Uğur Kesim  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 6 Puanı: 2982

27 Mayıs 2012 Pazar 
YENİ KİTABIM ÇIKTI "DÖNÜŞ"
Okunma: 1060

Bu kitap 1.dünya savaşından sonra Arap ülkelerinde mahsur kalmış,vatana dönmek için türlü uğraş veren ve sonrada İstiklal savaşına katılan Subay ve erlerin hikayesidir.
 
DÖNÜŞ
 İzmir’e Giren ikinci süvari birliğinde Üsteğmen İsmail ve Baş çavuş Bekir Pehlivanda vardı.Vatan kurtulmuştu artık mutlu bir gelecek bekliyordu bu kahraman askerleri,onlar ki yedi düvele karşı savaş vermişler,bir çoğu vatanın bağrına kanlar içinde düşmüşlerdi.İsmail yanı başında atının üzerinde kortej kenarından halka el sallayan Bekir Pehlivana baktı.Gözleri zafer sevinciyle yaşarırken Hasanı,Mahmut’u nice Vatana dönerek savaşan sonra şehit olan kahraman şehitleri düşündü.Atının üzerinden gittikleri yönde uzanan denize baktı İzmir körfezinde limanda sular durgun hafiften rüzgarla oynaşarak hiç bir şey olmamış gibi günü yaşıyordu.çevrede genç bacılar anneler amcalar onlara kucak açarak bu muzaffer orduyu bağırlarına basıyorlardı.Birden içine bir neşe doldu İsmail’in,Gelecek onlara gülümsüyordu,her şeyden öte onların Güvendikleri bir Gazi Mustafa Kemalleri vardı bu zaferin önderi.Ve kendi kendine Onun şarkısını söylemeye başladı.Mustafa Kemalin O umutsuz yolculuğunda Havzadan Amasya’ya giderken söylediği şarkıyı "Dağ başını duman almış...Gümüş dere Durmaz akar....Güneş ufuktan şimdi doğar....Yürüyelim arkadaşlar...Sesimizi Yer, gök, su dinlesin....Sert adımlarla her yer inlesin!..Sesimizi yer,gök,su dinlesin...Sert adımlarla her yer inlesin....İnlesin! .Bu gök ,deniz nerede var?...Nerede bu dağlar taşlar?....Bu ağaçlar bu güzel kuşlar....Yürüyelim arkadaşlar....
BU YÜRÜYÜŞ HALA BİTMEDİ DEVAM EDİYOR…!
       Mustafa Kemal paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularının İzmir’e girdiklerinden bir müddet sonra Meşhur yazarlarımızdan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’yla yaptıkları bir kahve sohbeti sırasında şunları söyler;
"Bir kaç gün sonra barış isteyeceklerdir. Böylece Milli mücadelemizin yaklaşık dört yıl süren ilk safhası kapanmış olacaktır. Şimdi bir yol ayrımındayız,ya ülkeyi ve milleti İstanbul’un o çağdışı teslimiyetçi zihniyetine ve rejimine terk edeceğiz yada akla,bilime öncelik veren bağımsız,özgür,başı dik yeni bir toplum olacağız" diyerek
"Sizce hangi yolu seçmeliyiz?"sorusunu sorar ünlü yazara
"Tabii ki akıl yolunu" cevabını vermiştir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Bu cevabı alan Atatürk konuşmasını şöyle sürdürür.
"Evet asıl kurtuluşa akıl yoluyla varabiliriz.Bunun içinde Milli Mücadelenin ikinci safhasını açmalıyız,Zor çetin bir yol,Bağnazlıkla dar görüşlülükle, önyargılarla,hurafelerle,iliklere işlemiş cahillikle,din tüccarlarıyla,belki uyanmamızı istemeyen dış güçlerle de mücadele edeceğiz.Ama bunu göze almak,hepsiyle mücadele etmek,bu güzel toplumu bir daha hiç bir gücün sömüremeyeceği bilgi ve bilinçle donatmak zorundayız.Dünya hızla gelişirken biz yerimizde sayamayız.Yoksa geleceğin akıllı nesilleri bizi affetmez!..."
Mustafa Kemal Atatürk 29 Ekim 1923 de Cumhuriyeti kurarak 1938 yılında ölünceye kadar on beş yıl gibi bir süreye bir çok devrimi sığdırarak bir çok şey başarmıştır.
Ve ülkesini çağdaş ülkelerin hatırı sayılır onurlu bir üyesi yapmayı başarmış bir liderdir.Onun değeri her geçen gün daha da artmakta ve yücelmektedir.
Sadece Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa İzmir’e doğru ilerleyen ve düşmanı süngüleriyle kovalayan askerlerinin attıkları her kurşunun.yaptıkları her hamlenin aydınlanma için yapılmış bir hareket olduğunu biliyordu.Onu tuzağa düşürerek çeşitli entrikalar çevirenler akıl yoluyla aydınlığa doğru savaşın başındaki muzaffer bir kumandanın kafasındaki bu projeleri fark etseydiler İstanbul’dan icazeti aldığı gün onu engellerlerdi O milletin Makus talihini yenmeği seneler evvel Balkan savaşında koymuştu aklına sadece şartların olgunlaşması ve her taşın yerine oturması gerekiyordu. Padişah Vahdettin ona icazeti verirken "Paşa sen bu vatanı kurtarabilirsin" demişti.Oysa Kurtardığı İzmir’de Zafer kahvesini içen Mustafa Kemale Ankara’dan bir telgraf çektiler.Daha İzmir’de yanan evlerden gelen, genizleri yakan duman kokusu geçmemiştir.
"Senin işin bitmiştir, askeri başarı sağlanmıştır.Bundan sonrasını hükümete ve meclise bırak"
Evet Mustafa Kemal Askerleri ile İzmir’e girdiğinde gerçekten bu vatan kurtulmuştu ama O canla başla düşmana göğüs gererek savaşan bu kahraman halkı, İngiliz mandacılığına evet diyen ne dediğini bilmeyen ucuz siyaset yapan eskimiş, köhnemiş,çürümüş çağdışı düşüncelerle hareket etmeyi kendine şiar edinmiş kimselere nasıl bırakırdı?Onu gerçekten tanıyamamışlardı.Yedi düvelle savaşan bu kahraman insan aynı zamanda masa başında da harikalar yaratarak Bu gün bile Dünyada övgüyle anılmaktadır.çünkü onun yolu daima her asırda geçerli olan aklın yoludur.Bu gelen telgrafla Emperyalist İngilizler akılları sıra Meclisteki işbirlikçilerini harekete geçirerek,Başkomutanı kenara iterek,onun başarısını gölgeleyeceklerdir.Dünya tarihinde hiç bir muzaffer kumandan görülmemiştir ki başarısını başkalarına kaptırmış olsun.Sadece Osmanlı Tarihinde Muzaffer kumandanlar vardır ki,onlarda taltiflerle susturulmuşlardı .Mustafa Kemal Atatürk,İstiklal harbi ve öncesinde onca güç durumlarda iken bile bu çağdışı oyunlara gelmemiştir.Muzaffer bir Kumandan İzmir’den Türk ulusunun atası olarak Ankara’ya döner,önünde biriken bütün pislikleri,onursuz girişimleri halkın desteği ile elde ettiği zaferin gücüyle itekler ,Lozan antlaşmasının mimarı ve Cumhuriyetimizin kurucusu olur
Bu savaş Türk onurunun savaşı olmuştur,Yunanlılarla birlikte Batı Emperyalizmi ve onların Türkiye Büyük Millet Meclisindeki işbirlikçileri de yenilmiştir.Muzaffer Türk ordusunun asil ve zeki dirayetli kumandanı Gazi Mustafa Kemal Türklerin atası önderidir artık bu zafer ona "Ne mutlu Türküm diyene " sözünü söyletir.Atatürk kutsal savaşına her alanda gerçekleştirdiği devrimlerle devam edecektir.Onun kurduğu Cumhuriyet gençliğe emanettir yani devrimleri süreklidir.Ama düşman sadece yenilmiştir ama ölmemiştir her yerde sinsice beklemektedir .O düşmanın zaman,zaman uyanarak kendini hissettirdiği anlar olacaktır.Atatürk kendi düşüncelerini, çağdaş uygarlık düşüncesini Bilimi ,Ulusçuluğu,Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temellerinin,harcına karıştırmıştır.Kurtuluş savaşında onun kurduğu Türk ordusu,devletinin temellerinin en büyük teminatının en büyük bekçisi olarak kalmıştır.Ama bu savaş bu gün onun bıraktığı yerden devam etmektedir.Durmamıştır,Günümüzde Emperyalizm daha da güçlenerek yoksul ülkeleri silindir gibi ezerek bağımsızlık savaşlarını engellemektedir.Sinsi güçler bu günün teknolojisi ile ülkeleri yerli işbirlikçilerle halka fark ettirmeden işgal etmektedirler.
Vatana dönüş yaparak Cumhuriyeti Kurmak için canları bahasına savaşarak şehit olan Hasanlar, Mahmutlar,Aliler,Kazımlar,Memetler boşuna ölmediler.Onların şehit düştükleri bu topraklarda çocukları ve onların torunları,Babaları ve Dedeleri gibi Atanın işaret ettiği Çağdaş medeniyet yolunda vatanın her safhasında onların mücadelesini devam ettiriyorlar...
Türk vatanını kurtaran bu Önder insanların ne meşakkatler çekerek her karış toprağı kanları ile sulayarak aldıklarını düşündüğümüzde özgür ve hür yaşadığımız bu anların kıymetini daha bir başka türlü anlıyoruz.
Bu kitap gerçek hikayelerden esinlenerek tarafımdan kurgulanmıştır .Hikayedeki Hasan,İsmail tipleri gerçektir.Her iki askerde yurda dönebilmek için romanımızda bahsedilen serüvenleri yaklaşık olarak yaşamışlardır. Her iki kahramanın başlarından geçenler Romanda birleştirilmiştir.Ayrıca İstiklal harbinde savaşmış birer kahraman askerdirler.Hasan benim Anne tarafından büyükbabamdır.yirmi yıl evinden uzak kalmış Ta Yemenden Anadolu’ya kah yürüyerek,kah at sırtında çeşitli serüvenler yaşayarak gelmiş çileler çekerek türlü çeşit tehlikeler atlatarak her gittiği yerlerde başka türlü serüvenler yaşamıştır ,oralarda evlenmiş birde kızı olmuştur.İstiklal harbinde savaşarak şehit düşmüştür.Gerçekten Kolağasıydı yalnız Alaydan yetişmeydi.Onun iki oğlu İsmail(dedem) ve Mustafa ikisi de mektepli olarak yüzbaşı idiler Amasya İttihat ve Terakki kurucuları arasında yer aldılar,onlar iki kardeş üsteğmen olarak istiklal savaşına katılmış Zile ve Çorum isyanlarında önemli görevler üslenmişlerdir.Onların hikayesi de bir başka serüvendir Babalarını hiç görememişlerdir, İstiklal savaşı yıllarında karşılaşmamışlardır.Daha sonraki yıllarda Annem Mesude Kesimden dinlediğim hatıralarda halaları(romandaki Firuzenin kızı) Dedemin Uzak diyarlardan gelen kız kardeşi onları bulmuştur. Ağabeyleri İsmail ve Mustafa ona kucak açarak kız kardeşlerini bağırlarına basmışladır.
Hikayede kısaca bahsedilen Amasya Komiseri İsmail Efendi Dedemdir, Atatürk’e Havza’ya gelmesi için mesajı götüren üç şahıstan biridir.12 Haziran 1919 da Atatürk’ü Amasya’da karşılayan kişiler arasında da yer almıştır .Kendisi Kuvayı Milliyeci koyu bir Mustafa Kemal hayranıydı.Onunla el sıkışmış konuşmuş ve kendi fikirlerini Atatürk’e bizzat iletmişti.Amasya’da ilk fötr şapka giyenlerden de birisi olmuştu. kılık kıyafet devriminden sonra.Şerefli bir Türk Polisidir.Onun çocukluğumda bana anlattığı İstiklal harbi ile ilgili bir çok hikaye kalmıştır.Hikayedeki Sabiha hanım karısı,Kucaktaki Çocuk Ahmet ise Babamdır.Romandaki İsmail Çavuş Bigalıdır o da Şam’da Süveyş’te kahramanca savaşmış esir kamplarına düşmüş türlü cefalar çekmiş Türkiye’ye dönerek Kuvayı Milliye güçleriyle İstiklal savaşında başarılar göstermiş hayatı savaşlarla geçmiş bir insandır savaştan sonra kol ağası olarak evine dönmüş,onun yaşayan dört çocuğundan sadece birisi hayattadır.Onun başından geçenleri bana anlatan en büyük kızı Hayriye Börtürk geçtiğimiz 2006 yılı vefat etmiştir.Torunları Özgür olarak dedelerinin savaştığı ülkelerini severek barış içinde yaşamaktadırlar.
Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü ile Özellikle İngilizlere ve Ruslara esir düşen ve sahipsiz kalarak esir kamplarında hava koşullarından hastalıklardan ölen ve intihar eden bir çok Vatan evladı insanlarımız, daha doğrusu isimsiz kahramanlarımız vardır.On binlerce insanımız çeşitli İngiliz esir kamplarında Hindistan’da Sibirya’da çeşitli nedenlerle telef olmuşlardır.O dönemin kendini idare etmekten aciz Osmanlı Hükümetleri ve idarecileri,o günün şartlarında Bu insanların israf olmasının yegane sorumlusudurlar.Tarih önünde sorumluluğu olan bu kişiler,Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyetini kurarken de ona karşı çıkarak Emperyalist ülkelerle birlik olup,daha korkunç hainlikler yapmışlardır.Atalarımızın çektiği bu sıkıntılılar bize birer örnek olmalıdır. Onların vatanı bu gün ki gibi yaşanılır hale sokmak için verdikleri iç ve dış düşmanlara karşı savaş, korkunçtur.Onların bizlere bıraktığı miras damarlarımızda akan kanda mevcuttur.Bizi geçmişten geleceğe götüren nice şehitlerimizin ruhları yolumuzu aydınlatıyor ve biz yüce Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün verdiği savaşı devam ettiriyoruz....



*Bu kitabı Vatanı için şehit olmuş isimsiz kahramanlara ithaf ediyorum ,onların anısı bizim yolumuzu aydınlatacaktır...
 
( BU KİTABI BÜTÜN KİTAP SİTELERİNDEN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ)   

Yorumlar (6)
? . 27.5.2012 11:07
Yandık desene... Serkeftin...

sonradan gurme 27.5.2012 12:37
Tebrik ederiz de... Siz bu yazı diliniz ve dil bilginizle nasıl başardınız bunu? "Baş çavuş Bekir Pehlivanda vardı..." yazmışsınız mesela. Başçavuş birleşik, da eki ayrı yazılması gerekmez mi? Bunu bir tenkit olarak sormuyorum inanın; gerçekten merak ettiğim için...

Uğur Kesim 29.5.2012 00:09
Tashih yanlışları, yazar yanlış yazsa bile tashih işlemi yapılırken bunların düzeltilmesi gerek,çoğu kez gözden kaçıyor.Cümle hatalarını görmeği uygun buluyorum ama bu çeşit hatalar bütün kitaplarda var,esas olan içerik ve anlam hatalarıdır hatırlatırım.Hiç meşhur yazarımız Nobel ödüllü Orhan Pamuktan okudunuzmu tavsiye ederim okuyun, görün uzun ve devrik, gereksiz cümleleri. Mehmet bey yanacak bir şey yok bu gün Türkiye yanıyor zaten bu yangına siz ne yapmaktasınız düşünün bakalım,öyle kafadan atmak kolay yazın bakalım sizi görelim, dalga geçmek kolayda,yazı yazmaya cesaretiniz varmı?

? . 29.5.2012 12:07
Uğur Bey, yazmadığımı nerden biliyorsunuz?

Uğur Kesim 31.5.2012 19:55
MEMED doğru yazdım sanırım bende severim memed adını,yazıyorsanız sevinirim
ama eleştirirken dalga geçmeyin Memed Bey, yazı yazan adam daha ciddi olmalı değilmi?iyi yazılar diliyorum size...

? . 3.6.2012 17:13
Dalga geçmiyorum; dalga denizde olur. Başarılar diliyorum.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6280
2 Firari Fırtına 4345
3 Mustafa Ermişcan 3707
4 Hasan Tabak 3430
5 Nermin Gömleksizoğlu 3106
6 Uğur Kesim 2982
7 Sibel Kaya 2825
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2796
9 Enes Evci 2532
10 E.J.D.E.R *tY 2245

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:479 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com