&&&&&&& ...  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 132 Puanı: 480

12 Nisan 2012 Perşembe 
TEK GÜNLÜK
Okunma: 1093




   Son yorgunlukların,son an’larında oynaşıyor zaman,içinden çıktığım çıkmazların kapılarını araladım bir bir.Biraz kaygılandım,biraz sendeledim bazen de gözyaşlarımın ıslaklığında nemlenen yüzsüzlüğümle yüzleşme fırsatını kovaladım.Aynayla yüzleşmekten farklı yüzümü görmeden özümsemek.Özümsemişim yıllar önce,ayaklarımla toprağa,kollarımla rüzgarlara;sözcüklerimle yaşamıma  çizmişim zaten dediğimde aklıma hep yıllar öncesi geliyor,o zamanda böyle gülüyordum, aynaları kaldırıp   kendime bakarken.

   Kanımdan sıyrılıyor zaman, zamanla buluşuyoruz artık; ne arta kalanını veriyor bana zaman ne de gelecekle süslü hayallerini, ta kendisinin içindeyim gerçeğin  'yaşadığım kadar varım'   mantığından uzak  'yaşayamadığım kadar yaşarım'  yalanından uzak.

   Şehrin üzerinden bombalarla güller beraber kalktı, bombaların seslerinden önce gonca olan güller açıldı ve yaprakları her bir yere dağıldı; artık o gülleri ellerimle toplayamasam da,şehrin barut  kokularını   gül  kokuları  ile bastıracak kadar çoklarmış!

   Kocaman bir şehrin bahara kanık havasında koşuşturan insanların ayaklarına bakıyorum, herkes bir yerlere cenazeye yetişmeye telaşında koşuşuyor,herkes birbirine derin izler bırakacak gibi hüzünlü bakıyor,ama kim ağzını açarsa bütün büyüsü bozuluyor o hızlı adımların  o derin bakışların..Ve anlıyorsunuz ki devinimleri beyninde olan insanların adımları daha sakin,cümleleri daha hoyrat.

     Bağıra bağıra yürüyorum sakin adımlarımın ve sessiz gülüşlerimin arkasında; Birine  ‘Günaydın’ desem,  'Bugün hava…. '   diye başlayan bir cümlenin bitiminde varılacak yargıya verilecek cevap kadar konuşmaya, en çokta dinlenmeye hasret bırakılmış insanlar.İyi bir dinleyici olmayı unutmuşum kendimi dinlemekten,asıl kafama takılan bu kalabalık içinde; gürültülerin kulakları doygunlaştırdığı o duyumsuzluk anında, derin tartışmalar içinde olduğunu düşünüp üç cümleyi paylaşıp,birbirlerinin yüzlerine fırlatan kısır döngülü muhabbetlerin içinde;durağan durmayan beynimle oynaşmalarım.İşte o an yorgunluğumun sebebinin ne olduğunu; şakaklarımdaki cevaplarımdan ya da kendime düşüşlerimden olduğunu anlıyorum.Şu an için farklı bir durum olsa diye aldım aslında kalemi elime.Öyle olmadı yine!

  Böyle zamanların tehlikesini biliyorum,bir tek cümle bir tek imge ya da aklıma düşen bir günün herhangi bir anı beni de o dinlenme ihtiyacının içine götürür.Şimdi dokunsa bir şarkı  –ki o şarkı hiç bestelenmedi- bütün topladığım örümcek ağlarını karşımdakilerin yüzüne  ipeksi bir dokunuşla dokunduracağım,bir şiir çıkacak kalemimden herkesten önce ben ağlayacağım.Bir sözcük çıkacak dilimden,dilimde yuvarlayıp bayram şekeri tadında ,bayramların huzurunu yaşatacağım.Sonra şu günün doğuşunu yazacağım,önce kendi tüylerim ürperecek yazdıklarımdan;yorganıma sımsıkı sarılıp ürkek özlemlerimin   en tatlı sıcaklığını yatağımda oyalayacağım.

   Sonra kendimi uyutmamak için bir şarkı mırıldanacağım,ne sözleri uyacak orjinaline ne makamını tutturacağım,bildiğim tek şey;çok içten söyleyeceğim.

    Ve sonra içinde büyüyen özlemlerim,yollara sert basarken bıraktığımı sandığım adına hiç umut diyemediğim zaten  tariflerini de benzetemediğim o mavi duygu çökecek ayaklarıma.

    ‘Kalk’ diyecek bacaklarım ayaklarıma, ayak tabanlarımda başparmaklarından başlayan o tatlı gıcıklanmalar başlayacak,ve kalkacağım belki de;parmak uçlarıma basarak yaramazlık peşinde bir çocuğun sessizliğinde yürüyeceğim.

    Camla buluşup yollara bakacağım,her seferinde yaptığım o küçük kilometre –hız hesaplarını yapacağım mesafenin kısalığında kalp çarpıntılarıma,gecenin sessizliğini trafiğin durgunluğunu da katacağım,sonra kendi kendime bir 'Sus çekip' öyle uzun uzun dalacağım,şehrin bu tarafına... 
 
 


   Eğilmez başların şakaklarına sert çarpan rüzgarın, görünmez ağrısında dönüyor zaman.Zaman ortasından kopmuşken an’ların parçalanmışlığında bütüne dönüyor mevsim.Yine soğuk olsa diye düşlediğimiz her günden biraz daha kopuyorken iklim ,iliklerine kadar donuyor iken insan: “ Son soğuklar” diye gelen tesellinin yakıcılığında,biraz daha üşümek çabası damarlarımda titremeler yaratıyor.

   Mevsimlerde çocuklar gibi ,önce dağıtıyor oyuncaklarını o yana bu yana,kardan adamlar yaptırıyor parmaklarımıza,yağmurdan göller yapıyor kayıklarımıza,rüzgardan prensesler oluyoruz esintinin karşısında.

    Dağıtmıştık oyuncaklarımızı çocukluğumuzun en güzel oyunlarını oynarken,toplamasını düşünmeden oyunların içine dalmak gibi yaşamak ; çocukluğumuzun gülüşlerinde kaldı derken büyüyoruz,yaşımızdan büyüklerin büyümüşlüğünü görürken korkak olmadan aynalara kendimizi olduğu yerde görüyoruz.Bu gece ‘bir gün daha ekledim ömrüme’ diyeceğim,ama hiç söylemeyeceğim ‘ömrümden bir gün daha gitti’ diye.

   Sonra o küçük prensesin sorusu gelecek aklıma;Özgürlüğün tarifinin bile önüne düşen engelleri anımsayacağım. 

     -İnsanlar ölünce mezara koyuyorlar değil mi?
     -Evet.
     -Suç işledikleri zamanda hapishaneye di mi?
     -Evet.
     - Eeee o zaman onlar hapishanede öldükleri zaman mezarlarına parmaklık mı çakıyorlar?































Yorumlar (7)
A'Gül ... 13.04.2012 13:48
Küçük Prensesin sorduğu soruya yanıt verecek cesur insanlar aranıyor.
Özgül..

Hasan Tabak 15.04.2012 15:14
Özgül hanım Özgürce yaşamak her insan için bundan güzel bir şey olabilirmi
Özgürlüğe ait duygularınızı kaleminize sunmuşsunuz beğeni içinde okudum
edebiyatla ilgili kariyeriniz belli kuvvetli kaleminiz var daim elinizde
kalsın hiç kırılmasın dileklerimle saygılar sunarım

Sorunuza cevaben hapishanede özgürlük yok sağ olarak yaşıyor özgürlüğü
elinden alınmış ve o vaziyette iken ölmüş toprağa gömülmüş ama ruhu yaşıyor
Özgür etrafında parmaklık var,mı yok,mu orasını ALLAH bilir

&&&&&&& ... 22.04.2012 03:43
Ayşegül,bu yazıyı yazarken üçüncü paragrafta her ne kadar kendi kendini şımartan bir çocuğun sesi varmış gibi görünsede aklımdan geçen bir gül'ün kokusu vardı yani gül kokusu bırakan güllerden olanlar,duymuk yetmiyor bazen kulaklara,okumak anlatmıyor bazen ,arada sırada söylemek gerekiyorsa bende söyledim işte.
Zaman cesaret zamanı küçük prensesede cesur insanlar aramak çok güzel,ama ne olur bulduğumuz insanlar onu inandırsınlar cesaretlerine...


Hasan bey,teşekkür neyi ifader sizin için bilmiyorum ama içimden sadecebunu söylemek geldi,teşekkürler.!

Hasan Tabak 22.04.2012 16:53
Özgül hanım ilk önce isminizi yanlış yazdığım için sizden özür dilerim.
Yazınıza gelince ben son cümleleri anladığım kadar kendime özgü bir biçimde
yorum yapma zaruretinde bulundum.ben yazının içeriğine değil o küçük
PRENSES'in sorusuna özgürlüğün tarifinin bile önüne düşen engelleri
anımsayacağım cümlenize karşı hapishanede ölen insanın özgürlüğü elinden
alınmış öldüğü zaman toprakta etrafında parmaklıklar var mı ifadenize
karşılık yapmış olduğum yorumdur.
İyi davranış,güzel söz, alınmış bir hediye,ikram vesaire teşekkür için
söylenecek daha çok kelime vardır.
Ben ayrımcılık yapmadan herhangi bir kişinin birbirimize karşı sevgi
ve saygı içinde bulunalım sözüne teşekkür etmeyi kendime bir borç bilirim ben teşekkürün bu şekilde ifade edileceği inancı içindeyim.
Eğer sizi aydınlata, bildiysem ne mutlu bana saygılarımla teşekkür ederim.

Hasan Tabak 22.04.2012 16:59
Çok af'edersiniz ikinci defa isminizi yazımı okuduktan sonra yanlış yazmış
olduğumu gördüm sakın yanlış anlamayın bunu benim yaşlılığıma verin rica
ediyorum.

&&&&&&& ... 24.04.2012 14:21
Hasan bey,ben sizi sorgulamadım ama bazen görüyorum ki sürekli kendinizi açıklamak zorunda hissediyorsunuz bunun yaşınızdan kaynaklandığını düşünmüyorum,bu durum iki tip insanda görülür;Birincisi gerçekten çok fazla yargılanan ve haksızlığa uğrayan insanlarda bir de ne söylesemde kendimi anlatsam diye kendi iyi niyetini ifade edemeyen insanlarda .Sanırım siz iki durumun bir sentezisiniz.Bu sitede size yapılan küfürlerle ilgili çağrınızı duydum ve ilk aklımdan geçen size yapılması beni özel olarak üzdü;Çünkü,sizin yaşınızdaki insanları hep kahvelerde görüyorum akşama kadar boş boş konuşup duruyor bir çoğu ama size baktığımda başka bir dünyanın içinde olma çabanızı görüyorum,bu site bunun için yeterli mi elbette hayır ama niyetinizin güzelliğini bana göstermek için yeterli,yazdıklarınız benim için çok şey ifade etmeyecek belki ama burada oluşunuz,başka şeyler ifade ediyor.

Size şunu söylemem gerekecek,küfürle ilgili şeylere çok fazla takılmayın,kendini yaşadığı hayat içinde ifade edemeyip ortaya koyamayan insanlar burada geçip iki ahlaksız kelimeyle ancak kısmi rahatlama yaşarlar,önce o söylenenlerin hiç birini üzerinize almayın,siz ya da bir başkası o insan için sadece o an o çirkin sözcükleri dilinden düşürmek önemli olan.

İnanın okuduğumda güldüm geçtim,çünkü yapan adama baktım o kadar çaresiz bir ergen psikolojisi taşıyor ki,elini uzatsan dokunsan ona hıçkıra hıçkıra sarılacak bir insani sevgiye susamış ama mekanizmayı o yönde hareket ettiremeyince,lider olmanın en öncü yolu olan aykırı olmayan bir aykırılığa sarılmış.
Hiç bir zaman haksızlığa duyarsız olmadım sessiz kalışımın nedeni ise ciddiye almayışımdı o şahsiyeti,siz de almayın.
Kolay gelsin...

Hasan Tabak 24.04.2012 14:57
Şahsıma yazmış olduğunuz iltifat dolu sözleriniz beni fazlasıyla mutlu
etmiştir minnet ve teşekkürlerimi kabul etmeniz dileğiyle.Saygılar




İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6468
2 Firari Fırtına 4511
3 Mustafa Ermişcan 3982
4 Hasan Tabak 3640
5 Nermin Gömleksizoğlu 3265
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3137
7 Uğur Kesim 3109
8 Sibel Kaya 2977
9 Enes Evci 2677
10 Turgut Çakır 2351

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3178 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com