Halit DURUCAN  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 14 Puanı: 2104

27 Şubat 2012 Pazartesi 
FATİMA'NIN 3 SIRRI
Okunma: 8631

                                                            HZ. MERYEM’İN 3 SIRRI
                                                          (Vatikan’ın Sonu mu Geliyor?)

Hıristiyan dünyası, dini faaliyetlerini Ortaçağ’dan günümüze kadar başarılı bir şekilde taşımayı başardı. Hıristiyanların iddialarına göre Hıristiyanlığı yayma faaliyetleri üç aşamalı olmuştur. Hıristiyanlığı birinci bin yılda Avrupa’ya, ikinci bin yılda Asya ülkelerine yaydıklarına inanıyorlar. Üçüncü bin yılda da Hıristiyanlığın bir mezhebi olan Katolikliği tüm dünyaya yayacaklarını iddia ediyorlar. Vatikan, amaçlarına ulaşabilmek için türlü entrika ve senaryo üretmekte pek mahirdir. Fatima olayı da bu entrikalara ve senaryolara güzel bir örnek olmuştur.

Yıl 13 Mayıs 1917. Portekiz’in Fatima Kasabası’nda çobanlık yapan üç çocuk, Meryem Ana’nın yanlarına geldiğini ve kendilerine üç sır verdiğini iddia etmiştir. İddiaya göre Meryem Ana, altı ay boyunca her ayın 13’ünde kendileriyle görüşmüş ve bir takım sırlar vermiştir. Bu iddiaların yaşandığı günlerde binlerce Hıristiyan, Meryem Ana’nın göründüğü yere akın etmiş ve güneşin gözler önünde dans ettiğini söylemişlerdir. Papa 9. Pius, Meryem Ana’nın göründüğü yerde hazır halde beklemiş ve oraya akın eden Hıristiyanları büyük bir huşu(!) ile takdis etmiştir. Papalık, olayı pekiştirmek için Meryem Ana’nın göründüğü yere bir de manastır yaptırmıştır.

Papa 2. John Paul, olayın yıldönümünde Fatima Kasabası’na gitmiş ve ayinleri idare etmiştir. Papa 2. Paul, Hıristiyanlara 13 Mayıs 1981 yılında kendisine düzenlenen suikasttan kurtuluşunu Meryem Ana’ya borçlu olduğunu söyleyerek olayın gerçek olduğunu ispat etmeye çalışmıştır. Hatta Meryem Ana’nın, Mehmet Ali Ağca’nın tabancasından çıkan merminin yönünü değiştirip araca saplanmasını sağladığını da üzerine basa basa anlatmıştır. Araca saplanan mermi, müzeye konulmak üzere Fatima Kasabası’na bağlı olan Leiria Piskoposu’na teslim edilmiştir.

İtalyan Savcı Carlo Palermo, Papa suikastını titizlikle araştırmış ve 1998 yılında yayınladığı ‘Hedefteki Papa. Papa’ya, Fatima adına yapılan suikast girişimleri’ adını verdiği kitapta Ağca cinayetinin ardında Fatima’nın üçüncü sırrının olabileceğine işaret etmiştir. Hatırlanacağı üzere Papa 2.John Paul, Mehmet Ali Ağca ile görüştükten sonra Ağca’yı affettiğini belirtmişti. Mehmet Ali Ağca da papa ile görüşmesinde Papa’ya Fatima’nın üçüncü sırrını sorduğunu söylemişti. Çok ilginçtir ki Papalara yapılan suikastların tarihleri hep aynı olmuştur. Mesela: 13 Mayıs 1981 tarihinde Köln Piskoposu Kardinal Joseph Hoffner, Hz. Fatima’nın türbesinde düzenlenen dini törende; “Terörizm hiçbir zaman bugünkü gibi yaygın olmamış ve bugünkü kadar en üst düzeydekileri tehdit etmemişti” demişti. Birkaç saat sonra da San Pietro Meydanı’nda Mehmet Ali Ağca, Katolik Kilisesi’nin lideri Papa II. John Paul’e suikast düzenlemişti. Bir sene sonra; yani 13 Mayıs 1982 tarihinde Papa, Portekiz’de Fatima’nın türbesini ziyaret ederken, kökten dinci bir rahip Juan Fernandez Krohn, cüppesinden çıkardığı sopayla papaya saldırmış; “Papaya ölüm. San Pietro’nun sömürücüsü” diye bağırarak Papanın kafasına sopayı vurmaya çalışmıştı. Savcı Carlo Palermo yazdığı kitabında; “ Ağca’nın cinayet girişiminde, mantıki bir çerçeve içine oturtulması ve izahı zor olaylar var. Sembollerle anlam kazanan olaylar bunlar. Ama güçlü dini motiflerden ilham alan, terörist gruplar, fanatik katiller, uluslararası gizli servis örgütleri ve mason localarının yer aldığı bir resim var karşımızda, bunu görmezden gelemeyiz” demiştir. Savcının bu sözleri üzerinde ve gelişen olaylar üzerinde biraz düşündüğümüzde, Fatima olayının tamamen düzmece olduğunu düşünebiliriz.

Meryem Ana’nın üç çoban çocuğa verdiği ileri sürülen sırların ikisi açıklanırken; ne tuhaftır ki üçüncü sır uzun yıllar sonra açıklanabilmiştir. Polonyalı Papa üç sırrı şöyle açıklamıştır:

a-) Kıyamet günü yaklaşmıştır. İnsanlar, Hıristiyan olmadıkça asla cennete giremeyecektir. Papaya inanmayanlar kâfirdir ve ebedi azapta (cehennemde) yanacaklardır.
b-) Sovyet Rejimi yıkılmalıdır. Aksi halde Hıristiyanlığa ve kiliseye karşı büyük bir darbe inecektir. Bunun sonucunda da Allah insanları cezalandıracaktır.
c-) Hıristiyanlar tarafından kutsal kabul edilen Papalara (evliya) ardı ardına suikastlar düzenlenmiştir. Bu suikastlar da Fatima’nın üçüncü sırrıdır.

Fatima’nın üç çoban çocuğa açıkladığı kehanetteki, Komünizmin Tanrı tanımaz ideolojisinin kurbanları arasında ilerlemeye çalışırken, üzerine açılan ateş sonucu yere düşen beyaz elbiseli adamın Polonyalı Papa olduğu açıklanmış ve böylece Papanın ‘aziz’, ‘evrensel’ ve ‘Meryem Ana’ tarafından kutsanmış olduğu mesajı verilmek istenmiştir. Ayrıca Papalık, umutsuz hastaların Meryem Ana’yı yani Fatima’yı ziyaret ettiklerinde şifa buldukları yaygarasını çıkartarak Fatima Olayı’na bir ulûhiyet kazandırmış ve Hıristiyanların daha sık burayı ziyaret etmelerini sağlamış ve böylelikle Vatikan’a yapılan bağışların ve vergilerin miktarını artırmak istemiştir.

Müslümanlara ve Hıristiyanlara baktığımızda; Müslümanların ve Hıristiyanların dinlerini gerektiği gibi yaşamadıklarını görürüz. Bir kısım Müslüman’a sorulduğunda sadece Müslüman olduğunu, bir kısım Hıristiyan’a sorulduğunda da sadece Hıristiyan olduğunu söylemekle yetinmektedir. Oysa ilahi dinlerin tamamında Allah’a ibadet esastır. İslam'dan uzaklaşan Müslümanlar, tarihin her döneminde Hıristiyan misyonerlerinin hedefinde olmuştur. Bu konuya dikkat etmek gerekir.
 
Son günlerde, Avrupa’da eğitimli kişilerin daha çok dinler üzerinde araştırma yaptıkları biliniyor. Kuran-ı Kerim üzerinde araştırma yapan aydınlar, Kuran’ın hiçbir şart altında ve hiçbir şekilde bir insan marifeti olmadığını, okuyana büyük bir haz ve ilham verdiğini belirterek İslam’ı seçmektedirler. Aydınların ısrarla üzerinde durduğu bir şey daha var ki; o da hakiki İncil’in Vatikan tarafından saklandığıdır. Hakiki İncil’de Son dinin İslam olduğu ve Hz. Muhammed’in son peygamber olduğu açıkça belirtilmiştir. Hz. İsa’nın, Hz. Muhammed’i müjdelediği ve Hıristiyanların Hz. Muhammed’e tabi olmaları gerektiği belirtilmektedir. Bu bilgiler din âlimleri tarafından defalarca açıklanmıştır. Bilindiği üzere Hıristiyan dünyasında çeşitli kişilerin ismini taşıyan İnciller bulunmaktadır. Bu durum Hıristiyanların dikkatini çekmektedir. Müslümanlar ve Hıristiyanlar, Barnabas adıyla bilinen İncil’in orijinal İncil olduğunu düşünmektedir. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da 1500 yıllık olduğu tespit edilen deri üzerine yazılmış bir İncil ortaya çıktı. Şimdi bu İncil üzerinde ilmi çalışmalar yapılmaktadır. Şayet ortaya çıkan bu İncil orijinal ise o zaman Hıristiyan dünyasında soğuk rüzgârlar esecek demektir. Zira gerçek İncil her şeyi ortaya koyacak, mesajları Hıristiyan ve İslam dünyasına açıkça okunacaktır.

Buraya kadar aktardığımız bilgiler ışığında özetle şu tespitlerde bulunabiliriz.

Fatima’nın üç sırrı safsatasıyla;

a-) Vatikan, dünyayı Hıristiyanlaştırmak istemiştir. Bunu gerçekleştirmek için Müslümanlar arasına nifak tohumları ekerek Müslümanları İslam’dan koparmaya, ortaya çıkan dini boşluktan veya buhrandan faydalanarak Müslümanları Hıristiyanlaştırmak istemiştir.
b-) Vatikan Sovyet rejimini (Komünizmi) devirmek istemiştir. Vatikan, Sovyetler Birliğine dini bir savaş açmıştır. Komünizmin Tanrı tanımaz ideolojisini malzeme olarak kullanarak Rusların Hıristiyan olması için yoğun çaba sarf etmiştir.
c-) Vatikan, bir takım karanlık güçleri kullanarak Meryem Ana’nın sırları adına suikastlar tertipleyerek bir yandan Hıristiyanlıktan kopmaları önlemek, diğer yandan da kilise gelirlerinin artmasını ve Papalık saltanatını devam ettirmek istemiştir. Şu sıralar Vatikan, eğitimli Hıristiyanların Kuran’ı inceledikten sonra İslam’a geçmeleri karşısında derin bir kaygı ve şaşkınlık yaşamaktadır.
d-) Hıristiyanlığın propagandasını yapıyorlar: Papa 2. John Paul, Mehmet Ali Ağca’yı affederek dünya insanlığına Hıristiyanlığın af ve kardeşlik dini olduğu mesajını vermek istemiştir. Ağca’da Papaya Fatima’nın üçüncü sırrını sorduğunu söyleyerek Fatima olayının gerçek olduğunu tüm dünya insanlığına inandırmak istemiştir. Vatikan, papa-Ağca olayını ve cereyan eden diğer olayları önceden tertiplemiş ve sahneye koymuştur. Zira olaylar vuku bulduktan sonra tarihler ve olaylar önem kazanmaya başlamıştır. Olaylar vuku bulmadan önce niçin bu tarihler ve olaylar dünya insanlığı ile paylaşılmamıştır? Bu durum size tuhaf gelmiyor mu?

Halit DURUCAN
26.02.2012

Yorumlar (7)
.. .. 27.02.2012 01:40
YAzılarının nuru sitenin karanlığını aydınlatmış yine canım abim...

nasuh kalender 27.02.2012 03:03
Yazdıklarınıza tamamen katılmakla beraber, bana asıl tuhaf gelen:
Son, gerçek ve ekmel dinimiz İSLAM dinine mensup olanların, gerek dünya ülkeleri düzeyinde gerilerde olmaları, gerekse birey ve cemiyetler bazında da dinimizin vazettiği yaşantı ve ahlaktan çook uzak olmalarıdır. Ne dersiniz?

By Pencil 27.02.2012 03:37
''Örtülü olup da açığa çıkarılamayacak,
gizli olup da bilinemeyecek hiç bir şey yoktur.''
(Luka 12:2)

Mehmet Turgut 27.02.2012 09:50
Paylaşımın için teşekkürler.

Halit DURUCAN 27.02.2012 13:07
Koca Yürekli Mustafa'm övgülerin benim için bir onur kaynağıdır. Hakkımdaki bu güzel düşünceleri hak etmye çalışıyorum. Sevgilrimle ve saygılrımla.

Sevgili Ramazan'ım Ağca'nın oynanan büyük bir oyunu bir parçası olduğu artık ortaya çıktı. Bu peçok platformda dile getiriliyor. Yanlış olmaycağı kesin. Zira masonlar amaçları uğruna her türlü melaneti yapabilir, her insanı rahatlıkla kullanabilir. Masonluğun özelliklerindendir bütün bunlar. Sevgilerile Ramazan'ım

Sevgili Kalender Kardeşim. Müslümanların geri kalmaların pekçok sebeplei vardır. Müslümanların gerikalmasını bazı İslam karşıtı kesimler İslam'a yüklemeye çalışıyorlar. Oysa gerçek böyle değildir. Omanlı'nın yükseliş evrelerne, duraklama ve gerileme evrelerine dikkatle bakıldığında ne türü hain oyunların oynandığını rahatlıkla göreiliriz. Saygılarıla,

Sevgili Arif Kardeşim, paylaşımına tamamen katılıyorum. Saygılar

Sevgili Mehmet Kardeşim, ilgilenip okuduğun için teşekkü ediyorum. Saygılar

muzaffer bayraktar 27.02.2012 18:14
Değerli dostum,Halit durucan.Çok güzel bir paylaşım. yazdıklarına -
aynen katılıyorum. Bunların amaçları zaten dünyada,tek din, tek devlet-
olup dünyayı tek elden yönetmek. yüreğine, kalemine sasğlık.
Sevgi ve saygılar.

Halit DURUCAN 27.02.2012 20:50
Sevgili Dostum Muzaffer, AB Zaten bu amaçlar için kurulmadı mı? Küçücük bir Vatikan devleti dünya devleti kurmayı hedeflemiş. Aslında onları takdir ediyorum. Çünkü onlar kendi amaçları için mücadele ederken, iSLAM dünyası sanki ölüm uykusuna yatmış! Değerli yorumlarınız için teşekkür ediyorum


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6348
2 Firari Fırtına 4408
3 Mustafa Ermişcan 3801
4 Hasan Tabak 3515
5 Nermin Gömleksizoğlu 3164
6 Uğur Kesim 3028
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2919
8 Sibel Kaya 2877
9 Enes Evci 2587
10 Turgut Çakır 2282

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1629 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com