Fatoş Nihal Aytaç  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 19 Puanı: 1884

3 Aralık 2011 Cumartesi 
Yaramaz ben:)
Okunma: 1540

Türk Sanat Müziği Makam ı gerçekten de sanat kokulu bir hareket, bugün daha iyi anladım. Daha önce canlı olarak bir koro veya Sanat müziği dinletisine dahil olmamıştım ama bu akşam kendisiyle tanıştım.
Türk Sanat müziği dinlemeye alışık olmadığım için hemen havaya giremedim doğal olarak, belki bir iki kendimden geçişim oldu ama bunun, ortamın sıcak ve karanlık oluşuyla alakası olduğunu düşünüyorum ki koro tarafından söylenen şarkıların hiçbirini anlamıyor oluşum da ayrı bir olay.
Salona apar topar girdiğimiz için, karnımız acıkır, program başlamadan önce yeriz diye aldığımız birkaç abur cuburu program saatinde yemeye başladık, salonda büyük bir sessizlik mevcut, sunucu konuşmasını yapıyor, biz de arkadaşımla şu yeni çıkan halley paketini minumum ses düzeyiyle açmaya çalışıyorduk ki öndeki kelimsi, despot görünüşlü beyefendi yana doğru bakmaya başladı, bizi uyarmak amaçlı. Biz de daha sessiz ve dikkatli davranmaya çalışıyorduk, bir an yemesem diye düşündüm ama o an kan şekerim düşmüş olmalı ki, çabucak yiyesim geldi tüm halleyleri:)
Sunucu açılışı yapar, sıra koroya gelir, ud lar, kemanlar çalınır, güzel ve siyah giyinmiş kadınlar ve erkekler şarkılarını söylemeye başlarlar. Koro şefi el kol hareketleriyle onları yönlendirir, nereye yönlendirir onu da programın ortalarında anlamaya başladım. Dikkat ettim ki, şarkının bazı bölümlerinde, kadınların bulunduğu sol tarafa doğru elini kaldırarak onların sesinin daha çok çıkmasını sağlıyor. Bunları çözümlediğime ve söze getirdiğime bakmayın, gerçekten ilk defa canlı olarak bir koro dinletisinde bulundum. Haliyle sadece dinleyip geçen ve uyukluyan değildim, orada neler olup bitiyor dikkatlice izliyordum. Bir yandan da halleyleri mideme indiriyordum.
Fakat bir süre sonra sıkılmaya başladım, orada komik anlar yakalayıp arkadaşımın kulağına fısıldayıp, onunla gülüşme derdine düştüm. Ki yakaladım- sııııırrrrrmmaaaaa saaaaaaçlıııııııııııııığııııııııııııııııııımmmmm amaaaaaan...- söylenen şarkılardan tek anladığım cümle, o sırada sahnenin ön kısmında ud çalan kel kafalı udiyi gördüm. İnanın çok komik bir andı, kulağımda sırma saçlım, gözümün önünde kel udi. İçimdeki saygılı ve seviyeli Fatoş 'ayıp ama, halley paketinden halley almaya çalışırken ses çıkardığın yetmiyormuş gibi bir de alay peşindesin' dese de arkadaşımın kolunu dürtüp o anı ona anlattım. İçimde yarı pişmanlık yarı alaycılık vardı. Arkadaşım benden daha beter davranıp daha da güleceğimiz şeyler yapmaya başladı, elleriyle koro şefinin hareketlerini taklit etmeler, şarkıya eşlik edermiş gibi ağız hareketleri vs.
10 dakika ara verildikten sonra, bu sefer salona ellerimizde gazoz şişeleriyle girdik, geç girmiştik Allah'tan salon karanlıktı, hemen en arka tarafın üç sıra önüne, yerimize sıvıştık. Yine bir ciddiyet, dinleyeceğiz söylenen şarkıları, ama olmuyor, sözlerinden anlamadım ama müziğinden anladığım kadarıyla efkarlandıran ve rakı sofralarında çalınacak türden şarkı söylenmeye başladı, rahat durur muyuz, elimizde gazoz şişelerini birbirine tokuşturup, şarap şişesi gibi diklemeye başladık, ardından sessiz ama gıklı guklu seslerimiz, öndeki despot adamı rahatsız etti, az önce sola doğru bakan adam arkaya doğru bakmaya başlamıştı artık. Neyse ki uzun sürmedi taşkınlığımız, hemen sustuk. Şarkıları dinlemek istiyoruz ama içimizde bizi dürten ve güldüren birşeyler var, ama sadece ikimizde, diğer arkadaşlar arada bir bize gülümsemek dışında dikkatlice koroyu dinliyorlar.
Bilmiyorum kaçıncı parça bitti, alkışlıyoruz hep birlikte, arkadaşım iyice abartıp öndeki adamın kulağının dibine doğru ellerini çarpmaya başladı, 'Öznur, yeteer' diyerek onu dizginlemeye çalışıyordum ama gümlekten de alıkoyamıyordum kendimi.
Salonda yine bir sessizlik oldu ve yeni şarkıya geçildi 'nay nay naaaaaayayaaaaaağağağağğğaaaaaaaaaa'...
O sıra salona üç tane genç erkek girdi ve bizim arkamıza oturdular, oturdukları gibi, şu şöyle olmalı, bu böyle olmalı, şu abiyi tanıyom ben diye konuşmaya başladılar, bizim için pek problem değildi ama öndeki adam belinden itibaren vücudunu arkaya çevirip onlara imalı imalı baktı bu sefer.
Artık utanmaya başladık ve sessiz olup biz de diğerleri gibi şarkıları dinlemeye koyulduk. Solo şarkılar da söylendikten sonra tekrar koro halinde ağır şarkılar söylenmeye devam ediliyordu. Bu sefer ortama uyum sağlamıştım ve kendimi çalan efkarlı müziğe kaptırmıştım iyice. İçimdeki çok bilmiş, her söküğe bir dikiş atan, yorumunu yapmazsa olmayan, doğrucu ve düzgüncü Fatoş seslenmeye başladı;
Programın başından beri, salona bile girmeden önce düşündüğün; aferin, bu tür sosyal etkinliğin olsun, eğlence sadece arkadaşlarınla biryerlere gidip oyun oynamak ya da sohbet etmek yada dans etmek değil. Böyle, koro dinlemeye de gidebilirsin.
Okulda dersten dolayı biraz yoruldun gerildin, bu sana iyi gelecektir, kafanı dağıtmış olursun.
Ama sen ayıp ediyorsun, bir kere salona o halleylerle girmen yanlış, bir de insanları rahatsız ediyorsun.
Sanata, sanatçıya saygın vardı hani? O saçı olmayan udiye neden güldün, arkadaşına söyleyip alay ettin.

Bahanelerim:
Okulda gerçekten çok gerildim bugün, hemen sonrasında bu kadar güldüğüm iyi geldi, başka zaman daha dikkatli dinler ve koro dinlemenin hakkını veririm nasıl olsa.
Hem çoğu zaman yapmadığım işler bunlar, ortam ne ise adabına göre davranırım ama bazen de yaramazlık yapamaz mıyım aaaa.
Ben daha önce hiç koro dinletisine gitmedim ki, o yüzden hemen havaya giremedim. 'sııırmaa saaaaçlığııığıım' deyince korodakiler, o kel adama baktığımda komik oldu birden n'apayım.
Ayrıca çok ağır müzikler be arkadaş, halk müziği türünde söylense daha ritimli ve coşkulu söylenecek şarkıları sanat müziği adı altında öldürmüşler sanki.
Doğrucu Fatoş: sen daha iyi bileceksin değil mi, ne tür söyleneceğini! Saygısız.

İşin aslı şu aslında okuyanım,
Evet bugün okulda gerildim ve biraz yoruldum açıkcası bu akşam o kadar güldüğüm iyi geldi, ama içimdeki doğrucu davut gibi düşünüyorum aslen, başka yerde de gülebilirdin, o ortamda olmadı bu.
Koro hakkında bir bilgim yok, Türk Sanat Müziği hakkında da hiç bilgim yok, neler söylenir, adabı uslubü nedir, sadece arada Trt de gördüğüm kadarıyla konuşuyorum ama sanki, bu kadar ağırlaştırmasalar şarkıları, beş saniyede de harikulade söylenecek kelimeleri sekiz saniye söylemeseler, korodakilerin mimikleri hep acı çekermiş gibi kaşlar buruk değil de, arada bir gülümseyip hatta bak bu böyledir arkadaş tavrı sergileseler, ya da ne bileyim daha eğlenceli hale getirseler, söylenen sözlerin hiçbiri tam anlaşılamıyor elinde şarkı listesi ve sözleri yoksa, şarkıların nakarat kısmı en azından en güzel kısmı tek kişi tarafından önde söylense arkadakiler ona eşlik etse, madem halk müziğinden de parçalar okunuyor arada, onları bari daha coşkulu söyleseler, hani oldugundan daha cansız değil de. En azından dinleyici ve izleyicinin sahneye olan dikkati artar, sıkılmaz, uyuklamaz falan.
Solo çalınan kemana bir sözüm yok ama, çok güzeldi.(sanki diğerlerine söz söyleme hakkım varmış gibi, üstadlar beni affedin).
Ve ne kadar da yozlaşmış bir genç topluluk olduğumuzu farkettim, batı müziği yabancı müzik türkçe de olsa rock ve pop müziği dinlemekten kendi kültürümüz müziklerini arada bile olsa dinlemiyoruz. Dinlediğimizde de böyle alaycıyız, istisna azınlık hariç. Saygılı bir insan olmak için, hatalarımı hemen görüp düzeltmek için, daha düzgün daha doğru bir insan olmak için sürdürdüğüm şu yaşamımda bugün hem eğlendim hem utandım.
Aslında olayı bu kadar acıklaştırmanın da gereği yok şimdi, biraz eğlenceli biraz yaramazlıklı bir akşamımı sizinle paylaşmak istedim:)
Aklıma Ayşegül geliyor, o da koroda sarkı söylüyor, utanmamın biraz da sebebi bu ama Ayşegül kendi kendimin kulağını çektim ben merak etme:)
iyigeceler:)
Bu arada, önümüzdeki, uyarı amaçlı sürekli arkasına dönen adam, koro dinlemeye gelmiş gibi değil de orada birilerine yol yordam öğretmeye gelmiş gibi bir hali vardı, çünkü daha koro başlamadan, daha insanlar paltolarını yan koltuğa yerleştirirken, daha ilk dakikalar bunu yapmaya başladı bu da ayrı bir mevzu tabi:) bunu da bahanelerim mi yoksa doğruculuğum başlığı altına mı yerleştirsem bilemedim:)

Yorumlar (12)
A'Gül ... 3.12.2011 01:19
Fatoş,çok güldüm.İnanır mısın,ben bu eserleri seslendirirken bir türlü uslu duramıyorum.sonradan çekimlere bakıyorum da, en fazla hareket eden benim.Çünkü o iki basamaklı merdivende iki saat dimdik durmak kolay değil ve dizlerim hareketsizlikten mahvoluyor.
Ancak,Sanat Müziğini dinlemek te,diğer tüm müzik türlerinde olduğu gibi,alışmakla ve anlamakla zevkli hale geliyor.Ben ki rock ve türkü dinleyen biriyim,dört yıl sonunda anlar,nağmelerin arkasından geleni tahmin eder ve sever hale gelebildim.İtiraf edeyim,söylemesi bana daha güzel geliyor.Ama alışınca ruhuna vakıf olunabiliyor.
Yoksa biz korist ve solistler de haşarılık yapıyoruz.Put gibi de söylenmez ki,değil mi ama?Eşlik edilmeden dinlenmez ki!Değil mi?

Fatoş Nihal Aytaç 3.12.2011 01:31
Doğrusunu sen söyledin galiba Ayşegül, alışmak lazım. Bu benim canlı olarak dinlediğim ilk koro dinletisi, bakalım diğerlerinde neler olacak:) Belki birgün seni de dinliyor olabilirim.
Haşarılık yaptığını/zı tahmin ediyordum Ayşegül yani mutlaka. En fazla hareket eden sensin ha Ben de itiraf edeyim,3 cümleden oluşan benimde bir Türk Sanat Müziği bestem var, amatörce tabi:)uydurma diyelim hatta. Güzel oluyor evet, ama bu akşam haşarılığım tuttu demekki:D
Kızma Aşiigüüüüüül

EROL BİTİREN 3.12.2011 06:54
Günaydın FNA,meşhur söylemdir,ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün derler.Seni hiç görmedim, ilk ifade için bir fikir yürütemem ama olduğun gibi görünme ,yani içtenlik konusunda son derece başarılısın. Senin yaşlarında bu haşarılıkları yapmayan yok gibidir,herkesin herşeyi beğenmesi diye bir kural da yok zaten.Ama otuz yıl sonra bakalım nasıl düşüneceksin? Değişiyoruz, bilesin.Ancak senin şu uslu durmayan kalemindeki lezzetin pek değişeceğini sanmıyorum ve yazının başlığını kalemine mal ederek gençliğinin tadını çıkart diyorum.Samsuna Sevgiler

Fatoş Nihal Aytaç 3.12.2011 13:00
Erol Abicim, güzel yorumun için teşekkür ederim.
30 yıl geçmese de en fazla 5 yıla kadar alışırım gibime geliyor, değişim insan için var kesinlikle haklısın. Haşarılık da gerekiyor dediğin gibi:)
Samsundan sevgiler

Nermin Gömleksizoğlu 4.12.2011 14:01
Fatoş, içtenliğine bayıldım sesinde güzelmiş Bu arada Ayşegül ve Erol'un yorumlarına katılıyorum...Pek söyleyecek bir şey de kalmmaış zaten. Okurken ben de Ayşegül'ü hatırladım Senin yaramazlığında çekilir cinsten ya, içtenliğin hepsini sildi gitti

*. *. *. * ... 4.12.2011 14:23
Fatoş,seni okuyunca kafamda canlanan herşeyi kaleme dökmek istiyorum,anılarımız içinde o kadar ortak bir kan var ki,ama ben büyüküm artık:)

Şirin şirin yazıda şirin yazandan ötürü,çatlakkkk Fatoş

Fatoş Nihal Aytaç 4.12.2011 14:56
Ah Nermiiin, teşekkür ederiim Bak sana ne anlatacağım; Ortaokulda koro elemeleri vardı, katıldım, ilk eleme haftasında griptim, sesim kalın ve tok çıkıyordu, elemede bir şarkı söyledim ve hocalar beğendi koroya alındım, daha sonra çok kalabalık olduğu için tekrar bir eleme daha yapıldı, bir hafta sonra iyileştim tabi ben o sırada, aynı şarkıyı söyledim fakat sesim çok tiz çıktığı için koroya alınmadım Kendi halime gülmekten üzülemedim bile
Anlatasım geldi bunu da.
Özgüüüüüüül,

Nermin Gömleksizoğlu 4.12.2011 15:06

Burçin Aksoy 4.12.2011 18:11
Trt bazen Türk sanat müziği şöleni yayınlardı babam nedeniyle tüm aile izlemek zorunda kalırdık bn çok sıkılırdım ama kendimi bir kaptırdım sanat müziği hastası oldum İnsanların daha doğrusu bizim yaş gruplarının karşılaştığı olaylardan bir tanesini çok içten anlatmışsın fatopş gerçekten çok güzeldi

umut berker 8.12.2011 10:03
bu yazıyı okuduğumda yorum yapmadan duramadım :) ben lisedeyken (bundan on sene önce falan yani :)) Gençlik Haftası Etkinlikleri kapsamında her ilden 1 kişi olarak Ankara'ya gönderilmiştik. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ziyaretleri, vb. etkinlikler için. Bu etkinlikler arasında klasik müzik konseri vardı. biz, 81 tane lise ve üniversite öğrencisi bizim dışımızda en genci 65in üzerinde olan gruba dahil edildik ve salona alındık. mutlak bir sessizlik istenen konserin ilk bölümünün sonuna doğru ben, gelen gülme krizini öksürür gibi yaparak kamufle etmeye çalışırken garip sesler çıkardığım için salondan çıkmak zorunda kaldım :))) gülme krizim geçmediği için konserin 2. bölümüne geç kaldım ve konser çoktan başlamış olduğu için içeri alınmadım, 45 dk kadar kapı önünde bekledim :))) 3. yani son bölümde içeri girdim ama o kadar sıkıldım ki bir arkadaşla en arkaya geçip kağıt-bıçak-makas oynamaya başladık :) Bu arada gülme krizinin sebebini de anlatmadan geçemeyeceğim: bize fotoğraf çekmek yasak denildi. ama ben yine de bir fotoğraf çekmek istedim çünkü sahne çok güzeldi. flaşı kapatıp çektiğimi sanıyordum ama deklanşöre bastığım anda ortalık birden benim makinemden çıkan flaşla aydınlandı. ve aynı anda tüm salon alkışlamaya başladı. millet beni neden alkışlıyor diye şaşkınlığın doruk noktasındayken herkesin içeri giren orkestra şefini alkışladığını farkettim. ardından yanımdaki 3 arkadaşla birlikte gülme krizimiz başladı:))) bunları yazarken hala gülüyorum ve iş arkadaşım ne gülüyorsun kendi kendine diye soruyor :)))

umut berker 8.12.2011 10:06
bu arada yazın çok içten, çok sıcak, samimi bir arkadaşla sohbet ediyormuşum gibi... bana lise yıllarımı anımsattın ve sabah sabah çok güldürdün, ellerine sağlık, teşekkür ederim :)

Fatoş Nihal Aytaç 8.12.2011 13:12
GErçekten çok komikmiş o flaş patlaması olayı Sanırım ben de gülme krizine girip programa devam edemezdim.
Ben teşekkür ederim, komik an paylaşımı için


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6305
2 Firari Fırtına 4368
3 Mustafa Ermişcan 3740
4 Hasan Tabak 3454
5 Nermin Gömleksizoğlu 3125
6 Uğur Kesim 2998
7 Sibel Kaya 2843
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2838
9 Enes Evci 2551
10 Turgut Çakır 2254

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:16 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com