Enes Evci  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 8 Puanı: 2404

22 Haziran 2011 Çarşamba 
Biz iki buçuk kişiyiz
Okunma: 1745

Yazmak kolaydır arkadaş. Herkes kalem ustası, herkes ressam, herkes müzisyen herkes sanatçı zaten. Bin liran varsa, bulunduğun şehrin gözde teknoloji mağazasına gider bir tanınmış markanın objektifi güzel modellisinden bir fotoğraf makinesi alırsın ve kendini Okan Bayülgen gibi fotoğrafçı ilan edersin ve işin garibi artık sen osundur.

 

Bin liran vardır. Müzik mağazalarının bulunduğu sokağa gider, raftan o sarı Fender’i seçersin. Artık seninde dünyada bir çok meşhur gurubun sahip olduğu gitar markasının aynısından bir gitarın vardır ve sen kendini ünlü rock starları gibi görürsün. Ve işin garibi sen öylesindir de zaten.

 

Ve bu örnekler çoğalır gider.

 

    Acımasızlık fakirlikle hiç tanışmamıştır.

 

Fakirlik çok başkadır. Gettolarda yaşamak çok başkadır. Acıtasyon yapmam bilirsiniz beni. Ben sadece işte şimdi şuan şu kaldırımın yanından usul usul geçen hurdacı adama takarım kafayı. 40 yaşına az kalmış yaşı ile hayallerini çoktan siktiretmiş çökmüş bir adam. İşte size sanat.

 

"Daraldım" demişti hatunun biri bana. Fanusdaki balıklar gibiydik. Yaşıyorduk ama fanustaydık. Okyanuslara gözü dikmiş iki fanus balığı. İşte böyle başlar hikayemiz soracak olursanız.

 

Dün için ise konuşmaya gerek duymuyorum.

 

Müziği severiz biz iki buçuk kişi. Ben anlamsız şeyler, o karanlık şeyleri diğerimizde hızlı şeyleri dinler. Önce birbirimizi çok severiz sonra müziği. Sonra size gelir sıra. Biz sanırım sizi pek sevmeyiz. Sevemiyoruz ama olsun.

 

Bizim hikayemiz terketmek ve gözü kapalı adanmakla alakalı. Bizim hikayemiz: bize hikaye, size roman. Bizim hikayemiz de siz şiir bizler şairiz.

 

Korkmuyoruz! Ama konu "gülmek" olunca o zaman bize birşey oluyor. Çünkü biliyoruz ağlayan insanların olduğu bir odada son bulacak hayatlarımız.

 

Ben hiç bir zaman aristokratlar sofrasına alışamadım. Çünkü benim en büyük hocam sokaklardı. Tüm duyguları sokakta öğrendim. İnsanlar! Ahh insanlar.

 

Acılarımıza musallat olduğumuz iki buçuk kişiyiz biz. Ben miyim yarım olan, o mu? yoksa diğeri mi? bilemiyorum.

Bana sorsanız "benim yarım olan" derim. Ama bilirim ona veya diğerine sorsanız onlarda "benim yarım olan" diyecekler. Siz yine de bana inanın. Benim yarım olan.

Fanuslarındaki sırılsıklam hayatlarından çıkıp çöle düşmüş iki buçuk su müptezeliyiz biz. Yeri gelir yaz mevsimine lanet eder yeri gelir kışı hiç sevmeyiz.

 

Bazen huzuru bu köyden kovanı bulup dövesim geliyor. Sırf huzursuzluk çıkmasın diye yapmıyorum.

 

Konuşacak çok şeyim var, sırf siz bu iki buçuk kişinin acısını okurken daha fazla sevinmeyin diye yazmıyorum.

 

Biz iki buçuk kişiyiz.

Siz hiç yoksunuz.


Yorumlar (10)
.. .. 22.6.2011 17:54
Kebapçıdan yönetmen çıkaran bir ülkedeyiz dostum...

EROL BİTİREN 22.6.2011 19:12
İki buçuk insan konsepti çok güzel yakalanmış bir konu,gerçi ben şu anda o sevmediğin bir sofrada oturuyorum ama ben seni sevdim Enes Evci......kalemine sağlık.

Nermin Gömleksizoğlu 22.6.2011 19:24
Enes...

A'Gül ... 22.6.2011 19:35
Evet,aynen:Enes..
Okurken kendimi buçuk hissettim.

orhan örs 22.6.2011 19:40
Acımasızlık fakirlikle içli-dışlıdır Enes;
* İnşaatta beraber çalıştığı arkadaşının 100 lirasını çalan kişi, bu yaptığıyla arkadaşını sokacağı sıkıntıyı bilen bir acımasızdır.

* Akşama kadar patron-usta başı küfrü yiyen işçi, eve gelip tüm hıncını eşi ve çocuklarından çıkaran bir acımasızdır.

* 10 liralık esrarın paylamında sorun yaşadığı arkadaşını bıçaklayıp öldüren genç acımasızdır.
İşin içine sokak ve yoksulluğu dahil edip, aktarabileceğim yüzlerce örnek var.
Şimdi sorabilirsin; "neden bunları anlatıyosun?" diye.
Enes, daha önce bu sitede onlarca örneğini verdiğin bir yoldan devam ediyorsun. Kalemindeki eklektisizm öyle yapışmışki üzerine, istesen atamıyorsun, yazsan mide bulandırıyorsun. Sana tavsiyem Enes, bulunduğun veya bulunmaya çalıştığın sulardan bildir. Ötesine, özellikle de sokağa dokunma pek. Olduramıyorsun...
Son olarak, yazının tümü kötü bir Fırat Budacı kopyası olmuş....

Enes Evci 22.6.2011 22:08
Orhan ben diyorum ki "artık barış olsun" sen diyorsun ki "artık savaş olmasın" ikimizinde isteği aynı ama senin cümlelerinde hala "savaş" var. Ben anladım sende anla. Anlaman gereken: ben seni nasıl değiştiremezsem sende beni değiştiremezsin. Ve bilirim üslubun gibi bir adam değilsin, bunu gerçekten biliyorum. Aslında pekde önemsemiyorum. Ama ben sana bakınca bu sitede 2-3 yıl önceki ben geliyor aklıma. O yüzden seni anlıyorum gizliden gizliye.

Benden anlatmamı istemediğin sokakların bir sahibi yok. Sende değilsin. Ben nasıl değilsem. Verdiğin ve verecek olacağın binlerce örnek karşısına onları çürütecek binlerce örnek daha koyarım, hiç merak etme. Sana seni sen yapan bu üslubu öğreten sokak, bana da beni ben yapan bu üslubu vermiştir.

Sen hep oralı olduğun sürece ben hiç oralı olmayacağım Orhan'ım.

Davut Dlbz 23.6.2011 01:21
Senin yazılarına iyi, kötü yorum yazabilecek kadar usta değilim...

(keşke 'acıtasyon' olmasaydı.)

orhan örs 23.6.2011 19:37
"Aynı şeyleri farklı renklerde söylüyoruz" minvalinde bir şeyler yazmıştın bana uzun zaman önce. Bense ilk yazını okuduğumdan beri biliyordum başka kartelalardan konuştuğumuzu. "artık savaş olmasın" demedim hiç, dememde. Ağzımdan çıkanı kulağın duymuyor yahut duymak istediğine uyarlıyor. Bu konuya geliştirebildiğin tek yaklaşımın bu olması ve aradan geçen zamanda bir milim ilerlememiş olmasını ilginç bulmak gerekir ama değil.
Ve en komiği de ne biliyor musun; takındığın 'post-modern derviş' figürüyle "beğenmiyorsan okuma-yorumlama" yaklaşımın tamamlıyor birtbirini. Oysa çelişmesi gerekirdi.
Ben hep buralıyım Enes. Sana nereli olduğunu sorarsam söylersin nereli olduğunu.
Kızmak yok, yola devam...

Enes Evci 24.6.2011 11:09
Orhan Örs, zamanında sana taktığım bir kelimenin veya bir yorumun acısı olacak ki hala lüzumsuzluk peşinde koşmayı ve benim sana iktirdiğim yorumu burda bir çok insana depresif bir halle, kısmen küfürle pay etmeni anlıyorum. Senin anlamadığım benim "savaş-barış" örneğimi gerçektende ilk anlamları ile algılaman ve anlatmak istediğim konsepti hiç görememen.

Ben ne kadar post modern dervişsem sende o kadar ............'sun. Kendin doldur ne olmak istiyorsan üstadım. Hadi susalım ikimizde, zaten çok fazla lüzumsuz mesaj atıyorsun herkese ne beni nede milletin gözünü yorma.

orhan örs 24.6.2011 15:40
Enes, bende acı olacak herhangi bir şey senin görebileceğin kadar ortalık malı değildir. Çünkü o hiç çıkmadığın maskeli balolar, benim geçerken uğrayacağım yerler bile değildir. Anlatmak istediğin konsepti görüyorum Enes. Ama görmezden gelmek diye bir şey vardır ve onu yapıyorumdur bir konseptin yaratıcısı sensen. Yazarken ne kadar post-modern dervişsen yorumlarken o kadar köylü kurnazısın. Mesela bana cevaben yazdığın yorumun son paragrafı çok fazla ucu açık. Yani sen ve benim dışımızda okuyan insanlar çok başka yorumlayabilirler. Özellikle; "Hadi susalım ikimizde, zaten çok fazla lüzumsuz mesaj atıyorsun herkese ne beni nede milletin gözünü yorma." ifaden tam bir mini çakallık. Ama senin ifadenden beni yorumlayacak insanlara ben zaten söyleyeceğimi söylemişimdir şimdiye kadar.
Bir de şu itidal çağrılarına bir son ver. Uzatmak istemezsen yorumlarıma cevap yazmazsın olur biter.
Net mi şeyhim!..


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6125
2 Firari Fırtına 4193
3 Mustafa Ermişcan 3360
4 Hasan Tabak 3259
5 Nermin Gömleksizoğlu 2974
6 Uğur Kesim 2885
7 Sibel Kaya 2703
8 Enes Evci 2404
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2288
10 E.J.D.E.R *tY 2206

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1451 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com