Halit DURUCAN  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 14 Puanı: 2099

16 Haziran 2012 Cumartesi 
İPTEN ADAM ALMA SANATI
Okunma: 1366

İPTEN ADAM ALMA SANATI
“Bir İftiranın Anatomisi”

 
PKK Terör Örgütü’nün ortadan kaldırılması amacıyla bir takım açılımlar sergilendi; ancak 11 yıllık icraatlar ne acıdır ki boşa çıktı. Bu çabaların boşa çıkacağını söyleyen siyasiler olmuştu. Onlar haklı çıktı. Zira gizli bir şekilde PKK’nın elebaşları ile yüzlerce defa görüşülmüş; özellikle Oslo’da yapılan bu görüşmeler tüm ayrıntılarıyla milletin önüne dökülmüştü. Halktan gizlenerek yapılan bu sinsi görüşmelerin ortaya çıkmasıyla birlikte siyasi iktidar, büyük bir şaşkınlık yaşamıştır. En nihayetinde kurtuluşu yolu olarak “Devlet Yaptı” demek zorunda kalmıştır! Bu millet, devletin de, hükümetin de ne anlama geldiğini ve devleti kimlerin yönettiğini de gayet iyi biliyor!
 
Seçim meydanlarında halka seslenen AKP Lideri, Abdullah Öcalan’ın yakalandığı halde MHP tarafından ipten kurtarıldığını söyleyerek halkın oylarına talip olmuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, Abdullah Öcalan’ın idamını kendilerinin engellemediğini defalarca açıklamıştı. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için Refah YolHükümeti’nden başlayıp, DSP-MHP-ANAP’tan oluşan koalisyon Hükümeti’ne ve özellikle AKP iktidarı dönemlerine çok dikkatle bakmamız gerekiyor.
 
Bebek Katilinin Kurtuluş Serüveni
 
15 Şubat 1999 yılındaKenya’da yakalandı ve Türkiye’ye getirildi.·31 Mayıs199 yılında Ankara 2 No’lu DGM tarafından yargılanmaya başlandı.·29 Haziran1999 yılında TCK’nin 125. maddesine göre ölüm cezasına çarptırıldı.·25 Kasım 1999 yılında Yargıtay 9. Ceza Dairesi, verilen ölüm cezasını oy birliği ileonaylayarak APO’nun idamına ilişkin iç hukuk sürecini tamamladı. Ancak APO, 25 Kasım 1999 yılında AİHM’ne başvuruda bulundu. Başvuru hakkı; AİHM’nin daimiolması ve bireysel başvuru hakkı tanınması AİHM İnsan Hakları sözleşmesinin 11numaralı protokolünün 1997 yılında kabul edilmesiyle sağlanmıştır. 1997 yılındakabul edilen bu protokolle AİHM’nin yargı yetkisi daimi olarak kabul edilmiştir. Apo, bu protokollere dayanarak AİHM’e başvurma hakkına kavuşmuştur. İmzalanan bu protokoller 20.06.1997 tarihli ve 23025 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu protokolü hayata geçiren hükümet, Refah Yol Hükümetidir. Yani; Refah Partisi ve DYP! Bu protokolde kimlerin imzası varmış diye merak edip baktığımızda; Devlet Bakanı Abdullah Gül ile Maliye Bakanı Abdullatif Şener’in imzalarını görürüz! Bebek Katili Apo, siyasilerimizin sunduğu bu imkândan faydalanarak AİHM’e tekrar başvurarak dava sonuçlananakadar infazın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. AİHM ise; 30 Kasım 1999 tarihinde başvuruyu incelemeye aldığını ve mahkeme iç tüzüğünün 39’uncu maddesi uyarınca ihtiyati tedbire karar vermiştir.
 
Şimdi, ister istemez akıllara şu sorular gelecektir: Alınan bu kararlar karşısında Apo’yu Kenya’da enseleyip Türkiye’ye getiren DSP-MHP-ANAP’tan oluşan 57. koalisyon hükümeti ne yapmıştı?
 
AİHM’nin aldığı bu karar üzerine DSP-MHP-ANAP şu tavrı benimsemişti:
 
15 Ocak 2000 tarihinde liderler zirvesi yapılmıştır: Başbakanlıkta yapılan toplantıda, AİHM’nin Öcalan hakkındaki kesinleşmiş idam cezasının infazının bir süre ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı ayrıntıları ile değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere AİHM’in, Türk yargısının verdiği idam cezasını değiştirmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Anayasamızdan ve uluslararası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında dosya, gereği için ivedilikle TBMM’ne yollanacaktır. Toplantıda, genel başkanlar, hukuka saygı içinde aldıkları bu kararın terör örgütü ve yandaş çevrelerce milleti ve devleti ile Türkiye’nin yüksek menfaatleri aleyhine kullanılmak istenmesi halinde, erteleme süreci kesilerek infaz sürecine derhal geçilmesi hususunda görüş birliğine varmışlardır.
 
Alınan kararlar şu anlama gelmektedir:
 
a-) İdamcezasının kaldırılması imkânsızdır.
 
b-) Süreç tamamlandığında dosya ivedilikle idamın infazı için meclise gönderilecektir.
 
c-)Bukarar, terör örgütünce Türkiye aleyhine kullanılırsa, AİHM’nin kararı beklenmeden derhal infaz sürecine geçilecektir.
 
d-) MHP, hükümet ortağı olduğu dönemde terör, savaş ve yakın savaş suçlarına ölüm cezasının verilmesi hükmünü getirdi. MHP’nin bu teklifi, 03 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı kanunla yasalaştırıldı. Ancak idam cezasının AB önünde bir engelolduğunu söyleyerek kaldırılması ile ana dilde eğitim ve televizyon yayınını içeren Cumhurbaşkanının başkanlığında liderlerin katıldığı bir AB zirvesi yapılmıştır. Zirve sonrasında Devlet Bahçeli, 07 Haziran 2002 tarihinde bir basın toplantısı düzenleyerek aynen şunları söylemiştir: “Geldiğimiz bu noktada, 10 ile 12 yıl sürecek bir müzakere sürecinin başlatılması için bir tarih verilmesinin bile, ulusal programın çerçevesinin dışında kalan bazı konularda ilave adımlar şartına bağlandığı görülmektedir. Ön şart olarak dayatılan bu talepler, idam cezasının bu safhada terör suçlarını da kapsayacak şekilde kaldırılması ve ana dilde eğitim-öğretim ile TV yayını yapılmasına imkân verilmesidir. Bugün dayatılmak istenen üç konu ile Kıbrıs konusunda karşımıza çıkartılan denklemi MHP’nin kabul etmesi hiçbir şart altında mümkün değildir.” Bahçeli bunları söylerken, 03 Ağustos 2002 tarihinde gazetelerde ilan yayınlatan Avrupa Hareketi-2002, kendilerine AB’ye üye olmak için her türlü çalışmayı yapacaklarının sözünü veren Genel başkanların sözlerini kamuoyuna duyuruyordu. Bu sözleri veren genel başkanlar; R.T.Erdoğan, İsmail Cem, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller ve Recai Kutan’dı.
 
Seçim meydanlarında gerçekleri ters yüz etme ahlaksızlığını gösterip, halkın oylarını alan siyasiler, sanki gerçekler ortaya çıkmayacakmış gibi aynı söylemlerde ve iftiralarda bulunmaya devam ediyorlar. Şimdi, APO canavarını ipten kurtaran imzaların kimlere ait olduğuna dikkatle bakalım.
 
TBMM Tutanaklarından:
 
AKP Grubuadına Bülent ARINÇ:” Ölüm cezasının kaldırılması konusu, geldiğimiz noktada bir zaruret ifade etmektedir.” Tarih: 01 Ağustos 2002.
 
 AKP Grubu adına Mehmet Ali Şahin: “Ölüm cezasının kaldırılmasını parti olarak, grup olarak biz de istiyoruz.” 01. Ağustos2002
 
Böylece 03Ağustos 2002 tarihinde idam cezasının kaldırılması için yapılan oylamalarda 320 milletvekili ‘EVET’ oyu verince, 4771 numaralı kanun ile idam cezası kaldırılmış oldu.
 
"EVET” oyunun Partilere göre dağılımı ise şöyle gerçekleşmiştir:
 
AKP: 41, ANAP: 76, DSP: 55, DYP: 65, SP: 22, YTP: 50, Bağımsızlar:11. Bu partilerden “EVET”oyun çıkınca AKP Genel Başkanı Erdoğan, Hürriyet Gazetesi’ne bir demeç vererek aynen şunları söylemiştir: “Bu çok büyük bir başarıdır. Ben burada özellikle TBMM’ni takdir ediyorum, alkışlıyorum.”
 
TBMM Tutanaklarından da anlaşılıyor ki; idam cezasının kaldırılmasına MHP “HAYIR” demiştir. Kanunun tamamının oylanmasında da MHP blok halinde “HAYIR” oyu kullanarak tarihi bir rol üstlenmiştir
 
e-)Bu gelişmelerin ardından, idam cezasının kaldırılmasına ilişkin AİHM sözleşmesinin 6 numaralı protokolü AKP Hükümet’i tarafından imzalanmış ve 17 Eylül 2003 tarih ve 25232 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ayrıca AKP Hükümeti, 07 Mayıs 2004 tarihinde 5170 sayılı kanunla “Terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına idam cezası verilmesi” hükmünü kaldırarak tarihi misyonunu yerine getirmiştir! Yukarıda da belirttiğim gibi bu hüküm, 57. hükümetin koalisyon ortağı MHP tarafından konulmuştu!
 
Araştırarak yazmaya çalıştığım bu makalemde, kesinlikle herhangi bir partiyi övmek ve herhangi bir partiyi de kötülemek niyetinde değilim. Amacım; siyasetin kirli yüzünü ortaya koyabilmek, insanların oy uğruna nasıl kandırıldığını belgelemek istedim. Aynı zamanda bu belgeler, rakip partilere iftiralar atılarak ahlaki değerlerin nasıl ayaklar altına alındığını da ortaya koymaktadır. İftira ve yalan üzerine geliştirilen politikalar, kimileri için birkaç dönemlik iktidar şansı verebilir, ancak halka rağmen bu yalan ve iftira furyası bir bumerang gibi dönüp, iftiracıların ve yalancıların paçalarına dolanacaktır. Siyasi ahlaksızlık dün de vardı, bugün de aynı hızıyla devam ediyor ve yarın da olmaya devam edecektir.
 
Türk Milleti'nin bir ferdi olarak bizlere düşen tek görev; siyasilerin söylediği sözlerin doğru olup olmadığına dikkat etmektir. Her söylenen süslü, tempolu ve vurgulu sözlere inanıp, ardına düşer isek, o zaman kaval sesine koşan sürülerden bir farkımız kalmaz. Eleştiren, araştıran, düşünen kimliğimizi ortaya koyduğumuzda hiç kimse bizi yanıltamaz, kandıramaz.
 
Son söz olarak derim ki; İnsan yığını olmayalım. Nitelikli insanların oluşturduğu bilinçli bir toplum haline gelelim…
 
Yalansız, iftirasız, tertemiz bir siyaset temennisiyle,
 
Halit DURUCAN
13.06.2012

Yorumlar (13)
Hasan Tabak 16.06.2012 02:06
Çok haklısınız Halit bey şu anda kaval sesine koşan sürülerden farkımız ne
Size katılıyorum ,dediğiniz gibi nitelikli insanların oluşturduğu bilinçli
bir toplum haline gelelim. Siyasetçilerimizden iftirasız, tertemiz bir
siyaset, haksızlıkları ortadan kaldırmalarını isteyelim. Saygılarımla

Halit DURUCAN 17.06.2012 02:23
Hasn Abim,makalemi sıkılmadan okuyup, yorumladığınız için tşekkür ediyoum. Temnniler hep karşılıklıdır. Saygılamla

? . 17.06.2012 13:41
Yiyorsa asın da görelim! Boş lafa karnımız tok!

Halit DURUCAN 18.06.2012 23:35
Sahte peygamberinize iyi davranın. Yakında vahiy inmeye başlayacak!!

? . 19.06.2012 08:06
Birileri gibi putlara tapmıyoruz? Köpek soyundan geldiğimize ise hiç inanmıyoruz?

? . 19.06.2012 11:40
Rum insanı Rum kalırsa merttir. Rumdan bozma çakma Türk; devşirme olursa ırkçıların figüranı olur! Helaya dahi beton kafa dikenlerin vardığı putperestlik boyutunda "islamiyet" onlar için ancak siyasi amaçlara alet edilen bir araç olur.
Ayrıca; günümüz dünyasına bakıldığında müslümanların sayısı giderek azalmakta; insanlar islamiyetten vazgeçmekte; başka dinlere yönelmekte... En büyük sebeplerinden birisi de devşirmelerin "islamiyetin" ilahi ışığına gölge düşürme serüvenidir.
Birgün gelecek; devşirmelerden arındırılacak olan "topraklarında" halklar huzur ve refah içinde yaşayacaktır muhakkak!

sonradan gurme 19.06.2012 12:36
Samsun'un insanı bir de çok güzel burun kırar. Hatırlatmak lazım...

? . 19.06.2012 12:59
Ben hiçbir örgütün propagandasını yapmıyorum. Hiç kimseye de yalakalık... Sadece ırkçılığı körükleyen ve ölümlere sebep olan zihniyete; devşirmelere haddini bildiriyorum.
Ve askerler dün de öldü, bugün de ölüyor, yarın da ölecek... Askerlerin coğrafyadaki konumları ölüme müsait... Söz konusu coğrafyada medyaya yansımayan daha nice askerler öldü/ölüyor; hergün...
Bugün ise Dağlıca'da ölen askerlerin sayısı 8 değil; 17 dir. Al sana medyaya yansımamış taze haber.
Maç izler gibi izleyin veya figüran olun; öteye gitmek kaderinizde yoktur!

? . 19.06.2012 19:41
R nokta Emre, ben dediklerimin arkasındayım! Tekrarlıyor: Yiyorsa asın da görelim! Bu bir tespittir ki; T.C'de onu asabilecek hiç bir güç yoktur! Hiçbir hükümet ve hiçbir komutan onu asacak cesarete sahip değildir. Çünkü onun asılması hemen hemen "kıyametle" eş değerdir! Onun asılması demek; bütün coğrafyayı kana boğmak demektir. O asılırsa şundan emin ol ki; en masum vatandaşlardan biri olan "senin" bile kalemin kırılması anlamına gelir! Aklın yolu bir ise; onun asılması mümkün değildir!
Askerler meselesine gelince;
Sen Uludere'de şehit edilen asiller için ne kadar üzüldünse; ben de bugün ölen askerler için o kadar üzüldüm!

? . 19.06.2012 19:51
Ümit, sevgili kardeşim, islamı anlamak, anlatmak ve yaşamak kolay değildir!
Kimi neyle itham ettiğini bir daha düşün...
Farkında olmadan neye hizmet ettiğini bir daha düşün...
Kırk kere düşün; bir kere konuş!
Her zamanki tutumunu; tatlı dilini, güzel huyununu ve ahlakını, sağduyunu koru... Sana yakışan budur! Seni farklı kılan budur! Seni her kese sevdiren budur! Seni dinlemeye, ciddi almaya sebep olan budur!

Kemankeş İskender 19.06.2012 22:04
Asker ölür şehit olur, terörist leş... Bizi farklı kılan da budur işte...

Halit DURUCAN 19.06.2012 23:12
Memet denilen zavallı. Sana adam gibi bir cevap verdim ama sen adamlığı bir tarafa bırakıp, kundakdaki bebekleri öldüren ve sonradan da peygamber ilan ettiğiniz apo itini savunuyorsun. Sen ve senin gibi pisliklerin ağzına İslamiyet hiç yakışmıyor. Bu güzel kelimeyi ağzına alırken öncelikle güsul abdesti al. İslamiyet azalıyor (muş)bu safsatalara ancak senin gibi beyni cürükler inanır. Dünya nereye gidiyor haberin yok. Kilise papazları bile İslamiyetin hrıstiyanlar arasında yayıldığını ve hıristiyan elit insanların islamı incelemeye başladıklarını açıkça söylüyor. Biz hiç bir zaman Kurt soyundan geldiğimizi iddia etmedik. Bu iddialar ancak senin gibi iftiracıların ve insanlıktan nasibini almamışlara yakışır. Ben herhangi bir parti propagandası yapmadım, ama sen bu noktadan bebek katilini savunmaya soyundun. Yazıklar olsun senin gibi rezillere. O kadar seviyorsan sahte peygamberinin yanına git, çayını çorbasını hazırla. hizmet etmek sana pek yakışacak...

Fatoş Nihal Aytaç 21.06.2012 23:07
Mehmet, ne olduğunu hep tartışmalarda ortaya çıkarır, başka zaman saygı çerçevesi içerisinde gönlü güzel delikanlı olur ama böyle durumlarda değişik birşey ve anca konuşur, he deyip geçmek lazım artık sanırım.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6340
2 Firari Fırtına 4401
3 Mustafa Ermişcan 3789
4 Hasan Tabak 3506
5 Nermin Gömleksizoğlu 3156
6 Uğur Kesim 3023
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2899
8 Sibel Kaya 2870
9 Enes Evci 2580
10 Turgut Çakır 2276

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1352 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com