Enes Evci  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 9 Puanı: 2440

8 Temmuz 2016 Cuma 
Kiralıksın en nihayetinde
Okunma: 811

Turgut Özal furyası bu. Biz milletçe severiz antik kuntik basmalı, ışıklı teknolojik aletleri. Şimdilerde retro peşinde olan seksen kuşağının paylaşımları doğru. Televizyona vakti zamanında hürmet etmiş milletiz. Üzerine dantel örmeler, kumanda tozlanmasın bozulmasın diye poşetlemeler falan. 
 
Ne yalan söyleyeyim tüm dünyaya has bir şey bu. Oyun konsolları, pornolar, din ve siyaset kavgaları. Bulaşık bulaşık insanlar yetiştirdik. Kimse elini taşın altına koymaya cesaret edemedi. Türkler vatan millet sakarya edebiyatının olduğu, anadolu kelimeleriyle süslenmiş, mezapotamya kelimeleriyle çoşturulmuş, çanakkalelerle pohpohlanmış yazılardaki o özelliklerini bıraktı. Nerede o imanlı topluluk? Misafir perverliği? Onuru? Gururu? Borcuna sadık kalması? Cesareti? Ve daha eski Türkiye'de yaşayan insanları anlatırken kullandığımız bir dolu övgü cümlesi. Nerede?
 
Çanakkaleyi kurtaranların torunları şimdilerde lgbt yürüyüşlerinde bu toplumun dinamiklerine ters düşen "özgürlüğün" peşinde.
 
Mezapotamya çocuklarının derilerini yüzdüler. Şuurları kayıp. Her biri potansiyel katil. Yalın ayak en kötü bin beş yüz kilometre yürüdüler. Enselerinde kapital mi kapital AK-47 ler.
 
Asansör beklerken birbirinin suratına bakmaya tenezzül etmeyen et yığınları biriktirdik şehrin ceplerinde. Kader için her biri bozuk para hükmünde.  Vakti gelince ya ederi bir ciklet, ya tamamlayacaklar üstünü, yada düşecek yamalı cepten kaybolacak.
 
Felaket tellalcısı değilim, ülkenin gettolarından birinde hafif iyi eğitimli bir serseriden öteye bile geçemem belki. Vergilerim tam, kiralarımı faturalarımı aksatmam, giysiye de az para harcamıyorum, araba taksidine girmek istiyorum. Ayda minimum dört kere dışarı yemeğe çıkarım. Siyaset hakkında saatlerce konuşabilirim. Sosyal medyadan bir an bile ayrılamıyorum. İnanır mısın, sıçarken bile elimde. Cep telefonsuz tuvalete girmek istemiyorum. Girersem çok kısa kalıyorum. 
 
Yeni yeni tadlara açığım, eve daha çok şekerli şeylerden alıyorum. Ekler falan gibi. Su bitmiş, arayayım da getirsinler. Bugün hangi franchisingden yemek yesem ki? Ben onun applicationunu indirmiş miydim telefona?! Üfff adamın attığı mesajı okudum yanlışlıkla, cevap yazmam gerek şimdi. 
 
İşte aynen böyleyiz. Sen gibi ben gibi. Hepimiz buyuz. Böyleyiz. En sevdiğin maskeni al tak çık dışarı. Kimse bilmiyor seni merak etme. Sıkılma, darlanma. Böyle ölüp gideceğiz. Hatta böyle devam edersek zaten az zaman sonra bizi öldürmeye gelecekler. Hem de hunharca. Rahatla, benim yaptığımı yap. Bir şeyler yaz çiz çek yolla. Dünyayı kurtardım say kendini Rahatla! Mastürbasyon gibi. Kendi kendine yapabildiğin ama bir boka yaramayan bir eylem. "Susma sustukça sıra sana gelecek" bayatlığında. Hadi, dene.  
 

Yorumlar (15)
Başarısız YAZAR 8.7.2016 18:37
Çanakkaleyi kurtaranların torunları şimdilerde lgbt yürüyüşlerinde bu toplumun dinamiklerine ters düşen "özgürlüğün" peşinde gidiyorlarsa bu oldukça iyi bir şey. Hatta senide pembeli mini eteğini giyip en kısa zamanda, o onur yürüyüşlerine bekliyorum. Eteğin yoksa bile, küçükte olsa bir destek vererek ( misal onlarla ilgili onurlu bir yazı kaleme alarak ) '' dünyayı kurtardım '' sayabilirsin kendini. Enim ol kendini daha özgür hissedeceksin, ülkenin gettolarından birinde hafif iyi eğitimli serseri...

Enes Evci 13.7.2016 11:43
Korkma benden. Anlıyorum seni. İthal fikirlerini, devşirme noktalama işaretlerini. Avatar resmini, internete bağlılığını, elindeki likit kristal telefonu. Emin ol bak. Hepsini anlıyorum. Sen bana yazdırıyorsun işte. Yılmadan, usanmadan yazacağım. Hemde gettodan ve üstelik iyi eğitimimle. Sıkma canını, çünkü daha çok sıkacağım. Ben sıktıkça bulanacak kanser, ben sıktıkça gerilecek ve genişleyecek damar. Ama sen yine de bir hemşirenin enjektör önceki telkininde ki gibi hisset "sıkma ve gevşe" Hissetmeyeceksin bu sitenin kadim yazarlarından Enes Evci ile tanıştığını.

Başarısız YAZAR 13.7.2016 16:01
Çok uzun zaman geçmişti üstünden. Dağ değil, eğimli bir tepe belki. Yerleşim yerinden bir çoban gidimi uzaklıkta yerliler olarak dinleniyorlardı. Almanya'ya ilk kapağı atanların çocukları sayesinde el yapımı teneke bir trampet ile bulundukları yerin sulak avurduna belirsiz süreli dikilmiş bir söğüt ağacının uygun düşen kolundan yaptıkları flütlerin seslerini, ilk defa birleştirip ortaya boktan bir şey çıkarmışlardı. Hatırlayıp güldü. Eskimiş tahtına yaslanıp '' devletin siyah ciltli kitaplarında bile varoş denen doğduğun topraklar için yeni bir isim derdine düşmüştün sen. Bulup getto dedin. Bunu yapmak zorundaydın haklı olarak. Varoşlar da gerçek hayatlar, gettolarda sığınmacılar yaşar. Damara batan şırınga bile enjektöre dönüştüyse bunu yapmak zorundaydın haklı olarak. '' Yıllar sonra terk ettiği sitesine kendi imzaladığı kendi kararnamesi ile kadim olarak atanan herifin ukalalığı üzerinde gibi hissetti. Gözlerini kapatıp konuşmaya devam etti Başarısız YAZAR uzak bir yerden. '' en iyi sesler iki sınırın ortasında kalan bir ağaçtan gelir ''

'' bence ''

'' adın ne demiştin? ''

'' Enes ''

'' acını anlıyorum, utancını, kemik saplı tırtıklı bıçaklar yüzünden serçe parmağının neden kesildiğini. Dert etme, rahatla, alın terinin küskün lacivertini kuytu denizlere at, rahatla, çiğdem baş kurup oturduğun sofralar sana uzak. Hatırla. Yazında üzüm yoksa bağ bozumu zamanlarda şarap içenler asla üzülmez. Hatırla. '' dedi. Sesli harfler ile.

Öykü bitmişti…

Enes Evci 15.7.2016 10:38
Hımm şimdi anladım. Yani yaptığın yorumdan bir halt anlamadım. Çünkü John Ronald Reuel Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi eserinde ENT MECLİSİni anlattığı bölüm gibi sıkıcı. "Anladığın ne?" dersen ondan bahsedeyim.

Sanırım bu sitenin ilk kullanıcılarındanım. Ara ara gelirim böyle. Vakti zamanında Orhan vardı. Yani Orhan olması gerekiyordu. Bir de burada kafalamaya çalıştığı bir kız vardı. Msn falan dönemleri Başarısız YAZAR, avatarındaki sensen bilirsin o dönemleri. İşte o zamanları hatırlayıp anladım. Siz ölmüyorsunuz, her dönem boş boğazlılık bayrağını birbirinizden alıp devam ediyorsunuz. Olsun. Ben senin gibi YAZAR değilim, ben BOZARIM.

Ne içine girmeye çalıştığım bir entellektüel kimlik bulabildim nede janti bir semt. İki dakka anlamadan etmeden yorum yapacağına Enes Evci'yi oku. Bunu yap. Masturbasyon gibi, bilirsin. Yapana kadar güzel sonrası tatminde sıkıntı. Bence çabala. Sizler bitmez, bizler de bitmez B.Yazar. Uğraşma benle. Git bir kaç tane falım sakızı konseptli şiir yazan 35 li yaşlarındaki platin saçlı karıların şiirinin altında ekşi. İş çıkar, muhabbet olur. Sen benim klasmanım değilsin, tanıyorsan Orhan'ı falan çağır özlemiştim. Didişiriz. Bu sana son yorumumdur. Yoruyorsun beni, vakit kaybısın. Bu sitenin teferruatısın. Anlamaya değil, şu yeni yetmelerin popüler söylemindeki gibi "fame" tırmalamaların var. Boşver fameliği falan Başarısız Yazar. Biri çıkar dediğim gibi seni bozar. Bozulma kal öyle.
Vesselam.

Başarısız YAZAR 15.7.2016 12:42
Travmatik tartışmalardan çok anlamam ben. Belki Orhan. Sormak lazım. Ama başkalarının kitap ceplerinden beslenip, yine onların hayal dünyalarından üç kuruşluk akıl ve feyz alıp, sonradan görmeler gibi, sade dilli insanlara kas gösteren komiklere gerçekten acırım. Komiksin. Gerçekten öylesin. Çünkü ne seni nede senin klanından olan ithal herifler ile uğraşmam ben. Evet, yeri geldiğinde iki beden büyük don bile giymişliğim var. Ama karşımdaki dengim değil. Kendinden bir şey katamadığın her şey ithaldir ona istinaden diyorum bunu. Ne hattime.

Ayrıca, senin gibi tez canlı kabak tatlarına da dedim daha önceki yaptığım yorumlarda. Bir şey ortaya koyarsın /nız ve ortaya koyduğun/uz her neyse işte, kendi penceremden olanları görürüm. Ya altına yaparım ya da sıkar ‘’ aman sende ‘’ derim yazılarınıza. Bu yüzden beni kişisel algılama kaybedersin. Peşinde olduğum şey edebiyatın. Karalamalarının hepsini okudum ve kendimi zorladığım halde inanmakta güçlük çektiğim için biraz kelam edem dedim hepsi bu. Kısaca varoşları gerçekten varoşta yaşayanlara bırak. İnandırıcı olmuyor çünkü. İyi niyetini anlıyorum. Gerçekten ezik olsaydın ya da bir kaybeden, yazmadan bile yaşadığın mahallene kadar tanırdım seni. Ama değilsin. Ve böylece son yorumlarımızı da yapmış olduk.

Not: Yorum değil, yazdıklarım zebil olmasın diye öykü yazdım. Dilediğin kadar uzatmaya hazırım ayrıca. Fakat senden bir kahraman yaratabilir miyim bilmiyorum

orhan örs 15.7.2016 18:19
İzmir'de yaşadım, İstanbul 'da çok kaldım, Ankara'ya ara ara uğradım. Çok insan gördüm. Çok hayat tanıdım. Her dünya görüşüyle öyle ya da böyle muhataplığım oldu...
Sevdiklerim de oldu, nefret ettiklerim de...
Sevenlerim de oldu gıyabi katillerim de.
Ben bir tek sen gibilerden tiksindim Enes!..
Konu edebiyatsa söyleyeyim ; senden bi'halt olmaz.
Konu insanlıksa söyleyeyim; senden bi'bok olmaz.
Konu yoksa söyleyeyim; bu dünya sen gibi tepeden tırnağa, hücreden hücreye yalanlara güzel; güzel yaratıklarsınız!!!

Konu bensem söyleyeyim; la'bi'siyhtir'ol git!..

Zamanında anlatamamışım, boşa bir çabaymış. Şimdi anlatmaya çalışsam ne olur; Enes denilen şey koca bir palavraymış!!!


Başarısız YAZAR 15.7.2016 21:22
'' Seni sıçmayı unutmadım! sifona su biriksin yeter ''

Yeni öyküsünün adı için çok düşünmesi gerekmedi. Enes kimdi? Sorulan soru bir kaç cevabın içinde olduğu bir yanlışlık, yada bir hiçlikti belki de. Vazgeçmek istedi. Olmuyordu. Olmazdan sadece bir olmaz daha yaratılabilirdi sadece.

Yoksul akşamlarda güneşi beklerken, acılar, dökülen terler. başınıza gelecek felaketler, büyük kayıplar. Gür saçlı ağaç altları yetmezmiş gibi, birde gölgelerine şemsiye açılmasını öneren bilgeler. Bilimin olmadığı yerde büyücüler genelde kadınlardır. Bilim adamından ziyade sabahların herkese eşit baktığı, ama bazılarına koyduğu, yumuşak huylu Ankara sokaklarında kişi başı bir buçuk politikacı düşüyordu. Orta çağı düşündü. '' Güç bende '' diyen karanlık herifleri. Yada gerçek peygamberlerin bir anlık dalgınlığından yararlanıp bir kutsal yaratan kara düşlü herifleri.

Bir hiçten tek soru çıkmıyorsa olasılıkların hesaplandığı tek yer kalıyordu geriye. Enes ve yancıları! Lanet olsun!

Zavallıydılar. Bütün kahramanlar zavallı değildi belki. Ama zavallıydılar. Yapay yalnızlıkları için yapmayacakları şey yoktu.

Çukurlar içine dipleme düştüklerini, düştükleri dipte, bir kaç dişi fareden yardım aldıklarını ve o farelerin, onların kan kaybeden aç kalmış yardıma muhtaç yapay düşlerinden etkilenip meme uçlarını durmadan irtifa kaybedenlerin ağız boşluklarına tuttuklarını hayal etti başarısız YAZAR!.

Yoksulluğu, okumamışlığı, hileli hakem heyetine rağmen berabere biten bir ulusun bir başka ulus ile kan bağını sömüren kurnaz bakışlı düşenler sayesinde kandırılabilirdi fareler. Bu sorundu.

'' Hayır! Bir kere güdüyü kızdırdın! '' diye devam etti öyküsüne. Buna müsade edilemezdi.

Başarısız olanlar, karmaşadan ve felsefi terimler arasında üstü açık bok deliklerinden aşağıya baktığında göreceği tek şey kalıyordu geriye. Kalmalıydı. Hiçlik!

Bir sayfa uzak mesafedeydi. Yazmayı bıraktı.
'' iyiyim dedi '' Orhan'a. Bir metal fırtınasından bir gün daha sağ salim kurtulmayı başaran bay M'nin işçi selamını iletmişti.
'' buna emin misin peki? ''
'' evet, toplumda biriken firavun boklarını anında sıçma mı önerecek doktorlar hepsi bu ''
'' o halde her hangi bir delik işini görür ''
'' bir yaz günü sıcaktan kırılmayan yeşil çalı dipleri hariç, her hangi bir delik dostum ''

Enes Evci 16.7.2016 17:05
Demiştim sana burnu iyi koku alır. İzle ustanı, salça olmayı öğren. Gel derim ikiletmez. Kaliteli takılırız demiştim yanılmışım. Onu da geçen yıllara veriyorum. Yaşlanmak da bir mesele azizim.

orhan örs 17.7.2016 02:46
Demiş miydin!..
Ne oldu Enes, senin dergi işi tutmadı galiba?
İyice hırs yapmışsın. İlkokulda, mavi mürekkepli kalemi gösterip; " bu kalem kırmızı yazar mı?" diye sorup kağıda "kırmızı" yazan tipler vardı. Senin bir yorumunda, kendin için "kadim yazar" ifadesini kullandığını görünce o geldi aklıma. Seninle ilgili başka da bir şey yok aklımda.
Yaşlılıktandır !..

Enes Evci 17.7.2016 10:52
Dergi işi duruyor Orhan'ım. Şuan Türkiye'nin en çok satan dergilerinden biri. Belkide en çok satanıdır. İsmi İzdiham öneririm. Ha uzunca bir ara ben yokum yazmıyorum. Müzisyenliğim ağır bastı. Neticede sanatı seviyoruz azizim. Orhan bu avatarındaki ufak prenses senin mi? (Maşallah) Yıllar sana birşeyler de katmış. Ha bu arada bende bir kız babası oldum zaman içinde.

Bu siteyi sadece kullanıyorum arkadaşlar, sizlerle bu şekilde didişme özelliğimide kullanıyorum. En nihayetinde ters adamlarsınız başka diyalog mümkün değil sizle. O yüzden çok bilenmeyin. Okuyun geçin, hiç olmadı okumayın falan.
"kadim yazar" hımmm, düşünmeli üstüne.

orhan örs 17.7.2016 14:37
Demek Türkiye'nin en çok satan dergisi sizinki. Ondan burnu boktan çıkmıyor o zaman ülkenin. Biz de yok yere Akp faşizmi, cemaat kumpası falan dedik yok yere.
Enes zorlama kardeş boş yere. İçtiğin sular su değil!..

Başarısız YAZAR 17.7.2016 19:35
Sana öykü göndermek yerine bir hikaye anlatayım. Yazarsın. Zaten sen ve ekibin ancak başkalarının yaşadığı hayatları yazarsınız. Nasıl fikir? Bu iyi bir antlaşmaya benziyor... Oda Orhan haklıysa ( ki bir yangın için o yerde ateş ve duman çıkması gerekmiyor ) diye. Durumuna üzülmedim. Ama derginin kapak tasarımına üzüldüm. Az biraz satsın...

Tabi ki taşak geçtim! Umarım en kısa zamanda batarsın!

Enes Evci 18.7.2016 11:22
Aslında aklımda bir soru "e daha ne duruyorsunuz? gidin artık?" Bak anasayfaya menopoz ablaların çiçekli kedili şiirleri var onları okuyun. Sözümün eri olmakla mükellefim. Daha cevap vermem dediğim adamlara cevap vermiyorum ve yok hükmünde değerlendiriyorum. Orhan bu kadar hızlı geleceğini tahmin edemiyordum. Sağol benim sataşmamı kabul edip geldiğin için. Ben yeni yetmeler feyz alsın istedim. Kaliteliliğinle renk kattın. Eski günleri yad ettik sayıyorum. Koca adamlarız, daha da laf dalaşına girmeye gerek yok. Silerseniz silerim yorumlarımı. Bir zahmet büyüyelim artık.

Sevmiyorsanız da hakaret etmeden neden sevmediğinizi, hangi fikrime katılmadığınızı yazabilirsiniz, üzerine saygı ile konuşuruz.

Başarısız YAZAR 18.7.2016 13:46
Hakaret etmek? Hayatı boyunca küfür etmeyen bir insana kelime kurnazlığı yaptın. Kıçın '' seni sikeceğim '' demeye yemediği için ( ilk yorumunu bir daha oku ) edebiyat adı altında ayıp şeyler söyledin. Bu sitede hakaretten bahsedecek en son insan sensin! Karşında eski bir sandalyeye baktığında oturak yerine bölünmüş hayatları gören bir işçi var. Bu yüzden ne söyleyeceksen direk söyle. dolanmadan, sığınmadan, kurnazlık yapmadan.

Peki! sana bir şans daha vereceğim öykümde.

orhan örs 18.7.2016 13:49
Mizahi bir amaç dışında bir kişinin komik olması komiktir Enes, komiksin!
Yorumlarını ister sil ister silme; komiksin!..


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6171
2 Firari Fırtına 4239
3 Mustafa Ermişcan 3440
4 Hasan Tabak 3315
5 Nermin Gömleksizoğlu 3014
6 Uğur Kesim 2913
7 Sibel Kaya 2741
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2474
9 Enes Evci 2440
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:228 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com