Denemeler

ALLAH'A GİDEN YOL-2
Okunma: 1249
Yaşar Beyindik - Mesaj Gönder


  Aslında asıl sorun da bundan sonra başlamaktadır. İnsanın varoluşunu inceleyen pek çok bilim dalına mensup araştırmacılar farklı tezler ve kuramlar ileri sürmektedirler. İleri sürülen kuramlar ise, doğruluğundan kuşku duyulmayacak kesin ve net yanıtlar sunmaktan uzaktırlar. Üstelik açıklık getiremedikleri konularda insanı hayretler içinde bırakan bir rahatlıkla ve hiç sıkılmadan kuramlarını tesadüflere dayandırmaktadırlar.
       Örneğin, insanın atasının maymun olduğu varsayımından hareket eden ‘evrim teorisi’ ve bu teorinin uzantısı olan, Darwin’in ‘doğal seçilim teorisi’nde pek çok açıklanamayan konu, şansa ve tesadüflere bağlanmaktadır.
       İnsanın kimliğini ve ne olduğunu açıklamaya çalışan kuramları ve varsayımları, daha geniş bir çerçevede irdelemek doğru bir karar olacaktır. Fakat bunların içinde en üzücü olanı; her yönüyle mükemmel niteliklere sahip insanın, yine insan tarafından konuşan ve düşünen sosyal bir hayvan olduğu tanımına maruz kalmasıdır. Bu gerçekten üzücü ve aynı zamanda bir o kadar da düşündürücüdür. İçinde Dünya’mızın da bulunduğu mükemmel bir eser olan Evren’in, benzersiz nitelikleri dolayısıyla önemli bir parçası olan insanı; böylesi sağlam bir dayanağı olmayan ve dar çerçeveler üzerine oturtulan kuramlarla tanımlamamız ve kesin bir sonuca ulaşmamız asla mümkün olamaz.  
        İnsan, Evren’in ayrılmaz bir parçasıdır ve tesadüflerin sonucunda şans eseri oluşmuş olan bir varlık değildir. Bunun gibi Evren de tesadüfler sonucu oluşmamıştır. Nasıl ki her eserin bir yaratıcısı, mimarı varsa; Evren’in ve onun bir parçası olan başka bir deyişle, onunla bütünleşen insanın da bir yaratıcısı, mimarı vardır. Bir emek olmadan bir netice ya da bir eser elde edilebilir mi? Elbette ki böyle bir şey asla mümkün olamaz. Ve yaratıcının yani eser sahibinin ustalığı, yüceliği de yaratılan eserin büyüklüğü ve taklit edilemez olma ölçüsüdür. Evren’in veya insanın taklit edilebilme olanağı var mı? sorusuna kısa ve basit bir sözcükle anında şöyle bir yanıt verdiğinizi duyar gibiyim. ‘İmkânsız.’
        Taklit edilmeleri imkânsız olan, eşleri ve benzerleri bulunmayan bu şaheserlerin yaratıcısı olan ‘Allah’a giden yol’ işte burada başlıyor. İster Allah, Cenab-ı Hak, Rab veya Tanrı deyin... Yüce yaratıcının pek çok ismi vardır. Fakat O tektir, eşi ve benzeri yoktur. O her şeyi yokluktan yaratmıştır. Zamanın ve mekânın yaratıcısıdır. Yani evrenin ve evrenin içinde bulunan (bilinen veya bilinmeyen) bütün varlıkların yaratıcı O’dur.  
        Bütün bu anlatılanların sonucunda şöyle bir soru ile karşılaşabiliriz. Allah’ın sonsuz evreni ve mükemmel varlık insanı yaratmasının sebebi nedir? Bu soruya verilebilecek en güzel cevap ise bir hadiste açıklanmaktadır. Yüce yaratıcı şöyle buyuruyor: “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmekliği sevdim. Âlemleri yarattım. Yani süslü, sanatlı, güzel ve mükemmel olan her şeyi yarattım ki onlarda kendi güzelliğimi, mükemmelliğimi göreyim ve göstereyim diye.” Ve böylece Allah yarattığı bütün güzellikleri yeryüzündeki temsilcisi olan insanın istifadesine sunmuştur. Asıl önemli olan ise; insanın kendisine sunulan gizli hazineleri ne gibi amaçlar için ve ne şekilde kullanacağıyla ilgilidir.                                                                                                                                                                                                        
       Dolayısıyla insanı en üstün niteliklerle donatan ve yeryüzünde kendisine halife olarak seçen Yüce Yaratıcının onu kendi haline bırakması ve başıboş kalmasına izin vermesi de beklenemez. İnsanın yeryü-zünde rahat ve huzur içinde yaşamasını sağlayacak bilgiler Hz. Âdem’e öğretilerek, onun vasıtasıyla da insanlara iletilmiştir. Böylece insanlar, yaratılışlarının gayelerini ve Allah’a olan kulluk görevlerini nasıl ve ne şekilde yerine getireceklerini öğrenmişlerdir.
        Aklı ve düşünme yeteneği sayesinde iyiyi, kötüden ayırabilecek yapıda olan insanın yaratılışının temel gayesi ise imtihandır. Dünya da bir imtihan yeridir. Alacağımız notların derecesine göre elde edeceğimiz mükâfatların veya bazı cezaların olması ise gayet doğaldır. İnsanın elde edeceği en büyük ve en yüce ödül, kuşkusuz ‘Cennet’ olacaktır. Cezaların en büyüğü ise ‘Cehennem’dir. İnsanlık tarihinin pek çok aşamasında Allah, doğru yoldan çıkarak adeta şeytanın oyuncağı haline gelen toplumlara peygamberlerini göndererek onların, doğru yola dönmelerini ve şeytanın tuzaklarından kurtulmalarını emretmiştir. Emirlerine uymayan, uyarılarını dikkate almayan toplumları ise yeryüzünden silmiştir.
        Sonuç olarak insanın din ve inanç dolu bir yaşamı seçmesi; onun en büyük nimetlere ulaşması için de bir vesile olacaktır. Böylelikle gönlündeki tomurcuklar açılıp çiçeklenecek ve ruhu da eşsiz güzellikteki meyvelerini vermeye başlayacaktır. Ruhu hidayete eren insanı ise; ne bir fırtına, ne de bir deprem yerinden kımıldatamayacak, ona asla zarar veremeyecektir. Kendilerini bilim adamı olarak gören, fakat akıl ve mantıktan uzak olarak davranan bazı insanlar ise; maalesef olguların ve olayların aslına değil de, basit görünüşlerine baktıkları için yanılgılardan kurtulamayacaklardır. Takıldıkları, içinden çıkamadıkları ve akıllarının almadığı konularda da şans eseri veya tesadüfen böyle olmuştur diye geçiştirmekte herhangi bir mahsur görmeyeceklerdir. Üstelik bu düşünce tarzıyla savundukları bilimsellik ilkesine de aykırı davranmakta yani, kendi kendileri ile çelişkiye düşmektedirler. Oysa şans veya tesadüf diye bir şey yoktur. İnsan aklının kavrayabildiği, anlam verebildiği veya düşünce gücüyle algılayamadığı yani, anlam veremediği her şey Yüce Yaratıcı tarafından belli nizam ve ölçülere göre yaratılmıştır. Kuran’da bunun sayısız örneklerine ve delillerine kolayca ulaşabiliriz.    
       İster filozof gibi felsefi, bilim adamı gibi bilimsel veya inançlı bir insan gibi dinsel olarak düşünün veya başka bir şekilde; nasıl düşünürseniz düşünün, ancak akıl ve mantığınızla erişebileceğiniz bir tek yol olacaktır. O da Allah’a giden yol… Çünkü doğal ve kaçınılmaz bir şekilde bütün yolların O’na çıktığına tanık olacaksınız. Şayet gidilen yolun doğruluğundan emin olmak istiyorsanız; Kuran’ı kendinize rehber edinmeniz yeterli olacak ve Hz. Muhammed(s.a.v.) de yolunuzu aydınlatacaktır. İşte asıl ve kesin olan da budur.
 
Not: Bu yazının hazırlanmasında bazı ansiklopedik kaynaklardan yararlanılmıştır.  



Yaşar Beyindik



Yorumlar (16)
sevinç arı 30.9.2011 16:47
Darvının natural selectıon adını verdığı teorısı en ıyı özellıklere sahıp olanın yasamını devam ettırmesıne dayanıyor. insanı mukemmel varlık olarak görmek isteyen yaratıcı bu isteğini elde etmısmıdır bılınmez ama yazınızdada okudugum gıbı dinsel gözle bakarsanız ALLAHa cıkar yollar.fakat her kişi dinsel bakmaz kımı bılımsel bakar kimi felsefi kımı antropolojık bu nedenle soru işaretleri daıma olacaktır.ilk insana daır her gün yeni bilgiler cıkıyor ve tarıh yenıden yazılıyor. bu yazı antropolojı biliminın cıkıs noktasına baglanabılır

orhan örs 1.10.2011 16:44
Yaşar, niyetim bir evrim-yaradılış tartışması başlatmak değil ama bir şeyi çok merak ediyorum, Nuh tufanı, Babasız gebelik, denizin vurulan bir asayla ikiye ayrılması, ağaçların yürütülmesi, ayın ikiye bölünmesi gibi gibi gibi onyüzbinmilyon anlatıya inanırken sıkıntı duymadında evrim teorisindeki doğal seçilim ve raslantısallık vurgusuna inanmak mı zorladı seni?
Bir diğer merakım, Allah'a giden yolun birincisinin başına ne geldi de ikinci yolu yapmaya giriştin?
Yazının hazırlanmasında kullandığın ansiklopediler Türkiye gazetesinin verdiği Rehber Ansdiklopedileri mi? Onlar bu konuda müthiş kaynaklardır!!!

.. .. 1.10.2011 16:49
Orhan kardeşim; seni çok severim bilirsin. Ama bazen neyi merak ediyorum biliyor musun? Sitede bunca dolaplar dönerken, nasıl oluyor da her seferinde en zararsız yazılara ve yazarlara takılıyorsun?

orhan örs 1.10.2011 17:02
Mustafa, benimle ilgili düşüncelerini biliyorum. Zaten bu soruya cevap veriyor olmamın sebebi de soru değil sorandır. Sitede dönen bunca dolapla kastın sanırım anladığım şey. Mustafa, eğer o dolap dediğin şeylerde dönen ciddiyetsizliği ve bol keseciliği göremediysen, vereceğim bir cevap merakını gidermez. Ölenlerin yerine konuşan yaşayanlar çok zaman samimi değildir. Ve ben böyle durumlarda istediğim zaman muhatap olur istediğim zaman olmam. Olayın benim cephemden durumu bu! Umarım soru ve cevap uyuşur...

.. .. 1.10.2011 17:12
Cevap için teşekkürler Orhan.

Enes Evci 2.10.2011 13:28
Asa ile denizi ikiye yaran adamın hikayesi, maymundan geldiğimiz hikayesinden daha onurlu ve inandırıcı. Belki ondan inanıyordur. E herkesin midesi ve beyni bir değil. Bazıları maymundan gelmeyi reddederken bazıları sahiplenir atası diye maymunu şebeği.

Ayrıca anlamadığım bu "doğal-rastlantılaşma" nemenem ucuz bir kaçıştır. Yani bir insanoğlu mu alengire rastlaştıda bu forma kavuştu. Ha pardon! Timsahlar hala dinozor yada hamamböcekleri en eski yaratıklar. Eyvallah!

orhan örs 2.10.2011 20:23
Enes, bu yorumunla olman gereken yere iyiden iyiye yaklaşıyorsun. Durumunu konuya bağlayarak tarif etmek gerekirse, yaratmaya çalıştığın Aristokrat Enes kimliğinin balonluğu bir gün mutlaka patlayacaktı; ZORUNLULUK. Başka bir yazının altında ya da kendi yazdığın bir yazıda dagerçekleşebilirdi. Bu yazının altında gerçekleşmersi; RASLANTI...



Yaşar Beyindik 3.10.2011 09:36
yazı ile ilgili bazı soru işaretlerini cevaplamak adına...
I-birinci ve ikinci yazılar bir bütündür. 2. yazı, 1.yazının devamıdır.
II-yararlanılan kaynaklar arasında rehber ansiklopedisi bulunmamaktadır.
III-bunların dışındaki soruların cevaplarına genel olarak yazıda yer verildiği için; burada ayrıca detaya girmeye gerek olmadığı gibi, gereksiz yere polemik yaratmaya da lüzum olmadığını düşündüğümden, bu kısa açıklamaların yeterli olacağı kanaatindeyim... ilginiz için teşekkür ederim...

Enes Evci 3.10.2011 12:18
Bir aristokrat havasına bürünmek ihtiyacım olan son şey olsa gerek. Mesele şu ki senin başkalarının gövdelerine bağlı bir mantar yaşam formu seçmen! Ah ah ah! Bu çok acı verici.

Araya Edit: Eğer ki orhan örs'ün yazınızda size çemkirmesinden rahatsız oluyorsanız (ki olmayın bu onun sıradan davranışıdır / hazımsız bir gençliğin temsilcilerindendir kendisi) Yaşar Beyindik Abimiz gibi süper elit bir cevap vererek savuşturabilirsiniz kendisini, belki üstüne ben salça olursam yoruma orhan burda yaptığı gibi anında konuya salça olmayı bırakır yorumculara çevirir direksiyonu. Katıksızlığın gerektirdiği şeylerden olsa gerek.

Yaşar Beyindik, yazı iyiydi. Tek sıkıntı orhan'ın iyi yazılara iyi dememe gibi bir özelliği var benim tepkim ona, sakın yanlış anlama.

Eğer ki! Eğer ki! Bu yazının aynısını Özgül yazssaydı orhan o ara şöyle bir yorum yapardı

"ah efenim, bu kadar mı muntazam seçilir noktalar virgüller. Bırakın kelimeleri cümleleri nokta vir gül bile süper"

Lüzumsuzluk.

Hadi orhan sıra sende koçum, can sıkıntısı işte girdim yine senle bir sidik yarışına.

orhan örs 3.10.2011 15:06
Enes, senin neye ihtiyacın olup neye yüz vermediğini anlamanın çok basit bir yolu var. (Bu noktada iki husus önemli. Birincisi; bu basitliğin ruhundaki basitlikten geliyor olması. İkincisi; 10 saniyede bir sanal alem vurgusu yapan bir insanın hayatının tümünü sanal dediği aleme açmış olmasıdır) Yazılarını ve yorumlarını baz alarak konuşursa, söylediğin her şey içinde kalmış, rüyalarını süsleyen, uğrunda kişilik olma şansını sattığın konulardaki kuyruk acından ibaret.
Enes, kaç siteye üyesin? Bu sitelrden kaçı kendini ifade edip kenara çekilmekten öte, gevşemeye müsait siteler? Her üye olduğunu sitede burada yaptığın gibi kendine dair tüm iletişim araçlarını paylaşıyor musun?
Sana farkımızı söyleyeyim Enes, ben muhattabımla konuşurum, sen tirbüne oynarsın. Bu konuda yorum yapan tek kişi benimdir belki Enes ama bu gerçekliği değiştirmiyor; Ajans olmayı beceremeden kendini pazarlamaya çalışan kötü bir pazarlamacı ve imitasyon bir ürünsün.
Ha bir de Enes, ne zaman cevap yazarken umursamaz bir tavra girsen ya da üçüncü bir kişiyi konuya dahil etsen, o zamanki debelenmen ve yüz ifaden beliriyor ekranda. Emin ol kendini öyle görmek istemezsin!..

özgül ... 3.10.2011 16:29
Enes, aman be çocuk seninde takdiğin aynı? Süper üçlünün arasına girmen için sana teklif gelecektir.Hadi kolay gelsin Enes,adım geçmiş bir bakayım dedim.:)

Enes Evci 4.10.2011 11:25
:) Adını sen gel diye geçirttim iki arada bir derede.
Orhan keşke yazılarında veya şiirlerinde de böyle yazssan süper olur. Yorumların eserlerinden daha okunaklı. Çünkü yorumlarında nasıl insanın dışına çıktığın aşikarken yazılarında nasıl insan olduğunu iliştirmişsin. E hangisine inanalım üstad?

orhan örs 4.10.2011 13:37
Soruna cevaben Enes, öncelikle üstadlığıma inan. Ki zaten bu amigoluk sendeyken zerre sıkıntı yaratmayacaktır sana bu inanış da. Benim dert edeceğim bir konu değil ama bu. Dilediğin gibi iman et! Ama senin dert etmen gereken bir çok şey var, söz insanilikten açılmışken. Öncelikle, dönemin çok iyi tasarlanmış bir prototipi olduğunu bil. Daha sonra dönemin, ağırlıklı olarak, hiç de insani olmayan iğrençliklerle karakterize olduğunu bil. Bu iki bilgiden kendine dair net bir tasvir yap. (hoş, bunu sen yapmasan da yapan birileriyle karşılaşman mutlaktır!) O zaman (elbette, içi ancak körlerce dolu sanılan gururunu da ekarte ettiğinde) daha bşka bir dünyaya açılacak gözlerin, ki o dünya alabildiğine beşeri!
Bak mesela yukardaki yorumlarından birinde durumu, sıkıntıdan girdiğin bir sidik yarışı olarak tanımlamışsın ya, ilk olarak bu konuda öyle düşünmediğini kendine itiraf etmekle başla işe. Gerisini adım adım konuşuruz.

.... ..... 4.10.2011 16:11
Burda "ilahi komedi" var. Konuşan yılanlar meselesi...Senetör ne diyordu;senatör olmak için gerekmeyen IQ site yazarlığana gerekir mi? :)

Enes Evci 5.10.2011 15:46
Orhan ilk kez yazdığın yorumu okumadan direk cevap atıyorum sana, harbi vitaminsizsin sen. Bunu anladım artık okumadan direk yazacağım sana.

orhan örs 5.10.2011 21:00
Bunu anlaman niye bu kadar uzadı Enes?
Bu arada, yorumu okumadığına dair yemin eder misin? Mesela Musa'nın asası çarpsın falan dersen inanırım!..


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6206
2 Firari Fırtına 4268
3 Mustafa Ermişcan 3486
4 Hasan Tabak 3351
5 Nermin Gömleksizoğlu 3045
6 Uğur Kesim 2937
7 Sibel Kaya 2770
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2604
9 Enes Evci 2472
10 E.J.D.E.R *tY 2227

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3759 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com