Yazma Stratejileri


İnsanlar genellikle beyinlerinin sağ lobunu yani analitik düşünme lobunu kullanırlar ancak zamanınızın bir bölümünü sol lobunuzu da kullanabileceğiniz yaratıcı aktivitelere harcamak, hem denge sağlamanıza; hem de daha uzun bir hayat sürmenize yardımcı olacaktır.

Bunu yazarak yapabilirsiniz…

Kendinize etkili yazma alışkanlıkları geliştirin:

Roman yazmak için zaman önemlidir fakat tek başına yetmez. Yazmak, sizin için diş fırçalamak gibi düzenli bir alışkanlık haline gelmeli. İlham gelmesi için beklemek çok fazla zaman kaybettirebilir. Yazmak en iyi rutine bağlandığında gelişir. Gün içinde en az 1 saatinizi bunun için ayırmaya çalışın.

Gün içinde ufak tefek işlerinizi yaparken yazdığınız şeyler hakkında düşünün. Kafanızda romanınızın bir sonraki aşamasını kurgulayın.

Yazarken çevrenizdekilerin eleştirilerine kulak asmayın: Yazmak, siz ve kağıtlar arasındaki özel bir ilişkidir. Buna başkalarının eleştirilerini karıştırmayın. Kendinize güvenin ve başkalarının bu güveni sarsmasına izin vermeyin.

Kendi kendinizin editörü olun: Arada yazdıklarınızı baştan başlayarak gözden geçirin. Böylece romanın içindeki tutarsızlıkları ve kopuklukları bulmanız kolaylaşır. Romanın içinde sizi rahatsız eden unsurları not alın. Kişiler, kurgu ne ile ilgili olursa olsun not alın. Çözümü kendiliğinden gelecektir.

Kendinize gerçekçi bir plan yapın.

Kendinize bir defter hazırlayın: Buna karakterlerin özelliklerini ayrıntılı olarak not edin. İsterseniz saçının rengine kadar yazabilirsiniz. Fiziki görünümünü, psikolojik durumunu… Onlarla ilgili her şeyi ayrıntılı olarak belirleyin. Hatta karakterlerin her birinin romana dahil olana kadar ki özgeçmişini bile yazabilirsiniz. Bunu illa romanda kullanmanıza gerek yok fakat karakterleri tanımanız açısından oldukça faydalı olacaktır.

Daha sonra aynı deftere romanın konusu ve kurgusuyla ilgili notlar alın. Tarihi roman gibi araştırmalara dayanan bir roman yazıyorsanız; araştırma sonuçlarınızı, kaynaklarıyla birlikte deftere not edin. Her an yanınızda taşıyacağınız bir defter olması, aklınıza geldiğinde not alabilmeniz için faydalı olacaktır.

Bu tür alışkanlıklar romanınızın her aşamasında size yardımcı olacaktır.

Romanı hangi ağızdan yazmak gerekir?
Hangisinin daha etkili olduğu romanın türüne göre değişmektedir.
Birinci tekil kişi: hikaye sadece olayı anlatanın bakış açısından görünür. Romandaki diğer kişilerin iç dünyalarına inmek mümkün değildir. Ancak iyi kullanıldığında samimiyeti yakalamak açısından okuyucuyu daha çok etkileyebilir ve okuyana samimi gelebilir. Ancak subjektiftir. Bir karakterin gözüyle olaylar anlatılır.

Bunun çeşitli riskleri vardır: kişinin duyguları ve düşünceleri, hikayenin üstüne çıkabilir.

Üçüncü tekil kişi: yazan kişi olayın dışındadır. Her kişiye objektif şekilde uzak olması gerekir; bu da tüm karakterlerin iç dünyalarına girme imkanı sağlar. Bu yöntem yazara daha büyük özgürlük tanır. Anlatılan olayı, her ayrıntısıyla verme imkanı doğar. Özellikle karmaşık sahnelerin ve birbirinin içine girmiş hikayelerin kurgulanmasında birçok bakış açısı yakalamak açısından tercih edilmektedir. Otobiyografi incelemelerinde da kullanılır.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6171
2 Firari Fırtına 4239
3 Mustafa Ermişcan 3440
4 Hasan Tabak 3315
5 Nermin Gömleksizoğlu 3014
6 Uğur Kesim 2913
7 Sibel Kaya 2741
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2474
9 Enes Evci 2440
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:255 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com