Nazmi Öner  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 457 Puanı: 131

15 Eylül 2009 Salı 
Resim Kampı
Okunma: 1179

Resim Kampı

 

Bir sabah kalkınca kaldığın pansiyonun bahçesine dağılmış, resim çalışan bayanlarla karşılaşmak, elbette ki herkesi şaşırtabilir. Ama ta İstanbul’dan kalkıp da, Antalya’ya resim yapmak için geldiklerini işitince doğrusu şaşkınlığım bir kat daha arttı. Hatta içimden:  “Onlar tatil için gelmiştir. Göstermelik bir çalışma yapıp bırakırlar. Bir daha da paleti fırçayı ellerine almazlar” diye geçirmiştim.

 

Ama hiç de öyle olmadı. Her gün hem sabah ve hem de öğleden sonra olmak üzere günlük iki çalışmayı hiç aksatmadan son güne dek sürdürdüler. Tatil ve deniz tamamen ikinci planda kaldı.

 

Onların bu ciddi ve istekli çalışmaları, pansiyondaki diğer insanları da etkileyerek, herkesi resim üzerinde yoğunlaştırıp, yaşamı tam bir resim kampına çevirdi diyebilirim. Ya da en azından bende bu etkiyi yaratmış olmalı ki, kendimi bu kampın bir parçası olarak düşündüm. Ve bu yüzden hem kendi düşüncelerimi ve hem de onların görüş ve düşüncelerini aktarmak için bu yazıyı kaleme aldım.

 

Kendilerinden edindiğim bilgilere göre, değişik meslek gruplarına mensup yedi kursiyer bayan ile Öğretmenlerinden oluşan, sekiz kişilik grup Çıralı’daki Love Tree Pansiyona, İstanbul’dan resim çalışmak için gelmişlerdi.

 

Bu durum bende hayret ve hayranlık kadar, sanat adına sevinç ve iyimserliğe neden oldu. Paraya konu olmayan edebiyat ve sanatın, neredeyse delilik veya enayilik olarak algılanmaya başladığı, üçüncü sınıf bir magazin yıldızının akşam yemeğini kiminle yediği kadar dikkat çekmediği bir dönemde, salt sanatta yeni bir şeyler keşfetmek, değişik bir çevrede sanat adına değişik duygular yakalayabilmek adına yapılan bu özverili çalışmayı taktirle karşıladım.

 

Çalışmalarını izledikten sonra, kampın son günü öğretmenleri Nilgün Sabar’a şu soruları yönelttim.

 

İstanbul’dan yola çıkarken bu geziyi nasıl hayal ediyordunuz? Resim mi, turizm mi ön planda geliyordu?

 

Resim yapmak bir hayat tarzıdır. Kısacası bu yolculuk, her aşamasında sanat olacak şekilde tasarlanmıştır. Görsel imajları çok kuvvetli bir mekân olan Çıralıyı bu yüzden ve bize ilham verebilmesi için seçtik.

 

Çalışmalarınızı ilgi ile izledim. Öğrencilerinizin sık sık yer değiştirmesini isteyerek, bir resmi 3-4 kişiye tamamlattınız. Onlara değişik pencereler mi açmak istediniz? Başkasının resmine devam ettirerek, kişisel kalıpları kırmak mı istediniz?

 

Bu çalışmaların amacı kişisel yaratıcılığı ortaya çıkarmak ve özgürleşmekti. Bunu yaparken, mülkiyet duygumuz ve egomuzdan kurtulup, özgürleşme sürecine girebilmemiz için, birbirimize ayna tutmamız gerekiyordu. Dolayısıyla birbirimizin resimlerini boyarken, kolektif bir ruh yakaladık. Takım ve birlik duygusunu hissettik. Sanatın salt bizden çıkan değil, ortak bir kanaldan gelen kolektif bir duygulanım olduğunu fark ettik.

 

Resim bir yaratma sanatıdır. Yaratma ise düşünmeden olmaz. Oysa öğrencilerinizden siz, fırçayı daha cesur kullanmalarını, yani zaman zaman beyinden çok bilek çalışması istediniz. Bileklerin özgür kalmasıyla onları cesaretlendirmek mi istediniz?

 

Entelektüel düşünce yaratıcılığı kısıtlar ve egoyu devreye sokar. Burada yapılan çalışma bilek çalışmasından çok içsel yaratıcılığı düşünmeden ortaya çıkarmaya yönelik bir serbest çağrışım ve alt beyin çalışmasıdır.

 

Size göre resim niçin yapılır? Dinlenmek mi, düşünmek ve yaratmak mı yoksa bir eser yaratmak için midir?

 

Resim yapmak sanatçı için bir ihtiyaçtır. Kendini tanıma ve tedavi etme yöntemidir. İnsan olma yolunda attığımız yüksek bir adımdır, aydınlanmadır.

 

Bu kampı olumlu ve olumsuz yönleriyle nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Kişisel gelişim için çok yararlı bir çalışma yaptığımızı düşünüyorum. Önümüzdeki senelerde de tekrarlayacağız.

 

Öğrenciler adına kamp çalışmalarını değerlendiren Hülya Yüksel ise şunları söyledi.

 

 “Soyutlamayı öğrenmeye doğada başlama fikri, oldukça heyecan vericiydi. Bütün kamp boyunca renklerle dans ederek kolektif çalışmanın tadına vardık. Sonuçta yaşadığımız yaratıcı süreç, resim sanatı için oldukça öğretici olmanın yanında kişisel sorgulama açısından da ilginçti.” Dedi.

 

Bu açıklamalardan sonra çıkarın, bencilliğin, paranın, basitliğin adiliğin küreselleştiği dünyamızda, sanatın her şeye rağmen nefes almaya devam ettiğini görerek, dünya ve insanlık adına umutlarım tazelendi. Kendilerini ve içinde sanat aşkı, doğa sevgisi taşıyan herkesi kutluyorum.

 

Gördüm ki, sanat hala değişik meslek gruplarından insanları etkileyerek, bir duygu birliği meydana getirebiliyor ve insani amaçlarda birleştirebiliyordu. Eğer insanlık son nefesini vermemişse daha, yeniden canlanması da mümkün olabilecektir diye düşünüyorum sanat sayesinde. 08.09.2009 Çıralı

 


Yorumlar (1)
büşra kafa 16.09.2009 10:11
resim yapmak bana göre (ellerinizde yetnek yüreğinizdede istek varsa) hobi den daha öte çok çok güzel bir duygu haline geliyor zamanla ...
insan ellerinin kıymetini daha iyi anlıyor, zihin dinleniyor görsel hafıza güç kazanıyor ..vs ,vs ama en önemlisi sabır ve estetiği öğrenmek bana göre çok işe yarıyor ..

yazı çok hoş olmş tebrikler


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6327
2 Firari Fırtına 4389
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3478
5 Nermin Gömleksizoğlu 3144
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2879
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:243 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com