Denemeler

2 Numaradan Yazıyorum...
Okunma: 2572
.. .. - Mesaj Gönder


      Elimdeki kitaba öylesine dalmışım ki, vücudumun otobüsün koltuğuna temas eden bölgelerinden gelen sızıların telkini olmasa, saatin gecenin 4’üne yaklaştığını ve neredeyse 2 saattir aynı pozisyonda oturduğumu fark etmeyecektim. Tepemdeki lambadan yayılan ışık çok cılızdı, bu nedenle harfleri görebilmek -ve omuzumdaki uyuyan güzeli uyandırmamak- için kitabı ve vücudumu aynı açıda tutmam gerekiyordu. Neyse ki şoförün arkasındaki koltukta oturuyordum da ön camdan gelen far ışıklarından faydalanabiliyordum. 

       Şöyle bir doğrulup sırtımı dikleştirdim, etrafıma bakındım. Ben ve kaptan haricinde uyanık kimse yoktu koca otobüste. Yamuk bıyıklı muavinle, -o kırsal şivesiyle bu işe nasıl kabul edildiğini anlamadığım- hostes bile yoktu ortalarda. Yurttan sesler korosu eşliğinde aletli jimnastik yapıyordu karıncalar.

     Ne tuhaf değil mi? Birbirlerinin horultularını dinleyecek, ter kokularını bile hissedebilecek kadar yakın olan bu insanlar aslında ne kadar uzaktı birbirlerinden. Mesela, iki koltuk gerimde, çaprazımda oturan çiftin ikide bir ağlayan çocuklarının ne derdi vardı kim bilir? Ya da mola bitiminde yerlerimize otururken fark ettiğim güleç yüzlü amca ile somurtkan karısı –karısıysa tabii - neden bu kadar farklılardı birbirlerinden? Ya da hemen paralelimde, 3 numaradaki Başak Hanım, o geniş suratını ve yağlı gövdesini iyice açığa çıkaran kısa kesim saçlarını neden öyle kestirmişti; bunalımdaki kadın sendromu muydu? Bir de neden bu kadar gayretli horluyordu?

     Ben bunları düşünürken kaptan, mikrofonu açıp parmağıyla bir iki kez tıklattı. Biraz sonra yamuk bıyıklı muavin gözlerini ovuşturarak koridorda belirdi. Bu sanırım kendi aralarında geliştirdikleri bir mors alfabesiydi. Kır saçlı, babacan tavırlı kaptan bir kahve istedi, sonra aynadan beni gösterip gülümseyerek: “Hocama da sor, bir şey alır mıymış?” Valla bir kahve hiç fena olmazdı o anda. Okuduğum kitapta adamlar zırt pırt kahve içtikleri için canım çekmişti herhalde. Kahvem geldiğinde ben de bardağımı kaldırıp gülümseyerek, aynadan teşekkür ettim kaptana.
     Başak Hanım uyandılar en sonunda. Aslında ismini bilmiyorum. Horlaması, ben çocukken hemen her gün mahallemizden geçen, koşarak yarışa tutuştuğumuz küçük Başak traktörlere benzediği için bu ismi verdim ona…
     Uzun uzun gerindi, sonra öfkeyle bana ve tepemde yanan ışığa “Şu lanet ışığı ne zaman söndüreceksin?” der gibi baktı. Ben de ona “Sen şu lanet horultuyu kestiğin zaman!” der gibi baktım.
     Bugün biraz asabiyim; çok nadir gördüğüm bir dostuma doyamadan ayrılıyorum yine ondan…
     Ah İstanbul! Seni görüp de platonik aşka tutulmayan var mıdır acaba? Bu dönüş bu yüzden bu kadar çileli sanırım. Doyulmazsın. Kimseleri doyuramadığından belli değil mi? Ah keşke bu kadar kirletmeselerdi seni. Keşke Mehmed Han, üzerine devasa bir camdan kubbe yaptırıp insanoğlundan korusaymış seni, tarihini, Haliç’ini, Boğaziçi’ni, talan edilip kodamanlara siteler yapılan ormanlarını…
     Ne de güzel söylemiş şair; “Hayat, giderek hızlanan yol şeridinin çizgileri gibi…” Ne şairi ya, bunu söyleyen benim. Sen de mi şair oldun Mustafa? Ama gerçekten şaşıyorum, 20 günlük tatil bir çırpıda biterken, 12 saatlik yolun henüz yarı bile olmamasına.
     İstanbul… Seneye görüşürüz artık…



.. ..



Yorumlar (10)
HALUK DOĞRAMACI 24.9.2011 16:32
İstanbul güzel şehirdir.Anlatımınızdan keyif aldım.

.. .. 24.9.2011 16:39
Teşekkür ederim Haluk. Beğenmenize sevindim.

A'Gül ... 24.9.2011 18:46

Yazdıklarını yeniden okumak iyi geldi Mustafa,İstanbul hakkında söylediklerin çok doğru,özellikle talan kısmı.
hoş geldin yeniden..

Poyraz Poyrazoğlu 24.9.2011 18:50
İstanbul'a hayran olduğum için okurken içimde boğazdaki su şırıltıları dolaştı. Tüylerim hafiften havalandı. Teşekkür ederim , çok güzel.

Nermin Gömleksizoğlu 24.9.2011 19:02
Mustafa, keyifli bir yazıydı...

.. .. 25.9.2011 00:14
Ben de sizi özlemişim dostlarım. Sağ olunuz...

Halit DURUCAN 25.9.2011 22:16
Sevgili Mustafa, böyle güzel bir anı ile bizlerle olduğun için teşekkür ederim. İstanbul'u bir kez görebilme şansını yakaladım. Keşke daha fazla görme imkanım olsaydı da, o şehrin tüm güzelliğini doyasıya yaşayabilseydim. Ama, o güzel İstanbul maalesef İstanbul olmaktan çıkmaya başladı. Ne hazin bir durum!

DeRyA ARIKOĞLU 27.9.2011 20:56
...çok güzel bir yazıydı mustafa amca...

Ozan Akçay 29.9.2011 15:35
:O Gercekten cok guzel olms tB. edereım

Ekim ... 5.10.2011 14:46
Ben bu siteye daha bir-iki gün önce üye oldum.Ve bir-iki gün içinde etkiledi beni yazdıkların....

Kalemine sağlık Mustafa abi...


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6201
2 Firari Fırtına 4264
3 Mustafa Ermişcan 3483
4 Hasan Tabak 3346
5 Nermin Gömleksizoğlu 3039
6 Uğur Kesim 2934
7 Sibel Kaya 2766
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2589
9 Enes Evci 2468
10 E.J.D.E.R *tY 2226

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2459 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com