Hikayeler

FASULYE
Okunma: 2174
.. .. - Mesaj Gönder


 
 
       Eşek bile, düştüğü bir çukura bir daha düşmezmiş. Ama bu eşek kafalı adam tam üç kez düştü aynı çukura…
      Bana Fason Hüseyin derler. Gerçek adım Hasan Hüseyin tabii ama pazarcı esnafı bu ismi layık gördü bana. O kadar benimsemişim ki bu adı, Hasan diyene dönüp bakmaz oldum artık.
      Tam kırkbeş yıldır zerzevatçılık yaparım. Eskiden tatlı bir işti ama şu devasa alışveriş merkezleri bizim mesleği de gömdü. Koskoca bilmem ne centerlar, sebze meyveyi bir garip Fason Hüseyin’den alacak değiller ya. Amacımız para kazanma değil, günü kurtarma oldu artık. Önceleri böyle miydi ya? Adımıza zengin denmese bile hatırı sayılır bir gelirimiz vardı. 93’te, benim emektar AS 900’ü sıfır aldığım sene piyasada ahı gitmiş vahı kalmış BMC’ler dolaşıyordu. Sene 2011 oldu, ben hâlâ o 93 AS 900’ü kullanıyorum. Şimdi yağına mazotuna güç yetiremez oldum. Ahı gitti de, vahı bile kalmadı.
      Bu zerzevat işi benim bildiğim gibi değil artık; sebze halleri İMKB’ye döndü. Ispanak, sabah bakıyorsunuz yerlerde; öğleye doğru tavan yapmış… Bizim altmış beşlik kafa sulandı artık; kafam basmıyor bu işlere. Bassaydı aynı tongaya üç kez düşer miydim?
      Üç yıl önce soğan, o bildiğiniz, yanında domates olmasa, ekmeğe bile katık olmaz soğan öyle kıymetlendi öyle kıymetlendi ki… Ortada soğan yok. Herkes piyasada ne kadar soğan varsa stok yapmış. Manavlar da kilosu 4 liradan satıldığını bilirim; bu gözler görmese inanmazdım billahi! 4 lira ya 4 lira; Kivi 3, muz 2,5, soğan 4 lira! Millet yemeğe salataya kivi, muz koyacaktı neredeyse. O sene benim de soğandan bayağı yüzüm güldü ilk başta. Elime geçen parayla bir tarla sahibinden, gelecek hasadın hepsini kabala satın aldım. Yarı yarıya ucuza kapattım mahsulü. Hasat zamanı gelip de soğanlar çapalanmaya başlayınca aldım kara haberi. Piyasada benim gibi uyanıklar o kadar fazlaymış ki, o mevsim soğan bolluğu olacakmış. Öyle de oldu. Normal zamanlarda kilosu 75 kuruş, hadi bilemedin 1 lira olan soğan 25-30 kuruşa düştü. Mahsulün üçte birini ancak satabildim. Gerisi olduğu gibi çürüdü. Marul olsa, inek sahiplerine verirsin ot fiyatına da, soğan bu; hayvan yiyemez, yerse de sütü acır. Bir kamyon malı olduğu gibi dereye döktüm. Verdiğim paraya mı, çöpe giden soğanlara mı yanayım şaşırdım.
      Önceki yılın sürpriziyse domateste yaşandı. 50 kuruşa satılan domates 3-4 lirayı gördü. Vatandaş taneyle almaya başladı; lokantalar dönerin yanına domates koyamaz oldu, koyanlar da öyle ince kesiyordu ki dilimin arkasını görebilirdiniz. Domates deyip geçmeyin; nasıl benzinin fiyatı yükselince çoğu şeyin fiyatı yükseliyor, bunda da öyle oldu. Salça iki katına fırladı; turşusu, konservesi ateş pahasıydı, domatesli yemeklere güç yetmez oldu. Ee, salçasız yemek olur mu? Ne yapsın vatandaş; kuzu kuzu aldı pahalı da olsa. Ben de bir daha şansımı deneyeyim dedim. Ama bu kez erken almadım, yeni mahsulü bekledim. Toptancı yemin billâh etti domates kıtlığı olacak diye; güvendim; bir kamyon aldım. Ama domates kıtlığı değil, bereketi oldu maşallah. O mis kokulu, lekesiz tarla domateslerini 15 kuruştan verdik.
      Ağzım tekrar yanınca, piyasaya gözümü kulağımı kapadım. Baktım, fiyatı sabit, ne uçan ne düşen hangi sebze var; ona yatırım yapayım dedim. Buldum da; fasulye...
      Bir çiftçiyle yine kabalaya el sıkıştım. Ama bu kez yaş tahtaya basar mıyım; parayı, fasulyeler tanelenmeye başlayınca bastırdım. Biraz daha büyüse fiyat yükselecek. Amma, kör talih yakamı bırakmadı yine. Vermeyince Mabud, neylesin Mahmut? Fason Hüseyin, daha fasulyeler dalındayken şapa oturdu bu sefer. Hale yanığı denen bir hastalık peydah oldu mahsulde. Fasulyelerin yaprağında, kabuklarında böyle sigara yanığına benzer kara kara lekeler türedi. Öyle lanet bir hastalıkmış ki, o fasulyeden tohum bile olmazmış; ekilen tarla, hastalık kapar, öteki mahsule de bulaştırırmış.
      İlçe ilçe gezdim de, bedavaya bile alıcısı çıkmadı bizim fasulyelerin. Tepem attı, kamyonu sürdüm doğru çöplüğe; tam küfeleri dökecektim ki bir adam seslendi arkamdan. Fasulyeleri istermiş; çöpe dökeceğine bana ver dedi. Ne iş yapar, hastalıklı fasulyeler ne işine yarar sormadım bile. Gitti; az sonra bir kamyonetle geldi, yanında da yedi sekiz tane adam. 1 ton malı yarım saatten az sürede kamyonete yüklediler. Hayrını gör, deyip gitmeye hazırlanıyordum ki adam yapıştı kolumdan. “Borcumuz,” dedi. Ne borcu hemşerim, zaten çöpe dökecektim desem de, "Bari bir siftah parası atayım," diye ısrar etti. Elini cebine daldırdı, ne varsa bıraktı avucuma. 5 tane 1 lira…
      1 ton malı 5 liraya satmak bende bazı tuhaflıklar meydana getirdi. Aklıma geldikçe kendi kendime gülüyordum. Adım Fason Hüseyin’den çıkıp, Kaçık Hüseyin’e dönüşüverecekti nerdeyse.
      Aradan üç beş hafta geçti. Şehirlerarası mal götürdüğüm günlerden birinde, karnımın gurultusuna uyarak bir kamyoncu lokantasına çektim bizim kırmızı emektarı. Bir tabldot söyledim; sulu yemek + pilav + cacık. Yemekte ne vardı tahmin edin. Taze fasulye… Fasulyeyi görünce aklıma bizim fasulyeler geldi; yine kendi kendime gülmeye başladım. Lokantadakiler tuhaf tuhaf bana bakıyorlardı. Garsonlar da tedirgin oldular; bu adam deli mi diye düşündüler herhalde.
      Güle güle yedim yemeğimi; hesabı isteyip masadan kalktım. 5 lira... Kasaya gittim; 5 lirayı cam tabağın içine bıraktım; tam da bir kürdanı dudaklarımın arasına koyup çıkmaya hazırlanıyordum ki birisi seslendi arkamdan. “Abi, kolonya?” Arkamı döndüm, yüzü bana çok tanıdık geldi. Adamla bir süre birbirimizi süzdük. Onu tanır tanımaz istemeden gülmeye başladım yine. Ama bu kez kahkahalar atıyor, gülmekten yerlere yatıyordum. Müşteriler ayaklandı, garsonlar beni apar topar dışarı çıkarıp açık havadaki sandalyelerden birine oturttular. Ben hâlâ kasadaki adamı gösterip gösterip gülüyordum. Kasadaki adam… Lokantanın sahibi… Benim fasulyeleri 5 liraya sattığım adam!
      Ona tonunu beş liraya sattığım fasulyenin, tabağını beş liraya yedirdi bana! İyi mi?



.. ..



Yorumlar (7)
EROL BİTİREN 29.7.2011 14:22
Hoş bir hikaye olmuş,senin anlatımınla ziyadesiyle de güzelleşmiş,eline sağlık Mustafa arkadaşım

.. .. 29.7.2011 14:28
Teşekkür ederim Erol. Bol sebzeli bir hikaye oldu.

A'Gül ... 29.7.2011 14:54

Yaz günü iyi geldi bu fasulye.Biraz pahalı ama,olsun:)Yine güldürdün beni,Mustafa.

.. .. 29.7.2011 15:05
Taze fasulye + pilav + cacık 5 liraya pahalı mı hocam? Daha ne yapsın bu lokantacılar?

Gülmenize çok sevindim hocam.

A'Gül ... 29.7.2011 15:06
Ucuz mu,pahalı mı sor bakalım Fason Hüseyin'e ?:)

.. .. 29.7.2011 15:40
Evet, onun için bayağı tuzlu bir fasulye olmuş. :)

DeRyA ARIKOĞLU 1.9.2011 18:15
mustafa amca çokk güzell yazmışsınnn


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6172
2 Firari Fırtına 4240
3 Mustafa Ermişcan 3443
4 Hasan Tabak 3316
5 Nermin Gömleksizoğlu 3015
6 Uğur Kesim 2914
7 Sibel Kaya 2742
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2480
9 Enes Evci 2441
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:722 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com