Enes Evci  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 9 Puanı: 2441

3 Aralık 2014 Çarşamba 
Sizin yüzünüzden memlekette süpermen yetişmiyor
Okunma: 930

Çok manipüle etmeyeceksin hayatını. Hani diyor ya kolun kırıksa üzülmeyeceksin, kolu olmayanları düşüneceksin. Burada “şükür” başlığı altında ezip duracaksın ve sana verilenle yetineceksin. Karakterinin psikolojisi bozulacak. İçten içe diyeceksin “ulan hep biz mi alttan alalım?” yada diyeceksin ki “olsun üzülmesin üzülmesi gerçekten gerekenler”
 
Devrik cümle kurmak gibidir hayat. Mantıklı kurduğun cümleler başarıların gibidir. İmla hataların ve noktalama da ki sıkıntıların ise malum.
 
Demeye çalıştıklarımızı ne kadar da dolandırıp söylediğimizin farkına vardığımız da artık her şey için çok geç olacak.
 
Bugün asgari ücretleri belirleyen merciler bizim seçtiğimiz hükümetler olması gerekiyorken. Bizler biraz irdeleyip baktığımız da aslında büyük patronların bu rakamı belirlediğini görüyoruz. Başımıza bizi yönetsin diye koyduğumuz adamlar (dünyanın neresinde olursa olsun) bu gün bir başka lidere söverken yarın kameralar önünde güle oynaya poz verir halde. Ve dünya algımız bunu bize sorgulatmamakta. “Ne oldu da barıştınız?”, “Ne oldu da o maskeyi hemen taktınız”
 
Koordinatları Türkiye’de Ankara’ya göre verirsek. Ortalama 800km doğumuz da insanlar bilgisayar oyunların da ki gibi hunharca katledilirken, 800 km batıda parsellenmiş plaj beachlerin de bir tabak sosis servisine 70 lira verir halde.
Bu kıstasta şükür mantığı da manipüleye uğrayabilir. Yani şunu demek istiyorum. Evet şuan da Afganistan’ın falanca unutulmuş dağında varı yoğu altı üstü 10 tane keçisi olan ve çadırda 12 kişi bir arada yaşayan bir aile de var. Florida’da bir gecede milyon dolarlık kokain partisi veren insanlar da. Sen bu insan pramidinin neresindesin?
 
Farkında olmak bazen rahatsız edici olabiliyor. Zihin bazen Afganlı keçi çobanı olmak isterken bazen de Florida’da ki o züppe gibi olmak isteyebiliyor.
Prim yapmak için değil sadece soğumasını istemediğim bir gündem olduğu için örnek vermek istiyorum az sonra diyeceğimi. Maden kazasında insanlar ölmüş? Ölsün! Acun’un programın da elbet akşam birileri zıplayacak, hoplayacak.
2500 yıl önce yaşamış bir filozofun erdem üzerine söylediği sözlerden (Bakınız: Platon Devlet) hiç ders çıkarmadık mı? Peki ya sofistler? Peygamberler? İlim bilim insanları? Örnekte en iyi olan sanatçılar?
 
Ne diyor be bu Enes?
Sahi ne diyorum ben? Neden uyuyan bilinçleri uyandırma çabalarımız hep ucuz basit bir “cola içmeyin” sloganı gibi basitleşip basiretsizleşiyor?
Onların sloganları ile onlara küfür etmek ne kadar yeterli? İnsanların ölümlerini haberlerde izlerken hangi güç bizi kumandanın daha eğlenceli bir tuşuna basıp o haberi görmekten uzaklaştırıyor?
 
Yorgun geliyorsun eve, biraz bi dinleneceksin onu da buna ayırmak istemiyorsun. Anlıyorum. Gerçekten anlıyorum.
Hayat bize kredi lisanı ile bankalar vasıtası ile şunu söylüyor.
Ben –İyi bir ev istiyorum
Banka- Neden?
Ben- Rahatça sıcakta sevdiklerimle vakit geçirmek ve korunmak için.
Banka- Peki hayhay! Buyur bu kredin. Buna ev al. Bu evi hak etmek için ise ortalama 5 ila 10 yıl arasında bana para ver.
Ben- Aksarsa?
Banka- Yakarım!
 
Şuan bu yazıyı okuyan sen kimsin nesin bilmiyorum. Orta direk misin, zengin misin, yoksa bir belediye otobüsünün en arkasında cep telefonundan, 2-3 MB’lık internetinle bu siteye girip milim milim bu yazıyı mı okuyorsun bilmiyorum. Ama kim olursan ol bir hayatına bak. Bu hayat seni devamlı ama devamlı borca itiyor. İstemesen bile, dikkatli bir tüketici olsan bile, muhakkak ama muhakkak bir borcun vardır.
 
Aranız dan uyanmayı kafaya koyanlardan ricam bir kez olsun borcunu sıfırlasın ve yaşamaya devam etsin. Ve dikkatlice çevreden ona gelen borç taleplerini gözlemlesin. Sizi rahat bırakmayacak bu sistem. Bir yerden kesin ve kesin yakalayıp borçlandıracaktır sizi.
Bu anlattıklarım entel kahvehane köşelerinde siyasetten başka bir şey bilmeyen ve kafası devamlı komplo teorilerine çalışan bir adamın söyledikleri ile karıştırılmasın. Bilirim o lügatleri. Onlara göre
 
Bor madenleri, İsrail köpekleri, Amerikan oyunları, İngiliz gizli servisleri, Darbeciler, medya algıları, CNN tuzakları, el-cezire propagandaları! Offfff! İnsanın kafası kaldırmıyor.
Benim demek istediklerim daha insani bir ayaklanma. Daha insani bir uyanış.
Mesela arkadaşım. Şunu düşün. Dünya da barış olsun istiyorsun değil mi? Bunun için hiçbir halt yapmadığımız aşikar. Evet aramızda sosyal dayanışma derneklerinde gönüllü birkaç malkoç oğlumuz var. Allah’ta razı olsun onlardan bir şey dediğimiz yok. Sol elinin verdiğini sağ elinden saklayanlar da bu yazıyı okuyordur belki. Onlara da selam olsun buradan. Ama birde şöyle bir şey denesek?
 
Ben bu gün çıksam ve bir video çeksem. Video da desem ki
2016nın 10 Eylülün de, dünya da barış isteyen herkes bankalardan paralarını çeksin.
Ne olur tahmin edebiliyor musunuz? Benim bile tahminlerimi zorlayacak derecelere ulaşır bu proje.
 
Haberin yayılması ve gerekli şartların oluşması için ileri bir tarih verdim. 11eylülden 1 gün önce olması da biraz manidar olsun istedim. Bu videoyu İngilizce alt yazı ile dünyaya servis etsek?
 
Bu videonun engellenmesi için ellerinden geleni yaparlar. Olsun yine bi türlü yayılır.
Ama asıl problem şu. Ufak bir Nasrettin Hoca’hikayesi yardımı alalım. Kısadan anlatayım hızlıca:
 
Hoca’nın köye köylü baksın diye bir fil bırakır padişah. File dokunmak zinhar yasak! Fil manavın malını süpürür manav iptal, falancanın tarlaya girer tarla iptal, filancanın eve yaslanır ev iptal. Köylü der ki hocaya “Hocam ne yap ne et bu fili padişaha geri ver, anca senin dilin döner biz arkandayız”
 
Hoca alır fili, arkasına da alır köylüyü yürürler padişaha. Padişahın huzuruna çıkınca Hoca der ki “Padişahım ben ve bu arkamda ki köylü”
Bir bakar ki arkaya ne köylü var ne biri. Padişah korkusundan hepsi dağılmış. Hoca yarı yolda satılmış çoktan haberi yok. Devam eder Hoca konuşmaya “Kısaca padişahım biz bu fili çok sevdik varsa bir eşi onu da isteriz”
 
Karikatür dergisinin birisinde miydi neydi bir espritüel slogan vardı “Sizin yüzünüzden memlekette Süpermen yetişmiyor” diye.
Bu memlekette onların algılarını bozacak çok V For Vandetta çıkar lakin padişaha giden yolda satışa maruz kalıp üzerine asit dökülmüşçesine eriyip gidiyor her biri.
Ne zaman savaşacaksınız? Ne zaman kartları doğru seçip floş royalı düzecesiniz?
Hayatınızı zorlaştıran sanayi patronları bunları her daim engelleyecek ve hep sizi asgari yaşama borç içinde itecekler. Komplo teorilerine kulaklarınızı kapamayın. Siz diğer ülkelerin insanları gibi 2 boyutlu yaşamıyorsunuz. Bu en azından değerli ve güzel bir şey. Daha ergenliğe girmemiş çocuklarımız bile savaşın kapıda olduğunun farkında. Bilinçlenin. Hatalara düşmeyin.
Size rahat bir evde oturmanız için kredi verip o evde oturtmayan bu düzene karşı gelebilirsiniz. Öyle siyasetle demokrasiyle değil! İnsan olarak! Hümanist olarak. Okuyarak.

Yorumlar (1)
Eylül Akın 31.5.2015 10:07
Yazdığınız her satırda o kadar haklısınız ki.. Bireysellik bu kadar ön plandayken bizden bir olmaz. En azından ben bu konudaki inancımı yitirdim. Birileri gidiyor 1 trilyona lüks bir semtten dublex ev alıyor. Yetmiyor olmayan çocuklarına kalır diye 2 evde başka yerden alıyor. Birileri de 70 milyarı bir araya getirip 2+1 ev alabilmek için 10 yıl bir bankanın kölesi oluyor. Tabii sadece şanslı olanlar... Bir de hiçbir şeyin yokken gelmişsen dünyaya bankalar bile seni kölesi yapmak istemiyor. Kim ne derse desin dünya yalanla, üç kağıtçılıkla dönüyor. Dürüstlüğe, iyiliğe çok az insan yer veriyor kalbinde.

Belki o 1 trilyona ev alan insandan çok daha fazla çalışıyorsun, çok daha fazla uğraş veriyorsun ama bazen çalıştığın yerden dönüp evine gidecek yol paran dahi olmuyor. 2 TL'den bahsediyorum sadece. 1 trilyonun yanında 2 TL'den. Yazdıklarınızı okuduktan sonra şunu söyleyebilirim ki bencilsen, sadece kendini düşünebiliyorsan, menfaatlerine göre hareket edebiliyorsan kazanırsın. Yoksa içini acıtan sokaktaki dilenciye verdiğin paraya muhtaçken sen, o bile sıcak evinde senin bütün gün çalışıp kazandığın paranın belkide kat ve kat fazlasıyla uyuyor olur.

Yine de en az sizin kadar isterdim "bir" olabilmeyi. İnsanlığa olan inancımı yitirmemeyi..


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6172
2 Firari Fırtına 4240
3 Mustafa Ermişcan 3443
4 Hasan Tabak 3316
5 Nermin Gömleksizoğlu 3015
6 Uğur Kesim 2914
7 Sibel Kaya 2742
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2480
9 Enes Evci 2441
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:764 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com