Senaryolar

Şeyma'nın Karakteri 4
Okunma: 58
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Şeyma’ya göre herkes bir şey biliyor ve kendisinin haberi yok. Bir gün çocukken babasının eve piyano ile geleceğini sandığında hissettiği gibi hissediyor. Aslında eve piyano ile gelmesi değil, piyano dersi alması beklenen bir çocuk olamamış asla. Hayatı boyunca gelgitler yaşamış. Resim yaparken çocuk olarak gözyaşlarının damladığı sayfalar yüzünden öğretmen kızacak diye kıyameti koparması da var sonra. Resim yapamamak kendisini ağlatıyor. Öğretmeni çok kaba bir kadın, düşük not aldı diye Şeyma’yı aşağılıyor. İlerleyen yaşlarda İsmail’in hayaliyle uyuyakalmak Şeyma için sıradan bir olaya dönüşmüş. İsmail aşağı, İsmail yukarı. Sırf “az önce İsmail buradaydı” desinler diye gittiğini sanıyor arkadaşının evine. Ismail arkadaşlarıyla satranç oynarken, onun aklından geçtiğini hayal ediyor bazen... satranç tahtasının üstünde yürüyen Şeyma’ymış gibi. İsmail’lerin bahçesinde kukla oynatırlarken mesela, bütün oyunu İsmail’e adapte edip o şekilde dinliyor masalı. Masal bu ya genç adam bahçeden kopardığı elmayı Şeyma’ya verirken ondan beklediğinin de kendisine bir elma vermesi olduğunu söylüyor. Şeyma aynı elmayı İsmail’e geri verdiğinde bir ısırık almış olduğundan kabul etmiyor. Çünkü İsmail de elmayı ısırmış ama elmada o ısırığın izi yok!!! Şeyma evdeki piyanonun başına oturmuş örneğin, notalar Şeyma’nın sesinden “do mi sol mi do” diye okunurken birden bir şarkıya dönüşüyor ve İsmail ile kendisini sahnede buluyor. Bütün bunlar gerçek olacak mı diye düşünürken de üzülmekten kendisini alamıyor. Onu asıl yıpratan bu beklenti. Şeyma her gün eve giderken kullandığı yol üzerinde gördüğü İsmail’i her geçen gün daha fazla yerde görse de, asıl komik olan, mesela Şeyma’nın şemsiyesi mi kayboldu, İsmail yağmurda ıslanıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi evlilik hayali kuramadan daha kızcağız, İsmail’in başka biriyle evlenmesi korkunç oluyor... Şeyma’nın hayallerindeki kadınla İsmail’in evlendiği kadın taban tabana zıt ve bunun zorluğu da Şeyma o güne kadar duyduğu seslerin o kadından kaynaklandığını öğrendiğinde oluyor. Şeyma'ya göre sesi havada iletmenin formülünü bulmuş bu büyücü kadın büyük bir bela. Ayrıca bu kadın yetmezmiş gibi Şeyma’nın arkadaşları da çok üstüne geliyorlar, köylü yaşlı cadılar gibi. Herkese laf anlatılabiliyor ama Şeyma’nın arkadaşları sağır gibi kendisini duymazdan geliyorlar aslında. Şeyma da onlara fazla önem vermediğini sanıyor. İsmail’in karısı olmak dışında bir adı bile olmayan bir kadın evli barklı evinde mutlu ama Şeyma’nın kafasında sürekli ona laf çaktırıyor “bu adam beni değil seni seviyor” gibisinden. O kadar kötü kalpli biri ki Şeyma’yı zina pozisyonuna itiyor. Ayrıca çok sık olarak bütün oyuncuların bir coşkulu şarkı söylediğini görüyoruz. Şeyma bütün renklerin kendi dünyasını kapladığından emin ama onun gözlerini bağlayıp renkleri tahmin etmesini bekleyen cadılar var. Şeyma gerçekten de sağlıklı biri olmasına rağmen ruh sağlığı çok bozuk olduğu için hasta olacak gibi hissediyor. İsmail’den bir çocuğu olamaz, İsmail evli ama ikisinin bir çocuğu var onun da adını hayallerinde İsmail ile birlikte koymuşlar “Berke”. Bunlarla kaderin yönünü değiştirdikleri saplantılı hırs ve intikam arzusundan kurtulamayacakmış gibi çığlık atmak istediğinde aslında çığlığını bastırıyor ama bütün evrende bir çığlık yankılanıyor. Televizyonlarda oynayan karakterler de Şeyma’ya “akıllı ol kızım, unutma sen süper starsın, seni İsmail burada bulur, dikkat et dayak yeme, hayat pahalı” gibi şeyler söyleyerek Şeyma ile iletişime geçiyorlar. Şeyma ayrıca bir TV kanalının kapatılıp, babasının üstüne alınması gibi bir sorumluluk altında korkuyla üzülüyor. Babası öyle bir tip değil, kanalı kapatıp neden kendi üstüne alsın adamcağız? Derken Şeyma’nın iyi biri olup olmadığı sorgulanıyor... acaba sempatik mi, sevecen mi, akıllı mı... İsmail bunları Şeyma’nın arkadaşlarına soruyor ama hepsi de onu karalıyor. Dünyanın en edepsiz kızları Şeyma’yı terbiyesiz olmakla tehdit ediyor. Şeyma neden uygunsuz arkadaşlar edindi diye bir de suçlu çıkıyor. Şeyma için yapılacak bir şey olmadığını söyleyen falcı ise Şeyma’nın annesine “kızınız aşık” diyor!!! Şeyma İsmail’in resim atölyesine uğruyor ve bütün geceyi orada geçirdiği yanılgısına kapılıyor, hayalleri kabusa dönüşüyor. Şeyma gerçek bir şizofren sayılmaz ama sıkı bir aday ne yazık ki. Şeyma kedisinin kendisini anlayan tek canlı olduğunu düşünüyor. Kedisi de Şeyma’ya çok düşkün ve İsmail bu kediyle tanışmadan kedisi ölecek korkusu var. Ölürse acaba yeniden doğar mı diye aralarında şifreler belirlemişler. Sokak çocukları Şeyma’ya bakıp “abla yak bi sigara kendine gelirsin” diyorlar... sanki dalgınlığının nedeni şeytanların kuyusundan cinnet sebebi çıkarmakmış gibi, polis yetişmese asla peşini bırakmayacak hırsızlar var. Bu hırsızlar “biz senin evini soyacağız” diye alenen Şeyma’ya söylüyorlar.  Sürekli kendini anlatan tipler var kimse ortak bir paydada buluşmaya niyetli değil. Evdeki biblo çocuk gibi konuşuyor. Daha neler neler... 



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6675
2 Firari Fırtına 4679
3 Mustafa Ermişcan 4174
4 Hasan Tabak 3828
5 Nermin Gömleksizoğlu 3435
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3376
7 Uğur Kesim 3249
8 Sibel Kaya 3141
9 Enes Evci 2823
10 Eyyup Akmetin 2648

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:5061 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com