Romanlar

BERELİ 19
Okunma: 64
MUSTAFA ESER - Mesaj Gönder


19 Eylül 2013 Karaşahin Sarrafiye
Orhan Metin işini profesyonel yapanları severdi. Duygusuz ve kontrollü olanları da her zaman tercih ederdi. Şüphelense de Ali’nin duygularını belli etmemesi ve profesyonelliği hoşuna gitmişti. Sakinliğini bozmadan karşısında oturan Ali’ye bakarken bunları düşündü bir an.
-Sana önemli bir görev vereceğim Ali.
-Helin Hanım’ın haberi var mı?
Orhan Metin birden bire sinirlendi. Çıkıştı.
-Haberi olmasa ne olacak? Yapmayacak mısın?
-Yanlış anladınız Orhan Bey. Tuğrul Komutan Helin Hanım’ın yanından ayrılmamamı söyledi. İşimden olmak istemem.
-Tamam, tamam hallederim ben.
Orhan Metin çekmeceden çıkardığı fotoğrafı uzattı.
-Bu adama izlemeni istiyorum.
Ali ilgisiz fotoğrafa baktı. Alber Dikici.
-Bu kim?
-Tanımıyor musun?
-Tanımıyorum.
-Alber Dikici Holding Dış İlişkilerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı. Yarın sabah uçakla İstanbul’a gelecek. Kimlerle görüştüğünü bilmek istiyorum. Bu işten kimsenin haberi olmasın.
Ali hava alanına geldiğinde saat gece üçü geçiyordu. Rötar yapmazsa Alber Dikici’nin 40-45 dakika içinde inmesi gerekiyordu. Hazırlıklı gelen Ali tanınmamak için başına giydiği bereyi kulaklarına kadar indirdi. Trençkotun yakasını kaldırdı. Fermuarı boğazına kadar çekti. Torpido gözündeki sigara paketini alıp arabadan çıktı. Kahverengi camlı numarasız gözlüğü taktı. Sigarayı yakıp otoparkta ağır ağır gezinmeye başladı. 20 dakikalık gezinmenin ardından aradıklarını bulmuştu. Alber Dikici’yi karşılamaya üç araba gelmişti. Farklı yerlere park etmiş muhtemelen birbirinden habersiz üç arabada Helin, Tuğrul ve holding çalışanları vardı. Tuğrul ve Helin kendi arabalarıyla gelmişlerdi havaalanına. Ali bir an kararsız kaldı. Riskli bir karar vermek zorundaydı. Alelacele cüzdanından çıkardığı sim kartı telefonuna taktı. Helin’e mesaj attı. Mesaj yerine ulaşınca telefonu kapattı. Birkaç dakika içinde Helin’in arabasıyla havaalanından ayrıldığını gördü.
Alber Dikici havaalanın kapısında şirket çalışanları karşıladı. Holding arabasının ardından Tuğrul Ercan otoparktan ayrıldı. Yanında çalışanları çay ısmarlamayacak kadar cimriliğiyle tanınan Tuğrul Ercan’ın kendi arabasıyla havaalanına gelmesi ilginçti. Holding arabası Alber Dikici’yi, evine bıraktıktan sonra ayrıldı. Araba gözden kaybolunca Tuğrul Ercan evin önünde durdu. İçeri girdi. Saat 05,0 da evden ayrıldı. Ali dikkat çekmemek için daha fazla beklemeyip evine döndü. Bir-bir buçuk saat sonra Ali evin önüne gelip mevzi aldı, takibe başladı. Saat 9 da ilk gelen Haşim Ağa oldu. Bir saat sonra toplantıya Tuğrul Ercan katıldı. İkili evden ayrıldıktan sonra ilginç bir şey oldu. Evin kapısındakiler 15 dakikalığına ayrıldılar, bu sırada Helin eve geldi. Belli ki Alber Helin’in eve gelindiğinin bilinmesini istememişti. İki, iki buçuk saat sonra Helin’in geldiği gibi gizlice evden ayrılmasının ardından Alber de çıkınca, Ali uzaktan takibe devam etti.
21 Eylül 2013
Ali, Helin Karaşahin’i evinden almış holdinge doğru yola çıkacakken telefonu çaldı. Arayan Tuğrul Ercan’dı.
-Buyurun Tuğrul komutan.
-Ali. Orhan Bey seni çağırıyor. Acil.
-Helin hanımı bırakıp geliyorum komutan.
-Orhan Bey hemen gelmenizi istedi Ali.
-Tamam komutan geliyoruz.
Ali ve Helin 20 dakika sonra Karaşahin Sarrafiyenin önüne geldiler. Tuğrul Ercan kapıda bekliyordu. Takip edip birlikte alt kata indiler. Burası altın ve diğer takıların çelik kasalarda saklandığı depoydu. Orhan Metin sinirli sinirli geziniyordu. Ayakta bekleyen Ali’ye seslendi.
-Dün neler oldu? Anlat.
Soruyu duyar duymaz Tuğrul Ercan ve Helin Karaşahin’in suratları düştü. Yüzleri bembeyaz kesildi.
-Takip etmemi istediğiniz şahıs sabah dört sularında kendisini karşılamaya gelen araçla havaalanından çıkış yaptı. Evine gitti. Bir saat sonra…
-Karşılamaya gelen araçta kim vardı?
-Şoför.
-Yalan söyleme Ali. Alber’i kim karşıladı?
Ali cevap vermedi.
-Cevap ver Ali?
...
Ali yine cevap vermeyince Orhan Metin’in gözü döndü. Kendisini “Ermeni Orhan” yapan öfke içini doldurdu.
-Tuğrul oturt şunu sandalyeye!
Ali sandalyeye kendisi oturdu.
-Cevap ver Ali? Alber’i kim karşıladı?
-Bilmiyorum.
Orhan Metin sağ yumruğunu Ali’nin suratına indirdi.
-Arabada kim vardı?
-Şoför vardı.
İkinci yumruğu yiyen Ali’nin dudağı patladı, kanamaya başladı.
-Ağabey!
-Sen karışma Helin!
Ali yan gözle Tuğrul’a baktı.
-Kaybetmeyi göze almayan kumar oynamamalı komutan.
Tuğrul Ercan şaşırdı. Orhan Metin anlaması gerekeni anlamıştı.
-Ne saçmalıyorsun Ali!
-Tuğrul sen çık.
-Efendim.
-Çık dedim Tuğrul çık! Sende Helin! Bizi yalnız bırakın!
Tuğrul ve Helin süklüm püklüm çıktılar.
-Alber kimlerle görüştü?
-Orta boylu, pala bıyıklı, sakallı kısa saçlı yaşlı bir adamla.
Orhan Metin cep telefonundan bir fotoğraf gösterdi.
-Bununla görüştü.
-Başka?
-Tuğrul Ercan havaalanındaydı.
-Tuğrul güvenlik müdürümüz. Karşılamaya gelmiştir.
-Özel arabasıyla gelmişti.
-Tuğrul bize ihanet mi ediyor?
-Bilmiyorum. Ayrı ayrı Alber Dikici’nin evine gittiler. Yarım saat sonra fotoğraftaki adam eve geldi. Bir saat sonra ayrıldılar.
-Vay şerefsiz! Bizden aldığı para yetmedi demek!
-Havaalanında başka kim vardı?
Ali cevap vermedi.
-…
-Senin kafanı uçururum Ali!
-Çenesi gevşek olanın ömrü kısa olur Orhan Bey. Birinin karşıladığını biliyorsanız kim olduğunu da biliyorsunuzdur.
Orhan Metin ne yaparsa yapsın tatmin edici cevaplar alamayacağını anlamıştı. Sinirlendi.
-Çık dışarı!
Ali Orhan Metin’i çileden çıkaran sakinliğini bozmadan cebinden çıkardığı mendille dudağından akan kanı sildi. Ceketini giyip çıktı. Kapının önünde bekleyen arabaya bindi. Helin arabanın içinde morali bozuk bekliyordu. Arabayı çalıştırıp hareket etti.
-Bunu niye yaptın Ali?
-Anlamadım Helin Hanım?
-Alber’i karşılamaya geleni niye söylemedin?
-Ben işimi yaparım Helin Hanım. Alber’in özel hayatı beni ilgilendirmez. İşimi yaptım Alber’in görüşmelerini izledim.
-Alber kimlerle görüştü Ali?
-Sana bir görev versem benim sırrımı ölmek pahasına saklar mısın Ali?
-Bunun için para alıyorum Helin Hanım.
Holding binasına kadar başka bir şey konuşmadılar. Helin Ali’den ne kadar ısrar ederse etsin bir şey öğrenemeyeceğini anlamıştı. Bina önünde arabadan inerken;
-Kıyafetini değiştir beni bekle. Toplantıdan sonra araba lazım dedi binaya girdi.
22 Eylül 2013 Akşam. Tuğrul Ercan’ın oturduğu sitedeki evi.
Tuğrul Ercan’ın morali gereğinden çok fazla bozulmuştu. Sabahtan bu yana içi içini yiyordu. Hayatının her anında başına bela olan hırsına yenik düşmüştü. Başı bu defa kurtulamayacağı kadar derde girmişti. Buna emindi. Alber Dikici’nin teklifini reddetmeliydi. Ali denen pis ispiyoncu Alber’i karşılamaya gittiğini ve özel bir görüşme yaptığını Orhan Metin’e anlatmış olmalıydı. Başka türlüsü mümkün değildi. Ali ve Helin ayrıldıktan sonra Orhan Metin yüzüne bakmamış, sorularına cevap vermemişti. Israr edince de köpek kovalar gibi eliyle işaret etmişti. O hırsla her zaman uğradığı bara giden Tuğrul Ercan öğleden içmeye başlamış ayakta duramayacak kadar sarhoş olmuştu.
Morali o kadar bozuktu ki kendisini takip eden adamları fark etmemişti bile. Aç karnına içtiği içkilerden midesi bulanınca lavaboya geçip kussa da kendine gelemedi. Bardan çıkmadan son bir kadeh daha içti. Yeterli olduğunu düşünüp çıktı. Arabasına binip evine doğru yola çıktı. Alkollü olduğunun farkında olduğu için polis kontrolü olabilecek yollardan uzak durarak oturduğu siteye geldi. Site duvarının yakınına park etmiş arabaya dikkat bile etmeden sallanarak evine çıktı.
Anahtarla açıp dairesinden içeri girdi. Lambayı yakmak eliyle prizi ararken yakasına yapışan bir el tarafından içeri çekildi. Sürüklendi. Salonun ortasına doğru yüz üstü yuvarlandı. Sırt üstü dönüp kendisine bunu yapanı gördüğünde pek te şaşırmadı. Bağdaş kurup oturdu.
-Orhan Metin seni mi gönderdi Ali?
-Binanın arka çıkışı var mı Tuğrul?
-Cesedimi kaçırmayı düşünüyorsun zahmet etme Ali, Orhan cesedimi ortadan kaldırmadan rahat etmez.
-Yaşamak istiyorsan bir an önce toz ol Tuğrul. Cellatların birazdan burada olurlar.
-Cellatlarım mı?
-Orhan Metin’in adamları yolun karşısında saatlerdir seni bekliyorlar yaşamak istiyorsan onlar gelmeden ortadan kaybol. Bu sarhoş halinle hiç şansın yok. Acele et.
Tuğrul Ercan hızla kalkıp salonun penceresinden site önünü kontrol etti. İki kişi apartmana doğru yaklaşıyordu.
-Beni niye kurtarmak istiyorsun?
-Sebep yok Tuğrul. Canım öyle istedi. Kaçmadan önce yatak odasındaki kasayı aç ki bir sebep olsun.
Tuğrul Ercan Ali’nin söylediğini yaparak mutfak balkonundan yangın merdivenine çıktı. Gürültü yapmadan aşağıya indi. Bekleyen adamlara itiraz etmedi. Sitenin diğer çıkışındaki arabaya binip uzaklaştı. Yarım saat sonra Ali de aynı yoldan elinde bir poşetle apartmandan ayrıldı.
23 Eylül 2013
Ali her sabah yaptığı gibi saat 07,40 da Karaşahin sitesinin önüne gelmişti. Saat 08.10 da Helin apartmandan çıkıp arabaya bindi.
-Günaydın Helin Hanım.
-Günaydın Ali. Ajansa gideceğiz.
Ali arabayı çalıştırıp hareket etti. 15 dakika ancak gitmişlerdi ki Ali’nin telefonu çaldı. Funda izinli olduğu için yerine bakan Sibel arıyordu.
-Alo.
-Helin hanım yanında mı?
-Evet.
-Telefonu verir misin?
Ali telefonu Helin’e uzattı.
-Alo, ne var Sibel, sabah sabah? Ne diyorsun? Dur Ali.
Helin’in yüzü birden bire karıştı.
-Tuğrul’un evini biliyor musun?
-Evet.
-Tuğrul’un evine gidiyoruz Ali. Acele et.
Ali gaza bastı.
Karaşahin logolu araba apartmanın önünde durur durmaz Helin apar topar arabadan inip apartmana doğru hızla yürüdü. Apartman girişinin önünde iki polis arabası ve polisler vardı. Ali park ettiği arabadan çıkarak kapı önündeki polislerden birine yaklaşırken apartman önüne ambulanslar geldi.
-Birader kimsin burada ne işin var?
-Helin Karaşahin’i getirdim. Olay mı var?
-Sana göre bir şey yok birader. Arabanın yanında bekle sen.
Bu sırada Helin apartman görevlisiyle asansöre binmişti.
-Dün gece neler oldu?
-Bilmiyorum efendim. Temizlikçiler sabah Tuğrul Bey’in dairesinde iki ceset bulmuşlar. Polisi aramışlar. Olay yeri inceleme dairede çalışıyor.
Helin ve apartman görevlisi beşinci katta asansörden indiklerinde Tuğrul Ercan’ın daire kapısında sivil kıyafetli bir polis diğer polislerle konuşuyordu. Yaklaştılar.
-Günaydın memur bey. Helin. Karaşahin Holding Basın, halkla ilişkiler müdürü. Neler olduğunu öğrenebilir miyim?
Günlük sakallı komiser Abdullah Karasakal Helin’e ilgisizce baktı. Kendini tanıttı.
-Komiser Abdullah Karasakal, Asayiş Şubeden. Bu daire holdinginiz güvenlik Müdürü Tuğrul Ercan’a mı ait?
-Evet, Tuğrul burada oturuyor.
-Tuğrul Bey’in nerede olduğunu biliyor musunuz?
-Hayır Komiser. Dün gün boyu Tuğrul ile görüşmedim. Neler olduğunu anlatacak mısınız?
-Helin Hanım Tuğrul beyin dairesinde kimliklerini henüz tespit edemediğimiz iki erkek cesedi bulundu. Görünüşe göre tabancayla öldürülmüşler. Yatak odasındaki kasa açılmış. Tuğrul Bey’in sağ olup olmadığını bilmiyoruz. Telefonuna ulaşamadık. Arkadaşlar parmak izi ve delil araması yapıyorlar. Apartman görevlisi maktulleri tanımadığını daha önce hiç görmediğini söyledi. Maktullerin kimlik bilgilerine ulaşır ulaşmaz ifade için sizi emniyete çağıracağız.
-Holding olarak güvenlik müdürümüzün dairesinde iki ceset bulunduğunu medyada okumak, duymak istemeyiz komiser.
-Devlet memuru olarak bizler soruşturma dosyaları hakkında basın açıklaması yapmayız Helin Hanım. Basın organlarında yayınlanan haberlere karışmamız mümkün değil. Siz çalışanlarınıza sahip olun.
Helin topuklarının üstünde döndü.
-İfade vermek için Emniyet’e gelmeniz gerekiyor.
Helin oldum olası devlet memurlarını hele de polisleri sevmezdi.
-Ararsınız geliriz memur bey.
26 Eylül 2013 Karaşahin Sarrafiye
Orhan Metin karşısında oturan Ali’ye kararsız baktı. Yeni tanıdığı genç adama güvenip güvenmemekte kararsız kalmıştı.
-Ne kadar maaş alıyorsun diye sordu konuya girmek için;
-Henüz maaş almadım Orhan Bey. Bilmiyorum.
-3000-4000 desek yıllık 36- 40 bin arası eder. Yıllık maaşından çok daha fazlasını bir günde kazanmak ister misin?
Beklenenin aksine Ali sevinmedi.
-Karşılığında yapacağım işe bağlı Orhan Bey.
-Tuğrul’u kurtarmakta gösterdiğin profesyonelliği gösterirsen bir günde milyoner olacaksın Ali.
Ali yemlendiğinin farkındaydı.
-Tuğrul’u kurtardığımı düşünüyorsanız beni öldürmek yerine niçin zengin etmeye çalıştığınızı öğrenebilir miyim?
-Tuğrul’un sadakatinden emin olsaydım dediğini çoktan yapardım Ali. Parçaların çöp konteynerlerinden toplanırdı.
-Benim sadakatimden emin misiniz?
Orhan Metin için bu sorunun cevabı çok basitti.
-Hiçbir şeyden ve kimseden emin değilim ve emin olmak zorunda değilim Ali. Para kazanma hırsının sadakatini pekiştireceğini düşündüm.
-Teklif ettiğiniz paranın miktarına göre değişir Orhan Bey, tahminime göre bayağı büyük bir miktar.
-Şu an ki kazancınla ömür boyu kazanamayacağın bir miktar. Sana vereceğim görevi istediğim gibi yapar ve çenene sahip olursan hayatının kalan kısmını garanti edersin. Tuğrul’un işi senin olur. Becerikliysen.
Ali’nin aklına tek bir düşünce geldi.
“Birini öldürtecek”
Düşüncesini açıkça sordu.
-Kimi öldüreceğim Orhan Bey?
Orhan Metin’in kare yüzü memnuniyetten hafifçe yamuldu. Zeki, becerikli. Böylelerini severdi.
-Anladın demek.
-Anlamadığım niçin doğrudan emir vermiyorsunuz, sizin için çalışıyorum Orhan Bey. Emretmeniz yeterli.
-Öldürmeni istediğim kişi için sadece emir yeterli olmaz Ali. İsim verdiğim anda vazgeçemezsin. Sana bir şans vermek istedim. İş profesyonel olarak yapılmalı. Öldürdüğün adamın kasasından çıkanlar senin olacak. En az iki milyon… Dolar.
Ali hala sevinmemişti.
-Kimin ölmesini istediğinizi söyleyecek misiniz Orhan Bey?
-Alber Dikici Ali. Ortadan kaldırmanı istediğim kişi Alber Dikici.
Ali böyle bir teklifi bekliyordu.
-Görevi kabul etmeme gibi bir alternatifim kalmadığına göre can güvenliğim için teminat vereceksiniz sanırım, öyle değil mi Orhan Bey?
-Kendinden çok eminsin sonrasını mı merak ediyorsun Ali? Sana bu görevi veren senin can güvenliğini düşünmüştür, orasını merak etme.
-Ben her zaman kendime güvenirim Orhan Bey. İş bitince ülkede kalmama izin vermeyeceğinize göre yeni kimlik ve pasaport verecek misiniz?
Orhan Metin bir an Tuğrul’un gerçekten şüphelerinde haklı olup olmadığını düşündü. Bu düşünceyle tedirgin oldu.
-Tuğrul senden şüphelenmekte haklı mıydı Ali?
-Tuğrul komutanın şüphelenme sebebini bilmediğim için yorum yapamam Orhan Bey.
-Ayı Metin’i indirdiğin gece senin Uzman Çavuş eskisi olamayacağını söyledi bana. Dediğine göre hakkında hiçbir bilgiye ulaşamamış. Bizim ülkede geçmişi tamamen karartılmış birilerini bulmak zordur Ali. Yanılıyor muyum?
-Bunun sebebini size açıklamıştım Orhan Bey. Katıldığım operasyonlardan sonra sivil hayattaki can güvenliğim için Altay Binbaşıyla birlikte dosyamı yaktık. Binbaşı Genel Kurmay’daki dosyamı yok edeceğini söylemişti, Altay Binbaşı güvenilir biridir.
-İş dünyasında başarılı olma sebeplerinden biri de düşmanlarımla birlikte çalışmamdır Ali, hakkındaki her şeyi öğrenene kadar gözümün önünde olacaksın işi bitirdiğin gün Tuğrul’un yerine holding güvenlik müdürü sensin. Seninle ilgili bilmem gereken her şeyi öğrendiğim gün pasaportunu alır istediğin yere gidersin. Hayatının bundan sonrası için memnun olman gerekiyordu.
Ali hala memnun değildi. Yüzü gülmemişti.
-Deliksiz uyku uyumayacağım bir gelecek Orhan Bey. Memnun olmak için yeterli değil. Görevin ne zaman yapılması gerekiyor?
-En kısa sürede hallet.
-Alber’in yanında birileri olursa?
-Şahit ve delil senin başına bela olur. İzinlisin gidebilirsin.



MUSTAFA ESER



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6944
2 Eyyup AKMETİN 4887
3 Firari Fırtına 4883
4 Mustafa Ermişcan 4373
5 Hasan Tabak 4048
6 Nermin Gömleksizoğlu 3648
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3591
8 Uğur Kesim 3409
9 Sibel Kaya 3349
10 Enes Evci 3025

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:202 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com