Senaryolar

İsmail'in Karakteri 6
Okunma: 82
Hep de Böy - Mesaj Gönder


İsmail de hamburger yemeyi seviyor ama kendisini hamburgerci olarak görmelerinden hoşlanmıyor. Sevdiği şeyler arasında kesinlikle rahat ettiği ve herkes için anlamsız, giysileri var. Giysilerini parçalayan bir hayran kitlesi düşünemiyor elbette ama önemli olan bu da değil, bir ressam olarak neden iletişime kapalı olduğu sorusu çok çok önemli! Resim yaparken atölyeyi kilitlemesinde bunun rolü var mı? Şeyma aslında o küçük kadınları mı kıskanıyor? Bunu onlarca Türk filminden ayıran ne? İsmail’in giysileri kendisine uygun sanat anlayışını temsil etmekle birlikte, spor, salaş giyimiyle sergideki tek tip oluşu yine kendisini Şeyma ile aynı pozisyonda bulmasına neden oluyor (Şeyma da iş yerinde spor giyinen tek aykırı tipti ve herkes onu öyle kabul etmekteydi) gibi... Bir gün bütün giysilerinin resmini yapıyor ve giysilerini bir yerlere satıyor. Onları ressam İsmail’in diye daha yüksek fiyata aldıklarından parayı da sevdiği bir çocukla kırışıyor. İsmail Şeyma’nın iş yerine gitmeyi neden çok seviyor? Ailesinin reklam ajansına gitmesi neden o kadar çok vaktini almış ki? İsmail’e kalsa en küçük bir şey ifade etmeyen objeler neden gerçek dünyada çok önemliler? Biraz daha kafa yormak gerekirse şu hayatta İsmail’in sevdiği ne olabilir? Şeyma tam o sırada saçlarını keser ve bir daha da uzatmaz mesela. İsmail için internetteki karakterleri çok önemli, onları konuşturmayı seviyor ve herkesi de kandırmış. Ismail hayatta hiçbir derdi olmayan biri gibi davransın isteyenlerin canını sıkıyor bu durum! Keşke İsmail’in özgürlüğünü tanıyabilen tipler olsa etrafında ama yok. Herkes onu mekanikleştirmiş ve bir çıkmaz sokakta terk etmişler, terk edildiğinde de yanında bir cadı varmış, işte buna tesadüf demişler, o tesadüfe tapmışlar. Tesadüfe tapanlar ise İsmail’in atölyesinin yanında bir felsefe okulu kurmuşlar, açmışlar bile. Onların ne istediğini anlayabilen yok ve olan bitenden inanılmaz şikayetçi olan İsmail “acaba Şeyma da o kursa yazılır mı” diye düşünmüş olmaktan aşırı pişman artık. O kurs İsmail’in başına yıkılacak, öyle tiplerle dolu: ukala ve de robot gibi iyi kötü nedir düşünmeden yapan aptallar. Bunu da felsefe sanıyorlar ne yazık ki. Bu kadar kötü olması bir yana hayatın anlamını çözemeyen biri olarak değil, anlayan biri olarak felsefeyle ilgilenmek istemektedir ve Şeyma orada olmadığı için memnundur. Bir kişi bile olmasa da olur hayatında. Şeyma'yı nereye çağıracak, onunla nası arkadaşlık kuracaktır? Internetteki ikili yazışıyorlar yani İsmail onları konuşturuyor:

Hey baksana, sence bugün nerede takılalım?

En sevdiğim yerde tabii ki...

Ah yapma, bana en sevdiğim yer iş yerim deme, n’olur

En azından kaloriferi yanıyor. Senin iş yerin ne sanki... sen kendine bak!

Benim en sevdiğim yer mi ne?

Yer mi ne?



Bu tarz bir konuşma iki kişi arasında geçti sanan herkes için İsmail bir bilinmez, tam bir muamma. Peki ama İsmail bu kadar seviyorsa Şeyma’yı, Şeyma niye ağlıyor? İsmail neden haddinden fazla sade bir yaşam sürüyor? Şeyma neden yalnızlık çekiyor? İsmail neden yalnız? Bunları anlamak için ressam olmak şart mı yani? Bütün bunlar ikisinin de tanımadığı bir seyirci için ne demek? Bilmek zorundalar mı? Merak ediyorlar...   



Hep de Böy



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6675
2 Firari Fırtına 4679
3 Mustafa Ermişcan 4174
4 Hasan Tabak 3828
5 Nermin Gömleksizoğlu 3435
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3376
7 Uğur Kesim 3249
8 Sibel Kaya 3141
9 Enes Evci 2823
10 Eyyup Akmetin 2648

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:5010 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com