Romanlar

TUTKU +18 roman. Bölüm 3.
Okunma: 70
Reyhan Danış - Mesaj Gönder


TUTKU bölüm 3. 
Uyarı: Yetişkin içerik. +18
ÖZGÜR.
Kızın adını duymamla birlikte irkildim, gözlerimi kızın gözlerinden çektim. Kahvemi aldım solumda duran sehpaya koyarken, Cemre, köy ağasına cevap verdi.
Cemre:" Afiyet olsun Aykut amca ben sadece servis kısmını üstlendim. Kahveleri bileği sakat olduğu halde Ela kendi elleri ile yaptı" derken sağımdaki koltuğa oturdu.
Aykut:" Peki Ela nerde" dedi.
Ozan ve ben ne olduğunu anlamadığımız sorgulayıcı, bakışlarımızı buluşturduk. Ne yani bu kız benim nişanlım değil mi? Nişanlımın adını da bilmediğim gerçeği sert bir şekilde yüzüme çarptı. Merak edip hiç sormamıştım, söyledilerse de ben umursamadım. Peki bu kız benim nişanlım değilse, kim, köy ağasına amca dedi, nişanlımın kuzeni mi? Ben düşüncelerimde boğulurken, Cemre, köy ağasına cevap verdi.
Cemre:" Ela, birazdan gelir" dedi.
Kahvemden bir yudum alırken kapı yeniden açıldı ve koyu kahve rengi hafif dalgalı saçları, siyah kısa elbiseli açık tenli, hafif sert yüz hatlarına sahip, dolgun dudaklı, uzun boylu, ince ve narin vücudu olan, çekingen ve yere bakan gözleri ile yavaş ve utangaç adımları ile kız içeri girdi. Köy ağasının eşi ayağa kalktı ve kızın koluna girdi. Sanırım beklenen kişi geldi.
" Kızımız baya bir çekingen ve utangaç, lütfen anlayış gösterin damat bey" diye bana baktı ve gülümsediği sırada kızın yüzünün kızardığını gördüm. Köy ağası ile birlikte herkes ayağa kalktı ve beni yanına çağırdı.
Evet, sanırım parmağıma az sonra kelepçe takılacak. Ayağa kalktım ve kızın karşısına geçtim.
Aykut:" Özgür oğlum, babanın dediğine göre bugüne kadar işlerinin yoğunluğundan bize gelme fırsatın olmadı. Bu yüzden de Ela ile nişan akşamınız tanışmak durumunda kaldın. Nişanlanacağın kız bu tanış, Ela bizim tek kıymetlimiz canımızdır. Ela bu kişi de eşin olacak kişi Özgür" dedi.
" Yalan gelmek istemediğim için gelmedim" dememek için dişimi sıktım. Karşımdaki kıza bakarken sinirlerim daha da gerildi. Oradan çekip gitme isteğimle içimde savaşıyordum.
Bakışlarını yerden ayırmayıp, utangaç ve titrek sesi ile "Tanıştığıma sevindim" dedi. Ben de aynı şekilde karşılık verdim ve sessizlik çöktü kalabalık ortama.
" O zaman nişanı yapalım çok heyecanlıyız" dedi Ozan sessizliği ve gergin havayı dağıtmak amacıyla, ben de bir an önce bitsin bu işkence istiyordum. Gümüş tepside nişan yüzüklerini getirdi Cemre.
Cemre:" Bence de, yüzükler geldi, biricik arkadaşımın nişan gününde yanında olmaktan gurur duyuyorum. Haydi takın yüzükleri de yoksa Ela'nın kalbine inecek. Baksanıza çok heyecanlı, heyecandan titremeye başladı" demesi beynimi karıncalandırdı aniden içimi öfke sardı.
Herkes güldü, benden bir hareket görmeyince, babam sert ses tonu ile bana seslendi, kızgın bakışları ile tepsideki yüzüğü işaret etti. Gerginliğimi ve sinirimi kontrol etmek için duygularıma baskı yaparken, yüzüğe elimi uzattığım an Cemre ile göz göze geldik. Gözleri dolmuştu ve elleri titriyordu. Onu görmezden geldim ve yüzüğü aldım kızın elini uzatmasını beklerken içime sıkıntı çöktü. O elini uzatmayınca annesi aldı ve sol bileği bandajlı, heyecandan titreyen elini uzattı. Yüzüğü hızlıca taktım ince parmağına. Sıra ondaydı ona fırsat vermeden yüzüğü aldım ve kendim taktım. Herkesin şok bakışı üzerimdeyken yine durumu kurtarmak için Ozan konuştu.
Ozan:" Özgür kardeşim biliyoruz bu günü sabırsızlıkla beklediğini. Keşke kıza fırsat verseydin o taksaydı" diye güldü ortam az yumuşadı.
"Çok çekingen" dedim geçiştirdim.
Sanırım işkence bitti. Herkes tebrik etti ve yerlerimizi aldık oturduk. Nişanlım da sağ taraftaki koltuğa annesinin yanına oturdu ve bakışları hala yerdeydi. Elbisenin kısa oluşundan oldukça rahatsız idi çünkü eteğini aşağı çekiştirip duruyordu. Ayağında siyah ince topuklu ayakkabısına kaydı gözlerim ve tanıdık geldi. Bu sabah Cemrenin elindeki ayakkabıydı, anlaşılan köylü güzelini şehir kızına çeviren, baştan aşağı şık hazırlayan Cemreydi. Çekingenliği ve utangaç davranışı sinirlerimi bozuyordu, onu karım olarak düşünmek beni öfkelendiriyordu. Onunla aynı evde yaşayacağıma hala inanamıyordum. Saat geç olmuştu Ozan ve ben yorgunduk, gözlerim kapanıyordu artık yorgunluktan. Bunu köy ağası fark etmiş olmalı. Ozan ve benim yorgun olduğumuzu söyledi ve gidip dinlenmemiz için odamıza kadar eşlik etmesi için personele seslendi. Salondan çıktık, koridorun sonundaki merdivene doğru yürüdük, merdiveni çıkınca hemen sağda bir oda vardı. Sola doğru giden koridor ve üç oda vardı. Koridorun sonundaki tam karşıdaki odayı Ozan'a, yanındaki sol odayı da bana işaret etti personel iyi geceler dileyip ayrıldı. Ozan ve ben odalarımıza dağıldık. Şu anda tek düşündüğüm ve tek istediğim duş alıp uyumak. Soğuk duş sonrası yatağımın ayak ucundaki sandık üzerinde garip pijama takımı vardı. Boş ver şimdi onu kim giyer, boxer ile yatağa uzandım ve abajurun ışığını kapatacak kadar gücüm olmadığı için, gözlerimi kapattım. Uykuya dalmışım, üzerimde bir ağırlık ve sıcaklığı hissetmemle zar zor gözlerimi açtım. Karşımda gördüğüm kişi ile şok oldum. Cemre! Üzerinde kırmızı saten sabahlık vardı. Gördüğüm kadarıyla başka da bir şey giymemişti.
UYARI: SEVİŞEM BAŞLADI.
Üzerime çıkmıştı ve çıplak alt bölgesi karın kaslarımı sıcaklığı ile germişti.
"Cemre, ne yapıyorsun?" diye üzerimden atmak amacıyla elimi beline doğru götürdüğüm sırada, hızlı davrandı ve sabahlığının bağını çözüp yere attı. Saçları topuz yapılmış, üzerini çıkarmasıyla dolgun ve dik göğüslerini gözlerimin önüne serdi.
Ellerim çıplak bedeni ile buluştu, çok ateşliydi yanıyordu. Hafif hareket edip, karın kaslarımda ileri, geri kendini sürtüyordu. İçim alev aldı, kendimi kontrol etmek için her ne kadar içimde savaşsam da, bu mümkün olmuyordu. Mantığım susmuyordu, aklım bunun bir hata olduğu konusunda beni uyarıyordu. Beynim ise yerini şehvete ve azgınlığıma bıraktı. Kontrol yok oldu, beynimin ışıkları söndü ve içimde Cemrenin yaktığı ateşin ışığı vardı. Durması konusunda uyardım son gücümü toplamalıyım. Bunu durdurmaya çalışmamla, üzerime uzandı ve dudaklarıma ıslak dudaklarını bastırdı. Hissettiğim her şey yok oldu gözlerim Cemreye olan açlığımla karanlığa büründü. Beni, kara delik gibi içine çekmesi ve kontrolümü kaybetmemi sağlaması huzursuz etse de, şu anda bunu düşünecek durumda değilim.
Dudaklarımdan ayrılıp, boynuma doğru yöneldi, boynumun bitiminden kulağıma doğru yaladı ve kulak mememi hafiften ısırdığı sırada içim gıdıklandı ve bedenim titredi istemsizce hırladım. Kontrolü tamamen ona bıraktım. Elleri bedenimde gezinirken tekrar dudaklarıma yapıştı, bir kaç ısırık attığı sırada kadınlığını, erkekliğime sürtüyordu. Islaklığı boxerimi ıslattı ve sıcaklığını hissediyordum. Tamamen teslim olduğumdan emin olunca.
"Bu sabah yarım kalan işimiz vardı" diye aşağı doğru karın kaslarıma öpücükler ekerek indi. Boxerimin içine elini soktuğu sırada irkildim. Şimşek çakmış gibi bedenim elektriklendi.
" Dur, durmamız lazım Cemre..." kısık sesle konuştuğum sırada sıcaklık hissettim, ağzına almıştı. Artık istesem de duramazdım, durmak için çok geç kalmıştım. Kontrol bende değildi. Ağzının sıcaklığı ve dil atıp, emmesi beni deli ediyordu. Dayanamayıp topuz yaptığı saçını kavradım ve sıkı tutup bastırdım, ani çıkış ile tek hamlede Cemreyi altıma aldım. Dudaklarına, dudaklarımı bastırmamla titrek inlemesi bedenimin gerilmesine sebep oldu. Yarım kalan işimizi yarım kaldığı yerden bitirmek ve bu durumdan çabuk kurtulmak için aynı pozisyona geçtim. Sol elimle beline, sağ elimle de sırtına sarılıp, kalçasını ve omzunu sıkı tuttum. Bu sefer tadını çıkarmak adına daha yavaş giriş yaptım. Cemrenin boynuna kafamı gömdüğüm gibi, giriş çıkışlarımın hızını arttırarak devam ettim. Duyulmaması ve yakalanmamak için kısık sesle inlemelerimiz birbirine karıştı. Bir süre sonra Cemrenin:" Yakınım, geliyorum bebeğim, daha sert, daha hızlı, dayanamıyorum Özgür" diye inlemesi, beni uyardı hızımı ve çarpışlarımı arttırdım. İkimiz de titreyerek zevk doruklarına çıktığımız gibi, uçurumdan aşağı atlarcasına bir anda boşluğa düştük.
NOT: SEVİŞME BİTTİ.
Birkaç dakika sonra kendime geldim, beynim devreye girdi, toparlanıp duşa doğru yöneldim.
Emirli ses tonuyla Cemreye odayı terk etmesini söyledim. Duştan çıktım ve Cemrenin hala yatakta çıplak vaziyette rahatına baktığını görünce öfkeden deliye döndüm. Kolundan tutum ve yataktan sürükleyerek yere attım.
" Al lanet eşyalarını, giyin defol. Bir daha da benim beş metre yakınıma yaklaşmaya cüret etme" derken sabahlığını giydi konuşmasına fırsat vermeden kolundan tuttum ve odadan dışarı attım. Yatağa uzandım ve uyku bana haram oldu.
"Lanet olsun, ne halt yedim ben şimdi? Daha birkaç saat oldu nişanlanalı ve ilk günden aldattım. Hem de onun evinde aslında, nişanlımı aldattığım için kızmıyorum. Ben nasıl böyle bir karaktersizlik edebildim? Hiçbir zaman bir kadının beni kontrol etmesine izin vermedim. Ben nasıl kendimi kontrol edemedim, bu kadın bana ne yaptı böyle?" kendimle kavga ederken uykuya dalmışım. Sabah saat on gibi Ozan beni uyandırdı ve yola çıkmamız gerektiğini sert ses tonu ile hatırlattı. Kalktım ve hazırlandım kısa bir kahvaltıdan sonra yola çıkmak üzere kapıya doğru yürürken herkesle vedalaştık.
Kapıdan çıkınca: "Bekleyin, ben de sizinle geleyim" sese doğru kafamı çevirdim Cemre. Kapıdan uzaklaşıp arabaya bindim. Ozan arkamdan arabaya doğru yürürken, arkadan Ela ile Cemre konuşuyordu. Ozan arabaya bindi ve arabayı çalıştırdı. Asık suratı ve kızgın tavırlarının nedenini merak ediyordum. Uyuyamamış ve dinlenememiş miydi yoksa başka bir derdi mi vardı?! Yola çıktık, arkamı koltuğa yasladım ve gözlerimi kapattım. Köyün çıkışından az bir mesafe sonra Ozan fren yaptı.
" Ne oldu yine mi koyun sürüsü?" diye yola baktım boştu. Sanırım az önceki sorularımın cevabını alacağım ve tahmin etmek te zor değil. Öfke ile kafasını çevirdi ve bakışlarını üzerime sabitledi. Arabadan inmemi söyledi. İkimiz de arabadan indik, öfkeyle üzerime hızlı adımlarla geldi ve suratıma yumruk attı. Küfür ederek konuşmaya başladı.
Ozan:" Senin aklını, beynini sikeyim ben Özgür. Senin lanet olası karakterini sikeyim ben Özgür. Nasıl yaparsın? O orospu sürtüğün tuzağına nasıl düşersin? Hem de nişanlanmanın üzerinden saatler bile geçmemişken. Yetmiyor nişanlının evinde. Yetmedi, lanet olsun Özgür. Ela'nın odası seninki ile yan yanaydı. İnsanda biraz utanma olur. Hadi utanma yok saygı olur, lan oğlum ne oldu sana, nedir bu halin, sen iyice dağıldın neyin var? Özgür kardeşim bana bir açıklama yap. Ela'nın nesini beğenmedin, Cemreden daha güzel, hanım hanımcık kız işte, kıza ayıp ettin kardeşim" dedi ve öfkesini bastırmak için derin nefes aldı, dişlerini sıktı.
Arabaya yaslandım ve kanayan dudağımı elimin tersi ile sildim, söyleyecek bir şeyim olmadığını dile getirdim. Ozan da arabaya yaslandı bir süre sessiz bekledikten sonra sakinleşip arabaya bindi. Tek kelime konuşmadan yola devam ettik.
SORU: ELA İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ NEDİR?!


TAMAM SIKILDIM ARTIK KALANINI DA WATTPATTAN OKUYUN.
lİNKLERE SOSYAL MEDYA HESAPLARIMDAN ULAŞIN: İNSTAGRAM, TWİTTER, WATTPAD, LİNKEDİN, FACEBOOK hepsi : reyhandns

Reyhan Danış



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6763
2 Firari Fırtına 4749
3 Mustafa Ermişcan 4245
4 Eyyup AKMETİN 3906
5 Hasan Tabak 3902
6 Nermin Gömleksizoğlu 3504
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3449
8 Uğur Kesim 3307
9 Sibel Kaya 3208
10 Enes Evci 2890

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:632 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com