Denemeler

Huzuri
Okunma: 1125
umut berker - Mesaj Gönder


 

Huzur, her gün uğraştığın şeylerin içinde saklıdır. Kaçmak gitmek hiçbir vakfa eriştirmez insan kaçıyorsa kendinden kaçıyordur. Hâlbuki kaçtığı yere de kendini götürdüğünden, uzaklaşmaya çalıştığını da yanında götürmektedir. İnsan gerçek huzura varmak isterse, içine yönelmeli. Benin içindeki benle tanışmalı. Ondan sormalı derdini tasasını. Ve benin içindeki bu benle iletişim sağlam olduğunda, kendini tam olarak anladığında kendi içindeki âlemin derinlerine göz uzattığında o zaman nerede olduğu ne yaptığı önemsiz olur. Huzuru aramak gereksiz olur. Huzur, Hızır olur, insanı kendiliğinden bulur.

 

“İkra” demiş yaradan, “Oku” demiş… Ancak; yaradan RABB inin adıyla oku… Buradan kasıt “Bismillah” deyip okumak mıdır? Yoksa okuduğunu O’nun makamından anlamaya çalışmak mıdır… Her yerde yazar aslolan. Derler ki “Sana taş atana sen gül at”. Kemale ermiş olanlar derler ki “İnsanda iyilik görmek isteyince kötü bir şey kalmaz ortada, hepimiz Hakk’tan geldik, O’nun katından gelende kötülük olur mu?”. Ve biz bunları her daim okuruz her yerde. Ancak yalnızca okuruz. Hâlbuki gönül gözü kapalıyken okumak bir fayda getirmez. Okuduğunu anlamadıkça; aşkla, sevgiyle, sema ile (kalpten işiterek) dinlemedikçe bunlar boş laftan öteye geçmez. Önemli olan okumak değil, görerek okumaktır, bilmektir, okuduğuna ağlamaktır.

Her insan aşkla doğmuştur. İçindeki aşkı sığdıracak vücut arar durur. Yaradan onu dünyaya yollarken ona kendi ruhundan üflemiştir. Bu yüzden, bunun ulviliğindendir ki insan bir aşkla doğar. Ve gözünü açar açmaz gördüğü annesine yükler bu aşkı. Annesinden emdikçe onu sevdiğini sanır. Ailesine bağlanır. Kendine bakan, besleyen, koruyan ailesinedir sanar bu aşk. Ve içindeki bu sönmez ateşi onlarda vücuda getirir. Lakin büyümeye başladığında bunun kâfi gelmediğini görür. İçindeki aşk öyle fazladır ki; söz konusu ana da olsa yeterli gelmemektedir. Bu sefer eş, dost, arkadaş arar kendine. Her bulduğu kişinin içinde de aynı aşk vardır aslında. Ama gördüğümüz tenden ileri gitmedikçe birbirimizi anlamayız. İnsan da anlamaz birbirini. İçindeki aşk ateşini, kutsal sevgiyi göremez. Ve onlar beni anlamıyor der, bu aşkı arkadaşta, dostta da vücuda getiremez. Sonra kendisine eş arar. Hayalini kurar sevdiğinin. Öyle güzeldir ki hayalindeki, içindeki bu aşkı ona verecektir insan ve o da bunu seve seve kabul edecek, göğüsleyecek, ona yoldaş olacaktır. Yalnız nihayette insandır sevdiği de. Zaten içinde kendi aşkı vardır onun da. Üstüne bir aşk daha yükleyemez, kaldıramaz. Aşk kolay taşınır şey değildir. Dünyalar onun üstüne kurulmuşken bir insanın böyle bir şeyi taşıması kolay mı? Dolayısıyla eş de bu aşkın coşkusunu kaldıramaz bir dönem sonra. Evlilik başladı, aşk bitti derler. Hâlbuki aşk bitmemiştir. Bitmez. Sonsuz bir denizdir insanın içinde hiç tükenmez. İnsan sadece karşısındakine koyamamıştır aşkını. Sonunda sadece birbirine olan saygı, sevgi kalır evlilikte. Hiçbir yere yüklenemeyen bu aşk ateşi ise insanın içinde kalır. Orada sürdürür varlığını. Kimi aramaktan vazgeçer, kendini başka şeylerle avutur. Kimi de bu aşkın ateşiyle yanar durur.

 

Aslolan ise bu aşkı vücuda getirmeye çalışmamaktır. Bu aşkı hiçbir insan taşıyamaz çünkü bu yaratılmışa değil, yaratanadır. Bu yüzden insan doymaz her daim bir yokluk, bir eksiklik hisseder içinde. Dünyaları da verseler yetmez insana. Açgözlülük değildir aslında. Ne aradığını, ne istediğini bilememektir. Her şeyin eksik kalması, aşkını bir yere koymaya çalışıp da koyamamaktır. Çünkü içimizde taşıdığımız bu aşk bize RABB imiz katından verilmiştir. Onun yadigârıdır. Bu dünyada vücut bulmaz. Hiçbir yere sığmaz. Ancak zavallı insan çoğu zaman bunu görmekten aciz kalır. Anlatsan da anlamaz. Gönül gözünü açmayı bilmez. Ey bu yazıyı okuyan. Belki yazdıklarım mantıklı gelir kabul edersin, belki de yanlış dersin. Ancak kabul de etsen bilirim ki dayanamaz aşkını vücuda getirmeye çalışmaya devam edersin. Arar durursun. Yanar durursun. Ancak bilesin ki bu yokluğa bu dünyada çare yok. Kalp yaratana kavuşmadıkça, ruh aslına dönmedikçe bu dert deva bulmaz. Deva göklerdedir. Ona yerde çare arama. Senin ruhun O’nun katındandır. Burayı mekân belleme. Sen ne kadar durayım desen de bu aşk ile sana kendinden üflediği ruh, O’na geri dönecektir. Bunu görmezlikten gelme. Dünyada iken ölmesini bil ki, ruhun sahibine ulaşsın. Ölmeden önce öl ki ruhun aslına kavuşsun. Huzura kavuşsun…





umut berker



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4389
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3478
5 Nermin Gömleksizoğlu 3144
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2879
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1657 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com