Romanlar

Kayra - Ölüm de konuşabilir (1. Bölüm)
Okunma: 1148
Kerey Kan - Mesaj Gönder


‘’Kurtulmak istediğim hastalıklı tutkularım
var… Bu isteğime rağmenkurtulamayacağım… Biliyorum. Bu yüzden lanetler okudum yüzyıllardır
hislerimi kaybettiğim ana, ama anlıyorum ki hiçbir lanet onları geri getirmeye
yetmeyecek. Soğuk bakışlarım cezp ederken insanları, onları vahşete davet
edişimi anlamayacaklar. Kimse içimdeki çağrıların ve iğrençlik sınırlarını aşan
lanetin büyüklüğünden haberdar değil ve hiç kimse solgun tenimin kavrulma
isteğini bilmemekte. Yine de, tüm bunların yanında bazı mükemmelliklerin
–yitirilmemiş şeylerin- bilincindeyim. Belki de hala daha kendimi kandırmakla
görevliyim. Ancak beynimin puslu bir tarafı bunu redderken, diğer tarafım ise
ayaz soğukluğundaki yalnızlığımla bunu kabullenmekte –düşsel oyunlarda olduğumu
bildiğim halde. Şimdi yeni bir geceye bakıyorum, ölü bir bedene doldururken
suskunluğumu. Durduğum noktandan tüm dünyayı duyabiliyor, tüm insanlığı
hissedebiliyorum. Tüm hissettiklerim dehşet dolu geçmişimden ağır bir miras.
Asırlardır gecenin sonunu izliyorum ve yeniden bir gecenin sonuna yaklaşırken
en sevdiğim şey gerçekleşiyor; gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın an ve
ölümü ilk kez tatmamış bir bedenin sahipliğinde tekrar bir kavuşma arzusuyla
merhaba demeye hazırlanıyorum gün ışığına…’’
Kasvet
içindeydi mektubu okuyup bitirdiğinde, kalp atışlarındaki artış göğüs kafesini
yarabilecek kadar güçlü ve hızlıydı. Bir nehir akıntısı şiddetindeydi damarlarındaki
kanı. Akıntı şiddetlendikçe bedenindeki titreme artmakta, nefes alış verişleri
dengesizleşmekteydi. Şaşkınlıkla harmanlanmış sinileri iyice gerilmiş ve bu
gerginlikle birlikte vücut ısısı artmıştı. Terliyordu. Avuç içleri, yağmur
damlalarıyla buluşmuştu sanki. Titrek, ıslak ellerini kasarak avuçlarını
kapamaya başladı. Mektup, yumruk haline getirdiği elindeydi. Yumruğunun
içindeki mektup buruşturmuş, odanın içinde durduğu noktandan uzağa fırlattı.
Dizleri boşalmıştı san ki, kuru bir yaprağın dalından kopup havada süzülüşüydü
diz çöküşü. Kendini kollarıyla sarmalamış bir şekilde, boynunu hafifçe bükerek
dizlerine doğru kapaklandı. Beline kadar uzun, dalgalı, kestane rengi saçları
yüzünü saklıyordu. Hıçkırık sesleri tüm odanın içinde yankılanmakta, gözyaşları
ahşap yüzeyi ıslatmaktaydı.
‘’Hayır!
Hayır!’’ diye bağırdığında hıçkırıklarındaki saklı kelimeler ortaya çıkmaya
başlamıştı. Suskuluğunu bozmuş, şaşkınlığını üzerinden atamamış bir halde
kapaklandığı dizlerinden gövdesini kaldırarak dizlerinin üstüne çökük vaziyete
geldi. Gözyaşlarının bulanıklaştırdığı gözleri donuk bir hal almıştı. Halen
daha vücuduna sarılıydı kolları, ileri geri sallandırarak kendini yoğun duygu
karmaşası içinde mektuba doğru bakıyordu. ‘’Sen… Sen olamazsın… Sen… Sen
değilsin…’’ diye inkarcı bir tavırla ayaklandı. Yıllarca uykularına kan kusan
rüyalarındaki mektubun sahibiyle aynı kişiydi, ama bu rüyaların görmesi
sağlayan kişinin o olduğunu bilmemekteydi...



Kerey Kan



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6450
2 Firari Fırtına 4495
3 Mustafa Ermişcan 3960
4 Hasan Tabak 3621
5 Nermin Gömleksizoğlu 3251
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3116
7 Uğur Kesim 3097
8 Sibel Kaya 2960
9 Enes Evci 2663
10 Turgut Çakır 2339

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:553 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com