Banu Ceylan  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 662 Puanı: 85

21 Ağustos 2014 Perşembe 
Kalbim Onu Görünce Yerinden Fırlayacakmış Gibi Oluyor/6.Bölüm
Okunma: 539

   Saat 10:07 'di.Gözlerimi yeni bir gün için istemsizce açtığımda o çoktan gitmişti.Bir kez daha sevdiğim adamın yatağında güne başlıyordum.Bedenim çok bitkindi.Dün gece yaptıklarımızın yüzünden değildi.Belkide yaşadığım hayal kırıklığı ve yalnızlık hissi tümüyle yormuştu beni.
Uzandığım sıcacık yataktan kalktım ve üzerimi giyindim.Saçlarıma dokunmadım bile varsın dağınık kalsınlar,kimin umrundaydı ki?Karnımı doyurmak için mutfağa gittim ve buzdolabını açıp kahvaltılıkları masaya koydum.İşim bitince masayı topladım,muslukta kalmış olan kirli bulaşıklara elimi bile sürmedim.Düne kadarki ben olsa eminim ki o bulaşıkları temizlerdi.Ama bugünkü ben farklıydı,bu adam için daha fazla kendini hırpalamak istemiyordum.Sadece kendi yaptığım dağınıklığı nezaketimden ötürü topluyordum.Toplama işi de bitince bir kaç gündür kaldığım bu evi terkettim.Kapıyı açtım ve biraz daha düşündükten sonra kesin kararımı vererek dışarıya adımımı attım.Artık bu adamın bana takmış olduğu tasmayı boynumdan atma zamanı gelmişti.Daha fazla tereddüt etmedim ve kendi çok eski anılarımla dolu evimin önüne geldim.Doğduğum günden beri bu evdeydim.Belki de hala daha bu evde yaşamamın tek nedeni hayatımın her evresinin,güzel ya da kötü anılarımın tamamının bu eski küçük iki katlı evde geçmesiydi.
Evime adım attığım anda salonda halının üzerine serilmiş bir kaç boş şişe gördüm.Masanın üzerinde gereksiz kağıtlar ve sigara paketleri vardı.Mutfağım o adamınkisi gibi dağınıktı.Bunları toplamam gerekecekti.Odamda ise tüm kıyafetlerim ayrı bir köşeye dağılmıştı.Sanki ben yokken bu evde küçük bir parti yapılmıştı.Yoksa içkilerimi ve sigaralarımı odamın dört bir köşesine dağılmış kıyafetlerim mi içmişti?Eminim ki ayakkabılarımla işbirliği yapmışlardı,özellikle benim en sevmediğim ayakkabımla.Çünkü,onu aldığımdan bu yana sadece bir kez giymiştim.Sonra ondan sıkılıp onu bir köşeye fırlatıp atmıştım.Bu onun benden intikam almak istemesi için yeterli bir neden olmalıydı...
Herzaman ki gibi saçmaladığımın bende farkındaydım.Ama, kaç yaşında olursanız olun arada bir böyle saçmalamak sizi azıcıkta olsun mutlu eder.Evimin dağınıklığını toplamakla uğraşmak istemiyordum.Saat daha çok erkendi,en iyisi bir kaç gündür bana hasret çektiğine inandığım yatağıma uzanmak ve rüyalar alemine dalmak olacaktı.Öyle de yaptım,uzanır uzanmaz tüm yorgunluğumu yatağıma teslim ettim…
Gözlerimi bir kez daha aydınlık bir güne açmıştım.Mutfaktan ayak sesleri geliyordu…Harika!Bir bu eksikti.Evime hırsız mı girmişti?Daha saat 13:05’ti,akşamı bekleyemeyecek kadar salak mıydı bu hırsız?İlla evimi soyacaksan akşam soy,gündüz gündüz ne geliyorsun ki zaten?Polisi aramam gerekecekti.Uyanır uyanmaz belki de isteyebileceğim en son şey bir hırsız ile uğraşmaktı.Polisi arayacaktım aramasına da telefonum neredeydi ki?Uykumdan daha yeni uyandığım içinmiydi bilemem.Ama,odamdaki elbiselerimin etrafa saçılmış olması gerekiyordu.Uykuya dalmadan önce öyleydiler.Dolabımı açıp içine baktım.Tüm elbiselerim düzenli bir şekilde dolabıma katlanıp konulmuştu.Yoksa bu hırsız evimin dağınıklığını görüp bana acımış mıydı?Yoksa kıyafetlerim ve ayakkabılarım içkilerim ile sigaralarımı bitirdikleri için pişman mı olmuşlardı?Şaşkınlıkla mutfağa yöneldim.Attığım her adım yavaş ve tedirgindi.Mutfağa kadar ki olan tüm odalar derli topluydu.En sonunda mutfağa varmıştım.Kapıyı aralayıp evimi toplamama yardımcı olan hırsıza bakacaktım.Kapıyı korku ve şaşkınlığımdan dolayı sertçe açtım.Gördüğüm şey karşısında şok olmuştum.Beni uykumdan uyandırıp,mutfağa kadar getiren değerli bir arkadaşımdı,Lena idi.Lena liseden beri beraber olduğum,benim hakkımda bir çok şey bilen güzel ve zeki bir kızdı.Ancak bilmediği bir sürü konuda yok değildi.Bu doğal bir şeydi,insan olarak hepimizin sadece kendimize saklamayı tercih ettiği bir iki sır vardır ,elbette.Lena mutfağımda masaya geçmiş kahvaltılıklarımı atıştırıyordu.Meğersem beni merak edip gelmiş.Ona verdiğim anahtar ile eve girmiş ve beni uyurken görünce de uyanmamı beklemiş.Ama beklerken çok fazla dayanamayıp acıkmış.Bugünümü eski bir dostumla geçirmek hiç kötü olmazdı doğrusu.Lena şans eseri hep yalnız hissettiğim zamanlarda gelirdi.Hiç mutlu olduğum bir zamanda beni ziyarete gelmemişti.Belki de mutlu olduğum zamanların çok az olmasından kaynaklanıyordu bu durum.Lena ile oturup sohbet ettik.Bunca zaman neler yaptığımız hakkında.Saatlerce sohbet ettik,hep geçmişten konuştuk.Bu geçmiş çok kötü bir zaman dilimi idi,’’geçmişte’’ kalmasına rağmen geleceğimizi de etkileyebiliyordu.Lena bu durumun farkında bir kızdı.O hep ‘’Gözlerimizi açtığımız her yeni bir günü sahip olduğumuz son bir günmüş gibi yaşamalıyız.’’derdi.Ona göre biz her an her saniye ölebilirdik.Lena dediği bu cümlelere inanarak yaşardı.Ölmeden önceki son günümüzü pişmanlıklarla ve acılarla geçirmenin doğru olmadığını söylerdi.Ne zaman öleceğimizi bilemeyeceği için her gününü dolu dolu yaşamaya çalışırdı.Bütün bunlara rağmen Lena’nın da mutsuz olduğu ve ağladığı zamanlar oluyordu.Ama,Lena yarınlar için endişelenmeyerek yaşıyordu.Aklına gelen kötü düşüncelerini bir kenara atıyordu.Çünkü yarın yaşayıp yaşamayacağını bilmiyordu.Öldükten sonra hiçbir pişmanlık duymak istemiyordu.Bu aslında onun ne kadar güçlü bir kız olduğunu göstermez miydi?Normalde bir köşeye yığılıp ağlarız ve pes ederiz.Ama,Lena güçlü olmaya çalışıyordu.Yine de ne kadar güçlü gözükürsek gözükelim hepimiz içimizden zayıf varlıklarız.

Lena ile olan sohbetimiz gece geç saatlere kadar bitmedi.Hatta yatağa yattığımızda bile devam etti.Lena ile beraber aynı yatağa uzanmış sohbet ediyorduk.Biz kızların konuşacak çok şeyi var.Normalde hiç bu kadar uzun konuşmam.Ama,Lena ile olunca ben bile kendimi tutamıyordum.Ölümden,yeniden dirilmeden,cennet ve cehennemden konuştuk.Bütün bunlara inanıyorduk.Yine de günahkar bedenlerimiz vardı.Akıl ve irademiz ile bedenlerimizi kontrol edemiyorduk.Sonuçta Lena da ben de erkeklerin oyuncağıydık.İkimizde bir erkeğe bağlanmış ve onun isteklerini yerine getiren sadık köpekler gibi davranıyorduk.Şöyle bir bakınca aşk insana bir çok günah işletiyor.Belki de bu yüzden çocuklar günah işlemezler.Onlar aşık olmazlar sadece hoşlanırlar.Belki de sadece çok küçük olduklarındandır.Belki de sadece günahlarımı aşk denilen tutkulu duygunun üzerine atmaya çalışıyordum.Ne kadar çok denersem deneyeyim geri alamayacağım günahlar işledim.Belki de ben de Lena da cehennemde yanacaktık.Yine de Lena benden daha iyi biriydi.O zamanını hayır işleriyle de geçiriyordu.Liseden beri tanıdığım Lena zeki,uslu,nazik,yardımsever ve güzel bir kızdı.O kadar güzeldi ki ilk tanıştığımız zamanlarda ondan nefret ederdim.Aşık olduğum erkek onun güzelliğine kapılmış ona aşkını itiraf etmişti.İlk yaşadığım kalp acısı Lena yüzündendi.Ya da yanlış erkeğe aşık olduğum için benim yüzümdendi.Lena’nın beline kadar uzanan siyah saçları ve mavi gözleri vardı.Boyu fazla uzun değildi.Ancak,zayıf narin vücudu bu kusurunu ört bas ediyordu.Onu ilk gördüğüm zamandan beri sevmemiştim.Aşık olduğum erkeği elimden çaldığından beri.Lena onunla başlarda çıkmıştı.Ancak sonra bir şekilde benim sevgilisine aşık olduğumu öğrendi.Bunun doğru olup olmadığını öğrenmek istedi ve kendisi ile hiç konuşmamış olan bana ince ve rahatlatıcı sesi ile sordu.’’Erkek arkadaşıma aşık mısın?’’Bense sadece ‘’evet’’ dedim ve benimle dalga geçmesini bekledim.Ancak ertesi gün sevgilisinden ayrıldığını öğrendim.O gün tekrar yanıma geldi ve benle arkadaş olmak istediğini söyledi.Hep nefret ettiğim kız benle dalga geçmemişti,bana işkence yapmamıştı.Sevdiğim erkeği çalmakla suçladığım kız o erkeği bana geri vermişti.Lena ile arkadaş olmuştum ve bir şey fark etmiştim.Lena çok güçsüz bir kızdı.Sürekli güzelliği yüzünden erkekler tarafından taciz ediliyordu.Kendisini korumak için ona çıkma teklifi eden ilk erkekle sevgili olmuştu.Ama artık o erkek de yoktu.O günden beri Lena’nın yanından hiç ayrılmadım ve onu hep korudum.Lena sırlarımı paylaşabileceğim,ona güvenebileceğim ve her daim yanımda olabilecek bir arkadaştı.Lena ile en son ailemin cenazesinde görüşmüştük.
İçerisinde bulunduğumuz oda açık pencereden içeriye giren rüzgarla giderek serinleşiyordu.Ay ışığı Lena’nın ince ve zarif vücudunda yansıyordu.Lena’nın siyah saçları ve beyaz teni ay ışığı ile daha da parlaklaşmıştı.Herzamankinden daha güzel gözüken Lena’nın-en yakın dostumun,belki de tek dostumun-elini tutmuş yarının gelmesini istemsizce bekliyordum.Belkide yaşadığım son gün bugündü.Eğer şimdi tam da burada ölürsem hiçbir pişmanlık duymayacaktım.Yaşadığım son gün mutlu ve huzurlu bir şekilde geçmiş olacaktı.Ah,ne güzel olurdu tamda şuanda ölmek!

Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6380
2 Firari Fırtına 4436
3 Mustafa Ermişcan 3843
4 Hasan Tabak 3550
5 Nermin Gömleksizoğlu 3191
6 Uğur Kesim 3048
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2983
8 Sibel Kaya 2903
9 Enes Evci 2613
10 Turgut Çakır 2300

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1274 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com