Senaryolar

Dizi Karakterleri: Sevgi Durağında Şakalaşmalar
Okunma: 38
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Şeyma kendi kendisine söylenir: Ayşe gerçekten de çok işim var, seninle ilgilenemeyeceğim.

Şeyma her iş yerinden çıktığında İsmail’i görüyor. Sonra olaylar karışınca her gece başlarına bir bela geldiğinde onu fark edemiyor ama aslında her gece İsmail ile dolaylı yoldan karşılaşmış da oluyorlar, bunun farkında değil. Bu bölüme sonra geleceğiz. Şeyma’nın annesi ve babası evdeler... Şeyma’nın yemeğe gelip gelmeyeceğini merak etmişler. Şeyma çok çalışacağını söyleyecek. Aslında işkolik görünümü veriyor ama geceleri neler olduğunu kimse bilmiyor. Şeyma iş çıkışında Emin ve Neslihan’a iş bulmak için onların evine gidecek. Emin çok tembel biri, Neslihan da çok şımarık.
 
Birden iş yerindeki odaya yüzlerce sıraya girmiş oyuncu doluşuyor. Oda çok büyük bir toplantı salonuna açıldığından onları da görebiliyoruz. Oyuncular arasında Ufuk yok. Ufuk bir arkadaşına not yazıp Şeyma’ya vermesini istemiş. Çocuk utana sıkıla “Şeyma abla bu notu Ufuk Bey size yolladı, kendisinin gitmesi gerekti, daha fazla bekleyemedi” diyor. Ufuk’un yazdığı notu okumuyor Şeyma, bir kenara atıyor ama notta şunlar yazılı -Şeyma, sanırım isminiz buydu, bugün karşılaşmak çok saçmaydı, bana bir çay bile söylemeyen bir tanıdığım olduğunu bilmiyordum, çok ayıp ettiniz bence, bunun bir telafisi olur umarım. Hem ben beklemeyi de hiç sevmem. Öptüm. Selamlar. Hoşça kal.

Odanın içindeki binlerce kişiyle konuşmak için mikrofonu alan Şeyma: Sizleri teker teker bu küçük odaya çağıracağız. Küçük bir anketimiz var, lütfen onu da doldurun.

Emin ve Neslihan çok sakin bir şekilde evlerinde oturuyorlar. Akşama misafir gelecek ve bir damla yiyecek yok, gelirken bir şeyler getirse bari modundalar.

Neslihan: Emin şu kumandayı uzatsana bi bana.

Emin: Nereye kadar uzatayım... ha ha ha. Ne uzatayım yani, anlamadım. Ya hem kalk kendin al.

Neslihan: Emin bugün seni pişirip yiyelim bence. Markete gitmedik, en azından markete değilse de gezmeye gidemez miydik. Ben böyle bütün gün evde oturamam. Benim geniş bir çevrem var.

Emin: Çapı kaç? Ha ha ha...

Neslihan: Konuşmaya bile üşendiğin için mi böyle saçma espriler yapıyorsun.

Derken Neslihan’ın takma tırnağı yere düşer. Neslihan kıyameti koparır. Bir yedeği olmasına rağmen onu çok güzel boyadığı için onu geri istemektedir.

Emin: Ben yerimden bile kalkmadığım için ne gördüm ne de süpürdüm. Yerdedir. İyi bak...

Neslihan: O tırnak için şu anda bin dolar veririm sana. Lütfen bul, n’olur Emin. Beğenmedin mi yoksa ya. O benim en sevdiğim tırnağım. O tırnak dolusu güler yüzüm de kayboldu şimdi biliyor musun? Zaten dün beni çağırmadınız ve çok bozuldum, anlıyor musun, çok!

Emin: Dün mü? Dün neydi ki ya? Günlerden neydi mesela ya da ne yaptık biz?

Neslihan: Bak gördün mü beni çağırmayınca neler oluyormuş. Bak bak! Sen daha öyle aval aval bak yüzüme. Sırf beni çağırmadığınız için bunlar... küçücük bir tırnağın lafı mı olur, ben şimdi bulurum, diyemedin bile.

Emin: Ha, düüüünn!!! Dün, bak telefonumda duruyor, beni Ufuk’un bir arkadaşı aradı. Ufuk çekime mi gitmiş nedir... o da bana gelecekmiş, Ufuk vermiş numaramı. O geldi.

Neslihan: Kimmiş? Aşık mı oldun yoksa? Kız mı gelen?

Emin: Ya oturdu oturdu, sonra uyudu şuralarda, sonra da maçı izledim ben. O da bozuldu galiba. Kal dedim, kalmadı da. Kim aşık ya?

Neslihan: Peki Şeyma’ya aşık mısın? Bence sen bu ara bir psikoloğa görün.

Emin: Git kendin görün be! Herkes öyle yapıyor.

Neslihan: Kim yapıyor? Şeyma. Sen kesin Şeyma’ya aşıksın.





Neslihan tam o an tırnağını bulur ve kapı çalar. Emin kapıyı açar. Gelen İsmail’dir.

Şeyma bu arada iş yerinde inanılmaz derecede yoğun bir çalışmanın sonunda anketleri toplamış, odasına dönüyor. Odasında çiçekler var. Bir oyuncu çiçek almış, onu da odaya bırakmışlar. Şeyma’nın başı döner, hafif baygınlık geçirecek gibi olur, sonra hemen ağzına bir şeker atar ve kan şekeri yükselir. Sürekli kan şekeri düşen Şeyma’nın psikolojik sorunlarının temelinde hayal dünyası var sanılmaktadır. Odaya gelen çayın yanındaki kesme şekeri çiğner ve kendine gelir. Çok sıkılmış gibi bir hali vardır. Terliyor ve de elindeki dosyayı bırakmıyor.

Tekrar İsmail’in geldiği evi görüyoruz. Emin, Neslihan ve İsmail çok sıkı dostlukları olduğundan değil ama samimiyetten hemen konuşmaya başlarlar.

İsmail: Emin. Nesli. Size bir şey söyleyeceğim. Bu akşam ne yapıyorsunuz siz? Benim araba yokuşta kaldı. İttirerek bir sokağa zor çektik. Ben de koşarak buraya geldim. Çok sağlam bir plan yapalım. Bir, ben eve nasıl döneceğim. İki, arabayı oradan nasıl alabiliriz?

Emin: Nesli sen evde kal. Biz çıkıp gelelim. Şeyma gelecek biliyorsun. Kapıyı açarsın sen.

Nesli: Olur, der.

Şeyma’nın kim olduğunu falan sormaz İsmail. İkisi Eminle birlikte çıkarlar ve yolda yaralı bir çocuk görürler. Çocuk kanlar içinde sokakta koşmaktadır. Ona ne olduğunu sorarlar. Çocuk emaneti almam lazım, babam beni öldürür, der. Emanet dediği de taksinin anahtarı ve de dedesinden kalma bir anahtarlık. Altın anahtarlığa geçirmişler, onu arkadaşına vermiş, anahtarı da öbür arabadaki bir çantada unutmuş.

İsmail: Ya senin durumun bizden daha kötü desene. Biz sana nasıl yardımcı olabiliriz?

Çocuk: Yardım mı? Hiçbir şekilde.

Emin: Bence seni bir doktora götürelim yani. Kanlar içindesin. Anahtarını git kendin bul sonra. Zaten bizim de işimiz var. Biz de benim arabayı almaya gidiyoruz.

Çocuk: O kanama... ben kendim yaptım. Elimi taşa vurdum vurdum, kanadı.

Emin: Çok kanıyor ama ne yapalım?

İsmail: Doktoru arayalım mı, buraya gelsinler. Ya da eczaneden bir bandaj alalım.

Emin: Sakız ister misin? Sakız falan çiğne, elini taşa vurma.

Polis Bedri olay yerinden on kişiyi silahla kovalarken geçer. Olayın ortasında kendilerini bulan üçü ise nereye saklanacaklarını şaşırmışlardır artık. Polis Bedri kaçanlardan birini yakalamış, diğerlerine de ateş etmektedir. Çiçekçinin önünde gelişen olaylar karşısında şaşkına dönen İsmail:

N’oluyor ya. Suç mahallesine mi çektim ben arabamı. Şu hale bak, der.

Çiçeğin içinde çocuğun aradığı dedesinden kalma altın anahtarlık çıkar. Çiçek Emin’in adına Şeyma’ya gitmektedir. Polis Bedri ise İsmail’e:

Dur! Kıpırdama. Seni eve ben bırakırım.  



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6656
2 Firari Fırtına 4666
3 Mustafa Ermişcan 4159
4 Hasan Tabak 3812
5 Nermin Gömleksizoğlu 3420
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3359
7 Uğur Kesim 3237
8 Sibel Kaya 3126
9 Enes Evci 2811
10 Eyyup Akmetin 2549

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1240 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com