL YARDIM TALEP ETTİM -8 yıl geçti o disco yüksekliğinde eşeklerden beter konuşan sesinin üstünden !Evrende gördüğün her şeyde beni hatırla -insanlığından utan. Allah diyeceğime ne diyorum burada. Ben dayanamayacağım artık bu twitter'ın önem sırasına... nasıl bi şey ifade ediyor anlamak içten değil. Bunlardan ortaya çıkan canavara akıl danışıyor ya -öldürün sherlock holmes'u diye de bize diyor! Katil eder insanı bunlar.İnsan doğasının sesini kısıp, bu aynı yasakla twitter'ı açıp insanı kısıp sonra da bunun adına tedbir diyenleri kınıyorum: kimse tedbir demiyor ki! İNSAN SİLÜETİN BATSIN. Dava açma ses frekansı yaptım; bana yetti doğrusu. BEN NEFES ALINCA MI ALACAKSIN? NE MANASIZ Bİ TARTIŞMA BU. Her şey "ol" denilince oluyor. Bu her şey oluyor diye oluyor. Asabım bozuk! Ben o konuşanı spastik okulum olsa almam da ondan... zorla sapık dinle inşallah! 8. YIL Din dalga geçilemeyecek kadar mükemmel. Ama karpuzu da var diye alıyormuşuz gibi algılanıyor. Şikayetçiyim. Karpuz kelek çıktı. Git uzakta nefes al! Nefes zaten uzakta alınır... almak istiyorsan. OH! NE GÜSEL LAF Bir gün dünyada hiç cehennemlik kalmayacak çünkü yakıtı cehennemde. Neyse 2008'de git de nefes al demiştim -şimdi sıra gelmiş AŞI MI bu tabii?!!! Ben doğarken dedim -git uzakta nefes al. O MU SUÇLU? O mu cennetlik? KİM ! KİM PEKİ? Yangın uçağı şart, nefes almak için. Fotosentez çünkü! Uzakta nefes almak acaba dağdan gelip bağdakini kovmak mı? Cennette nefes alabilecek biri var mı? O lafımı borç verdim. Allah arttırsın arttırsın size dağıtsın. Telepati bir armağanken... insan çok üzülmüyor. ZORLAMA Endişeler haşin planlarla aşılamaz... kulağın iyiyse duyarsın. Kötü talihten korunmak iyi, kötü talih tahminleri yapmak, kötü talihtir! TAM O SIRADA KULAĞI SIFIR KİMSE İSTEMEZ. Hep duyan sadece biri vardır. HEP KÖTÜ. HEP KÖTÜ. BIKTIK! Ben telepati armağan edemem; şunları sanatçı yapmayın Allah aşkına. Sıkıntıdan ölmek. Hafıza nedir telepati nedir gerçekten bilmeyen sesler duymak! Sanki sözlüğü almış eline; körle yatan şaşı kalkar diyor... Elimden bir kaza çıkacak. Oky. Elimden... bir... kaza evet, çıkacak -ÇIKACAAAAAAAAAAAAAAKKK :not oky. İnsan bir günde tek bir şeyi asla kaybedemez... o da varsa. Yaraları sarmak lazım; yara açmayın mı diyeceğim yani halaaaa... ben gidiyorum artık. Kalın ilimle, bilimle, sağlıcakla. Dualarımda olan bir adam ama size telepati armağan edemem -küfür ettim diye mi yoksa sesim yüksek diye mi kızdın diyen bir kendini bilmeze dua edemem. Kaybolmayacak bir kişi lazım. O da var bizim. Sizin lideriniz kimse beni ilgilendirmez. Yok diye mi soruyorsun? Bu kadar sağduyusuz insanları çıkarmayın karşımıza. 3 GÜN ARA -HER ŞEYE... SADECE 3 GÜN! Adı mı? Adı ne? Türkiye! Ne re? Tamam da man da man mı? Man'dı. Gazetede gördüm diyorum. Dergide görmedin ki diyor. Dergiye gitmiş... oradaymış. Sen gelme. Sen gazete okuyorsun. Okuma. Dergi de okuma, diyor. Ormanlar yanmasaydı pikniğe giderdik ne güzel. Çok istiyorum, diyor. Sürpriz: Kahvemize iki de kıl davet etmiş. Falan... Hiç aklımda yoksun, kaderimde yoksun ama bakarız birazdan! ÇOK COOOOLLLLL
Şimdi pikiniğe gidelim mi? ÇOK İSTİYORUM!!! Keşke yanmasaydı orman. Baksana biz dün şeyle yaptık... iğrençti. Yarın gene anlatmak istiyorum. - Ya şimdi bizi görürse! - Görsün. Adı ne? A- Artık görüşmeyelim. B- Dergiye gittim seninki oradaydı. Sen dergi okumazsın ki. A- Gazetede okudum gerçi. B- Gazete okuma. Hatta cehenneme bi merdiven kaldı; çıkın üstüne konuşun. SADECE 3 GÜN sessiz posta @Iknewit61565217 ·4h Ya bu ne acaba; gazetede okudum diyorum, dergide okumadın ki diyor! Evde tek başımayım. CD'yi takıp her zamanki gibi yalnız dinliyorum. Gazeteden bizi arıyorlar. 3 gün ara her şeye... Duyduklarıma inanamadım. Bu ne rezalet dedim... Beni o hikayeden diğerine sürükleyen uygunsuz soruları artık kaderime ışık tutma numarası yapıp hayatımı ziyan ediyordu. Bu kadar işe yaramaz bir hikaye olamazdı, ben zaten sorudan nefret etmiştim: kimi seviyordum? Bunu bana soran herkesi suçladılar... beni birini sevmemekle suçladılar... beni aciz kalmakla suçladılar... onlardan nefret ediyor olsam da, beni ağzı laf yapmamakla suçladılar ve 'kimi seviyor' okumama karar verdiler! The Doors Bunları yazdıkça olayların üstüne toprak atıyor gibi hissediyorum. Nasıl bir dünyada yaşadığını bilmekten aciz bu insanlara tek bir lafım olmamasına rağmen ortaya çıkan bu yazılar şu şarkı sözlerindendi: Şeytanın çocuğuna HAYIR DE, filmlerinize kendilerini yamalayanlar Kendi gelecek planlarınıza sağır olan Şeytanın çocuğuna 2 HAYIR DE Kendi karının sıcaklığına (bu rahim gibi de duyuluyor ingilizcede) sahip olduğunu düşünen Şeytanın çocuğuna 3 HAYIR DE Annesini kendi payına düşen (bu fahişe gibi de duyuluyor ingilizcede) gibi sunan Şeytanın çocuğuna 4 HAYIR DE 5 HAYIR DE sizin adınıza konuşan Şeytanın çocuğuna 'yanlış' konuşan üstelik de İnsanları onun tarafında olduğuna inandıran Şeytanın çocuğuna 6 HAYIR DE Şeytanın çocuğuna ailenizi aşağılayan, isteklerinizi suistimal eden birçok görüntüyle HAYIR deyin. ŞEYTANIN OĞLU OLAMAZ. CEHENNEM DEĞİL! ŞEYTAN AMA BENİM SADECE BİR ŞARKIM VAR Şarkım var İnançlarınıza yaprak üstü sülük gibi hakaret eden Şeytanın çocuğuna 7 HAYIR Sahip olduklarımız için insanlığı suçlayan Şeytanın çocuğuna 8 HAYIR DE Şeytanın çocuğuna 9 HAYIR asla geri dönmeyecekler ve sözleri sayılmaz Cehennemin ilk kapısının benim evim olduğunu düşünen Şeytanın çocuğuna 10 HAYIR Yardımdan kaçmış biri gibi yaşayabildiğini iddia eden Şeytanın çocuğuna 11 HAYIR Sizi hayatta seçimsiz bırakan 12 ŞEYTANIN ÇOCUĞUNA 'HAYIR' kalabalık yapar şeytanın çocuğuna hayır deyin - gözünüze ulaşan bedenleriniz ruhunuzu bu yüzden biz onların suçluluğunu adlandırmadan önce hücrelerine kayboldu ama -ŞEYTANIN BİR OĞLU YOK BİR ŞARKI VAR Bir şarkım var 18 ŞEYTANIN ÇOCUĞUNA 'HAYIR' Deli gibi cennetin coşkusuna gizlice giriyorlar Şeytanın çocuğuna 8 HAYIR Yüksek sesle konuşacak bir dilimiz yok HAYIR deyin Şeytanın çocuğuna çünkü kendi bozuk vizyonunuzu hiçbir seçenek olmadan affedemezsiniz enerjimi boşa harcamayın ışığı boşa harcamayın sağır olduğumdan değil: Kimin ne yapmaması gerektiğini söylüyorum DEVIL'SCHILD'e Şeytanın çocuğuna 13 HAYIR çünkü umursamıyorsun cehennemde yardıma ihtiyacım var Şeytanın çocuğuna hücrelerinize gizlice girmesine 15 HAYIR, hayatınızın cazibesine 16 HAYIR Şeytanın çocuğuna
Anladım dedim. Benim aklımda bir şarkı var ama Türkçe. Blues söylemeyi, hele düğünde söylemeyi ve de hele on yıl sonrasına şimdiden bakıp söylemeyi asla istemiyorum. Ama bana zorla Blues okumamı ve arkadaş olmamızı istediğini söyledi. İğrençti. O kadar iğrençti ki bu şarkıyı yazıp, çöpe atmak bile daha iyiydi. Sanki Blues demek bile yasaktı! Tarihte yolculuk oyunundan sınıfta kalmışım gibi... beni kendi oyunumdan uzaklaştırdı. Yakınlarımı üzdü. İlk aklımdaki şarkılardan sadece bir kaçı ezberimde kaldı. Düşünsene bir kez okudum ve silindiler... demek ezberimde vardı. Hepsi kayboldu. Anlıyor musunuz şikayetçiyim. Bu iş yerinde basit bir evrak kaybetmekten daha büyük bir kayıp. Bu bi dünya kayıp... o iğrençlikten daha iyi bir şey yoktu çünkü o an. Bu an da yoktu. Aklımda kalan bütün şarkıları bir şiire ekledim. Neyse yani; ben sadece bendim. Yalnız kalmıştım. P.S. Ama şeytanın çocuğu var. Ama onların körükleri var. Bunları yıllar evvelinden bilmeme gerek yok. Benim bir geçmişim var. Başkaları da söz kestiler!!! Herkes kendi evinde okusun.. Mesela Hristiyanlar liderlerine saygı duyar, biz duymaz mıyız değil de, bizde herkese mesleğine göre hitap ediliyor. Ben acaba neydim? DJ mi? Biri de ölmezdi artık! Ne diyor Ayşe, gene de ieytan soruyor bu soruları. Ben okudukça orsplarr pzvnkk oldu. İyi peki öyleydi. Hiç yalan söyledin mi peki, biz adama boşuna işkence yapmayız dediler. Ünlülükle ilgili bir dengesizliğim mi vardı yoksa... bu niye olmuştu. Plan yapacağım hayatım ama düğün benim değil -şu kadının mı? Kadın çıkardı parayı, bikiniyi ödedi. Evlenmeden evlenilmez kuralı hariç her şeyi, İsrail'in tarihini bile bana sorup -herkes bağırırken, düğünlerini on beş yıl evvelinden duyurdular. Ben düğünde şarkı söyleyeceğime ölürüm daha iyi diyordum sürekli. Evlenme ama sülük gibi yapış mı? Hayır. Ben... sanırım türkücü değilim! Her soruyu biliyordum -duyuyordum ama hayatım kaymıştı. Köy yerinde baskındı bu! Sen de kopya çekmişindir yaniiiiiiiiiiiiiii, dedi. Artık evlenebilirlerdi! Sanmıyorum. Bu kadar da işkence yapmaz bana, dedim ama kendi bilgimi küçümsemiştim. Bana bir salise içinde Tanrı'nın isimleriyle organlarımızı saymayı öğretip yazdı. Hangi hastalığı iyileştirdi dedi. Derisi iyileşenler ayağa kalktı. Cevap: CÜZZAM. Ben temize çıktım, o çocuk yapmaya ve gazetelere vermeye devam etti. Bana n'oluyosa ona da o olurdu. Yoksa düğünde şarkı okurdu. Sevginin S'si yoktu mesela. Çok acımıştım onlara. Bence dünyada bu sorunun kökü kurutulmadıkça dünyalı sayılmayacaktık. Ama müzik öyleydi... O değildir o zaman dedim. Bu kadar iğrenç olamazdı. Sonra annemi suçlayan bir ses; o soru sormasaydı, biz de sana sormazdık dedi... bütün sorular dinle ilgiliydi ama tiyatrosu iğrençti. Kaderdi bu demek ki; göründüğüne göre -kural falan yoktu. Kaos ile kaderi ayıramamak için yarın bile okula gitmemem lazım dedim. Niye dediler? Polis mi var kapıda... okulun önünde polis mi durdurdu. Bilmiyorum, dedim. Hayatı kendi akışına bırakmak için ise bir ansiklopediye ihtiyacım vardı. Yeraltıydı bu: Olamaz -o şarkı benimdi. Kızın biri okuyordu. Gazetelerdeki hasta çocukların fotoğraflarını görüyordum, yıllar evvelinden. O dönemde kumar yasak değildi ki, yasallaşsın? Anladım dedim. Hepimize bunlar oluyor. Yani kedi fotoğrafı nedir, herkes çekebilir diyordum...Hikaye: O arkadaşın hapse girmezse kedi fotoğrafı senle çekerse, buna sanat derse...SUSMASI LAZIMDI HAYATIMIN -bu korkunç bir baskıydı. Bu sınavın adına da iletişim dedim ve bu dünya ile en küçük bir ilgisi yok.Kapatın müziği! Susun! Susssss. Kitap okuyun... Gizlenmek için iyi bir neden, kitap okumak. Tek neden. Diyelim ki bu da klavye? Yani evlenmemiş bir sürü tanıdık var diyecektim ama şeytanlar onları da evlendirdi. Şu hayatta midesiz olmak vardı. Onların canı yanmazdı! Kusuyordum.
Bir gün doğaçlama tiyatro dersindeydik, hoca bize bir dilek tutun, demişti... ya da ona benzer bir şey, yani belki de bir konuyu anlatın dedi, emin değilim... ben konuşmamın içinde "insan sarrafı olmak isterim" demiştim. Bu özelliği arıyorum doğrusu. İnsan işine gücüne, gününe, yarınına ara verip sokaktan ne dinlemek isteyebilir, bilemiyorum ama bazen bu sektörde o tarz konuşmalar oluyor ve bu da yadırganmıyor. Benim neye olur neye hayır dediğimi anlamamış birisinin "öyle değil" dememe rağmen, "iyi o zaman, senin için değil ama benim için o değil de bir olur" demesi arasında fark görememek bana göre bir şey değil. Bana salak gibi de gelmiyor, spastik gibi de... kötü kalpli bir katil gibi geliyor bu tarz bir muhabbet. Ben bunu anlıyorum. Kursta öğrendiklerimi konuşma hayatımda uygulamıyorum. Orada hiç düşünmeden anlattıklarımla, düşüne taşına konuştuklarım arasında dağlar kadar fark var. Genellikle düşünmeden konuşmam, nadiren bir iki espri arasına ben de katılırım. Çoğunlukla da susarım. Ben bu eziyeti hak edecek bir şey yapmadım ve de dünyamızın içinde bulunduğu koşullarla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum diye dünyanın göbeğinden bana "benimle ilgili o zaman" diyen bir ses ile muhatap olmak zorunda kalacağımı sanmıyorum. Kitap okumadan evvel aklımdaki bazı işleri aklımdan çıkarmayı severim. Mesela evde bir işim varsa onu halledip sonra sağlam kafayla otururum okumaya ama bu hiç bitmeyen muhabbet beni alıkoyabiliyor. Bir manası varsa bileyim lütfen. Sessiz sakin bir odada, çoğunlukla iki lambayı da açıp okuyorum. Yalnız okuduğumda bütün gün okuduğum da oluyor ama bu önemli değil... genellikle işimi bitirmiş olma hissi yakalamam gerekiyor. Takip ettiğim kadarıyla bu bazı iyi okurlar için de böyle. Bence iyi okur olmak çok da önemli değil. İnsanın okuduğu şeyden keyif alması önemli. Bu da olamıyorsa, ben okumaya okuma diyemiyorum. Çoğunlukla dünyaya aynı mesajı veriyor gibi algılanıyorum. Kitap katiller hakkındaysa konu katiller gibi ama durum bu değil aslında. Sadece akşam kitap okuyacağım için, o kadar duyuluyor. İki yıl kitap okumasam da başka mesaj almam vermem güç olduğundan bu roman yazma kursunun benim için faydalı olacağını düşündüm. Yoksa elbette ki insan bir şeyleri yapmak isterse yapar. Sessizliğin yanı sıra okurken aklımda bir kitap daha olması hoşuma gidiyor. Bu özellikler hemen her okurda var. Ama herkes okuyabiliyor mu, emin değilim. Okurken notlar almaktan çok okumadan evvel konuya yaklaşmayı ya da konudan uzaklaşmayı seviyorum. Bir deli ile değil de, iki deli ile uğraşıyor olmak bana mutluluk verebiliyor. Bütün bunlarda yanlış anlayacak ne var çözemedim doğrusu. Tam okumadan evvel mutlaka saate bakıyorum. Bu tarz birinin saatle tüm iletişimini etkiliyor kitap okuma kalitesi. Ayrıca evde muhabbet halinde olduğum biri de olmadığı için bazen kedime laf atıyorum. Ona durup dururken "sus" dediğim bile oluyor. Okuduklarım aklımdan girip çıkıyor eğer ilgimi çekmezse. Bu anlamda iyi bir yazar olmaktan çok, yüksek derecede dertleşme ihtiyacı duyduğum tek mecra bu. Herkesin delirmemesini ve bu sorunuma acilen çözüm getirilmesini, insanların birbirlerini kışkırtmak için araç haline getirdikleri konulardan derhal vaz geçmelerini ya da gerekenin yapılmasını diliyor ve bunun için de elimden geleni yapıyorum. Her kitapta bazen "o ses susmak bilmedi" der. Bazı konuların ruhu yoktur. Kitabın ruhu yoksa okuması ya zordur ya da imkansız. Bi kere yazarın ruhu zaten yüzde yüz kitabın arkasındadır ya da içindedir. Yazarın değilse de çok iyi bir kitap eleştirisinin ruhu oradadır. Yok hiçbiri değilse, insan okuduklarıyla baş başa kalmak ister. Ben tüm karakterleri yazar gibi görmeyi seviyorum. Bence her şey kurgu olarak kaldığında kaleme alınmış olmasının anlamı asla değişmemiş oluyor.
Ayrıca küfür ve argo kullanımı dahil her şeyin kuralını öğrenirken kendi yolunu çizmen daha iyi olacaktır. Bence benim sana öğretebileceğim hiçbir şey yok çünkü sadece kitap okumanı istiyorum ve bu da beni pek ilgilendirmiyor. Acaba aramızda herkese sesini de duyurabilen biri varsa, bu durumda benim ne kadar zor durumda olduğumu da kara listesine ekleyebilir mi? Yani hastalıklar, felaketler ve ölümlerle mücadele eden ülkemizde ciddi bir mücadele verdiğimi düşünmeye başladım. Kendim için endişeliyim. Çünkü ben sesimi sadece yazarak duyurabiliyorum! Allah insana aptal şansı versin, demek dışında bir mesajım olmayan konuların derinliğinde ise asla yüzemem. Bir noktalama işareti bile benim için daha değerli olacaktır. Argo kullanımı benim için duyduklarıma inanamamakla alakalı gelişebilecek, hiç gelişmese de olacak bir konu ama uzun zamandır argo kitaplığı araştırasım var, nedense. SMS ATIN BANA BAĞIŞ YAPIN AMA ŞUNU SUSTURUN!!! O KADAR SEVMİYORUM. Bu sesleri dünyada duymayan biri kadar. Her şeyin bir çaresi var bana "çaresiz başım, dertsiz kaşım" lafını yutturacak neredeyse. Kendimden bu kadar az ümitli olduğum bir konu yok ki hayatta sizi aynı kefeye koyabileyim. Köklü bir çözüm olmazsa; ya ben ya onlar derken, cidden ölmek istiyorum. Ama Allah'tan ümit kesilmez diye hayattayım. Bunlar şakaya gelecek konular değil. İnsanların işi var gücü var. 7,5 yıl susmamak ayrı konu, mesleğinle ilgili iki laf ettiğin bir şeyle yola çıkmak ayrı konu ama kimse duyurulmak derdinde değil inan. Allah'ım bizi böyle de duyur dediğim, herkes sessizdi de ondan. Dilerse beni duyuracak olandır. İnsan sarrafıdır. Deli değildir. Sapık değildir. Derken bir edebi esere sıkı sıkı yapışıp... bence bu iyiye işaret diyorlar. Bu öyle bir dünyaymış. Nerede kalmış; istemiyorum. Acaba herkes kendi hayatına devam edebilecek mi? Kendi başına bu anlamda kitap okuyabilir durumda mı? Umarım... Ama kafamın içinin mahkeme salonu gibi algılanmasından da, bir takım bilmediğim rolleri üstlendiğim sanılmasından da hoşlanmıyorum. İyi ya kendi sevgilisiymiş!!! Bugün bi kere şu olasılıklar kitabını okumak istiyorum, daha doğrusu dinlemek. Tarih dergisinin videolarını izleyeceğim. Facebook'ta 85 kişi aynı gün beni eklediğinden kapattım. Twitter ile ilgimi kestim. Ayağıma soba düştüğü için ağrımasa yoga videoları beni bekliyor. Evde çalışmalar derseniz, kendi başıma yazmak istediğim şeyler var artık. Dünya umurumda değil gibisinden. Internetten roman yazarlığı okullarını araştıracağım. Online. Yurtdışı. Hayaller ve gerçeklere ilişkin. Kaliteden anlayan çiftlik ürünlerinden bolca meyve yemeli. Sağlık denilince aklımıza gelen oksijeni boşa tüketmemeli. Psikoloğumu arayıp randevu tarihimi öğrenmeliyim. Dolap ayıklamak için nefis bir gün. Sıradan şeyler de yapmalı insan... bir kitap var, yıllarca incelemek istediğim. Bir başka kitap var Türkçe'ye tercüme etmek istediğim. Ama ben oturmuş sabah olmasını beklerken öten kışları asla unutmam. Her şeyin aynı anda olduğu o kısacık andan ibaret ömrümde bunlar da oldu inan. Sipariş verdiğim kitap gelmedi. Onur Büyüktopçu'nun kitabını da bulamadım ama... üzgünüm bugün. O kadar üzgünüm ki bilmediğim bir nedenden dolayı, herkes bunu tartışıyor bir gün benim arkadaşım olabilmek için. Bunu gereksiz ve yersiz buluyorum. Duyduğum seslerden tiksiniyorum. Zaten üzgün falan değilim, şaka yaptım. Sadece keşke herkes kendi makamında olsa ve beni rahat bıraksa. Bu dünya için iki cümle çok fazla. 2010'dan beri dinlediğim ses frekansları şu anda işime yarıyor... güzelleştim ve ayağımın ağrısını bile aldı. Daha önce işe yaramıyorlardı bende. Yine de sabrın sonu selametti. Bakalım... deniz kenarında bir akşam yemeği ve aile ile bir araya gelme mi olacak yoksa bu yıl yine evlerimiz mi ayrılacak. Ben yalnız yaşamayı çok seviyorum. Ama evin düzeni ayrı tabii. Resim malzemelerimi çıkardım; onlar bana bakıyor ben onlara. Bütün bunların tek nedeni de o. Sanki tanıdığım ya da bildiğim birini arayıp bulamıyormuşum hissinden nefret etmeme rağmen henüz hiç başıma gelmedi inan. Bunlara da şükür. Ben umarım böyle yaşlanacağım... aşı da oldum. Son saniyeye kadar şükür. Bir konuyu
bilmiyorsam şahsen asla anlayamam, anlamam. Bu da benim bir özelliğim. Bir gün robot olursam, ağlayabilmek isterim. Havan batsın! Ayşe'nin evine davetsiz giden katildir... Ne kadar iyi kadınlarsa Chuck Palahniuk bile kısır sanıyormuş kendisini artık. Ben sadece sağlığınıza duacıyım. Sülalenizi bilemem. İnsan kendi ailesini bildiği gibi kendini bilir. Benimkini dağıtmaya çalışanları kınıyorum. Kimsin bilmiyorum ama ÖYLE BİR cümleyi de kınıyorum. Polis için önemli değilmiş: E, ÖNEMLİ DEĞİLMİŞ! Bu olmuyor bana asla... ama kurşun geçiriyoruz. Hristiyanlar ise sülalene duacı; sağlığın umurunda değil -sağlık burada kitap anlamında kullanıldı. O lafın var ya A.H.C.V. Bana bi tane çarpsa seni yamultan da nedir<<? Olasılıksız'ı okudunuz mu? Adam Fawer Şu an dahil insanların yüzde 99, 9'u kitap sessizliği istiyor habire sanatçılar konuşuluyor. ŞİKAYETÇİYİM Üstelik de insanları susturmanın imkansız olduğu konuları peşine takmış sanatçılar bunlar... daha da şikayetçiyim. İnsan olan insan susar; kendini kurtarır bari... Yani şurada söylenecek her şey yazılmış işte... konuşan cahildir. Ahzab Suresi, 4. ayet: Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı... Ses: O küfrü okumadan evlenme inşallah!!! Artık oku oku küfür diye dinle -İ.O.İ. Hangi hayvan doldurdu bu cehaleti buraya? DAVACIYIM Kitabın adı OLASILIKSIZ. OLASILIK diyen herkesten davacıyım: kitabı toplatan hayvan bile değildir. Hüküm nedir dava nedir karıştırmışlar... habire bana fal açanları vurun (edebiyat)!!! O yüzden de o lafım: Allah sizin canınızı alsın. Buna da sanatçı skmk kılıfı giydirip BANA YUTTURAMAZSIN. 7 cehennem peşinden koşarım -seni affetmem asla. Ezberlerim o duayı; seni eşek diye bile cennete almazlar... ETTİNİZ YA BANA. Bize hüküm verin d,yen kitabı okuyamayacaksak; neden anlatıyorsunuz falan bilmiyorum... BÖYLE BİR KİTAP VARDI. Ben on yaşımdan beri aynı duayı okuyorum. Sana merhaba dedirteni unutup BANA merhaba diyemezsin. Sadece bir kitap daha... DNA'sı bana ait. Kafadan atanlar masum. Aşık olanlar delirmiş gibiydi. Oysa ben anneme hayatta "öff pöff" demeyeceketim. Ses: herkes ama öffleyebilir! her neyse... Evden şeytani eşyaları at.Demonic Possession Removal Frequency | Digital Spell To Remove Demonic Possession Beni ilgilendirmeyen yaşam felsefesi, felsefe bile olamaz. 7,5 yıl bağırınca bana hepsi küfür gibi geldi! Arkanızdan dna tamiratı yapıyoruz. Bence yeraltı edebiyatını internete koyun da biz de söylenmekten vaz geçelim. Ardında sessiz biri var diyor -şu hırsızın hakkında konuştuğu sessiz sen misin diyor? Sen de şunu bil; istemediğim milyonlarca şeyden birisin. YA DA SUS! BEN DE ŞU ÇINAR AĞACINDAN UZUN YAŞAYAMAM. Deterjan da sıvı ama içmiyoruz: sen ve ben! Sakın anlamadığını sanma, sadece şu an anlamadığın bir anda, anlamadığın bir anlamda... bende. Herkese bir şey de, bir kişinin canına okuma değil de, ayağımın üstüne soba düştü. Yani ağrıkesici aldım; boyum uzar mı diye mi bakacaksın? Yok canım, geçer şimdi. Daha kitabı okumamışım, bana ne okuyacaksın diyor! A.O.C.A. Yani hazır sanatçılardan bahsetmişken komik bir şey anlat bari; ama her dakika çekiştirirler. Ayşe miydim Fatma mı? Buraya kadarı maşallah, bari şimdi ne? Çok kötü çok kötü, hadi neyse amcamın oğlu. Cinsiyet oluşumuna geçtiler... bu ataerkil bir toplum diyorum; yok hayır kız doğdu, erkek doğdu. Kitapta neden ata kelimesi var o zaman? Neden gene de atalarımız denilince iyi Arap kadınları denilince kötü olduğunu anlayamayan bir ateist kesim var? Ya Ayşe dediğin kadın hasta, kısır, zavallı bir kız... savaşta yara sarmış. Senin de bir anan baban yok mu, senin memleketinde de ezan okunmuyor mu? Şart mı birini karalamanız? YAZIKLAR OLSUN. O küfrün de senin her ne ise, bu alemde bu: A.S.C.A. Bak
bakalım ney? Savaşta onların evlerini ziyaret edermiş... zamanla ilim olmuş. Canını alsa ne olacak, senden iyi değil mi? Özetle her ettiğin küfür seni bulacak diye seçtiğin küfürden üstün olsun diye bu bir hak, yazarlar için. Beğenemedin mi? Ne oluyor da Allah canımı alacağına sen çıkıyorsun karşıma bu bela da beni nasılsa bulacaksa? Bana bakıp bunları dediğine göre, harflere kim bilir neler dersin? V.V.s. Ailecek yenilecek yemek ne kadar geç saate kalabilir? Çocuklar ödevlerini bitirip yemeklerini yesinler ama bir gün de ailecek yemeyiverirler. Sofra kurulduğunda Neşe hanım ile Saniye Hanımın ailecek görüşmenin ötesinde akraba olduklarını öğreniriz. Hayatın nasıl herkesi, uzun zamandır hiç görmedikleri akrabalarını bile unutmadıklarını anlarız. Neşe hanım sofrayı donatmış, yok yok... Saniye Hanım oğlanın bisikletiyle gelmiş. Saniye ve Bedri Korkusuz, bisikletlerle gelince Neşe Hanım inanamaz. Ayıp olmazsa bizim çocuklar binebilir mi diyecektir ama utanır. Yemek esnasında öksürük krizi tutan Saniye Hanım da çok utanır. Sadi Bey de hayatının her keyifli gününde olduğu gibi ama güneş gözlükleriyle oturuyor sofrada. Neden çıkarmadın gözünden denilince "yarın gözlükçüye gideceğim, unutmamak için" diyor. Çocuklar nasılsa evlendi gitti, bisikletlerini bizde bırakmışlardı muhabbeti olur... bu keyifli geceye bir bakalım: Neşe Hanım: Nerede kaldı bu çocuklar? Gelmiyorlar çünkü hep birlikte yiyeceğiz sanıyorlar onlar yani sanıyorlar dediğim, aman sen anla işte... Sadi Bey: Onlar yesinler artık. Bizi boşuna beklemesinler... Çocuk1: Hayatım! Neşe Hanım: Bana öyle şeyler deme evladım... ben senin annenim. Sadi bu çocuk beni deli edecek böyle böyle. Hem senin bugün yediklerin hariç geriye bir dünya kalmış mı diye camdan dışarı bakmalıyım. Oğlum şişirmesene o göbeğini öyle. Sen ne sebeple bizi karşına alıyorsun. Bizim seninle aynı takımda olmamız lazım. Çocuk1: Hayatım, kötü bir laf değil ki, ben güzel diye dedim anne. Canım annecim! Nasıl? Sadi Bey: Söyle bir tanem. Neşe Hanım: A a, Sadi. Çocuk bana soruyor, sen neden cevap veriyorsun. Annen arama mı yaptı. Hayır yani ödemeli aradı da benim mi haberim yok. Söyle oğlum. Söylesene ne var? Sadi Bey: Oğlum sen ye yemeğini, annen sakinleşsin, kendine gelsin. Sonra gene konuşuruz. Çocuk1: Ben aç değilim... ablam yesin. Kalırsa ben de yerim. Sadi Bey: Ablan nerede evladım? Karyolası boş ama kütüphanesi kapının girişinden görünmüyor. Çocuk1: Baba onun kütüphanesi görünmüyor ki zaten. Kapının yeri yanlış bizim. Neşe Hanım: Evet Sadi, onu değiştirelim. Çocuk 1: Hayır anne, değiştirmez babam.
Çocuk ailesiyle konuşup dururken genç kız odasından çıkıyor. Sanki kendisinden bahsedildiğini duymuş gibi ama aslında kapıdan söz ediyorlar. Sadi Bey: Minnoş da geldi bile. Neşe Hanım: Kızım sen bu kapı hakkında ne düşünüyorsun? Çocuk 1: Kapı mı? Anne ablam ne bilsin kapıyı, ne soruyorsun. Genç Kız 1: Mete kesin sen karıştırmışsındır ortalığı. Canım annem benim... Harika annesine sarılır. Çocuk 1: Annecim, sen bi dursana. Harika ablacığım lütfen bana bir açıklama yap, sen kütüphanenden memnun musun? Annesini kenara iter... Genç Kız 1: Bana Harika abla diyebilirsin. Sana izin veriyorum. Neşe H. : Kızım ne o elinde cips sepetiyle geziyorsun evin içinde? Genç Kız 1 : Bu sepetler moda anne... Çocuk 1: O ama bizim ekmek sepetimiz. Sadi B. : Haydi siz bir şeyler yiyin. Yani dünya yaratılırken Tanrı sadece nefesini üfledi. İnsanı da nefesinden yarattı ama topraktan değil. Topraktan yaratma cennette olmuş olan bir şey. Dünyada olmadığı için inanmıyoruz. Hristiyanlar da Adem'e inanmıyor. Dünyanın kalbinde bir kitap olmasının tek nedeni "istemiyorum" diyebilmen. Bu noktada "istemediğin kadar" diyenlerin büyük riskler aldığı ortada. Dünyada bir cennet yok, cennetlikler var sadece. Bu da kaçınılmaz... Müzik ise bir ses ve nefes borusundan ibaret bir gerçeklik barındırıyor. Onun içine sürekli üflesen de o da dünyaya ait bir gerçeklik. Benim evime değil. Ben aynı kitabı istemiyorum. Sen müziğin içinden "bu bir terör meselesi diye bile olsa ölüm kalım falı açamazsın". Müzik dünyada kalır diye dünyada kalacağını zannediyorsan git aç müzik, benden ne istiyorsun. Bugüne kadar inanmadığın bir ne? Bunlardan şikayetçiyim ama artık ölmek istiyorum sesini duyduğumda! ÖLMEK İSTİYORUM, ANLIYOR MUSUN? HAYIR. AMA İSTİYORUM. Kendi dilediğim yaşta, kendi dilediğim hayatın sonunda. Biri buna abdest diyor. Biri hap diyor. Biri okul diyor. Biri politika diyor. Ben: kitap mitap istememek diyorum. P.S. Aramızda bir kitap var -bende olmayan! Ya ölmek istiyorum ya da O KİTABI İSTEMİYORUM. SOL Kat kat yukarılar var. Ya git sen de oku... ya da seni onlar bi sorsunlar. SAĞ Beni müzikal bir haber sayfasına çekiyorlar... onlardan korkuyorum.
Aileler vurulup öldürülüyor. Kurbanlıklar insanların üstüne saldırıyor. Kapımıza domuz bırakıyorlar. Kendini bunlardan iyi sanıyorsun. Nesin ki sen? Ya cennete gideceksin ya da cehennem. Bunu da seçenek sanıyorsun. Ölünce gidilecek olan bir cehennem bir sırat köprüsü bile düşünmemişsin hayatında bana ticari masallar anlatamazsınız. Hepsinden de şikayetçiyim. Küfür yasallaşınca küfür etmiş gibi bir edebiyat parçası daha elime yapışıyor ve gitmek bilmeyen bir kitap listesi daha. Konusu da bu, işime geliyor iki kelimeyle bunları başımdan atmak. ben git dedim: sen gitmek nedir bilmiyorsun! Bu politika olamaz. Politika insanlar değil, ülkeler arasında olur. En küçük bir ders alamayan insan olamaz çünkü o ders daima peygamberin varlığıdır. Okullar olmasa da üniversiteler bunları okutuyor. Ne anlıyorsun beni -köy yerinde baskın. SÜLALENİZ BATSIN! Ben o benliği öldür dediğimde 16 yaşındaydım, sen insanın adına saygı nedir daha bilmiyorsun. Bu uçurumları öldürün. Benim için konu neydi biliyor musun :öl toprak demek. Bitti. Ama anlamazsınız siz. Siz musallat olmak bir pire biriktirmek dışında bir şey anlamazsınız. Ben de sizi anlamak zorunda değilim. Anlayamamanızı anlamam ise İMKANSIZ. Bence öyle bir kadın yok denilen kadınlar listesi ve bir dünya insan -yok. İnsanın genlerinde kadın olmaz ki. SENİN ÖYLE Bİ KİTABIN YOK! Konu bu mu diyorum. Menajerler peşimi bırakıyor. Sözleşme. Mürdüm eriği sellere atılsa da -bir ilgim yok! Geriye bir dünya kalmıyor... konu o kadar sakat. Ya ölürsün ya da bu belayı sevdiğin birinin başına açarım. Bu kişi de, belayı bana bulaştıracak. Bütün plan bu gibi oluyor. Plan bu gibi mi? Plan işlemeye başladı bile diyorlar. Olur mu, diyorum. Şu anda işlemiyor. Yürümüyor, anlıyor musun? Bu plan yürümüyor. Bu anlamda dine inanmamayı gereksiz buluyorum. İnsan inanmadığı bir şeyle neden o kadar vakit geçirir, bunu da güvensiz buluyorum. Bir ülkeyi okuyup anladığım konu sadece diğer ülkeyi okumadan işlemiyor sanılıyor. Bu durumu anlamsız buluyorum. Her geçen gün biraz daha uzaklaşıyorum.,, Bence öyle bir yok. Yani böyle biri yok... gerçekten yok olmadan hem de. Ama onları sevmediğimi düşünmek bile binlerce soru işareti bırakıyor aklımda. Bunu gereksiz buluyorum. Artık yerin altında yaşıyor gibiyim. Bunu haksız buluyorum. Şey... tekrar etmişsiniz. Bence şarkıcı olun! Onu söyleyenin dilinden anlayan birileri olmasını ise gurursuz buluyorum. Bütün ibadetleri yerine getirirsem duymayacağım bir ses. Bunu çaresiz buluyorum. En kötüsü de; dönüp bütün bunların bir çaresi var diyenler. Onları böbürlenen canavarlar gibi görüyorum. Gösteri Peygamberini böyle okuyorum.
Siz de yazın. Sizi de okuyalım. Kimseden alamadığım bir duyumla, herkes gibi sokaklarda yürüyoruz ama iki de şahit lazım. ÇOK MU KOMİK? AŞIRI MI GÜZEL? Bence senin kıskançlık damarlarını kesmişler göbekbağı sanmışsın... Kimseden duyum alamadığım için biri avaz avaz bağırsın ki; sana da sevgilisinin sevgilisi falan diyelim. Bana hiçbir lafı olmayan biri için biraz fazla konuştun. Üç cümle üçü de benimle ilgili bir kişisel yokluk. Kendi b.kunu göremedin mi de benim cehennemde bile affetmeyeceğim senaryoyu insan diye senaryolaştırdın? Bu suçu da bana atmak için tek sebebin senaryoda kendinin olmaması mı? Ben sizi tanımamanın yanı sıra seni tanımak istemiyorum. Öyle de cehenneme inanamadı yazık... senaryolar konuştu. TRBYSZ Müziği de açalım mı; belki valz diye göbek atar oynarsınız. Hiçbir şey olmadı ne demek; olmamış olması gerekiyordu değil de -artık olmuyor mu demek? YAZIK. Özrünün içini kendi beynin dolduruyor mu ki, benim gözyaşlarım doldursun? Hatasını anlamayan biri olarak bilerek hata yapan biri olarak, kim olarak habire kim özür diliyor? Beni sabunla yıkayın artık demedim -benim canımı al artık dedim. Onu da sana mı dedim? Bu büyük korkunç tabloya rağmen bir kişinin ölümünü yazmış -o da yalancının teki mi sandın? Hayır yani, siz kimsiniz -ben "böyle" kendi kendimin canına kıymadım. İmaj yapmak gibi bir niyetim yok; dürüst olayım -siz paparazzilerden şikayet edin OLMAZ. BU YAZI. YAZAR BU. FARK VAR. Bir şey sakladığımdan değil, konuşmaktan tiksindiğim için bazen susuyorum. Tiksindiğim şeyi konuşmak zorunda olmamak ile tiksindiğim başka bir şeyi yapabilmek arasında elini yakacak dağlar var. O dağlarda bir kitap yok. İnsanı bilerek üzmekle bilmeden yanıltmak arasındaki fark ben olamam. ŞİKAYETÇİYİM. SUSUN. Kabul etmiyorum -ben nasıl NE AYŞESİ dedim? İnanmadım. Müneccim b.ku mu yedim? Sizin aklınız fesatmış. Ben kitap okumuşların bir kitabını okudum... Ayşe diye bir "belki" yok. BENİM İÇİNSE YOK! BEN ŞİMDİ AYŞE DİYE BİR İY BİRİ yok ya da var diye mi yazıyorum? Hayır. Bir kitapta var. GİT YANIL! NE FAULYE NE SOĞAN; SHERLOCK HOLMES'TEN AŞK DOĞMAZ :ÖLÜR! Ben öldürdüm bile. İki kafası var biri ben... Aynı kafa ama iki kafa... CANIMIZA YETTİNİZ. Bana anlatılan konu sende dert olarak duruyorsa -benim için vakit kaybı olur dinlemek. SEN KAPAT ÇENENİ DE DUY. A.H.C.A. Sana yapılanın mislini yap deniyor... Allah'a yapılan adakları kendine yapıldı sanıyor. G.Z. Düşünsene insan diyorum, ana baba diyorum, şan şeref diyorum -küfür ediyorsun! DAHA MI İYİ? 4 kitap okuyorum, dördünde de yok -gene Ayşe diyorsunuz. Bari okuyun hadisleri... Şarkıcı değilim... olmayacağım da. Ben insan gibi insan olan yazarlarla çalışacağım... o da yazara yazar denildiği gün olacak. Ama HERKES "çift görüyorsun" diyip duruyor bana. AŞIRI SIKILDIM. Evrendeki her şey; kadın inciten bir erkekten iyidir ayrı konu; kadın dövüp öldüren bir erkekten iyidir ayrı konu! BEN GERİ ZEKALI MIYIM? YERYÜZÜNÜN en sıkıcı insanları *çift görüyorsun dışında laf bilmeyenlerdir. ÇİFTETELLİ ÇIKTI MIIIIııııııııı? ÇİFT GÖRÜYORSUN DIŞINDA LAFINIZ YOK! A.H.C.A. Bize burada gibi sesli bilinçaltı küfür mesajı verenleri kınıyorum... ŞİKAYETÇİYİM. Sayın "taş düşsün" diyen bana, sizi şarkıcı yapalım. Ayşe hanım biz aslında müzik yapmıyoruz. Ya defol git haber nedir öğren; hapis nedir ben öğretmeyeyim... Üç yıl sonra yamalı giyeceksin diye yırt o zaman yeni elbiseni! G.Z. Ne diyor Ayşe -yamalı gez daha iyi. Sherlock Holmes ölüyor -BANA DİYORSUNUZ Kİ BEN SHERLOCK HOLMES'UM! GEBER!!! Çekemem 24 saat twitter! KENDİ KENDİNE KONUŞANA sapık derler. Normalde deli!!! Burada sapık. BUNU BEN YAZIYORUM -internet kesildi haberi okuyorum. Sizi bilemem. Bu burada savaş da olabilir barış da... BENİM AÇTIĞIM BİR ŞEY DEĞİL! HARF. Benim için ateşkes şöyle; BUNDAN BÖYLE ÖLMEDEN GÖRÜŞMEYELİM! Ateşkesten sonra ateş edenlerden nefret ederim. Sen ateşkesten mi? Ben ateşten. Ben kendim ise nefes aldığımı unutsam bile kendimi öldü
sanabilirim... cennette sanabilirim, cehennemde sanabilirim. Sen kendi mi şeytan dedin? İyi o zaman. Yani bana ölü demek için beni öldürmen gerekir; o zaman da ölü diyemezsin. Ama kitap der! 365 gün, 24 saat boyunca da -düğün günüm yerine hapishane gördüysem, neye hapis dediğim de kimseyi ilgilendirmezdi. KAPISINI AÇIYORLARMIŞ!!! RUHUM DARALDI. Bağıramazsın kel Fatma! Sen o deve tüyünü ye; b.kunu iç! BULAMAYACAKSIN O LAFINI. KUL HAKKI; 7 cehennem gezeceğim -gene SENİ AFFETMEYECEĞİM. O kadar kitabın vardı; bana düğünümü göreceğim gün hapishane falı açtınız!!! Sizi affetmeyeceğim. Ama yazarlara insan denilsin çünkü hapisteler. Herkes ölü olsaydı -SANAT DİYE BİR ŞEY OLMAZDI. Onu da tapulu cehennemin sanma artık. YETER. YETTİNİZ. NEFRET EDİYORUM SİZDEN. Beni cehennemlik sanıp -ÖLÜ DİYEMEZSİN. ÖYLE BİR HAKKIN YOK! A.H.B.V. Ama bana cehennemlik kadın muamelesi yapıldı. Ben onları affetmeyeceğim... Ceza sistemi dünyaya cehennem yoluyla uyarlansaydı; affetmek edilmek değil de, ceza yemek yememek söz konusu olurdu sadece. CEHENNEMDE YANACAKSIN GENE AFFETMEYECEĞİM. Sonra bana zorla ORSP şarkısı okuttular... hazır ezberlemişken, ölenlerin arkasından da okudum -daha ona şarkı diyemeyenler var. OLMASIN BUNLAR!!! Kitaplarımı ve günlüğümü çaldılar ve hala cahil demeye çalışıyorlar. G.Z. ONLAR! SEN OKU. Senin küfür ettiğine göre bulacak değiliz ailemizin soyunu... terbiyesiz mahlukat. Bi dahakine idamı yasaklarken mi harap olayım? GÖSTERİ PEYAGAMBERİ -okuyun. Genlerimde olan öbür küfür ettiğiniz bayan! Ben ayrı bayan... hepsi de peygamber soyundan. Spastik olduğunu bilmiyordum ben, hiç aklımda yoktun o yüzden. Git doktor ol. Ey Ayşe kadar taş düşsün diyen ses; O KİTAP KADAR TAŞ DÜŞSÜN KAFANA. O ŞİMDİ SENİN Mİ KİTABIN SANDIN? Ben de rüyaya yattım peygamberi görmek için -kitap gördüm. Ne diyor Ayşe? Peygamber düğün günüm yatağımın kenarına oturdu... o rüyaya zarar ziyan demiyor da, kitap diyor. Neyse... ne diyor Ayşe; KURTULMAK ZATEN İYİ DEĞİLDİR... neden? Kitabın biri orsplrı kurtarıyor. Diğeri yok ediyor. YOK EDEN BİZİMKİ. Kimmiş? Merak ettim doğrusu. Her şey için çok geç. ÇOK! Gösteri peygamberi kitabında da incilden pasajlar var, demek ben de yazarım. ay Karakterler Doktor Hüsnü Bey Sevim Hanım'ın eşi olan bu Doktor Hüsnü Bey özel hayatına ne kadar düşkünse başına kişisel verileriyle ilgili o kadar dert açılır. Sevim Hanım'ın aksine çocuklarla oldukça mesafeli bir ilişkisi vardır. Doktor olmasının yanı sıra psikolojiye olan ilgisiyle dikkat çeker. Psikoloji okuyamamış olmasından yakınır durur ve bu olay bütün hayatına şekil vermiştir. Travmadan tutun da, sanrı fobisine kadar tuhaf tuhaf hastalıklardan dem vurarak söylenmeyi çok sever. Sevim Hanım'ın arkadaşlarının yanında da neyse odur... karakterinde gizli saklı bir yanı yoktur. Oysa kendisi ruh ve sinir hastalıkları değil, çocuk doktorudur. Neşe Hanım'ın eşi Sadi Bey: Sadi Bey hayatta ne istediyse elde etmiş olmaktan dolayı gururlu bir karakter. Alışveriş konusunda karısıyla yarış halinde denilebilir. Sadi Bey'in en sevdiği konular arasında ne yazık ki site hayatı yok çünkü bir türlü kendi fikirlerini kabul ettiremediği tek yer kendi yaşadığı sitedir. Genç ve cesur olduğu günler asla geride kalmayacak gibi yaşamamalarına rağmen arada yaptıkları sivriliklerle "ne güldük bugün" dedirtecektir. Sadi Bey karpuzu gül gibi oymaya kalktığında bir tarla dolusu karpuz ziyan olmuştur... ortaya çıkan karpuza ise kahkahalarla, Neşe Hanım'ın gülmediği kadar
güleceksiniz. Bedri Korkusuz: Bedri Korkusuz'un villasını şehirdekiler bile bilir. Zaten evin önünde kocaman bir tabela asılıdır. Güvenliği komşuları kadar çok ararlar. Her yerde kameralar vardır. Bedri Korkusuz için hayat çocuklarının etrafında dönmektedir. Biri 8 yaşında, diğeri 16 yaşında iki çocuğu vardır ve de bunların arkadaşları farklı farklı olduğundan, diğer sitelerin çeteleşmiş çocuk gruplarından onları koruyup kollamak için kendisini çocuklarına adamıştır. Bedri bey ile Saniye Hanım'ın ilişkileri bir merhaba ile başlamıştır. Kimsenin onlara üstünlük taslamasından hoşlanmaz fakat eşine çok aşıktır. Güvenlik: Güvenlik ile yazar aynı villayı paylaşmaktalardır. Bazen olaylar iç içe geçer ve neden bahsettikleri anlaşılmaz bir hal alır. Evlerinin girişi bir yukarı katta ve diğeri alt katta olmasına rağmen içtikleri su ayrı gitmemektedir. Güvenlik bir bekçiden farklı olarak kültür düzeyiyle herkesin kahramanı rolünden sıyrılmış ve site sakinleri arasında yerini almıştır. Sürekli kitap okumasının yanı sıra bir yazarla aynı villada oturmasının bazen ondan tavsiyeler almasının umutları ya da hayata bakışı yönünde kendisini taşıdığı basamakları yine güvenlik olarak çıkmaktadır. Yazarın öldüğünü sandığı binlerce hikayeden birinde bile gerçeklerle bağdaşmayan yaşamla ölüm arasındaki çizgisi insanın içini ürpertecek her seferinde! Semih Bey: Kadriyanımın eşi çalışmıyor. Emekli olmasına az kalmış... vakit dolduruyor. Albay ama hep polis olmak istemiş. Normalde lüks otellerde aşçıymış. Semih Bey evde sporcu giysileriyle geziyor. Internetin i'sinden bile haberi yok. Şehirde yaşayan çocukları aileleriyle kendilerini ziyarete gelmiyorlar diye çok üzülüyor. Kadriyanımın yazarla olan muhabbetlerini de biraz kıskanmaktadır ama Kadriyanım ile vakit geçirmekten çok onun evine ayırdığı sürenin daha fazla olmasını istemektedir. Evde bir şeyler yolunda gitmediği zaman çok sinirlenir. Çocuklarının mutluluğundan endişe duymaktadır ve de bütün rüyaları gerçek çıkmaktadır... Sitedeki ailelerin çocuklarıyla abileri ve ablaları arasındaki yaş farkı göze çarpmaktadır. Çocuklar inanılmaz derecede yaratıcı oyunlarıyla seyirciyi büyüleyecek gibi hissederler. Koşarken yavaş çekimde sanki bir savaş kahramanını andıran Mete, sörf okulu oyunuyla seyirciyi büyüleyecek olan Derin ve diğerleri aslında sürekli olarak doğaçlama tiyatro sergiler gibidirler. Gençler ise sanki bir iş yerindeymiş gibi takılmaktadırlar. Bütün gün ne giyeceğine karar veremeyen bir kız gibi Harika, elinde babasının çantasıyla işe gidiyor gibi evden çıkan Engin'in başından aşağı kaynar sular döken fotoğraflar, internetten kafasını hiç kaldırmayan Neslihan ve Doktor Hüsnü Beylerin üçüncü kızları olan Beste neler yaşayacak? Şaka gibi değil mi? Bu çocukların hepsi de internet üzerinden online eğitim alıyorlar.Özeleştiriyi çok
seviyorlar. Karakterler yazlık arkadaşları ve komşuları olarak iletişim halindeler. Çoğu ailelerden oluşan bir sitede bir de yazar var. Masal gibi bir sitedeler. Evlerin önünde bile havuzları var ama kimse bunları değerlendirmek derdinde değil. Kışın da orada yaşadıkları için bazı konularda hemfikir olmak site yaşayanları için daha önemli. Kışın havuzun boş olduğu günleri görmüyoruz. Sürekli ateşin etrafında toplandıklarına şahit oluyoruz. Bu gibi detaylar ile şekillendirilecek olan sıcak bir atmosferde, sitede yaşayanların hayatlarına renk katma isteklerini ve bir türlü şehre inemediklerini göreceğiz. Aileler kendi halinde, sakin yaşamayı sevdiğini bile unutmuş, yaşadıkları sitede bir yenilik yapamadıkları için çocukları ile aynı mutlulukları paylaştığını yeterince hissedemeyen aileler. Çocuklar hayatı oyun ve eğlence olarak görüyor. Gençler için ise hayat maceralarla dolu. Çocukların oyunlarındaki yaratıcılıklar baştan çıkarıcı, bazen büyükleri bile oyun hayatlarına katıp sitenin bekçisini deli ediyorlar. Gençler hayatın en güzel günlerini zıya etmeme çabası içinde, okullarında başarılı, yaratıcı fikirleri olan cool tipler ve şehre inmelerinin şart olduğuna inansalar da orada aradıkları mutluluğu bulacaklarından da hiç emin değiller. Anneler genellikle bayan toplantıları yapıyor ama babalar genellikle bezik ya da tavla oynama organizasyonları yapsalar da, daha çok apartman toplantısı yaparken gördüğümüz bu kişilerin emekli olduğunu düşünmeyelim. İşe giden bu aile babalarının hepsi de aynı şirkette çalışıyor gibi işlerine bağlı oldukları kadar evlerine de bağlılar. Çoğunlukla onları işten eve dönerken görüyoruz. Bu insanların aslında saçmaladıklarını anlamanın tek yolu, onları yazarın gözünden de görmek olacaktır. Sitede yalnız yaşayan yazar, feminist bir bayan ve savaş muhabirliği gibi önemli işlerde görev almış Gerçekle yalan arasındaki sınırları bildiği kadar gerçekle hayal arasındaki sınırlardan haberdar değil. Senaryodaki herkes yaratıcılıkta birbirleri ile yarışıyor ve komik yaratıcı fikirlerle başlarına gelen trajik ve de karanlık olaylar arasında hiçbir bağ yok. Ortaya çıkarmak istediğimiz kavram: “Tanrım, bana kitap dolu bir evle çiçek dolu bir bahçe ver.” Konfüçyüs Benim ne suçum olabilir? Ben kitap dolu bir evi sizlerle paylaşmadan önce yazdım. Bana evimi zehir ettiniz. Bağırdınız. Çağırdınız. Dalga geçtiniz. Dileklerimi çıkarıp çıkarıp; senaryolar yazıp onlara haram edesim var. Ayrıca kitapta diyor ki; hııııı, tebi tebi, diyenden beteri yoktur. NEDEN? Çünkü düşünmediğim bir şeyi duyuyorum. Evet ya da hayır demek gerekiyor. Elindeki senaryo yaşam enerjimi tüketiyor çünkü özel ahlak anlayışımı ve özgüvenimi zedelediniz -ben nasıl Allah'ı kendime şahit tutacağım? ŞİKAYETÇİYİM Her yeni senaryodan davacıyım... Yani ne kadar güzel düşünülmüş bir film olsa da; sonuçta belli bir ahlak anlayışında hemfikir
olamadıklarımızın elenmesi kaçınılmaz olacaktır. İnsanların ahlak anlayışları farklı olabilir. Hemfikir olmak için belli mesafeleri korumak şarttır. Küfür nedir bak sözlüğe. Bayram diye kutla bugünü de... nasıl bi şey bu ya? !!! Mucizeler haram oldu bana; halå sanatmış! Sen daha ben bugün ne giydim görmekten acizsin. SLK Ulan hayvan orsp sertifikanı benden mi aldın? Olsun o balkondan atlarken ben doğan benim değilmiş çocuk. O zaman olmuş! Ses dedi müzisyénler; kadeh dedik biz:( O sen olsan ben bugün tavuk yerdim. Yemedim. Yemedim. Tavuk yemişim sanan bir insan ordusu üstüme yürüdü ve bana zorla tavuk yedirdiler. Jenny? Jessica? Lauryn? Stephanie? Nerede bu adam? Herif bir kez gördüm diyecek... depar atmış. Nerede? Ben de kırmızı başlıklı kıza inanmıyordum ama ne yazık ki bu korkunç bir dünyaymış! Herkes masal okuyabilir diyorum; senin anan deli biraz diyor. Niye, hangi dağlara elimi sürsem öldürecek; anlamadım ben kitabı diyorum, okusaydın diyor. Okuyan okumuş, ben sadece soruyorum diyorum; bitir o kitabı diyor. Ne diyeceğini, diyeceğimi adama günün sonunda diyorum; bu ne telaş, ne anlatıyorsunuz bana bunları sittin sene evvelinden? Onun dışında tavuk benim diyor. Anlatmaktan vaz geçiyor. Kaç yıldır ne kurt ne kuzu diyorum; kaç yıldır diyor. Bak hiç Karadenizli dışında mecazi konuşan var mı? Bilgisayarımı zedeleyip, resimlerimi kırıp, sonra da bütün yaptıkların benim eserim aslında diye üstüne konmaya çalışan birini özlemek isteyen var mı? Çok güzel tükürüyordu! O arkadaşımın heykelleri kırdığı sanat projesine dönüştü bile... siz rahat olun! İnsan kendini sanatçı sanamaz valla... SEN GENE İYİ HALLETMİŞİN O KONUYU!!! Çocuk nasıl doğar; ATLA CAMDAN AŞAĞI GÖRÜRSÜN! Ne gösteriyorsunuz bunları bize sittin sene evvelinden? Kaç yıldır ne kurt ne kuzu diyorum; kaç yıldır diyor. Diyelim ki Sherlock Holmes is dead. Rolling Stones'un gitarı sanmış... yazık! O kadar iyi yani. Tina Turner'ın kemikleri sızlamış. David Gilmour seyircinin omzunda ağlamış. The Doors sanatçısının adını unutmuş, duvara yazdırmış... O sen olsan ben bugün tavuk yerdim. OLMAZ OLSUN; OLSUN, BİZLERE DE HEP BU EZİYET OLUYORMUŞ. Selena yaş günü kutlayacak sanki! Coma la flor -Amerika'da filmini izlemiştim. Sanki gospel dinlemek için Amerika'ya gitmiştim ama kadınlar kulübü de gitar gibi ikiye ayrılmış: git denilince gidenler, git denilince gitmeyenler! Kitabımı rezil ettiniz. A.H.C.A. Acaba sizlere daha çok senaryo mu yazsam? Ne dersiniz... yeterince yaşadım. Yeterince okudum. Bu filmler de yapılmış. Sürünü üstüme sürünce sürünü sürmüş olmuyorsun, canıma kastetmiş oluyorsun. Beni de sürüye katıp sonra da kurt kapmasın demek istiyorsun. Ama canıma kastediyorsun. Kurtlara ihtiyacı olmasa da bir köpeğin şart olduğu sürüde, çoban köpeği yok diye kendini şart koşuyorsun ama sen sürünün arkasından değil, önünden koşuyorsun. Bir adam varmış, sürekli sadece kaza namazı kılarmış ve saati de hep bir gün geriden tarihi takip edermiş. Baktın köpek rol çalacak, kurda razı oluyorsun. Kurt gelince sürü mantığını yitirdiğin için de,
bir kurt sürüsü görememene şaşıyorsun. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, nasıl olup da inekler ve koyunlar beni çiğneyip geçmedi diye bakıp bakıp, kurtlara emirler yağdırıyorsun. Kurtlar ise doğası gereği koyunları yiyor. Geriye kaç kişi kalır? İki kişi, bir de köpek. O köpeğe de insan muamelesi yapıyorsun. Yemeklerinden verip, uyumasını garanti etmek anlamında olması gerekiyor... ama köpeği de gece bir tilki kovalıyor, bir kurt saldırıyor. Geride kalan kurda da koyunlarım nerede diyorsun? Kurt da bana bakıp; adamı çiğnemişlerdi. Ben de yedim diyor. Kurt koyunları tek başına mı yedi diye kimse merak etmesin. Ben senin üstüne koyunları saldım, sen benim üstüme kurtları saldın diye bir de bana kafa tutuyorsun. Köpek kendisini işe yaramaz hissediyor. Buna bir son vermek isteyen biri yeni bir koyun sürüsü alıp, köpeği de yanlarına koyuyor. İşte kırmızı başlıklı kızın yorumu... Bu baban evde yokken, araban da yokken ehliyetim var demek gibi. ~ Ben çocuklar gibi sevdim devler gibi ıstırap çektim. • Atilla İlhan "İnsan sandığından çok daha dayanıklıdır." - Charles Bukowski Bir keresinde bir kitabı 3 kez okumak istediğimde, yıllarım gözümün önünden kayıp gitmişti. Bunun büyük bir travma olduğunu düşünmedim hiç. Allah'tan ümit kesilmez. Ama bu duyduğum sesler beynimde hasar yaratmış olmalı. Hem ilaç kullanıyorum, hem de beyin şifası ses frekansları dinliyorum. Artık iyiyim. Bu erkeklerin dünyası ve her bayanda tek bir erkeğin zihnini anlama yetisi var. Feminist bir zihnim olduğundan eminim ama erkek düşmanı nedir bilmiyorum. Beni kendimle savaşa atan egom değil... egomla savaşanlar. Yani dün sizlerle paylaştığım metni bugün internetten takip etmek kitap okumak işin sağlıklı yanı. Dolayısıyla niyetim kimseyi suçlamak değil. Sadece babamızın karşısında paylaşmadığımız kadar suskun olduğumuz anların çok zorlamaya gelmediğinden eminim. Şikayetçi oluşum bu yönde. ADAM hırsızın kolunu kesin diyor -ben kitap okuduğum kolumu zor kurtarıyorum. 'İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil; prensipleri ve inançlarıdır.' - Albert Einstein Bugün evine dön diyorum, başka şarkı oku diyor! ~ Susarak kaçırdığın bir şeyi telafi etmek, konuşarak gücendirdiğin bir kalbi tamir etmekten
daha kolaydır. Tulumdaki suyu muhafaza etmek, ağzını sıkı bağlamakla olur. • Hz. Ali Bu açıdan bela oku daha iyi -yoksa yani ego karakterin bir parçası. Teşekkür etmek için misafir beklemiyorum... Bunları ben diyorum; e, sen diyorsun, oku ama diyor... KONUŞMAYA BAŞLIYOR! Benim dinimde yapma denilen şey yapılmaz, yap denilen yapılır, bahsedilmeyen din değildir. SONRA DÜŞÜNÜLÜR Sen kimsin ki en kötü arkadaşımdan söz ediyorsun diyorum; senin ailende de iş yok diyor. TELLER KOPUYOR Bir yandan da terör estirenlere -BUNUN TEK TUTAR YANI YOK, diyorum. Ben ama en kötü arkadaşının arkadaşı değilim diyor. E 2021, sağır mıyız, diyorum. Belki sağırsın diyor! 2013 evimdeyim, sakinim, yalnızım -ÇOK GEÇ DİYOR. Deprem olacak mı diye fal bakıyor. Müzikle ne ilgisi var yaptıklarının diyorum, yok işte, müzik yapmak şart diyor. Evimde kitap yazıyorum; yer gök Kuran diyor. Çok iyi dinciler var ben edebiyat okudum diyorum, seni dincilerle tanıştıracağım diyip -kızıp küsüyor. Hırsızlardan şikayet edenlere ne işi var şeytanın etrafında, diyorum. Bana dinci diyor. Şiirimi kimseye okutmadım diyorum, sorun yok ben hırsızım diyor. Cehennemi çalışırsam cennet de İncil'de sanıyor. İstemediğimi söylediğim şeyi başkasıyla yapmak istiyorum sanıyor. İşinde gücünde birini bulursun diyorum; onu sana ayarlayalım, o kardeşim, diyor. Biz de kavuşuruz yakında diyorum; bil bakalım sen yokken kimi gördüm, diyor. Cenneti çaldırdım diyorum -o kitap bende var diyor. Evime dönmek istiyorum diyorum; kaç yıldır sevgili olmayı unuttuk diyor. 365 gün misafir ediyorum; tekme atmayı unuttum diyor. Senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata. Varsın yara içinde kalsın dizlerim yüreğim kadar acımaz nasıl olsa. Cemal Süreya Görüşmemek de kötü, aklımda yoksun diyorum -aşk sanıyor. Tek bir anısı beş para etmez, bana yapışmış... BENİ SUÇLUYOR. Babam sinirli bir değildir diyorum; gülüyor! Annemin kütüphanesi dinimdir diyorum -okuma yazma bilmediğini anlatıyor. EGOMU çaldılar... sanırım. Dün gece ne oldu diyorum, aklını mı yitirdin -KAPIYI KİLİTLİYOR. Bir Allah bir ben; ses duyuyorum, söylediklerin ifade yoksunu diyorum -BEN KÖTÜYÜM DE ONDAN DİYOR. BIKTIM. USANDIM. ŞİKAYETÇİYİM. AFFETMEYECEĞİM. DİYORUM. -senin bi sevdiğin var diyor. Evlilik kutsaldır diyorum, kapıya kedi maması bırakıyor. Hafta içi içmedim diyorum, biz hafta sonu görüştük ama diyor -evlenmek istiyor! Dinci kızıyor çünkü beğenilmeyecek onca şey, düşünecek onca konu varken duaları ve sistemi sorguluyorlar. Benim evim de cami değil diyorum, hiç gitmedin mi diyor. Müzik sizin için eziyetse hiç tutmayalım diyorum, ben bara müzik için gelmedim diyor. Ben davetli bile değilim diyorum, demek ev sahibi benim diyor. 99 adı olan nedir, ben okudum diyorum; biz de beyin yedik diyor. ”hani denizde, suyun üstünde bırakırsın ya kendini. düz yatmak için değil ama, yüzüstü, kollar bacaklar serbest. denizanası gibi, uzaydaymışsın gibi. o hissi çok özlüyorum ben. kendi ağırlığımdan kurtulma hissini. denize gidelim.”
Mahir Ünsal Eriş Yardım et bana! Söyleyebildiklerimden daha fazlasını anla! Franz Kafka Kim biliyorum ama sorunun cevabı değil diyorum; bilmiyorsun diyor. Şu anda müzik çalıyor diyorum; e bundan sonra böyle diyor. Farz et ki yarın yokum, öldüm diyorum. Ölmeden hayatını yaşa diyor! E, kedi bakıyorum işte resimleri; acaba sen kimsin diyor? Yarın kitap okuyacağım diyorum; 2052 diyor. Dün kitap okudum diyorum, 2021, diyor. Hedef bir kitap okumak değil, okuyan birine dönüşmek. James Clear Ben: Sürekli geç kalıyorum! Ama bir gün hepsini okuyacağım hissiyle baş başa kalıyorum. Kalmasın bence; herkesi dışladığım konuda kraliçecilik oynayan. Aşk diyememe halim. Bi gün de ayı vardı ! Şartlara bağlı aşk perişan. Şartlardan bağımsız aşk perişan. Kalbi kırık kadın yerine g.tünü yazıyorlardı. Bari çocuğum olsa; bi tarafımı örter dedi. Bize twitter mı bu diye zorla fal baktırıp; aradaki zamanı istila ettiler. Öleceğim; gene affetmeyeceğim! Kitapta ŞIK GİYİNİR ONLAR -YAZILI! SORUN NE? Hangi elbisenin örtemedi edep yerin var; anlayamdım da! SALAK BULDUM ÇOK. O açıdan ademle havva bile cehennemde... seni mi yollamayacamış? Sonra gelinlik gösterileri başladı! ŞIK GİYİNMEK DE BUYSA... BİZ HİÇ YAŞAMAYALIM. Aman ne mühim ayıymış... Orada da bir kitap vardır da beyinlerinde yoktur. Beyninde kitap olmayanı fişleme eğilimi varmış medyanın, öyle mi? Beğenemedin mi benim yırtıp atan arzumu, sevgimi sunamadığım insanları parçalayan şahsıma özel tavrımı? NE BAĞIRIYON? !!! CAHİL CAHİL Git kendi mendiline sil sümüğünü. Ben ömrümde iki arkadaşımı bile birbiriyle tanıştırmadım. NE HAKLA BANA BU İŞKENCEYİ ANLATIYORLAR? Hakkımı istiyorum. Yok saydığın dağlardan taşlar düşecek -çığ sanacaksın. Çalışamazsın kurtarmada bence. Nasılsın dışında bir şey sormadım kimseye de... ne sandınız ki? Hak etmedim yani o kadar kendini bilmez it sürüsü gütmeyi -dediler. KUDUZ MUYDU? Hoşt neyine yetmedi? Dün bağış yaptım. O sesler ölsün diye. TV'yi ilk açtığımda herkesi azarlayan birinin programını bi daha izlemem. Çayın yanında düğünden, iş toplantısında aptallıktan nefret ederim. Kin tutmamak, hataları hazmetmek zorunda olmak değildir -affetmek de bir aptallıkla özdeşleşmek değildir. Yani şunu da çöpçatanlığı erkekler soruyormuş. Amma erkek Fatma varmış ya!!! İğrenç. Cennette öyleymiş.... gene de, diye. Hurilere sorup öğren diye. Başka neyi bilmeden o kadar desteksiz kafadan atabilirsin ki; sana vücudunda ruh olan bi şey gibi bakalım? Beynimi örtmüyor diyemem yani; o da Allah.... örter. Şeytan bile zayıf yaratılmış; sen sittin senedir kafa tutuyorsun, konuşuyorsun. BU OLMAZ! YASAKLANSIN Bu sadece çalışma... Allah katında ben varım, sen varsın! Öteki türlü kitap var. Şeytanlıktaysa aklın fikrin; sen yoksun, ben varım, şeytan da var. O nedenle de sanata şeytan deniliyor... insana denilmiyor. BEN DE BUNLARI 3 YAŞIMDAN BERİ BİLİYORUM... ÇOK AYIP OLUYOR. ÇOK!!! Ben kitabı okumuşum, neleri cehennemlik bulduğumu tek tek yazmışım; af dileniyor! ŞİKAYETÇİYİM Bu açıdan kazalar oluyor...
okuduğum kitapların kıymeti bilinmiyor... yazık oluyor çok. Zamanıma, emeğime. 1992 nere, 2005 nere, 2007 nereeeeee 2021 nere? İzliyoruz!!! Sonra da albümü alacaklarına yaşımızı başımızı soruyorlar gazetelerde. Çok şikayetçiyim. SİZ NİYE MÜZİK DİNLİYORSUNUZ CENNET İNANCINIZ YOKSA? Yani normalde ortada mevzu yokken kötü bir şey de olmaz. Normalde korkmayın diye her şey düşünülmüş... sen hangi ayağınla çelme takacağına karar veriyorsun ya -o gereksiz. BİRAZ FAZLA KORKSANIZ İYİ OLUR. Kaç kuruşluk yatırımım varsa, o kadar tattıryorlar insanın adını bile, hobilerini, bir kere merhaba dediğini falan kaybettiğini BU AÇIDAN. AVAZ AVAZ -BENSE VARIMI YOĞUMU YATIRIM YAPMIŞIM. Ne anlıyorsun? Kitap. Mümkün şeytanla kitap okumak... şeytanlıkla imkansız. Başıma gelen hiçbir beladan şeytan sorumlu değildir. Kİmse ve de hiçbir kuvvat susturamadığına göre şeytanlıktı -değil dediler. YALANCI ÇIKTILAR. İnsan ya ölüdür ya diridir; gazeteyi bana soranın A.B.V. YEMEZLER. DEFOL. Tanrı'yı oyalamayın... benimle işi vardı!!! G.R. Konuları açıp açıp kapanmıyor diye ağlayanlara bak! Onlar da senin yanında olacak.Hiç küfür edip ağlayan da duymadık yani... Biri insan çıksa şaşardım zaten; ÖLECEK MİYİM DOKTOR? 8 yıldır kedi bakan birine anlattıklarınız da midemi bulandırdı. Sevgisiz kaldığımı sanma... asla. Doldurabileceğin bir boşluk hiç olmadı. Fazlalık gibi hissetmemende anormallik görüyorum pamuk prenses. Ama onlar cüce! Ayakkabına kavuşman ne hoş Cindrella. Ya prens! Kurbağanın prense dönüşeceğini sanan büyük bir cahillikle uğraşmamız şart değil aslında. Bugün neden "lagaluga" dedim? Çünkü radyoda konuşmanın değerini açtım sonra -DİYEMİYORUZ 35 SENE EVVELİNDEN. Bize sürekli soruyorlar. ŞİKAYETÇİYİM Blues olacak, edebiyat değil diyene kadar İngiltere'den Amerika'ya geçiyoruz. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak. Zayıf yaratılmakla kötü yaratılmak arasında fark var. Keşke canileri yaratmasaymış. Kendi düşen ağlamaz. Bu açıdan da, peygambere her şeyi soruyorum, kitabı da okuyorum... kimse kimseyi cehenneme yollayamaz. NE ZAMAN İSTERSEM O ZAMAN OKURUM!!! KURSU Git o zaman cennete; ben kardeşimde her şeyi buldum de, bakalım n'olcak? H.O.H. Git; ben şeytan için geldim ama şimdi aklımda şeytanlık var çekemem mi diyecektin? Onları dost edinmeyin diyot -karısıyım sanıyor. E imiş... Adama "oku" diyoruz, koro halinde bana "oku" diyorlar. Sonra da öyle bir adam yok sanıyorlar, asla okumadıkları için. O nerede? Oku demek için bir kitabın olması şarttı eskiden. Ben sadaka verip sonra peygambere soru soracağım zaman, "ne soruyorum şu an" diyen biriyim. O ne oluyor; bugün ibadetlerimizde kusurlar da oldu diyoruz bazen. Siz ne yapıyorsunuz? Ayağına pembe çorap giy, sağına bakma, solundan esen rüzgar gibi çarpar seni, çarparım bi tane, seni eski defolu mal seni... insanı yıldırıyorsunuz. Bir kitabı okumuş diye baktığım falı evrenin zaman dilimleri içinde her salisemi zehir eden bir kabusa çeviriyorsunuz. Okudum dediğim ŞU ADAM ve sana açıklama mecburiyetim yok. Dünya aleme kendinizi ilan ediyorsunuz. Sizden nefret ediyorum. Sizden şikayetçiyim. Sizi asla affetmeyeceğim. Olmuş mu diye de bir de üstüne çay demlemişler, terbiyesizler! A.S.C.A. Arkanızdan it sürüsü geliyor, beni kovalayıp "olmamış" demek için. İnsanın hayatını gözünün içine baka baka çöpe atıp, hayatın akışına bıraktığım cevapları çalıyorsunuz. Üstelik de yüzsüzsünüz. A.H.B.V. Kendi baktığınız fala göre okunan bir kitap göremedikçe de bende: daha okumadı herhalde, henüz tam küfür yemedi valla diyerek beni mütevazi olma eğitimine almış bir katil gibisiniz. Umarım cehennemde sizi izleyeceğim. Sizin günahınız da küçük bir günah değil ama bu durum hayatınızı karartmadı diye "hani iyiler iyilerin hayatını karartırdı" diyorsunuz. Üç kere şarkı okusam anlaşılacak mantık anlaşılmadı diye de insanın başına iş çıkarıyorsunuz. Kulağınız da kötü bayan. Allah ne kabul edeceğini kendi bilir. Karışmayın benim işlerime, dediysem de, çalışma ahlakınız zaten yok, çalışmayı bırakıyorsunuz. İnsan kendi hayatı aklında bir yerde, ibadet ederken bir yandan sizi izleyip diri diri yandığını ve taşa tutulduğunu görebiliyor. Katilleri haklı çıkarıyorsunuz. Bunları
sitem değil, emir sanıyorsunuz. Siz sapıksınız. İnsanın kendi gerçeği etrafında kurduğu hayal henüz gerçek olmadı diye, kaynar suda öldürüyorsunuz. A.S.K.E. İSTİFA EDİYORUM. HOŞÇA KALIN Aşk borsa senedi değildir... orijinal markadır. Bilmiyorsan öğren! İlle küfür edeceksen, git doğru kişiye küfür et de... Madem küfür ediyorsun; bari küfür et de... Aman o küfür önem kazanırsa; sadece küfür edeceğin birine küfür edersin. Seninle senin gibi küfür eden biri bulamazsın. BEN ZATEN KÜFÜR ETMEM DE ASLA! Ben hayatımda birr böceği bile eleştirmedim. Bir böcek eleştirdiğimi sanabileceğiniz bir yapım da yok; HER ANLAMDA. Duyduğum hiçbir şeye inanmıyorum... dinliyor olabilmeliyim. Eh, inançsız da olsam... gerçek olsa bu, inanmasam da buna -intihar etmiş gibi olurdum. Olursam ederdim. Başım bile ağrımadı benim... sen derdime yan!!! Sonra da çık "bu durumda benim ben" diye göbek at! BULURSUN ÖYLE Ebe yerine "oku" dersin. Ben sadece bir kaç playlist katletmiş olurum... havandan geçilmez. Ve son olarak da; açlık! Hiç de isyan etmiyor gibisin. O cümleyi de okumadın mı; insana 20 yaşında ölecek yaşlı bunak muamelesi yapıyorlar. ŞİKAYETÇİYİM Sanki bunların cezası buradaymış gibi her küfre razı olmuşlar. DAVACIYIM Hayvanlar bile kendi koyduğu yemi buluyor; adama hayvandan beter muamelesi yapıyorlar. Asla Affetmeyeceğim Hz. Musa ölünce mecburen cennete inanmışlar yokmuş gibi insana Yahudi muamelesi yapıyorlar. Şikayetçiyim Anamıza babamıza hesap vereceğimiz konularla karşımıza çıkp bir de; "senin gözünde öyle sanırım -benim için anne falan değil, ben inanmıyorum. Bu açıdan inanıyorum diyen kafirlerden davacıyım." Haksızlığa dur denilmeli. Bir de uyanmadan bu açıdan tuzak kurabilmek için benim sözlerimi tekrar edip, benim yazılarımı konuşuyor... adını da ben koyayım: SİZE KİTABIMI HELAL ETMİYORUM. Ölü it dölü dediğim mevzuyu, özelimi araştırıp sperm fabrikasına çevirmişler. BU LANETE SON VERİN Film diye discoda oynattıkları küfre bir de yüzük takıyorlar. Hepsini de Allah kahretsin. ŞİKAYETÇİYİM BU KADAR ÇOK ŞİKAYET EDERSEM -bir Allah'ın yarattığı kul olduğunu idrak edip, sevgilisi var diye benim üstüme saldırıyor. O kuduz köpekleri öldürün. Biz de burada pire öldüren ses frekansı dinlemekten daha kafamızı kaldıramadık. BU HAKSIZLIKLAR NE OLACAK? Bu davalar edebi açıdan açılabiliyor... A.H.C.V.
Bu da yetmezmiş gibi bana problemlerini mi anlatacak -ONU KİTABIMDAN DIŞLIYORUM. Bu yazılanların bir anlamı varsa, yandın demektir. Hepsine şeytan demem mümkün değil. 16.07.2021 30 yaşında cennetlik bile demeyip eline kitabı "ilgili" diye veriyorlar. O da yemezmiş gibi affetmek nedir, ölüm nedir cehennemden soruyorlar. Ölü köpeklerden başka konu yok, dölünü de peşine takıp umut diyorlar. Hepsinden de davacıyım, şikayetçiyim. Asla affetmeyeceğim. Ne işi var benim rafta duran kitabımın sokakta? Kitap bile olmayan yerde. Konuya cennet diyemiyorlar, genlerimde spastik arıyorlar. LANET OLSUN. Seni liğme liğme edip, etlerini diyar diyar gezdirecek kitap bile değil. Şunu da ses frekansı mı dedim; hristiyan küfrüne çeviriler adamı. Onlara cehennemi bi tarif edin. Yiyecek yok. Yanmak var, dönmek yok. Tam o an soruyorlarmış; senin sevdiğin kim? Bir daha cehennemden çıkmamaya da dünyaya kadem basmak bu açıdan, kök salıp ağaçları doğramak o açıdan... aman ne önemli ağaçmış. Nasıl kaçacağımızı şaşırdık. Bana gelince "herkes yanlış anlamı", ağaca gelince ayaklanma. Siz insanı hasta edersiniz, hasta. 30 yaşında verin eline kitabı cennetle alakalı diye, bakın hiç cehennemden çıkabilmiş mi? Ademe namaz kıldırana da bak. İğrençsiniz işte. Midemi bulandırıyorsunuz bu bakımdan. Sizden tiksiniyorum. O açıdan inanmayana da bak... inanan birine neler hissettirdiği de yok, saldıracak davetsiz, kalemsiz, kitapsız... KALEMİM NEREDE DİYECEK, İT. Ölü çiçekler bile size küfür edecek. Gittiğiniz yerde de cayır cayır yanacaksınız. BUNLARIN AFFI YOK. Hepsine de konser süsü veriyorlar. Konsere gideriz, konserler bombalandı o açıdan. Ben ilim öğrendim bu açıdan. DEFOLUN!!! DEFOL. DEFOLUN. O kuşların soyu kuruyacak endişesi vardı; şimdi ölüyorlar. Aslında soyu tükenecek ama tuzdan da olsa kurumuş gitmişler. Utanmadan bu nu da dua diye el aleme okuyorlar gösteriş için. Sosyal konuymuş. İlgiliymiş. Terbiyesiz mahlukat. Bak ona evde böcek var mı? Yok. Onlar da yok. BEN HARİÇ HER ŞEYİ TANITACAKSIN. Ben sizi yanarken izliyor olmaya oynuyorum. Çok şanslı olanların ulaştığı bir mertebeymiş. Olacak inşallah. Sizin için de filmmiş. Hah ha ha ha... Bense din diye okudum. Aramızda dağlar kadar fark var. Cennette 30 yaşındayız, solla geç bu açıdan bildiğim her şeyi... bak 100'ü görür müyüz? BİTTİ. Olsun genç görünüyormuş. Görünüyor muymuş bari? Göremeyince beni kafadan atmışlar, kimliğimi, inancımı, ahlak anlayışımı falan... Ne demiş sonuçta; öleceğime yakın da çocuğu mu doğurayım! Ay bayılmışlar mı yani bu lafına kadının? Bayılmışlar. Bayılmışlar. Hatta bayanlar hatim indirsin bir gecede okuyup anlamamak için, siz biz kimiz tahmin edin! Bir cennet inancı olmasa bunları demiş olamazmış ama... demiş. Sizce cennete inanmayan birini mi kitap yazmış, kitap olduğunu bile anlamayan biri hepimizi sınava mı almış? Artık görünenler varmış. İğrençti anlıyor musun? İğrenç! İĞRENÇTİ. AFFEDECEK BİR TARAFI YOKTU. Olsun ama cennetmiş.
Ya kadın kocasına demiş. Olsun olsun. Adam da cehennemlikmiş. Kimmiş? Kimmiş bu açıdan? Kimmiş? Kazayla babam çıksa, intihar edecek gibiyim; hepimizin de babasıymış. Bu kadar eziyeti kim çeker bilememekten... okudum. O alevler içinde namaz mı kıldı, ben kitap okuyormuşum. Sizi asla affetmeyeceğim. Ha anladım, şu babasını affetmeyen. BU da cennete inanmayan birinin dini bütün birine inanması eziyetinin vardığı son noktaymış. Hepsini anladım ama yıllar su gibi geçmiş... LANET OLSUN! Rezil ettiler kitabımı. Ademi çok okuma ödülümü... rezil ettiler edebiyat diplomamı. Rezil ettiler hayatımı. Dinle alakalı diye bir de türkü okuttular. Rezil ettiler gururumu. A.H.C.A. Bugün yine cennete inanmayan birinin dine inanması korkusunu yaşadım. Aslında zihinlerimizdeki mesafeler farklı yaratılışlarımızdan da olsa, on beş yıl aynı savaşı verince, aşırı yoruldum. Cennetle aramızda saliseler bile yok. Seni dinleyeceğime müzik dinlerim dediğim dünyaya da bak, aynı şeyi kutlamıyorlar bile. Ucunda bir inanç olmayınca affetmek gibi görünmese de, ben böyle affediyorum insanların kırıcı laflarını, gereksiz sözlerini, saldırgan davranışlarını... daha fazla af kapasitem yok. Herkese tek tek dua okuyamam. Ben müslümanlara dua ederken, cennete inancı olanlar diye dua ediyorum. Bir ağaç gibi bu dünyaya kök salmak istemeyenler için güzel bir şey müzik. Özellikle de, inananlar için... yani sadece bir lanetin yerine tercih edilmesi gereken bir şey değil. Ama dünyada tercih nedeni olsaydı, altında bir lanet olurdu. Sanatçının yerine müziği koyup, neresi cennetlik bunun, dediler. Sonra da bu senaryoyu bize zorla oynattılar. Çok çok üzgünüm. Asla affetmeyeceğim. Bütün bunların bir cezası olan yer bu dünya değil diye boşuna havalara girmeyin. İnançlı insanlarla uğraşırsanız, sonsuza kadar başınız beladan kurtulmaz çünkü cehennem sandığın dünya cehenneme dönüşür. Bunda inananların suçu yok ki. Onlar zaten öte dünyaya inanıyorlar. Her neyse; evden dışarı adımımı atmak için bütün dolabımı baştan yerleştirdim denebilir. Dolapların rayları beni hasta ediyor... bütün bunlar değişecek bir gün. Uykusuzluktan öleceğimi sandığım o sürece girdim. Uzun zaman az uyuyunca oluyor arada. Kendimi adamak istediğim kitaba uzaktan baktım. Gözlerimi internetten kurtarabilirsem, yapmak istediğim şeyler var. Kolonya sürmeden geçirdiğim bir gün olsun istemiştim ama hava gereksiz derecede sıcak, daha da ısınacak. Koltuktan hiç kıpırdamamakla kıpırdamak arasında bir kararsızlık yaşıyorum. Bazen odadan çıkmak için yazı tura atıyorum. Biraz essin diye bütün camları açtım ama nefes almak için oksijen ses frekansları dinliyorum. Hasta olmadığıma şükretmek istiyorum ama şükredemeyeceğim ve benim bilgim dışında kalmış şeyler sıraya girmiş gibi. Düşünsene bugün markete gitmişim; ben süt bile alamayacağıma
sen alma diyorum bayana! Umarım hepimiz de süt alırız diyemiyorum yani. Bu çok acı olurdu... acı zaten. Bunlar da mı gerçek sevgilinden iyi? Sen gazeteye bi adım at; sülalen de çıkar. Ha ha haaa ha... Ne gerek var kitap okumaya -belasını okumamış mı? BÖYLE YAZILIYOR KİTAP -SİNİR HARBİ İLE! BEĞENEMEDİN Mİ? Ölü köpekler de doğurabilirdi... yazık. En kötü ömrümüz adardık. SANATÇINIZ YOK SİZİN... YOK. Ben istesem çiftleştiririm de... onu aklı almamış yazık. Maması da TV lerde... Köpeğe çıkarsa bana da çıkacak doğum izni. Var iki üç yerde yalımız da katımız da Allah'ım keşke yazlıkları yerle bir etmeseydin. BEN DE BALKONU SÜPÜRMEYİ UNUTTUM. Hepsinden şikayetçiyim. Beni mimlemeyi unutmuş gibi... ne o hali o salonun! Her şekilde A.C.A. -hepimiz öleceğiz... ama beni bilme daha iyi. DEFOL DEMEKTİ ARTIK. Sana ne? Sülaleniz hariç her şeyi biliyorum... BANA NE? 2 p.k. artı 3 p.k. kaç adam eder? A.C.A. DEFOLUN KİTABIMIN BAŞINDAN. DEFOLUN. ASLA AFFETMEYECEĞİM. ASLA... Analık sertifakınızı da ben mi vereceğim -o ne ;o da kitabınız mı? O.Ç. Kemik diye önümüze atmayın şu sözleşmeleri televizyona çıkıp çıkıp... NET OLUN. NET. NETLİK AYARINIZ BOZUK SİZİN. Evinde oturan insana, çalmadan oynar bizim ayılar Dİ YEMEZ SİN!!! A.H.B.V. Şu hiç değilse kısırlaştırılmış it! NE DEMEYE ÖLDÜRÜYORSUNUZ HAYVANLARI!? HAYVANLAR... İyilere sesini duyur, kötüleri de işitme derken... kötüleri dinlemişsin suçlusun, iyileri daha seni duymamış -bu müzik de mi işimmiş? Ne sorduğunu sanıyorsun? ŞİKAYETÇİYİM Demek ki size tek kelime etmedim ki... kendime dediğim bir şey -tek başınalıkla sanatçı olmak. Yoksa olamazsın! Üstümü kara toprak mı örtecek, şehitleri mi düşüneceğiz... marşımız. Her yanlış hareketiniz; bence git konserde tek başına dans et, demek. O giysiyle çektirdiğim diğer fotoğrafı bilebiliyorum gene de; ama bu giymemek için sebep oluşturmuyor. Yani ben depresyona falan giren bi tip değilim... panik atak olmam... psikolojik hastalıklarım yok! SES YANILSAMASI OLUYOR EVRENDE. Diyordum ki ne olmuşsa olmuş, o lafına nazaran müzik de vardı -onu okuyacağım! KÜSTÜLER. GİTTİLER. Mandalinadan mum yapıp, içini yemek... balmumu mantığı mı ki. Bugün hariç her gün! Kitabı düşünmek haram edilmiş, kendini düşünmek de dilsize kalmış sanki... Herkes kitap okuyorsa kitapla müzik arasındaki farkı bilir herkes. SPSTK Ruhları bilmediğimi bilen bir kitabım olduğundan sizi bilmek istememe çabasının hastalık yapması. Karakterinizi twiter'dan taşıyor! BU BEN DEĞİLİMDİR... DOĞAR BEBEK. Ben kendi namımdan dolayı yazacaktım ama sklms hayatınıza nazaran bir görev doğdu galiba. Ondan buraya da yazıyorum! Sende bu hayal gücü varken, kendini cehennemde bile izlersin. Beynim olmasa iyileşemezdim! YOK AMA ŞU ANDA YOK YANIMDA Diyor ki; beyinsizsin diyelim ki -konu ne? HOŞT! BEYİNSİZ OLSAM BEN DE KÜFÜR EDERDİM. A.B.V. Size kalsa 365 gün kadın pedi... bozdur bozdur harca! SLK O yüzden hep en önde tek başıma konserde ayakta dikilmek istememişimdir... AMA SATARLAR, EKERLER, K.ÇINI DÖNÜP GİDERLER. Konserlerinizde ölmemesi umulan insanlarla uğraşamam. ÇOK SİNİRLİYİM. Ne diyor Ayşe; nasıl ama "ne çocuğu, ben istemem" dedi diye seni övmelerine asla izin verme sakın. Ben de istesem seni okuldan attırtırım, hapse attırtırım bir de cehennemden kendi halini izlettiririm sana! BEN DE... Sana bir özür borcum olan bir kitabım varsa; KALKAR GİDER CEHENNEMDE BULURSUN. Ne açıdan... o açıdan... anca. Bula bula bu bilinçte birini mi buldun; bozacak! BEN ASLA BOZULMAM... BOZARIM. G.Z. özür dilediğinde kendisine özür borcu olan bir kitabım var sanıp BİZİ OKUMAMAKLA SUÇLUYOR. BU DA BİZİM HOCA DEĞİL... SLĞN TEKİ. KARIŞTIRAN HAYVANDIR! Yazmadan da dönen zihnimi arıyorum. Kitap okuyacağım... Allah izin verirse. Zaten kitabı düşünüyorum diyorum, şu müzik piyasasında da mı, diyor! SES DE SADECE... Olsun sadece ses diye, bir de sağlık kontrolü yaptılar. Ben de zarar görmüş beynimi tedavi ediyorum. Olsun bak şunlar yine de müzikti
diyorum... değil şimdi diyor! O kadar sağlıklıysa defol git onu dinle madem ses seviyorsun! BENİ DİNLEMEKTEN SİZİ MENEDİYORUM. Ses duymakla birini sevmek arasındaki farkı unutmuşum artık!!! Ha hah hhaaaa... Bir yandan da SES duyuyorum... müzik anlamında. Yani şimdi o duyduğum müzik müzik mi sizin için anlayamadım! Böyle de bize zorla 20 yıllık konser programı yaptırdılar. ŞİKAYETÇİYİM! YA DA YAPMIYORLARMIŞ -düğün davulcusu yapıyorlarmış insanı. Daha da beteri bunlar Tanrıların işi gücü olabilir. Ben o Tanrılardan biri değilim. Ne o kadar dayanıklıyım. Ne de o yapıda yaratıldım. Bence insanın acizliği buraya kadar. Daha acizini Allah nasıl kurtarıyor bilemem. Bilmek zorunda da değilim! Deprem düdüğü kapıda asılıdır. Konuşma dilimiz aşk olduğunda, geriye kalan sessizliktir -aşk da. Bir keresinde 20, 30 sayfa kutsal kitaptan okudum. Artık hayatta "ben de lisede dua ezberledim" diyemeyen biriydim. Konuşma dilimiz aşk ama bazıları karnından konuşup, burnundan soluyor... henüz kimseyle paylaşılmamış olan aşkımız zarar görüyor, aşkımızı da zarar görüyor sanıyor. Bu ortak paydada anlaşmamız mümkün değil. Ben inançlı biriyim. Beraber sevdik, beraber nefret ediyoruz. Biz nefret de edebiliyoruz. Beni en önde tek başıma dans etmemekle suçlayıp kurduğunuz çeteniz batsın! Ağlamak nedir bilmezsiniz... bırakın da biz ağlayalım. Artık hepimize nefes aldıracak bir Tanrı yerine bizim giysilerimizi elimizden alan bir Tanrı vardı. Seks hayatıma dair düşündüğüm her şeyi falcılara armağan edip bir de felsefe kılıfı giydirdiler. Bu da yetmezmiş gibi kutsal kitabı, anlayabildiğim tek gerçeği suçladılar. Ortalığa saçılan sulardan bir çocuk doğurmak isteyen bir başka kadın vardı. Ben o pis suları saklamak niyetinde değildim, o niyetindeydi. Artık hepimize nefes aldıran bir Tanrı yerine zil takıp oynayan bir kadın vardı. O kadar cahiller ki, hepsinin de şehvet tuzağı sandığı geçmiş günlerinin adını "şimdi" koymak olanaksızdı. Yalnızken yaşadıkları yok muydu adamın? Aslında o bana yeterdi ama ne yazık ki evrende sular kesildi. Çocuklar sağlıksız doğuyor, sağlıklı olanlar da şeytan taklidi yapıyorlardı. Bunlar benim saklamak istediğim bir damla suya tekabül etti. Bu su damlasından doğacak çocuğun adı erkek adı olmalı diye karşısına çıkan kızları elemekten sıkılmış birkaç şair vardı. Dünyanın kendisinden daha cahil olduğuna inanması imkansız olan şairlerdi bunlar. Ben o yalnızlık dolu günlere çoktan yaşlanıp bu dünyadan göçmek adını vermiş ve kan kardeş olduğum birine gizli duygular beslemiştim ama yapacak bir şey yoktu. Bunlar ise çocuğuna tasma takıp gezdirmektense bilinçli aile olmak demekti. Sürekli yapılacaklar listesine girdiklerinde elimde kuru bir kitap kaldı. Neyine yetmedi o.ç. diye bağıranlardan olmamı umanlar artmıştı. Ben film yapmak istemiyorum, diyebilen biriydi. Ama adamın masrafları da artmıştı. Ben rol çalmıyorum, ben hakkımı arıyorum. Bunlar olmak zorundaydı, olmadığını kendim de görebiliyorum... Gördüğün ilk suya atlamasaydın başına bunlar gelmezdi diyemiyorum çünkü dereyi görmeden paçaları sıvama diye bana ve aileme diyorlardı. Yani ben çoktan doğdum. Ömrümün yarısından çoğu geride kaldı. Bunu bile anlayamıyorlardı. Erkek milleti değil mi, aklı fikri... nerede işte? - Ne? Nerede? Derede mi? Dere mi taştı? He, sanki dere taştı yavrum. Sen giderken biz geliyorduk. Hepsi de ben kan davalımı bulayım diye olmuş. Ne oldu sonra, dere mi taştı? "Beni çocuğunu azarlar gibi azarlayamazsın işte"... Artık kapıları kilitli yaşadığını, başımıza gelen son felaketten sağ çıkamadığını, benim kör bir umutla yaşadığımı bilenler arasına
katıldığını, tam her şey düzelecek dediğim anda beni uçurumdan aşağı atacağı yerde gazeteye kendisinin çıktığını anlatan bir adam vardı. Onu sevmenin imkansızlığında okuyacağım en kötü cümle bile kutsal kitaptan diye biraz içime su serpiyordu. O günlere geri dönmem imkansızdı. Hayatımda birden fazla sapık olması değil de, bildiğim tek sapıklığın da elimden alınması gibiydi. Çocukları olan normal birini andırıyordu. Kendisinin benim için biçilmiş kaftan olduğundan şüphe etmemi şart koşan bazı pislik çetelerinden kurtulmamı kutlayacaktık ki, bir şeytan "henüz bitmedi" dedi. Onları asla affetmeyeceğim. İnsanın en büyük katilleri umutlarını çalanlardır. O canavarları benim hayatıma tercih etti. Arık yaşlı dediğim anda çevrilen sayfaya beni koydu -gitti. A.H.C.V. BETER OLSUNLAR Onca yıl ağzımı açıp "şu çocuk benim kısmetim" diyemediğim ağzından sular akan şehvet düşkünü eski arkadaşlarımın (yani onların çetelerinin) kurduğu tuzağı sürdüren bir hayvandı karısı. Bugün gerçekten de verimli bir gün olmadı. En son okuduğum kitaplar beş on adet ve hala bitiremedim ama sonuna gelmiştim... sonları çok acıklı ya da güncel hayatta daha çok haber var kitaptakinden. Ne bileyim, araya bir şeyler girdi. Şu sesli kitaplardan bir kaç tane okudum, bir de kitap siparişi verdim. Hep bedava olmaz... çalışmak da lazım. İnsan aldığı kadar vermeye alışıksa, hayat çok kolay ya da umursamaz geçmiyor. Temizlik malzemeleri almak bir yana, alırken aklımdan geçen her şeyi bir kenara not aldığım alışveriş günlerimi anımsıyorum bazen. Bir kez markete gitmiştik, ondan sonra oldu dediğim şey bugün için dondurma bitti, der gibi. Bilgisayarların ikisi de açık. Bluetooth çalışıyor. Freelace kulaklıklar süper olsa da, şarj sistemini daha yeni anladım. Alıp hemen bir kenara atma huyum çok kötü. Kitabı ilk elime aldığım anki heyecan, bitirirken de beni buluyor sanırım. Psikolojik sorunlarımı "kapat çeneni" frekansında kalarak çözemeyeceğime karar verdim. Beyninizi iyileştirin, gidin tedavi olun, sevgi ve barışla kalın, diyen frekanslar daha iyi. Çok uzun zamandır hiç gereksiz soru işitmedim... çok mutluyum. Yakında badana ve boya ile ilgili konularda danışmanlık vereceğim dersem yalan olur. Interneti bu anlamda fazla kullanmıyorum. Belki de, uzun zamandır elimi bile sürmediğim dosyaların kaybolmamasını kutlamaktan vaz geçmeliyim. Yine de, kimse dinlemedi demekten bıkmıştım. Biraz paylaşım kimseyi öldürmez sanırım. Ben düşünmüştüm ki, hiç kimsenin dinlemediği bir şarkı can yakmaz. Neyse açtım süpürgeyi... ütüler hazır beni bekliyor, klasik ev hali. Bir dünya turnesi yok! Kaçıncı boyuttan yazıyorum bilmiyorum. Aslında neleri yok saydığımı bile bilmiyordum. Yine de dünyayı boş vermek gibi. Yazarken süper, beşinci okumada aynı tutku yok. Yazmazsam delireceğimi sandığım anlar var daha çok, bu beni iyi bir yazar yapmayabilir. Zaten yazar olmak gibi bir derdim yok. Ben zaten yazarım. Canım bir şey yazmak istemiyor. Bir başka insandan bana dair haklı bir haber almanız mümkün ama doğru bir haber almanız imkansız. Çok kahve içtim. Hava sıcak, bunaldığımı söyleyemem. Ya da söylerim galiba... du bi dakka:) Geçen gün dişçiye gittim. On beş dakikalık mesafeye tam dört vasıta değiştirerek gittim. Herkes yolu bildiğini söylüyor, semtin adı bile değişmiş gibi davranıyordu. Anlayamadım. Ben şehir dışındaydım ama bunaldım şu an, dedim. Dedim evet. Dedim. Dedim. Evet. Evet. Uyku saatimin erken olması gibi bir konuya asla sahip olmadım. Sadece uyandığım saat değişiyor sürekli. Bu ara 3,5 - 4. Tanrım. Sabahın köründe ram pam şarkısı yorumu yapanlar vardı. Beni aynı yerden vuracaklarını sananlar biraz televizyonlarını açsınlar. Gerçek hırsızlar yakalandı. Kadın cinayetleri artık müebbet alıyor. Umarım ki anlaşmışızdır! Yüncüye git. Bankaya uğra. Kitapçıyı ara. Çerçeve yaptır. Git toplumsal özür bul kendine; önyargılı sapık! A.B.V. TWITTER'IN DA, SİZİN DE. Gördüğü yerde bana 'salak' diyecek, hayvan -MAYMUN. Beni başka bir cehennemden sor, size yolu gösterecekler. Benim ettiğim küfre muhtaç kalma... direk çık öbür cehennemden. Cehennem nedir bilebildin mi ? Çünkü beni bilemdin de... Ama katilleri serbest bırakıp, gazetecileri hapse atan o CANİ VE DE VİCDANSIZ ZİHNİYET YOK OLMADIKÇA; HİÇBİR ŞEY DÜZELMEYECEK. A.S.B.V. Elalemin g.tü senin mesleğinden sorulmuyor... SENİN MESLEĞİNE; suçlular hapiste mi, anlayamadığın yazarları bir anlayan var unutma, onların özgürlüğüne de özgürlük de, diye soruluyor. Şarkı da bunların sağlaması değildir! şarkı, bana hakaret etmediğinin, sadece müzik dinleyen bir kulak olduğunun sorgulamasıdır. GEÇEMEYENLER CEZASINI ÇEKER. Beni şarkı diye soracaksan; başka bir cehennemin adresini size versinler. Siyasi konuşmalarda da övgü nedir bilmeyenler, övgü alamazlar... ORADA BİR NOTA DA YOK Kİ, ALKIŞLAYALIM! Bu durumda; parkın ortasından tren geçmesin: övgü almıyor diye sonuca bağlanmamalıdır.
Yazılı metinlerle, edebi metinlerle, ortak vicdanla, sadece yasaları ilgilendiren kararlar aynı kefeye konmamalıdır. Bana da 'hayvan' diyorlar... ben bunun maymun olduğunu düşünmeme rağmen, anlayana kadar canım çıkıyor. Ben ne yaparsam yapayım; kim olursam olayım; burada adaleti tanımlamış olamam. İş hayatının kendisi olmuş duygusal özgürlük -ben reklamcı girdiğim yerden edebiyat diplomasıyla bile çıkamıyorum!!! ŞİKAYETÇİYİM O.Ç. -bu kadarını yazsa kitap bitermiş şimdi burada. Yazar olmakla katil olmak arasındaki dağları İNCE BİR SINIR ÇİZGİSİ SANMASAYDINIZ KEŞKE. Öteki türlü kölelik olan duygusal özgürlüğün batsın! Şeytanı tanıyamayacağınız için, müsait bi tarafınızı tanımanız iyi olmuş. SİZİ BENİMLE ŞEYTANI TANIMAKTAN MENEDİYORUM. Evde böcek ilacınız varsa ömrünüz uzar; hepsi kitapta var AMA SEN EVİMİ TALAN ETMEYİ İNSANLIK SANIYORSUN. BENİ VURSA HAKSIZ YERE; YAŞAM PUANI ALACAĞINI SANAN "O" ZİHNİYETİ YOK EDİN. Örüyorum... İnsan olan insan BİR KERE İNANIYOYRUM DESE, anlayamadığı iyilik kalmazdı. A CAPELLA -kime ne kötülüğü oldu? Merak ediyorum kendimi! Şuna şarkı diyemeyenler neden öldürülüyor? Hayvan diyor, maymun anlıyorsun... ama kötü sözü yaymak nedir, niye kötüdür anlayamıyorsun! Peyami Safa'nın korkusu öyle anlamlı ki: “Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum.” Böyle de hiçbir şey anlayamıyorsun! Aşırı mantıksız. Beni rahat bırakın... dayanamıyorum artık. Okuma diyor, okumak sana iyi gelmemiş diyor Grup Yan Etki ! Ama okuyorum. Kitaptan başka arkadaşım yok... hiç olmadı. Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil, karardır. Paulo Coelho Öyle ölüler vardır ki,Ben onların öldüklerini düşününce,Vakit olur,Yaşadığımdan utanırım. Nâzım Hikmet "Mantık sizi A'dan B'ye götürür, hayal ise her yere." ~ Albert Einstein ~ Ne diyordu Halikarnas Balıkçısı: “İyi insanlar kırıldıkları zaman sevmeyi bırakmazlar, göstermeyi bırakırlar.” Anlayabilmesi için, önce kalbi olmalı insanın. Dostoyeski “Bir ömür boyu koșarsın, yetiștiğin sadece nasibindir.” || Cahit Zarifoğlu Bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak. Montaigne Ve bizim en güzel öldüğümüzdür bu: yaşamak Edip Cansever Bununla birlikte, kitaplarımı kıskanırım ve okuması için herhangi birine vermekten hoşlanmam. Kütüphanem benim haremimdir... Aleksandr Puşkin "İşin yolunda gitsin istiyorsan, dönüp arkana bakmayacaksın." Adalet Ağaoğlu
BEN: 5 kişiler 6. sı şeytan BENİ BULACAK KÖPEK DOĞMAMIŞTIR. Kurgulanmış kadere ihtiyacım yok. Nasıl doğdum bilmiyorum, bilmediğimden eminim. Herkesin şeytanın karnından doğduğunu sanmıyorum. Bu BİRİ benim demek değil GERİ ZEKALI. Kurgulanmış kadere ihtiyacım yok. Nasıl doğdum bilmiyorum, bilmediğimden eminim. Herkesin şeytanın karnından doğduğunu sanmıyorum. Bu BİRİ benim demek değil GERİ ZEKALI. ŞEYTAN KADAR TAŞ DÜŞECEK KAFANIZA... Piçi okudunuz mu? Bazıları da PİÇ SEVER. Atalarını evladın mı sandın? HIYAR!!! Sadece anlamayan biri söylerdi. İntikamdan anladığına da bak... ONLY A FOOL WOULD SAY! Taşınıyoruz, haydi. Ben de PİÇ sevmiyorum... nefret ediyorum bu açıdan şeytandan. A.S.C.A. Çok konuşma hıyar ağası... Sanat denildiğinde akan sular duruyor... Ben zihnime önem sırasıyla yerleştirene kadar CANIM ÇIKIYOR. SKLMS GTNNN -bir dakika her şeyi bozuyor! ŞİKAYETÇİYİM.sanatçı denilince SANATIM MI KAYBOLUYOR? BÜTÜN YAZARLAR AYNI CÜMLEYİ KURUYOR -TWITTERDAYIZ. HATTA DÜNYA NÜFUSU REKLAM FİLMİ YAZIYORUM -TAM DA BU DURUMDA. SANATÇI GELDİİİİİ -TAZE SANATCİİİİİ Bir günde 90 dakikalık dizi rahatlıkla... SEVMEM ŞART. “[Dostoyevski], 'dünyanın ancak şeytanın eline geçtikten sonra kurtarılacağını' öngördü.” Yeni bir kan davası başlatmak istemiyordu. Kendi gözyaşlarını kendi kalbinde taşıdığı için kendisine kızanlara karşı da olsa, buna niyeti yoktu. Asla olmadığı kadar, yine yoktu. Öfkesinin geçtiğini düşündü, artık öfkeli olmayışının tek nedeni şu adamdı. Evrende başka bir şey yoktu ki bu kadar öfkesiz olsun. Uzun zamandır bu adam için yaptığı şeyleri idrak etti. Acaba kendisini hayatına böyle de kabul eder miydi? Her şeyde olan büyük uyum, ara verdiğimde açtığım son yazıdaki "uyum", beni de yansıtıyordu. Baktığınız açıdan yansıtmama nedeni ise baktığınız açıda gözyaşlarımı görseniz de görmeseniz de sizin için aynı şey! Bir fark yok. Beni anlayamıyorsunuz. O açı öyle. Onu anlayamıyorum, kendimi anlamak adına YA DA ONU ANLAYAMIYORUM ONU ANLAMAK ADINA. BU UÇURUM gitgide büyüyor. Belki bir gün olur dediler. Bu kitap için mi? Evet. Hem her şaire olurmuş. Oysa bana o kan davasından geriye kalan günler ailemindi. İçinde bir ben vardım, bir o ama o günler ailemindi. Orada çocukluğum vardı, masumiyetim oraya işlendi. Dayanılmaz değilmiş. Yani düşünsene ayın üç günü senin, dört günü sen ve ailemin, sen onlarda yoksun -BUNA BOŞANMA DEDİLER. Yeni bir kan davası başlatmak istemiyorum. Kimseye bir açıklama borçlu olmadığım konularla, kimsiniz siz? Sanma ki ben de ona yalvarmadım, bir bütünlük için. Ama bu King Kong nesli. Müzikle konuştuğum anda araya karışan cızırtı da ne? Şikayetçiyim. Şikayetimi geri almayacak olmam nasıl her şeyi affetmek demek olabilir? DELİ Mİ YOKSA SAPIK MISINIZ SİZ? KAN DAVASI: ARTIK BUNLARA HAKKIN YOK. YİTİRDİN SEN. SEN YİRMİŞTİN. YİTTİN GİTTİN. AĞLAMA. Bu o aynı kan değil... artık değil. Bu masalı bana bir daha anlatmayın. Bu aynı kan değil.
Manita yapmışsın! Yok hayır. Davalım. BUNU BANA "O ADAM" DESE N'OLUR? BUM BUM Onu ne kadar özlediğini kelimelerle anlatamayacak kadar yorgundu. Sevdiği her gün için yanına bir çizik attığı defterinin sayfalarının bir kopyası vücudunda da vardı. Kendisini bulduklarında hangi sayfanın, hangi mutlu tebessümünden silindiği belirsiz bir duyguyla içindeki gözyaşlarını açıklamak istediği gözlerine gitti aklı. Oradan kalbine damlayan göz yaşlarına.. Bu kadar gözyaşı biriktirdiğini bilmediği kalbi miydi, gözleri mi? Gözünden akan her damla yaşta bir bebek ağladı. Sırasını bekleyen bu bebekler için kendisine bebek diyenleri sevgisiyle boğabilirdi. Onların gözleri yoktu ki konuşsunlar... "Hayır bunu bana yapma" dediği anda, aldatmak için sıraya girmiş bir kadın grubundan biri sivrildi. Toplam iki kadın vardı ama belirli bir metin çerçevesinde kadın grubu gibi davranıyorlardı. Kendisine ayırdığı bu değerli vakti çaldıklarını gördüğünde aslında kendisine hiç vakit ayırmadığını fark etti. Samantha Aydeli, Sorunun büyüklüğünün farkındaydı ama çözümleri her zaman daha güçlü olduğundan bu konunun bu kadar abartılmasına sinirlendi. Estağfurullah min külli ma kerihallah. Küfrün bini bir para, siz bir strateji yazsanız iyi olur dediler. Kıskanmak nedir bilmezdi. Sadece çok sinirliydi. Çok çok kızgındı... hepsi bu. İçindeki gözyaşlarını kurutan saray görevlilerini işten attılar. Bir gün birbirimize "seyrek görüşelim, şu an tatil modundayım diyemeyeceğiz" dediğinde koro halinde söylediklerini tekrar eden yabancılar olduğuna inanamadı. O suya düşmeyin demekte olan Aişha ile anlaşmak için iyi nedenleri vardı ama pratikte gözyaşlarının olmadığı yerde uygulayabileceği hiçbir şey yoktu. Bunu anlayamayanları kınadı. İbrahim'in saçları aklaşmıştı. Gözyaşlarımdan olsa gerek dedi. Sonunda kendisiyle baş başaydı. O konu herkese açılsaydı eğer, herkesin kardeş olduğu bir ortamda açılıp, kendi kardeşine ihanet ettiği yerde açılsaydı -sen yani bunu sana yapmamızı affetmeyecek misin diyen sahte yüzükleri üstüne atarlardı. Cahil bir toplum bu konuda bir şey yapamazdı oysa. Sıkıntısını oğluna anlattığında ise artık ağlama baba, dedi oğlan. Belki annem yeterince ağlamıştır. Bir ölü bir diri geziyorlardı. Bunu oğluna yapmak istemezdi. Bunları unutmayı tercih etti. Şunları size anlatsam, yazmasam: GÖSTERİŞ BUDALASI OLMAK. Ben sadece yazıyormuşum; atı alan yürümüş!!! Ya da sülalen batsın dememiş o sayfada ama diyor aslında mesela. O yüzden de cennet sokağa gitmek isterken hayalimde cehennem sokağı görüyorum! Haklısın diyip kendi kötülüğünü kabul edip saldırıya geçecek olanlar terk etmeden olmaz diyenler klübü kapanmadı diye bombalayanlar. Ben de aradaki yılları bütün sanatçıların başına gelen bir belayla telafi ederim. SES DUYARIM. BİRİ HİÇ DEĞİLSE KELEBEK DEMİŞ! Soru da bu açıdan "babam kaç kez bela okudu hayatı boyunca acaba"? SES VERİYORUM: heeeee... Biz de sizi çaya beklemiyorduk zaten. Sevdiğin bir çöp bırak! Suistimal edilmiş her saliseye nazaran bir an şükrettiğimi düşündüm. HETTİNİ AŞİYORSÜN ZEN BİR ÇÖP GÖREMEYENLER ama sevmek isteyenlerle kavgaya tutuşmak gene... YARIN BOKS VAR. İYİ GECELER KARANLIK DÜNYA Ben tiksindiğim yere davet edilmeden gitmem! BOKS MAÇI Tiksinecek ne var ki<, 5 10 yıl kaybedeceksin ve tam kazanacağın anda da yumruğu yiyip öleceksin. DİYORLAR Peygamber olsam, peygamber evi yerine tiksindiğim yere davet edilmeden gitmeyeceğim ve kendime göre bir meslek buldum: BOKS! Sanırım cennet... BİR ŞARKICIYA YAPILABİLECEK EN BÜYÜK AYIP ! HEPİMİZ CEHENNEME GİDECEĞİZ VE BUNUN İÇİN TOPLANMADIK DERKEN HEM DE. Ve de;
HER NEYSE, BİZE GENE BUNLAR OLUYORMUŞ. NEYSE Kİ BİRİ ŞARKI YAZMIŞ -ya da daha okunmamış bile... yıllar sonra okunurmuş. Benim değilmiş ne de olsa. FALIMA BAKMIŞ; BEN YOKMUŞUM -AF BEKLİYOR. ORSP. Ç. Kul hakkı da insanlara rahatsızlık vermemek değil de sanki, rahatsızlığa maruz kalıp sonra bir ceza kesilsin diye ot gibi beklemek mi peki? BEN KİTABIMI OKURUM; benim dışımda bir böcek olsa içinde yazık olur. AİLEM DE VAR. O KADAR YAZIK OLUR Kİ; BU ÖMRÜN HESABINI YAPMIYORUM... Ağzımı açıp tek kelime etmeye gerek görmediğim bir dünya var. O nedenle asıl hocalar camide ya da seminerlerindeler... BU AÇIDA Bİ HOCA YOK KAFAMIN İÇİNDE. Din hariç aklımda sadece yabancı romanlar var... Şu şiirin içinde Allah da geçiyor... bana şeytanı anlattırdılar. CİN KATIN -AİLGİ ALANIMA. Kitabı okuyan şeytanı anlattıracak; deli olmamak imkansız -ne Arapçası. Şeytan dedikodu yapıyormuş demeyi affetmek sanıyorlar! FALIMA İSE ;şeytan bile cennette diye değil -ARAPÇA DİYE BAKMIŞLARDI. Biz Adem'le Havva gibi gezemeyeceğiz cennette; şeytanın yanına 5 ya da daha fazla kişi gidilecek AMA NE MÜMKÜN! Yoksa yani sınıf arkadaşına merhaba de, hiç demediysen HİÇ DEMEYEBİL. Artık doğmuştur bi iki çocuk!!! ÇOK YAZIK YA. ÇOK YAZIK. Borç içinde yüzüyoruz o konu öyle olunca. Medeni olsa iyi olur... çünkü Kuran yani bu kitap değil ki kader olan, kaderin yazılı olduğu başka bir kitap, o dünyada değil. Hayat tarzı edinmek güç. Sadece 3. gözümden bahseden koca kitabı doğumhane sandılar! NE CEHALET... Boşanma evrağı değildir Kuran. Aklı olan bir toplum için ışıktır sadece Yani şöyle de diyebilirdim; dünyada medeni seviyeleri her zaman hedef görmek lazım çünkü bu dünya akıl ve edep arasında yürüyen bir köprü gibi sadece. Gerçek yaşam yaşamın bittiği yerde başlıyor. O bilgi değil, o güç bizim yanımızda.. Kuran kursuna da gittim ben...aynı küfürlü ses takip ediyor HOCAM:g.tünü kitap sanan burada! Çızgılı harfler.Çızgız harfler.Bu kedi bile Arapça yazabiliyor yoga yaparken. ONLARA İNSAN DİYEN İNSAN DEĞİLDİR. BU DA BU. Yoga yapsam hapse atarlar mı beni? YA DEFOLUN.Allah "defol" der. Nerede kalmış; şeytan... cehennemden başka şey bilmiyorsunuz bize laf yetiştirmekten dolayı. Ya defolun!!! YA SANA NE; BEN ZATEN ÖLMEK İSTİYORUM YAZDIM. SEN DE DEFOL NE HALİN VARSA GÖR. O konu öyle olsa, Şehir merkezinde bir Allah yok ki siz her Allah diyene inanmayın diye... yok olursun bir daha da dünyaya gelemezsin. DÜNYANIN SONU BENİM KİMSEDEN KORKUM YOK. Korkması gerekenlerde de biraz zeka kıtlığı var... Bİ ŞEYLER YAPIN. YA BEN YA ONLAR!!! HAKKIMI HELAL ETMİYORUM SİZE. BEN DE BUYUM. Pehlivan meydanında göremeyince beni Allahsız mı sandınız... sayın örtü uzmanları? Gölge etme başka ihsan istemem diye bir laf da mı duymadın... beni okumadan evvel duymuştum. SALAK BEN DAHA KİMSEYE MERHABA BİLE DEMEDİM BE!!! NE SANIYORSUNUZ KENDİNİZİ? O şeytanı şeytan nedir bilemden azdıran hadi neyse... CEHENNEMLİK SANDIĞIN İNSANIN HANGİ KİTABININ SINAVINI SEN VERDİN Kİ KONUŞUYORSUN! HAYVANO.H. 6. sı şeytan. İt de deniyor. KİM SANIYORSUNUZ BENİ; ben size hapishane kurdurtur, gene seni vurdurturum. KİM? !!! DEFFFFFFFFFFFFFFFFOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLL !!! Ve oğlunun yüzünde görünmez olan görüldü...
Kayıp Cennet J. Milton Çünkü bu şekilde ilgimiz kalmıyor hristiyanlarla. O nedenle de, hristiyanla evlilik doğru bulunmayabilir. Hristiyanlığa inanana hoca kızabilir. Aslında kitabını okursun, inanırsın, gene müzlümansın. Bu budur. Zorlamayın bizi. Biz okurlar olarak büyük baskı altında kaldık. Yazdıklarımı pratikte uygulamak isteyen büyük bir cahil kesim var. Kurtarın bizi. Ama gene de: Ya ben. Ya onlar. Kocanı affedersen, şeytanı promosyon veren de kimmiş? Alt tarafı yüzünü Allah'a döneceksin... amma uzattınız ha. Kedimden daha çok seveceğim bir şey tanımak istediğimi sanmıyorum. Tanrı ile paylaşmadığım tek şey başkalarının kötü sürprizleri... Çok tweet atmamı istemeyenler unfollow yapabilirler. Kendi gerçeğimden daha çok seveceğim bir hikaye asla olmayacak ve yine de varsa bir hikaye; ölmeyi tercih ederim. Birini öldürecek olsam, mecburen ya da rol icabı yani, bana hikayesini kabul ettirmeye çalışan birini öldürürdüm. Öldüreceğim adama yaşıyor mu diye fal bakamam demişti hani, o hangi filmdi? Ben edebi yorumlarıma kişisel olarak inanıyorum. Ben edebi yorumlarıma kişisel olarak inanıyorum. İnsan hiç okumadığı kitabı bile doğru tahmin ediyor... bu adamlar gerzek değil, sapık! Dedektif de spastik ağırlamaya gelmemiş dünyaya. Ne dediğini bilen biriyle karşı karşıya. Sherlock Holmes'u oku. Evet Evet Son O açıdan insanı andırmak; tutuklanmak, hapis yatmak, hastalanmak, ölmek, sakat kalmak gibi... bence şeytan görsün yüzünüzü. Musical noteHeadphone BU DA ŞEYTAN FALAN DEĞİL. INTERNET. - GÖRSÜÜÜÜÜNNNNNN... şeytan. Ama gene de şeytan görsün yüzünüzü... Ben var ya artık şeytan görsün yüzünüzü diye dua etmektense; müzik dinliyorum. M.Ö. 3000 Onların da o mu? hayır. Onlarınki haç. Şeytan görsün yüzünüzü SİZE DİYORUM!!! HEPİNİZE. Yaşam felsenFEN mi olacak, şarkı sözü BİLEMEM. Kafamın tasını attırırsan, görürsün şeytanı. Yasak nedir anlayamıyorsan, insanlık nedir tahmin bile edemiyorsan... gene de saçmalıyorsan gene: yer gök koca evren neden bahsediyor bilemezsin. BU DA BUDUR! NASIL Bİ SESTİ BİLİYOR MUSUN Kİ? BEN MÜZİĞİ O KADAR AÇMADIM!!! SUSTU. YEMİN EDİYORUM; O "SES" SUSTU. 8 YIL SONRA SUSTU. Hiç başka derdim var mı? Yani şeytan görsün yüzünü; ASLA GÖRÜŞMEYELİM, ANLAMINDA. O yüzden de bazı insanlar var ki; benim insanlık kavramımda bile yok. Röntgenini de çekecekseniz... ben tutmayayım sizi, gidin evinizde okuyun kitabınızı. Sende varsa bende olmayan kavramlardan bana dair, bana karşı bir zıtlık eylemi; sana zararlı kist de yapabilir. Bunu hepinize dediğimi düşün. Düşünemiyor musun? Neden? Aptal mısın sen? Yoksa kötü biri mi? Bunun da film olduğunu şeytan size yazılı geçsin. Kuşlar artık mektup yerine mendil dağıtıyor, sülükler yüzünden. Yok yok; her şeyi yazmışlar... YOK! Anlamadığınız kadar değil de, anlamadığım kadar beni anlayan 1. Şu anda çoktan hallolmuş olması gereken bir sorunu zaten yazılmış olan bir şarkının en son tiz sesinden ayırt edip üstüme yürürsen eğer; bil ki ben şu an kitap okuyor olacaktım. Çünkü sadece diyebildik ki; yer gök kitap, ne yazılıysa o olur, ondan da biz anlamayız!
ŞİMDİ ARTIK MÜZİK VAR SHIELD YOURSELF FROM DRAMA & NEGATIVE ENERGY | Subliminal Affirmations & Relaxing Music ACİLEN YAPIN BUNU! Kaldı 3 nal bi at... H ahh ha ha haaaaa! Diyelim ki "bu" babadan oğula geçen bandolar gibi değil... BUNU ANLATSIN DEDİLER! O açıdan ben insan gibi kitap okuyordum... bunu bozan kimse yoktu. VE; bunu aramıştım, hakkında yazmıştım, bunu buldum: Age Reversal Wisdom and Experience Plus Youth And Vitality Olsun. Yaşını küçük göster, tamam. Yani şimdi frekans dinledim ve de 20 yaşıma döndüm; patron olmam lazım! Mümkün değil ama şimdi mümkün mü? Yani o frekans o açıdan bir şey ifade etmiyor. Dünyayı yöneten aşk ve açlıktır. Maksim Gorki Ben ölünce şeytan mı kovacaksınız? Hypnotic Debt Destruction Eliminate All Debt Clean Credit Score 256 Voices Subliminal Program Borçlarını öde, frekansı. Beni üç yaşında çocuk yerine koymasaydınız diye her koşulda işleyen kurallar varmış ama nerede? Nerede yalnızlık? Nerede vaat edilen para? Nerede akıllanmak? Nerede insan yerine konmak? Ya da nerde kalmış çocuklar bile sana güler... ha ha ha! Bandonuz babadan oğula geçiyor olsa da, BU ÖYLE BİR DÜZEN DEĞİL, demek zorunda bırakılan biri... ne dilemiş olabilir ki? YEREEEEEE YAT! FAKİRİM DE. FAKİR HİSSET. Yani bir astronot ve uzay bilimleridir gidiyor, gündemimizden hiç düşmüyor. Yarın dediğin motivasyonumun yüzde yüze yakını. Çizdiğim resimler fikren her zaman bunları temsil etmiyor. Bu açıdan mı annelerin bahçesi cennet bahçesi? Hıı. Yani bu müzik de kaderimin yazılı olduğu kitapta var! BEN DE AMA... İnsan sadece kendisi kafir olabilir... ölüm tarihinde anlaşamayan bir ailesi ve eşi vardır çünkü. Biz de varız dediler... incilin o sayfasını oku, öyle. Sen: Ben de bir ders aldım küfür de ediyorum... seni affediyorum... kendi kaderini bul, diyenler oldu. Ben: Ha, o kitabı daha bugün sipariş verdim. Tşk. SEN KARŞIMDASIN!!! Müşteriler: NEREDE KALDI BU KİTAP... Mesela bunlar yayınevi sevenler? O kedi benim mi şu gördüğüm? Şu anda bahçede oyun oynuyor. Film olsa hadi neyse fakat film mi yapıyor acaba, ne yetenekli kedi! Mesela ben, fabrikalar, ormanlar yanarken, evim yanmıyor diyemiyorum. Tam olarak o günü evimde görmem gerekiyor ve bunu bilmeye çalışmayı çok kısıtlayıcı buluyorum. Annesi olarak kedi beni bulmaya karar veriyor. “birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden.”
şükrü erbaş Belli ki temelde kadere belki evin yanar yazılmaz. Kader kanundur kaza değil. Katillerin en kötüsü, yaşama sevincimizi öldürendir. Paulo Coelho Bence kitap okumak, aşık olmaktan veya seyahat etmekten aşağı kalan bir deneyim değildir. Jorge Luis Borges Biri insan hiçbir şey düşünemeyecek kadar sarhoş olsa, asla eyleme geçemez. Herkes sokakta kitap okumuyor. Sadece çok okuyanlar... Herkesin beni ekleyeceği günden çok tweetlerimi korumaya alacağım günü bekliyorum. Aşk: yazlıkta bir kez kavga edecektik sadece! Hiç fikrim yok... Bilemediniz kitabı; albaydı kavga eden! Diyelim ki "bu" babadan oğula geçen bandolar gibi değil... BUNU ANLATSIN DEDİLER! O açıdan ben insan gibi kitap okuyordum... bunu bozan kimse yoktu. 10 20 milyar yıl geriden gelen bir ses olmasın diye de olsa... sen de oku! Bunu yarışmanın üçüncüsü birincisine söylüyor diye bir dedikodu çıkarmışlar üstelik de. O BEYNİYMİŞ -imkansız. O BEYNİYMİŞ -imkansız. Mektubun gecikti gene. Belki de ne yazacağını kestiremiyorsun. Oysa adını yazman yeter. Görünce içim aydınlanıyor. Ahmed Arif Bugün yediğim lokmanın bir değeri yoktu, öyle mi? Çektiğim fotoğrafın? Günümün nasıl geçtiğinin? Biliyor mu artık, aynı kurallarla farklı hayatlar yaşadığımız? Günüm şöyle birri; BUrada ne arıyorsan o olmuştur. İ.O.İ. Biz ne bilelim hangisi bizimkisi? Bazı kadınlar üzülmek için bile bir kadını yaralamaya ihtiyaç duyar. Bu hangi psikolojik rahatsızlıktır? Yani evleneceği 5 kadın da orada cennette olsa bile, ben onlardan biri olmazdım, hizmetçinle yatardın, demiş. O kadar karışık mı bu hikaye? Hiç bulaşma bence. Yani kaderin yazılı olduğu kitaba da mı dua okunabilir? Seni gidi yumurcak, dedim. Bazı insanlar aynı kurallarla yaşadıkları farklı kaderleri yaşıyorsa bunda ne var, elbette farklı olacak dedi. Artık bizi daha sade bir sorun bekliyordu. Büyücü cadı rüzgara sırtını verip uçtu. Ben bunları neden yedi yaşında anlamıştım ki? Neden şimdi yazıyordum? Tek hayat belirtim yazmaktı. Öyle olsa da böyle olsa da orada yazılı, burada yazılı değil, diyemez misin? Diyemem dedi. Peki dedim. Yani 6. kadın kayıplara mı karışmıştı? Tamam, dediler, şimdi bizi duydu! E, yamyam yoktur umarım. Eh. Yok denilemez ama pek yemiyorlar. Peki ya yanındaki, dediler. Yakışıklı mı? Beni de böyle anımsayabilirdi. Yani izin verirseniz kendimi de anımsayabilir miyim? Birden hafızası yerine geldi. Ya kuzeniyse! 6.sı ya kuzeniyse. Onca zaman anlayamamıştı oysa, sabah unutup, rüyasında
anımsadığı bu adam da kimdi? ADAM MI? Bir cins köklü bitki. Belki de dedim, cadı değil de büyücüydü. Bundan dolayı her şey mubahtı artık. Hafızasını kutlayacaklardı. Bu durumda ya edebiyattır ya da benim notlarımdır dedim. Bakmış edebiyatla ilgisi yok. Tamam demiş, sensin. Takipteyim ama umarım bu hiçbir şeydir. Evin var ama oturmana gerek yok. Araban var ama sürmene gerek yok. Okulun var bitirmene gerek yok. İşin var çalışmana gerek yok. Roxanne ne yaparsan yap yanında sana bunları diyenleri duyuyorum ve de üstüne doğru yürüyorum şimdi... mor ruj sürmeyecektin değil mi? Tamam. Şimdi bunlara da gerek yok. Ben hepsini halledip sana ölü muamelesi yapacağım çünkü ölülük senin inancın. Siz de sanata layık olmak için benim gibi yapın, üstünlük taslamak size bir şey kazandırmayacak. Bana kazandıracak. Ben çılgın bir sanatseverim. Uykumda konuşuyorum sanki... aklımda bir şey var ama ne olduğunu bilmiyorum. Adabın var senin yaşamana gerek yok. Madem beni duymuyorsun, neden geçtin karşıma oturdun. İnternetli televizyonlar çıkınca gelirim ben ya dünyaya, hadi bye. Oduncu evi terk ederken mutluydu. Odunlarını kamyonun üstüne yüklemiş ve hepsini ilgili binaların önüne dökmüştü. Tek yapmaları gereken odunları evlerine taşıma olanlar da henüz uyanmamıştı. Köpekler bir kaç odun parçası çaldılar. Odunların başını beklemeye değmezdi. Odun demişken, annenlere selam söyle, oduna ihtiyaç olursa mutlaka arasınlar beni. Odun denildi mi akla başka kim gelir zaten? Oduncunun satmak istediği kestaneleri de vardı. Kestane ağaç anlamında değil, hem zaten marangozluktan anlamazdı. Yiyecek kestaneleri olsaydı, kendisi yerdi ama bunları sadece satması gerekiyordu. Sabah simidi satanlar kadar erkenci olması gereken bir semte doğru yol aldı. Kendisine kestaneleri yakmışsın, bana yenilerini ver, demiş olan bir küçük topuklu kadın gördü. Kestane mi? Neden elinin altındaki kesekağıdına sığıntı adağı gibi bakıyorsun? Versene şu kesekağıdını, diyenler. Yiyenler memnundu, onun dışında kimsenin aklı almıyordu kestanelerin prestijini. Bugün bu kadar hakaret işitmeyeceğim, dedi. Belki gerçekten de kestaneleri de odunları bıraktığı evlere dağıtıp uzaklaşmalıydı oradan. Öyle yaptı. Kestaneleri evlere dağıttı. Kesekağıdını kafasına geçirdiler, sen bize zehirli kestane mi sattın diye şikayette bulunanlar. Kimse hastalansın, ölsün istemeyen biri ben okuyup anladıkça elimdeki kitabı, böyle anladı beni. Mutlaka izlediği bir film, küçük bir anı defteri vardı ama benimkini okudu. Kargalardan bu kadar ses çıkacağına inanmazdım. Vay canına! Ne kargalardı. Baltanın sapı kıtaları ayırdığından beri, evin önü onlarındı. Gençlik bir şehri hiç tanımıyor gibi tanıdığını düşünüp, arkadaş oluvermek sanki. Asansörle iner gibi kendi kaderime iniş yapıyorum asırlar sonrasından. Her şey daha iyiye gitsin isterdim. Okulda okutulan dersleri bile seçebilmek gibi... Oysa bir cafe'deydim, elimde bir kitap, birkaç sayfa eksik, bir iki sayfa fazla. Yüksek derecede ünlü birinin ses getirdiği kadarıyla, en son vedamı yaparken şehirde, onun ilk bakışımla aynı olması olanaksız. Bir edebiyat klasiği, aile içinde evlilik anlamında bozuşmak ve kan davası çıkarmak gene. Korkma ama ben aşık oldum. Öff... kaçtı tren. Nasılsa beni duyuyor dediğim, onun için üzülüyorum. Bunlara katlanmak zorunda değildi. Fakir de olsa... kaliteli bir hayat sürebilirdi. Son anda evine koşturanlar gibiydi en son anda bile dua edip, Allah'tan ümidini kesmeyenlerin beyaz tüllerinin ardında kalan loş ışıklı evleri. Evlerinde kitap okuyanlar aklımıza hiç gelir miydi, babaannelerinin mum ışığında pişirdiği yemeği yedikten hemen sonra çocuklar... kazanlarda kaynatılmış kar gibi elbiseleriyle gezerken. Şehrin bilinmezliğine atılmış bir girişimci gibi baktığını sanan basit bir satıcı ruhunu tatmin etmek için, beğenildiğinden emin olduğu sahnede müzik olduğunu bilmesi gereken bir ruh ile çelişen üç kuruşluk plakların temsil ettiği kadınlar vardı. Gözlerim kapalıyken aldığım üç kitap da
ülkemizi değil, ruhumuzu değil, inancımızı temsil ediyordu. Elinden geleni yapmanın solgun pişmanlığının eve götürdüğü ekmeği bitirdikleri andaki gibi bir bakışla süzdüğü bir kendini bilmezlik sardı etrafımı. Biri: Net; 3 elmam var, umarım elma seviyorsundur, takdir senin! Der. Diğeri ne yapar? A) Kurabiye B) 3 elmayı da yer C) Koyunları anlatır D) Sınıfta kalır E) Hepsi Düşüncelerim sizin felsefe kitabınız değil! Bazen size söylenen tek gerçeğin karşısına insanlarla çıkmamayı deneyin. BUNUN ADI YALNIZLIK DEĞİL Mİ Kİ; peki kiminle çıkayım diye tekrar soruyorsun? Hz. 3200 İlk izlenim alerjiniz yoktur umarım... benim VAR da. Yani bana kimse defolu mal demedi ama... pazarı anlatırken ben kendime, beni anladılar sanırım. Tek başına sırıtan cümlelerim var. Okumadığım ya da anımsamadığım bir kitabın içine tam olarak anlaştığım zihnimle sığabilen bir elim yok ki kitaba uzanayım. Defolu Mal: Çağırırlar her yere, bi bildiği var zannedersin... yalan çıkar hepsi. Yalanı da söyler! Sorunumu bulursun gene de... kendini de iyi biri zannedersin. Git doktora görün. Sorunlu sapıkların 118. sorununu dinleyecek olan ben değilim. BEN KİMİM? Çöpçüydü ama twitter'ı iyi kullanırdı! Ha ha haha ha... hayattan asla bu tarz bir karşılık almadım. Bir ruhum olmak zorunda. Cinayete tanık olmak mı? Ya polis vardır şimdi orada. Hastanededir onlar. Sen de okulu bırakırsan ben de seni yüzüstü bırakırım, diyor. Sanki zorla okula biz gönderdik de! Tıpkı Tanrılar hakkında az bilinen değil, hiç bilinmediği bilinen ruhum gibi sunulan bir kitabı ise gözüm kapalı buluyorum. Artık her şey benim için hazırlandığı şekilde. O kadar çok seviyorum ki, ben de yetişmek istiyorum. Bilmediğim bir Tanrı değil sevgi, oysa hemen her şık elendi bile. Çöpçüydü ama interneti iyi kullanırdı. Cinayete tanık olmak mı? Belki sadece vize alıyordu biri. Polis vardır orada şimdi. Hastanededir onlar. Okulu bırakırsan ben de seni yüzüstü bırakırım dedi belki. Sanki okula biz zorla gönderdik de; neyse edebiyat okuyamadı. Önce saygı dersin dersin... sonra olur mu? Şu taştaki huzura bak. Ben taş değilim. O başka kitap. Ama artık, bu şekilde ayırt edilir miydi elleri? Bu kadarı yeterli olurdu sanırım, kurtulmak istediğim bir şey yoktu ki, bunu soran olmadı. Buğulu düşüncelerimde bulmaya korktuğum gözlerim vardı. Korkmamı söyleyen her şeyden korkuyordum, çekiniyordum. Cümlemin ağırlığı altında ezilirken; böyle bir kitap var, ben okudum ya da en azından yazabilirim, dedim. Cümlede hayır olmasa da, sorun da yoktu. Oysa ben yarısını gözlerime yarısını ayaklarıma okuduğum bir cümleyle ayakta durmakta zorlanıyordum. Gözümü şehrin ışıklarına doğru çevirdiğim anda, daha varoş ve hiç bilmediğim bir semte gidecek gibi hissediyorum. Kırtasiyesi vardır. Kitapçı diyeceğim ama oralar bizim okula uzak sayılır. Kantin kapanmasaydı, orada bile kitap satılır. Bu sivil polisler yakında bizi sınava da alır, hiç devamsızlıkları yok. Yarın oldu bile. Bir ara... uzun bir ara mı? WWAAAWWWWWWWW!!! Eğer bir gün arabamdan içeri kağıtlar atmak isteyen bir sokak çocuğu olursan; bunları atma.
Böyle bi kitap okumuştum... çok güzel. Aynı konuya parmak basmanız: Renkli izler bıraktı masaya Sanki çay bardağımda Tabakta ya da az ötedeki lokantada Bahsi geçen adamın En son katliamın Zalimin ahının Yanıtları kahrının Bizde tebessüm uyandırır gibi Yine de bir ara verilse Kalkıp gidilir gibi Bir başka sınırın ötesine Sınırlardan yollar çizip Öykülerin örtüsüne Doğru Doğru doğru Evet evet O da haklı Renksiz izler bıraktı masaya Ama biz anlayamadık Kaç gün kaldığını Elini niye kaldırdığını Ayağa kalkıp adını haykırdığı gibi Mary Yusuf Kim öldürdü beni Artık günahkar değilsen okuyamayacağın şekilde sunulmuş bir kitabımız vardı. Çok sıkılmıştım çünkü her şeyi anlamama rağmen suçluları sordukları bölümler cennetlikmiş de, insan gibi beni soran ben cehennemlikmiş gibi konuşan, halkı gaza getirip gazetelerde, cevaplarını evimin önünde bekleyen bir kitle vardı. Bütün kader adını ezberleyemediğim bir başka kutsal kitapta yazılı olmasına rağmen, aşikardı ama bana sürekli halkın kaderini soran çok çirkin bir suç vardı ki; sanki hepimiz kelle koltukta geziyorduk. Konu böyle olunca da suçu sanatçılara atmak isteyenler birlik oldular... yarısı fermuarını zor çekti yukarı, yarısı da defol diyen yazmak zorunda bırakıldı. Asla affetmeyeceğim. Cennettekiler hem kitabı oku diyor hem de suçluların durumunu soruyorsa, neden herkes kendi boyutunda aydınlanabilmiş değil de, cehennemin bir ucundan öbür ucuna gitmeye ant içmiş gibi konuşuyorlar. Onlar güya okumuş da. Bize silah zoruyla gurur duymamayı öğrettiler ama kendileri bu sümüklü tabloda bile gururluydular. Ailemizde okumuş etmiş olanlara yüzümüzü döndüğümüzde, televizyonumuz aynı dili konuşuyordu bizimle ve bunun da adı fal bakmaya çıktı. Kellemiz kopacak mıydı yoksa insan gibi mi yaşayacaktık. Ne zaman bir şarkı mırıldansam milyonlarca insan sokaklara dökülüp yolları kapıyordu. Benim gibisine sanatçı bile denmiyordu. Kimin günahını çektik bilmiyorum ama şikayetim o kadar basit değil sanılmasın. Ben yanlış çağda yaşadığınıza inanıyorum. Benim yaşadığım çağa daha kimse gelmedi. Kıtalar aştım ki pişman da değilim... en azından küçük, kilisesi ve korosu olan bir kasabaydı orası. Hem belki hayalimdeki iş de, kitapları kapsardı. Edebiyat eğitimimi müzisyenler kemirdiği için... farklı bir şeyler okumak istedim. Artık ben de kulağımı tersten gösteriyordum. Uzun süreli bir ilişkinin yeni başladığını sanan bir zihniyetle henüz
başlamadığını gören bir zihniyet savaşa tutuşup birbirlerini aşağılıyorlardı. Ben de alık alık izliyordum onları. Şimdi evimin balkonuna çıkıp tüm dünyaya 'kendinize gelin' diyeceğim sanıldığından, bunları yazma ihtiyacı duydum. Yoksa gerçekten de, iman insanın kendisine olan bir şey değil... o konuyla ilgili cennette bir sorumlu var. Bu dünyadan ümidimi kestim. Artık önce suçluların kaderi anlatılıyordu. Kafamıza armut düşse, kazadan değil kaderden sanılıyordu. Daha kötü bir hayat düşünememekten... yorgunum. Bunlar rahatlıkla şarkıların diline tercüme ediliyordu ama edilmezse maddi alemde yaşadığını anlayamayan bir kitle masum bulunuyordu. Biri ruh biri değil diyen kitap vardı, okudum ben de ama ne yazık ki 'sizi peşinen lanetledik ki sevgiliniz kıskansın' diyen bölüm yoktu. Artık ona yakın bir şeyler de okudum. Hele bi edebiyat de! - Bakar mısınız. Ben gladyatörler için gelmiştim... - Tamam. Anladım. Bendensin!!! Demek cennetlikler oku dediği anda okuyan tek kek bendim. Türkçem de var. Açıklayabiliyorlar. Bu da mı HALK ÖYKÜSÜ! LÜTFEN... mum duruşu nedir biliyorsan, bunları da bilirsin. Tanrısal güç ses frekansı! İnsanları incitmeden kendini ifade et! Hiçbir şeye ihtiyaç duyma! Uzun süreli arkadaşlıkların en baştan kısa süreli bir ihanetle bitmesi ne korkunç. OKUSAYDIN TİKSİNMEZDİN! "Mum olmak kolay değil. Işık saçmak için önce yanmak gerek." ~ Mevlana ~ Güzel laf, hele o lafın bizi götürdüğü yerler. Bhagavad Gita! Sırf bizden üstün olduğu algılanan bir kitabın var diye büyüklük taslama. O sadece algı mekanizması değil. Adanmayı gerektiren bir ibadet türüdür. Özgürlük az zamanda sebat etmektir. Bunu üç kez sildim zaten! Onu karşıma getirme... diyor. O müzik cümlesinde üç gerçek yok. Bir gerçeğin sahip çıkıldığı ruh var. Maddeye kapılma. Yoga pozisyonlarıyla yapamayacağın hiç bir şeyi anlatmıyor inan. Üstü cehaletle kaplı... ölmeden anlayamazsın. İyilik halinde ölme kavramı bizde de var. Beklentisizlik hiçbir amacı olmamak değildir. Bağlantını kurmuştur... unutmak bile yolun yarısıdır. Oysa sürekli hatırlamak gerekir. Tam o sırada her şeyi unutturup, ruhunu açmıştır. Bu da sana fazlasıyla iyi gelmiştir. Bunlar hata değil üstünlüktür. Bu bilgi sadece paylaşmak için vardır. Karşılıksızdır. Bilgi iyiyi de kötüyü de barındırır ve açıklar. Dua öyle değildir... Bilgi boyutunda tek bir hata bile yapmadığım için yenilmez olmam kaçınılmazdır. Benimle uğraşmak istemezsiniz! Daha üstün bir boyuttan bakınca -bu egodur. Oradan da bakmak yetmez. Hiç haber alamazsam kendimden, sapık sanmayın n'olur!!! Çünkü ben Tanrı'nın bizi en baştan lanetlediğini hiç işitmedim ama film olsaydı iki de çocuk peydahlardı düştüğü bataklıkta. Değil film. Kitap yine de! A.H.B.V. Vay be ne kitapmış. Adeta cehennem yok... kaderimiz içinde yazılı. Burada yok. Üstelik de onlar oluyor! Vay... duymamak için sağır olmak lazım? !!! O kitap ne acaba? Adı neydi... levha gibi bi şi? Geçmiş yaşamımdan biraz insanlık kendime çekeyim, öyle mi? Gerek yok. Gölge etme başka... lafını da mı hiç duymadın. Elime yıllar evvelinden bu kitabı tutuşturuyorlar. Sanki başka dileğim, başka bir yeminim yok gibi davranıyorlar. Hepsinden de büyük şikayetlerim var ve beni yeterince hasta bulmadılar. Ya kellesi kopacak ya da normal insan. Siz onları bilmezsiniz diyen! Ey sayın 'siz onları bilmezsiniz' diyen!
Öff... çok sıkıldım. Neyi arayacağız mumla... Tanrı'yı mı ,dini mi? Şikayetim Var: Şükürler olsun, bir baharatlı bitki karışımı şekeri buldum... yani insan yediği bir lokmaya olsun şükreder. Amma edebiyatçı varmış ya beslenme uzmanı sanan kendini!!! Ben en azından EDEBİYAT OKUDUM. Siz insanı özgür bırakmayı, net konuşmayı bilmeyen bir toplum musunuz? Saçmalayan zaten saçmadır! Kendi seviyenizde yüzdüğünüz eğitim seviyenizle çelişiyor. ÇOK SIKILDIM Ben o kadar lafı şeker yemek için yazmadım. Çalışıyorum! Aynı hataları mühendisler yapsa kıyametler kopuyor. Yok öyle yağma... Aklı olan toplumu kurtarıyor. Aklı olmayanı kurtarmıyor. Bir de namazını kılarsan, o akıl nedir anlarsın. Sadece beni öldürdüğünde yuvamı kurabildiğim Allah, seni de öldürecekse... edebiyattan yukarı yol yok. Parasını yastık altına koyan daha mı iyi harcayandan... bana ne insanların ne yaptırdığından hem. Beni zerre kadar ilgilendirmeyen konular da var... biri bu. Tek bir eğitimli kadın bile ekonomik anlamda ülkenin refah seviyesini arttırıyor... ama mikrofon hep cehaleti anlatıyor. Zaten ne desen de cehaletle savaşacaksın, neden cehaleti tanımlıyorsunuz? Kitabı sırtınıza değil, yanınıza alın bence. Yani toplumda yer edinsen de kitap seninmiş, sana aitmiş. Become Irresistibly Persuasive Get People To Eagerly Obey You 256 Voices reddedilemez ikna edici -insanları hevesle kendine itaat ettir Can atarak yerine göbek atarak diyor şarkısı birinin de! ÇOK BARİZ ANLAŞILIYOR bi kelek olduğu:) Çok zor yani; akşamda kitap okursun sanırım, demek! Kırk yıllık yarasını deşiyor... Kendisini kocası sanıyor... hemen. Bu cehalet değil mi? Cehalet. BELKİ O CADININ SESİ YIKTI BİNAYI!!! BEN NEREDEN BİLEYİM Kİ? Pitbull'a hakaret etti. Etti. Etti. Bina yıkıldı: FAL MI AÇMIŞ OLDU O HAYVAN? SIKSIN ONU BEYNİNE! oku demek de... Öldürsün birimizi; sesi ile binaları yıkan şllkkk... defol git -sülalen batsın. O KADAR KİTAP OKUYORUM -bunu dinleyeceklermiş. ÜNLÜLER. Ne deprem, ne sigorta, ne insan, ne banka, ne karakter, ne proje... YOK ALLAH YOK YA SİZDE. ANCA AVAZ AVAZ BAĞIRIP HAKARET EDİN. Küfür ve dalalet dışında iyiyim. O yıllar süren an bitmek bilmedi. Bilmiyorum bunların yazılı olduğu kitap da ne demekti. Çok gülmeyin yani; benim bu akıllı kedim... tek çeşit mama alıyor midesi. İkinci bi çeşit yiyemiyor. Yaş mamanın suyunu içebiliyor sadece... bebekliğndn beri ama şimdi siz ona da yaşlı dersiniz. Çiçekleri sevelim diyo buna!!! Bunlar hayvan. Hiç kedisinden başka arkadaşı olmamış bi ressam;) Eşlerinin değil de intikam peşinde tiplerden tiksinti duyuyorum. OKUSAYDIN SEN DE. OKUSAYDIN! Sonra film yapacağım sanıyorsunuz. Spastik olduğunuza inanıyorum. Biri bana 'kitabı değişme ama kitabı' diyor... Tamam diyorum. Sözünü tutmuyor. Beni dua sınavına çekiyor -ÇEKSİN ŞİMDİ! DEFOLUN KİM DER? Biri ikiyüzlü diyor, biri tutamayacağın sözü verme diyor! HANGİMİZMİŞ? LAFLARI AĞZIMA TIKIYORLAR. Şimdinin gücü... kitap okumak için EN İYİ programdır. Bize kandilde TV'yi açmamış insan muamelesi yapıldı! ÇOK ÜZÜLDÜM. Programa çıkalım, herkes senin kardeşin. Ama sen okuduğunda müminsin. Bunu ispatla biri, bu bir ispattır, diğeri. Biri ana paraya, diğeri faize sövüyor. Bütün bu anlamlarda 'savaşa hayır' diyen bir hristiyan dünyası var. Biz öyle diyemeyiz, müslümanlığın kuruluşu itibarıyla... Dava: konu cennet ile tezat oluşturuyor. Yok bi dava: KİM beni Hristiyanlığın zıttı sanıyor? Kelimelerle oynuyorlar. Tartışma uzmanı da olsam... bu terimlerle dünya temsil edilemez. Ben de edilemem.
Biri şöyle bi incele diğer dinleri diyor, biri hepsine inandığında müminsin diyor. Azcık incelesem sevgilime kavuşurmuşum! Biri cahillerden ol diyor, diğer cehaletten kötü şey yoktur, diyor. Benimkinin gıkı çıkmıyor... oyun bahçesindeyiz sanki! LÜTFEN YAVAŞ YA! Bütün bu konu, hocalarınıza güvenin... onlar da saçma sapan soruları yanıtlıyor! NE DEMEK TÜRKÇE KİTAP OKUNUR MU? Birinde Allah'ın sopası yok, birinde var. Ben ikisine de, üçüne de inanıyorum... beşine de inanıyorum. Birini bile uygulayabilir miyim böyle sanılıyor? !!! KİM KRALİÇE? ANLAYAMIYORUM SİZİ!!! ALOOO??? Adımı şarkılar bile ezberledi de, orspplarr biraz zorlanıyor. Yapmayacağım müzik. Hepimizin toplamı olan o büyük isim de harcandı gitti vallahi! Duasız bir tek lafım varsa Allah'a -beni öldürsün! VAR MISIN İDDİAYA GİRELİM... dua etmeden bir kez olsun Allah ile konuştuysam ÖLEYİM. SEN DE ÖYLE! ŞEYTANIN ANASI BİLE YOK; ne dese bana küfür gibi gelir... sen skkk bi platformdan konuşuyorsun. Geber! Ama yani stop trying to hurt me. AT ALL? Kendisine 'var benim, iyi' dediği kadar dünyaya merhaba diyememiş insanlarız. Mesela biri gizli yapıyor tüm ibadetini, biri her hayrı fısıldıyor... her ikisine de inanıyorum. Daha önemsiz bi halt var sanki ama BİLEMİYORUM! Arabayla uçacak gibiyim. Bildiğim her şeyi çalarken zamanımdan çaldığını anlayamıyor musun denir! Zaten yapacak bir şey yok denmez! Bütün gece 'adam evlendi' şarkısı çalıyorlar! Dinlediğim grubu da dinletmiyorlar. Bana zorla dinletilen şarkılar vardı. A.H.B.V. PEKİ DEDİM, DEMİN NE ÇALIYORDU KULAĞIMIN DİBİNDE? SENİN ŞARKIN DEDİLER! Sonsuza kadar affetmeyeceğim şeyler oluştu ve benim sonsuzluğumla yarıştı... güya benmiş o! Kaybetti tabii yazık. Almış sonsuza kadar reddettiğim kitabı -hayır sahibi ben değilim çünkü diye dünyanın göbeğinde; peygamber kitaplarını da okumamış, kendini ilan etmiş! Siz affediyor musunuz? Hayır. Onu isteyene cehennem deniliyor. BEN Mİ UYDURDUM YANİ ŞİMDİ! YA NE EZİYETMİŞ CAHİLLLER ARASINDA KİTAP OKUMAK YA! YA BIKTIM YA!!! BIKTIM. Tek kelime yok yanlış anladığım diyorum... BENİ ANLAMADIN YA, DİYOR! KİTABI DEĞİŞMEYİN AMA... Sen yemeyip içmeyip dua diye bana 'aldattı seni aldattı' dediğinde, kitabın koyduğu sınırları geçmiş olursun... ben yazarım, bu bir çalışmadır, kitabı çalışmış olurum kendim... istersen okumazsın, istersen inanmazsın. Ama kulaklık takamam! DEFOL! DEFOLUN!!! Birimizi Allah öldürsün: BENİ! BENİ! Dinin belirli sınırlarıyla dini karıştırmamak lazım. Yani demek ki ben Hristiyanlar gibi, herkes cennete gitsin diyemiyorum da, cennetlikler oradadır, onu da Allah bilir, ben bilemem, diyebiliyorum. Bu beni dost ya da düşman yapmaz inançlı biri yapar. BÜTÜN BUNLAR ŞİMDİ BANA: KİTABIMI OKU, diyor. Yani cennetlikler sürekli suçluların durumunu soruyor ve bir eşek bile en çirkin sesiyle zihnimde anırıyor: bu nasıl oluyor? Kader Allah'tan bize veriliyorsa, nasıl hepsi de kutsal kitapta yazılıymış? Sen kendi gözündeki çöpü niye görmüyorsun... o zaman da narsist olma ama... suçluları falan sormayan, seni soran biri var! HADİ BUYUR. Böyle geçiyor hayat. E, şimdi ben inanıyorum, düşünüyorum, bu bir anlamda sadece benim kitabım ama bunu TV programı izlerken aklıma getiriyorum ve sanki öyle yazdığım sanılıyor. Bunun bir temele oturması için okumam lazım. Tam ne zaman okuduğum sorgulanıyor ve bu benim hayatımdan çalıyor. Bu nedenle Allah'tan geliyor kader. Kitapta ise sadece yazılı. Ben bunun aksini hiç düşünmediğim bir kulvarda yaşıyorum. Bunu yeni düşündüğüm bile düşünülemez. O zaman da sonsuza uzanan müzikallerden bir adım ötede değil miyim? Böyle bir şeyden korkmuş biriyle beni aynı kefeye KİM KOYUYOR? !!! Koskoca dünya şairlerini de 100 kişi okuyor, koskoca müzisyenlerin de sesi az çıkıyor ama ben koskoca bir peygamber değilim, onlar da koskoca peygamberler değil... küçücük bir peygamber, o kitap da öyle! O EVE GİDİYORUZ -KADER Mİ? Hayır.
Böyle oldu ama. Evet ben de böyle şaşarım... beni benim kendi cehaletimle baş başa bırakamazsan olan sana olur. Beni cennetle, cehennemle kandıramazsınız. Orada da 700 yabancı şarkı, bir tane de BU ŞARKI VARDI, TÜRKÇE. Sosyal bilimlere ilişkin araştırma süreci şimdi sosyal bilimleri ilişkin araştırma sürecinin bütünü ve mantıksal akışı içinde gözlemleyelim Görgül bir sosyal araştırmada belirli evreler ve araştırma basamakları vardır Düşünce ilgi gereksinim amaç güdü sorun soru misyon kuram literatür araştırması ve literatür çalışması o konunun uzmanları ile tartışma Varsayım oluşturma varsayımın deneye tabi tutulabilirliği Masrafarın hesaplanması finans araçlarının temini ölçülebilirlik kavramların saptanması Yöntemler değişkenler deney ölçüleri paranın sağlanması proje sözleşmesi işveren ve harcanacak miktar fonda anlaşmak araştırmaya örnek alınması Test öncesi spesifik yöntemsel araçların iyileştirilmesi Araştırmanın beraber yapıldığı ve işbirliği yapılan kişilerle karar araştırmasına varılması verileri sistemleştiren değerlendirme İstatistik sınav kontrol tanımlama İçeriğin eleştirel bir gözle düzenlenmesi kolektif kontrol varsayımların analizi açıklanması inceltilmesi iyileştirilmesi ya da çürütülmesi Kuram oluşturma bilimsel öngörü yayınlama sempozyumlarda sunuş yapma daha geniş düzlemde kolektif çalışma uygulanabilirlik varsayımların kabulü iyileştirilmesi ya da reddedilmesi kuram oluşturma bilimsel öngörü Gerçekte tek tek parçalar iç içedirler ve bilimsel araştırmanın planlanmış akışını bozmazlar sonra çalışma tekrar baştan ya da bırakıldığı yerden ele alınır Tamam iyiyim şimdi... o da insan, o da erkek, o da kadın, o da harika bir gün geçirdi, o da sanatçı, o da haklı, o da hak etti diye üstünü örttüğümüz konular kadar kaç kere -bu lafımın kitapta yeri var mı, kutsallıktan nasibini almış mı diyoruz acaba? Evet o, benim baktığım açıdan bir adet göründüğü gibi görünüyormuş da ama senin baktığın açıdan sana bakınca iki tane görünüyor, neden bahsettiğin anlamında -bi sor istersen, diyorum! Senden yansıyan bile sen değilsin dediğim birine karşı, bi dünya insan! Üffff... gene mi. Hayır. Sesini benim için yükselttiğinde de, benim için kıstığında da bu! Beni eğlenceden eğlenceye sürükleyip, yıllar sonrasından kötü bir haberle tek başıma bırakıyorsun. Buna yalnızlık diyemem. Eğlence ile cehaletle savaş arasındaki farkı bilmeyen bir salak, hepimize salak derse eğer -bilin ki ben asla demedim! Ben de kime ne dediğimi bilecek kadar seviyorum bazı sözlerimi. Ben de kime ne dediğimi bilecek kadar seviyorum bazı sözlerimi. Beni hiç duymamış olsan da çakışmış olmamız gereken yerde bile çatışmışız seninle hep. Uzun zamandır okuyamadığın için üstündeki baskının sana kendini daha da zayıf hissettirmesi çok normal. Anormal olan, bunu okuyacak gücü bile kendinde bulamaman! Komşumuzda tuz bitmişti... ben gene de gittim istedim; var mı böyle yalan? Trbysz. Senden beteri yokmuş. Oraya git. KRAL KİMDİR? Bu proje olsun... nenene anlat... rüyanda bu resmi gör... altı saat bekle... sana 'insan' diyecekler. Benim zihnim ÇOK HASSASTIR. İki dakika sonra ne yapacağımı kendim bilirim ve bilmek zorunda olmadığım tek şey de şeytan... ama aynı şarkıyı çalmadan
ezbere okuyanlar da VAR! Belki hepimizi hasta eden laf değil; şu da şöyle oldu... ay bi de anlat bari, n'oldu. Ama beni hasta ediyor. Kütüphanemin yarısını farklı bir şeye yoramam. Hepsi de kitap. İlham bana okumak için geldiğinden, güven beslemiyorum. Aynı mantıkta buluştuğumuz kadar aynı hikayede kaybolmamızın bile mümkün olmadığını yine aynı mantık açıklıyor. Ne ki; "bu bana da olacağına göre, kendimi eve kapatayım gene de!" O derece anlayamıyorum hayatı... ve hep aynı soruyu soruyor. Cevaben: Din dün beni videoya alırken sizler, beni videoya aldın diyen arkadaşlarımla olan zihinsel temasım ile beni aynı şeyi yaşamaya zorlarken kurgulu-kader, kendi kaderini yaşamanı sağlayan şeydir. Stop'a basmadan... play'e basar. Diğeri play'e basmadan stop'a bile basamaz. Dilek: Arttır; kitabın yalnızlığını, okumamın tadını... Cevap: NE ZAMAN? Tamam iyiyim şimdi... o da insan, o da erkek, o da kadın, o da harika bir gün geçirdi, o da sanatçı, o da haklı, o da hak etti diye üstünü örttüğümüz konular kadar kaç kere -bu lafımın kitapta yeri var mı, kutsallıktan nasibini almış mı diyoruz acaba? Neyse... bir reklam filmi vardı, kadın petlerine yönelik uluslararası bir kampanyaydı. Film yayınlandıktan sonra bir kişisel gelişim kitabı okudum, o kitapta çok büyük zorluklar çeken insanların hayata tutunma çabalarına değiniyordu. Bizler de o kitabı okuyup bir kitap yazan hasta bir kızın ruh halini ya da yüzme rekorunu kırmak için tek başına çalışan bir yüzücünün istikrarını anlayabilirdik. Fakat çevremizdeki kişilerin çoğu kampanyanın devam filminin üzerine hayatlarını kurmuş tiplerdi. Sanki pet reklamları olmasa aç kalacak gibi çalışan bir şirket düşünün, fiziksel anlamda çalışıyor ama sürekli pet reklamı yapıyor... o kadar manasızdı o kitapları okumuş bitirmiş olmam da artık. Bu anlam yoksunluğunu 'tatilde yanınıza iki pet alın' konseptine taşıyacaktım ki, olanlar oldu ve de bütün yıl 'arkamda bir şey görünmüyor inşallah' diyen kadınlar aldı bunun yerini. Ha ha ha... inanılmaz komik bir kampanyaydı. Patronum bana 'yanık kokusu alıyorum' demişti. O dönemki patronum bu stratejilerden anlamazdı. Kendi bünyesi hariç her şeyi düşünen biri, kendi bünyesinden başka şey düşünemediği bir evrende kendisini dile getirir ve bütün taşlar çatıdan sokağa düşer. Bu büyük bencil yapının ne zaman tamir edileceğiyle ilgilenebilmesi gereken markalar yardım elini uzatamaz haldedir. Çünkü bir kampanya hepsinin canına okumuştur. Herkes bu halde olsa bile bu parayı sokağa atmak demektir. İnsan zor ve kötü günleri daha iyi günlerine taşıyabilmeli denildiğinde, kalem tutamayacak kadar hasta bir kızın roman yazması geliyor aklıma artık. Bir de o günlerdeki sağlığını, sinir krizi geçirmeyişini, dostlarına eziyet etmeyişini izliyoruz kitap boyunca. Uçakta yanındaki yolcunun koltuğunu değiştirmek isteyen biri varmış, o da kalkmamış... hostes gelip adamı first class uçun siz bayım, yanınızdaki adamda iş yok, her şeyden şikayetçi oluyor diye de aynı verdikleri sözü yerine getiriyorlar. Zevkler ve renkler tartışılmaz ama tartışmalar bitmek bilmiyor... kampanya yapılamıyor. Müşteriler ajansı terk ediyor. Yazdığım bir film TV'de oynuyor ama kimse bana haber bile vermiyor. Bu berbat bir dünya, bu kadar bilinçsiz insanlarla bir arada yaşandığında. Affeder miyim? Ederim! Önemli değil... aklı almayana ne yapacaksın ama hakaret kaldıramam da, affetmem de. Haberiniz olsun! İnsanın doğal yapısına yapılan hakaretler, sonsuz derecede büyük hasarlara yol açıyor bünyemizde. Kokmasın diye bir başka kıza yaptırdılar... filmi. Kızın elleri yoktu ama şans ona da güldü. Vayyy, ne kitaptı. Bunun TV'den bir farkı yok bence. Kişiye özel bir lafı yok ama ortak bir bakışı var olay ya da konulara... ya da yok! Ama insan en küçük bir hakareti hazmetti diye ceza yer mi, benim uzmanlık alanım değil. Yani illüzyona yakın yanı sosyal oluşu sanırım sosyal medyanın. Ama insana hakaret etmediğinin altını çizemeyen bir yazı düşünemediğim gibi, hakaret eden yazılar ile
etmeyenleri ayıranlar polisler ya da mahkemeler. Konu bundan ibaret. Bu bir politik arena değil elbette. Yani siyasette insanlar politik araçlardan ve politik bir dilden faydalanıyorlar normal hayatın bir adım farklı bir sahnesinde, bu da dünyanın bildiği bir gerçek. Bu basit konuları gözden kaçırmazsak bir şey olmaz diyemeyeceğim kadar köşeye sıkıştırılmış olduğumuz hissine kapılıyorum bazen. Mesela ne demek, hiç samimi olmadığım bir arkadaşım! Şeytana pabucunu ters giydirmek bile olabilir... olmayabilir ama okuma yapmakla konuşmak arasındaki çizgiden haberdar olmayan biri çocuğuna bu aynı dersi vermek istiyorsa ben kimseyi cehaletten kurtaramam. Bir programa davetli olmak ile davetsiz olmak arasındaki fark farklı, bir programa davetli olmakla davetli olmamak arasındaki fark farklı ve ne yazık ki insanlar bu durumlara itiliyor. Aileleri yaralanıyor... Birden normalleşip 'sahtekarlık da var dünyada' diyeceğimizi sanıyorlar. Bunu politikacılar yapınca da yeterince inandırıcı bulmuyorlar. Sanırım onlara daha fazla saygı duymamızı şart kılan konu bu derken, kimden bahsettiğimi bilmeyen var mı ki, diye, tekrar aynı tartışma açılıyor. Buna bir son vermek bir sanatçının ilk görevi değil ama buna bir son verilmediği durumda olaylar raydan çıkıyor da denilebilir... çünkü bu sanata dair bir sorun! Politikaya dair bir sorun değil. Sanat insanı 'her kefeye koyabilir', politika ise sadece cezalandırma yetkisine sahip bir siyasetle oyunlar bile oynuyor gibi kahramanlıklar izler. Bunlar insanın insandan şikayetçi olabilme araçları olduğunda pek verimli olmuyor benim için. En azından bana sıkıntılar basıyor. He, bu arada 8. dünya ses yılını kutladınız mı, nasıl geçti? Burada bu şaka bitmiyor. Çeneni kapama kutsaması ses frekansını dinliyorum. İyi gidiyor. Ben şimdi sosyal bir asosyal miyim? Bir film yapacak olsaydım, sahneden kendi adıma anlatmak istediğim her şeyi anlatacak durumda olmak isterdim. Bu kadar basit bir düşünceyi bile taşıyamamak nedir anlayamıyorum. Benim gibi dini bütün birinin bunu anlayamama nedeni karşısındaki insanları kafir yerine koyması mı yani artık? Hayattan rol çalmayın, rol alın. Bunu diyemeyeceğim çocuklar istemiyorum hayatımda. Ben şimdi asosyal bir sosyal miyim? Duyu organlarımı yitirmek üzereyim diye, sağır değil de sizden biri mi oluyorum sayın 'aptal, geri zekalı' diyebilenler. Şunları yazın! Ya git evine okuma, sokaklarda bize dinlet! Bu nasıl ayıp olmuyor ben bilemiyorum, nasıl yasak olmuyor avukatlar bilemiyor. Nerede okuyacağım romanlar. Oturup gene kanunları okuyorum. Sen buna çalışmak mı diyorsun? Ben normale dönmek. AMAN TANRIM! O KELİME BİZİ GENE YAKALIYOR!!! Yıkıldığımı hissediyorum. Artık hayat güvenli demekle, UZAK DURUN ÇOCUKLAR VAR, seminerlerinden birine gitmemek arasındayım yine. Sevdiğim ne vardı bilemiyorum... zaten yoktu! Bana kalsa evdeki word dosyam iyi bir çalışma konusuydu. Düz beyaz sayfa ve bir telefon numarası. Biraz saçma. Biraz gereksiz. Yeterince iyi bir başlangıç değil. Hakkında hiçbir şey bilmediğim bir çocuk anlayışının yerini çocukların alması gibi, yani olgun bir iletişim bile değil. Şimdi şarkıların tamamı aynı notayı okuyor. Şu anda bütün yazarlar normal nedir onu anlatıyor. Şu anda tüm yetişkinler aynı soruna değiniyor. HAYDİ UÇURUMDAN DÜŞELİM DER GİBİ... Dışlandığımı anlıyorum. Biri suçu benim çalışmalarıma atıyor... yani düz beyaz sayfa olmayan... yıllardır yazdığım, sildiğim falan. E, haklılar. İyi değilim, diyeceğim ama kime. Bazen dava açmaktan başka çare kalmıyor. Bittiğini düşünüyorum. Aklım almıyor. BUNLARI BAŞKASI YAZMIŞ GİBİ KONUŞMALARINA DEVAM EDİYORLAR. Nasılsa herkes okumuyor. Yine de kulağı olmayan bir sapıkla kitapta geçen sağırlık arasındaki farkı anladınız mı?
Sizden biri de sağır olmuyor! Ziyan olmak bir yana, ziyan edememek çok büyük zayıflığım oldu. Sen et! A) Misafirlerin evi yandı B) Aşkı çalıp çubuğa bağladılar C) Herkes aynı şeyi yapardı D) Hepsi E) İtfaiye Gene de, yani hala cehennemde ateşin etrafında oturanlardan mı olmak isterim? Yoksa istemez miiiiiiiyim? Bir duamız olmasa n'aparmış... iyi biriymiş. Ama ailesi yok galiba. Haline üzülmemeliydim. Üzülemedim de gerçi. Bizi ailesi gibi bilmiş! Sana kazık atan atana, ben atmasam n'olacak, dedi. Aslında sevgilisinden ayrılmış ama bana tam öyle söylemedi. Ne zeka... canı da yanmıyormuş, o kadar da sevmiyormuş... sen şarkı söylesene dedi. AŞK Boşanmalar ve cahil cinayetleri hakkında bir kitap okuyordum; üstünü kara toprak örtsün dediler. Sözde 'beni' susturdular. A.S.K.E.Bu gibi salak nedenlerle kimse kimseyi kurtaramaz denilse de; kitaplar asosyal zekaya da sahiptir. Sende olmayan bir şey! Planlar ve Yaptırabilir Sense sosyal bir canlısın. Denedikçe beceremezsin. Batarsın. Güya lanetli sesi susturur gibi yapıp, benim kitaplara olan ilgimle dolu zihnimdeki asosyal boşluğa bi iki küfür sıkıştırmak niyetinde değillermiş gibi. Kesinlikle inanmıyorum! O kitaplardan birinde sevdiği adamla başkasının sevgilisini ayırt edemeyen biri değil; terbiyesiz biri vardı. Kitabın asosyal olduğunu bilmeyen bir canlı mı var ki; o anlamda benimle muhatap olunuyor -diye Ayşe onu (kitabı) sadaka bile vermiyormuş. Bela okuyan bir yazar hariç herkesin öleceğini açıklayan bir kitabımız var zaten. Bu bela okuyan yazar iyidir demek değil. O cehaletle 'yazar' açısından baş eden bir savunmadır. O tarz olaylar yaratanlar dünyanın en cahil ve en inançsız kişileridir. Sen beni kiminle korkuttuğunu sanıyorsun? Elime bıçak ver, aynı şey... edebi eser gibi ortalıkta dolanmanız! Onu kurtaracağını sanan birinde de fazla bir zeka aramayın. Kitap: Sosyal anlamda cahil, kişisel anlamda kültür birikimidir. Nerede kalmış, ne anlarsan anla, sen kendin anla, anlatacaksan da YAZ! Ama müzik öyle mi, diyorlar. hasta oluyoruz hepimiz. Müzik sosyal bir denge... bir kutlama, bir övgü aracı. İnsanla değil topluluklarla ilgili. Yeter çok yazdın, artık okuma. Herkesin akıbeti kendisine açıklanana kadar bekle. O arada bildiğin bütün şarkıları oku. Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım -KÜFÜR ETME! Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım -Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım -Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım Tanrım - Ben çok tanrılı dinleri okuyacakmışım artık; kendisi aşkın kanunu türküsünü! Zavallı; kafatasımı, ...dan yukarısını aklı almıyor, sürekli benimle konuşmak istiyor... ama beceremiyor. Aklı almasa da olurmuş. Sanki o bölüm KONU KAYNIYOR. KÖPEKLERİ ÖLDÜRMEYİN O resim, hayatta asla ve hiçbir şey yapmayacağımız günlere ait... sen bana laf anlatmaya çalışıyorsun. Sanat eserimi kafana göre yorumlamayı da, arkadaş olup anlaşmakla karıştırıyorsun. Nerede kalmış tek bildiğiniz o eser olsa, içinde Tanrı'nın bir izi olurdu, fikrinin başlangıcında... tartışmaktan başka şey bilmiyorsun. Ben mecbur değilim evimin içinde kendimle boğuşmaya... aç interneti bak ve de izlenimlerini kendi yaratanına anlat.
Seni ahirette kim karşılayacaksa onunla konuş. Beynim zonkluyor, başka bir filozofu örnek veriyorsun. Aşk denildiğinde gıkını çıkarmayan bir monolog, aldatmak denilince çenesi düştü diye susmak bilmiyor. Ya git doktoruna anlat, bence de ki 'ben burnumu başkalarının işlerine sokuyorum da ondan'... bunu da sanatçı olmak sanıyorsun. Benim bu kadar cahil olmaya hakkım yok! Hiç olmadı. Asla olmayacak. Öyle birisi de; dağların bile aynı dili konuştuğu bu dünyada ABESLE NE ALAKA... böyle birisi de!!! Cazibesi bu açıdan konuşamayınca, her şeyi iyiye yormaya başlamış *bi açıdan konuşurmuş. Kendi kendine iyileşecek yaralar vardır... ondan sonrası kaçıp kurtulup rahata ermek değil, cennet adında daha iyi olan bir düzene geçmektir. Ya ciğerim yanıyor ya da köklerimiz... Şimdi bu konu sana geri dönüş yapsa ve de 'nasıl da açtı bayramlık ağzını benim sayemde desen' saklanacak delik ara... bir konu yok ki bu dünyadan ilham almış olayım. O açıdan da ekmeğimle oynuyorsun. Gidelim martıları izleyelim diyorsun. Bir küçük simit için çığlıkları yükselirken kendini benim yanımda mı sanıyorsun artık. Ama onlar martı. Diğerleri balık. Ben simitçi değilim. Renklerimi denize batırsan da, en güzel renkler benim. Sen sadece alkış bekliyorsun. O yüzden de böyle bir KONU BİLE DEĞİL. Ama asla bana inanmıyorsun. Bir üst kat mahkeme sanıyorsun belki ama biraz da renk ya, bir müzik, bir Allah'In kulu... YOK. BUNA İNSANLIK MI DİYORSUN? Şarkı sözleri bir notaya BAĞLIDIR; eğer bilmiyorlarsa... Kimsenin bana dublajlı mal muamelesi yapma hakkı yoktur. Doğru oynasa olmayacak hata için bile yanlışa sapan oyuncuların sonu kötüdür. Ölüm hata olamaz. Hayat hafife aldığınız kadar hafif değilse, yanlış kulvardasınızdır. Zihnim benden ibaret, etrafında sadece Tanrı... var. Yuh bi de ittir, düşür; yuh! Bedenimde aradığın şey zihnimdeki kadar net değilse, hemen alışverişe çıkmam! Oyunu oynayamayan birinin sadece oyunu bırakmamı istemesi iğrenç derecede gereksiz bir hata olurdu -GO oyna Ne oynamıyoruz? Ateşle. Ne oynamayabiliriz? Kuş duruşu. Oyun oynayalım mı? 2 boks eldiveniyle mi? Oyunsuz hayat... ne demek isterdin? Bu bir oyun değil... hurma çekirdeği! Adada tek başına kalsan... oyna biraz bakalım! Yemek saati. Tamam, şimdi oyun yok. Kitabın gölgesi oyun mu ki?
Top var ama oyun ne? Ay hiç böyle oyun görmedim! Çiçekler!!! Bak oyuncak buldum. Duvar yazısı var! Oyun sayılır mı? Ne zaman çıkacak bu yeni oyunlar? Oyun değilken neyi ciddiye alır? Hiç. Ne o kolye öyle; kız oyunu mu? İngiliz dili ve edebiyatı okurken... hiç demediysem on bin kez demişimdir, YARATILIŞ TANRI'NIN BİLECEĞİ BİR ŞEY. Bir şeye yaramazmış... olabilir, o sadece edebiyatmış. Kendi evimdeki kitabı okuma hakkını bile belki edinirmişim. Öyle hassas bir konuymuş ki ailemi münasip gördükleri konular sanki yaratılışıma uygun değil miymiş? Yaratılış hakkında dileyen ne isterse yazarmış. Yaratılış demişken, belki mesleki bir defo olurmuş bende de, edebiyata ilgimi yitirir ve de başka meslek seçermişim. Yaratılış kaç yıl misafir ağırlamaya izin veriyormuş. Nereden bilsin yani benim yaratılışımı dünyanın bir başka ucundaki müzisyen. Neden bilmesin dedim, bizden iyidir, hatta belki ben. Yaratılışımın konuşmayı uygun bulmadığı konularda susmakta olduğum anlaşılmıyormuş. Yaratılış sadece şiirmiş, bitse okul yetermiş. Yaratılış! Dedim ki önce şu yaratılışı okuyayım bari, o kadar lafı geçmişken. Yaratılış kitap okuma hakkımı elimden alıyordu ki, zor tuttum BİLİYOR MUSUNUZ PEKİ? İŞTE YARATILIŞ. Bir sen. Bir ben. Bir de bebek. HİÇ YA. VAZGEÇMİŞ. Bir insanın kalbini kırmanın binlerce yolu olsa da, en kötüsü yakınlarına hakaret edilmesi. A.H.K.E. Yok ya ne affetmesi... Affedecek yerlerim ağrıyor. Hoşça kalın demeden geldiğin yerden hakaret etmeden gidemeyişin o kadar zaman aldığına göre biraz beyin eklet kendine. Varmış müzede sana göre de... Her neyse. İşte tiksindiğim konular: leşini başka dağda yiyeceklermiş. Neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok, zaten kendimde değilim... uzun vadeli söz mü başlangıcı demek ya da belki de o sözü baştan verip tutmamak? Arkadaşın ilk görüşte kırdığın ve sonra da özür bile dilemediğin biri midir hep? Çünkü sadece neyi neden yaptığını merak ediyorsun, yapmadığın ne varsa mı? Her şeyin bir zamanı var, şimdi sırası değil mi demek? Sesini kısmak da sekiz yıl bağırıp sonra küfür etmek sessizce. İyi böyle sağ ol, bir ihtiyaç yok demek de belki seni acilen görmem lazım mı demek? Anne demek de annemi boş ver, sana bi şey olmasın mı demek? 6 kural var sen hangisini uygulayacaksın mı demek? Hiç bilmediğin bir NEYE TANRI diyorsun, özel hayatım mı demek? Caddede bir Tanrı da yok;
tam oraya çık avaz avaz ona seslen mi demek? Yorum yaz; hiç tanımadığın biri sana gerizekalı desin ama sen kalemini kıpırdatma mı demek? Önemli; umurumda değil... Önemsiz de; sapıklar gibi istemek mi peki sizin? Dil ne? !!! Bir daha asla unutmayacağın kitap, mideni bulandıran çelişkilere mi dönüştü yani, ne demek? Aklında sadece kelime olarak yer alan sözlükten beni niye buldun? Hakkında tek kelime edemediği kitabı bana uyarlıyor. O düşünür ve ben yobaz mı? Utanan affediliyor da, utanç kaynağı olmak mı? Hırs; tiksindiğimin anlaşılabilir olması. Bu cümlede sevgi mi arayacaktım? Çünkü ben sarı o mavi, ben turuncu o mor seviyormuş. OUT NOW! ŞİMDİ ÇIKTI! Evet; mesela sana yapıldığı kadar tövbe yap, ya da yapılanın misli kadar: TEKME TOKAT GİRİŞMEK Mİ? Beklemek de çift anlamı olmayan bir kelime zannedilirse diye beklememek mi? Burada dünyaya meydan oku. Bu senin de sayfan. Konuşunca biri gıcık oluyor. YANİ BEN İÇ SESİMİ SES SİTEMİNE KATIP BOMBA ASLA PATLAMAZ DİYEMİYORUM!!! Aklımı Tanrı ele geçirmiş, delirmeyeyim diye her şeyi yapıyor. Fotoğraf: Gerçekten de; 5 yıl içinde kanser olup, öleceğim zannederken ama! 8. dünya ses kütlesi yılını kutluyoruz ama... O lafının 25. yılını kutluyoruz... okumuştum tabii. 'İyi git yat'. Namaz dualarını metroda ezberledim... o sayede şarkı sözlerini de unutmuyorum. Mesela şeytanın çocuğuna 'hayır' de, git de, demek mi, anlayamayan biri var. Ölmezsem 6 yıl sonra 'iyiyim' diyeceğim! Ölmezsem sizi de affedeyim bi ara... Neyse... bu gibi nedenlerle olmasa da, ne diyor Ayşe? Cumartesi yahudilerin günü. Sen Cuma'ya sahip çık. Yani ben geber desem, cehennemde sonsuza kadar yanma diye. Bu açıdan da sinir bozukluğumu, geberiyor muyum bilemiyorum. Defolun!!! Gene de bir bak ne açıdan 'geber' okudum mu? Bu açıdan demiş kadar mı oldum? Yani, mesela ben, intihar ederim, gene o aynı şarkıları okumam... o neydi? Adını bil, bu şarkı senin, biliyorum çalıyor, bu bizim dünya turu, olur neden olmasın, biz yaptık oldu, al şu şarkıyı şu hırsız karganın ağzından, türkçe olsun tabii, sonra onları şaşırtırsın, daha iyisi can sağlığı... ne var bu her sanatçının çizgisi, internette binlerce kişi bayıldı, sen sildin, yer yerinden oynadı... neler neler YALAN? Ben mesela, ölürüm gene o şarkılarımı bir daha okumam. Olsun, belki şimdi oluyormuş. OLMASIN! A.H.B.V. Nerede kalmış, adam bu kadar planı parmağını oynatmayarak iptal edebiliyor ama uçurumdan düşeceğini bilse gene o konsere gidip içecek ya da salak bir beyni uyuşmuş gibi konuşacak. Bu kadar dengesiz insanın bu dünyada ne işi olduğunu bilmek istememekten sığındığım Tanrı gene sırf düştüğüm yeri beğenmekten geri adım atmayacak da, beni bir adım ileri de götüremeyecek de, o şarkı sözleri gene beni ağlatacak ama öleyim daha iyi. Pislikten başka lafları varmış gibi, kendileri başka laflarla anılsın diye bir başka senaryo üstüme yıkılacak... herkes düşer, kimse kalkamaz denilecek. DENİLSİN. Rock& Roll defosu gibi dolanmayın ortalıkta bence. Aslında burada oturduğum yerde pek bela okumaya gerek kalmıyor. Zaten belası okunmuşundan... bir havadis beklemediğimden. TEMZLİK KOLUYDUM BEN!!! Bir yeni yetme aynı hatayı yapsın diye beklenecek.
Kıskanmak Tanrı'ya mahsustur... içimden sadece övgü cümleleri kurabildiğim kadar yaklaştığım bir ilahi kavramı, müzikten başka bir şey olmayan yemekli bir ortamdan, binlerce kişinin zıpladığı bir konser alanından kendi geleceğime taşıdığımda geriye on yıllarca evine dönemeyen bir salak çıkmasını istemezdim. Değil bir konser görmek, edebiyatın sayfalarında kıskançlık nedir anlayacak bir başka delinin rüyama bile girmesini istemezdim. Bizleri kıskançlık adı altında yönlendirdikleri sahaları hiç sevmiyorum. Kadının evi yok. Kadının adabı yok. Kadının ağzının ayarı yok. Kadının huzuru yok. Kadının şaka anlayışı yok. Kadının sanatla ilgisi yok. Sen önüne geleni kıskanırsın ama ben kendi yolumda düz yürüyemem... her şeyin yoluna gireceği bir ortamda, okula gidiyorum elimde kitapla... elimdeki kitabı alıp, okuma hakkımı elimden alıp, inancımı hiçe sayıp, onun cennetten çıkma bir eser olduğunu unutup, neler atlattığıma bakmayacaksın da, kitabımı kör bir kuyuya atıp yok olmasını izleyip beni okumamakla suçlayacaksın. Sizin bundan ne farkınız var ki biri size edebiyattan, eserlerden bahsetsin ya da bütün bunların üstüne bir insana 'oku' diyecekseniz bile, içinde sizin geçtiğiniz sayfaları yırtıp mı okuyalım, ne dersiniz? İçinde yaşadığımız çağın en saygısız insanları kişinin kendi evine olan saygısını hiçe saymaktadır. Bu işkenceye derhal bir son verilmediği sürece, toplumda ahlak olmayan yerden doğan arkadaşlıklara giydirilen kılıflar birinin gününü gün ettiği, diğerinin ise zaten sahip olduğu aile değerlerini yitirdiği bir iletişim bulamacına dönüşecektir. Hayatta her doğrunun yanlış yapılabilecek bir kirli ya da ters yüzü vardır. Tersini düzüne giydirenlere haram olsun dediğin gözyaşlarını kendine sakla. Biraz az ye, paranı arttır ve psikoloğa git. Sonsuz derecede sıkıldım, hayatı basit ve hafif yaşayamayan bazı deliliklerin çılgın bir oyun arayışından ve bunun açıklamasının olmadığı yeri ne cennet ne de cehennem fakat benim kendi evim, yuvam sanmasından. Kapınız yok mu sizin? Peki ya aklınız? Sizin toplumun defolarını korumak gibi bir göreviniz yok... sizin kendi sınırlı yaşamınızın toplumda zaten bir yeri olduğunu kendi adınıza idrak etmek kadar bir göreviniz var. Sapıklaşmayın! Benim müslüman olduğumu bildiği halde kendi inançsızlığını boru diye öttüren biri sadece kaba ve anlayışsız değil, aynı zamanda toplum için tehlikelidir de. Ben okurum kitabımı... senin Tanrın seni affetmeyebilir. Beni ilgilendirmez. Ama benim asla affetmeyeceğim çok şey var... sıraya girseydi eğer, kıskançlık Tanrı'sı senin yanında sönük kalırdı. TERBİYESİZ. Herkese bir şey diyen mekanın cennet olsun diyemiyor mu da... 7 yıl kafa ütülüyor! Ne çirkin... Ölsem geriye kalacak edebiyat eserini taklit etmekten başka bi şeye yaramıyor duyduklarım. Çok çok çirkin. Edebiyatı şaka sanıyorsan, şaka olmadığını anlamak için cehenneme de gidebilirsin. Edebiyatı şaka sanmayıp bana şaka yapmaya çalışıyorsan da bulup bulacağın cehennemde bir iki edebiyat eseri olacaktır. İnsanların edebiyat parçalamalarından bıktım; KİTAP OKUMAK İSTİYORUM! KAPAT ÇENENİ ARTIK 24 saat Allah diyen birini aklınız nasıl almıyor? Siz müslüman değil misiniz? Defolun! Beynimin içine ettiniz... iki kitabı insan gibi okumak yerine havada okuyabilen sapıklar olduğunuz için. Bundan tiksinti duyuyorum. Ben ahirette size yazılı geçerim; müslümandım diye ya! Cehennemde bulduğu kitap yüzünden beynimi okuduğunu sanıyor... biraz dikkat lütfen. Konular sandığınızdan daha kötüydü; herkes kendine "farklı" bir renk seçerken, onlar kör olmaktan söz ediyordu... üstelik de renk körü. Hiç böyle bir amaç duymamıştım! İşinize gelince konser salonu sandığınız evim ya da benim gibi müzikten anlamayan bir kulağı neden müzisyen sandığınızı ASLA ANLAMAYACAĞIM! 1 salise kendisi gibi hissetmişse eğer, ondan artık vaz geçemiyormuş... YABANCI A.H.C.V. Körler, p..ççç ler, ölüler... okudum o kitapları. Aç benden bi sayfa; aşık bile mi olursun! Ne karın ağrısı insanlar var ya. Nerede bende o zeka aptal... sen anca okuduğum kitabı papağan gibi tekrar edemezsin! Hem senin gerçek hayat senaryolarına da uyar ismen... gerçi ben orsp'yu okuduğumda paket kağıdıyla kaplamıştım! A.S.B.V. SES: yani yemininiz varsa, cennetten çoluğunu çocuğunu, hizmetçini bulmaktansa dünyalı olmaya -O KİTAP FAZLA EDEBİ! Uzaklaş hemen buradan bile. Şunu
da insan KARA CAHİL OLSA ANLARDI. Bu gibi nedenlerle, cehennem o edebi eserlerle dolu olsa da, yazarlar cennette... İNAN BANA! Git cehennemin dibini oku kafam diye. A.S.B.V. benim ne mecburiyetim vardı bu insanları cehennemin dibindeki kitap dolayısıyla bulmaya. YOKTU. Ama bu anlamda dengesiz bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorum. HİÇ SUSMAYAN BİR SAPIK DÜŞÜN... kitap bile okuyamıyorum, o zihnimi kitap diye edebi cehenneme çeviriyor! A.B.V. E, iyi... ölmüşüz; ağlayanımız yokmuş. Beynimi parçalayana kadar o kere 'kitap' desen, gene dua etmiş olurdun! OLMUYOR E, 30.000 tane kitap, hiç susmayan bir ses... selam bile diyemeyen bir müzik anlayışının mahremiyet yoksunluğu ile -yolun sonuna geldik. E, BUNLAR DA KİTAP OKUSUN!!!! YUH... Bundan sonra yalnızlığımdan daha anlamlı bir şey olduğunu düşündürme ihtimali taşıyan bir böcek bile olmasın hayatımda istiyorum. Öyle biri varmış ki adamın evinde, bu açıdan (benim baktığım açıdan) sokakta yaşıyormuş! E, insafı kurumuş olmasın... Neden hayal kurup kendini kandırıyorsun... bende istemediğin kadar hayal kırıklığı var... sende bana yetmeyecek kadar umutla dolmuş mutluluk tablosu... taşıyorsun? Yalancının en büyüğü hislerin olamaz mı? Gözünü ayırmadığın DÜNYAMDAN; UZAKLAŞIYORSUN! Ben yok oluyorum. Kafanı kaşıyorsun... Toplumun taşımak zorunda olmadığı bir riski evine taşıyorsa, anlamsal olarak değilse de, kavramsal olarak insan -ne dese(m) boş da olabilir. İspatlanması gereken daima ailedir... büyük resim havası kaçmış balon gibi, çok sıkıcı. Benim bir ölü sinek bile davet etmediğim kavramlarla oynayıp, sonra da adına cehalet deme hakkınız olduğuna inanmıyorum. İnsanın yalnızlığına saygı duyamıyorsan... onların olduğu bir yere gidersin. Kavramsal olarak kendi gerçeğime yaklaştıkça toplumdan dışlandığımı sanan zihniyete müzik demem imkansız. Bu da ne; EV ÖDEVİN Mİ * Ve gol! Aynı hayal ama kafasını kaşıyor... aynı hayal ama ağlamıyor. Aynı hayal ama gerçeğinin içinde oyuncular yanlış. Aynı hayal!!! Yalan. İnanmayın. Biri beyin kimyamızla mı oynuyor? Oynatma. Devam et ama takımı da satma. Ne bu be? Bu da insandı yani... bilmediğin işlere burnunu sokma. Kasetini bile eline almadığın adama bu açıdan yaklaşamadıysan bana yaklaşma. Hikaye battığı yerden hayallere dalıyor da, çıktığım yerde nefes bile alamıyor. Yazık! Günah! Çok yazık... her satırına dua okuduğum bir kitabım var. Konudan bi haber, bana işini gücünü anlatma. Bana ne, ya bana ne! Sonra onlar bir de; gel seni daktilocu yapalım diyerek cehaletlerinin içine hadsizliklerini sığıştırmaya çalışırsa, şunu anla ki: BEN BUNA MÜZİK DEMEK ZORUNDA DEĞİLİM. Her insan yarım gün de olsa sözünü tutmayabilir diye, bunu ben mi duydum yani; madem Ayşe Fatma sensin, kaderin yazılmamış sayfalarını oynamak için bir kolaylık olmaması inanılmaz. Yani şarkı da şöyle konuşmaz; neden bahsettiğin belli oluyor. Sen yalnızsın! Henüz film bile olmamış bir şey nasıl hayal olup da gerçek oluyor, anlayamadım... şu hatayı da müzik yapmazmış. Onu benim gözlerime diyen kör olsun! Ben geldiğimde twitter vardı; ben sadece açıp izledim! Ve de her şeyi yazın denilen bir mecrada olmayı ben zaten kendim seçmedim... Ya da çoktan düşünmüştüm ama şimdi mi oluyor? Hayır. 9Hz Rife Frequency For Schizophrenia | Pure Delta Wave Binaural Beats Session - Rife Treatment Keşke duyduğum her çıtırtı ne olsa da aldatılmak olmasa? Çıt çıkmadı... Kimse kimseyle, tanımadığı bilmediği biriyle aynı davada yargılanamaz... tanık sanık ilişkisi yoktur, hak ve delil ilişkisi vardır. Yani twitter eğlenceli olsaydı, eğlenceye doyamazdın... öyle mi? Hayır. Çok özendim; keşke bana da beş gün yazmama cezası verse... KİM? O zaman da ayrılıktan nefret eden bir Tanrı, kitap okumamı tercih ederse... bunu anlayamamanız kadar normal bir şey olamaz! 3D SOUND BOOST THIS Ben niye kitabımı bir delinin günlüğünü onuncu kez okuyamadım diye okuyayım ki, sen git bir delinin günlüğünü oku ya da okuma... Ben de
şanslıyım, üzülmemeye programlandım... nasıl, sen karar ver Cinderella! Uzun zaman okuduğum kitapların ne zaman bir müzikale dönüşeceğini merak ettin, ne şanslısın Cinderella. Yarın ömrümün son günü olsa, dönüp de tek bir güzel dün göremez miymişim? Bunu asırlar evvel dedim ama şimdi mi düşündüm yani? Aptal olma! Cehennemde ceza yok sadece aynı suçları işleyecekler sanmasınlar... Kendini aldatma... bütün psikolojimi Allah biliyor diye açıklasam, şizofreniyi merak edince sapık bile olabilirdim, öyle mi? Hayır. Bir yandan da çok şükür iyiyim... deme hali. Öyle bir bir gün -o son gün, benim için. Zihnini okuyayım mı; zikir. Senin? Zikir. Senin de zikir... senin zihninde de zikir. Ama ben bunlardan birini yapıyorum, öyle değil mi? Onlar da öyle miymiş? Bir gün ara vermiş ve hayatı mı kaymış? Yok hayır. Sadece zalimmiş. Bu tarz bir şeyi bir ülke diğerine de diyormuş. Dediler ki; karasinekten gelen sesler... dişi erkek karasinekte aynı olabilir: Sağol. O kadar iyileştin ki, biz şu adamla çocuk yapcaz... yapın siz de yumurtaları... sen öyle iyileştin. İş bulamadın mı... çalışırsın gene olsun ben bulurum... sen sanat yapsana! Seninki ayten mi nur mu yoksa seni konsere götürürdüm yani. Annenlere söyleme ama sivrisinekler ve biz ayrılamayız. Birini bul sen de. Kafadan kontak diye sana diyorlar sanırım ama ben de az değilim seni çok kötü ayarttım Harika bir şey yaptım ben Ayrılacağız tabii ama şimdi iyi böyle sen anlamazsın zaten o hiç bilmiyor Küçük bir jest karşılığında on yıllığına seninle gene barışırım ve zaten sonra öleceğiz gerek yok şimdi Tartışmayı sevmiyorum ama birinin hayatını karartmak değil bu aşk aslında ben karanlık severim Biz şaptık bi kere. Sen o ka.ıyı tanımazsın... çok fena bi şey. Olmaz olmaz deme. Olur olur. Sürpriz parti. Git diyorsun ama gidemem ben çünkü hislerimden eminim... seni hasta edeceğimi bilsem de bırakmam. Yavrum seninle olmuyor. Kapı kilitli. Çıkıver... Falan! OLMAZ Aslında ama şimdi bunlar çocukmuş... yumurta -belki de çok iyi çok iyi çocuklarmış. Daha demedikleri çok şey varmış! Daha çok varmış bana küsmelerine... Yani küs şu müziğe, git evine kitabını oku. Yok; ille de bana "bacak bacak üstüne atma" gibi gereksiz dini laflar edeceklermiş. Sonra da bana küseceklermiş. Bunu çok çirkin buluyorum. Bu nedenle birlikte olmayı ise daha da çirkin buluyorum. Yani bana küsme demek değil. Oyalama beni demek. O şarkıyı da mı bilmiyorsunuz? Siz nerelisiniz? BÖYLE DE DİNLENEBİLİR MÜZİK İnsanın başına ayıpladığı şey gelir; yani dünyaya küseceği lafı daha etmemiş... edermiş, okurmuş. Sinek olmanın faydası ama hayvanlara daha yakınım. Sineklerle bir ilgim yok! O kadar çirkindi ki açtıkları tartışma... sadece bir sesti, anlıyor musun? Sivrisineğin sesi gibiydi... Ama ortak değerlerimizi koruyor gibi görünmüyordu. Bütün suçu müziğe
atmalarını istemezdim çünkü bir notanın nesi suçlu kalabilirdi ki! Kalırdı işte. Kitapta öyle yazıyordu. Bizse neler neler düşünmüştük... yenilmez adamın her kararını açıkladığı bir güvenli saha olduğuna inanmıştık. O ses gerçekten de bize bunları yapacak mı belli değildi ama müziğe şeytan işi desen kimse yadırgamazdı. Neyse ki müzik de sevilen bir şeydi. Dünyanın göbeğinde oturmuş üstüme vazife olmayan şeyleri dinliyormuşum gibi hissettim. Oysa ben de açıp bir gazete okuyabilirdim. Gazeteyle sineğin üstüne bir tane patlattım... ama uçtu gitti. Bana yakın bile değildi. Düşünsenize diyordu bir ses sürekli; o sivrisinek örneği çoktan verilmiş olmasaydı, sen bugün bunları yazabilir miydin!??? Yani yazarım, yazmam. Neden bana bunları soruyordu. Oturup bu kabus gerçek olsun diye mi bekleyecektik? Aynı anda sineğe alerjisi olduğunu düşündüğüm bir çocukluk anım benden uzaklaştı. O anımla birlikte sanki çok ama çok uzun yıllar boyunca yanımda olacağını düşündüğüm her şey benden uzaklaştı. Bütün bunlar acaba daha fazla felsefe okuma ihtiyacıma mı dayanıyordu? Sürekli 'açtıkları tartışma ne de çirkin' diyen satırları okumak istiyordum ama aklım sinekteydi. Bunun o kadar büyük bedelleri olacağını sanmamıştım. Domino taşları gibi yıkılıyorduk. herkes bir gece içinde sevdiği her şeyi korku dolu gözlerle kendilerinden uzaklaşırken izledi ama biz sivrisineği anlatmanın peşindeydik. Belki bir faydası olurdu, anlıyor musun? Bunun nesine kader denildiğini anlamış değilim... Bir daha başıma gelmeyecek bir aksilik yüzünden kendimi harap edemem. Ama harap bitap haldeyken, gururumdan ödün vermemek adına kabullenemediğim yenilgiler oldu, onları zaferle karşılayabilseydim, belki farklı olurdu. Bunu söylediğim anda bütün kariyerim, yazarlık endişelerim siliniyordu. Çünkü küçük bir gurur, büyük bir çabayı zaten yok etmişti. Işığın vahşilerin eline geçmesi iyi olmamış. Sinekler fazlasıyla ortalıktalar... pek bir şey umurumda değil. Şu halime baksam anlayacağım tüm çıkmaz sokaklar için bir mum dikseydim eğer, mumlardan tiksindiğimiz bir günün mutluluklarımın sonu olduğunu da sanabilirdim. Öyle değil mi? Düşünen herkes kurtulacak değil. Bunları ben düşündüm. Bunlarla hepimiz adına, BENİ KURTARACAK. Bize katılın. Mazoşist değil yani. Birden beni üzmek istemeyecek. Abartmasınlar. Bütün o soruların olduğu bir dünyada cevapları da varmış ama neymiş? O şarkı daha yazılmadı. Beklesinler. Ah bu sinekler... beş eşlilik var da, tek eşlilik? Gülümsesinler. Cehennemden dışarı uzattığım ayağımla biraz soluklandım. Adımı öğrenemedi çünkü soyadımı sormadı! Sivri Sinek internetteydi. Öff, dedi anneannem. Hep de bu sivriler. Ne diyor Ayşe; mavi gözün herkese nazarı değer. Hiçbir şey yemedim. Lütfen evimi terk edin. Bazı şeylere karşı nasıl sağır kalınabildiğini bilmiyordum. Bazı şeylere sevinmek için çok geç, üzülmek için çok erkendir gene... ben solumdan uyandırılmış gibi hissediyordum çünkü daha çok hak edeni hak ettiği yerde görme eğilimim vardır. Başıma gelen her şey en baştan binlerce kez uyarılmalarına rağmen, insanların kendi sınırlarının dışında yaşamayı seçmeleriyle, benim hayatıma bulaşmayı birbirine karıştırmalarından geldi. Oysa bunun da bir şarkısı vardı, diğerinin de bir şarkısı vardı. Bizi bir iki suçluyla aynı kefeye koyup, sonra da sanattan mahrum bırakalı sanki çok zaman geçmişti de yıllar bu cehaletin tozunu o günlerden beri süpürüyordu. Oysa ki çoktan söylenmiş lafları vardı önemli liderlerin, önemi ülkenin kuruluşunda yer almak olanların. Marşlarımızı ezberlerken elime bir kez bile kağıt aldığımı anımsamıyorum. Sanırım bundan oldu. Artık inandığı her şeyin ortasına, ben ve inancım bir adet iki boklu iki ucu saplı değnek gibi ele alınmamalıydı. Keşke o şarkıları da yazıp ezberleseydim. Daha sonra bunu başarabildiğim bir yerde, ne yazdığımı merak eden herkes doğaçlama yapmamı istiyordu. Doğaçlama da olsa, ben nota çalışmış biriydim. Bunu merak ediyorlardı... ta ki yetkililer susturana kadar bu böyle sürüp gitti. Okul çıkışında elimde kağıt, aklımda şarkı sözü olmamasına rağmen söylediğim şarkılar beni sadece flüt sesi çıkaran bir vokaliste dönüştürmüştü. Bunların her biri için bir şarkı yazıldı dünyada. Ben müziğin içinde yüzüyordum... onlar derin sularda. Şemsi paşa'da bir park vardı... o çim
kokusunun en güzel sayfasında yazılı: korkmadığı! Bir Tek O İŞTE O ZAVALLI ŞARKI BENCE DE ŞÖYLE: koyun gibi yürüyen bir koyunun sürü psikolojisini hiçe sayması için kurban edilmesi lazım. O sizden de, bizden de kabul edilmeyecek. Tüm dünyaya her şeyi anlatmış genlerine nazaran, hiçbir şey anlamak istemeyen bir kitleye hitap etmesi inanılır gibi değildi. Ben acaba müzikle ilgili olduğum kadar neyle ilgiliydim ki, evde kendi başıma dinleyebileceğim bir başımı dinleme etkinliği planlayıp duruyordum. Sivrisineklerin biri koluma kondu. Bayan olanıydı bu... o kadar hızlıydı ki, onun hızına hiçbir kitap yetişemezdi. Bazı konuları açmak bilinçli bir canlı için cehennemden de beterdi. Internet çökmeden 1900lere geri dönebilseydi, gene iyiydi. Müziksever sanatçı ailesinden memnun bir sanatçı mı olacaktı olmak istediği gibi, yoksa müzikle ilgisi olmayan bazı kişilerce büyütülmüş gibi arkadaşlarını ona ormanda müzik dinlemeyi mi öğreteceklerdi? Bu yazı kalıbı canını sıkmaya başlamıştı. Herkesle akıl fikir birliği içinde olan birini üzmek artık hiç de zor olmayacaktır. Biri cenneti düşünürken öbürü cehennemi düşünebilecek midir bir daha asla? Biri ölü, biri diri olmasın sakın? Yani dişi sineklerin insan kanına olan düşkünlüğünü de başka bir şey açıklayamaz sanırım. - Seni uzaylıların yanında gördüğümde tanıyamadım, inan. Artık planlayıcının yerini sorun çözücü almış gibi olması yetmemiş de, bir de cehennemde dinlediklerinin dünyadaki varlığıyla bir ilgisi olmayışı kendisini kötüye giden durumlar içinde bırakır. Öyledir o, biraz zayıf yaradılışlıdır. Oysa biri cenneti de düşünse, diğer kesinlikle dünyada da kendisine ulaşabilecek gibidir. Bu sivrisineklerin durumu olsa da, benden daha parlak görünüyor diyen bir insan için neler iyiliği ve yardımseverliği anımsatıcıdır! Acaba 24 saat sinekleri düşünmesi yeterli midir yoksa 365 gün daha mı düşünmelidir? Ölmeden gidemeyeceği bir yer olmasının dışında kendi hayalleri için çabaladığı bir sahada yer almasının hiçbir önemi var mıdır? Ne cenneti be, dün benim odamda vızıldayıp duruyordu derler. Sormaması gereken şeyleri soranlar, yapmaması gereken şeyleri yapanlar cehennemden bir ahbapları varmış gibi umursamaz ve de mantıkdışıdır. Kızın kimseyi tanıma ihtimali olsaydı adı sinek olurdu, bu sadece kızdı ve blind date denilen de buydu. Hayır. Hayır. Onun gözlerini bağlayıp, havuza atmak değildi. Anladınız mı beni! Düşünmekten korkmuyorum çünkü cehenneme cennete bir bileti olan biriyle gözünü kapamak korkunç değil. Beni sinek-savarlar ile korkutamazsınız. - Tanrım, dedi. Cehennemden olmayan bir şey yok mu? O an terliği alıp duvara yapıştırdım. Hala duvarda. Artık adımın ilk iki hecesini bilenler bir cehennemde, üç hecesini unutanlar başka bir cehennemde. Gitmek istediği bir iki yer hariç nereye bilet kestiği belli olmayan tipler yoktur da... sivrisinekler vardır. Bütün oklar sinekleri, sinekler tabaktaki salçayı göstermektedir. Bütün planlarını cehennemde yapmış bir deli ile karşılaştıktan sonra hayatının akışı değişen bir bayan 'ben bu kadar çok film yapamam, bari izleyeyim' der. Uzun yıllar tek bir film bile izlememesinin yanı sıra... cehennemi merak edenlerin neden kalkıp gitmediklerine inanamaz. Yani bütün evren bizim evin dışı olsa, rahatlıkla gitmesi gereken biri neden hala konuşabilmektedir? Canı hiç konuşmak çekmeyen biri de sabahlara kadar yazı yazmaktadır. Artık dağa kayağa giderse giyeceği botları birini, sahil kasabasına giderse giyeceği umutları bir diğerini çağrıştırmaktadır. Sittin sene sonrasından haberler almasını kendi kitabını
yorumlamakta olduğu gibi bir sonuca bağlamanın dışında bir amacı da yoktur. Bu kadar amaçsız biri olmadığını ispatlayacağı son mecra bir yana, Ayşe'nin 'iki pabucunu da giy' metni aklına düştüğünde yollara mı düşmelidir yoksa iki ayağı bir pabuca mı girmemelidir, bunu tartabilecek yaştadır sanırım. Her gün odasını toplayıp camları açıp havalandıran biri olarak sporcu kimliği olmasa, bir anne olmak dışında neye yarayabilir anlayamadığından, anne olmak kendisine cazip gelmez. Ayşe'nin hiç çocuğu olmamıştır. Yazar dini ögelerden faydalansa da işin din psikolojisi boyutundadır. Interneti kutlayan onca insanı aklı her zamankinden daha az almaktadır. Üstelik de artık bir yudum bile içki içmemektedir. Kendisinin bu durumunu açıklasın diye 'biz seni cehenneme attık ki, vakit doldur' diyenlere diyecek bir şey bulamadığından onlara yazmamaktadır. Artık aşık olmuştur! O kadar bahsi geçince internette yazayım bari, demiştir. Onların aklının almadığı bir şey vardır, o da dünyanın kendi istedikleri gibi değil, zaten çoktan bilindiği gibi doğru tasarlanmış şekilde dönmesi gerektiğini unutmalarıdır. İnsanların kalbini kırmaktan çekinmeksizin hayatında yer almasını kimin taş kalbine bağladıklarını asla çözemez. Program your brain using a keyboard - Subliminal Dünyayı ters çevirip cehenneme geldik sananları cehenneme atsınlar! Be free of overthinking Ölü ya, öldü. Bu durumda cehennemde ne yapılır diyenleri de anlamak zorunda değilim! SALAK Cehennemden başka dinleyecek bi şey yok sananları sonsuza kadar affetmem bence. Gençlikte yapılan; laneti iade etme törenlerinin yerini artık olgunlaşmış insan alsın istemiştim! Merhaba bile denilemeyen bir 'herkes' kavramının karşısına bir konuşmayla mı çıkacağım sandınız ki? Herkes için çok net değil mi; ŞUNU SİZ YAZMADINIZ!!! NESİNİ ANLAMIYORSUNUZ? Düşünmenin sınırları yok sanılması beni sinirlendiriyor. Sonuna kadar savaşıp; ölünce terk ederim. İnsan tam kime güveneceğini seçecekken... zina yasallaşıyor sanki! SAÇMA Yeter artık dedi, herkese bir şey demeyip yazacaksan böyle... ben şimdi diyeceğim! O efendimizin lafıydı ama... Bütün kariyerimi psikoloğa yönlendireceğim... BU AÇIDAN. Biz herkese ne deriz:))))))))))) H AH A ha ! Herkesi görmezden gel; birine küfür et, olsun sana adalet. Evet. Ben asla kime kendisini değersiz hissettirdiğimi bilemem çünkü en baştan değerini mutlaka sormuşumdur. Bir şarkının tek umudu yeni bir nota olabilir... benim olamaz. Bi küfür 'şaısn UWŞEOIn İW^PTOı m3p3ipowıtn mitm m' ! Tanışalım diye dilemeden evlenelim diye dilemişim... salak gibi! Kelebek etkisi! Düşünmek de mi yasakmış? Laneti temizleme frekansı olsa, laneti temizler... bunun için lanet etmesine gerek duyması beni endişelendiriyor. Beni gördüğü an lanet adı altında bir şey yapacağını sanıyor. O öyle bir anmış ki, herkes sevdiği insanla yan yanaymış... ben de tarihi bir karakter olarak kocamı asmasınlar diye evde bekliyormuşum. Yalnız başımıza en kötü olaylardan biri gelmiş mi diye dünyaya da bir göz atmışlar. En kötü ihtimalle bana ''gıcık'' dermiş, merhaba demek yerine çünkü merhabasını kocasına saklamış. Daha sonra ne bir özür dilemek, ne bir akıllanmak, ne bir ilk intiba katliamı yaşadığım için geri adım atmak... bana gıcık demesinin altında yatan nedenleri toplumun dışında bir yerde aramak. Gıcıklık yapmaya yemin etmiş otuz kırk kişi ve de hiç tanımadığım ama gene de beni görür görmez tekme atacağına inanmadığım bir kişi varmış dünyada. KİM ACABA? Bütün laneti temizleyebilecek değilmiş. Bütün laneti bana yaşatabilecek de değilmiş. Bütün laneti ''lanet'' demek olsa gene iyiymiş. O da bana ''lanet'' demiş... ve bir daha da peşimi bırakmamış. Bu durumda oyuncu olacağımı sananlardan şikayetçiyim. O dediğin olsa olsa dünyanın izini çoktan sürmüş bir edebiyat eseridir, klasiklerden bir küfürdür, küfür olsa bile. Lütfen bunu küçümseyip, bana küfür etmekten vaz geçin. Durumun müzikle de bir ilgisi yokmuş ama eserin mutlaka az da olsa o dönem müziklerinden etkilenmiş olduğu düşünülebilir. İyi de temizlenmiş mi lanet şey! Beni gördüğü anda sinirimi bozmak isteyen insanlar neden bir kitapçıda değiller ve bir kitap aramıyorlar da okuma günlüğümü parçalamak istiyorlar. Bu ne kadar büyük bir ayıp, ben bilemiyorum çünkü insan klasikleri okumayabilir de. Onlar ise sonsuza kadar bu ayıbı su
üstüne çıkarmak istiyorlar. Lütfen inanmayın o cahillere. İnsan okumasa da, edebi eserle arkadaşı arasındaki farkı idrak edebilmeli. Yoksa ben tarihi bir karakterim de, sen ayıp nedir bilemiyor musun? Nelerle haşır neşir olduğunuz beni ilgilendirmez. Konu benimle ne kadar ilgili ki sana dünya hava raporunu hava yoluyla bildireyim? Evinde oturan insana 'umarım rahatsızlık vermedim' diyemeyen birinden ne beklenir, ben bunu anlamak zorunda değilim. Lanet olasıca bir internet sayfamız da olsa, yaz bari... neden lanet etmek zorundasın, anlayamıyorum. Bütün bunlar çok çirkin. Sevenler sevenlerle, sevmeyenler sevmeyenlerle birlikte olacak, ben açıkta kalıp sizi mi izleyeceğim? Bir diğeri beni cehennemlik mi sanmalı eşit insani haklarla evimizde oturmamız için! Bu kadar eziyeti kim çeker... ben daha eziyet mi görmedim sanıyorsun da beni toprağa gömüp tavus kuşu olduğunu iddia ediyorsun? İnsan 'merhaba' nedir bilemedi diye, arkadaşını aramak nedir, yapamadı diye film yapar mı hiç? Yapsa da bunun nedeni küfür işitmek olabilir mi? Olmaması gerekir. Ben yüzlerce yanlış tahmininizi ve bir de can yakmayan şampuan biliyorsam, neden sizin tahminlerinizle hayatımı sürdüreyim ve şampuan olarak can yakmamaya kendimi adayayım? Sanat da onun gibi bir şey! Ne sandınız ki? Laneti temizleme frekansı mı? İki adet hayvan düşün... bunlar beni gördüğü an küfür etmişler, bir de beni bilmezden gelip birbirlerini kötülüyorlar bana. Anlıyor musun ne kadar iğrenç bir şey dedikodu! Umarım ölmemişsindir. Git radyoyu aç. Demek ki bana bahsi geçen yüzyıllarda bir şey olmamış ki, adı her geçtiğinde karikatüre dönüşen bir ilk insan kavramıyla baş başa kalıyorum. Olsun diyor... sen zaten sivrisineği andırıyordun! Beni gördüğü yerde bir tekme atıp kaçacak bir grup insandan tüm dünyayı koruyacak esirgeyecek olan korusun. Yangın çıkmayacak sanıyorlar... Bu hangi yüzyıl? Tanışalım diye dilemeden evlenelim diye dilemişim... salak gibi! Get Married To Your Desired Person Subliminal Dinleyin binarual -BELKİ RUH EŞİ KAVRAMI OLUŞUR BENLİĞİNİZDE. Nasılsa deprem olmuş -GENE OLSA DA OLURMUŞ! O yüzden de deprem yönetmeliği bi şeyiyle evlenecekmiş. Meyveler dalında taze diye çürük demişler ki... şarap sansın. En iyiden iyi olmaktan korkmuyormuş... çünkü nasılsa do notasında nefes bile alıyormuş. SANA NİYE SALAK DİYEYİM YA; ben küfür etmemek için yazıyorum... spastik ve psikopat anlayışımız farklıymış. VAH! BU DÜNYANIN EN TİKSİNDİĞİM YANI ZAMAN KAVRAMINI ÇALANLAR -ve ben, oraya tıkan birini vurabilirim ama sinirden. Yoksa yani ben zaten evrenin en yaşlı insanıyım. Bir kişi kelek atsa ben bütün dünya ile tüm ilgimi kesmiş olurum! Hayat kurtarırdı... Şarap alacağım elimi boş sanmışlar! VİTES OKU OKU belki insan nedir anlayamazsın ama insan olduğumuzu da unutmazsın. BUNU DA YAPAMADIĞI İÇİN -ben yapacağım sanıyor sanılıyor sanılsın istiyorlar ama aslında olan biten kapasitesi sıfır araba satmaya çalışmak. Bence sonsuzluğu olan bir şeye küfür etmekle ona küfür etmiş olanı alet edip ona küfür etmek aynı şey diye... FARK GÖREMEMİŞLER! İnsanın tanımını ayrıca yapan yegane adı kendine has bir kaç Tanrı daha yokmuş... o yüzden onu reddettim. KİTAP DA :mum yak. Bu durumda acaba kediye aile bulabilecek miydim? !!! İçinden düdüklü tencere çıkmadı diye televizyona beni konsere götüreceği konusunda yalan söyleyen her sesi kınıyorum. Ben kartlarımı açayım: SİZ KUMARI YASAKLAYIN. Release guilt and shame (subliminal affirmations with binaural beats) Kumaş tutkusu varmış. Neyse, şeymiş şu anda BLOKAJ DİYE GRUP KURMUŞ -sinir sistemimi deniyormuş belki kendisi var diye ben birini vurmazmışım. Kendisi orada yokmuş ki! BEN O KONUYU REDDETMİŞİM. ŞOKA GİRDİLER. Burada da yok muymuş yani? Ben sizden haber almaya, küfür dinlemeye mecbur değilim. BİRİ TERTEMİZ SAYFA... BİRİ BİR İNSANIN TERTEMİZ SAYFASI. NE AHLAKSIZ İNSANLARSINIZ SİZ! O tarz bir kurguda ÖLÜYORUM. ANLAYAMIYOR MUSUN YA NEDİR?
Zaten müzikten başka bir şey anlamıyorum; biri beni kendi şarkı sözlerimle tehdit edemese bile... gene de beni ahlaken daha yüksek bir hal ve durumun içinde bir oyuna davet etmiyor mu? ETMİYOR. Işık çarpamaz ki insanı... ya bir Tanrı'dır o, ya da kitap. Ben film izleyip gülmeyi de sevmiyorum. Anlamayı seviyorum. Kendi başıma anlayacağım bir iki nota kaldı mı bari? Bunların hepsi şarkı sözü, siz oturup sizi kim çarptı diye bekleyecekseniz, çok beklerisiniz. Çok beklersiniz yaşlanmamı... çok beklersiniz sizi anlayışsızlık yerine aptallıkla suçlamamı. SUÇLAMAYACAĞIM. OKUYACAĞIM SADECE. Adam sadece pis yerlere bir de camiye girdiği sol ayağını bizim evde unutmadı inşallah ama... Bu durumda; HEPSİ ailem oldu... O ise sadece dünyada benim yanımdaydı... E, aramızdaki tek bağ kitap mıydı? KURTARIN BİZİ: haklıya hakkını, farklıya farkını, yankıya tarzını. HAYDİ HOŞÇA KALIN Bütün derdim de bu mu? Görüşürüz... Ben ömrümde kimseye farklı bir şey söylemedim. İçinde de bir masal yoktu. Küstüysen bana... hiç sorun yoktur. Aynı sorun aynı yerde durmuyorsa: BU SORUN DA NEREDEN KİMDEN ÇIKIYOR. Ben sorunu iki saat yazdım!!! Onu okuyun. Söylediklerimden tek kelime anlamayan birileriyle aynı sorunu yaşamak nedir? HASTALIK. Bilmmiyorsan ne anlatıyorsun; iki başlı yılanın biri kurtulmuş! Beni belki kulübe bile almazlar diye şarkıcı olmuş... kulüp açmış. KAPI Saygınlık derecemize göre mi parçalara ayrıldık acaba? Yoo! Aynı sorun aynı yerde durmuyorsa: BU SORUN DA NEREDEN KİMDEN ÇIKIYOR. Ben sorunu iki saat yazdım!!! Onu okuyun. Ağlama duvarı mı burası... Yani şu şarkıyı açıp anlayamayacağın ne var ANLAYAMIYORUM ANLAYAMIYOR MUSUN YA? !!! En küçük bir anlaşmazlık olsa; sizi anlayabileceğimi nereden çıkarıyorsunuz o zaman ? BEN BUNU BİLMEK ZORUNDA DEĞİLİM. Bir tek beni üzmeyen bana ait ''bir derdim'' varmış bilmediğim bir yerde... oradaki insanlar da buna üzüldüğüme inanıyormuş! N'apabilirim? Hiç. Size 'öyleymiş' falan diyemem... ÖDERSİN HESABI -ben karışmam. Müzik -Yok -Su -Elektrik Burada bende sorun yok diye sorunsuz olduğunu sanan ve benden başka şey konuşmayan sorunlu tipler varmış! Yani birine boşuna özenme denilen bölümü daha okumadan benim adımı karalamışlar ve de kendi çan eteklerinin daha güzel olduğu onlara yetmiş diye; ben on beş çocuktan hangisiyle simit yiyeceğime bile karar veremeyecek değilim! Oturun derdinize yanın. BELKİ SÜT İÇERMİŞ! Çalarsa şu şarkı düzgün kulağıma anlayacağım yani konu nedir, ne olmuş... ne adi, aşağılık, sahtekar insanlar var ya avaz avaz! YANİ O- Madem 'aileniz' diyormuş, onu da bize demiyormuş... gerçekten dediği kişilerin hepsi de cennetteymiş; bu durumda susabilecek olan sesi ''diyelim ki BEN senin ailenden
değilim'' diye tayin ettiyse -başımıza taş yağabilir. Başka bir konunun içine diyeceğine, benim hayatımın içine mi dermiş! Yani bunu demediği kişiler bir anlamda DAHA ÖZELMİŞ. 5 kadın alsın diye değil ki... konu bize özel değil, ONA özel kalsın diye. Bilmiyorum ne haldeyim... Sıradaki şarkı hiç bilmeyenlere... Araştıranlara... Merak edenlere... Belki bir gün o şarkıyı çalanlara... Ben demin... Bu şimdi... Bir alaka kuramadım;) Bir şey bilmiyorum ama ne... Bir şey bilmiyorum... DA Emin olmadığın şeyden emin gibi emin olmamak... Emin olmadığının farkına varmak... Ama yani alakaya çay demlememek. O -Biraz sonra olacak olan -hep. Bu da ŞU AN. Kerevizsiz hayat hatadır, ne demekse... şu anda öyle. 'STOP this as it z on' song sevene de mani olmamak... ve kapatmak. Benimki de -not the latest news diyen. DEDİ What just passed through my mind... I have no idea, till something says it is. Yani aklımdan geçen herhangi sevgi dolu bir şeyin ne olduğunu bilmiyorum ama o şarkı çalarsa anlayabiliyorum... sonra da onlar oluyor. Bize ailemizle ilgli tek bir şey sorma ihtiyacı hissetmemiş olan Tanrı'ya yalvaracağım ki, o çağrışımlarla müzik arasına hiçbir şey giremesin! Yoksa çok çirkin şeyler olurdu... aklımdan geçenin sahnede çalan olduğunu zannedenler bana bir de film izletirdi!!! DUA ET ÖYLE OLMAMIŞ OLSUN. SALAK, GERİ ZEKALI. Ama bazen de aklımdaki çağrışımdan uzakta çalan sevdiğim bir şey çaldığında... ilgisiz olduğunu düşünmüyorum. Sizin aileniz KİM? O aklından geçenin bir ucu hiç değilse müziğe dayanıyor, duaların ise sokaklarda yerlerde sürünüyor diyenlere bir lafım yok. Mevlana beni türbesine ziyarete çağırmıştır, ondan olmuştur. Yani bi lafım yok da... FAKAT Bİ LAFI YOK, BEN BİLEMEM! Yani örn; senin adın Barış mı, savaş marşı çalıyorsa ben yokumdur, uzağımdır. Ama aklımdan gerçek barış geçerse... savaş da çalabilir... aynı yerden. İşte bunu film diye oynat dediler biz; BİZ DE OYNATTIK! Aklımdan barış geçiyor mu sizce? OLSUN KİTAPTA BU KONU DA VARMIŞ!!! O zaman da konu ben ve benim ailem oluyor... niye herkese yazayım, hem yazdım ya! Yalnız bu da bir anlamda bir dünya insan demekmiş. Gidiyorum gündüz gece... Ama bu şekilde de AKLIMDA TEK KELİME YOK GİBİ ŞARKI SÖYLEMEKTEN NEFRET EDİYORUM SADECE. Ciddiye alacak bir şey yok gibi olmuş oluşu: üzücü oluyor.
Evrende hiç kimse beni sandığınız kişi olamaz çünkü hem senin ailen ben değilim diyor hem de bundan bir dünya aile ile geri dönüp konuyu da bir başka talihliye devredeceğini söylüyor.NİYE? KİMMİŞİM BEN? Bunu sadece kafirlere soruyorlar. Neden? Çünkü çarpıtılamayacak bir yanı da o. ''BİRİ SENİ SEVİYOR GİBİ GÖRÜNÜYOR'' dediler. Ne kadar güzel bi başlangıç; ADI NE? Muhammed. NİYE ÇALIŞTIYSAK BU KADAR -geri zekalılara özel bir sınıf bile yok benim gibiler için! Yani kitap vereyim, bakayım sevmeyebiliyor musunuz... ona göre de gene de oku diyeyim! Niye? Fen belki öyle! Konu olarak gündeme getirmediğim bir şey var ki, konu da değil aslında -OLUNCA GÜZEL. ŞU ANDA YOK. Bana bir şey mi oldu ki, siz benim yanımda sonsuza kadar refakatçi kalıyorsunuz? Korkuyorum! Konu bana özel mi -güzel. Ne diyor Ayşe, hasta ziyaretine yürüyerek gidin. AY ÖLCEM ŞİMDİ. Yani Laleli'de kitap arayan birine pazarcı kimdi derseniz, belki Ayşe size yanıt verir de... şehrin nesiyle gurur duymayacakmış. Sürekli haksız bir kavgada haklı çıkmaktan çok sıkıldım. Yirmi beş yıl önce de okuduğum yegane sayfayı bilmiyorum sandınız, bugün de okuduğum bin beş yüz sayfayı bilmiyorum sanıyorsunuz. BEN İLGİ ALANI DEĞİŞTİRİR GİBİ KENDİMİ DEĞİŞTİRMEM. Size kalsa yerime bir bukalemun koyarsınız ama ben buyum... aldatılmanın A'sını bile anlayamam ve canına okumuş olduğumu zannedersin. Neden? Şimdi bu bir piyes ve bunu oynayacağız sanıyorsunuz da ondan. Sonra da kaybedince; SEN HAKLI OLDUĞUN İÇİN BEN KAYBETTİM DİYORSUNUZ. Siz benim kazandığım yegane şeyi kaybettikçe, ben yapacak bir şey bulamıyorum. Gene doğsam gene sanat okurum: modernizm... benim sergi alanım. Sergiden sonra yapacak bir şey bulamıyorum. Bu kadar çok yılan olduğunu bilmiyordum Sayfayı çevirirken gözlerime verdiğim iki ayrı sözü anımsadım O kadar çok çalışacağımdan emin değildim Hay aksi Bu anlatılanlar bana okunmasa akıl edemeyeceğim sanki Boşa harcanan vakit gibi kırmızının aklıma getirdiği her mavinin rengi Boğulmaktan söz ettik çok ama ne gerek var bilenler olduğundan beri Elim var mı benim ya da belki de bir cebim var mı çantam ve küçük notlarım Okuyorum ama gözlerim aynaya Ellerim iki sokak ötedeki yardıma muhtaç bir fukaranın olduğu sokaktaki maden yatağına Aklım yarım yarım konuşan çocuklardan nasibini aldı da Bu kadar çok yılanım olduğunu bilmiyordum P.S. Çantamdaki rozeti anımsıyorum. Sanırım lisedeydim. KİTAP OKURKEN KONUŞMAYAN BİRİ OLMAMA ... İÇİYORUM, YOK GİBİ. Düşünsene sen bana 'yemek ye' diyorsun, ben sana... N'APABİLİRSİN ÖYLE! Hi. Tamam. Hiç o zaman. Ne diyor Ayşe; hayvanınıza yemek yedirin... yeterli olur. Okulun önü polis doluydu... kantin kapalıydı. Kırtasiyeye fotokopi çektirmek için girip, bir de kutsal kitap almıştım. SINAVDA BEYAZIT PAZARINI SORDULAR? !!! Virginia Woolf'u da kütüphaneye almamışlardı ya; BENDE Bİ IŞIK VARDI. Önemli bir iki kitabı elimizden alırlarken konu sanki artık tanımadığım birinin öğüt möğüt almak zorunda olmadığı bir ortak payda!
İŞTE ÇOCUK DEDİKLERİ DE NE Kİ... O HANGİ ŞİİRDİ SANKİ! TÜKENDİM. Sen sokaktaki kitabı parçalayana kadar okursun ama ben evimdekini okuyamaz haldeyim! BIKTIM ARTIK. BAĞIRIRSANIZ DA BAĞIRIN. Neyse; çoluk çocuk kendi kendini yiyip bitirmiş -ben suçluyum, sen masumsun demişler... herkes tövbekar olmuş. Üç kitap okusaymışım, on kitap daha hediye edermiş ama birine kitap demek yürek istermiş. Yeni ayda dilek tutmayınca olmuyormuş! Ben inanıyorum. Aşk metafor olsaymış, oyuncular aç kalırmış. Cahil ile ermişi, alimi aynı odaya koyarsanız ortaya bir sapık da çıkabilir. Nesi kitapta yazılıymış acaba kaderin... Denilen o ki müslümandan haraç alınmaz, öşür alınır... öşür yani sahip olunan mal ve öncesinde kabul edilen değerler anlamında bir oranda vergi. Olsun; Adem'i de cehenneme atıyorum demiş ama aslında sonra Adem tövbe edince kurtarmış. Herkes cehennemde sanıyor galiba. Ne yapalım; güneş de solukmuş uzun zaman. Hayatta en son istediğim şey 'en son istediğim şey' zaten! Sürekli istemiyorum sanan bir ayı yok umarım çünkü orada ayılar da normalmiş. İşte öyle sananlardan nefret ediyorum ve sonsuza kadar da edeceğim! Ben özgürlük türküsüne benzemem şekerim; zaten özgürüm! Defolun! Tanışmadığımıza sevindim demek için organlarını satan insanların olduğu bir yer bilmiyorum şahsen. Çok biliyorsanız; gidin. Kulağını toprağa dayamış gibi benim evime dayayamazsın. Defol git kalemsiz kitapsız bi aptal bul... onu anla! O kadar cennetlik var, biri alır beni içeri... sen bana bilet kes diye mi bekleyecektim BEN? Gene de BENİ yanlış dillendirdiğiniz için; anlaşamayacak olmamız kadar doğal bir şey yok. Sana ne, lafımın tapusunu almışlar gibi!!! O YANİ. O VE ONLAR. Bünyemde geçirdiğin ve atlattığın her sinir krizi, sinir sistemimden taşar... SİNİR SİSTEMİMDEN. Dışarıdaki kitap dayaktan, ölüme, ayrılıktan kin güdüme kadar her şeyi gerçekleştirirken, biri o kitabım evimdekiyle aynı olduğunu iddia etti. Okusam da okumasam da değişmeyen ne vardı? İpucu veriyorum: baş harfi C!!! Artık cenneti ve cehennemi bana anlatmak isteyenlerin bir kitabı bir de boşa sallama huyu vardı. Sanatçı olacaklar bir de, diye bana yüklendiler çünkü bir şiirim de vardı. Çok kalın bir şiir kitabı ve bir yenisini de yıllar sonra suçlu suçlu, işli güçlü alacak biriydim. ne diyor Ayşe; Allah için alışveriş tatlı görünür. Dikkatli olun! Onları uzaklaştırabilecek olsaydım... okurdum. Dağlarda parçalanan sayfaları vardı şiirimin -gerçekten de çöpe attım. O müzik sistemi öyle olsa; içinde müzik de olur muydu? YAZI - MUSİKİ - DÜNYA Anamızın karnında sizi beklemiyorduk? Sürekli kürtajı yasaklayacaklarına ya da sperm bankası açacaklarına keşke insanlara bir 'çocuğu istemiyorum' hakkı verilse hastanelerde. Kulüplere de evli çiftleri alsınlar... evlenmeden gitmesin kimse! Size müstahak... Sinema sektörü şirketlerle sınırlandırılsın. Hocalarımız da biraz daha okumaya yönlendirsin bizi... Yeşil çatılar olacak mı acaba? Gidin festivallere de ailecek;) Bitmiştir... onun dışında hepsi kitapta yazılı zaten ya! Gayet de kutsal evlerimiz. Ben zaten kendim kaset çaların üstünde uyumayı seviyorum. N'APARSAN YAP YA!!!
Kitabın kurallarını ihlal edenleri de bir tuşla bildirelim... gerçi sonuçta gene de haneye tecavüz ama olsun; kutsal olsun! Boşanırken karılarınızı eve kapayın denilmesi durumunu açıklıyor yani... Böylece gerçek aşk ikizinizi kürtajla aldırdığınızı sanmazsınız. Hani şu ana karnından beri size hak olanı! Onca yıllık emeğime ve nezaketime rağmen, insanlarla aramdaki mesafeyi korumama rağmen boşanma yasallaştı sanıp, kitap okumayı bile hak etmediğimi düşünen herkesi kınıyorum. Hak etmez olur muyum? Ettim. Lütfen yazılarımı okumadan bana laf anlatmaya çalışmayın... KİTAP OKUYUN!!! Uzak bir sanat sever... başındaki ağrının nedenini hiç bilemeyen bir sonsuzluğa hasret!!! YETER ARTIK YA. Bize dava açıyor. Ne söz verip de tutmayabilirim sana, ben ne bileyim sen ne seversin... ayrıca sözümü tutmamı gerektirecek ne var ki hayatımda, dediler. Bilmediğin bir şey yapma çünkü ben de bilmediğini biliyorum ya da bildiğini bilmiyorum o yüzden de BANA MI SORACAKLAR GENE; nota? Hayır. Asla. O 'hayır' da nerede? Tamam şimdi unutalım bunu, o da iyi, dediler. Bir ilham perisine ihtiyacımız olmadığı konusunda daha az konuş ve de bir hafta önce o periyi kullanmayı bıraktım mecburen de. Beş dakikaya gideceğim, o yüzden buradayım. BUNU MU HAK ETTİM BEN? !!! GENE BU REZALETİ İNSAN DİYE Mİ ÇIKARACAKSINIZ KARŞIMA? O var ya, gazetede ayrı bir çamaşır giyiyor, evde ayrı!!! Neyse; belki mankendi. Ya... hadi yürü ya. Genelevin ışıkları sönmüştü artık. Başka bir ailesi vardı, dedikleri. Ne ayıp. Ne de günahtı... film izlemek!!! Vay da vay. Benim zihnim ÇOK HASSASTIR. İki dakika sonra ne yapacağımı kendim bilirim ve bilmek zorunda olmadığım tek şey de şeytan... ama aynı şarkıyı çalmadan ezbere okuyanlar da VAR! Kırtasiyeye gideceğim, orada kitabı bulamayacağım ama bugün okumak istediğim kitabı okuyacağım... ve henüz bende yok. NE ANLIYORSUNUZ? BUTİK KAPANDI!!! O nedenle ona ben Butik diyebilirim... sen de şeytan demiş olursun. O şarkı sözleri de sana bana bakmaz -sa de ce notalara bağlı olmaları gerekir. Bu da kapalı ya da kapatılmış bir butiğin akıbetini izleyemem anlamına gelmez. Ama 24 saat de bu konu: AŞIRI SAÇMA. İNANILMAZ GEREKSİZ. MÜZİK DİNLE DAHA İYİ. Vaz geçecekleri günü görmek istediler ve de benim tek istediğim kitap okumaktı gene... VE ben korona demek için bile; sadece markete gidiyorum diyorum -SEN BELKİ DE SENİN KULAKLARIN BOZUK MU DİYECEKSİN? Ne kadar dinleyebilirim sandılar, aklımdaki bir planı programa dönüştüren bir işi ya da asla dinlemek istemediğim ve de hiç planlamadığım bir başka aptallığı? BU NE REZALET.
Buraya bir müzik sistemi koyup; bütün kapalı butikleri listemden silmek istiyorum. BİRİ DE BU ŞARKIYI OKUYOOORRRR. BEN DE BUYUM. Ne yapalım... işte böyle. Kendi kendini yatıştıramayanlara göre ilaçlar bulmuşlar... ÇOK GÜZEL. ANTİ-KEPAZE Koşup, en öne geçip, benim stratejimi piç kitabına çevirip... sümüklüböcek gibi evin içinde dolanıp falan ama önüne geçtiği kafatası eksik sanıyor, kendini yiyen böcek çiçeği de! KISKANIYORUM KISKANIYORUM biz önüne geçemedik kafatasımızın daha İNSAN Ne diyor Ayşe; bazen benim odamda uyurdu. Düğün günü yatağımın kenarına oturdu. Dışarıda epey müzik vardı. O topuklusu ses çıkaranı vurun zaten de; ne işi var topuklu ayakkabının anlatılan hadisenin içinde falan. SAPIK MIDIR NEDİR? HER NEYSE... BEN GERİ ZEKALI DOĞMADIM YANİ. Okuyacak enerjimi çalmasalardı da okusaydık!!! Başka dava yok burada... SENSİN SPASTİK. Bana cehennemlik desen, hiçbir şey bilmiyorum zannedersin, bilmesem bir şey okurum gene ama sen beni kendi mantığımdan vurduğunu zannederek yaşamaya devam ediyorsun. Yaşa o zaman. ben bunları inancı olmayan biri olarak yazsam, geri zekalıyı da zor bulursun ama benim inancımın size bir faydası yok, şayet inanmıyorsanız. Bu noktada da yeniden doğsam gelsem de sussa şu gürültü de olmasa, bıktım artık bitse keşke. Senin özel psikoloğun yok burada. Git bir ruh ve sinir hastanesine görün bence! Durumun sakat, derim. Çünkü bu yazı ''EN İYİ İHTİMALLE'' o sınırda duruyor, ve aramızda durmaya devam edecek gibi duruyor. Sen ise dedemi ziyaret edebileceğini sananlardan bir başka tür delisin! Git bir huzurevi ziyaret et... beni rahat bırak. Sen git. Bu şekilde bile dibe doğru yolculuk eden bir tablo size dalgıçlar eşliğinde hoş görünse de, dipte ne var, ben bilemem. Ben karışmam! Ne vakit huzurlu olsam, kıyamet saati geldi sanıyorsunuz. Bilemem. Çok bilen aldanır. BU BUDUR! SINIR ÇİZGİSİNİN İDAMDAN DÖNMÜŞÜ. Aklımdan geçen, tahtada yazan ve de tahta!!! BAMBAŞKA BAMBAŞKA Bilmiyorum. Annemleri hiç cehennemde hayal etmedim. Ama belki onlar beni hayal etmiştir... Adem ile Havva neredeymiş? Sadece kitapta mı varsa var, yoksa yok. Varsa VAR, yoksa YOK da VAR MI ACABA ZİHNİNDE? Hayatta insanın başına her şey gelebilir; çocuk mu demekti? Hayata dün sırtını dönüp gidenlerin penceresinden bakmamaya çalışıyorum ama ben de kaç kez anlayacağım 'bugün varız, yarın yokuz'. DEDEM HEP DERDİ -rahmetli. FREE Shut Your Mouth Blessing // STOP GOSSIP & SABOTAGE - Black Magic Removal Worldwde E, arkadaşlarım madem hemfikirler anlaşamadıklarımız konusunda... NEDEN OLMASIN;) Bakmışlar; annesi göçüp giderse, çocuklar uzun yaşıyor... onu yapacakmış belki. ŞAKA GİBİ YA! E, twitter'ı da açmasam olur... daha n'apmayabilirim; müzik değil mi bi gün? Sırf kulüpteyiz diye; tanrı; önceliklerinizi geri plana atın demez hem. E, evrenin en sevilen insanına kelek atınca kendini onun seviyesinde mi görürsün ki? Yoo. Ben hiç! Değil beni mutlu görünce sevinmek, sevdiği şeyi sevdiği kişiyle bile yapamamak? AMA YAPMAK! İnsan neden kendini suçlu çıkarır ki? Yani oku daha iyi... Çok konuşma. Hiç konuşma. Tatlı olarak da; ben zaten inanmıyorum ki! Keşke hiç tanımadığım yabancı bi cisim cama çarpmasa, der. Kitabın umutsuz bi bölümünü sahiplenip, umutsuzluklarını sevmezler... umutlarıma nazaran da severler! Bu gibi nedenlerle senin kart sesine değil de; gerçek sevgiyi, sevilen tek kişiyi dünyada sanmana fesat, fitne demişler. Hayır kurumlarını oku, tarih oku, kentleri ya da psikoloji... GENE DE BALERİN OLMAK İSTER MİSİN? YOK!!! Nasıl anlayamıyorsunuz anlayamıyorum. İçinde kendi dilediğin olacak diyen bir kehanet yok, bir gerçek var ama onlar bunun filmini açık saçık yapmakla tehdit ederler, onlar saldırıya geçip kim olduğunu kafadan atar seni düşürmek isterler de diyor... Hayatta başına gelebilecek her şey yazılıyken,
neden başına gelmiş olan başına gelmesin... gelir. Bu dünya seni yanıltmasın. Neye yatırım yaptığınızdan emin değilim... hayatta ağlamak diye bir şey de var! Keşke arkadaş bile olmak zorunda olmadığım biri sürekli kendisini affedeceğimi sanmasa... Olur olur. Erken olur. Geç olur. HİÇ OLMAZ GENE OLUR. Sabah sabah bana olmaz. Sana olur. Ayrıca da beni uyandırmayın... sana ayıp olur. İster okursun ister cehennemin dibine gidersin -konu budur: internet. İster okursun, ister açar başka kitap okur, kutsal nedir görürsün -konu budur, yazı. Ben kendim açar okurum... BEN INTERNET DEĞİLİM GERİ ZEKALI -GARY'Dİ. Sabah sana verdiğim söz beni, akşama kendime verdiğim söz seni içermiyor diye YALAN UYDURAN SAPIK FİLMİ YAPMAYA GİTTİ. Şu da şurada okuma mı -yalanını mı seveyim yani? NE AÇISI BU. BEN KARIŞMAM. BEN OYNAMAM. Öyle de bir dünya ki; bir kere olsun sabah olmuyor... bir kez olmuştu, keşke olsa DEMİYORUM! Bir video alıp size el sallayacağım:) HA HA... Gary sürekli sabaha verdiğiniz sözü tutabiliyordu ama ben tutana hiç denk gelmedim! O konu böyle olsa; gene Gary film ve de spastik. Arkadaşı sabah bana denk gelmiş sanan biri üstelik de. Tam kendi halime şükredeceği; spastik olmadığıma dua edeyim -NEREDE O FİLM? Evet. O yüzden de sabah ile akşam arasındaki farkın adı: cehennemin sesi. Evinden sonra oğullarını bir bir kaybeden Eyüp şükretmeye ve sabretmeye devam etti. Sen aldığın dersle bu açıdan yola çık; ben insan değilim ya... Yani bir yandan var olmayan bir canavarla uğraş, bir yandan sözünü tut... zor. Kimse uğraşmaz sizle ya! Bu açıdan bi lafı bi lafını tutmuyor diyerek sitelere saldırıp, bize masal anlatanlar utansın. Benim okuduğum kitabı okumazsa susmayan bir kitle için kılımı kıpırdatmam doğrusu... İkincisi, evde kitap olduğunu bilmeyen biri nasıl olur da 'oku' der... ya da diyemez? Üçüncüsü de, konu kitaptan ve mekandan da büyük değilse, neye yarardı. Buna da KISAS'ı ve kas sistemini kondurmak ŞARTTI. FARZDI. Annem okutmadı beni. Annem oku deseydi, okumadın diye o kadar insan bana saldırmazdı. Annem okutsaydı okul yaptırır gene okurduk ama şimdi okulumuz bile yok. Annem beni okutmadığı için cennetten kovulmuş gibi olduk. Annem okutmadığı için insanlar okumadığıma ikna oldular ve beni kafir sandılar. Annem okutmadığı için kafirler yuvamızı sardılar. Annem okutmadığı için herkes bana küfür etti. Annem okutsaydı beni ben de okurdum. Cennetle ilişiğimi kesip, beğenmediği şeyleri söyledi bana... beğenmedikleri yüzünden ben beğenecek ne var anlayamadım. BU NASIL BİR YALAN YA! Savaşa karşıysa bir insan... savaş da var kitapta, barış da, diye biten cümleye bak: oku. BİR DE SİZE BAK -KAFİRDEN BAŞKA LAFINIZ YOK SİZİN YA. Kayıp cennet şiiri bile cenneti ve kitabı anlatıyor, siz sklms gtunuzu! NE AHLAKSIZ İNSANLARSINIZ SİZ. GİDİN CEHENNEMDE ANLATIN ARTIK, CEHENNEMİ. Ne sandın bu dünyayı: bana zaman ve enerji kaybettirebileceğin bir çöplük mü? Bir hayır duası bile yok; habire evlen kızım diyor. İĞRENÇMİŞ! Biri de; BİZ OKUDUK GENE KÖTÜ GENE KÖTÜ, DİYOR. Başkan mı, ne haltsa, cümle alem
uzak dursun... düşman başına vermesin. Herkesi karalamış, rahatsızlık veren, kötülemiş insanla, kitaptan bir cümleyi zar zor seçmiş insan bir olur mu hiç ya! OLMAZ. ASLA OLMAMIŞ. ASLA DA OLMAYACAK. E, şimdi tanımadığımız bir hayvanı biz mi kötüledik yani? Yoo. Ben cennetteki kitabı bu şekilde anlayamıyorum. O şekilde anlıyorum: tamamdır, demiş annem. O nedenle de bunlar dava... Sebep ya da sonuç değil. Asla bu dünyada olmaması gereken şeyler değil ama olsa da aynı önemi barındıran şeyler değil. Bu durumda herkese karşı kaba olan tanımadık bir düşmana davetiye çıkarmak da nedir, bilmek zorunda değilim... bunlar kitabın yerini tutmuyor diye düşman olma hakkı kazanmış bir sapıkla, kendi evinde doğru yolu arayan bir okurun durumu aynı olmamalı. Ben bu zihniyetle bu dünyayı da paylaşamam. O kadar basit! Sülük olmasanız, çeker gidersiniz. AMA SÜLÜK DOLU BİR YER BİLİYORUM... ALLH BİLE DİYEMEZSİN. ORAYA DA GİDİN. Çünkü sizin ananız yok burada. Beni buldukça bulduğunuz, bende aradığınız cehenneme gidin... “–Bu kadar nîmet ve bolluk içinde kulluk yapmak kolaydır. Eyüp’ü bir de darlık ve belâ ânında iken görmeli!..” diyor ve devamlı olarak O’nun îtibârını zedelemek istiyordu. Yemezler; şarkının yerine almışlar bizi ortalarına, her hastalığıma para yatırmışlar ve de bu da yetmezmiş gibi... sağlıklı günlerimi de çalmışlar. MÜZİK OLSA DAHA İYİ DEĞİL MİYDİ YA? Sen beni şarkı zannedeme diye mi bekleyecektim ya! Bu nasıl bir salaklıktır? Cehennemi özetleyen bir nesi size yetmedi de bana taktınız! ADİLER. Vallahi bu açıdan da gidilecek bir gün cehenneme, dünyaya hasret kalmadan geçilecek bir körü... ÜSTÜMDEN TIR GEÇTİ! Dünyayı ev ve de evi dünya diye özetleyen zihniyeti tam kavrayamamış; bize anlattıracak da değildi! ÇOK GEÇMİŞ Değil sevinmek; iştahım kaçtı... en azından aklı hiç almayanlar bi terk etsin -ben sonra dünyaya dünya diyeceğim. UMRUMDA DEĞİL. O ŞEKİLDE GİDİLEN bir cehennem biliyordunuz madem; O ŞEKİLDE GİDİN. 24 SAAT ELALEME FAL MI AÇACAĞIZ; yaşıyor mu diye ya! Bi dünya insan öldü... gene ne var! Cehennem mi dolu? S e n foto yolla; nasılsa alırlar seni cehenneme... benim adımı versen yeter. ha ha ha ha Ne oldu şimdi; cennet de yasaklandı. Köle olarak da bi cehennem kültürü lazım size elbette. Tabii. O da yok sizde. O da yok! İyi bari; umrumda mı sandın. Yani cehenneme herkes ölüp gidiyor. TANIDIK MI ÇIKACAKTIK? Git işte ya; aç bi şarkı ve de benim adımı verip cehennemi boyla. BU KADAR BASİT. NİYE BOĞAZINI PATLATIP BİZİ YORUYORSUN? ! Oraya da bizi yollayacak sanıyor ya; aşırı komik bulmuyorum... bu cehennemi cehennemde göresim geliyor. İNŞLL. O DA OLACAK. O DA! Kaç kere cehennem dedi adamlar; daha neden bahsettiğini anlayabilmiş değil! BENİ CEHENNEMDE SANIYOR. Büyük Hata Bunlar. Büyük. Siz de bu açıdan gider cehennemi dersiniz... cehennemi demiş olursunuz! BİRAZ SALAK BULDUM DOĞRUSU YA NE KİTABI YA -işi gücü cehenneme gidip cehennemi anlatmak olan ve bunu benim dünyam sanan bir sapığa -NE KİTABI? Cayır cayır yanıyor memleketiniz... HABERİNİZ YOK SANKİ. BU NE MASUMİYET? Daha biz okumadık ya! Ya her gün bir fabrika yanar mı ya bir ülkede? Hasta o insanlar... gerçekten. Ne kalem, ne kağıtları var. Gitsinler de görsünler cehennem nedir! Kendi işleyen sistemine kendi adını
veremeyen bir deliye ne makamı, ne mevkii, ne rütbesi? Beni şarkı yerine koyunca insan yerine koyamamış olmuyor musun ya? BU NEYİN TESELLİSİ AYRICA. Öyle olsa ben sizi yanlış cehenneme çağırdım diyen başka bi deli olurdu. BEN OLMAZDIM İŞTE!!! E, İYİ... öyleymiş de sizin... aynen devam edin! Beni yanlış cehenneme çağırran, gider de! Cehennem cehennem olalı sizin gibisini görmemiştir, eminim. YOK BİR DE EYÜP SIKINTISI ANLATIYORMUŞ. YOK -cehennemi anlatıyor. Halaa, doğru söylüyorsun diyenin papağanı olasın varsa -OL! Yarısı beni suçlarken alabildiğin sese kendi sesini verebilsen de -cehennem şaka değil. Bence zaten öl. Ben ölmeden bu dünyaya dünya bile demeyeceğim... nerede kalmış sizin kulağınız sıfır! Ben salak mıyım; neden cehennemliklere beni cehennemdeyim diye soran birini affedeyim de adına dünya diyeyim? Demiyorum da affetmiyorum da. BENİ SUÇLAYIP SUÇLAYIP, bi araba şeytan kılıklı insanı üstüme atıp, dünyadaki izimi bulacaklarmış! Ne de olsa dünyayı isteyene cehennem varmış. AMMA ZEKAYMIŞ SİZDEKİ DE BE. BOĞULUYORUM. Ne diyor Ayşe; tuvalette şeytan yoklar, zikir yapma. Niye... tam tuvaletin içine yapabilen az da!!! ANLADIM SENİ Benimki de şey; kadının gözünün önünde ailesine tecavüz edip, öldürdüler. YOK BE FİLMMİŞ. PİLAVMIŞ!!! Sokak kedisiymiş belki de... Asla sevmemiş olduğum birini artık seviyor gibi yapmak zorunda olmamak -eski fillmlerden izlemediklerim. AMA KİTAPTI! Evet. Ben haddini bilmez, dedikoducu bir aptalın ukalalıklarıyla dolu zihninin olduğu bir dünyada yaşamak zorunda değilim. GİTSİNLER CEHENNEME. ONLAR DA BENDEN KURTULSUNLAR! Bu açıdan da cennet deme özürlü oldukları için; cehenneme gitmelerini bekliyoruz -şeytanlarla birlikte. BEN 24 SAAT ALLH DİYORUM. HERKES SİZİN GİBİ ÖZÜRLÜ MÜ OLSUN İSTİYORSUNUZ; ALLH DEMEK DE Mİ YASAK BENİM BEYNİME YA! DEFOLUN!!! DEFOL. Hepinizden de davacıyım. Sensin yobaz ya... YOBAZSIN SEN. Allah denir mi haberin bile yok; cenneti de kafadan sallayan bir pislik senin beynin. Ne peki yakalamasın dedikleri, bilemiyorum! BİLEMEM. Pzvg'in ospsssu da İLK KEZ DUYUYORUM VALLAHİ. DEFOL GİT EVİNDE MÜZİK AÇ BE!!! BENİ Mİ BULDUN YANARDAĞ... SALAK. Dön en başa; doğ yeniden -NE VAR BUNDA. SEN YANARDAĞSIN. DOKUNMAZ Kİ BANA. BEN BUZ. NEUSE. BENİM BÖYLE. SİZİN EŞİNİZ NASILLAR? HA HA HAHAAAA Ölmek istiyorum... ama GÖZLÜK DEDİ Bİ KERE? HAAAaaaaa Gördün mü bak; ölmek istiyormuş... Şeytan aldı götürdü satamadan getirdi... PİLAV YAPIYOR! Sen o tahmini şeytanın olduğu cennete gitmek için köle satmasaydın... TARİH OKUYAMAZDI. E, okuyamıyor. SALAK Evdeki huzur; saadet de; ÖBÜRKÜNE BAS DAMGAYI. KİMSE HİTAP ETMEZSE; siz edecekmişiniz de HALANIN KIZ MI? AMAN; akraba evliliği olmasında... SEVMEMEK DE büyük bir işkence olmasın. AMA SÖZÜNE BALLA KESEN ADAM şarkıyı da kesiyormuş. Hi ho ha ha haaaaaaa!!! Çocuk diye almadığım, kitabı da cehennemde, çalmadığım... yazan elimi vermediğim... tek başıma görmediğim: TUTUKLANMIŞ BİRİ. KİM BİLMİYORUM. O da Tolstoy da değil mi: BUL PAPAZI. Bu durumda bazı işkenceler yasallaşmış gibi davranabilenler yüzünden de olsa, BAZI İŞKENCELER YASAKLANAMAZ. HER İKİSİ DE YASAK ZATEN!
Bir göl kurudu. Nerede bu adam? Dere kenarına pikniğe gitti? nerede bu adam? Savaş gemileri denizleri aştı. Nerede bu adam? Kirli deniz kalmasın denildi. Nerede bu adam? Trakya'da yağış bekleniyor. Nerede bu adam? Bir çocuk boğuldu. Bir çocuk da kurtarıldı. Haberi geldi -o kadar dini bütün ki sürekli dönüyorlar. Ben: Sahil güvenlik dizisi izlemiştim; California dile geldi. Ama göle bakıp duran narsisizm başlangıç tarihi gibi oluyormuş... bence sorun -kuraklık! Kuraklık üzerine bir şarkı dinledim, içinde sema da var, ayrı bir dünyada dönüyordum. Nerede bu adam? Aynı gün meteoroloji bana kuraklık haberi verdi. Kediler de dönüyordu artık, dönüyor. Kitap ne der ki; hiç. Boğ gitsin. 3 aşamalı bir yalnızlık dördüncü aşamada başarı doğurmuyorsa; bu benim suçum değil. Sadece benim bileceğim işe bak SA DE CE BEN BİLİYORUM... boğmayacak edebiyat eseri olamaz. Ne açısı bu? Kırmızı karlar yağdı. Su olsaydı ben de seni boğardım. Dua et ki yokmuş. Şeytanın güttüğü kadını duymamak ne mümkün ya; şeytan zaten burada... fakat beni gütmüyor! Cehennemde görüşürüz; ben göle baktım diye adamın üstünden savaş uçakları geçiyor, deniz temizlenmek bilmiyor ve de yağmur haberini alan tek kişiyle kuraklık mücadelesi sürdüren biri ayrı odalarda sema yapıyor! KİMMİŞ? AKRABANIZ MI? Kadın bu işkence bana yapılabilsin diye 7,5 YIL EVİMİN ÖNÜNDE BAĞIRIYOR!!! A.H.C.V. Hepsinden de davacıyım... Hepisnden davacı olma KAVRAMI İSE; BU ÜLKENİN HUKUK ANLAYIŞI. ÜLKE ANLAYIŞI DEĞİL. En son başka bir ülkede sarılacak bir kadın kalmıştı... BENİ ANLAYAMAZSIN. AN LA YA MAZ SIN! DEFOL!!! Külahıma anlatırsının tablosu ise; 25 yıl öncesinden yapılabiliyor... NİYE YORAYIM KENDİMİ. HIRSIZ. O DA KİTAP -BAĞIRMAK DA YASAK! Bana ne elalemin ülkesinden... nerede kalmış -bitsin savaş. Ölünce susuyorsan; ölünce susarsın! Ne kitabı! Ne sınavı! Ne ahlak! Ne din! Ne iman! ÖLÜRSÜN. SUSARSIN. BANA NE... Elbisesi de narsis miymiş? Savaş bitsin demeyen, müzik terminolojisi hariç duyusu olanlar ölecek... Benimki: Allah'ım, Kur'an okumanın feyzini ve muhabbetini, sünnet-i seniyyeye uymanın huzur ve nizamını tüm İslâm âlemine nasib et... Adem'i sürekli cehenneme atıyor gibi (atmış da ama); halbuki tövbe edince kurtulmuş. NEREDE? YANINDA DERE BOYU GÜNAHINI BİLENLE, NEREDE? Her şeyin mümkün olduğu bir dünyada müzik için toplanan insanlar, orada iki notadan başka bir şey olduğunu SANmıyorsa, sözleşmeyi de bulursun. SANıyorsa, işkenceciyi zor bulursun. BANA NE! A, olur mu bulurmuş işkenceciyi de! A, olur mu, müzikmiş, sözleşmeyi de kim nereden çıkarmış. A, olur mu, olsunmuş bunlar da... MÜZİK OLMASA DA OLURMUŞ BU ZİHNİYET İSE: sizi suça iter. O nedenle de ben polis değilim. Polis başka başka insanlar. NE PEKİ YAKALAMASIN DEDĞİNİZ BİLEMİYORUM!!! Kasetten çalmazsa mehir ne, kitap sanıyorlar... peşinen ödenen boşanma parası ya. Nasıl bilmezsiniz... nerden bulayım ben kasetten çalan dua? Her neyse; anne ben belki düğün
şarkıcısı olurum ama gene de -teklifler yağıyor da! GEBERESİCE'Yİ OKU. GEBERESİCE'Yİ OKU. Umarım parası çoktur falan ya... BENİM SESİM İĞRENÇTİR. UMARIM TİKSİNİRSİN. E benim sesim iğrenç, senin sesin iğrenç... en iyisi biz size bir YARIŞMA AÇALIM. YARIŞIN!!! O zaman kadar düğünden çıkamasın diye de kasete alırız! Böylece şarkılar söylenir; cehennemde unuttuklarımızı bulur çıkarır. A.H.C.V. Bu ne şeref... cehennemin unuttuğu şarkılar da hep yaşam koçu MUBAREK:) HA HA HA HA ... AYI. İÇİMDEN CENNETE 10.000 kez ''ben bu şarkıyı okumam'' dedim ya -O ÇALIYOR GENE DE. SAĞIR. Onlar ayrı odalardalar -müzik kitabıymış benim için!!! YALAN O konser ne yazık ki her iki açıdan da cehennemde. İyi ya işte dediler... Dünyada da kafanı kaldırmak, göğe bakmak ne mümkün! Aynı gerizekalı burada da vardı! AŞK O SAPIK KİME AŞIK -FİLM GEBER. ÖLMENİ DİLİYORUM. GEBER. SİZ KİMİ BEYİNSİZ SANDINIZ: ANLAYACAKSINIZ. BUNUN BAŞKA YOLU YOK... DEFOL. Artık bir toplumsal seremoniden müziğe varmak mümkün (ki müzik yasağı vardı) -ZATEN MÜMKÜN DEĞİL Mİ :ÇOCUK! Olsun -aklı yetmeyenler korosu varmış. YALAN Yanıma hocalar kurulunu da alırım... gene anlatırım: BUNUN ADI SAPIKLIK. Bu durumda suçlular yakalanır -bense suça itilirim. YASAKTIR. GÜNAHTIR. Ve de o şarkıyı okutana kadar peşini bırakmayan köpek -BENİM Mİ? BİLEMEM. İnsanı cennetten koparır, cehennemdeki şarkıyı okuturlar... şeytanlar doluşur. O yüzden de yasak. A.H.K.E. Sonuçta ne ki; iki kuruşa bütün inancımı satan bir başka manyak daha... lanetli evde. YASAAAAKKKK YASAK Tanrı hepsinin sonunu yazsın inşallah. O var ya o... daha gerçek. Valla gidin sorun pzvgnn evlado cennette çalıyor mu? BURADA ÇALIYOR. AKitap kadermiş, Allah katındaymış... burası cehennem -bu durumda ben okumadan KADER OLAMAYAN ŞEY KADER Mİ OLMUŞ BİLEMİYORUM!!! İnsanın bütün kaderi yazılıymış kitapta. ben yazsam olmuyor -BU ŞARKI DA.!!! Dünya küçükmüş... yuvarlak. HAYIR. Bildiğin sokak. Polisi arayacağım, Halk Ekmek gelecek de. Gitsen; öbür cehennemde haritamız bile vardır! DİYE O şarkı yapılsaydı; bir tek cennette çalardı. YASAK KARDEŞİM ANLAMIYOR MUSUN? YASAKTAN YA. Neyine yazdın şarkıları yasak nedir bilmiyorsan... nerenle dinledin ya? NEREN YASAK! Bu açıdan NE DİNLESEN DE YASAK. Çin'in kustuğu köpeği din sanan birilerinin karşısına, bütün din edebiyattır deseydiniz -edebiyata din diye taparlardı! TAPSINLAR NERDE KALMIŞ; her şeyi unutup -kitap demeksizin... OKUMAK İSTİYORUM; uyuklarken hafif. DR YA SENİN HER YERİN MÜZİSYEN OLSA -bu açıdan yasak değil mi yani? Benim evim cennetten çıkma değil mi? NE DİYORSUNUZ BANA? !!! UYDUR GİTSİN Dİ Mİ? TANIMAM. ETMEM. BEN ŞARKI DEĞİLİM. Yani ben senin tahminlerine göre çalan bir şarkı olmadığımdan; BOŞUNA NEFES TÜKETME! YORMA İNSANI Diyelim ki sen beni gözlüksüz görünce, gözlüğüm kaderimde yok sanan bi delisin! Bİ ŞARKI... BENİM İÇİN. SALAK DA DİYORUM. ACABA DİYORUM beyinsiz mi olsam -gidip gözlüğümü mü taksam? !!! Mehir nedir? Osmanlılarda evlenirken verilen boşanma parası varmış. BİZDE ÇIĞLIK! Kasetten çalmazsa mehir ne, kitap sanıyorlar... peşinen ödenen boşanma parası ya. Nasıl bilmezsiniz... nerden bulayım ben kasetten çalan dua? Dua da kasetten çalıyor denilince SUSTULAR!!!
Bu durumda düğün şarkıcısı olabilirdim belki!!! Yoksa olamaz mıydım? HİÇ ANLAMAYAN AYIYI KAPIMA KİM YOLLADIYSA, ODUR! Allah'sız kitapsızlar... ÇAL DA BAK. SUSUYORLAR... İ.O.İ. Yazıyor mu acaba onun adı da kitapta ha! Şu kaset player'ın bi stop tuşu vardı... sonra. Kontrolü ele aldılar ama ne yazık ki sesin içinde gezen ses müzik değildir. Sesin gizlediğini gizleyemeyendir ve de sesin söylediğini bize bedavaya satarken çarpıtandır. Sesin içi dışı da normalde kutsaldır. SES İnsan müziğin bir başkasının kontrol altındaki hayali olduğunu bilirken, hayal de kurabilir ama kontrolü başkasına kaybederse SAVAŞMAK ZORUNDA KALIR. Doğada olmayan bir ses benim işimi de görmez, sözümü de tutmaz. Nedir? SAHTE Şarkıda kurduğum hayalin yerini alan binlerce ses içinde ses şimdi bana Mesnevi mi okutacaklar ki... hayalim aynı kalsın! Müzikle üstüne yürüdüğüm gerçekler ses kapsülü olup dışarı atılsa bile... aynı gerçeklere yürüyor olabilir miyim ki ben? Hayır. Bu durumda bir ses de olsa müzik ASLA bir insanı hedef alır mı? Alsa ben ASLA ona güvenir miyim? ASLA Bu durumda sırf müziğin içinde göründü, dışında duyuldu diye bir ses benden güçlü olabilir mi? Bu mantık dışı durum en iyimser haliyle bile bir CANAVAR değil mi? O ses o an dinlediğim şarkının içinde saklansa da, dışında çalsa da o dinlediğime müzik; gitmek istediğim konsere plan denir mi? Benim hayatım kaymaz mı! Ne diyor Ayşe; camiye gitmek evlatlığını ziyaret etmek gibidir. Benim BÜTÜN HAYALİM O KONSERE GİTMEK OLSA; buna internet denilebilir mi? Din insan demektir ve bence paylaşıldığı anda değeri edebiyattan yüksek değildir... ama DİN o seviyede kalabilir mi? Bu tarz bir iddia beni müzikten uzaklaştırdığı kadar NASIL OLUR DA MÜZİSYENDEN DE UZAKLAŞTIRIR? Ben hissedebildiğim kadar var olsam; hissettikçe kendimi kaybettiğim hayalleri neden görmek isteyeyim? Duymak isteyeyim? Bardan eve döneceğim, yollar açık... on yıl sonra on şişe daha içsem de dönebilecek miyim? İNSANA BU SORULUP FALINA BAKILIR MI? Falına bakılmasa bile YÜZÜNE BAKILIR MI? Müzik dinleyebilen bir canlı olarak neden müzik hariç her şeyi dile getirmiş bir ''teslim olma halini'' kendime uygun göreyim? Gene de n'oluyor bilsem kötü olmazmış!!! O sese rağmen olan bir şey asla aramadığım gibi; asla da inanmayacağım. Bu durumda beni O SES davet ediyor -olsa bile, bunun adı BU SESSİZLİK OLABİLİR Mİ? YA HAYRINI GÖR YA. HAYRINI. Anılarımın bile canlanmadığı noktada, kelimelerim canlanamaz da. O bu açıdan da olsa bi açı mı ki? NERDE KALMIŞ; her şeyi unutup -kitap demeksizin... OKUMAK İSTİYORUM; uyuklarken hafif. DR Kıskanç bir canavar olsaymış, kıskanmak nedir bilir de susarmış. Bu ne kadar bilinçli bir cani olduğunu ispatlıyor. Kıskançlık nedir bilmeyen bazı sevgi kumkumaları, kendi borusu öttüğü sürece hayat normal sınırlarında zannediyor. Ben yazana kadar asla aklına gelmemiş bazı şeylere de sırf ben yazdım diye hak verecekmiş. Bu kadar cehaletle uğraşmak zorunda olan tek bir canlı türü bulunamıyor. Benim asla sormayacağım soruların cevapları hazırmış gibi elime tutuşturulup, bir de kaynar sulara atılıyor. İnsan o kadar salak bir canavar bile düşünemediği için, bir bildiği var da, normal insan tanıyacak zannediyor. Allah yanıltmasın. Mümkün değil... bazı insanlar benim hayatımı karartıp, defolup gitmek için varmış hayatımda. İyi ki de gitmişler. Bu bile onlara yetmez şimdi... kirli çarşaflarını bize yıkatırken, üç çocuk doğuyor, üç de ölüyor. neden bana hep kötü haberler denk geliyor desem, gazeteler çarşaf çarşaf önümden geçiyor. Bundan daha da iğrenci; cinayeti işlerken beni düşleyen bir sapık varmış gibi kütüphanemi sallayıp, yarısı yere dökülmeden anlayamadıkları biri olduğumu sanmaları. Ben bunlara katlanmak zorunda değilim. Nefret ettiğim şeyler arasına karışması şartmış gibi, affedilmek için kendi sınırlarını çizememiş biri, benim hayatımı
sınırlandırıyor. Kıskanç mı olmak istersin, orspu mu, diyorlar. Her iki kitap da bulunuyor. Okumak için gereken enerji evrende de tüketilmiş gibi susmak bilmiyor. Bu terbiyesizlik çizgisini lütfen bu kadar basit sanmayın; seni birine ayarlayalım, aklına ne getiriyor? - Ben bittim, diyorum. Benimkini kurtlar kaptı, kurtlar sıraya giriyor. Düşmanlar ne yapıyor? Kurtlara da yaşama hakkı verin, sizinkini elinizden alsalar da! HİÇ Mİ FİLM İZLEMEDİNİZ? KİM SİZE BU KADAR CAHİL OLMA HAKKI VERİYOR! BENCE bu dünyanın bu bilinçli canilerden kurtulması lazım. Cehalet başka türlü son bulmuyor. Bunun adı da yeni bir film yapmak, izlemek değil: YALNIZ KALMAK İSTEMEK!!! Bir yaşında cenneti duydum, yedi sekiz gibi okudum, on dört gibi öğrendim, inandım, tamam... ne bileyim ben hiç tanımadığı bilmediği bir kavramı bizim eve doğru güdüyormuş, o da yetmezmiş gibi içinde bize karşı fesatlık güdüyormuş masum sandığımız insanlar. Olsun bak o şarkıymış. Onlar bizi düşürmek isterler ya, o da küçükken oynadığımız bir oyunmuş, abimin beni yere düşürüp gülmemizmiş. Tek bir normal ses duyamayan biri olarak aşkı tahmin etmek zorunda olmamak için meditasyon yapmanın gereksiz olmadığını ne bileyim ben. İnsanı yanıltan seslere kulak vermemek için bazen de ses duymamak gerektiğini ne bileyim. Ben nereden bileyim insanın kendi evindeki huzuru kaybettiği yerde bulamayacağını. Neden bilmek zorunda olayım bu dünyanın daha da acımasız olduğunu ve cehaletini. Nereden bileyim o kadar zamandır zaten ilgilendiğim konuların üstünün örtülebileceğini ve hayata insanların hatalarıyla devam edersem adının affetmek bile olamayacağını, ben annemin affetmek kütüphanesine din demiş biriyim. Ben nereden bileyim herkesin çekip gidip beni yalnız bırakacağını. Ne bilseydim, harfiyen uymadığım bir kitabı okuyup okuyamayacağımı daha okumadan. Ne anlarım ben diğer dinlerin kitaplarından, daha elime bile almadan. Nasıl olur da bir insan hayatı karşısında susma erdemine sahip olmayanlar, kendi dertleri için dünyayı ayağa kaldırırlar. Konu böyle olsa, nasıl olur da cinayet dışında bir yalan bulamazlar ve daha modern hapishaneler yapılmasıyla son bulur bu kocaman konu, neden, ben cenneti şiirde de, şarkıda da duydum diye. İnsan bir kez olsun inandım der... e, bu dersti de. Neden herkes aynı dersten sınıfta kalmış gibi ortalıkta dolanıp bana sınıfta kaldığımı söylesin. Oylarımız nereye gitti? Beni duymadığından eminse, neden üç tane şarkıyı kenara itip adına kader de diyecekti? Benim yazdığım şarkıları çöpe atıp, kendi yazdıklarına kader diyen biri mi vardı, geride tüm dünyaya bir başka şarkı mı, yoksa unutulmuş bir edebiyat kuşağı mı kaldı? Tanrı bizim uyanıp daha iyi yaşamamızı mı istiyor yoksa o uykudan uyanırsam benim de dayanamayacağım şeyler hep var mı? Ne kadar kolay kabulleniyorsunuz çayı demsiz içmek gibi bir konuda kıyametleri koparırken, benim hakkımda bilmediğiniz şeylerle dolu bir evin etrafını kabeye çevirip, dolanmayı. Bencillik bu çağın en büyük düşmanıdır. Hep de öyle olacaktır. İnsan kendi hayatını kendi akışına bırakıp, kendi ağzından çıkacak lafa kadar çenesini tutabilir, bu benim için böyle AMA YIĞINLA LAF KALABALIĞI. İnsan her üzüldüğünde bir cinayet haberi okumaz. Cinayet haberi okumak üzücüdür. Bu katliama bir son verilmesini diliyorum. Cenazede okunan duayı herkes evinde de okusun. İnsan hayatının hiçe sayılması konusunda herkes kendi dursun düşünsün... sevdiğini sevmediğini kendi bünyesinde ayırsın. Okuyunca olur mu?
Sanki benim dememle mi okuyacakmış O O O oooo! Ama kafadan attığınız yerde, sokakta yok; yanında da ben varım. O da okumamış. Evet, ben de okumadım. E bizim evde kafadan atınca, kafadan atmış olmuyor mu YAZARLAR BİLE! Onlar! Adamın kitabını okumasaymış o kadar lafı bulamazmış... zaten düşmanımız olarak. Neymiş konu? Atarmış tutarmış... Atarmış tutmazmış. Bu canını Allah vermiş, yine Allah alacakmış. Ben anlamam ne diyorsun ama çirkinken çirkin duyulur. Düşünsene en iyimser haliyle bile aynı anda radyoda -şu hastalara yardım etsin biri, diyor biri! O açıdan ne yapayım; ikna teknikleri, sözlü dövüş... emekli bir polisin anıları -kitabını okudum. Biri roman, biri okuduğum roman. Biri kitap ve de kutsal. Ben ne alakaymışım? Nasılsa neden bahsettiğini anlamıyorum diye sizi mi dinleyecekmişim? En küçük bir ilgim yokmuş ki ŞİMDİ İLGİM KALMASIN. Öyle biriymişsin ki; kendimle ilgim kalmaması bir yana adın YABANCI. Ne değişti şimdi? Dünyanın kitabını ben mi okumuş oldum, sanılabiliyor? Sana okunan bela da okuduğun bela da seninle ilgili... beni bulmaz ve bu da seni bulmayacağı anlamı taşımaz. Ben okurum kendim!!! Ama avaz avaz bağırmama gerek yok bunun için. Az daha anlamlı bir küfür ettiğini sanma. Böyle de; güya beni mi buluyordu YABANCI? Hayır. İnsanlar zaten o yabancının peşinden koyun gibi gidiyordu, buraya doğru güdüyordu. SİZİ NASIL İKNA EDERLER -BELLİ OLMAZ! BELKİ İKNA OLMANIN TEK YOLUNU DA ALLAH BİLİYORDUR. Köy baskını gibi... kafamın içinde o yazar hariç herkes var. Bu çok çirkin... Sokağı evime taşıyan varsa; onu da bir taşıyan kaşıyan olur!!! AMA BURNU YOKTU. ŞİMDİ KAFASI YOK. Benim kitabıma bir tekme atsaymış... gong da çalıp uçması gerekirmiş dünyanın. Onun yerine biri ölüyormuş. İZLEDİM. SÜPER FİLM. Esir kampı mı sandın bizim kitabı? Sende de hiç akıl yokmuş. Atsınlar bizim televizyonu kitap niyetine cehenneme... bakalım nereye kadar gidecek... Sonra o boru tanımazlar size çaya gelsin inşallah!!! “Mutlu olmak istiyorsan, bir amaca bağlan; insanlara ya da eşyalara değil.” Albert Einstein Sklmsss içgüdünü sksnnnllrr... Sonra bak gözümün önünde hayatım kaydı; BAŞKAN YAŞIYOR MU bak!!! NE OLABİLİR Kİ ZATEN? SayınTolstoy; sizin başkanınızla ilgili sanırım hayatınızın kayması OLAYINIZ. ARTIK DİYEBİLİYORUM; bizi de okumuşlar... Genlerimizde varmış en azından BUNU DİYEN BİR ADAM! Özel korumanız mı sizin bu adamlar ki okuyalım canım! AND İÇMEK! Kim size tek bir film izlememişsiniz de FİLM
İZLİYORSUNUZ HAKKI VERDİ? SALAK GERİ ZEKALI APTAL. Neren masum bulabildin mi bari AYAĞIMIN ALTINA ALIP DÖVMEDİM DİYE! Bu durumda kendisine küfür eden adama ettiği lafı bize de ettiği için... kendisini kurtaranı ayırt edemeyip, suçu insanlığa attı diye KURTULAN KİTAP NEREDE? O YÜZDEN DE KİTAP MI YORUMLAYAYIM BURADA 24 SAAT. OKUMADAN ETMEDEN DE BİLE BİLE -aman benim aklım yeter bu kadarına. Ne haliniz varsa görün korosu eşliğinde. Neren masum bulabildin mi İ.O.İ. Sonra alarmı çalar -GENE Mİ BOŞ BOŞ OTURUYORSUN DİYE. Bunları yalnız düşünmesinin bedelini ödemek zorunda mıdır? O ortanızdaki kitaba top diye bi vururum, öbür cehennemden çıkar. Bir kere kitap okusam dünyadaki insan sayısından çok bana geri dönüş yapar. İNSANA SAYGIN YOKSA; BANA DA OLAMAZ. O dediğin işkence olsa; gene bana yapmamış! BİL O ZAMAN Aşk dediğin ne yapsan da bana insan hakları ihlali... E, YAPMA BARİ! Aşk dediğin ne yapsan da bana insan hakları ihlali... E, YAPMA BARİ! O güzelliğinin yerine BORU koymuşlar... bana hayrı yok nasılsa diye. Sanki her kitap olan yerde Tanrı var da; beni kitap sanacak beyinsiz! Yerde yok gökte var; nerede bu it? Sesini kısınca borunun pası gitti vallahi. BE MORE ORGANIZED | Subliminal Affirmations & Relaxing Music HER AN EVDE BÖCEK ÇIKABİLİR, BÖCEKSEVERLERE DUYURULUR. Şirketten mail atsan; sinir krizi geçirirmiş! Avukat tutarsam bana aynı suçu işletebilir -KONUŞMAK! Dünya kitap gününü lunaparkta kutlayacaklar çocuklar da. Herkesin haklı olduğu bir dünyada iki özelliği silinmiş robot olsaydım keşke ben de. O gürültü de ne derlerse; ev halkının bi kısmını esir almıştık denilirse: SUSARIZ MECBUREN. Aynı maçı nerede izleyeceğine karar verenler için ne güzel fırsatlar bunlar. Bu durumda haklıyı haksızı da ben bulurum; ne de olsa konuya hakim kitaplar. Bu da efendim; unut şu konseri demekmiş. Sonra da biri kitabı gökyüzünde okuyup iki lirasını da yere düşürür. Biz zaten M.Ö. gibi ölmüştük iki kere deriz. VE BU HER ŞEYİN ÇÖZÜMÜ DEĞİLSE -fıttıranlar sıraya girer... bütün dünyaya 'sen sanki çok akıllısın' der. Onu diyenler de ZATEN KİTAP ALMAZ. YAYINEVİNİN EV KÖKÜ NEREDEN DİYE OKUMADIYSAK -yuvamız yıkılır. Okudukların bundan ibaretse, başın dertten kurtulmaz!!! Gazetedekinin cinayet, elindekinin gazete olduğuna kimseyi inandıramazsın. OLUR BİTER - Kitap okunan bir dünyada yaşadığına inanmayan filmciler de ek iş falan sağlar bana. Hem zaten satmadığı sürece İLK KİTABINI YAZIYORSUNDUR SEN. Bütün o gürültünün kendisini üzmediği bir sektörden evine müfettişler gelir. Oysa hepsini daha önce barda duymuşsundur! ONLAR EZBERE YAŞAR 2 kere kitap okusan; ezberi şaşar... FAKAT ARTIK EZBER YAPTIRANLAR VARDIR. Müzik kutusu gibi yazmazsa dinden çıktı sanılır. Nietzche İnsan Nasıl Kendisi Olur, yazısında bence bu konuyu anlatmıştır çoktan. Sonra alarmı çalar -GENE Mİ BOŞ BOŞ OTURUYORSUN DİYE. Bunları yalnız düşünmesinin bedelini ödemek zorunda mıdır?
Her neyse sorunlar bizimmiş, çözümü ben kendim bulurmuşum. Diğer yandan herkes 'cinayet' derken, ben de demişim ama aileme de kavuşmuşum. Artık içimden dediklerimi 'ben sana demedim' dediğimde anlayabildiklerimi, demek isterken, dışımdan duyduklarım da yumurtluyormuş. SAÇMA! herkes beni evle sanmasın diye değil de, bilakis yasak olduğu için yasak sanılmış olma ihtimali olmayan tek gerçektense, bu yasakla nasıl baş edeceği öğretilmek istenmiş olan bir sosyal fobiymişim ben eskiden. O sanatçı o an sahnede gelinlik giymiş olabilir... bunu yapan binlerce şaire ne demeli, sokak ortasında. İnan ki inanmak istemezsin. TAMAM BE! BELKİ DE ŞİİR YAZARMIŞIM. Eh işte, mühim değil demek ne mümkün! O kadar çok sallamışlar ki, yarısından çoğu tutmuş ARTIK RUHUMU OKUYABİLİYORMUŞ BİR DELİ. OKUYAMASIN Bİ ŞARKI. O kadar güçlü olmak zorunda ki kalemin, zaten yazmadan önce her şeye vakıf olmalısın. AMA SONUÇTA OKUMAYI ÖĞRENDİĞİN GÜN DE YAZSAN: BUNLARI YAZACAKSIN. Bilemiyorum Ayşe yazmış, Veli kaybetmiş... bi önemi yok. Artık çoktan düşünülmüş. O gün ise sadece duyulmuş bunlar ve anlaşılmış ama üzerine hiç düşünülmüş mü? Artık düşünülmüş... Hayatta ne düşünürsen düşün, bunu anlamak zorunda değilsin sadece. ANLAMAMAK ZORUNDA HİÇ OLMADIN VE DE ASLA OLMAYACAKSIN. Evet ama bu araçları ya da iletişim araçlarını da aynı denklemlerin içinde hepimize mal olduğu şekilde bulabilecek miymişiz? NEYSE NE. ARTIK MESLEĞİİMDEN BİLSİNLERMİŞ. E, BİL HADİ... BUNLARI ANLA. GERİYE BİR MESLEĞİN KALIR MI? Tamam işte, onlara da bu oluyormuş, bize de bu oluyormuş. E HERILD YANİ... SATACAKMIŞ -YALAN! SATAMAZ. SATMASIN. SATILMAMALI. SATILAMAZ. SATILMAMIŞ. SATILAMADIĞINDAN... İletişim ise HERILD ÜZERİNE KURULUYMUŞ ve artık ayıp etmemeliymişim... ne demekse oymuş benim için konu. O kadar uzun zaman kimseye ayıp etmemişim ki, yazar olmama ihtimalim hiç yokmuş. Okudum ettim, tam tersi asıl ayıpsa ayıp, yasaksa yasak -yazacakmışım kısasa kısas. Ne saklamak mümkün, ne anlaşmak, ne de anlayışla bir yere varmak. Oysa benim için tam tersiydi; bu iki satır olmasa belki üşütmüştüm çoktan ve bir daha da kar etmezdi, kim bilir. O nedenle de yazı. Kimse sevmek zorunda değil ama bence mantıklı olduğu tek yerde kalabilmeli sadece. O anlamda da asla önemsiz değil. Her neyse; duymadım hiç demezsin, ben de sana teklif ederim... diyen birinde akıl var mıdır, gidin sorun! KENDİNİ YAZI SANAN BİR REKLAMCI ARTIK DUVARKAĞIDI BASIYOR. ONLAR DA DAHA AZ DELİ DEĞİL. Bu da budala. Artık gazetelerle iki hecesi tutuyor diye yazdığım yazılarla aynı potada eritilmeye çalışılmış bir kaderim vardı. Hayvan öldü yazıyorum, bir ölü hayvan haberi okuyorum... Tanrım, bu nasıl bir cehalet. Hayvan haklarını da savunsam, hayvan sever de olsam, kedimle beni aynı şarkıda okumak isteyenlere aşk hikayemi şarkı olarak yazıp versem de anlamıyorlardı. Bundan daha çirkin bir hakaret düşünememek bir yana, işittiğim her hakaret yazmama ve de biraz daha düşünüp belki sadece benim ayakta kalabildiğim bir senaryoya dahil olmama sebebiyet veriyordu. O şekilde milyonların karşısına geçip ''ÜNLÜ ROCK YILDIZINIZ VE BEN' diyebilmem mümkün değildi. Bu nasıl bir lanetti böyle! TEK İSTEDİĞİM BİR İKİ KONSER DAHA GÖRMEKTİ. Nasılsa her yerde vardı ve de hayat olduğu gibi, olduğu kadar akıp giderken HİÇKİMSEYE BİR ZARARI OLMAZDI. Ama ne mümkün. Bunu anlayan bir kişi bile yoktu dünyamda artık. O insanlar olmazsa beni ailemle birlikte aynı hikayenin içinde yok edecek bazı kendini bilmezler ve sanatsal teklifleri de bitmek bilmiyordu. Ailem nasılsa yine de ailemdi. Bütün suçu bize atıp defolup gitmek bilmeyen ÇÖP ÇATANLIKLARI BENİ ÖLDÜRECEKTİ. Nasılsa beni öldürecek diye de zehir zıkkımdan başka lafları yoktu. Hemen her Türk filmi bunun üzerine kurulu değil miydi? A AAAA... ADAMLAR FİLM
YAPMIŞ. DU BAKAYIM 1992 nereeeeeee, 2015 nereeeee! Aman Tanrım. Tanrım beni öldür. Ölmek istiyorum. Beni öldür. Hemen elime bir kaç cinayet romanı verdiler. Artık evimde kitap okuyan ve tehlike denildiğinde, bir de umut dolu dünyası olan biriydim yine de. YANİ EVİMDE YALNIZ BAŞIMA KİTAP OKUYABİLİYORUM ARTIK. Acaba düğün yapsam akrabalarım gelir miydi? O ne biçim soru öyle; YA HU BOŞ VERSENE, KİTAP BUNLAR, KLASİKLER... ROMAN. Fitne cinayetten beterdir. Bunu benden duydunuz sanmayın, hepsi kutsal, hepsi yazılıydı... Ne diyor Ayşe; GIYBETİ AYNEN YAZIN. ANLATIN. YOKSA DAYANAMAZSINIZ. O lafını bulabilecek miydim? Ayrıca Ayşe de kim, adını bile duymamıştım. Bana bunları da anlatan ideal bir evrende başımı dayadığım her yastıkta olan adam sanki artık sabrı taşıp benimle bunları paylaşmaya başlamış ya da ben bunları... ona anlatmışım. Her neyse! Olay cinayet mi? Hemen biri affedilecek mi bilmiyorum ama o suçlular bu denklemlerde elini kolunu sallaya sallaya gezerken can almaya devam ediyor. Buna dur demesi gerek ünlü bir müzisyeniniz vardı! O NEREDE BARİ İYİ Mİ? UMARIM İYİSİNİZDİR. ARTIK BENİ ÖLDÜ SAYIN. BENİM GİBİ BİR İNSANINIZ YOK SİZİN. BEN ÖLDÜM. Şeytanları Sürgün Edin | Şeytani Varlıklardan Kurtulun | Şeytanları Kovan Frekans Bizim evden görünüyor sanki de! Her şey seviyorsan HER ŞEYİ SEVERSİN -her neyse bunu ben bestelemedim ama besteleyene borç harç bi teşekkür borcum oldu -İNSAN MI YANİ? İnsan mı ki aynı formülü deniz, baraja, yere ve göğe, toprağa tarlaya uygulayalım -hem de adı kulak hırsızlığı olmasın? Aynı beste olması şart değil ki; benim kulağımdan fayda göreceğini sandığı TEK CÜMLESİ YETERLİ BUNU İSPATLAMAK İÇİN: Size mi dedim? Size mi dedim ki bütün bu formülü dinlediği ve gerçekten dinlediğim her şarkıya, konsere, plana uygulayacağınızı sandınız? Onun dışında sadece elimde market poşeti varmış! Kurallarını, tavrını ortaya koyduğu yer Mekke miydi ki -biz yerleştik, kusura bakmayın demiştir. O duyduğum ses insan olsa BEN NE OKUYABİLİRM Kİ? Kitap mitap işte bunlar. Şarkı falan yok!!! O YÜZDEN Mİ YANİ SANKİ YOK? NEDEN BÜTÜN O KONU MÜZİK OLSUN Kİ!!! ŞART MI YANİ? HIRSIZI BULMADAN GİDİLEMEYEN KONSER Mİ VARDI DA BU HALDEYİZ -KULAK KULAK. HEEE; BU ARTIK KONSER -AL DİNLE ''Her şey seviyorsan HER ŞEYİ SEVERSİN'' SALAK GERİ ZEKALI Mesleğini bilememekten konsere bile gidememek de neydi? HERGÜN DİNLEDİĞİ GRUBUN KONSERİNE!!! 6000 sayfa yaz; BELKİ SENİ DE ALIRLAR KONSERE Sağır Sultan duymuş; daha kargalar gibi gülememişler de halime!!! Pek kulağı var gibi. Asla affetmem seni... Asla. HeadphoneMicrophoneHeadphone Sağır Sultan duymuş... sağır duymaz uydurur lazım değil! Önce komaya girip sonra konsere gitmek de SARHOŞ DEMEK DEĞİLDİ. bak hiç BİR ADET KİTAPTAN BAŞKA Bİ DAHA İNSAN DİYECEK MİYİM İNSANA: ASLA. Savaş çıktı ya Filistin'de; biz burada konsere gidemiyoruz... Ne o, kedim de bana bir hoş görünmüş... mümkün müymüş konsere gitmek? I IH!
BUNLARA İNSAN DİYEMİYORUM Kİ; KONSER DENİLSİN. ASLA KONSER DİYEMEZLER UMMAM, DİYEMEDİLER... KALMASIN SAĞIR SULTAN AY PARDON 'SAĞIR DUYMAZ UYDURUR' Ben polis değilim, bana ne sen de polis değilsen! Bu her ne için bir sebep oluşturmuş ki hayatta, şimdi benim için oluştursun. Hayatı akışına bıraktığımda gördüklerim yanlış insanla da olsa bana doğru senaryoları anlatıyorsa, o yanlış insanı duyuyorumdur, o da insandır, o da mümindir. Yoksa duymazdım, anlamazdım. Bunu ispat edebildiğim kişiler ayrıydı, etmeme gerek duymayanlar ayrı, ispat edebileceğimi düşünenler ayrı ama bu kadarını ben de okumuştum. Yeni nesil çalışanlar olarak içine atıldıkları iş yerlerinde eski nesil olarak bile yer alamadıkları bu anlayışlılık çemberinde ise insanı şaşırtan tek şey kendisi. Bu noktada kendi bacağından asılmayan koyun olmadığını anlayabiliyorum ama şeytan kovma frekansını henüz dinlemeden duyabildiklerim gerçekte beni şaşırtmıyor. Onların insanı içine çekmeye çalıştıkları vurdumduymazlık ve beklentilerin aynı potada eritilmesi halinde neden söz ettiklerini anlamıyorsam; anlamak zorunda da değilimdir. Düşünsene bu da böyle bir dünya diyorlar... Böyle bir dünyaya hiç göz atmamış olmakla ve de beni çağırdıkları yere gitmemekle beni suçluyorlar ya da suçlayabilecekleri bir satır aralığına pusu kurup bir daha oradan hiç çıkmıyorlar. Ben bu sapıklığa da hayır denebilir cümlesini ararken okumak için arıyorum kitabı, şimdi var internette ama eskiden yoktu. Kendimi başka bir ülkede bulduğumda ise ne aradığımı hatırlayabileceğim bir yerde olduğum için şükrettim ama aradığımdan da bulduğumdan da vaz geçtim. Ben onu o şekilde aramamıştım ki. Bana sadece bir kitap lazımdı. İçinde suçluların cirit attığı bir olaylar örgüsü değil. Trafik kazasını atlattığımda suçsuz bulundum. Artık gerçekten de sadece ailecek gittiğim yerden evime dönüyor gibiydim. Oysa daha büyük olduğu iddia edilen olayların gerçek olduğu durumda nelere sebebiyet verdiği konuşulmaz bile, nelere ayna olduğu görülebilir sadece. O noktada ise bir ayna bile yokmuş da, herkes her gün kaza atlatıyormuş gibi uzun uzun konuşanlardan tut da, elinde tuttuğu içkiye kadar suça batmış bir iletişim aynı görevi görebilir haldeymiş -görevi de biri görüyormuş inan. Ben polis değilim. Senin polis olmadığını ne ispat edebilir? LÜTFEN BUNU BANA SORMAYIN. LÜTFEN BU SUÇU BANA ATMAYIN. GAZETEYİ AÇTIM Habere sayfamda yer veremezdim. Bu senaryoda oynayan tek kişi ise ben kendimdim çünkü yazardım. Gazeteyi bir iki pencere uzağa attım. Böylece bu senaryonun gerçek olduğu bir platformda algılanabilirdi artık. Kimseyi suçlamak gibi bir niyetim yoktu ki asla suçlamadım da kimseyi. BU SUÇLULUK NEREN GELİYOR... BİLEMİYORUM. Tutun onu. Tutun ve de bırakmayın... o benim de kitabım. GENE DE KAÇ GÜNDÜR YOKMUŞ! Olsun bak; HIYAR DA VARMIŞ! Yoga din değilmiş ki diyenler; sayın yoga din değilmiş ki diyenler... sadece dinimizde yokmuş. Heal Toxic Shame - Be Proud Of Yourself | Subliminal Isochronic Meditation UTANCI İYİLEŞTİRİR -HIYAR DA VARMIŞ. KARPUZ DA SİZİN SANATÇI MI ARTIK? Çin'e gitmeseydi şimdiye ben de Pitbull ile çıkmıştım çoktan. BELKİ AMCAMINOĞLU PITBULL Siz küfür edin; ben kitabı bulurum TAMAM TAMAM PITBULL Aslanı sustur frekansı -Heal Toxic Shame - Be Proud Of Yourself | Subliminal Isochronic ISIRDI MI Kİ YAZIYORSUN BURALARA: YOO. ŞARKICI. DEDİK ARTIK ÖYLESİNE: KİMMİŞ? KİMMİŞ? NE İŞİ VAR BE INTERNETTE -aaa, niye Pitbull'a
yazdım ben HADİ KONSERE HERKES TİKSİNİRSE MÜZİĞİ BIRAKICAZ -ki ben müzisyen değilim. ŞU ANDA HIYAR VARMIŞ EVDE; ZOR ÇIKAR O KIZ ORDAN... yok be biz 1992'de KULÜP'TE YEMİŞTİK BİZ O SANATÇIYA KÜFÜR BİLE ETMEMİŞTİK AMA BİZ! Gidebilcen mi konsere; ben belki reklamcı olarak bulurum kendisini... ANILARIM DA VAR. KALKIYOR BAK DOLMUŞ -KALICI UTANÇ KALMASIN. SİZİN EVDEKİ BÜYÜ BİZİM EVDEN ÇIKTI O VAR YA o an bizim evde hıyar kesiyordu... YARISI ÇÖPE GİTTİ. İNANMIYORUM DA DENİR... DENEBİLİR. BAK BAKAYIN BİZDEN KALP KRİZİ GEÇİREN VAR MI ŞİMDİ! YOK MU? TAMAM. SUNİ KALP KRİZİ. Çıktı sahneye; Ben o gün kitap okumasaydım; ölmüştüm şimdiye. TAMAM. MANİFESTOSUZ HALİ DE BEN MİYİM? İŞTE O DÖNÜP BANA GÜLERSE -BLUES Ne bu atasözü? Ben bir tek o bölümü anımsıyorum da... Artık Çin'de festivaller yasaklandı. Ben imzalamıştım. Dedem ülkede ilk viski içen kişilerden biri. Tarlayı sat o zaman... Olsun. Evde hıyar değil salatalık vardı. Ne diyor Ayşe; yol tarlaya yakınsa satın almayabilirsin. BAK ZATEN TELDEN TUTUYORUM; ÇARPARIM Bİ TANE HE!!! İŞTE ONLAR BENİ ASLA PİKNİĞE ÇAĞIRMADI DA. Öbür amcamı bi sorsun; sanatla da pek ilgisi yok! Bİ AĞLAR Bİ GÜLEMİŞ. DÜET Daha kötü bir kabus olamaz da; hayır diyemeyene kadar evet diyememek nedeniyele bi şeye EVET DEMEK -MERRY CHRISTMAS Geçmişimi araştırdığında; Mutlu Yıllar - Her neyse. OLSUN. BU SİZE DE OLUYORMUŞ... DENE. Bunları da aklında tutuyormuş. İYİ. DEMEK HERKES ÇOKTAN SORMUŞ KENDİSİNE. Kendine 'daha önce bizi hiç gördün mü' diye sor. Ben sizi mutlaka yakalarım bir ara. Tamam da ben de God diyordum yıllar geçti aradan şiir gibi. İyi ya bunu dinliyorum. İyi de ben de 24 saat FOLLOW ONU. Bu tarz iyi bir şey bekliyormuş. Şunu da kim söylerse artık, kısmetmiş! Onu da ona sor... bizi de ona sor. DER. Kendisine sorup bir daha kimseye sormana gerek olmayan şey -BANA. Tamam, ben de onu demiş oldum. Bütün yol boyunca bize bir kez mi tanık olmuş yani? Yok yok! Bütün yol boyunca tanık olmuş. Hem hiç sormadığım ne varsa zaten bilir, hem de bilir. Bir orta yol buldu... ve de ben hayatta neyi bir kez yaptım ki? ANLADIM KAFİ NE DEMEK. Maddem kimseye zaten sormadığım bir şeymiş... artık düşüp bayılabilirmişim. Ve de belki de bana bir daha olmazmış BU! ONA BİR KEZ SORUNCA. VE DE 'KAFİ' DENİRMİŞ -dedim... ömrüm boyunca: EVET AMA OKMUŞ MUYUM Kİ DEMİŞİM Bİ YANDA, OKUMASAN DA OLUR Bİ YANDAYDI. DİLERİM BU EVRENİN EN ÇİRKİN TARTIŞMASI SONSUZA KADAR KAPANIR. YANİ BUNU DA 'NE BİLSİNMİŞ BEN NE SORMUŞUM... BEN SORMASAM DA OLURMUŞ -VE ONUN ADI DA TANRI. GÖRÜN HESAPLARINIZ TEK TEK. DEMEK Kİ BİZİ DE SADECE BENİM anlayacağım şekilde çevrelemiş... BANA NE ŞARKIDAN! INTERNET merkezi sisteme geçsin valla. Bi şey BÜTÜN BUNLARA SON VERSE vs People want me to readA BOOK (İnsanlar kitap okumamı istiyor). O KADAR UMUTLUYUM Kİ BU SESSİZLİKTEN -psikoloğuma gidemiyorum. Siz 'orsppp çocuğu diye bağırın ben küfür eden kitabı bulurum. Belayı okuyana geri çevirme frekansı Return To Sender Unwanted Spells Curses & Live In Abundance. En eski büyü bozucu -Ancient Spell Breaker ❯ Quad Triple Double Platinum. Düşünsene dirilmeyeceğimizi; habire düşünüyoruz DEDİLEEEERRRRR. Olur mu canım dirileceğiz ama hıyar da varmış şimdi, gerek yokmuş! GENE DE KAÇ GÜNDÜR YOKMUŞ! Yoga din değilmiş ki diyenler; sayın yoga din değilmiş ki diyenler... sadece dinimizde yokmuş. Memlekette kör, topla, sağır, kör, hasta kalmaz inşallah... herkes iyi olur. Bu sadece bir kişinin sapık olmadığı SİSTEMDE sadece BİR ADET SAPIK OLMAYAN BULUNUR. Ben eşek anırdı tümsek kurdu şarkısıı okurum; SEN BANA DİYEMEZSİN! Kİm o şarkıcıya sus demekteyse O ÇEKER CEZASINI. BANA Bİ ŞEY OLMAZ... ÇÜNKÜ OLAMAZ DA. O nedenle şarkısında bir ONA -SAPIK BİLE DİYEBİLİR... BANA BUNLARI AÇIKLADI MI
MECBUREN... BİR DAHA AÇIKLAMA İHTİYACI DA ASLA OLMAMIŞ OLAN BENİMKİDİR. ŞUNA DA KENDİ KADERİN DERSİN DE GÖRÜRSÜN UMARIM... ASLA AÇIKLANMAYAN BİR NE KALMIŞTIR!!! OLMAZ YANİ... BAŞKA TÜRLÜSÜ YOKTUR. BIKTIM BUNU SİZE AÇIKLAMAKTAN. BIKTIM. BIK TIM... TIM BİLE ŞARKI OKUR; SEN OKUYAMAZSIN. BU DA BUDUR. BUNUN ADI DA: MİSAFİR BEKLEMİYOR OLMAK. Babamı bir kuru toprak bile suçlayamaz... YANİ OTURUP SİZ BENİ İNSAN YERİNE KOYUN DİYE BEKLEME İHTİYACIM ASLA OLMADI -BU İNSANI HASTA EDER. Kimse kimsenin sevenleriyle uğraşamaz... isteyen alkışlar gider -ADI DA KİTAP OKUMAK VE DE ''KİTAP'' OKUMAKTIR. YOK BURADA DOĞRU SÖYLEYECEK DE; SİZE TEK KELİME EDECEK DE AŞK YOK!!! OLMADIĞI İÇİN BU BÖYLE. BU TARZ BİR NOTA DA BÜTÜN EVRENİ GEZERKEN KARA DELİĞE DE DÜŞEBİLİR. ÇÜNKÜ BUNLAR BİR NOTADAN İBARET -AŞK SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA. YOK MESLEĞİYMİŞ, YOK HİTAP ETEMKMİŞ... YOK!!! ORTADA DURAN BİR TANRI BİLE YOK. Kimine göre o da müziğin içindedir... YOKSA ORTADA DURANBİR KİTAP OKUMAK: YOKTUR. YOK OLMAYA MAHKUMDUR. Ve de ben nereden bileyim benim kendi fotoğrafım sana görünmüş mü: bana da bu kavga değil!!! TANIŞMAYALIM GÖRÜŞMEYELİM İNSAN SAHNEDE AYRI HAVA içinde sadece nota ve kitap olan dünyada AYRI HAVA OKUYAMAZ. GİTSİNLER KENDİLERİNE OKUSUNLAR ne okuyorlarsa Ben sizin seveninizle sevmeyeninizle uğraşmak zorunda değilim. KRAL DA OLSAN DEĞİLİM. FUKARA DA OLSAN DEĞİLİM. Bu ise şu an karşımda duran BOŞ BİR KUTU. TEK ÇIKTIĞIM HA -MA GİTTİĞİM EVRENDEN bin tane düşmanla dönsem gene BEN KAZANIRIM. BU da şiir mi? ONA DA TAMAM DE... ONA DA TAM DE... DİYEMEDİM Mİ? DMEDİM Mİ? O ZAMAN DA BİRİ BUNA BAKAMAZ BİLE -BEN BU DA EV Mİ? diye sorar dururum. Ona da müzik HI DERmiş. İyi tamam. Sevindim. AMA ÇOK ZORMUŞ. BUNALDIM. Ben fotoğrafını bi tek ben görsem falan demedim beynime : BANA GÖSTERME DE KİME GÖSTERİRSEN GÖSTER -dedim. Ama gösteriyor... siz isyan çıkarıyorsunuzdur belki de. Benimkileri de göstermiyor. Müzik sözleşmesi bundan ibaret demek ki. Gösterince de görmek isteyen; anlam çıkara; canına okumak isteyenler sürüsüne bereket. O SES SU MU YOOORRRR... ÇÜNKÜ SAPIK DOLU BURASI... ses anlamında -insan yok!!! YAZIN BUNLARI DA FİLM DİYE O ZAMAN. BAK Bİ KURUŞ KAZANABİLECEK MİSİNİZ? HAYIR. BEN OLMASAM -siz bir hiçsiniz. Şu haldeyim; kendi gerçeğimle kalamadım Mı -buraya hiçlik ekliyorum. Daktilo olarak kullanıyorum. MECBUREN SİZE DE GÜNAYDINLAR. O ZAMAN ÇÜNKÜ onun dışında ne bileyim ben bütün bunlar olmayabilir miydi? OKUSAM BİLE -başkaları da kimdi? ŞUNU DA MÜZİK BANA YAPMIYORDU. Müzikle kitabı ya da kutsal bir şeyi yarıştıran bence sapıktır. Henüz emin değilmiş kim sapık... Bu açıdan bana yakıştıracakmış kesin -AZ OKUMAK: YAPIŞTIRMIŞ!!! İNSAN MI Kİ ARKADAŞ OLSUN. Kafam karışık ve iki ordu birden savaşır mı? BU DA NE BU DA NESİ BU DA NE BU DA HEY -NEYE DİYORSUNUZ Kİ BANA DA DİYECEKSİNİZ? Müzik de dönüp dünyaya en küçük hayrını tanıtabilen bir araçken -okudun, ettin, gezdin... ama sizinki ne yanlış yerde duran bir FOTOĞRAF VE İHANET Mİ? Hayır. Ben aşkımdan ölsem; GENE TEK BAŞIMA HAYAL kuruyorum zannederim ama biliyorum kim mi? Ona da ne yazayım? Ben pek hasta olmam. Ölürüm. Aşk olsa nefret etmezdi bende de hoşlanırdı! Bence Adamı ağlatacak insan ansının karnından doğmamıştı! O tuzağa düşen var ya; neyse artık biz de düşersek -o da bizi anlar da geçer gider BİRİ DEĞİL. ADAM. NE YANİ; ben hayal mi kuramam? H A AH HA HAH HAA... O da şarkı; BU DA LAF DEĞİL. Onları da Peygamber yapıyordur zaten. Bana düşmez. Şu tahtanın yapmadığını yapanı d A!!! SİLİNİRSE SİLİNSİN İZİ Belki de hayatını yaşamana izin vermem ... HARBİDEN DE KİMMİŞ? VAY BABASI DA BABA HA. kimseye anlatmadığım bir ney bana anlatılıyorsa; biri play'e kesin basıyor... ASLA ABenim bir gecede o kitabı okuduğum kadar da kimse okuyamaz demiyorum ama ben bile okuyamam... aradan 3000 yıl geçmiş
gibi; yazıyorum işte ve şunu da BEN OKUYORUM KUTSAL.NLAYAMADIM ondan. Yok yok; her yazılı şey ya cennete gider ya da cehenneme; BEN BİRİNİ KENDİM POSTALADIM ZATEN ŞARKI. NOW! Herkes yazarak mı çalışıyor... ben de işte BÜTÜN ŞARKILARI ÖYLE ANLAYABİLİYORUM. YANIT: HİÇKİMSE ÇALMIYOR. ANYWAY. DON'T THEY IS WHO? BENMİŞİM GENE O nedenle de kendi aklımda ne varsa onu şarkı çalarken aynı anda benim için çalan bir sistem burada da var ki -TV'Yİ YÜRÜTMESİNLER. VE DE HER KİME ONLAR DEMEKTEYSENİZ; bunu da onlar çalıyor gibi görünse de bunu ONLAR ÇALIYOR. BULUNAMAZMIŞIM! ve de bu sincerelly konuşmak zorunda asla hissetmemiş bir beyin zaten... nerede kalmış KONUŞMAMAK!!! ben müzik konuşmuyorum, müzik hakkında konuşuyorum, o da çalıyor sadece. Bu tarz bir fakirin duasıymış. O kadar iyiymiş ki; kıskançlıktan neden benim diyormuşum artık Kİ BENİM. En iyi biziz. VE DE NEDEN BENİM DEĞİLMİŞ NEDEN BENİM DEĞİLMİŞ NEDENBENİMM DEĞİLMİŞ NEDEN DEĞİL MİŞ BENİM DEĞİL DEĞİL BENİM DEĞİL. O ZAMANDA O SON SATIRI BENİM İÇİN ÇALMIYOR YA; konuşuyorum sanmışlar. OYSA BURADA BAŞKA Bİ ŞARKI ÇALIYOR. BENİ ANLAMAK İÇİN ŞARKI YAZIYOR VE BUNU ANIMSAMIYORUM BİLE. once again; ben sapık mıyım ki ilişkim olmadığı halde birini kıskanayım -O BEN DEĞİLİM. Bu nedenle de bir kişi iyileşmek istese belki bütün dünya kurtulur, derler. Ve de bu açıdan tövbe tövbe diyebilmem için; bir kişinin olsun sapık. Bir kişinin sapık olmaması şart. O VE DE ANİDEN BİR SAPIK FİLMİ YAZARIM ama yapamadığımı biliyor olması gerekirdi. Bulunmuş olanı araştırıyor. Annen bunun farkına varıyor mu? Cennete küskün bir şarkıya nazaran aklında bir cennetle şarkı söyleyenler kalsın, şarkı taklidi yapan herkes gitsin buradan -o anlamda cehennem çünkü. Zaten müzik dinlenen bir yerdeydim. Zaten kitap okumaya, kutsal dediğim her şeyi araştırmaya başlamıştım. Tam bir şey düşüneceğim; saldırıya geçip, beni hiçbir şey bilmemekle ve içine itildiğim hataların kendi katili olamamakla suçladılar. Sevmediğim bir insan olmaması adına da kötü senaryolar ürettiler. Onları dinlemek bir yana TAMAMINA HAYIR DA DİYEBİLEN BİR AŞK ANLAYIŞI OLAN, her şeyi duyabilir haldeydim. Ama bizi o sahneden diğerine sürükleyerek kendi planlarını hayata geçirmeye çalıştılar. Internet icat bile edilmemişti... beni görememekle mi suçlayacaklardı. Bu kadarına insan olan insan dayanamaz diye de benim videolarım yerine başkalarının videolarını falan gözümün önünden sergi gibi geçirdiler. BUNLAR İNSANLARIN TERCİH ETTİĞİ YA DA ETMEDİĞİ KARELERDEN İBARETTİ. BENİM İÇİN hiçbirisi de tercih nedeni değildi. Bir müzikli kutu, bir de mektup aracı olması yeterdi de artardı bile. Bu durumda ne okuyacaktım belliydi sanki de... bir de bu durumun da ötesine geçip beni doğrusunu eğrisinden ayıramadığım aşk ya da ev hayatı ya da kentsel dönüşüm diye özetlenebilecek arkadaşlıklarla oradan oraya sürükleyen konuşmaları ne yazık ki gerçek hayatta da hayat buldu. BÜTÜN BUNLARIN YERİNDE TEK BİR KİTAP OLMALIYDI. O DA EVİMDE VARDI. BUNUN KÜÇÜK BİR DÜŞMAN OLDUĞUNA İNANMIYORUM. SONSUZA KADAR DA SAVAŞACAĞIM. Bu da bir teknoloji çöpü değil ki... içinde kitap da, insan da, hayvan da... Müzik ise zaten evrende sadece benimle söz konusu olabilen bir kavram olduğu için; ne çalıyorsa o olmalıydı.
• Favorileme Ekle • Umarım cehennem nedir anlamışlardır. Avaz avaz bağırdığında insanlar camımın önünde nasıl anlayamadıysam kim it, kim pezvkkki o şekilde öncelikle sapığın derdinden sapık anlar. Sapık bir it sürüsü peşimi bırakmıyor. İkincisi bu sapık it sürüsünün sesinin yetebildiği varsayılan platformda ben sesimi duyuramıyorum. Üçüncüsü bu sapık it sürüsü sapıklıktan başka konu bilmiyor. Onlara göre insan eşini sümüğünden ayıramaz! Olabilir. Sümük gibi hepsi de zaten... sümüğümü andırıyorlar. BU KADAR ÇİRKİN OLAN BAŞKA ŞEY BİLEMEMEKLE BENİ SUÇLADILAR. Daha da iğrenci sümüğümden daha iğrenç olmaları olabilirdi ama onların çıkardıkları sesler nedeniyle evinde sesini duyuramaması yetmeyen bir orsppu'ya kim acırdı? Ağlayan gözlerle bana doğru yaklaştılar... Bildiğim her şeyi altüst ettiler!!! Canları cehenneme... Umarım oradan hiç çıkamazlar da bir konuda anlaşmış oluruz. Dördüncüsü cehennemin yakıtı bile olamayacak kadar pisliğe bulanmış olmaları onları yanıltmış. Cehennemin yakıtı olmak için eve benzin dökülmesi bile yetermiş ama onlar cehennemin dibinden çıkıp bağırdıklarında aklıma gelen en kötü gün bile başkalarının tekelinde top oynuyor. Altıncısı cehennemi şaka sanmaları. Cehennem şakadan daha çirkin bir şey değil sanıyorlar. Bütün bunlar benim midemi bulandırdı diye değil de; midem az bulandı diye cehenneme gideceklerini sanıyorlar. Hayatı kendi korku filmi gibi yaşayan bir hayvanın uslanmış haline sümüğünü yedirmesinden bile doğabilecek bir eziyete de İNSANLIK adını vermişler. Bu takma isimle baş edemeyenler benim adımı bulmaya çalışıyor. O kadar iğrenç ki yedincisi, cehennem cehennem olalı daha iğrenç bir şey görmedi diye uydurdukları yalanlardan bazılarını sıra dayağına bile çeksen, başka bir gerçeğe ses verip, görüntü kirliliği yaratıyorlar. Bu görüntü kirliliğinin de kader olduğunu sanıyorlar. A.H.B.V. Kahrol e mi? Kahrolmayı bilmediğin için cehennem yok sanma bir daha!!! ÇÜNKÜ ORADAN ÇIKAMAYACAKSIN. Sonsuza kadar yanacağın şeyden iyi olduğunu sandığın şey kendi sklmmmşş sülalen olsa da, İNSANLIK KURTULSA. Ama insanlık yok olmuş. Daha da yok olacak deniliyor... İŞTE BUNLAR SİZE YETMİYOR. BUNLAR O KADAR SINIRLI BİR İĞRENÇLİK Kİ; sebebiyet verdiğiniz eziyetin altı çizilmeden göremeyen hayvanlar sanatçı olduğunu bile iddia edemiyor. Umarım asla çıkamazlar oradan: cehennemden. Çünkü başka bir şey bilmiyor. Eşi ile sümüğünü ayırt edemeyen bir katil bile kulağa onlar kadar çirkin gelmiyor. Sesi etkileyen bir canlı olmaktan gurur duyduktan sonra sebep olduğu pislikle karşılaşmazlarsa eğer; oyunu yarım kaldı sanıyor. Oysa burada cehennem sonsuz bir kavram. Sonsuza kadar yanacaklar. Sonsuza kadar ölüm. Ölümden başka anlaşılacak ne var ki zaten? BENİ DE ÖLÜ SANIYORLAR. Ev mi yoksa ses kütlesi baskısını köyü mü ayırt edemediğim bir düzlemde okula bile gideceğini sanan bir sapıktan ne beklenir ki zaten? KENDİSİNE ÖZEL OKULLAR YAPTIRILIYOR fakat insan olan insanlar üzgün ve de mutsuz. AFFETMEK NEDİR BİR DAHA BİLEMEYECEĞİZ. hayatımızı bundan ibaret sanıyorlar. AŞIRI GERİ ZEKALILAR. Bir küfür geri kalırsa ölür zaten... bir küfür eksik kalırsa ölüsünü de bulamayacak cehennemde. Kendini diri sanıyor. Televizyonu açıp izlemek istediği kara basanı benim evimde üretmeye çalışıyor. SPASTİK ÇÜNKÜ... ÖLÜSÜ BİLE BEŞ PARA ETMEZ diyorlar ama değil; bir küfürden daha çirkin olan küfür etmektir. BUNU BİLE ANLAYAMIYOR. Ateşi görmeden paçaları sıvama -yoksa seni koyun yerine bile koymazlar. BENİ NASIL İNSAN YERİNE KOYMADIYSAN -SENİ DE KOYUN YERİNE BİLE KOYMAYACAKLAR. Bu da dert çekmek demekmiş... OTURDUĞUN YERDE DERT! herkes aynı derdi çekiyor; SANA HOPARLÖR LAZIM OLMUŞ. SALAK SEN DİSCO TOPUYLE Bİ 8 YIL SES DİYE ODAYA MI TIKLCAN SANDIN? GERİZEKALI!!! Evrenin en gereksiz şeyini bana yutturmaya çalışmayın; BEN TİKSİNİRİM SINIRIMDIR. SEVERİM SINIRIMDIR. DÜNYA DUYDU BİLMEDİĞİM BİR DÜŞMANIM OLDUĞUNU... sevmek falan evliya işiydi sanırım. BANA GÖRE DEĞİL. İŞTE O ŞARKI ÇALIYORMUŞ!!! Konuşturan bilirim: O DA ŞARKI
OLUR. VE DE HALAAAAAAAA BENİ KONUŞTURMAYA ÇALIŞIYOR DA KİM BİLEMEM! asla bilemem VE DE; insan sarrafı olmadığım için kendim -UMARIM SİZE ZAHMET VERMEDİM! O kitabı da okumadan YAKAMI BIRAKMIYORMUŞ. Hayır yani insan insan gibi evinde oturur ... FAZLA KİTAP OKUR; gene aldırmaz. NE MÜMKÜN! NE? Affetmek ise bir salakla asla başbaşa kalmamış olmak olmalı! E, O... evrendeki en çirkin şey kaderden olsa... İNSAN NEYE İNANABİLİR? O kadar çok şey düşündüm; HEPSİNİ UNUTTUM. O geceyi asla unutamam... hayatım gözümün önünde söndü. O yüzden de bu notalar bütün evrende duyulur ve duyulmaz halde var. KONUŞMALAR YOK. Yeryüzünde DAHA KÖTÜ bir şey yaşanabileceğine İNANMIYORUM. Hayır diyorsunuz ama ben gördüm. Bugüne kadar yaşadığım her şeyi rüyamda açık gözlerle gördüm. VE İNANILMAZ SİNİRLİYİM Internet hayal kuramaz diye; insan rüya görür mü -NE BU YENİ TEKNOLOJİ DİYE? Internet tıpkı bizler gibi meydana gelmiş olsa; HAYAL KURABİLİR MİYDİ Kİ? O konu okuyup okuyup sadede gelmek olsa; O KADAR SOKAK KEDİSİNE NE DERİM? Ben doğuştan salaktım mı derim? Yok yok. Valla yok -çorba diyeti ve devam. Kaç ölü kaç yaralı bakalım akşama! YAZ VALLA BAK; KONUŞMA... YAZ. APTAL OLMA. YAZ. YAZI YAZ. Evinde yalnız kalmak isteyen insan insan içine çıkamazmış, öyle mi? OKU OKU BU SİZCE BELKİ BEN DEĞİLMİŞİM. YANİ NE YAZIK Kİ ben de bütün anlatılanları daha ilkokul birde şarkı diye okudum ama o zaman dindi. Ben gerizekalı diyeyim siz spastiği bulun DİYE ŞARKI OLMAZ. OLMAZ OLSUN! A.B.V. KA DA VAR BE DE. HADİ AMA YENMİYOR MU O ET; DÖNEİL Mİ EVİN ETRAFINDA ARABAYLA: YUH BE YUUUHHHHH!!! YUH BE YUH! Bizim evi ne sanmış? Volta atarken mi son verdiği işkence mi var da BULALIM BE! VAWWW! Kurayla bulsa ne be; o lafı da beyinsiz mi mezara girmeden önce? Hiç sorma... zehir zokkım mı!!! NE? Kurayla mı seçmişler adamı be! En son hangi videoda gördün beyaz peştemalları? O konu öyle olsa; ben de iğrenç biri olurdum. SÜLÜK YİYECEK DEĞİLİZ YA. Volta, turlamak n'olabilir başka? BENİ ÜSTÜN ZEKALI MI SEÇECEKTİ? İlkokullara edebiyat bölümü açacaklarına; ortaokula bağladılar. Okulu terk etmemiş tek bir sanatçı bul o an! YOK İslamiyetin ilk yılları maşşallah... Okulda da herkes bi kere dua eder!!! HER NEYSE DENİLİP -şeytan taşlanıyor... Yazı icat edilmiş -evrenin en cahil insanları hep de beni mi buluyor? A.H.C.V. Disco'yu cami, bizim evi de Kabe sanmadılar inşallah gene! Bir insan bir şeye kendisi inanır... aklı aldığı kadarını da kendi kulaklarıyla dinler. AKLIM ALMIYOR. Yok. Küfürden başka bir şey yok... düşürmek isteyen çok da olsa; düşme ki git ibadetini yap. Bu tip şeyler sadece yarım gram da olsa aklı olanlar için. Sakıncası yok diyen de öküz, sakıncası var diyen de öküz. İyi diyen de öküz, kötü diyen de öküz. Sapık diyen de öküz, insan diyen de öküz. Çüş diyen de öküz, deh diyen de öküz. Öküz oğlu öküz olsa bile öküz Öküz yüzünden de öküz Öküz yüzünden de öküz
Gene de öküzü nasıl tanıyamadın Onu anlayamıyorum NORMAL İSİMMİŞ ARTIK: İbrahim. İsmail. Muhammed. Ayşe. VAY BE! ŞARKIYA BAK. Bir arkadaş ummuyorum. Bir öküz kesin var. Düşün ona bile dua okunuyor. Sen derdine yanıyorsun. O konu böyle olsa; ben zaten 'sağ ol kitap okuduk' desem, kendi adaletim yerini bulurmuş. Fakat neymiş bu adalet, neye delaletmiş ki? Yani namaz kılmadığım gün biriyle tanıştığımı sanmak fal bakmaksa bakın tabii, o da yıllar içinde anlaşılıyormuş artık. Böyle zaten felç geçirirmişim. E, demek felç geçireceğim kesinmiş. Her iki kelek atıldığında da felçli görünmüşüm kendime. Olsun. Bu konu da ama neymiş! Benim ilgi alanlarım da artık say say bitmezmiş. Bu noktada kim olduğu anlaşılan kitap da 'bir kez okusan yeter' denildiğinde anlamını fazlasıyla yitiriyormuş. İyi ya öyle de demiyormuşum. Daha gereksiz olan tahminlerden de öte, bütün kitabı okumak gerekseydi, kim kime ne demiş, pek bir önem, kalmazdı ama herkes kendi kitabını okusun lütfen. Bu seslerden olsa olsa iki şarkı daha olur, fazla bir şey olmazmış. BUNLAR DA OLUYORMUŞ ARTIK. Hangi akla hizmetse, oluyormuş. O kadar önemli değilmiş olmayacağı net olan şeylerin sıraya girdiğinde, sıradan çıktığında olması. O tarz birine de kafir denilmiş olabilir... yani ille de dinsiz imansız kimse lazım değil çok şükür. Neyse, ben de yeterince kafir dememiş miyim? Her dakka bunu soran da yok. Olmasaymış iyi olurmuş. Bu da bir noktada anlamını yitirdikçe inanç zerreciği barındırıyor sanılmışsa da, bir şey sanmanın çok güç olduğu nasıl hiç anlaşılmamış. Bu da masal mıymış? Anlatılsınmış. Korkunç bir sese nazaran anlatılmasında büyük bir sakınca yok sanılmasında bile sakınca olabilirmiş de, bence sakıncası olmasında olamazmış. Öyle bir dünyaymış belki sizinki. Ama beni de kim isterse duyarmış. Onlar da neden böyle bir şey duysunmuş ki? Herkesin işi varmış, gücü varmış. O nedenle de belki de müzik de varmış. Bana neymiş ama! Beni ilgilendirmezmiş. Sıraya girmiş binlerce felaket haberi beni çok fazla ilgilendirmemiş. İyi bari. Benim de bir değerim varmış. O HANGİ ŞARKIYMIŞ!!! Kıskançlıkk yaratmasaymışım iyiymiş. benim gibi birinin de başına bunların gelmesi normal değilmiş. - İyi sen bilirsin o zaman. Başka türlü de hiç seni anlayamayız. Falan filan... falan filan...
Bugün günlerden neymiş? TAMAM. Hepsine küfredeni de oku. Okuduğun kadarıyla hak kazandığın bölüm bu kadarını anlamana kadar yetti. TAMAM. Çok güldük ya. MUTLU. SON. “Üzüntüsü sahte olanın ağlaması gösterişli olur.” Lev Tolstoy ... ki aklım alsın. Pek çok mezhep de o ayıyı bekliyor... düğün marşını yasak ediyor. SİZE MÜZİK GİBİ GELMİŞ! KULAKLARIM AĞRIDI O marşını da kamyonda çal kapında overlok makinesi anonsu bekle falan... GERÇEKTE DE VE DE artık internet var: OVERLOK MAKİNESİ BEKLERİM O bekleme süreci anlamında da CENAZELERDE AĞLARLAR! Her bir cenazemin yerine düğün koyma özgürlüğün hiç olmadı olmayacak da. NİYE ANLATAYIM ASLA ANLAMAYAN BİRİNE? ANLATMAYAYIM ASLA. YER GÖK YASAK DİYOR -bana yazık olmasınmış! ÇALSINMIŞ MÜZİK ...doktoru yok. İşkenceler bitmiyor. BEN BU SORUNLARINIZI ÇÖZEMEM. Sonra da bana; bunları duymamışım da eşek anırmış -benden beter olmuş muamelesi yaptınız. FİTNE BUDUR BU! Öyle de insana mesleki defosu var muamelesi yapanlar varmış -adam müzisyen olsa da defosu FİTNEDİR FESATTIR. UĞRAŞILMAZ. Ağzından 'erkek' kelimesi çıktığı tartışması ASLA OLMAMIŞ feministler için de; cenaze de ağlasın diye adam mı tutacaklar? HAYIR. YANİ İŞTE; BUNU bi şarkı da diyor. BENCE Bİ FARKI DA YOK. BİLEMİYORUM; şu halde insana mzüisyen denir mi -VE ZOR AYAKTA DURUYORUM DA... benzemiş. BANA BENZEMİŞ Teşekkür eden de yokmuş.... olmaz mıymış canım? OLMAZ. HAYIR. O AÇIDAN DA ben kurşun geçirmez değilim -hasta oluyorum, kaza geçiriyorum... felç geçiriyorum bilmem ne atlat atlat bitmiyor. BAZEN DE TAM O AN SİGORTACIYIM O DA ÇALIŞMAK DA OLSA; baktığınız açıdan başıma ŞİMDİ GELİYORMUŞ. Karantina varken! Ben nasıl bilebilirim; herkes valz eşiliğinde film mi yapıyor? Mümkün değil mi -OLMUYIR. HER NEYSE YA; OLMAZ OLSUNMUŞ!!! O şekilde de kimse geleceğini göremez, planlayamaz. Bizi ayırmaktan başka şey bilmeyenlere de ayı oynatmıyoruz. BENCE Bit falan coin evrendeki en sıkıcı şey bence. Olsun. Bir müzisyenin de adı, soyadı... ZOR. ÇOK ZOR. OLLLEYYY Noel Baba; ben bütün dualaraı ingilizceye çevirdim: YOK OLDU! Sorma; kimbilir neceymiş? Bunu da dua diye okumamışlar ya. Epeyce tasarruf olmuş. Sülaleniz batsın. ÇALMAMIŞ DAHA? !!! yeah... hoştur içmeye. Yıkılası meyhane aman sarhoşum nerde kaldı? back Müslüman aileler katledildi! Piç kurusu seven varsa; işi bitmiş... biri kaldığı yerden devam etsin -OKUDUNUZ MU PİÇ'İ? ÇOK GÜZEL KİTAP. A.B.V. TWITTER'IN DA... Internetin de. TWITTER'IN bile götünün okulundan DAVACIYIM. Piç oğlu piç'in kitabı çıksa bile; BİRAZ ZOR SİZİN! BEN DE ONU YAZAYIM BARİ... Piç oğlu piçin de taklidi çok kolay oluyormuş! YANİ BİR KIRTASİYEYE GİDECEĞİM, NE MÜMKÜN! Ya piç oğlu piç sözlükte bile yazmıyor (artık)... NEYİNİ AFFEDECEKTİK -ANLAYAMADIM! O kadar güzel ki bizim kitabımız; öyle bir küfür de yok, öyle bir bekçi de yok... bunlara beyinsiz diyen de var. Allah çene vermiş de gerisini sana mı emanet etmiş!
FAKAT ÖYLE DE BU OLUYORMUŞ. Yalnız nikah memurunun bana baktığı açıdan da; ne çeşit bir sözlükle uğraştıklarını sorarmış. Diyelim ki ona mesleğinle de hitap ediyor. NE VAR YA BENİ DOKTOR EDENE KADAR ÖNEMLİ. YOK İŞTE Sevgi kendisinde vuku bulmuş da bana o başkalıktan oluyormuş -ne anlarım ben tabi; salaklık bu ya ANLAMAM. ETMEM. KİM ÇÜŞ DEDİYESE; bana da o oldu. DEh dediği anda şaha kalkacak sandığı bir topluluğu mu varmış herkesin? O an karşısında sadece beni gördüyse; atı da satmış olabilir... BANA ÖYLE OLUYOR DELİLİK İNSANI HASTA EDECEK ŞEYLER SORMASINLAR KONUŞMASINLAR -bana yeter ŞEYTAN İSE SA DE CE VIR VIR DA VIRMIİŞŞŞ İyi gene davulu benim kafama geçirmemiş. Yoksa yani; merhaba merhaba... HER NEYSE ;SATILMIŞLA SATILMIŞ... NEYMİŞ PEKİ? NEYMİŞ YANİ! Benim baktığım açıdan sizi spastik doktoru bile odaya almaz da! TAM TÜKÜREMEDİM O NEDENLE LÜNAPARKTA SALINCAK SALLADIĞINI SANAN DA -götüne rahat mı be! SALLAN SALLAN 3 5 GÜN; sonra hepimiz sallanıyorduk deriz biz de ŞEYTANA DA ALLAH Bİ ÇENE VERMİŞ -daha da arama Eh; cehenneme de geldik sayılır -gerisini senin götün bile bulur valla VE DE böyle bir nedenle hafıza kaybını da okudum! VAR MI Bİ HAYRI BARİ? CİNAYET CİNAYET ÜSTÜNE. BIKTIM ARTIK. Şeytanı benim masama oturtsan gene olmaz ama böyle olurmuş. Bize müebbet verip; katili serbest bırakan BİR EDEBİYAT ESERİ BİLE YOK DİYE -YAZIYORUM! BEĞENEMEDİN Mİ? PİÇ'i okumak bir yana -bütün dünyadan davacıyım. O KADARINA SESİ DE YETMEZ. GÖTÜ DE YETMEZ. OKUL DA OLSA YETMEZ. DAVACIYIM.piç kurusu seven varsa; işi bitmiş... biri kaldığı yerden devam etsin -OKUDUNUZ MU PİÇ'İ? ÇOK GÜZEL KİTAP. Evin enerjisi yükselsin diye sadece cennete inanmak yetecekken, biri beni doktorluk edecek. Lanet olsun. LA net olsun. Tebi tebi... kusura bakmasın diye adam tutmuşlar, o da belki polismiş! Hiçbir şeyden anlamayan biri olarak biraz fazla şey biliyormuşsun. Komaya girip son duanı oku yoksa komalık olursun -ne demekse NOTAYMIŞ! Her neyse; beni affetmiyor musun? İşte bunlar oluyor. Bu açıdan da: dün epey güzelmiş de beni kendisi sanmış. Şeytanın kendi evi barkı varmış valla! DUY DA İNANMA Bu ne süratmiş; sorular cevapların otuz yıl ilerisine geçmiş... Neden hem cevapların da ilerisine geçip hem de hala soru işareti taklidi yapıyorsunuz? BEN ŞARKI SÖYLÜYORDUM; kafama interneti geçirdiniz. Şarkıyı beş kere de doğru okuyor ve sonsuza kadar doğru algılanması adına bir sistem varmış! MASAL DEĞİL Kİ Bütün bu şarkılara şeytan işi diyenin bence dünyada yatacak yeri yoktur. Provasız çıktık sanılmasın diye orada duran edebi kitapların hepsini babana satacak değiller. Şeytanın evladı diyorlar da; orspp çocuğu olduğunu yeni öğrendim. Sanki adam hiç tövbe etmemiş gibi bize zorla arkadaşlar bulanları sonsuza kadar kınayacağım. Ben kaybettim de sen neyini buldun? İnsanı kendisi sanan biri ya sapıktır ya da ruh hastası. O adamınsa sa de ce burnu kopmuş! Sanmıyorum; bahsi geçen cehennemde kitap yoktur ve de bizi orada sıraya dizip sonra kitap okuttuğunu sanan bi düzey düzeysiz insanı sonsuza kadar kınayacağım. HIRSIZ Beni zerre kadar ilgilendirmez sizin haklı olmanız! Beni haklı bulmanız. Ben ne dediğimi biliyorum... bu da bana yeter. Anlaşıldı mı şimdi kimse kimseye benzemez! HAYIR BU SANAT. Din dersi değil. Bu da sanat muhakemesi. Sen beni anlayana kadar dünya yanar da ondan BAĞIRDIM Asker arkadaşınız değilim ben sizin... boşuna sıra sıra dizilmeyin. SANAT DİYEBİLEN 1 KİŞİ KALDI DÜNYADA. Ölüyoruz. Beni zerre kadar ilgilendirmez sizin haklı olmanız! Beni haklı bulmanız. Ben ne dediğimi biliyorum... bu da bana yeter. Doğru söyleyip haklı olmak ayrı şey; NE DEDİĞİNİ BİLMEK AYRI! Boşuna mı herkesi ipe asıyor sandınız bu edebiyat klasikleri? Sömüren değil!!! Kİm size aptal olma hakkı verdi? BİZ VERMEDİK. BİZ EDEBİYAT SEVENLERİZ. Sizin lafınızı 'cehennem olabilir' benimki o cehennemden
çıkmayacak: pislik! Sanmıyorum; bahsi geçen cehennemde kitap yoktur ve de bizi orada sıraya dizip sonra kitap okuttuğunu sanan bi düzey düzeysiz insanı sonsuza kadar kınayacağım. HIRSIZ ÇÜNKÜ NE DEMEK BEN İLK KEZ KÜFÜR DUYDUM; anasını bile doğurdular? NE? !!! NE DEMEK. Bi de kendi geleceğini görmekten aciz insana fal bakamam şahsen! BENCE HEPSİ SUÇLU. Sonra bize zorla fal baktırttı... onu şarkı diye okuyanı da babama laf attı. BEN SİZDEN YANA DEĞİLİM. Ben sadece kendimden yanayım. Ve de edebiyat eğitimimi, okuduğum kutsal kitabı, müzik aşkımı açıklayan her şeyi rezil edip bi de iş teklif etti! Bunları açıklayan kitap hariç sinek bile istemiyorum bu dünyada. benim gururumu beş paralık edip; şarkı süsü veremezdiniz de ondan! Ve de edebiyat eğitimimi, okuduğum kutsal kitabı, müzik aşkımı açıklayan her şeyi rezil edip bi de iş teklif etti! Bunları açıklayan kitap hariç sinek bile istemiyorum bu dünyada. Gururumu bana haram ederseniz; DÜNYA DA CEHENNEME DÖNER. Otururum evimde paşa paşa... siz de bana her merhaba dediğinizde, gidersiniz bildiğiniz bir cehenneme. İşte buna gerek yok ki; zaten meleği şeytana döndürmüş olan da var. Her selam veremediğinde şarkı yazana da gıcık olurum. AŞIRI GICIK OLURUM!!! BABA da öyle bir şey; BÜTÜN DÜNYA DAHİL -bana ne deseniz de CEVABIM HAYIR. Sonra da bana daha anamın karnından doğmadım muamelesi yaptılar -bazı kendini bilmezler. ONU DA GAZETEYE BASIN (bana ne) NİYE EDEBİYATI DEĞİL DE SİZİ SEVEYİM? BİZİ MÜZİSYEN SANMAYIN. Zaten ne halt sandığınız pek anlaşılmıyor... O KADAR GZÜEL BİZİM KİTABIMIZ -kutsal: bir şey sanmak yasak. ANLAT DUR Tam o sırada; acaba bizim bina yıkılacak mı yoksa dünyada bir mühendis kaldı mı? Ve de bu işkencenin adı da beat kuşağıyla yanı tabuta tıkılmak kondu. Ne zaman ki adı kondu; başladılar çözüm aramaya. Yani eziyet edileceği kesin gözüyle bakılan bir ev DÜNYADA OLAMAZDI. Milli emeller OLMALI -yoksa hepimizi 1830'dan bugüne kadarki hedeflenmemiş noktadan başlatırlardı çalışmaya. Ama hedef değildi. Emeldi. O nedenle de milli iradeydi sanırım. HEDEFİMİZ MARMARA. HEDEFİMİZ AKDENİZ. TAŞIN DA TAŞIN. BU başladı. Ve susmak bilmedi. BIKIP USANACAK BİRİ LAZIM OLDU; beni bulmuşlar!!! Ne Akdenizi inadı varmış!!! BİZİ MÜZİSYEN SANMAYIN. Zaten ne halt sandığınız pek anlaşılmıyor. Çok kişi üzgün. Siz lütfen durmayın, küfür edin, dediler. Bana uymadığına göre sana uyuyor SANMAK -zaman alacak. Raise The Vibration Of Your Home | Stop Negativity ✦ Cleanse Your Home Space, Meditation Music Evin enerjisi yükselsin diye sadece cennete inanmak yetecekken, biri beni doktorluk edecek. Hazır kitap sanmışken çalışın bari! O an çocukları sıraya dizen de OYMUŞ! Okul yaptıramamaktan yakınacak. İYİ. DEMEK İSTEMİYORMUŞUM HİÇ BİR ŞEY... değildi de; müzikti gene de. Nasıl ama yapmışlar... KİMLER? Öyle 5 kişi olsa biri de köpekmiş; SİZ KİTAP SANMIŞSINIZ. Bu açıdan da beni evsiz barksız köpekle mi karıştıracaksınız? YANİ YANİ -NEYMİŞ. Konu buymuş... mümkün olsaymış kabul etmemek ; küçük bi kilim serermiş, toprakla yüzünü temizlermiş!!! BÖYLE EV Mİ OLUR? Dünya kurtulurken bir yandan da başka bi şeye ''İMKANSIZ'' demem de gerekseydi -ŞARKI DA OKURDUM. Öyle bir şarkı zaten vardı; bana gerek yoktu. O kitabı kabul etmezsem eğer ki asla etmem; iyi dediler -edersen biz de ne gördüysek onu yaparız. Bu da çaresi bende olan bir sorun değildi ya da kaynağı. O yüzden de bağırdılar eper. BAĞIRSIN! Öyle de şu şarkıları dünyanın derdi diye yazan yok gerçekten de! Üzmeyin insanları. Konservatuara mı yazılıyor sanılmış... Yoo Yoo Yoo Yoo ! O açıdan da herkesin karaladığı bir şeyi kabul etmek zorunda değilim... Bu açıdan da. Bir gün bu olup bitenlere kütüphanemdeydi diyecekmişim... BİR GÜN MÜ YANİ? Sonra
yıllarca ağladı; çünkü zaten tanıma uygun şeyler okumuştu. Artık onlar da yoktu. O kadar iyi biliyorsa beni; gerisini de tahmin edebilir demek! BANA GEREK VAR MIYMIŞ? Yok mu? Arık tanımlara uymak adına; farklı şeyler okuyup beklemek zorunda değiliz... mesela. LAnet olsun; o keleği çoktan birine atmış. O BELAYI HAK EDEN BELLİYMİŞ AMA SADECE ÖYLE DUYULMUŞ. NE KADAR KUŞ VARSA ÖPÜCÜK VERMİŞ DE OLAN BANA OLMUŞ MU? LANET OLSUN. NE DEMEK; bütün bunlar bir yana İNSAN NE? Cehennemde unutmanıza sevindim mi diyor yani MIZIKA şimdi -BENİ SON GÖRDÜĞÜNÜZDE ORADAYDIM VE ŞİMDİ DE DÜNYADA MIYIM KARŞINIZDA? VAY BE! YANİ NE DEMEK SİZCE ÖLÜNCE nereye gideceğim bence ama bence de sizce? HER NEYSE İŞTE BEN DE! Bir film izlemiştim -GENE SANKİ ONU ÖDÜYORUM GERİ. ÖYLE Mİ BARİ O FİLM... SONRA DA BUNA GÜLMÜŞ HEP! HA HA A HA SEKİZ KİŞİ DENE: BU DA YOK!!! YOK. ANLIYOR MUSUN! DÜNYAMIZ YOK OLUYOR. ben camide hoca mıyım ki; beni bulunca unutacağın kitap, kitabı bulunca unutacağın peygamber, peygamberi duyunca unutacağın kitap olsun falan da EDEBİ Bİ ESER. ÖBÜR EVDE KALDI Ama benim ayrıca kaleme almam ŞARTTI -ben de bu dünyada yaşıyorum bi nedenle. Oturup sadece şarkı anlatıyor olsaydım; gerçekten dünyada değil cehennemde olurduk üstelik de çıkamazdık. O nedenle şarkının da bi bildiği vardır. DE VE DE bunlar beni suçluyor; asıl ben cehenneme gidip gelip sizin fotoğraflarınızı ya da işinizi gücünüzü izlemişim gibi. Bu tarz bir suçlulukla yaşayan bir yapım yok. Cennet adına daha iddialı bir ailem de VAR. Bütün evi oraya yollamaktansa; biraz kulağınızı açın. Çok zayıfsınız müzik konusunda -hadi neyse! Ben ne yapabilirim öyle 24 saat bunu konuşsan, gene iyi de... NE!!! NE YAPABİLİRİM. SÖYLE. YA DA SİZ DE KİMSİNİZ? TABUTUMU DA SİZ Mİ AYIRTTINIZ? Yasak mı artık cennet demek ise : BAŞKA DİYECEK SÖZÜN OLAMAMASI ANLAMINDA. DİYEN BENCE ZATEN SAPIKTIR. SAPIK FİLMİ YAPMAYA GİDECEĞİZ. Ben büyüye de inanmıyorum ya; bu durumda bütün batıl olan üstüme üstüme gelmeseymiş... bütün kitabı 'birini de seversin' adı altında okumazmışım belki diye buraya not alıyormuşum. O da artık öyle biriymiş ki; en azından evimde kendim televizyonu açarmışım. Hex Curse Spell Breaker! Works Very Fast Subliminals Frequencies Hypnosis YANİ BEN BİR ŞARKI OLMASAM DA; bir şarkı da lazımmış. O büyü bozuldu mu; televizyon çalışmıyor mu benim yüzümden, sular kesildi benim yüzümden... saçma bir girdap oluyor, en son 'kes sesini' diye bitebilen. Fakat belki de cehennemde olmayan kitap, dünyanın her yerinde HER ANLAMDA VAR. Sizse büyüye falan inanma denilen bölümü 100.000 kez de söylesem bana inanmıyorsunuz ya; çok gıcık. GİT ŞARKIYA İNANMA MÜMKÜNSE. O açıdan da bedava. HİÇ BÖYLE HIRSIZ DA GÖRMEDİM; KAPININ ÖNÜNDE BAĞIRIYOR EPEYDİR. Hepsi ölmediyse bitmez bu corona! YANİ ŞU VİRÜS ÖLECEKTİ -SİZ DEĞİL. Ama anlamazlar ne yazık ki. Bu açıdan da salak bulmak pek kolay olmuyor. Spastikmiş ama
spastik mi acaba diye falına baksınlarmış... BAKAMAM. YOK BİZİM AİLEDE HİÇ SPASTİK. O GÖRDÜĞÜM EN SON FİLM. İlan edil mi kölelere özgürlük? Yok hayır. Bi tek kitapta yazıyormuş. Dövmesiyle doğsa gene gelir benim doğum lekeme toslarmış AŞK SANIP! Ya ne müziği ya; herkes sevdiğini hırsız da evleri karıştırıyormuş! İĞRENÇ İŞTE TAMAM İŞTE BU DA NE. SAÇMA SAPAN Bİ FİLM İZLEMİŞSİN O KADAR -demiyorlar mı? SULAR GELSİN DİYE BAĞIRIYOR. Odunlaru anlatsın, dediler! Benim için o kadar basit değil... konunun buralara varması. Ya bunlar yazılıysa... hayatım kaydı anlıyor musun bari! Hayatım kaydı, şarkı olsun. Olsun çocukalr da dostu düşmanı bilmesinmiş de KONSERDE HER TÜRLÜ İNSAN DOLUŞSUNMUŞ! GERÇEKMİŞ Cehennem bile biletle giriliyormuş ama sizi görmeyen ölsünmüş! Bu bi de insanı ZORLA AĞLATAN EĞLENCEYE DÖNÜŞÜYOR. Tiksiniyorum anlıyor musun? Ağlamak bi yana. YASAK DA. İşte Oooooo -sanatın batsın diyeceğim anda bütün TV'yi planlamıyor mu? ONU bence de kapatın. AMA BU AÇIDAN YASAK DEĞİL Kİ. BU AÇIDAN -MÜMKÜN. Onu da dünyanın derdi sansa gene iyi; ne yazık ki alzeimer oldum sanıyorlar. NE VAR APTAL ŞARKIYMIŞ. DEMEK BANA BU İŞKENCEYİ YAPARMIŞ. BEN ŞARKI MIYIM? O şarkılar kafanızdan aşağı su gibi dökülüyor sanıyorsunuz ya -HASTASIYIZ. benim okumadan asla alamayacağım cehennem puanlarını; onlar merhaba bile demeden insana saldırıp alıyormuş -CE HENN NEM Oooo ;bi de kamerasınıunutmuş gibi kapımın önünde KİM Kİ? Anıran eşek bile daha iyiymiş. Ama ananın da var senin de nedir? Herkes küfür diyor. Kimse sevdiğinin peşinde değil... herkes benim sevdiğimin peşinde. O da ne? Şarkı diye okusalar, sen gene gelir bize toslarsın! Ananın nesi var? O eşek de YERYÜZÜNÜN EN ÇİRKİN SESİYMİŞ. SANA NE NE ESTERSEM YAZARIM. SİZ İYİKTEN NE ANLARSINIZ. DEFOLUN. Sanımyorum. Spastik düşmanlığı büyük olmasa da ALIŞIK DEĞİLDİR. BİZİM AİLEDE HİÇ YOK. Ananın da var senin de nedir bil dedim; küfür ediyor salak! Geri zekalı. Spastik de olsa... kötü. NEREDE İNSAN GİBİ MÜZİK DİNLEMEK KİTAP OKUMAK; NEREDEEEEE SİZ! OKUYUP DA ALAMADIĞIM CEHENNEM PUANINI OKUYUP ALANA BAK -O YÜZDEN NE YAPAN? Sanmıyorum iyi biridir. Öyle olsa cehenneme gider... cehennem yüzünden aile kurmaz. TV! TV! BİLEMİYORUM. ANLAYAMADIM. SINAVA DİYE GELDİK DÜNYAYA... HERKES CEHENNEME BİLET KESİYOR. AŞIRI SIKILDIM. ÖLMEK İSTİYORUM O AÇIDAN. BÜTÜN DÜNYA EVİNDE OTURUYOR; kapımın önünde cehenneme bilet kesiyorlar -ŞARKI BİLE DEĞİL. Kendi eşini benimkinden ayıramayan sapık! Sapıklar işte. Sapık dolu buralar. ONLARIN YERİNE EŞEKLERİ KOYUN, ÇOK LAZIMSA BENİM KİTABIM ORADA. Ayrıca da bu ses sorunumuza bir son ver didim; dayanamadım... kendimi bu yola addım. Bu kitabımı cehennem açısından da yazmaya karar verdim. Yer gök kitap olsa -tek kelime değiştiremezsin. O DA NOTA. Orsppp çocuğu de, gene anlamaz. YANİ DÜNYAYA CEHENNEM YERİNE MÜZİK DEDİK DİYE; EVİMİZDE CENNET Mİ DİYEMİYCEZ? ÇOK SAÇMA. BUNDAN BAK KIYAMETLER KOPUYOR. Ne var bunda; hırsız da kendi evini ayıramıyor benimkinden. Ha ha haaaa ha. REMOVE BAD KARMA FROM PAST LIFE FAST! SUBLIMINAL FREQUENCY HYPNOSIS WIZARD! Acaba poposunda dövmeyle doğsa kendi eşini anlar da benim yakamı bırakır mıymış? Lanet olsun hepsine de. BULA BULA BENİM EŞEĞİMİ Mİ BULMUŞ? BUNLARA GEREK YOKMUŞ. 24 saat müzik dinliyorum. Neye gerek olabilir -anlayamıyorum. TUTTURDULAR DÜNYA AÇISINDAN ANLAT KİTABI. Anlamam. Etmem. Anlatıyoruz...b Ben var ya artık müzik yasağından üç gün evvel kendim siliyorum her şeyi. Yani onlar arkadaşım değilmiş ki ailem... herkes... bir anlamda doğruymuş, bu açıdan yalan. YALAN DA YALAN MIYMIŞ? O zaman da hepsi yalanmış demek. Lanet olsun hepsine de. İki satırı bi araya getiremezler; ne anlar onlar müzikten: başkasının sevdiğine aşık olmayacağım diyen çalar; dövmesi kolunda yoksa sevdiğinin adının, seninkini çalar bi de dans ederler. İĞRENÇTİRLER. İĞRENÇ.. Şu karı da amma
orspp çıktı. Kendi eşi öldü herhalde; BAKAR MISINIZ 'O ADAM SİZİNKİ DEĞİL' Fakat o kitap bu halde olacaksa da olsunmuş; ne demekse... sanki bu insan hayatında tek bir şiir bile yorumlamamış. BU ZATEN YALANMIŞ! hayır denildiğinde aklı alacaklar sıraya girdi. Konu neydi? Belki bu kadar düşünmeyi sevmeyen, bir yüzük takıveren biriydi. Konu neydi? İntikam. Dişe diş kana kan. Hiç sustu mu o insanlar sandınız? Ama ben susuyordum. Dedim ki daha saçma yazdıklarım zaten hayat buldu, hayat bulmamış hali lazımmış. Herkes aile kavramlarıyla uğraşırken en azından bana hayır demeyen bir boruya ahlak soruldu. Yuh! N'apalım. Bu dünya da buymuş. O şekilde aklından tren gibi geçen bin tane şarkı okusun mu? Anlamış onu da ben okumuyormuşum. Ne okumuyormuşum; zaten aklımda iki tane marş. Umrumda mı sandın bu dünya? Yo neymiş! Kitapmış. Umrumda da mı değilmiş. İSTEMİYORMUŞUM. Kollarımı sıvamış. Beni kusarken yıkamış. UM RUM DA MI! ??? Sonra haberle çıktıkça bir alaka kuruyorsunuz ya; heh işte, ona bile çay demle. Bana değil. Belki de her şeyi bırakmak için lazım olan yalanlar uydurulmuş. Belki ülkeye: BİZ MÜZİSYEN DEĞİLİZ, dememiz için... her neyse. O hayırı da hayır denilen bir grup insana yutturulmuş. YALAN. Peki o zaman okusunmuş. LANET OLSUN, O KONSER BİTMİŞ. Kitapta yazılı paralı askerlik; BANA MI FAL BAKACAK? TRbysz diyolar bence. TL Kargalara bir daha sormuş; belki yalanmışım ben. Belki yalan olmuş. Kafadan atmış gitmiş. Aklıma bile gelmesi imkansızmış; öyle bir senaryoymuş ki; beni boğmuş biraz ama sorun yokmuş. Neyse ki ağzımı bıçak açmıyormuş. Namludan üstün insanlığa tetik denilmez -namluya denir bence. Tanrılar da laf etmiş mi... GÖRÜŞEMEZSEK EĞER BUNLAR OLSUNMUŞ. Sanki benim evim barkım yokmuş da; hayatımın yarısını silip yerine yol su elektrik koymuş. Bu da bize yetmiş mi? KİMMİŞ KİM? KİME KIZMIŞIM BEN! BİRİ SÖYLESİNMİŞ. Tetik MİŞ DE. Tetik miş de. Tetik. Tetik tetiği çeker mi SALAK GERİ ZEKALI. Buna da mektup demiş. Olsun... biri de öyle lanet etmiş mi! Etmiş mi? Kurtulmuş mu? HİÇ SUS MA DI BU. Siz ama normal bir insan bekleyin. Şimdi de suçlulukla yaşamanı isteyen mi? Bir insan ya namlunun ucunda mermidir ya da namlunun kendisi. TETİK DEĞİLDİ. Yoo bak tetiği çekmiş mi? OLUR MU; elbisemi bilmiş paparazzi. BANA NE! BANA ADI DA TRAVMA OLDUĞU ŞEKİLDE OLABİLİYOR BAZI basit hatalarınız. O TRAVMA GEÇMİŞ Mİ? HAYIR. Hepsi de şarkı olup okunacakmış. OKUNSUN. OKUNMUŞ MU? BAK ÇOK MERAKLIYSANIZ. BANA NELER OLUYOR BAK!!! O kötü evler hep kapanmış mı? YETER ARTIK. BU KADAR DA OLMAZMIŞ. ONA YÜZÜK TAKMIŞ MI? Sor bakalım... Ayşe'nin teneke dediği, cehenneme de gitmiş mi? EVET. İZLEMEK İSTİYORUM. İDDİALIYIM. CEHENNEMİ İZLEMEK İSTİYORUM. Oraya temiz örtü sermiş. Toprakla da temizlenirmiş. İşte Andi's andı ve teneke kutusu. BU DA BANA YETMİŞ Mİ? Başkaları sorunca anlamsız bulduğum soruların çoğu bazı kavimlere değiniyor... bazı kavimlerin yok edilmesine ya da Atalarımıza. O an gerçekten saçma buluyorum, bir günde
yazılan bir kader için duru görü ya da geleceği bilme kabiliyeti geliştirmeyi. Sanki mahkemedeymişim gibi her düşünce soru olmaktan çıkıp bir yanıt bulduğunda ve bazı çok özel yazılarımı bile kendime saklasam da kendi yaşadığım çağdan çok ileride bulduğumda. Bunları birisi de söylüyor olabilir. Belki anlamak şart değildir. Benim bilmediğimi bilen biri var. Gerçekten de zor değil ne aradığını tahmin etmesi ve ben de daha reel bir günbatımı için yola çıkmıyor muyum? Bir iki soru sormak istiyorum... hızla yanıt veriyor ama manası yok. Asla kurtulamayacağın bir şey bu evet diyor. Aramızdan iki asırlık yalanlar tekrar yalana bürünüp geçiyor. Öyle bir şey oluyor ki; gene de hep birlikte almamız gereken dersler varsa, yalan da yalan olarak kalabilmeli. Okumazsam bir yalan bir yalanı götürüyor. Aman Tanrım diyorum. O kadar kitap var yazılmış... benim asırlarca aynı yalana sahip çıkıp kendiminkini yazmam gerekiyor. Hoş, pek çok şeye nazaran küçük bir ders almak fena değil. her şeyin altında derin anlamlar yatıyor ama asla kurtulamayacaklarım bunlar mı ki? Hayır. BİRİ SÜREKLİ YALVARIYOR -BUNLAR OLSUN DİYE. Bu durumda ne bileyim ben; belki de sadece kendi yalnızlığımda ölmem bekleniyor. AMA BİR KİTAP VAR. BEN SİZİN DOSTUNUZ OLMAK İÇİN GELMEDİM DÜNYAYA. Bir çay bile içilmiyor. Bana aşkı, aşka şarabı sordukça siz -olmuyor. Kayıp bir cennetle başbaşayım. Ben bir başkasının hatasını nasıl kabul edebilirim, bilemiyorum. Akıl var mantık var iki kere iki dört diyoruz ve çarpım tablosuyla devam edilmesinden hoşlanmıyorum. Her gün içinden bir cümle seçip düşündüğün kitaba göre, bunları unutmadım ama anımsamam şart değil. Kurtarılmayı bekleyen bir evrenden çok, çoktan yazılmış bazı sesli ürünlerin tekrar tekrar üretilmemesi bile yeterli geliyor bana oturup her şeyi baştan ele almak için. Her neyse, zaten herkes evinde bir takım çalışmaların peşinde değil mi? Normalde geçmişe bakıp bazı dersler almak zor değil mi? Çünkü normalde devam etsin diye başlayan şeylerin hepsinin çoktan takıldığı taş belli değil mi? İki kere iki dört desek de... kurtulsak diyorlar. O kadar çok yalanı sır olarak sakladığını iddia etmek bile zordur eminim. Ne sırmış ne de yalan ama kaliteden anlamıyorum. Oysa kitaplar öyle mi? Hayır. Neden her kitabın arasından tramvay geçiyor? Bilemiyorum. Hayatı planlıyormuş -biri; arasında bin kişi varsa müzikmiş de. Eğer kaderi de öyle gösteriyorsa dünyanın beynindeki kitap mı kalkmalı? Dua ise insamış da BİZİ MÜZİK SANMIŞ -benim edebiyat eserim de... sonsuza kadar sövecek. İnsan dua ederken müziği de kapatmaz mı; O KAVGA DÜNYA YANSA BİTMEYECEK. SUSTU MU ONLAR... BİLEMEM. Belki cehennemdir. Ve de gerçekten de cehennemdir; asla susmayacak. Köpek de olsa ikiyüzlü olmasaymış. Ben değilmişim ki... vuracak. Vursun. Kafamdan vursun. Bana ne; kim ölürse ölsün... hepsi de aynı yere gidecek. İŞİM VARMIŞ BİTMEYECEK İnsanlık bundan üstünmüş ki; sadece cehennemi izleyecek. BANA ADI DA TRAVMA OLDUĞU ŞEKİLDE OLABİLİYOR BAZI basit hatalarınız. Terörizt; bütün öfkemi başkasına mal edip benim üstüme suç olarak atan! Binlerce teröriztt yok edilmiş. Adamında evi başka ülkede, dini farklı, parası kendisinin, ailesini seviyor ne demekse, hayatı dünyaya göre organize edildiğinde bile adı Prince... ve şarkı ağlıyor. O an olan da bütün dünya onu dinliyor ve farklı bir ülkede bayan ordusu kuruluyor. BARİ O ADAMA YAPMASAYDINIZ BE. Ne çocuk meraklısı tuhaf anlayışsız vurdumduymaz insanlar var. Falan filan derken; kapımın önünde bağıran iğrenç insanlar var. O MÜZİĞİ DE BURADA SANACAK KADAR VE BAZI TRAVMALARIMA DENK GELEN OLAYLARINIZ KADAR DA BEN SİZE İNANMIYORUM;
KENDİME İNANIYORUM. Bu ev de eve benzemek için kimseye muhtaç değil, ben de: BEN BAZEN EVDE KENDİM ŞARKI SÖYLERİM. Söylerim kendim! ADAM İŞİ DEĞİL; MÜZİĞİ BIRAKTI. ÇOK AYIP OLDU ÇOK... Affetmek falan masal gibi. Mor t-shirt'ümle ben VE DOLABA ASTIKLARIM DA Prens ise aynen. VE DE ;belki de haksızsındır ama gene de oku diyenleri boğabilirim zaten! ben youtube ta ne çıkarsa onu çalıyorum ve Size her bir şey dediğimde şakı pkumuyorum da; ben yalnızken siz bana bi şey derseniz okuyorum.sürekli son sözüm çıkıyor bu açıdan; O AÇIDAN ŞARKI SADECE. Bu gerçek ve tüm şarkılar da -ben değilim DEME. Öyle olsa ben boğulmazmışım; sen boğulurmuşsun çünkü... BENİ BOĞARKEN. SİZİ BOĞA BOĞA BASAMAKLARI ÇIKIYORUM... çok güzel bi şi twitter. Benim ya açı; Ne yani hiç yok mu boğulan? BU AÇIDAN YOKMUŞ. İnşallah birini boğmak isterler de şiir. Sesini salan hayvanın etrafındaki ışık hariç her şey ölse o hayvan ölür müymüş_yazarlar. Kargalar da hasta olmuş... Kuş pisliği uğursuzluk getiriyormuş kitapta, normalde uğurluymuş. Yani sen batıl olana inanma: AMAN NE KARIŞIKMIŞ. Sonuç; denizdeki çöpleri saymak mümkün değilmiş. Yerlere çöp atılması korkunç. Halbuki hep çöpleri atarım. Bir sanat parçası da 'ben çöpleri atarım ve bu da sonra hepbirlikte denize gideceğiz' demekmiş. ONDAN OLMUŞ! Denizi temizletmişler ama tüh, daha o pisliğin içinde beni boğmamış. 3 yıl sonra bütün deniz tertemiz olsa; ben sırf çöpü atan biri olarak kaç yıl bunu dert edinebilirim? YAŞASIN BARİ Artık geri dönüşüm kutusu da bzi memnun eder mi? BİRİ BİZİM ÇÖPÜ GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU SANIYOR -buna da teknoloji diyor. Kargalar yeseydi daha iyiydi. BİRİ BANA BÖYLE NEFES AL DİYEBİLİR Mİ? !!! Demek zorunda kalmış mı? Neden? Bu tarz bi derdim yokmuş sadece de ondan. ARTIK DERTMİŞ AMA BANA DERT DEĞİLMİŞ. Ne yani dert değil miymiş? DERTMİŞ CANIM DERTMİŞ Her neyse. O açıdan da boğulur gider insan... ELİNDE SAP GİBİ İKİ SATIR ŞARKI KALIRMIŞ. KİTAP DA SUYA BATARMIŞ... YAPMAYIN YANİ. YAPMAYIN. FİTNE FESAT ÇIKARMAYIN. BİZİM EVE DOĞRU BİLE SAPMAYIN MI DEMEKMİŞ? Evet. Evin panjurları kapalıydı Evin ufak odasına ne çok eşya sığmış Kalemlerin yeri gene aynı Gece boyunca dönüp duran lamba Sabahın aydınlığıyla boy ölçüşememiş Kapıyı kapatmak istediğimde yüklük üstüme devrilmese bari dedim Çeyizlikler hep tanımadığım insanların motifleri Çayın altı yanıyor ama bir tane daha alacak olan hangimiz
Boncukları tek tek çeşitlerine göre kutucuklara yerleştirdi Ellerini belki onuncu kez yıkadığı bu sabah o aynı eller yüzüne sürdüğü kremi hücrelerine çekti Hücreleri tazelenirken Paris'te geçireceği son günlerine değindi Bilgisayarı bir odadan diğerine taşıyıp duruyordu Saatleri 10'u 10 geçeyi gösterdi Hepsi aynı anda "git" diyordu Dakikalar değil de 10'u 10 geçe konuşuyordu Poğaça kokusu burnundan gitmiyordu Kırmızı olabilir miydi zambak Neden gece yarısı tek başınaydı Lütfen eve dön ve o adamı unut Evin panjurları kapalıydı Evin ufak odasına ne çok eşya sığmıştı Kalemlerin yeri gene aynı Hayatının ilk günüymüş gibi parlayan tahtalar dolapları çok da ihtişamlı gösteriyordu Ders almak istiyorsa eğer kapağı açıp giysilerine bakmalıydı Ama artık havuzun başındaydı Kilisenin yakınındaki şu havuz başında aldığı çiçek de neydi ki Ona kendi planlarını unutturup o adamı anımsattı Tiyatro ise her zamanki yerini koruyordu hayatında Bir karne sevinciydi yaşadığımız Bir küçük esintiydi yüzümüze vuran Hafif bir tebessümdü bizi ayakta tutan Dokundun dağıldı dumanlar Yıllar gözümün önünden geçti Dün bir bugün iki notlarım hep büzüştü Kağıtlarım yere döküldü yapraklar bile üzüldü ki sevinçti Sevindin bakındı duyanlar Daha belli değildi ne yazacağı Daha belli değildi nedir alıp veremediği Daha belli değildi gülüp geçtiği Delirdin kaçıldı ağırlıklar koyanlar Bir yaz yağmuruydu bahsedilen Bir kaç anlamını veren bulmacada çözünen Kimyasal atıklardı henüz yolda görünen Kızdın ya o zaman darıldı da çekindi Keşke ben de edebiyat okusam Bilsem ki daha ilkokuldan itibaren ne yalan Ne gerçek ki başımıza papatyalar sunulan Güldüysen inanmadı da kounştu İnsan düşündükçe uyanır Yollar gidildikçe daralır Pabuçlar yürüdükçe aşnır Ben varamadım sen de sormuyorsun
Günler nurlanır da boyanır Güller sulanır da her yana dağılır kokusu Sevilir de ispatlanır aşk bir umutla ancak duyulur hülyalar Gerçek olunca bilinir değeri bilemezsin İşte o zaman korkma yayan kaldım diye Korkma ben gittim sen kaldın diye Korkma sen varsın ben yokum diye İnsan sevindikçe inanır Bir kız derinlerde bulanır kokusuna çiçeğin Bir çocuktur çimlerde koşarken ağlayan Bir izdir asırlardır dayanan Akıl takdir edildikçe açar mevsimler Hacer taşı gibi özeldir kutsallığı An gelir göremezsin Bir insan neden ülkemiz cennetliklerle dolsun demez Bir insan neden kendi işine gücüne bakmaz Bir insan neden davet edildiği yere gitmez Bir insan neden Bir insan neden sevgiyi ön planda tutmaz Bir insan neden saygıyı baş tacı etmez Bir insan neden ilgi ve alakasını kendine vermez Bir insan neden Bir insan neden şükretmeyi bilmez Bir insan neden sabrını kullanmaz Bir insan neden kalbinin kıymetini bilmez Bir insan neden Bir insan neden her gün gülen yüzünü göstermez Bir insan neden her an coşan gururunu korumaz Bir insan neden her güzelliğini saklayıp korumaz Bir insan neden saflığını kendisine saklamaz Ben artık uslandım ne var ki zaten tuzlandım sen olmasan hiç yapamıyorum ayakta bile duramıyorum sevgiyi saygıyı artırdın da sevgimi sen huzurlandırdın güvendik ettik derken bi bittik yarınlar hep bizi yazdı biz yettik küçük bir kaçamak yapsınlar diye hafıza kaybından belirttik
Ben sade tuzlandım O tuzla balla omuzlandım Ben artık uslandım ne var ki zaten tuzlandım sen olmasan hiç uyanamıyorum ben sensiz aşka da doyamıyorum kalp sevince gönül erince senin sevginle senin elinde aynı gün aynı yarış ben kimi pimi bilmem simi cimi bilmem bir plan yapsam bir sana yenilmem koşarak gelsem topuz lazım topuz lazım topuklandım ayakta bile duramıyorum her güne bir neşe kattın ettin ben ne yaptım iyi sen bilirsin Her işime yine yalnız sen karış Karışlasan yüzüm de beş karış Unuttum bazen dünyayı Dönüp baktım ki sen vardın Ne istediysem verdin bana İstemek bazen günah bazen yalan yasak ya da şaka olsa da Bana verdiğin tek hediyeyle Her halimle ve sorgusuzca Kalbimin en derinlerinde ama bilmeden etmeden korkusuzca Sustum kaldım bu en doğal hakkım Ne kadar önem verdiysem geri aldım Bir benzerimi değilse de Bir nedenle beni ele aldın Ama ben tuzlandım Tek günahım bu tuzlandım Balık gibi koktum huysuzlandım Her bakışım beni ele verince Düşündüm de hiçbir şey düşünmüyorum Ne önemi var ki diyemiyorum Gerçekten benim için ne istediğini bilemiyorum Bu nedenle senin bilmen bana sonsuz bir huzur verirken Bir köşeye çekilip bekliyorum Her tahmine ayağımla yürüyemiyorum Lütfen bize merhamet et bize acı Bize yol göster ki bu çok çirkin bir sancı Aynı dertten çok kişide var Ne merhabamız var ne de ilacı Bu kadar utandırılmak için Ne sen korkuttun ne de bi yazı O açıdan gerçekten de bilemiyorum Kimi sevsem önümü göremiyorum Bir gün sevgimi sessiz de yaşayabilirsem Anlayacağım ki hayat akıp gidiyor Ama elimden
Senin bilgine ihtiyacım olduğundan Her şey altüst oldu ve de hepimiz artık yolun sonundan Bizi sevdiğin için minnettarım Kim bu kadar eziyete katlanır anlamadım ama Bak bu kez başım bile ağrımadı o da var Bu bilgisizlikle cehaleti karıştırmadım Sadece kendi bedenimde tuzlandım Sen onu da karıştırmadın Ve benim için dilediğin her şey ile dilemediklerini ayırt etmek kolay değilken Ben kolayı seçtim bir kuytu köşede deliyken Ver lütfen sevgini hazır ikimizin de eliyken Ne zaman düşünsem kaybediyorum Şudur budur dersem eğer bulamıyorum Aşkı da senin kadar sevmiyorum zaten Ayrıca ben her zaman yerimde duramıyorum Kendimi kimsenin yerine koyamazken olmaması gerekirdi Bir kişi olsun dünyada arkadaş kelimesini silmezdi Yüzüm gülüyor şimdi ama inan emin olmak için yaşamam lazım olan senin sevgini Kendi kalbimden başka bir yerde bulamıyorum Yarın ikimize her ne getirecekse Aynen ondan sipariş verip okullara kaydolmak tarzım değil benim Ben bilmeden en garantili sevgiyi yaşamak isterken Mahcup olmamak adına geri kaçarken Utanmamak için utandırmazken Aslında tam olarak sana sığınamıyorum Tüm bildiklerim üstüme yürüdüğünde ise Hayat denilen bu bulmacanın sağını solunu göremiyorum Hiç yadırgamayacağım bir ne var ki hayatta İşte onu yaşarken hayattayız hayatta Çok hatalar yapsam da Yaşadıklarımı affedemiyorum Sen olmasan ben gene ayakta bile duramıyorum Ama her yarın bizi yazdı Ben sadece tuzlandım Ne vardı dünyada unutmak için Elimde kalırsa bir iki hece somurtmadan umutlanmak için Kendi başıma kaldığımda basit bir cümle kurmak için Başıma gelene bak Tüm kapılar kapalıyken kedi balkona çıktı Sen olmasan ben olmazdım Ne istediysem verdin Ben aynı önemi veremiyorum Asla beni şaşırtmayan her anda Sadece pişman olmadan da olsa Önyargısız kaplanlar gibi Her denilene uyamıyorum Neden delirdiğimi düşünmeme sebebiyet vermelerine izin verdin Kendimi kendimin yerine koyamıyorum O kadar çok vakit kaybettim ki Artık aynı hevesi hiçbir şeyde bulamıyorum Sen olmasan ben ayakta bile duramıyorum
Ve ben sadece tuzlandım her gün güzel ben otuzlandım Okumasam eğer kitabını Tek kelimesine uyamıyorum Ama bozamıyorum da Olamıyorum Neden beni düşürmelerine izin verdin Şimdi beni ayağa kaldırdığında Söyleyecek bir şey bulamıyorum Sen olmasan ben gene ayakta bile duramıyorum Kime sorsan ben duyamıyorum Oysa sadece uyamıyorum Ama sen bana güven verdin Ciddiyetini benim önüme yol olarak serdin ben de sana bakıp kusmuştum bir kere unutmazsın kusmuğumu boş yere dali'yi ağlatır kusmuğum klozet kapağı gibidir bu lafım bu açıdan da kusmuğum kurudu sarhoş taklidi yapacağına kusmuk sergisi aç daha iyi müzisyen olursun kusmuğumu bile affeder de seni asla çünkü seni görene kadar sülük görünce kustuğumu bilmiyordum başladı mide bulantısı iyi gelir dört şişe ortada bir yaz esintisi tekerlemesi aç şimdi tuvaletin kapısını bak hiç iz kalmış mı benden kusmadığım gün var mı sanat akımlarından 4 yıllık bir arkadaşı vardı ve de 4 yıldır uzak kaldığı bir evi. 2 yıllık bir sevgilisi vardı ve 2 yıldır uzak kaldığı bir sevgilisi. 5 yıllık bir işi vardı ve çöpe attığı bir kariyeri. Interneti açtı ve herkesin küfür ettiğini gördü... Fena fikir değil ama dedi
Neden olsun ki bu bana Çünkü herkese oluyordu Aynı kitabı böyle anlamak zor diye kendisi okudu. On yıllık bir kitabı vardı Bir de on yıldır duyamadığı kendi kalbi Başladı konserler vermeye Allah sizin belanızı versin Şarkı ezberlersin ezberin batsın Kul hakkı namazı kılarsın Namazın batsın Dua edersin Planın batsın E sülaleniz batsın inşallah Ben bu dünyaya cehennemlik affetmeye gelmedim Defolun gidin çok biliyorsanız cehennemi Orada insanlık taslayın Defolun ve de bir daha da gelmeyin Ben bu dünyaya cennete talip bir sınav için geldim Allah sizi kahretsin Bir daha da gelmeyin LANETSİZ KEÇİ Bizim için o konu nefes Öksürse de bir heves Bizim için beyin değil beyin Nefesinin üstünde yerli yersiz solumayın Gerçi inanacak olursan Beyinin de lazım Konuşacak olursan değil Oluşacak olursan değil Yatışacak olursan değil Nefesi duman gibi Metrelerce ötede Aklı nerede acaba Madem lanetli değil gece Henüz nefesim değil mi Yoksa yine yasaklandı mı Bilmece Nasıl lanet dokunmadı acaba Boşuna müzik dinleme Kulağın kötü senin Anlamıyorsun ne de olsa Seni bir notaya takmak lazım Bir iki takma adın olsun Benzedi mi anamınkine Yok hayır benimki de nefes Onunki de nefes ama biri bence Biri ona göre
İstek şarkı gibisin ama Henüz yazılmamış bile Neden sordun anlamadım Demek zorunda olmadığım Kendi nefesim gibi olan Ağzı kokmayan Bacasına düşman sokmayan Burnundan soluyan değil Üstümde insan gibi duran Ben yalnızken değil Tek başıma ayakta dururken Zorla işe falan sokmayan SİZİN TANRILARINIZ KİM? Nefesi dar hakim bey, boşayın gitsin. Acaba lanet sana nasıl oluyor? Üstüne tam olmuş da acaba beynine de girecek mi? Trafik psikolojisi wc konusuna çözüm arıyor gibisin. O beynin nöronlu tarafına girer inşallah. Sevginin yanına sonsuzluk yerine S harfi koyduklarında... yılan bile kaçar mı? Hayır. Hiç boşuna bana özenme şimdi -a aaaa, demiş, ben de niye senin evlenmene karşıym diyordum. Demek yanlış tahmin edeceğine hiç etme daha iyi sensin. Akıl niye vermiş sana madem lanet bile diyemeyeceksin? Beş parçaya ayırsan beni seninkini kasapta ayırttım gerçi, kemikli. Oku bak güzel oluyor ama zamane çocukları yolu kesti. Bu durumda lanet sana nasıl oluyor acaba? Ben daha yeni duydum, bugüne kadar iyiydi, dedi. Lanetli mi bu ağaçlar ki küle döndü? Aman yapacak bir şey var mıydı ki? Avukatıma anlattım, dayama sırtını o ağaca, dedi. Boşanma mı bu, evlilik savaşı mı? Sevginin yanına sonsuzluk yerine S harfi koyduklarında... Sorunları kendilerini aşar mı? Onlar işte torunları. İki kedi bir karpuz bir de inek ve maymunların konuları. Acaba lanet sana nasıl oluyor ki beni buluyor? İade ettim aynen ama bakın kuzunun oyunları.
Hiç boşuna bana özenme şimdi -a aaaa, demiş, ben de şimdi seni anladım, hep kurşundur seken ve biri. İnsanüstü bir çaba bu, bana hiç benzemeyen bir de sen vardın inan. İnadın inat ama git başkasınınkine dayan -olmayacak bana bir daha. O kadar canıma tak eden bir acı. Cahilliğine doymayan. Ölü hayvan pisliği Kısır köpekten niyet kurabiyesi ve bebek ummak Şerefsiz servisi yapanların tepsisine talip Beyinsiz testinden geçememiş ailesini arıyor başkasının evinde Lanet olasıca şeytan silüeti Boklu kanepe kemirgeni Leş yiyen cani ruhlu cadı Ruhsuzdu ama Tek küfür biliyordu o da "cinsel organ" tamamsa oku diyecekmiş köpeğine oku sen onu Ölmek nedir biliyor mu sanki Doktor geri zekalı sanmış ama spastikmiş şimdi benim yanımda Ömür törpüsü eşek yükü kitap da Neye diyelim leşini bari dağıtmasaydı etrafa Senin kirli zihninin unuttuğu küfrü tek bir hücren biliyorsa Cehennem de var Kimse çıkaramaz kimseyi İrin çöplüğünün ilk çıkış yeri ağzınsa ne olacak Kusmuk ibresi kopuk arkası dönük aklı sönük Sözlüğün külünün karası Ölüm döşeğimde sülük Anti-sosyal sümük canavarı Borç verdik haraç kesiyor Disco topu asıl benim diyen başı bağlı deli mi teli açlığı Bir sapık arıyor kendisine ince belli bardağımı kıracak Ağaçların altında kitap okuyanlar olacaktı. Ağacın gölgesinde üzüm ezenler... Ağacın dallarındaki kuşlarla konuşanlar olacaktı. Ağaçların meyvesini herkesle paylaşanlar. Roman yazmayı bilmediğimi düşünün. O kadar fazla roman okumadığımı ve tecrübesiz olduğumun farkında olduğumu falan. Oysa evimizin bahçesinde de ağaçlar var. Meyvesinden yemeyen çocuk yok mahallede. Ama roman değil şu an... Bana hikaye yazmamı söyleyen bir hikayeci vardı. Benim de küçük bir hikayem, hani başlangıç için iyi bir aşamaydı. Onu paylaştım. Belki internette de paylaşırdım. Bir baktım ağaç ansiklopedisi üretimi yapıyoruz.
O konuyu da bilemiyordum doğrusu ama yaptık diyelim ki. O kadar uçuk değil yani dedim sonra. Bir sürü çiçek hikayesi okudum ve çoğu beni romanıma yaklaştırdı. Şimdi ne yazacağımı biliyorum. İşte müzik de öyle. O kadar erotik olmak zorunda değil. O kadar aşağılanmak zorunda değil. Sesini çok açmadan da çalışabildiğimiz bir şey. Bazen mırıldansan aklında kalıyor. Dayak ve eziyet her yerde var. Sadece hepsi hikaye değil. Ne bencil bir küstah bakıştı o öyle. Umarım susmak nedir anlar. O adam da öyle işte. O gün yanımda o olacaktı ama yoktu. NEDEN ŞOK GEÇİRDİLER BİLEMEM Yangınlar da bilemez. Adam sessizliği seviyor. Sessizce anlaşacaktık. Artık imkansız o sesleri unutmak. Oysa sessizliği yaşıyoruz aramızda. Hayatım boyunca daima en çok müminlerin durumuna üzüldüm. Başımıza gelenlerin o yüzden geldiğini düşündüm. Bu hem bana yakın bir düşünce hem de hayat kurtaran bir yanı vardı. Neden sürekli iyiliklerimizi geri püskürtüyorlardı? O kadar çok kötülük olan bir dünyada elimdeki tek iyi veri olan kitap okumayı savunduysam... Neden hikayeler dolu bu zihnime cadı kazanı muamelesi yapıldı? O kadar çok fenalık olan bir dünyada adını bildiğim tek güçlü varlığa sığındıysam eğer, Neden bana hafıza kaybına uğramış bir bunak muamelesi yapıldı? Çünkü bazen insanın elinden üzülmekten başka bir şey gelmiyor. Ben hep bizim için ağladım. Daima da o nedenle sesimi yükselteceğim ama ağzımdan iyilik dökülmüyor. Öldürülen köpeklerin arasında bir de köpek çiftleştirme katamam. Ben sadece ve sürekli üzülenler için üzüldüm. Şimdi anlıyorum ki tek zor durumda olan ben değilmişim. Kim gazeteyi açmak istiyor. Baştan sona kendim yazsam da gazeteyi, Boy boy resimlerim de çıksa, Onlar henüz ağlamak nedir bilmiyor. Her çareyi bilen doğa-ana Topraklarını bize açmış, Başımıza neler geldi desem, İnan susmak bilmiyor.
Sen hiç "biz seni üzmeseydik bu haberleri alamazdın" diyen birini duydun mu? Her şerde bir hayır varmış. Belki süslü giysilerimiz yok ama Bizler de öyleyiz Ben duydum Bir gün okumak isteriz Bir gün olur deriz Bir gün buna birlikte güleriz Bir gün bunu konuşur anlarız Bir gün olur deriz Olmaz deriz Şu anda çok yersizim Seni de meşgul etmeyeyim Biz herkese aynı şeyleri söyleriz Bir gün fidan dikeriz Üzüldüklerimle beni üzenler aynı sıraya girmiş gibi Üzüldüğüm demez mi "beni neden üzdün" anlayamam Tek başıma sevdiğim bir şey olmasa Adını bile koyamam bu kavganın ama Gözyaşlarımız birlikte akıyor inan Sana bir şey olmasın Cennet Tık hepsini cehenneme Dünyanın kiri çıkar Dedim ki Allah'ım Keşke yazlıklarınızı yerle bir edeceğim demeseydin Senin şefkatine muhtacız Ölümlerden ölüm beğen ne? Tecavüz mü? !!! İnsan yerine koyar mısın Kimse koymuyor da Kimin lafıymış acaba bu durumda? Shakespeare tecavüzden sonra -Lord'a gönderme yapar: Herkesi köpek yerine koyunca Adalet yerine geldi zanneder Canın çıksın diyorum kahve falı açtım sanmış
dediler. Tık hepsini cehenneme Dünyanın kiri çıkar İşte ona spastik deme. Kasıtlı cinayet -sherlock holmes öldü. Bana beyinsiz dersen belki seni mi seçer? Dünyanın kiri değil de kim! TRBYSZ MAHLUKAT Bir küfürlü şiir daha Çöpe atıldı böylece Tam o sırada: "Her şeyi affedin ama vatana ihanet edeni asla affetmeyin." (Hz. Ali) Bi dua daha edemeyen herkesten şikayetçiyim! Hamamcı gibi geldiler Bendekine kir bile demediler Yalancı ama öcünü benden alacakmış Çocukken çekmiş sancı Gel de acı Yok anlasan hiç yapmazdın Sesini suya katmazdın Var Ali var Süleyman İbrahim ve bir duan Hangisidir bil diyor Biri çalılar ardında Hayatına sövüyor Kendi kızına gelince Şıp sevmesi yetiyor İlgisi yokmuş bunlarla Dua et Araplarla Hanlarla Felaketler bitmiyor Dönüp bunu sorunca Haber okumak etmiyor Tecavüzü bulunca Orman yangına konulunca Bence hiç affetmiyor Gözü kara görünce
Kitaplar var ipince Malı kıymetli bilince Üzülüyorum ama Hepsine birden yine Ben felaket seçemem Kendime zulüm biçemem Biçilmiş eziyetten Geçip seni sevemem Seviyorum ama Her şeyiyle hayatı Yarım yamalak edip Dar günümde geçemem Konu böyle olunca Yardım edin bile diyemem Adı da tecavüz ama Anlayana var bir dava Sen söyle de dediler Çocuk elinden tutuyor Şimdi sorsan kutluyor Sorun nedir bilmiyor Kötü haber edemem Haberler çok kötü Kökü kurusun he mi Senle durulsun he mi Sana ne ki onlardan Haydi kurtar kendini İyiye yormayınca Sebze bile zararlı Öyle konularsa hep Kendi nefesim gibi Tecavüzden kaçamam Haklarımdan cayamam Oracıkta hatmetsem Olsun belki Hristiyan Cahil bize der gibi Yolda bulmamış beni Gene de bir tecavüz Her anlamda haksız Enerjisi farksız Ne demişse kefeni Yurt dışında ağlıyor Senin hapishanen için Çocuklar yas tutuyor
Sen sokakta hakkını arayanı Hapse atıyorsun gene İnsanlar aç İnsanlar hasta İnsanlar ölüyor İnsanlar biçare Almış yurda yabancı Parayı akıtmış Kuyusunu kazana Onlara ayrılan yerler boş Etrafı kirletiyor Huyu suyu bir insan bile etmiyor El alemin bir günde vurduğunu Bize besletiyor Kitapmış bak bu konu Kitapmış ama evsiz barksız yersiz yurtsuz Kitap demiş hep buna Ne de olsa müslümana İdam nedir belletiyor Ç.künü bile elletiyor Ne demişse kefeni Kefenimi pisletiyor Ayşe gittin cehenneme Neden bana söyletiyor Evet bu da tecavüz Haklarıma Haneme Ağladığım her güne Güldüğüm bir an ile Tebessüme sevgiye Geleneklerimizi yıkıyorlar Kalan son ev diyorlar Bestecilere iş verim Lokmayı ağzımızdan Lafı sazımızdan alıyorlar Bir şey var bana ait Olmadı sana ait Tutturmuşlar nesi var Darılmışım hevesi var Dört şiir dört nefes Beşincide kanon yapar Ben kendim öldüm desem Sana iki harf desem Her lafını bölene Çarpar çarpar
Ok atar Sen onu tanımazsın Lafını unutmazsın Aramıza kötülük Ancak sonunu yazar 25 şarkımız var Biri bitmek bilmedi Evde yoga yaparım Hepsini ona der Yasaklara yasak demez Gelir beni felç eder Pek çok düşmanımız var Ülkelerde anlayış Kazar yere çukur açar Tencere dibin kara Demez dibini yakar Her istediği olsa Gelir bir küfür eder Örnek almış adamı Kendi sesinden sanır Öldürdüğü köpeğe Sorduğun soruya bak adama Alırsın aynı cevabı İt gibi dolanamam İ.O.İ demesem de Var iki harf alfabemde Dolanana bir cevap var Yanıtlardan yanıt beğen Benimki seni yakar İşkenceyi geçene Kurabiye versinler Anladığım yetti de Anlamasam da olur Hazır yolu açmışken Hazır çiçek açmışken Hazır kapı açmışken Hazır bize yer açmışken Kapatmışsın yolları Paketleri sormalı Kapalıdır kapıları Gökdelen diksen ormanı Kurallar aynı dostum Yasa nasıl değişir İnsanın aklı almıyor Kitaplara yerleşir Kardeşlik türküsü bu
İnsanın bir süsü bu Kuyularda su olsa Dünün ak kürsüsü bu Bugün artık olmuyor İnatlaşmış git diyor Gittiğimiz yer kadar Orman yansa duyar mı Her şeye bahanesi var Kapattığı zihniyeti Satamadığı bir bileti Bir de gidilecek pazarı Bitpazarında bile bitti Eli maşalı bin katarı Bizim pazarın yolu Bilmiyorsan oyunu Geri al o sözünü Geri al ol üzümü Geri al be gözümü Verdiğimiz gönül var Ormandan kaçan zalim Alim olmuş her halim Hain olsa sormam da Yolu hep yokuş yarim Kalbim olmuş taş gibi Orman olsa neyse de Şimdi gitmiyor kimse Benim olsa yapmam da Ne yaparsın zavallı Ne mülkü tam ne malı Terbiyesiz az kaçar Say bu yana tamam mı İklim koşulları zor Sizi sevse bize kor Alenen de olmaz ya Alevlerden kaçar ha Sen yaramı sarmazsın Bazen yara açansın Hep bizden yana olsa Görüşmekten kaçansın

Ders alalım bunlardan İyilikleri bitmiyor Internette nefes yok Çekimlere gitmiyor İnan bir ev bir nefes Küfürlere o ne heves Sakin olun olmaz mı Nefes nefese kaldım Nefesim boşa gitti Nefesim hoşa gitti Dualarda bizimle Okusam duşa yetti Haydi barış barışın Döndü arkasını gitti Bir kez bile gülmeden Bu ömrüm hiçe gitti Hangi nefes der gibi Sor bir daha yer gibi Cehennemin yakıtı bitmiş Dünyada yer var gibi Küçük küçük şiirler Şirinler mi şirinler Nerede bu derinler Desene bir nefesin der Ye zılgıtı azarı Bana anlatma ama Hayvan bile durmazmış Beni tırlattırma ama Bugün sustuğuna göre Ne ormandı ne de nem Kral aslan olsa da Habercisi kuş yine Haber salmadan gitmez Tarla ekmeden bitmez Ne manasız tartışma
Sular gibi sel gitmez Dağdan da kovarım bağdan da Git git yeraltında kovanda Olmadı bir sorarsın Kendisi nefes alıyordu ama Zaten uzak nefes de Orman desem gitmiyor Uçak kalksa itmiyor Nerede bir bu nefes de Öte alemler belledim Gölgesinde ellerin Kalk git desem gitmiyor Neden ben orman dedim Satmıyor hiç satmıyor Nefesi bana batmıyor Ayrana da katmıyor Hep o lafları bana da Sen daha nefes deme Arkadaşım olmadan da Ormana heves deme Dedikodu bitmiyor Emin misin orman mı Dön en başa sormam mı Şiirler son bulunca Bir nefes hep olunca Şimdilik akıl sır ermiyor Sadece bir sır vermiyor Şimdilik aynı tas aynı hamam Hiçbir nefes hiçbir orman İpucu versem sana Sus dediğim ormana Pus dediğim ormana Ancak rüzgar bile bilmiyor Karpuz diye satsan da Kelek bu yetişmiyor Ben o işi hallettim Darısı başınıza dostlar
Orman kanunlarından Sınıfta kaldım sormandan Bıktım artık yormandan Bir nefeslik ver diyor Kötü kadınların zor Sıradaki nefes diyor İşini yapıp bitirince Yok heves hep iş diyor Üzüldük biz ormana Bir ormanda burada ha Her ne kadar yazsam da Nefessiz bi kalsam da Unutmadım Unutamadım Unutulmadım Unutmam da Bir borç altında kaldım Çok mu zor anlaman da Fena mı işte nefesimi de Sana sormam da Yalnız bu da orman da Bu da ormanda Hep yansa da susmuyor Nefesi bir kusmuyor Farklı yönde esse de Ormanlarda gezse de Git uzakta nefes al Fotosentez olmam da Borç verdim borçlu çıktım Dağıt dağıt bitmiyor Hep yazdım ben ormanı Şimdi kavurmam diyor Sanki ormanlık alan Bugün nasıl gülmüyor İşte bir bende kalan Gözyaşım söndürmüyor Üflüyor nefesini Rüzgarlar ders almıyor Sesi anımsatır bana Ensesi yar sarmıyor
Bozdur bozdur harcarsın Orman desem car carsın Hepsi birden yanıyor Biri uzağa gitmiyor Nefes mi Orman dediler Henüz pili bitmiyor Ormanı sor ormanı Ne var ben orman sandım Olamaz mı aldandım Orman olsam yanmazdım Bir nefesi tutmuyor Baltalar elimizde Uzun ip belimizde Nefes almak yetmiyor Bu orman ha Ben de hep nefes dedim Sayıyor ağaç nedir Biz gideriz ormana Hey ormana Ormanlar karış karış Nefes bu yarış yarış Ölmeden de bitmiyor Bu ormana Fotosentez yapıyor Ne söylesem yetmiyor Alışığız ormana Orman benim etmiyor O lafım hiç bitmiyor Ormana bile gitmiyor Ol deyince olur da Oldu diye gitmiyor Sen yine nefes de al Bağırmak hoş kaçmıyor Çok ağladım olmadı Sorsan içim gitmiyor Ormanda ağır kalır Gözyaşım kahır kahır Gülüyor kakır kakır Nefeslerim yetmiyor Bu suçlu mu insan mı
Baş ağrısı olur olur Ona bir hap versem mi Senin işin bitmiyor Orman demek suç mu ya Dağa gitsem uç mu ya Uzakta nefes alır Bu açıdan seçmiyor Bana anlatmıyor Bana söylemek istediklerini Ama ben bir ses çıkarmak istemiyorum Ama ben inanmadıklarıma inanmak istemiyorum Ama ben senaryolarınızı asla duymuyorum Sadece onaylamıyorum Bana anlatmıyor bana söylemek istediklerini Beni neden üzmek zorundasın bilmiyorum Senin sesini bile duymak istemiyorum Ne söylemek istiyorsun Bu bana söylemiyor O hayatı yaşamak istemiyorum Denediğin nedir anlayamıyorum Şu şarkı da olmasa kendimi duyamıyorum Ama bütün bunlara ses veren bir şeye inanmıyorum Evime dönmek istiyorum Arabamla işe gitmek istiyorum Belki çocuklar Biraz huzur Biraz gurur kalsın istiyorum Yapma Bana ne demeye çalışıyorsun Senden ses almaya çalışmıyorum Ama bunlar oluyor Bütün zamanımı kaybettim Şimdi o gecenin devamından kalma Bana ait olmayan bir yerde gibiyim Mecburen sürekli şarkı söylüyorum Bu sesler beni kahrediyor Ve şeytan tüm alevlerini Allah'a emanet ediyor Ve ilk kez şimdi sıra geldi bir "merhabaya" En güzel gece değil En güzeli planlamışın ardından Niye sormadım acaba Bu mu senin adaletin Bu senin son vedan
Bir daha şarap yok Bir daha hesap vermek Yok Bir daha Sevmek En güzel gece değil En güzel gecenin planlanmışının ardından Bu mu senin lafın Bu mu senin sözün Bu mu senin planın Bir daha yalan yok Diyemedim Bir daha ceza yok Bilemedim Bir daha bilmezden gelme Sevemedim En güzel gece değil En güzeli planlamışın ardından Yalvarıyordum: sorma! Zaman ya tokmak gibi vuruyor Ya çok yavaş geçiyor Ya da hızlandırılmış bir film Az zamana çok şey sığmış gibi Ama aslında daha yeni başladık Aslında binlerce şey var Daha elimi sürmediğim Aklımdan hiç çıkmayan Cesaret edemediğim Ya da cesaretimi kıran Zaman kim olduğunu bilmediğim Ya da küçük bir kız çocuğu Kim olduğumu bilmeyen Zaman akıyor sular seller gibi Ya da zamanımı çalıyor Ezberi şaşırdığım aşk Zamanı var sevmenin Zamanı var gülmenin Zamanı var susmanın Zamanı var okumanın Bir zamanı var ama Her şeyin
Zaman hey gidi Her geçen güne bakıp "Daha uğramadım" diyecek Gelmemiş zamanı Zamanı sevmenin Olmamış bir çaresi Zamanla unutulanların Görmemiş böyle zaman Ömrümün ilk adresi Vermemiş elini zaman Son düşündüğümden beri Sonsuzlukken zaman Vakit tamam Zaman yalan olmuş kükrüyor Zaman yarım kalmış bekliyor Zaman sonsuzlukken Zaman Sadece Zaman Sonsuzluk her şeyimken de mi aynı yalan Binlerce kez gizlediğim bir şey mi var Kendimi yalnız hissediyorum Yok hayır sadece önem vermiyorlar Kendimi aptal hissediyorum Gizlediğim de değil aslında Kendimi ifadesiz hissediyorum Ama gizlenmiş Kendimi tehlike altında Hayır olamaz O kadar sade bir bakışın ardında O kadar büyük bir kalabalığın sonunda Yedi kat gök var da Yerin dibinde Gizlediğim bir şey mi var Sen de haklısın Senin de payın var
Binlerce kez gizlediğim bir şey var aslında Sanırım oraya saklamış mesajını Ölüm yok ya sonunda Anlayamadım Anlaşamadığımız konular tamam da Anlayamamayı asla anlayamadım HOŞÇA KALIN P.S. Aramızda bir kitap var -bende olmayan! Ya ölmek istiyorum ya da O KİTABI İSTEMİYORUM. SOL Kat kat yukarılar var. Ya git sen de oku... ya da seni onlar bi sorsunlar. SAĞ Beni müzikal bir haber sayfasına çekiyorlar... onlardan korkuyorum. Çoğu kuş beyinliydi Ertesi gün bana bir tokat atmayacağı kesinleşmişti Bense her an bir tekme atacak gibiydim Beğenmediğim kesindi artık Çok şükür saçmalamıştı Lanet eder kaçardım Yalnızım Elimde kısacık cümleler var konuşulmamış Gözlerim kendi huzurumu arıyor Kaybettiklerimden habersizim Sakinim Bir başarı bu hem Yalnız olmak güzel Çoğu sümüklüydü Hakkımda çıkan dedikodular benim hakkımda mıydı Sarışın herhangi bir şey bulsan olurdu ya da beyaz ama dargın ve solgun Konuşana kadar anlayamadın mı Bizden olmadığını Yalnızım Aklımda asla konuşmayacağım bir suskunluk var Her geçen gün küskünlüğe dönüşüyor Sevdiğimden eminim Uzağım Bu bir özgürlük hem Aslında sende olması gereken Adı özgürlük konmuş bir ikili Dünya kardeşliğinden zikirli
İki tozşeker daha fikir sahibi Ama öncelikle akıllı uslu Faydalı olmuş mu Boşa geçen zamanlar Batmış mı yoksa çıkmış mı Besbelli ki yola çıkmış mı Battıkça mı batmış Bir ışık görmüş mü Yalnızım Aynı sorunu daha güzel bir kalabalıkla yaşayan Ama bu durumda ağlamak gerektiğini bilen Daha kaba bir gözyaşı ağrısı var kafamda ağır Alkışlayanlar aynı şeyi söylüyor hep "Senin gözyaşların kirli" Senin de ellerinde kan kokusu var belki Tutsaklık da bu oldu bana Kardeşlikten sıyrılmış bir anı Halimden anlayan bir tarla faresi Ama Gene de yalnızlığımdan haberdar Biri Uzun zaman oldu ona kardeşim demeyeli SÜMÜKLÜYÜ DE ŞAHİT TUTMUŞ MU? 1almış BEN YERALTI EDEBİYATI 2 ADINI İLK KEZ DUYDUĞUM YALNIZLIĞIN İSE EĞER 3 BU DÜNYADA YERİ OLDUĞUNU SANMIYORUM 4 UZAYDA İSE UMRUMDA DEĞİL 5 KARNESİNİ ALMIŞ MI 6 BAYAN TUVALETLERİNİ GEÇMİŞ Mİ 7 HİÇBİR AMACINA ULAŞMIŞ MI 8 BENİ DE SAĞIR SANMIŞ MI 9 KENDİSİNE TAM NOT VERMİŞ Mİ 10 almış Şeyyy? Acaba Ayşe tecavüze uğramış mı? Bilmiyorum. Kitaplarda yazmıyor ama herkes öyle sanıyor... Artık olur. Artık hatırla. Ben sevgi nedir araştırmalıydım Kolumu kaldıracak halim yoktu Gözümün önünü görmüyordum
Bir daha hiç aklına gelmedi mi Aklına gelmiş bir şey gibi Savunmasız bir seri cümle hayallere dalmış bir umut ya da algıları yok olmuş bir bulmaca gibi de mi gelmedi hiç aklına Yalnızlık çektiğinde İnsanlık ölmedi diye Sakin bir günün sonunda bir bardak eksik burada diye ya da şampuanın kokusu da var diye belki de gelmedi hiç aklına Baktığım her yerde gördüm Bildiğim her şeyde duydum Sevdiğim her şeyde vardı Ama hiç aklıma gelmedi Bazı cümleleri biz kurmadık diye Dediler Önemli değil dedim Öyle bir durgunluktu ki Yer yarılsa da aynı Ölsek de aynı Kalsak da aynı Öyle bir gözyaşıydı ki Nehir yatağı yönünü değiştirmiş Bir bank olsa kenarında Otururdum ama kururdu yaşlar Aynı yerde akamazdı Sonra buldum kurumuş bir nehir Öyle bir durgunluktu ki Henüz akmamıştı yaşlar Başımda bekliyorlardı Kalbimde hissediyordum her bir damlayı Her bir damlası için Başımı dik tuttuğumda Yine de paylaşılır sanıp Her defasında düştüğümde İkna oluyordum artık bittiğine Rüyalar yalandı Kabuslar gerçek de Neredeydi gözlerim Bakmaktan aciz Görmekten uzak Her adımı bekleyen
Bir sonraki tuzak Ağlamak Ağlamak Ağlamak Ve her baktığında Artık Ağlamak da yasak Aynı durgunluk Aynı tebessüm Siler len anların izlerini Nehirlerin rengini Kayaların yerlerini Bir güven aldı bende Ölmek de var Kalmak da Büyük bir hata yapmam lazım Büyük bir hata lazım artık bana Ayakta duramazdım O duygusuz kör çığlığın karşısında Tek başıma O kadar çok dalgalanacaktım ki Anılarımın silikliğinde Her bir damla yaşın yerine Bir kitap koydum Dursun bu sel de diye Az gelir az kaldı Bir gün olsun anladı Az bile az sana Kaç geri bak bana Yak yeri yok sana Bir daha bakmasana Zil sırası bir numara Dil sırası bir numara Ay sırası geldi buna Ay bugünler bir numara Bekçi değil bekçi sesi Emeklese yedeklese Bekçi değil bekçi sesi Az gelir az kaldı Bir gün olsun anladı Az bile az sana Kaç geri bak bana Yak yeri yok sana Bir daha bakmasana Hep var mıydı Hiç yok muydu Yok edici
Şok edici Aç edici Tok edici Hep var mıydı Hiç yok muydu Izdırap büyük olur Sancı ise acı Bunu da ben sanmasana Sadece durmak yerine Sandığını koymasana Düğünüme taş yağdı Divanım Kaşı gözü baş yardı Divanım Kafamıza yaş yağdı Divanım Oynadı da aç kaldı Divanım Yolları hep dar kaldı Divanım Kar yağdı da saz dağdı Divanım Baktın olmaz aşk ağdı Divanım Ak günümde az kaldı Divanım Çok bilenler aldanır Çok gezenler dolanır Durur Yok diyenler az görür Ama Aslında hem hür hem de özgür Gözyaşı dinsin de Damalı bi giysin de Üç gün evvel bilsin ki Hep yamalı giysin be Eskidi eskici Eski de eskidi Heygidi heygidi Test gibi jest gibi Aman çabuk gelsin Yakınlardan geçsin Bir de bakmış varmış Olmamış olmuş Kaç gece Kaç yaza Kaç kışa Kaç defa
Saçları lüleliydi Şimdi sorsam dün eviydi Bugün baktım gülmeliydi Sakin kalıp düğmeliydi Kaç saza Kaç söze Kaç yaşa Kaç defa Vefasızlık yalandan olsa da Kalbinde bir Bilmeliydi Az önce aşk vardı Az önce yaş vardı Az önce vardı Şimdi ise sormalı mı P.S. Dünyanın bir numaralı mekanında köy baskını oldu; köy düğünü sananlar ateş açtılar ve biz de nereye kaçacağımızı şaşırdık! Sadece mevcut düzeni bozmasaydı iyiydi. Ben bozmayacaktım! Sadece biraz umut ve biraz ilgi Ben çözecektim! Gerçek nasıl yaşandıysa öyledir. Sen bilecektin! Öyle biriymişim ki Bana bu olmuyormuş. Bunu bana ve aileme diyebilmeniz çok güç. Saygı sınırları gerçekten de yüksekten okunuyor... Elbette onlara diyecektin. Demişlerdi de. Ben sevecektim! Sarayda kış dili var mıydı? Sen sor o anlar... Kimisi de sadece güler, Daha büyük bir sorun arar. Ben yüz vermeyecektim. Haklı haksız aramaz, Doğru yanlış diyemez,
Görse hemen bilemez, Sen tahmin edecektin! Eh, bize müsaade... Sanırım artık sevgililer ayrı dağlarda ölmüş, Sevenler ise benimle gülmüş, Madem size şaklaban geldim, Kovun beni, Kovun yalanım varsa. Ah, elim uzattığım yerde, Aklımda var bir huzurlu sancı bile, Ama bizi giydiren babam değil sanki, Sizi tam seçemiyorum oyunlardan, En iyisi kendi işime bakayım ben, Dünde ben varım, Gerisi yalanlardan. Ben seçecektim. SEÇTİM TABİİ Ama böyle güzel Ama öyle özel Aynı satırları okuyorum Kitap açısından ise Zaten adamın beynini okuyorum Kitap açısından değil miydim Gerçekten de bu soruyu duydum O açıdan kimse şah değil Padişah değildi gene Ne yapacaktım yani Ne okuyacaktım Anlayamadım BENİ BABAM GİYDİRMEDİ Mİ? Artık anlayamadığım bir yerde Anlayamadığım bir konu vardı Oradaydım Ama sevdiğim insanlarla Yalnızdım İyi ki B planı yapmışım A planımı zaten kapmışlar derken Ama öyle güzel 2. sayfadayım Ama böyle özel 5. sayfadayım
Bil bakalım şaklaban kimdi? GÖKTE DUBLAJ YERDE MÜSİLAJ Elimi verip Kolumu kaptırdığım yerde bile değildi. Ya çocuklar? BENCİL KÖPEK YA ÇOCUKLAR!!! Kursta bana bunlar olmuyordu. Nedir o kadar politik olan -ilgilensen olmaz ilgilenmesen olmaz? Bıktım yani.Lütfen şeytana uymak isteyenleri ayrı bir salona alsınlar artık!



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6643
2 Firari Fırtına 4655
3 Mustafa Ermişcan 4146
4 Hasan Tabak 3800
5 Nermin Gömleksizoğlu 3409
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3344
7 Uğur Kesim 3227
8 Sibel Kaya 3117
9 Enes Evci 2800
10 Eyyup Akmetin 2462

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1817 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com