Denemeler

BOŞ
Okunma: 30
Oğuz Tepe - Mesaj Gönder


Dokuz köyden kovulmuş olduğumdan beri, onuncu köyde yaşarım. Güne doğru bildiklerim ile başlarım. Ki o doğrular, nefesim gibidirler. Onlarla hayat bulurum. Onuncu köyde yaşarım. Sen dokuz köyde dokuz doğurup durursun...
 
Boş muhabbeti severim. Hafiftir. Neticede Hatice ile tanışmış olunmaz. Boş boş konuşulur. Boş işte. İade etmeye kalkmış olsan beş para etmez. Ama uzay boşluğu hissi verir. Cümleler çekimsiz olduğundan kelimeler gibi boşluğa savrulur dururuz.
 
Boş boş konuşurken, kimse kelimeleri üzerlerine almaz. Kimse havadan nem kapma şekline bürünmüş olmaz. Kimse oturduğu yerde, sıkıntılı, tedirgin, ikide bir kaba yerleri rahat etsin diye havalanıp durmazlar. Boşu boşuna boş boş durulur.
 
Kazara birisi dolu laflar etse bile "Boş versene" uyarısıyla kendisine geliverir. Boş muhabbet anında zaman ile de derdin olmaz. "Yahu bitse de gitsek." ya da " Lan eve giderken ne alacaktım?" cinsinden konulara kafa yorulmaz.
 
Boş muhabbetler de sanki hamamda göbek taşının üstünde yatar gibi olursun. Veya güneşin tam çılgın olduğu anda kumsalda uzanmış hissine kapılır kalırsın. O nedenle gömleğin varsa bir düğme daha açarsın. Uzun kollu giysisinin kollarını bilek üstüne sıvar rahat edersin.
 
Boş boş konuşulur iken Meksika'da isen siesta bile yaparsın. Kimse siesta yapıyorsun diye alınmaz. Siesta yaparken arada kıpraşır, şapkanı düzeltir. "Ha öyle mi?" falan diye mırıldanır siestaya devam edersin. Bunlar boş muhabbetin sıradan halleridir.
 
Boş muhabbetler de cümle kurmayı bir yana bırak, hükümet bile kurma ya da hükümeti kurtarma derdin olmaz. Yok oradan öyle yok buradan böyle olursa, şöyle olur mu? Sorunsalı ile boğuşma eylemi yaşanmaz. Ekonomi bile tırıs gelir tırıs gider. Boş muhabbet işte...
 
Boş muhabbet, en kral muhabbet cinsidir. Konuşanların kelimeleri boşluğa düşerken, o krallığın etkisiyle iki dakika aslan kral bile olursun. O kelimeleri yer yutar hale gelirsin. O denli etkilidir.
 
Boş muhabbetin tadına doyum olmaz. Bir yandan kralsın bir yandan da ziyafet sofrası bile kurar durursun. En kralından bir saray soytarısı gelir, bir yandan da kahkalar atar durursun. Soytarı aslında evinden kovulmuştur ama sana belli etmez. İçi cız etse sana cızbız köfte gelir.
 
Boş muhabbet böyledir. Kafan rahattır. Boş muhabbet yapınca fazladan gereksiz birileri gelip senin keyfini kaçırmaz. Yırtık dondan çıkar gibi ikide bir görüntü kirliliği yapan olmaz. Mis gibidir. Hatta "Ne içtin de bize de söyle" cinsinden silindirik sözler edene gülüp geçersin.
 
Baktın boş muhabbet ederken, silindirik sözler eden canını çok sıkıyor, hemen açarsın müziğin sesini kafana göre takılır durursun. Boş muhabbetler de müzikte inceden çalar durur. Çaldığı içinde yüzünde gülücükler saçılır.
 
Sonra bir bakarsın çaldıkça ortam coşar hale geliyor, daha bir keyifli olursun. Çaldıkça çalarsın. Çaldığın zaman boş muhabbetine salça olanlar çıkar. Tınlamazsın. Bilirsin ki boş muhabbete salça olunmaz. Ha baktın çok yılışıklar kıyısından ucundan muhabbete ortak edersin.
 
Boş muhabbete yılışık halleriyle katılanlara nasıl çaldığını hemen öğretmenin faydası olmaz. Mazallah süpanallah bir bakmışsın senden iyi çalar hale gelmişler. Ortamını bozmuş olursun. O yüzden yavaş yavaş çalmasını öğretmen gerekir.
 
O oradan boş muhabbetin ortasında zart diye çıkar sorar. "Çalmayı ne kadar zamanda öğrendin?" Ona hemen "Bir dakika" falan dersin ki haddini bilsin. Ondan sonra boş boş çalmanın inceliklerini öğretirsin.
 
Çalarken ayarı nasıl yapacağını öğretirken, boş muhabbetler esnasında sadece saat 17.00 ile 24.00 arasında çalabileceğini bunun şart olduğunu anlatırsın. Bu saatler dışında da çalabileceğini ama çalarken sadece kendini mutlu edecek miktarda olmasını tembih edersin.
 
Sonra çalarken kendisine bir stil ayarlaması gerektiğini anlatırsın. Mesela aksesuarın önemli olduğundan bahis edersin. Çünkü boş muhabbet olduğundan oradakiler ister istemez bu tür konuya takılırlar. O nedenle hemen koluna saat takmasını öğretirsin.
 
Kolunda saat olduktan sonra çalarken başka konuya dikkat etmezler. Baktın kolunda ki saatte gözleri kaldı. Hemen kendisinin olmadığını amcaoğlu na ait olduğunu hatta onunda İran'lı olduğunu tembihlersin. Yani o gelmiş işte onda görmüş çok beğenmişsin falan filan...
 
Boş muhabbetin en güzel yanı çalmaktır. Çalmayı öğretmektir. Çünkü herkes müzik çalamaz. Yani radyodan bile çalarken, seçmiş olduğun kanal bile önem taşır. Hani şu kanalı değil ki bu onu da çalmış olasın. He direk çalamazsın da hani bağlantı köprü tarzında bir şeyle çalarsın.
 
 
Çalarken bir an gelir, birisi "Eyyy boş muhabbetler bunlar boooş" diye efkarlı halde bağırır ise yeni çalan boş muhabbetçiye korkulacak bir şey olmadığını tembihlersin. Eğer bunu tembih etmez isen çalan soluğu yurt dışında alır. Boşu boşuna Gürcistan'a ya da daha uzağa kaçar.
 
Boş muhabbetin en zor deneyelim de biraz can sıkan muhabbeti bu çalma konusudur. Yoksa boş muhabbet fazla kafa yormaz. Kafa yorsa zaten her boş muhabbetçinin diploması muhabbet anında yanında olurdu...
 
 
Boş muhabbet iyidir iyi.
 
Oğuz Tepe 13/01/2022 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



Oğuz Tepe



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6696
2 Firari Fırtına 4695
3 Mustafa Ermişcan 4191
4 Hasan Tabak 3845
5 Nermin Gömleksizoğlu 3451
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3394
7 Uğur Kesim 3264
8 Sibel Kaya 3158
9 Eyyup Akmetin 2848
10 Enes Evci 2840

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:348 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com