Senaryolar

İsmail'İn Karakteri 2
Okunma: 68
Hep de Böy - Mesaj Gönder


Toprak İsmail’in en büyük dostudur. Seven insanın sevildiği yerde, sevilen insanın sevildiği yerde durmasına yarayan toprak... onun ayaklarının yere basma nedenidir. Enerjisini akıttığı bir şeydir, o enerjiyi içine çeken vampirler evrene verip sonra da oradan salıncakla dünyaya inen birini vurmalarını izleyip çok üzülür. Bu tip hayali sahneler çok abartılı olduğu için sadece bir iki kez İsmail’i bulur, onda da Şeyma ölür. Bu topraklar için yapılacak her şeyi yapmaya hazır biri olarak sadece resim yapmaktadır ve bunun ne kadar büyük bir iş olduğunu işler büyümeden önce anladığını sanmaktadır. İşler büyüdükçe aynı gururu taşımak yerine bu büyüyen işlerin altında ezilmek istememektedir. Onun politik olarak uzak durduğu tek bir ideoloji bile yoktur çünkü genel perspektifte içinde bulunduğu hayal dünyasını çevreleyen tek şey o tarz bir yaklaşımdır. Yaşamının tamamını Şeyma’ya adamak isterken sadece onun uzağından geçtiği bir hayal dünyası yarattığına bir türlü inanamaz. Şeyma bir yana dünya bir yana demektedir ama hayallerim bir yana Şeyma bir yana, demekte olduğu sanılmaktadır. Bu da büyük bir çelişki yaratır bu dünya ile İsmail’in arasında. Hırsızların sevdiği kadını tehdit ettiği, terbiyesizliklerin tüm ahlak anlayışını yerle bir ettiği, aile müessesesinin yerine dar görüşlü insanların kısa vadeli planlarının aldığı bir çerçevede ne yapabilir ki? Kendi hayatından anlamaktadır ki Şeyma’nın başı dertte çünkü hayallerinde bu kadar kaba biri yaratmış olamaz Şeyma, bu olsa olsa bu dünyanın fiyaskosu olabilir. Bastığı toprakları tanımayı sever, okumayı sever, araştırmayı sever, düşünmeyi çok sever, kitapları sever ama konsantrosyonunu bozan şeylere tahammülü hiç yoktur. Bazen nasılsa İsmail sorunu görüp çözecek diye tamamen onun inisiyatifine bırakılır sorunlar. Şeyma hayal dünyasındaki bu adamın birazdan bütün duyduğu sesleri yok edeceğine inanmaktadır. İsmail de müsik ve şifa programlarına katılır gerçekten de. Bu her ikisine de iyi gelir ama çevrelerinde bunu anlayan kimse gene yoktur. Hayatın tüm ciddiyetiyle sürdüğü günlerde televizyonunu kapatıp bu ciddiyeti kendi hayatına çekmek isteseydi eğer, bir tatile çıkardı ama arkadaşları tatili sapıtmak ve saptırmak olarak görmekteler ne yazık ki. Bundan nefret etmesi bir yana nefret ettiği şeylerle çevrili olduğundan sakin olmaya çalışmak karakterinin bir parçası olmuş gibi. Birini dövmek isteseydi eğer o kişi mutlaka dayak yerdi... öyle bir hayal dünyası var. İsmail sevgi seli nedir kendisine resimlerinden akan bir enerji hissetmekte ve bunu kimseyle paylaşmadığına inanmaktadır. Arkadaşları ise İsmail’i resim satan zavallı bir çocuk olarak görmektedirler. Bu durum büyük çelişkilere sebebiyet vermektedir. Şeyma’ya kalsa bir çırpıda psikoloğuna İsmail’i anlatacak gibidir ama İsmail kolay açıklanabilecek bir tip değildir. Onu sanatıyla tanımak gerekmektedir. İsmail yemeyi içmeyi gezmeyi sevmesini kendi evinde Şeyma ile kutlamak istemektedir ama o bir dilim ekmek kendilerine zehir edilmektedir. Hayatta umudunu hiç yitirmemekle, henüz kazanmış olmak arasındaki büyük savaşta kaybedilen her şeyden kendisini sorumlu hissetmektedir. Bazı kendini bilmez tiplerin İsmail’i Şeyma’nın hayal dünyasını bozmakla suçlaması için resimlerini suçlaması gerekmiş, resimleri suçlanınca da ortalık karışmış... çünkü Şeyma’nın hayal dünyasında zaten bir tek İsmail varmış ama ismail’in resimlerinde bir tek Şeyma yokmuş -gibi bir yalanı sonsuza kadar anlatmak isteyen bir sapıkla evlenmesini kendisine açıklayamadığı gibi dünyaya da açıklayamamaktadır. Bu açıklanamaz durum karşısında dünyaya rezil olacaklar sıraya dizilip resim sergisini gezerler ama Şeyma onların arasında değildir. İsmail’e göre Şeyma dokunulmaz bir yerdedir. Sadece kendisinin dokunup ulaşabileceği bir yerdedir. Ismail'e göre hayalleri bir ideolojiden daha kutsal bir mevkidedir. Bunları anlamayan binlerce insanı hayatına çekmiş olmaktan büyük bir suçluluk duyar ve “bu resimleri insanlara açarak buna ben sebebiyet verdim”, “anlamadıkları bir dünyaya hakaretler yağdıran şu insanlara da bak” demektedir. İnsanlar gerçekte hakaret etmemektedirler ama Şeyma’nın hayallerine ve İsmail’in resimlerine hakaret sayılmaktadır görüşleri. Temelde “dokunulmazlık prensibinde” uzlaşılamamış gibi görünmektedir.  



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6675
2 Firari Fırtına 4679
3 Mustafa Ermişcan 4174
4 Hasan Tabak 3828
5 Nermin Gömleksizoğlu 3435
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3376
7 Uğur Kesim 3249
8 Sibel Kaya 3141
9 Enes Evci 2823
10 Eyyup Akmetin 2648

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:5042 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com