Romanlar

UMUT YETİMHANESİ ( KARAKTERLER)
Okunma: 1857
AHDE VEFA - Mesaj Gönder


Geceleri korkulu rüyaların kol gezdiği, ıssız duvarlarında, yorgun hayatların izlerini taşıyan ve eski bir hastane olan öykümüzün  geçtiği yer, istanbul Erenköy’de bir  devlet yetimhanesidir…...  Burası, dört tarafı duvarlarla çevrili, güzel yeşil  bahçesi içinde, cıvıl cıvıl öten kuşları, asmadan çardağı olan, dış cephesi eskimiş, boyasız, köhne  bir yerdir… ..Erkekli kızlı, yaklaşık otuz kadar yetim çocuk, bu yetimhanede yaşamaktadır. Ailelerini çeşitli nedenlerden dolayı  kaybetmiş,  ya da  terkedilmiş minik hayatların, hayata tutunmaya, bağlanmaya çalışacakları, ilk adımı nasıl atacaklarını ögrenecekleri yerdir burası….Bu masum, minik pamuk ellerin    burada, aslında daha sonra yaşayacakları  hayatın küçük bir oyunu,  düpedüz ta kendisi olacaktır… Onlar bile hayatlarına girecek  yeni bir kişinin, yaşamlarını nasıl cehenneme, minik hayallerini nasıl kabusa çevireceginin   farkında degillerdir….

Bu kişi yetimhaneye yeni atanan Müdüre Hanzade Hanım’dır…Yaklaşık yirmi sene, Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki  yetimhane ve bakımevlerinde görev yapmış, kendisi de kimsesizler yurdunda büyümüş, çalıştığı yerlerde  disiplin ve düzen adına aldığı kararlardan dolayı,  başka şehirlere  sürülmüş olan Hanzade Hanım, tutarlı sert mizacı ,  hiç degişmeyen topuz saçı, gözlüklü, genelde diz altı etek giyen, beyaz gömlekli,  daima parlak  boyalı siyah pabuçlu, düzenli alaturka birkadın   havasındadır. Memuriyetinin ilk yıllarında Kayseri’de,Fikret Bey’le yaşadığı tutkulu ama sonu olmayan yasak aşktan ötürü, işine iyicene sarılmış ve taviz vermeyen biri karaktere bürünmüştür…( o dönemde  Fikret Bey evlidir ve eşi de Fikret Bey’i çok seven,  ailesince kabul gören,  inanç ve gelenek  itibari ile aynı çizgide olan bir kadındır… Fikret Bey sadece bu sebeplerden dolayı, eşi ile evlenmiş,  Hanzade Hanım’ı ise  büyük bir aşkla sevmiştir. Yasak olduğunu bile bile bu ilişkiyi devam ettirmişlerdir…Fakat Fikret Bey bu ilişki ögrenildiginde,  eşi ve ailesinin baskısına boyun eğmiş ve Hanzade Hanım’ı tutku ve aşkla sevmesine karşın, ondan  ayrılmak zorunda kalmıştır….)

 Hanzade Hanım, en sonunda, Ankara’dan  bir yakınının çabaları ile, tayinini Tokat Reşadiye’den, çocukluğuna ait   anılarının geçtiği İstanbul’a, Umut Yetimhanesi’ne  aldırtmıştır…  Asıl ayrıntı,Hanzade  Hanım’ın çocukluğunun geçtiği yer ile alakalıdır….Hanzade Hanım Umut yetimhanesinde hayatının en zor zamanlarını  yaşamış ve türlü eziyetler görmüştür.... Acı ile geçen disiplin ve emirler sinsilesi içinde kaybolan  bir çocukluğun üzerine, aşk acısı ile yoğrulmuş  bir karakterdir aslında Hanzade Hanım’ı kötü ve sert yapan... Bu yorgun bedeninde bedevi gibi ;yersiz-yurtsuz,ait olduğu yeri arayan fakat bulamamış,en sonunda acının bağrına yelken açmıştır.

Müdüre Hanzade Hanım’ın cehennemine düşecek çocuklar, hayatlarına girecek bir başka kişi olan Karaca’nın cennetinde   yeniden doğacak, yitik umutlar  yeşerecek , yaşanmayan, varolmayan minik bedenler ,yaşamlarını yeniden  keşfedecekler ve umut etmeye yeniden başlayacaklardır….

Karaca’ nın  annesi, kendisini doğurduğu sırada yaşamını yitirmiştir..Babası emekli olan öğretmen İsmail bey ile  birlikte Aydın da büyümüştür…Babasını çok seven Karaca,  İsmail Bey’i  örnek almış, onun gibi olmaya çalışmıştır….İsmail Bey eşi Ferda Hanım’ı taparcasına bir aşkla sevmiş  fakat onu kaybettikten sonra bütün sevgisini kızı karaca’ ya vermiş onurlu dürüst ve prensipleri olan asil bir babadır….Babasının bütün iyiniyetine ve sevgisine ragmen Karaca annesine  büyük bir özlem duymakta, ana sevgisini tadamamış ve bunun burukluğunu yaşamaktadır….Anasızlığın, yetim olmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen Karaca, bu yüzden çocukları çok sevmekte, özellikle  yetim çocuklara ayrı bir sevgi duymaktadır…Ve Karaca’nın kaderi de Umut Yetimhanesi’ ne çıkan tayin ile birlikte baştan sona değişecektir…

Yetimhanede, çocuklar içinde üçü iyi, biri çıkarcı ve kötü niyetli, baskın dört  karakter karşımıza çıkacaktır.Bunlar; iyi olan Doruk, Zehra ve  Çetin( lakabı tombul Çeto)ve kötü olan karakter ise Hasip tir…Doruk, Marmara depreminde bütün yakılarını kaybetmiş, bebekken göçük altında sadece kendisine canlı olarak ulaşılmıştır…Babasının cesedi bulunamamış hiçbir haber alınamamıştır…Sağ kürek kemiği altında hilal şeklinde bir doğum lekesi bulunmaktadır.

Zehra ise bir mektup ve  bir kolye ile, bir sepet içinde ,  komşu esnafın dediğine göre; zayıf,  yüzü eşarpla sarılı bir kadın tarafından, yağmurlu ve soguk bir akşamda  yetimhanenin kapısına bırakılmıştır…

Çeto ise ; şakacı bir yapıda, tombul, sevecen babası tarafından sevilen, fakat yeniden evlendiği eşi tarafından istenmediği için, babasının bakamadığı ama arada sırada görmeye geldiği bir çocuktur….

Doruk, Zehra ve Çeto  birbirlerine herşeyi anlatan türlü şakalar ve dalaverelerle yetimhane çalışanlarına zor günler yaşatan, üç kafadardır…

Hasip ise fitneci,yetimhanedeki  herkesi hocalarına şikayet eden, ispiyoncu, arkadaşlıktan haz almayan, yetimhanede de sevilmeyen, özellikle Doruk, Zehra ve Çeto dan ve onların  arkadaşlıklarından da nefret eden bir karakterdir….



@import url(http://www.ozgurroman.com/CuteSoft_Client/CuteEditor/Load.ashx?type=style&file=SyntaxHighlighter.css);
AHDE VEFA



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6489
2 Firari Fırtına 4528
3 Mustafa Ermişcan 4008
4 Hasan Tabak 3659
5 Nermin Gömleksizoğlu 3282
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3164
7 Uğur Kesim 3123
8 Sibel Kaya 2993
9 Enes Evci 2692
10 Turgut Çakır 2363

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:777 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com