Senaryolar

Şeyma'nın Karakteri 2
Okunma: 47
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Şeyma bir kez birleşip hiç ayrılmayacağı ve çocuğunu doğuracağı bir ruh eşi arayışındadır ama bu arayışa sebebiyet veren olaylardan hoşlanmamaktadır. Hayalinde gördüğü bu adamla arkadaşlarının Şeyma’yı hayal edip yakıştırdığı kişiler arasında uçurumlar olması kendisini çok rahatsız etmektedir. Bunu sadece psikoloğa gittiğinde anlamaktayız ve duyduğu sesler hiç de hayra alamet değildir. Şeyma arkadaşlarıyla konuşurken de sadece bir ses duymuş gibi onları yok saymaktadır. Onun net bir politik görüşü olmaması politikadan uzak durmasına ne kadar katkı sağlar bilemiyoruz. Bir gün İsmail arkadaşlarının evinde rehin alındığında, İsmail’in annesi “televizyonda gördüm, sokağa çıkmayacakmışız, kal orada” demesi bu sahnelerden biridir. Şeyma ise hayalinde gördüğü İsmail ile kendi hayatı arasında kurduğu köprülerin yıkılmasına katlanamaz. İş hayatı çok kötü bir köprü olmadığı için sıklıkla ondan faydalanmaya çalışır. Şeyma reklam ajansında çalışan bir burjuvazi sınıfı mensubu olmaktansa ölmeyi tercih edeceği için başına üşüşen sokak çocuklarını bile daha fazla sevmektedir bir yandan da. Reklamcılar ne yer, reklamcılar ne içer, reklamcılar nereye gider takıntısından başka bir şey bilmeyen kişiler arasına bir de şair eklense ne kadar bocalayacaksa o kadar bocalamaktadır aslında. Kısaca hayatının en güzel günlerini saçma sapan olaylarla heba ederken cilt bakımına gidip oradaki bayana “siz İsmail’i tanıyor musunuz yani” demesi gibi ironik olayların arkasında onun arayışıyla hayatta karşılaştığı arayış kavramlarının örtüşmemesini görüyoruz. Ya da İsmail ile aynı tarzda giyinmesinin kendisine ne gibi bir getirisi olduğunu asla anlayamaz. İsmail’in arkadaşları ise sokak çocuklarından mendil alacaklarına marketteki mendilleri çalan kaba saba tiplerdir. İsmail’in hayatı düşünüldüğünde Şeyma’nın yaşadığı karmaşa açıklanamaz ama kendisinin kategorize edilmeme arzusunu hemen her reklam filmi açıklamaktadır. Günlerden bir gün zilinde “sağlık evi” yazan bir evden içeri girdiğimizde sergilere giden, iyi giyimli , reklamcı desen inandırıcı olacak tipler görürüz ama bunlar İsmail’i dövmek için rehin almış tiplerdir. Bu gibi olaylardan da anlaşılacağı üzere İsmail iyi bir dayak mı hak etmiştir yoksa aşk nedir bilmek zorunda değil midir? Şeyma İsmail’in sanat yaşamına dayanarak politik görüşlerini daha iyi anlatmaktadır. Herkesin beğendiklerinin peşinden giden, hayatın en küçük bir şaka bile kaldırmadığı günlere şehrin gösteri merkezlerindeki şiir okumalarını katan, sonra da söylenip duran o insanlar gibi olmamak için bu ikisi (Şeyma ve İsmail) iyi bir arkadaşlık tablosu oluştursa da Şeyma’nın psikolojik bozuklukları kötüye gitmiştir. Evlilik denildiğinde sadece içini renklerle dolduracağı bir tablo gören duyarsız tiplerden bıkmış ve de hayatını kazanmak için gittiği iş yerinde bir robota dönmüştür Şeyma bir yandan da. Bazen gerçekten ağlamak isterken gülüyor ve gülmek isterken ağlıyor ne yazık ki. İş hayatına göre kendini ifade etmek çok normal bir şeymiş gibi konuşup duran insanların yanında olduğunu anlayamaz çünkü onlar Şeyma’nın dostluğunu sömürebilecek tiplerdir aynı zamanda. Suyunu sıkıp içseler portakal değil Şeyma çıkacak adeta. Şeyma bir gün “böcekleri bile benden çok seviyorsunuz, onları özgür bırakıp beni kısıtlıyorsunuz” diye çıkışır onlara. O dönemde İsmail evlenmiştir. Hayallerinde tabii... bu belki de Şeyma’nın hayal dünyasındaki bir deformasyondur. Arkadaşları ise “sen üç günlük adam için bizi sattın biz seni İsmail’den daha çok seviyoruz” modundadır. Bu korkunç tabloyu ailesine açıklamak ister ama ailesi Şeyma’nın evin dışında vakit geçirmemesinden başka derdi yoktur. Şeyma ajansa gittiğinde herkes birden hep bir ağızdan bir şarkı söylerler bir gün. Bu tip komik sahnelerin arasında Şeyma’nın psikolojik durumunun sapkınlıklarını görürüz. Onlar belki de Şeyma’ya öyle görünmektedirler. Bunların hepsini işle ilgili kafasının karışık olmasına bağladığında aslında Şeyma ne yapmaktadır? İsmail dayak yedikten sonra hastaneye yatar ve onu ziyarete gelen polisi artık tanıdığını fark eder. Pek çok olayda da bu polis karşısına çıkmıştır. Şeyma’ya karşı bir şey hissettiğine dair en küçük bir ipucu bile yoktur ama İsmail de sevgilisinin mail adresini bulmayı çok istemektedir. Hayatın dar sokaklarında kaybolmuş bu iki insanı sürekli karşılaştıran kader neden onları hayallerinde gittikleri bir tatilden 4 kaza geçirip dönmekle tehdit etmiştir? Bunu anlamak filmi izlerken çok da zor olmayacaktır ama bir dizi film karakteri olarak Şeyma sorunlarının çözümünü uzun vadede bulacaktır. Filmde bulamadığı kadar karışık olan sorunlarının. Şeyma ile İsmail’in arasındaki olaylarda paralellik oluşu onları biraraya getiremeyecektir besbelli. Şeyma aşağılanmaya daha fazla dayanamayacak boyuta gelmiştir. Bu durumda olmasına rağmen kendisini davet eden arkadaşlarının hiç çekinmeden bilerek ayaklarını bastıkları çamurlu sularda hep Şeyma'nın yüzünün aksı var. Neden? 



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6675
2 Firari Fırtına 4679
3 Mustafa Ermişcan 4174
4 Hasan Tabak 3828
5 Nermin Gömleksizoğlu 3435
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3376
7 Uğur Kesim 3249
8 Sibel Kaya 3141
9 Enes Evci 2823
10 Eyyup Akmetin 2648

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:5070 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com