Hikayeler

Eksi Dört Derece
Okunma: 2492
Sibel Kaya - Mesaj Gönder


Kağıt mendil sevmezdi hiç. O mendiller ona üşüyen çocukları hatırlatırdı çünkü. Tıpkı şu az ilerisindeki çocuk gibi… Ama kullanmak zorundaydı yine de. Bez mendile göre çok daha kullanışlıydı bir kere. Bu yüzden içindeki tüm isyan eden sesleri duymazdan gelerek kararlı adımlarla yaklaştı o şirin oğlana. İşini çok iyi bilen birinin ustalığıyla onu bir saniye bile bekletmedi küçük adam ve hemen uzattı mendil paketlerini önüne. Parasını verip üç paketi diğerlerinin arasından sıyırdıktan sonra tam arkasını dönüp gidecekti ki kalakaldı yerinde… Nedense tam o an bir şeyi çok merak etmişti çünkü. Onun bakışlarını…  Nasıl bir anlamı hapsediyorlardı içlerinde? Görülmeyeceğini bilmenin pervasızlığıyla, gölgeler arasına saklamadan… Kimse merak etmezdi çünkü mendil satan bir çocuk ne düşünür, ne hisseder? Hatta ne yemiştir kahvaltıda? Midesini doldurmaya yetmiş midir onu bu karda kışta sokaklara sürükleyen o evin, boş tarafı dolusundan çok daha fazla yer kaplayan tabaklarla dolu o sofrası?

 

 

Ama o merak ediyordu işte! Ne diyordu şimdi bu çocuk içinden? Belki de bir küfür savuruyordu kendisi aracılığıyla dünyaya… “Züppe karı…” falan türünden. Eğer sesli söyleseydi bu kelimeleri, zerre kızmazdı ona. Gerçek muhatabın kendisi olmadığını bilir, babasının sarhoşken ettiklerinden bir iki küfür de o gönderirdi oraya.

 

 

Tuhaftı ama tam da bir çocuk gibi bakıyordu. Bir elindeki paketlere baktı, bir gözlerine… Uymayan bir şey vardı bu görüntüde. Elleri çıplaktı ama eldivenlerini giymiş bir çocuğunki gibi ısınmıştı bakışları. Soğuktan saklayabilmişti demek ki içini. O sıcak bölgede bir çift daha vardı sanki ellerinden. Onlar orada ısınıp durdukça, burada dışarının şartlarına karşı mücadele veren diğer ikisi de ısınıyordu bir parça sanki. Öyle bakıyordu işte!

 

 

Karakola götürmeyi düşündü. Başka bir yer gelmiyordu aklına. Bu soğukta, yüzüne kar serpiştirirken, hiçbir düşünce soğuğu aşıp ondan bağımsız varlık bulamıyordu ki zihninde! Üşümek ve ısınmak kavramları, bir yerinden ilişiveriyordu en alakasız görünen şeylere. Mesela bu çocuğu buradan alıp bir yerlere götürmeyi düşünürken  ilk aklına gelen, onu bu kardan kaçırmak, sıcağa götürmek olmuştu. Oysa bahar olsaydı ve az ötedeki ağaç yaprağa boğulup iğde kokularıyla sarhoş etseydi yine, çok daha başka görürdü her şeyi. Belki de bir köşeye çeker, elindeki tüm mendilleri satın alıp küçük adam olmaktan kurtarırdı onu. Bol bol boş vakit sunardı ona. O özgür zamanın bir parçasını da kendisine ayırmasını rica eder, ona nasıl yardım edebileceğinin izlerini sürerdi sözlerinde ve yüzünde.

 

 

Ama o soğukta ancak kısa vadeli çözümler gelebiliyordu aklına… Ve karakol seçeneği ona çok da aydınlık bir tablo sunmuyordu maalesef. Bu yüzden hikayesini dinleyemeden yanından ayrılmak zorunda kaldı. Ama kalan paketlerin hepsini de yanında götürerek… Ona birsürü boş saat hediye etmişti. Çocuk olacağı yüzlerce saniye… Oyunlar oynayıp koşamayacağı kadar soğuk bu yerde… Eksi dört derecede… Kaderin değiştirilemezliği kuralının  en çok yoksulların dünyasında hüküm sürdüğünü bir kez daha gözler önüne sererek… 




Sibel Kaya



Yorumlar (22)
orhan örs 30.01.2012 14:27
Öncelikle Sibel, mendil satan çocuk küfür ettiği zaman "züppe karı" diye bir şey söylemez. Ya daha gerçekçi yazmaya çalış ya da bu yöne bulaşma. İkincisi Sibel, yazar kendi psikopatik durumunu çocuğa yansıtarak hiç de edebi olmayan hatta edepsizlikte dip yapmış bir yansıtmaya baş vurarak okumayı iğrençleştirip durmuş. Çocuğun içinden geçenler olarak düşündükleri sayfada kenar süsü gibi dururken, 'Züppe karı'nın içinden geçen züppeliklerin pisliği kaplamış kenarlar dışında kalan sayfayı.
Sibel, tahminim, beynin ortalama bir bulgur tanesi büyüklüğünde. Fiziksel büyüklüğü bu değilse bile işlevselliği en fazla ıslatılıp civcivlere yem olabilecek nitelikte.
Yazılarında ne kadar 'mart hiperaktifliği' varsa, yorumların da aynı dereceden kuduruk!
Bu saatten sonra senden beklentim yazı yazman ya da yorumlaman değil, ilaç için, bir gram utanabilmendir. Profil fotoğrafın yeteri kadar mide oynatıcıyken ciğer röntgeninle muhattap etme okumayı sevenleri.

Sibel Kaya 30.01.2012 14:50
Yazılarımda mart hiperaktifliği mi? İnsaf et Orhan, bu sitede dediğin şekilde nitelenebilecek, buram buram cinsellik kokan onca yazı arasında bula bula benim yazılarımı mı buldun bununla yargılayacak? Aksine dediğin tarzda yazmaya, edebiyatın böyle şeylere alet edilmesine en karşı olanlardan biriyim ben. Sen yazılarımı nasıl bir gözle okuyorsun bilmem ama yazarı olarak söyleyeyim, sen yanlış anlamışsın onları. Tıpkı beni de anladığın gibi...

Sibel Kaya 30.01.2012 15:19
Bir de şunu söyleyeyim: Belki merak ediyorsundur, bu kadar hakaret ediyorum, bu kadın nasıl böyle soğukkanlılığını koruyor, hiç mi gururu yok diye?... İzah edeyim: Mesele gururum olmaması değil... Aksine gururuna son derece önem veren biriyim. Sana senin bana ettiklerinden de beter hakaretler edebilir, hak ettiğin şekilde karşılık verebilirim. Çünkü hakaret etmek, küçük düşürmek senin sandığın gibi çok üstün meziyetler gerektiren, zor bir şey değil... Aksine çok kolay... Ama benim prensiplerim bu kolay şeyi yapmamı imkansız hale getiriyor. Çünkü bana göre "hakaret etmek küçüklüktür". Ben de sana duyduğum öfke yüzünden kendimi küçültmek istemiyorum ve seviyemi korumaya devam ediyorum. Sen sabrımı ne kadar zorlarsan zorla aynı yönde de devam edeceğim. Allah sana bu kinle, öfkeyle yaşayabilecek sabır versin. Gerçekten zor bir yaşamın var çünkü.

.... ............... 30.01.2012 16:34
Sibel senin on tane yüzün var.Benimle konuşurken Orhan şerefsiz oluyor burada söyleyemiyorsun.
Sibel,çok fenasın

Sibel Kaya 30.01.2012 16:37
İftira atıyorsun. Asla öyle bir kelime kullanmadım. Madem kullandığımı söylüyorsun, o ifadenin olduğu mesajımı gönder buraya.

Sibel Kaya 30.01.2012 16:59
Ayrıca öyle şeyler söylüyorsun ki yorumlarını okuyan, seninle kankayız, her gün sohbet ediyoruz falan sanır. Sen durduk yerde bana "salak kadın" gibisinden hakaretlerle başlayan mesajlar gönderip beni cevap verme durumunda bırakmasan kesinlikle kaale almayacağım mesajlarını. Seninle zoraki olarak yaptığım bu mesajlaşmaları günümün en keyifli anlarıymış gibi gösterme saçmalığından da vazgeç lütfen.

AHDE VEFA 30.01.2012 17:29
Sevgili, Sibel Hanim yazınızı beğendim...güzel olmuş

AHDE VEFA 30.01.2012 17:30
Bu arada eklenen resimde güzel...

Sibel Kaya 30.01.2012 17:42
Yazımı beğenmenize sevindim, çok teşekkürler Ahde Vefa :)) Ayrıca yorum bölümünü diğerleri gibi aşağılamak için değil gerçekten yazı yorumlamak için kullandığınız için de teşekkürler...

AHDE VEFA 30.01.2012 18:09
Estagfullah efendim eleştiri olacaksada dozunda olmalı geriye kalanlar kabalıktan öteye geçmez....Saygilarimla...

AHDE VEFA 30.01.2012 18:12
Bu arada sizden ricam biraz daha gayret etmenizdir...daha güzelleri gelecektir....

Sibel Kaya 30.01.2012 18:58
Öneriniz için teşekkürler... Kendimi ben de yeterli görmüyorum. Bu da yazmayı daha heyecan verici hale getiriyor. Eğer çok yeterli olduğumu düşünseydim yazmak benim için bu kadar önemli olmayacaktı belki de. Her yeni yazımda bir parça daha ilerlemeye, anlatımıma yeni tatlar katmaya çalışıyorum.

Aybars Hakim 30.01.2012 22:12
Güzel bir yazı.Başarılar...

Sibel Kaya 31.01.2012 11:21
Teşekkürler :))

.... ............... 31.01.2012 12:22
AFERİN!Tam dediğim gibi yapıyorsunuz.biraz kendini iyi hissetmesi lazım.Zavallı kadın:):)

orhan örs 31.01.2012 14:13
Savunma hakkını müthiş kullanmışsın sibel! Nasıl ilkeli, söylediğinin arkasında, nasıl "dediğim dedik" bir profil çizmişsin anlatamam. Dediğin gibi sitede buram buram buram cinsellik kokan (bu da nasıl bir tanımlamaysa artık. İçteki hangi hasrete tekabül ediyorsa artık, bilemedim) yazılara rastlanmıştır. Sana anlatmaya çalıştığım şey de bu zaten. Sen niye o kokuyu deodorant etkili ifadelerle kamufle etmeye çalışıyorsun? Çünkü sen öyle yaptıkça ortaya çıkan koku "buram buram" diye değil "leş gibi" diye tanımlanabiliyor ancak.
Boş ver bunları da Sibel, şu yazıdaki fotoğrafı kaldır bari. Çocuk taciri gibi görünüyorsun gözüme iyice!!!

Sibel Kaya 31.01.2012 14:35
Bir "sübyancı" demediğin eksik. Onu da söyle de içinde kalmasın Orhan. Bu yazıyla çocuk tacirliği arasında en küçük bir bağ kurabilen bir mantık böyle bir sonuca da varabilir çünkü. Eğer nefretinden birkaç dakikalığına sıyrılır da bu yazıyı tarafsız bir gözle okumayı başarabilirsen, burada sözkonusu çocuklara beslenen olumsuz bir duygunun değil, aksine onlara toplum olarak gösterilen duyarsızlıktan duyulan bir rahatsızlığın konu edildiğini göreceksin. Yani ben bu yazıyı o çocuklardan nefret ettiğim için değil, onlara değer verdiğim için yazdım.

Sibel Kaya 31.01.2012 14:35

Ayrıca yazıdaki fotoğrafı kaldırmamı niye istiyorsun? O varken yazımdan daha az nefret etmek zorunda mı kalıyorsun yoksa?

orhan örs 31.01.2012 19:17
Bu yazıyla çocuk tacirliği arasında bir bağ yok zaten Sibel. Tacirlikle senin aranda bir bağ var. İşin içinde sen ve çocuk geçtiği için de seninle ilgili "çocuk taciri" imajı oluştuğundan söz ettim gözümde. Gönül isterdi ki Sibel, yazılarını ve seni yorumlarken en kötü ihtimalle "ilginç bir karakter/kalem" gibi bir şey söyleyebileyim. Ama ne kadar zorlasam da mümkün değil bu, emin ol! Sen istediğin kadar nefretten bahset. Benden sana dost tavsiyesi; konuştuklarının bu kadar ayakaltı olduğu dönemlerde susmayı dene. Bak mesela şu yukardaki karşılıklı yorumlarda geçen mesajlaşma tartışmasının komediliğine. susman gereken ilk anda sussaymışsın hiç bu hale gelmezmişsin o üye karşısında!
Neyse bizi konuşturan asıl mesele yazmaz-yazarlık ve yazarın sosyo-politik durumu olduğu için bu konular dışında söylediklerimi unut gitsin. Ama bil ki, iyi bir yazar değilsin ve olma ihtimalin de yok!..

Sibel Kaya 31.01.2012 19:49
Ben bir erkeğin bir hanıma bu şekilde ifadeler kullanmasını gerçekten anlayamıyorum. Birçok edebiyat sitesine yazdım şimdiye dek, anlaşamadığım üyeler oldu. Ama hiçbir erkek üye sen ve söz ettiğin o şahıs gibi aşağılayıcı ifadeler kullanmadı bana. Böyle ifadeleri kullananlar hep hanımlar oldu. Çünkü erkekler genelde bir hanıma böyle sözler etmeyi centilmen bir erkeğe yakıştıramıyorlar... Şimdiye kadar bu kurala uymayan sadece iki insan tanıdım: Sen ve ? ???*...

.... ............... 2.02.2012 16:45
Sana resmin çirkin dedim diye küsmüşsün.Salak güzel değilsin işte.Barışırsan sana güzelsin diyeceğim.

Firari Fırtına 2.02.2012 16:49
Sokak çocukları için bir çok etkin proje var diyorlar. Hatta tv'lerde ve basında bu konu ara ara gündeme geliyor. Lakin uygulamaya bakıyoruz, bomboş. Dilde sahiplendiler herkes sıcacık yatağında ama ya görüntüde?

Allah yardımcıları olsun diyorum. (Amin)

Sevg...


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6491
2 Firari Fırtına 4530
3 Mustafa Ermişcan 4012
4 Hasan Tabak 3662
5 Nermin Gömleksizoğlu 3285
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3166
7 Uğur Kesim 3124
8 Sibel Kaya 2995
9 Enes Evci 2693
10 Turgut Çakır 2363

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2762 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com