mutlu cihanoğlu  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 1188 Puanı: 36

26 Şubat 2016 Cuma 
Bütün çocuklar aynı mı kokarmış?
Okunma: 730

   
   Stajımın ilk günü. Giyindim, süslendim, püslendim öğretmencilik oynamaya gidiyorum. İlk defa kumaş pantolonlar, gömlekler, topuklu ayakkabılar... Yakıştı diyor herkes. Her zamanki spor giyinişimden sonra göze değişik geldi herhalde diye düşünüyorum. Stajyer öğretmenimiz ve müdür bizleri uyarıyor: "Onlara sevecen yüzünüzü asla göstermeyin, sert ve ciddi bir duruşunuz olsun gerekirse dişinizi gösterin." Bir film repliği geliyor aklıma:
-Hoca hanım biraz dişinizi gösterseniz hani?
-Ben köpek değilim müdür bey onlara dişimi değil şefkatimi gösteririm ancak.
 İçimden söylüyorum tabi. İlk gün yemezler canım. Dur daha bir dur yeni geldin. İçindeki anarşisti sustur ve herkes gibi dünya yolundaymış gibi rol yap.
 
   Beşinci sınıflara giriyorum ilk. Biraz yaramaz bir sınıf. Olsun ben dişimi göstermeden de susturabilirim. Ölçülü davranmayı biliyorum. Gözlem yapacağız. Stajyer öğretmenimiz anlatmaya başlıyor. Dersimiz okuma. İnsanları kırmadan konuşabilmekle ilgili iki kısa metin okunuyor, tartışılıyor. Metinler tanıdık, yıllardır okutulan klasik metinler. Yine bir özgünlük yok yine bir farklılık yok. Bir de eğitimdeki yapılandırmacı yaklaşımdan bahsederler fakat geleneksel eğitimin içinden çıkamazlar.Hatta bana göre gelenek öncesi dönemdeki mağara eğitimi. O kadar da abartırım yani. İşimi çok seviyorum. Hakkıyla ve layıkıyla yapmam gerektiğini düşünüyorum. Bu ders ve tema için elbette bir metin hazırlayabilirdi ya da bulabilirdi. Aslında bunu zaten yapmalıydı, çünkü işimiz hazıra konmak değil araştırmacı ruha sahip olmak benim gözümde.
 
   İncelemeye başlıyorum öğrencilerimi. Hepsi birbirinden farklı. Kimisi çok konuşuyor kimisi az. Kimi çok çekingen kimi fazlasıyla girişken. Kimi çok duygusal yaklaşıyor olaya kimi oldukça mantıklı. Her biri çeşit çeşit tip tip Can Yücel`in dizeleri gibi. Dünya farklılıklarla güzel. Çeşitlilik her zaman iyidir. Hepimiz aynı fabrikadan çıkmış ürünler gibi aynı şeyi düşünüp aynı açıdan hayata baksaydık dünya çok sıkıcı bir yer olmaz mıydı? Tek tip insan yetişirdi. Hükümet Kadın... "Beni ben yapan yegane şey, benden olmayandır. Bu dünya senden olmayanlarla güzel."
 
   Bir öğrencim kaynaştırma öğrencisi. Zil çaldığında öğretmenimize soruyorum: Onun neyi var? Zihinsel engelli galiba diyor raporuna henüz bakmadım. Umarsızlığı ve duyarsızlığı konuşma tarzı ve tavrı hiç hoşuma gitmiyor. "Ben özel eğitim öğretmeni değilim sonuçta onun yeri burası değil, benim elimden bir şey gelmez." Senin elinden bir şey gelmiyorsa neden başkalarının elinden bir şey gelmesi için elinden bir şey gelmiyor? İçimden diyorum yine tabi. Az kaldı, meslek hayatım henüz başlamadan anarşik diye postalayacaklar beni. Sivri dilim hiçbir yerde durmuyor, içinden de olsa konuşuyor. Bakışlarımdan anladı sanırım ne düşündüğümü. Telapatik bir şey yaşadım o an.
 
   Sınıfa girdim. Ve o koku.. O kokuyu aldım. Ablamın çocuklarının kokusu... Bütün çocuklar aynı mı kokarmış? Tepinip koşturup terlemişler. Ama hiç ter gibi kokmuyor ki. Çocuk kokusu bu... Öyle güzel çiçek gibi kokuyorlar ki... Anaçlığım tutuyor yine. Falcı kadın söylemişti sen çok anaç birisin. Şaşırmıştım, hiç düşünmezdim bunu. Bilmiyordum böyle olduğumu ben her zaman uçuk kaçık deli dolu bi kızdım işte.. Kokular... Beni her zaman çok etkiler. Geçmişe de götürür anı da yaşatır geleceğe bile götürebilir. (Taktım sanırım geleceğe bu aralar) Her türlü koku bana bir şey hatırlatıyordu. Bu çocuklar nasıl mı kokuyordu? Çocuk bile değildi hatta sanki bebek kokusuydu bu. o kadar karışık geliyordu ki bu koku bana her zaman... Böyle sanki hepsi yeni doğmuş, cennet kokusunu kaybetmemişler daha. Islak mendil kokuyor biraz da. Biraz da yenmemiş diş kaşımak için sadece kemirilmiş tükürüklü bebe bisküvisi gibi kokuyorlar. Evet tiksinmeyin tükürükleri bile güzeldir onların.  Sabahtan akşama kadar sokakta oynanmış güneş yakan saç kokusu bu. Belki biraz denizde yüzmüşler de tuz kokmuşlar, sonra acıkmışlar kaynamış süt darı almışlar da yiyorlar, rüzgar hem bedenlerindeki tuzun kokusunu hem de kaynamış süt darının kokusunu karıştırarak getiriyor. Yeni yıkanmış çamaşır gibi yumuşatıcı kokusu bu. Dudak kenarında kalmış çikolata kokusu ya da salça ekmek kokusu. Çin malı oyuncaklarla oynadıktan sonra ellerinde kalan plastik kokusu, bisikletin demirinin pas kokusu bu. Su kokusu, bebek şampuanı kokusu, bebek sabunu kokusu. Bu saflığın ve masumiyetin kokusunu doya doya içime çekiyorum. Bir romanın içinde buluyorum sanki kendimi kokularla beraber. Retrospektif bir romanda mıyım yoksa bilim kurgu mu? Henüz daha kirlenmemiş, acı çekmemiş, kazık yememiş kokular. Bunun yerini belirleyebilmem için geriye mi bakmam gerekiyor ileriye mi? Çocuk, her devirde, her dönemde aynı olmasa da benzer olurdu herhalde.
 
   Özlemişim. Ablamın çocuklarını çok özlemişim. Mesleğimi sevmemin en büyük sebebi: içimdeki çocuk sevgisi. Ayın on beşine odaklı bir 657li olarak değil, içimdeki çocuk sevgisiyle geçirmek istiyorum öğretmenlik hayatımı. Nerede olduğumun ne kadar maaş aldığımın kadronun 657nin de 900ün de 666nın da falanın da filanın da canı cehenneme.Ben işimi karın tokluğuna bile yaparım. Yeter ki yapayım. Yeter ki yapmak istediklerimi gerçekleştirmeme engel olmasınlar.
 
   Kaynaştırma öğrencisinin yanına oturuyorum. Onu anlamaya, onunla iletişim kurmaya çalışıyorum, konuşuyorum. Tanrım. Bu çocuk zihinsel engelli falan değil ki! Oldukça zeki, dikkat dağınıklığı ve hiperaktive sorunu var sadece. İçimden bi ton küfrediyorum bu çocuğun raporunu hazırlayanlara. Her zaman yaptıkları bu işte. Meydanda. Ne diyebilirim ki artık?
 
   Karmakarışık bin bir duyguyla evime dönüyorum. Yaz güneşi tam tepede son demlerini yaşıyor, yerini güze bırakacak. bi şarkı kulağımda çalıyor. https://www.youtube.com/watch?v=rtK6MDWoT18 İngilizce. Ne diyor bilmiyorum ama arka planda çocuk sesleri var. Rengarenk, hiç kirlenmemiş, tertemiz cennet çocuklarının kokusu ve sesi.

Yorumlar (1)
Mehveş Maden 27.02.2016 17:56
Ne güzel.Bu yazının ne güzel bir kokusu var.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6435
2 Firari Fırtına 4483
3 Mustafa Ermişcan 3936
4 Hasan Tabak 3606
5 Nermin Gömleksizoğlu 3238
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3087
7 Uğur Kesim 3085
8 Sibel Kaya 2948
9 Enes Evci 2653
10 Turgut Çakır 2331

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:181 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com