Uğur Kesim  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 6 Puanı: 2998

18 Nisan 2012 Çarşamba 
LE MONDE TÜRKİYE MUHABİRİNDEN TÜRKİYE TABLOSU!
Okunma: 1071



LE MONDE Türkiye Muhabiri Guillaume Perrier yazmış...

Türkiye, son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiyor.
Bu ülke korkulduğu gibi, ırka ya da dine dayalı bir bölünme yaşamadı.
Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeye gidiyor.
Cumhuriyet boyunca süren "kültürel bölünme".
Bu artık iyice keskinleşti.
Şimdi bir yanda, ayakkabılarını sokak kapısı önünde çıkaran,
kadınları başı örtülü, erkekleri sokağa pijamayla da çıkabilen,
erkek çocukları kahveye giden, kız çocukları tam bir baskı altında yasayan,
türkü ile arabesk arası bir müzikten hoşlanan, futbol izleyen,
belki de hiç kitap okumamış, hiç dans etmemiş,
hiç karı koca birlikte yemeğe gitmemiş,
hiç tiyatro seyretmemiş, iyi eğitim alamamış,
dini inançları kuvvetli, kalabalık, bir kitle var.

Diğer yanda ise kız lisesi-Kolej yelpazesinde eğitim görmüş,
en azından bir düğün salonunda ya da kolej partisinde dans etmiş,
sinemaya giden, çok fazla olmasa da kitap okuyan,
müzik zevki pop şarkılarla, klasik müzik arasında dolaşan,
evi nispeten daha zevkli döşenmiş, kızlarının flörtüne göz yuman,
Kadınları modern görünümlü,
Şarabın kalitesinden pek anlamasa da, kadın erkek bir arada içki içebilen,
gazetelere bakan, magazin haberlerini izleyen,
kendini birinci gruba kıyasla çok gelişmiş hisseden,
entelektüel düzeyi çok yüksek olmasa da,
Bati standartlarına yakın bir grup var.
Bu iki grubun yasam tarzı birbirinden kopuk.

Onları, Batı'daki sınıflar arasında ortak zevk alanları yaratan,
müzik, resim, heykel tiyatro ve sanat gibi, birleştirici kültürel zeminler yok.
Hayatları, zevkleri, inanışları birbirinden çok farklı.
Hatta birbirine düşmanca.

Birinci grup Cumhuriyet boyunca horlanmış, aşağılanmış, itilip - kakılmış.
Simdi bu grup siyasal olarak örgütlendi. Kalabalıklar.
Ve her seçimi kazanacak siyasi bir güçleri var artık.

İkinci grup ise azınlıkta. Ve artık bir daha secim kazanma ihtimalleri yok.
Bu noktada da tarihi bir paradoks ortaya çıkıyor.

Daha Batılı olan "ikinci grup", Batı'nın siyasi değerlerini kabul ederse,
bir daha asla iktidarı ele geçiremeyeceğini bildiği için,
git gide Batı'ya ve Batı'nın demokratik değerlerine düşman oluyor.

Yaşam tarzı olarak Batı'ya düşman olan birinci kesim ise,
iktidarı ancak Batı'nın kriterlerini kabul ederek ele geçirebileceğini bildiği için,
Batı'yla ilişkileri geliştirmek ve demokrasiyi kabullenmek istiyor.

Bu kültürel parçalanmada "ordu" önemli bir role sahip.
Eğer, birinci grubu desteklerse ve batı'nın demokrasisi burada kabul görürse,
ordu da iktidarını kaybedecek.

Aslında birinci grubun çocuklarından oluşan ordu,
kendi iktidarını sürdürebilmek için,
kendisine benzemeyen ikinci grupla işbirliği yapıyor.
Bir anlamda kendi köklerine ihanet ediyor.

Bu iki grup, siyasi iktidar için son kez çarpışmak üzere hareketlenmiş gözüküyorlar.

Birinci grup ekonomik olarak da güçlü artık, Anadolu'da üretim yapıyor,
malını dış dünyaya satıyor. Para kazanıyor. Siyasi örgütünü destekliyor.

İkinci grup ise parasal olarak da kuvvetli değil artık.
Mevcut iktidarın da baskısıyla giderek ekonomik kazançlarını kaybediyor.

Dış dünyayla is yapan, dışarıdan borçlanan büyük burjuvazi,
Türkiye'nin ancak demokrasiyle normalleşebileceğ ine inanan entelektüel kesim,
devletin yapısının değişmesi ve dünyayla bütünleşmesi gerektiğini düşünen
bir grup bürokrat, birinci grubun destekçileri.

Yargı, ordu, bürokrasinin önemli bir kısmı, ikinci grubun arkasında.
Ve bu İkinci grup, siyasetle demokrasiyle,
iktidarı elinde tutmasının mümkün olmadığını kavradığından,
şimdi siyaset ve demokrasi dışında bir çözümün peşinde.

Cumhurbaşkanı seçimi; kavganın keskinliğini ve iki tarafın niyetlerini açıkça ortaya koydu.

Ordu destekli ikinci grup artık seçim de istemiyor.
Ve darbe söylentileri gittikçe artıyor. Cuntalardan söz ediliyor.

Peki, darbe olursa ne olur . . ?

Yaşam tarzı Batı'ya daha yakın olan ikinci grup, orduyla birlikte iktidara gelir ve
Batı'nın desteğini kaybeder. Avrupa buna kesinlikle karşı çıkar.
Amerika her zamanki pragmatizmiyle, Kuzey Irak ve Ortadoğu politikalarını ,
desteklemesi karşılığında darbeyi kabullenebilir aslında.

Ama Amerika'nın önünde de ciddi bir engel var.
"Demokrasi getireceğim" diye Irak'ı işgal eden bir ülke,
dünyaya ve kendi kamuoyuna Türkiye'deki "darbeyi" niye desteklediğini açıklayamaz.
Ve Irak faciasından sonra ikinci bir "zorlamayı" gerçekleştirecek gücü yok.
İstese de istemese de darbeye karşı çıkacak.

Silahını ve parasını Batı'dan alan bir ordu ve ülke, Batı'dan koptuğunda ne yapacak?
Sanırım uzun zamandır bunu düşünüyorlar ve korkarım bunun cevabini buldular.

Türkiye'de darbe olursa! dünya, tarihte bugüne kadar hiç gerçekleşmemiş,
yeni bir oluşumla karşılaşacak. Türkiye, olası bir darbeden sonra,
Rusya ve Iranla ortaklık kurmak isteyecek. Silahı, enerjiyi ve parayı bu iki ülkeden alacak.
Rusya'yla Iran 'ın elindeki doğal gaz, petrol ve nükleer güç, Türkiye'yi ayakta tutmaya yeter.

Ama Rusya- Türkiye- İran Bloku . . .

Dünyanın bütün dengelerini değiştirir. Ortadoğu'nun kontrolünü tümüyle ele geçirir.
Avrupa'yı küçük kıtasına hapseder. Kafkasları, Afganistan'ı, Pakistan 'ı kendi gücüne katar. Müslüman dünyayla yakın bir ilişki kurar. Petrol kaynaklarına egemen olur. Çin'le işbirliği yapabilir.

Bu gelişme, Avrupa, Amerika ve biraz da Japonya'dan oluşan
"Batı" nın, dünyadaki etkinliğini inanılmaz bir bicimde azaltır.

Yeni blok asker, enerji ve para acısından çok güçlenir.
Böylece, Türkiye'deki çatlama dünyada büyük bir çatlamaya yol açar.

Eğer Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaksa, sanırım, bu çatlamadan çıkar.
"Asla böyle bir şey olmaz" diyebilirsiniz. ..
Niye olmayacağına dair elinizde çok kuvvetli veriler varsa, söyleyin.

Ama, ya olursa... ki.... bana çok mümkün geliyor.

O zaman ne yapacaksınız?

Bugün Türkiye'de kamplaşan ve bölünen insanların da...
Türkiye'yi Avrupa dışına itmeye çalışan,
Eski bir imparatorluk olmanın bir yanıyla; çok görkemli,
bir yanıyla; çok zayıf mirasına sahip olan bir ülkeye küstahça davranan,
işbirliği yerine "bas öğretmenlik" yapmaya kalkan Avrupa'nın da...

Türkiye politikasında "ikili" oynayıp, kurnazlık ettiğini sanan Amerika'nın
da... Bu senaryoyu bir düşünmesini isterim doğrusu.

Türkiye'de yaklaştığı görülen kanlı bir çatışmanın,
bütün dünyayı yakması sandığınız kadar uzak bir ihtimal değil..

Yorumlar (4)
Seval Kerimoğlu 21.04.2012 21:51
uğur neden bunu yapıyorsun neden başkalarının ekmeğine yağ sürüyorsun sende biliyorsunki yabancıların Türkiye üzerinde oynadığı oyunlar var yanlış yapıyorsun

Uğur Kesim 23.04.2012 10:46
Uğur Kesim 23.04.2012 10:41
Seval Hanım kimsenin ekmeğine yağ sürdüğüm yok burada dış basında yer alan bir yorumu yayınladım, bakın Avrupalılar Türkiyeyi dışardan nasıl görüyorlar diye.Bu yorumdaki teşhislerin bir bölümü doğru, biliyorum Le Monde sağcı bir gazete ama bu günki conjonktür bu yolda ilerliyor kaçınılmaz gerçek bu halkımız afyonlanmıştır yıllar boyu biz bu gün bunun acısını çekiyoruz .PKK yı ve yerli din kisbesi içinde yer alan işbirlikçi gurupları yetiştiren onlar bu yalın gerçeği görmemezlik edemeyiz.Esas olan bu durumda aydın demokrat ve cumhuriyetçilerin,ulusalcıların ve onların partilerinin bu kötü gelişime nasıl karşılık verecekleri.Yabancı emperyal güçlerin niyeti belli,üstelik yabancıları bu günki Türkiyenin siyasi gelişimini objektif olarak taraf tutmadan değerlendirmesi bizler için önemli.Yabancıların
Türkiye üzerinde oynadıkları oyunlar çok yazıldı artık ezberledik.Önemli olan bizlerin ne yapmamız gerektiği,şartları dış güçlerin aynası olan kendi basınlarından öğrenmek bize bir nebze nasıl tedbir alacağımız konusunda klavuzluk edeceği kanaatindeyim bu yazıyı o yüzden koydum.

Seval Kerimoğlu 24.04.2012 12:31
sadece ülkemizi küçük düşürüyorsun başka bir şey yaptığın yok

Uğur Kesim 24.04.2012 17:59
Ben ulusalcı bir insanım neye inandığımın farkındayım,dış basında yayınlanan bir makaleyi ya anlamadın,yada provakosyon yapıyorsun.Sen diğer yazılarımı da okuda ondan sonra benim hakkımda konuş bakalım, başkalarından yaptığım alıntı yabancıların Türkiyeye bakışıdır,olduğu gibi alıntıdır.Senin anlamadığın bir şey var,yukardaki yazıyla benim aramdaki ilişki.Üstelik yazının benim küçük düşürdüğümle ne ilişkisi var bunu bir,bir yazinda görelim sen ne çeşitten bir insanmışsın.Böyle işkembeden atmakla olmaz!Yaz bakalım kültürün ve cesaret yetiyorsa Türkiyeyi küçük düşürenleri,mesela Tayyibi,Gülü yazda görelim,ama senin ne haddine bu denli yürekli olmak!


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6305
2 Firari Fırtına 4369
3 Mustafa Ermişcan 3740
4 Hasan Tabak 3454
5 Nermin Gömleksizoğlu 3125
6 Uğur Kesim 2998
7 Sibel Kaya 2843
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2838
9 Enes Evci 2551
10 Turgut Çakır 2255

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:813 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com