Senaryolar

Şeyma'nın Karakteri 3
Okunma: 60
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Şeyma’nın sosyal ilişkileriyle sosyal yaşamı birbirine karışmış. Sosyal yaşamında kendisinin de dahil olduğu ne yaptığını bilmeyen bir takım insanlar var. Şeyma bam teline basılmadığı sürece etliye sütlüye karışmıyor ama diğerlerinde o da yok. Büyük bir iletişim duvarına toslamış gibi yaşamaktan da, bütün hayatı marketten aldığı şeylerin reklamına dayanıyormuş gibi bir iletişim çığının altında kalmaktan da bıkmış. Şairler çoktan şiirlerini yazıp bir kenara çekilmiş gibiler, şarkıcılar sürekli bir koşuşturma içindeler, ressamlar başlarını o resimden hiç kaldırmamış gibiler ve Şeyma sadece treni kaçırmış, okuldan sonra sanata yöneleceğine işe girmiş gibi. Sosyal ilişkileri ise daha basit, başı belaya giren biri olursa o kurtarılır ama herkes birbirinin başını belaya sokabilir. Bu basit kurala sadık gibi görünen Şeyma, aslında kimsenin başını belaya falan sokmuş değil ama sürekli kendisini suçlayan insanlar var. Şeyma annesiyle paylaşmak istediği şeyleri paylaşamayacağı hissine de kapılmış arık ama anne babasının mutluluğu kendisine yeterince güven veriyor gibi. Daha evlenmediği halde bütün arkadaşları düğününe davetliymiş gibi algılanmaktan, yazdığı üç beş şiirin çok az kişi tarafından beğenilmesine rağmen aslında gerçek dışı olan bir aşk hayatı kurgulamaya gelince el aleme yem olmaktan bıkmış bir genç bayan. Aklında İsmail’den başka hiçbir şey olmamasına rağmen onun da neye dalalet olduğunu anlayamıyor. Anlamadan tek bir adım atmayan bu riskli ikili ise hep arkadaşlarının gerisinde kalıyor. Polisin rolü büyük bir rol sayılabilir çünkü arkadaşlık kavramını doldurmayan şeyler yaşadığında kendisine gelmesine yardımcı oluyorlar. Bir nevi polisle hiç başının derde girmediği bilincinde iki insan arada bir rahat bir soluk alıyor. Polis gerçekten de sembolik bir yol ayrımında duruyor. Şeyma’nın eve gitmediği zamanlardaki yol göstericisi gibi adeta ama olaylar çoktan bir çıkmaza girmiş oluyor polisle karşılaştığında aslında. Şeyma çok sosyal bir tip değil, sadece davet edildiği yerlere gitmekte ve bunun dışında bir sosyal hayatı yok ama iş yerinde az da olsa sosyalleşmiş sanılmakta. Oysa orada olan biten sadece iş yerinde kalıyor, bazen bir yaş günü, bazen de bir iş kutlaması oluyor elbette. İsmail bunlardan birkaç tanesine katılıyor ama Şeyma ile hiç ortak arkadaşları yok. Şeyma’nın anti sosyal olmadığını biliyoruz ama bir türlü tam olarak da anlayamıyoruz. Kendi kendine söylenip duran bir yapısı var. Süslü püslü şeyleri çok sevmesine rağmen sadece kot gömlek giyen tipleri andırıyor. İş yerindeki herkes takım elbiseli, kendisi ise spor giyimli. Bu durum sorun oluşturmuyor. İş yeri onu olduğu gibi kabul etmiş adeta. En basit tabiriyle Şeyma ne alkolik ne de kumarbaz. On beş yaşında yaşadığı çelişkilerin aynısını yaşayan biri ve onun aslında aşk falı bakmakta olduğunu sananlar hep yanılıyor. O içine itildiği boş odanın duvarlarında bir ışık ararken, herkes o ışığın kimden yansıdığını sorguluyor sanki. Şeyma bir dönem kendi evinde daha çok vakit geçirecek ama yemek yapmak olsun ama ütü yapmak olsun, evin biricik kızı olacak. O dönemde kendisini arayan arkadaşlarına meydan okuyarak da olsa “size katılamayacağım” mesajı verecek. Bu döneme damgasını vuran olay ise Şeyma’nın İsmail ile birlikte katılacağını sandığı bir partide İsmail’i evli bulması oluyor. Annesi ve babası hariç herkesin mutsuz olduğunu sandığı şu evlilik konusu zaten Şeyma’yı hiç açmıyor. Bütün mutsuz çiftler dertlerini Şeyma’ya anlatıyor ama Şeyma psikolog rolünü iyi oynamaktan yana şikayetçi değil. Ne zaman annesinin değil de kendi arkadaşlarından bir gelse polis “dağılın” demiş gibi dağılan konulardan her birine ise tek tek çok bozuk, onlarla barışacağını sanma yanılgısı var ama asla barışamıyor. En güzel giysilerini, en sevdiği parfümü, en sevdiği oyuncağı İsmail’e saklamış birinin evini talan eden arkadaşları gibi. Onlar sadece eğlence peşindeler ve eğlence kavramının içine sığmayan konular üç günlük işkenceye dönüşmekle kalmıyor Şeyma’ya bütün bir hayatı zehir ediyor artık. Tekrar okula yazılmak konusunda İsmail’le konuşmak istiyor ama bu mümkün olmuyor ne yazık ki. Her lafı boğazına tıkanmış biri olarak bu hüzünlü aşk hikayesinden paçayı kurtaramamasına şaşırmıyoruz elbette. İsmail yanında polis düdüğü yerine bir kız taşır gibi, kız donuk ifadeli ve İsmail’in dünyasına tamamen yabancı ama yüzsüzlük derecesinde olmasa da cesur bir girişkenliği var para konusunda. Para konusunda konuşmaya hakkı olduğunu sanıyor. En kötüsü de Şeyma bütün bunlar için kendini suçlamadan sorunun adını bile koyamıyor: şizofreni! Görünüşte hepsi eğleniyor gibi... ne acı ne de komik. Yıkıcı! 



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6675
2 Firari Fırtına 4679
3 Mustafa Ermişcan 4174
4 Hasan Tabak 3828
5 Nermin Gömleksizoğlu 3435
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3376
7 Uğur Kesim 3249
8 Sibel Kaya 3141
9 Enes Evci 2823
10 Eyyup Akmetin 2648

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:4973 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com